M11-D09
Ergen beyni
Ergenlikte risk alma davranışını beyin gelişimi ve toplumsal bağlamla birlikte açıklar.
Temel Psikoloji Akademisi — M11, Yaşam boyu gelişim · 2.795 kelime · 16 örnek durum · 3 kanıt kartı · ≈ 13 dk okuma · 19 dk dinleme
Klinik tarafı Terapi Akademisi’nde: S01-P03-D04
Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Ergenlerin risk alması büyük ölçüde bilgi eksikliğinden değil; tehlikeyi bilmek ile anlık bir kararda o bilgiyi kullanmak arasındaki farktan kaynaklanıyor gibi görünüyor.
Beyin ergenlikte önemli değişimler geçiriyor: gri madde bölgelere göre farklı zamanlarda azalıyor, beyaz madde ve bölgeler arasındaki bağlantılar yirmili yaşlara kadar güçleniyor.
İkili sistem modeline göre heyecana ve ödüle duyarlılık erken güçlenirken öz denetim daha yavaş gelişiyor; uluslararası bir çalışma bu yaş örüntüsünü farklı ülkelerde büyük ölçüde destekledi.
Ergenler sakin koşullarda yetişkinlere benzer kararlar verebiliyor; farklar duygusal, anlık ve akranların bulunduğu durumlarda belirginleşiyor.
Beynin yirmi beş yaşında "tamamlandığı" fikri bir basitleştirme; ergenlerin risk alması beyin kadar toplumsal bağlamla da biçimleniyor ve her zaman olumsuz değil.
Açılış sahnesi
Samsun'da bir temmuz öğleden sonrası. On altı yaşındaki Kaan, okulda matematik olimpiyatına hazırlanan, öğretmenlerinin "çok aklı başında" dediği bir öğrenci. Annesi ona sahildeki dalgakıranın ucundan denize atlamanın tehlikeli olduğunu defalarca anlatmış; Kaan da bunu kabul ediyor, hatta bir keresinde küçük kuzenini oradan uzak tutmuş.
O gün dört arkadaşıyla dalgakırana gidiyor. Biri atlıyor, sonra bir başkası. Arkadaşlar gülüyor, telefonlar çıkıyor, "Hadi Kaan!" sesleri yükseliyor. Kaan bir an kayaların arasındaki suya bakıyor ve atlıyor. Akşam annesi dizindeki sıyrığı görüp ne olduğunu sorduğunda, kendisi de o anı tam olarak açıklayamıyor: "Biliyordum tehlikeli olduğunu. Ama o an öyle görünmedi."
Kaan da, dalgakıran da, o yaz da kurgu. Ama onun "biliyordum, ama o an öyle görünmedi" cümlesi, ergenlikteki risk alma davranışını açıklamaya çalışan araştırmaların tam ortasındaki soruyu dile getiriyor: bilgi ile karar arasındaki boşluk nereden geliyor?
Bu derste ne olacak
Bu derste, ergenlikte risk alma davranışını beyin gelişimine dair bulgularla ve gencin içinde yaşadığı toplumsal bağlamla birlikte açıklamaya çalışan yaklaşımları değerlendireceğiz.
Ergenliğin bedensel ve toplumsal yanları, ödül duyarlılığının artması ve akranların yanında verilen kararların daha riskli olması Terapi Akademisi'nin ergenlik dersinde ele alındı; o derste kurulan terimleri burada tekrar açmayacak, üzerine bina edeceğiz. Odak, beynin bu dönemde nasıl değiştiğini gösteren görüntüleme çalışmalarında, bu değişimleri riskli davranışa bağlayan kuramda ve bu kuramın sınırlarında. Önce ergen beyninde neler değiştiğini göreceğiz. Sonra risk almayı açıklayan ikili sistem modeline ve onu sınayan uluslararası çalışmalara geçeceğiz. Son bölümde, "ergen beyni" anlatısının nerede abartıldığını ve toplumsal bağlamın neden hesaba katılması gerektiğini tartışacağız.
Sıfır noktası
Ergenlerin neden daha çok risk aldığına dair gündelik açıklamalar genellikle iki yönden birine gider. Ya gençlerin tehlikeyi bilmediği, yani bilgi eksikliği olduğu söylenir; ya da gençlerin kendilerini yenilmez sandığı öne sürülür. Ama bu iki açıklama da kanıtlarla pek uyuşmuyor.
Valerie Reyna ve Frank Farley'nin derlediği çalışmalar, ergenlerin pek çok riskli davranışın tehlikelerini yetişkinler kadar iyi bildiğini, hatta bazı durumlarda riskleri yetişkinlerden daha yüksek tahmin ettiğini gösterdi. Sorun bilginin yokluğu değil gibi görünüyordu. Kaan da dalgakıranın tehlikeli olduğunu biliyordu.
Bu yüzden araştırmacılar başka bir yöne baktı: ergenlerin bildikleri ile o anda yaptıkları arasındaki boşluğun, beynin bu dönemde geçirdiği değişimlerle bir ilişkisi olabilir miydi?
