M13-D01
Yükleme
Davranışı kişiye ya da duruma yükleme süreçlerini ve kullandığımız ipuçlarını açıklar.
Temel Psikoloji Akademisi — M13, Sosyal biliş · 2.852 kelime · 17 örnek durum · 3 kanıt kartı · ≈ 13 dk okuma · 19 dk dinleme
Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Yükleme, insanların davranışların ve olayların nedenlerine ilişkin yaptığı çıkarımlar; en temel ayrım, nedenin kişide mi yoksa durumda mı arandığı.
Kelley'in ortak değişim modeline göre insanlar fikir birliği, ayırt edicilik ve tutarlılık bilgisine bakarak nedeni belirliyor; ama araştırmalar fikir birliği bilgisinin en az kullanılan bilgi olduğunu gösteriyor.
Tek bir gözlemde, beklenmedik ve özgürce seçilmiş davranışlar kişi hakkında daha güçlü çıkarımlara yol açıyor; başka makul bir neden varsa, önemsizleştirme ilkesi kişiye yapılan yüklemeyi zayıflatıyor.
Weiner'e göre nedenin denetlenebilir görülmesi sorumluluk yargısına, bu yargı da öfke ya da acımaya, bu duygular da yardım etme ya da saldırganlığa yol açıyor.
Yükleme araştırmalarının çoğu varsayımsal senaryolara dayanıyor ve kişi ile durum ayrımı, insanların açıklamalarının zenginliğini tam olarak yakalamıyor olabilir.
Açılış sahnesi
Bir lisede kimya öğretmeni olan Hakan Bey, salı sabahı ilk derste Mert'in sıranın üstünde başını kollarına gömmüş uyuduğunu görüyor. İçinden ilk geçen cümle hazır: "Bu çocuk derse hiç önem vermiyor." Tam uyarmak üzereyken duraksıyor. Geçen hafta da böyle miydi? Hatırlamıyor.
Teneffüste öğretmenler odasında Mert'in sınıf öğretmenine soruyor. Öğrendiklerinden ilki, Mert'in son iki haftadır her derste uyuduğu. İkincisi, aynı sınıftaki başka hiçbir öğrencinin uyumadığı. Üçüncüsü de bir yıl öncesine kadar Mert'in sınıfın en dikkatli öğrencilerinden biri olduğu. Hakan Bey'in sabahki cümlesi artık o kadar hazır görünmüyor. Bir şey değişmiş ve değişen şey kimya dersi değil.
Hakan Bey ve Mert gerçek kişiler değil; ama Hakan Bey'in teneffüste topladığı üç bilgi, psikologların insanların davranışlarına nasıl neden bulduğunu incelerken kullandığı ölçütlerin neredeyse aynısı.
Bu derste ne olacak
Beşinci bölüm bu dersle açılıyor; ilk durağı sosyal biliş modülü. Sosyal biliş, insanların kendilerini ve başkalarını nasıl algıladığını, hatırladığını ve açıkladığını inceliyor. Bu modülün ilk sorusu en temel olanı: bir davranış gördüğümüzde onun nedenini nasıl buluyoruz?
M12-D01'de kişi-durum tartışmasını, psikologların davranışı kişiliğe mi duruma mı bağlamak gerektiği konusundaki uzun anlaşmazlığı olarak izledik. Bu derste aynı soruyu sıradan insanların zihninden soracağız: herkes her gün, çoğu zaman farkına varmadan, gördüğü davranışları kişiye ya da duruma bağlıyor. Bu bağlamanın hangi ipuçlarına dayandığını, hangi sorulardan geçtiğini ve vardığı sonucun duygularımızı ve davranışlarımızı nasıl yönlendirdiğini inceleyeceğiz. Bu bağlamanın sistematik olarak nerede saptığını M13-D02'de ele alacağız.
Sıfır noktası
İnsanlar, çevrelerindeki olayları yalnızca algılamıyor; onlara neden de buluyor. Avusturyalı psikolog Fritz Heider, 1958'de yayımlanan kitabında sıradan insanların bu gündelik nedensellik arayışını incelenecek bir konu olarak öne çıkardı. Heider'e göre herkes bir tür "saf psikolog": başkalarının davranışlarını anlamak ve öngörmek için sürekli açıklamalar üretiyoruz.
Heider'in en etkili ayrımı, bir davranışın nedeninin nerede arandığıyla ilgiliydi.
Hakan Bey'in sabahki "derse önem vermiyor" cümlesi bir kişiye yüklemeydi. Teneffüsten sonra aklına gelen "bir şey değişmiş" düşüncesi ise bir duruma yüklemenin kapısını aralıyor.
Yaygın yanlış"Bir davranışın nedeni ya kişidedir ya durumda; ikisi birden olamaz."
