M12-D10
Popüler tipolojiler ve Barnum etkisi
Tip testlerinin ve burç yorumlarının neden isabetli göründüğünü Barnum etkisiyle açıklar.
Temel Psikoloji Akademisi — M12, Kişilik ve psikometri · 2.575 kelime · 17 örnek durum · 2 kanıt kartı · ≈ 12 dk okuma · 17 dk dinleme
Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Tipolojiler insanları sınırlı sayıda ayrı gruba yerleştiriyor; ama ölçülen özelliklerin çoğu iki kümeye değil, ortada yoğunlaşan bir sürekliliğe dağılıyor.
Sürekli bir puanı ortadan bölmek bilgi kaybettiriyor ve kesme noktasına yakın kişileri, ölçme hatası yüzünden testten teste farklı tiplere yerleştirebiliyor.
Barnum etkisi, genel, olumlu ve iki yönlü cümlelerin, kişiye özel olduğu söylendiğinde, isabetli bir tanım gibi yaşanmasını açıklıyor.
Bir tanımın "bana uyuyor" diye onaylanması, onun doğru olduğunu göstermiyor; buna kişisel doğrulama yanılgısı deniyor.
Bir aracın isabetini sınamanın daha güçlü yolu kör eşleştirme: kişi kendi tanımını başkalarınınkiler arasından seçebiliyor mu?
Popüler tip dili sohbet açıcı olarak işe yarayabilir; ama bir insan hakkında önemli kararlara dayanak olacak kanıta sahip değil.
Açılış sahnesi
Bir öğrenci yurdunda dört oda arkadaşı, bir akşam internette dolaşan bir kişilik testini sırayla dolduruyor. Test yetmiş soru soruyor ve sonunda her birine dört harfli bir tip ile uzun bir tanım veriyor. Defne'nin tanımında "Dışarıdan sakin görünürsün ama içinde zengin bir dünya taşırsın" yazıyor. Defne "Bu tam ben," diyor. Selin'in tanımında "İnsanlarla kolay bağ kurarsın ama kendine ait zamana da ihtiyaç duyarsın" yazıyor. Selin de "İnanılmaz, nasıl bildi?" diyor.
Gecenin ilerleyen saatinde kızlar tanımları değiş tokuş edip birbirlerininkini okuyor. Defne, Selin'in tanımının da kendisine çok uyduğunu fark ediyor. Ece ise bir ay önce aynı testi doldurduğunu ve o zaman başka bir tip çıktığını hatırlıyor. "Herhalde o gün yorgundum," diyor ve konuyu kapatıyor.
Yurt odasındaki bu sahne ve dört arkadaş kurmaca; ama o akşam yaşanan üç şey, yani tanımın isabetli gelmesi, başkasının tanımının da isabetli gelmesi ve tipin bir ayda değişmesi, psikolojinin bu testler hakkında söylediği hemen her şeyi özetliyor.
Bu derste ne olacak
Kişilik ve psikometri modülünün son dersinde, akademik psikolojinin dışında en çok kullanılan iki kişilik "aracını" ele alıyoruz: insanları belirli sayıda tipe ayıran popüler testler ve doğum tarihinden kişilik çıkaran burç yorumları.
Bu iki araç çok farklı kaynaklardan geliyor; biri bir anket, öbürü gökyüzü. Ama ikisi de aynı deneyimi üretiyor: okuyan kişiye "bu tam beni anlatıyor" duygusu. Bu dersin sorusu bu duygunun nereden geldiği ve neden bir aracın isabetli olduğunu göstermediği. Önce tip fikrinin kendisine, sonra bir tanımın isabetli görünmesini sağlayan mekanizmaya, sonra da bir isabet iddiasının gerçekten nasıl sınanabileceğine bakacağız.
Sıfır noktası
İnsanları türlere ayırmak çok eski bir alışkanlık. Antik tıpta dört sıvı kuramı insanları kanlı, sarı safralı, kara safralı ve balgamlı mizaçlara ayırıyordu. Yirminci yüzyılda Carl Jung insanları dışadönük ve içedönük olarak ve dört işlevle sınıflandırdı. Bugün internetteki pek çok popüler test, Jung'un fikirlerinden türetilmiş dört harfli kodlarla insanları on altı tipe ayırıyor.
M12-D04'te tarihini izlediğimiz özellik yaklaşımı ise başka bir resim çiziyor. Orada dışadönüklük bir ölçü cetveli gibi: herkes çok düşükten çok yükseğe uzanan bir çizginin bir yerinde duruyor ve insanların çoğu ortaya yakın yerlerde toplanıyor. Bir tipoloji ise aynı çizgiyi ortasından kesip iki gruba ayırıyor.