Kişiye ve duruma yükleme bir ayrım olarak işe yarıyor, ama gerçek davranışların çoğu ikisinin birlikte işlemesinden doğuyor. M12-D01'de gördüğümüz gibi, kişilik özellikleri en çok belirli durumlarda görünür hale geliyor: çekingen biri her ortamda değil, kalabalık ve yabancı ortamlarda belirgin biçimde çekiliyor. "Kişi mi durum mu" sorusu, çoğu zaman "hangisi ne kadar ve hangisi hangisiyle birlikte" sorusunun kısaltması.
İnsanların neden arama eğilimi o kadar güçlü ki, insan olmayan şeylere bile niyet ve kişilik yükleyebiliyorlar.
Mekanizma
Üç soru
1967'de Harold Kelley, insanların bir davranışı kişiye mi duruma mı yüklediğini belirleyen bilgileri sistematik olarak tanımlamaya çalıştı. Kelley'in fikri basitti: insanlar, bir bilim insanının bir etkinin nedenini aradığı gibi, davranışın hangi koşullarla birlikte değiştiğine bakıyor.
Bu üç bilgi, Hakan Bey'in teneffüste sorduğu üç soruya karşılık geliyor. Fikir birliği: başkaları da aynı durumda aynı şeyi yapıyor mu? Sınıfta başka uyuyan yok; fikir birliği düşük. Ayırt edicilik: kişi bu davranışı yalnızca bu durumda mı yapıyor, yoksa her yerde mi? Mert her derste uyuyor; ayırt edicilik düşük. Tutarlılık: kişi bu durumda her zaman böyle mi davranıyor? Son iki haftadır her gün; tutarlılık yüksek.
Kelley'in modeline göre bu örüntü, yani düşük fikir birliği, düşük ayırt edicilik ve yüksek tutarlılık, nedeni kişide aramaya yönlendiriyor. Ama Hakan Bey'in elinde dördüncü bir bilgi var: Mert'in bir yıl önce bambaşka bir öğrenci olması. Bu bilgi, nedenin Mert'in kalıcı bir özelliğinde değil, Mert'in hayatında son zamanlarda değişen bir şeyde olabileceğini düşündürüyor.
Model gerçekten nasıl kullanılıyor?
Kelley'in modeli, insanların nasıl akıl yürütmesi gerektiğine dair mantıklı bir çerçeve sunuyordu. Ama insanların gerçekten böyle akıl yürütüp yürütmediği ayrı bir soruydu.
Bu bulgunun gündelik bir karşılığı var: başkalarının ne yaptığını bilmek, bir davranışın kişiye mi duruma mı ait olduğunu anlamak için çoğu zaman en işe yarar bilgi; ama dikkatimiz önümüzdeki kişiye odaklandığında, aynı durumdaki öteki insanları hesaba katmayı unutuyoruz.
Yaygın yanlış"İnsanlar davranışların nedenini her zaman bütün bilgileri tartarak bulur."
Kelley'in modeli, insanların ellerindeki bilgileri nasıl kullanabileceğini anlatıyor; ama gündelik hayatta bu bilgilerin çoğu elde değil ve insanlar elde olanları eşit ağırlıkla kullanmıyor. Çoğu yükleme hızlı, tek bir gözleme dayanan ve sonradan gözden geçirilmeyen bir çıkarım. Model bir tarif değil, bir ölçüt.
Tek gözlemden çıkarım
Kelley'in modeli birden fazla gözlemin bulunduğu durumlar için kuruldu. Ama çoğu zaman bir kişiyi tek bir kez görüyoruz. Bu durumda insanlar başka ipuçlarına başvuruyor.
Edward Jones ve Keith Davis, 1965'te, bir davranışın kişinin kalıcı bir özelliğine ne zaman karşılık geldiğinin çıkarıldığını inceledi. İnsanlar bir davranışı özgürce seçilmiş, beklenmedik ve toplumsal olarak alışılmadık bulduklarında, onu kişinin özelliğinin bir işareti olarak okumaya daha yatkın. Herkesin aynı durumda yapacağı bir davranış ise kişi hakkında pek az şey söylüyor.
Kelley, tek gözlemli durumlar için bir de basit bir kural önerdi.
Usta katmanı
Yüklemenin sonuçları
Bir yükleme yalnızca bir düşünce değil; duygularımızı ve davranışlarımızı da yönlendiriyor. Bernard Weiner, nedenlerin yalnızca kişide ya da durumda bulunmasının değil, başka özelliklerinin de önemli olduğunu öne sürdü. Bir neden kalıcı ya da geçici olabiliyor; ve en önemlisi, kişinin denetimi altında olabiliyor ya da olmayabiliyor.