Mekanizma
Kesilen çizgi
Bir tipolojinin anlamlı olması için, insanların ölçülen özellikte iki ayrı küme oluşturması, yani dağılımın ortasında bir çukur olması gerekiyor. Dışadönüklük gibi özelliklerin büyük örneklemlerdeki dağılımı ise genellikle tek tepeli: insanların çoğu ortada, azı uçlarda.
M12-D08'de edindiğimiz güvenirlik araçlarıyla bakınca sorun daha da görünür oluyor. Her ölçümün bir hatası var. Kesme noktasının hemen yakınında duran biri için birkaç puanlık bir hata, onu çizginin öbür yanına geçirmeye yetiyor. Dört ayrı boyutun her biri ikiye bölündüğünde, kişinin dört harften en az birinin değişmesi için dört ayrı fırsatı oluyor.
Bu tür testlerin tekrarlanabilirliği üzerine 1993'te yayımlanan eleştirel bir değerlendirme, beş haftalık kısa bir aralıkta bile insanların yaklaşık yarısının farklı bir tipe yerleşebildiğini öne sürdü. Testlerin boyut puanlarının kendisi görece tutarlı olabiliyor; tutarsızlığı üreten, o puanların harflere çevrilmesi.
Yaygın yanlış"Testten başka bir tip çıktıysa, ben değişmişimdir."
Kısa aralıklarla yapılan tekrar uygulamalarda tip değişimi, büyük ölçüde kesme noktasına yakın puanların ölçme hatasıyla çizginin öbür yanına geçmesinden kaynaklanıyor. Kişilik yıllar içinde gerçekten değişebiliyor; ama birkaç haftada değişen bir harf, kişiden çok ölçümün kırılganlığını gösteriyor.
Yaygın yanlış"İnsanlar ya içedönüktür ya dışadönük."
Dışadönüklük boyutu, kişilik araştırmalarının en sağlam bulgularından biri; ama insanlar bu boyutta iki gruba ayrılmıyor, bir süreklilik boyunca dağılıyor. Çoğu insan ikisinin arasında bir yerde duruyor ve durumdan duruma davranışı değişiyor. "Ya o ya bu" dili, boyutun kendisinden değil, onu ikiye bölen sınıflamadan geliyor.
Herkese uyan tanım
Tip tanımlarının isabetli gelmesinin ikinci nedeni, tanımların nasıl yazıldığıyla ilgili.
Forer'in tanımında "Zaman zaman dışadönük, girişken ve sosyalsin; zaman zaman ise içedönük, temkinli ve çekingensin" türünden cümleler vardı. Bu cümlelerin ortak özelliklerini sıralayınca, isabet duygusunun nasıl üretildiği ortaya çıkıyor.
Bu yanılgı, açılıştaki dört arkadaşın düştüğü tuzak. Defne'nin "tam ben" demesi, testin Defne'yi ölçtüğünü değil, Defne'nin tanımı onayladığını gösteriyor. Ve Defne, Selin'in tanımını da onayladığında, onayın kendisinin bir ölçüt olamayacağı ortaya çıkıyor.
Usta katmanı
İsabeti gerçekten sınamak
Bir kişilik aracının isabetini sınamanın yolu, kişiye kendi tanımını okutup ne kadar beğendiğini sormak değil. Daha güçlü bir tasarım, kişinin kendi tanımını başkalarının tanımları arasından seçmesini istemek.
Bu tasarımın gücü, astrologların kendi yöntemlerine en uygun koşulu kendilerinin belirlemesinde. Sınav, onların ne kadar ikna edici yorum yaptıkları değil, yorumlarının belirli bir kişiyi başkalarından ayırıp ayıramadığı üzerine kuruldu. Aynı mantık, M12-D09'da tartıştığımız projektif test yorumlarına da, bir tip testinin tanımlarına da uygulanabiliyor.
Yararlı olabilecek yanlar
Bu bulgular, popüler tipolojilerin hiçbir işe yaramadığı anlamına gelmiyor. Bir tip testi, insanlara farklılıklar hakkında konuşmak için ortak bir dil sunabiliyor. "Ben toplantıdan sonra yalnız kalmaya ihtiyaç duyuyorum" demek, bir tipin adını kullanarak daha kolay olabiliyor. Bir ekip içinde bu dil, insanların birbirlerinin tercihlerini kişisel bir saldırı gibi okumamasına yardım edebiliyor.
Yaygın yanlış"Bir test milyonlarca kişi tarafından kullanılıyorsa bilimsel olarak geçerlidir."
Yaygınlık, bir aracın çekici, anlaşılır ve iyi pazarlanmış olduğunu gösteriyor. Bilimsel geçerlik ise o aracın sonuçlarının tutarlı olduğunu, kişiler arasında gerçek farkları yakaladığını ve önemli sonuçları yordadığını gösteren araştırmalarla ortaya konuyor. Akademik kişilik araştırmalarında sürekli boyutlarla çalışan modeller tercih ediliyor; çünkü aynı insanlar hakkında daha tutarlı ve daha yordayıcı bilgi veriyorlar.
Kanıtın sınırı
Barnum etkisi, psikolojinin en kolay ve en sık tekrarlanan gösterilerinden biri. Ama bu etkinin ne söylediği konusunda dikkatli olmak gerekiyor.
Barnum etkisi, insanların genel tanımları kendilerine ait sandıklarını gösteriyor; bütün kişilik değerlendirmelerinin boş olduğunu göstermiyor. Sürekli boyutlarla ölçen, normları ve geçerlik kanıtı olan kişilik ölçeklerinin sonuçları da kişiye uygun gelebiliyor; ama bu ölçeklerin isabeti, kişinin onayına değil, başka kaynaklarla, örneğin yakınlarının değerlendirmeleriyle ve yaşam sonuçlarıyla gösterilen ilişkilerine dayanıyor. Yani iki tür sonuç da "bana uyuyor" dedirtebiliyor; aralarındaki fark, bu duygunun dışında ne gösterebildikleri.
İkinci sınır, popüler tip testlerinin tek bir şey olmaması. Bazıları uzun yıllardır geliştirilen ve boyut puanları raporlanan ticari envanterler, bazıları ise kaynağı, madde yazım süreci ve puanlama kuralları hiç açıklanmamış internet testleri. İkinci gruptakilerin çoğu hakkında hiçbir yayımlanmış araştırma bulunmuyor; dolayısıyla onlar hakkında "geçersiz" demek bile bir veri gerektiriyor. Daha doğru ifade, geçerliklerinin bilinmediği.
Üçüncü sınır, bu araçların insanlara sağladığı yararın kendisinin yeterince ölçülmemiş olması. Bir tip dilinin ekip içi iletişimi kolaylaştırdığı ya da insanları kendileri hakkında düşünmeye yönelttiği gözlemi yaygın; ama bu etkinin tipin isabetinden mi, yoksa yalnızca insanların kendileri hakkında konuşmaya zaman ayırmasından mı geldiğini ayıran çalışmalar az.
Kendin dene
Aklında kalsın
Tipolojiler insanları sınırlı sayıda ayrı gruba yerleştiriyor; ama ölçülen özelliklerin çoğu iki kümeye değil, ortada yoğunlaşan bir sürekliliğe dağılıyor.
Sürekli bir puanı ortadan bölmek bilgi kaybettiriyor ve kesme noktasına yakın kişileri, ölçme hatası yüzünden testten teste farklı tiplere yerleştirebiliyor.
Barnum etkisi, genel, olumlu ve iki yönlü cümlelerin, kişiye özel olduğu söylendiğinde, isabetli bir tanım gibi yaşanmasını açıklıyor.
Bir tanımın "bana uyuyor" diye onaylanması, onun doğru olduğunu göstermiyor; buna kişisel doğrulama yanılgısı deniyor.
Bir aracın isabetini sınamanın daha güçlü yolu kör eşleştirme: kişi kendi tanımını başkalarınınkiler arasından seçebiliyor mu?
Popüler tip dili sohbet açıcı olarak işe yarayabilir; ama bir insan hakkında önemli kararlara dayanak olacak kanıta sahip değil.
Sonraki derse köprü
Bu modül boyunca insanların kişiliğini ölçmeye çalışan araçları inceledik ve her derste aynı soruya döndük: bir insanın davranışını, onun kalıcı özelliklerine mi, içinde bulunduğu duruma mı bağlamalıyız? Bu soru yalnızca psikologların değil, gündelik hayatta herkesin sürekli cevapladığı bir soru.
Bir arkadaşınız buluşmaya geç geldiğinde bunu dağınıklığına mı, yoldaki trafiğe mi bağlarsınız? Kendiniz geç kaldığınızda hangisine bağlarsınız? İnsanların başkalarının ve kendi davranışlarının nedenlerini nasıl açıkladığı, bu açıklamaların hangi yönde sistematik olarak saptığı ve bunun ilişkilerimizi nasıl etkilediği, toplum içindeki insanı ele alan yeni bölümün ilk sorusu. Sıradaki dersin konusu: yükleme.
Anlamadığın bir yer mi var?
Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.