M12-D03'te açıklayıcı tarz olarak gördüğümüz eğilim, kişinin kendi olumsuz olaylarını nasıl açıkladığıyla ilgiliydi. Weiner'in modeli ise başkalarının durumlarını nasıl açıkladığımızın, onlara nasıl davrandığımızı belirlediğini öne sürüyor.
Yaygın yanlış"Bir başkasının durumunun nedenini bilmek, ona nasıl davranacağımızı etkilemez; ihtiyaç ihtiyaçtır."
Araştırmalar bunun tersini gösteriyor: insanlar bir başkasının ihtiyacının nedenini onun kendi denetiminde gördüklerinde ona yardım etmeye belirgin biçimde daha az istekli oluyor. Bu eğilim, yoksulluk, işsizlik ya da hastalık gibi konularda kamuoyunun tutumlarını ve hangi gruplara ne kadar destek verileceğine dair tartışmaları da etkileyebiliyor.
Kanıtın sınırı
Yükleme araştırmaları, sosyal psikolojinin en köklü alanlarından biri ve temel bulguları, yani insanların nedenleri kişiye ya da duruma yüklediği, bunu yaparken belirli bilgi türlerini kullandığı ve yüklemelerin duyguları ve davranışları etkilediği, pek çok çalışmada tekrarlandı. Ama bu bulguların nasıl elde edildiği önemli sınırlar getiriyor.
İlk sınır, yükleme araştırmalarının büyük bölümünün kısa, yazılı ve varsayımsal senaryolara dayanması. Katılımcılar bir kâğıtta okudukları bir olayın nedenini soruldukları için düşünüyor. Gündelik hayatta ise insanlar çoğu zaman bir neden aramıyor; özellikle davranış beklenmedik, olumsuz ya da kişisel olarak önemli olduğunda neden arama eğilimi belirginleşiyor. Laboratuvardaki yükleme, gündelik yüklemenin ne kadar iyi bir modeli, tam olarak bilinmiyor.
İkinci sınır, kişi ve durum ayrımının kendisinin tartışmalı olması. Bazı araştırmacılar, insanların davranışları açıklarken kişi ve durumdan çok niyetlere, nedenlere ve amaçlara başvurduğunu ileri sürüyor: "neden geç kaldı" sorusuna "çünkü yetişmesi gereken bir işi vardı" gibi cevaplar veriyoruz ve bu cevap ne tam olarak kişiye ne de tam olarak duruma ait. Bu eleştiri, iki kategorili ayrımın insanların açıklamalarının zenginliğini yeterince yakalamadığını hatırlatıyor.
Üçüncü sınır, araştırmaların büyük bir kısmının belirli ülkelerdeki üniversite öğrencileriyle yapılmış olması. İnsanların nedenleri nerede aradığının kültürden kültüre değişip değişmediği, bu modülün bir sonraki dersinin önemli sorularından biri.
Kendin dene
Aklında kalsın
Yükleme, insanların davranışların ve olayların nedenlerine ilişkin yaptığı çıkarımlar; en temel ayrım, nedenin kişide mi yoksa durumda mı arandığı.
Kelley'in ortak değişim modeline göre insanlar fikir birliği, ayırt edicilik ve tutarlılık bilgisine bakarak nedeni belirliyor; ama araştırmalar fikir birliği bilgisinin en az kullanılan bilgi olduğunu gösteriyor.
Tek bir gözlemde, beklenmedik ve özgürce seçilmiş davranışlar kişi hakkında daha güçlü çıkarımlara yol açıyor; başka makul bir neden varsa, önemsizleştirme ilkesi kişiye yapılan yüklemeyi zayıflatıyor.
Weiner'e göre nedenin denetlenebilir görülmesi sorumluluk yargısına, bu yargı da öfke ya da acımaya, bu duygular da yardım etme ya da saldırganlığa yol açıyor.
Yükleme araştırmalarının çoğu varsayımsal senaryolara dayanıyor ve kişi ile durum ayrımı, insanların açıklamalarının zenginliğini tam olarak yakalamıyor olabilir.
Sonraki derse köprü
Bu derste insanların nedenleri nasıl aradığını, hangi bilgileri kullandığını ve hangisini ihmal ettiğini gördük. Fikir birliği bilgisinin, yani başkalarının aynı durumda ne yaptığının, en az kullanılan bilgi olması bir ipucu veriyordu: dikkatimiz davranan kişiye takıldığında, onu çevreleyen durum gözden kaybolabiliyor.
Bu ihmal tek tek durumlarla sınırlı mı, yoksa sistematik bir eğilim mi? Bir kişinin baskı altında söylediğini bildiğimiz bir sözü bile ona ait sayıyor muyuz? Ve bu eğilim, insanların kendilerini daha çok bir topluluğun parçası olarak gördüğü kültürlerde de aynı güçte mi? Sıradaki dersin konusu: temel yükleme hatası ve kültür.
Anlamadığın bir yer mi var?
Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.