Yaygın yanlış"Gençler risk alır, çünkü tehlikeleri bilmezler ya da kendilerini yenilmez sanırlar."
Pek çok çalışma, ergenlerin riskli davranışların tehlikelerini yetişkinler kadar iyi bildiğini ve kendilerine dair risk tahminlerinin yetişkinlerinkinden daha iyimser olmadığını gösteriyor. Ergenlerdeki risk almanın önemli bir kısmı bilgi eksikliğinden değil, bilgi ile anlık karar arasındaki farktan kaynaklanıyor gibi görünüyor.
Mekanizma
Değişen beyin
1990'ların sonuna kadar pek çok bilim insanı, beynin büyük ölçüde çocuklukta olgunlaştığını düşünüyordu. Bu görüşü değiştiren çalışmalardan biri, Amerika Ulusal Ruh Sağlığı Enstitüsü'nde Jay Giedd ve meslektaşlarının yürüttüğü bir boylamsal görüntüleme projesiydi.
Gri maddenin ergenlikte azalmasının bir açıklaması, kullanılmayan sinir bağlantılarının ayıklanması.
Aynı dönemde beyaz madde, yani beynin farklı bölgeleri arasında bilgi taşıyan sinir liflerinin yalıtılmış uzantıları da artıyordu.
İki sistemin yarışı
Beyin görüntüleme bulguları, ergenlikteki risk almayı açıklamak için kullanılan etkili bir modele temel oldu. Laurence Steinberg ve B. J. Casey gibi araştırmacıların öne sürdüğü bu modele göre, ergenlikte iki farklı beyin sistemi farklı hızlarda gelişiyordu.
Modelin iki parçasından biri, gençlerin yeni ve heyecan verici deneyimlere yönelme eğilimiydi.
Sıcak ve soğuk anlar
İkili sistem modelinin bir öngörüsü, ergenlerin karar verme becerisinin bağlama göre değişmesiydi. Sakin, düşünmeye zaman tanıyan durumlarda ergenler yetişkinlere çok benzer kararlar verebiliyordu; ama heyecanlı, duygusal anlarda farklılık belirginleşiyordu.
Bu bulgular, açılıştaki Kaan'ın durumuyla örtüşüyor. Tehlikeyi sakin bir anda değerlendirmek ile arkadaşların bağırdığı, telefonların kaydettiği bir anda değerlendirmek, aynı beyin için çok farklı iki görev. Terapi Akademisi'nde ele alındığı gibi, akranların varlığı da kararın bu "sıcak" tarafını güçlendiriyor; Jason Chein ve meslektaşlarının 2011'de yayımladığı bir beyin görüntüleme çalışması, ergenler akranları tarafından izlendiklerini bildiklerinde ödülle ilişkili beyin bölgelerinde daha fazla etkinlik görüldüğünü bildirdi.
Yaygın yanlış"Ergenlerin karar verme becerisi yetişkinlerinkinden her durumda daha zayıftır."
Sakin, düşünmeye zaman tanıyan ve duygusal uyarılmanın düşük olduğu durumlarda, on altı yaşındaki gençlerin akıl yürütme ve karar verme becerileri birçok bakımdan yetişkinlerinkine yakın. Farklar özellikle duygusal, anlık ve akranların bulunduğu durumlarda belirginleşiyor. Ergenler "akılsız" değil; kararlarının bağlama duyarlılığı daha yüksek.
Usta katmanı
"Beyin yirmi beşte olgunlaşır" mı?
Ergen beyni araştırmaları kamuoyuna yayıldıkça, bazı bulgular basitleştirilerek tekrarlanmaya başladı. Bunların en yaygınlarından biri, beynin yirmi beş yaşında "tamamlandığı" iddiası.
Oysa beyin gelişimi tek bir yaşta biten bir süreç değil. Farklı bölgeler ve farklı ölçümler, farklı yaşlarda ve farklı biçimlerde değişiyor; bazı değişimler ergenlikte, bazıları yirmili yaşlarda, bazıları ise ileri yetişkinlikte sürüyor. Leah Somerville 2016'da yayımladığı bir değerlendirmede, "beyin olgunluğu" diye tek bir eşik aramanın yanıltıcı olduğunu ve olgunluğun hangi ölçüte göre tanımlandığına bağlı olduğunu vurguladı.
Yaygın yanlış"Beyin yirmi beş yaşında tamamen olgunlaşır; o yaşa kadar insanlar iyi karar veremez."
Beynin bazı bölgelerinde değişim yirmili yaşlara kadar sürüyor; ama "olgunluk" tek bir yaşta ulaşılan bir eşik değil. Farklı beyin bölgeleri ve farklı beceriler farklı zamanlarda gelişiyor ve beyin yetişkinlik boyunca değişmeye devam ediyor. Yirmi beş yaş altındaki insanların iyi kararlar veremediği sonucu, bu bulgulardan çıkmıyor.
Beyin ve bağlam
İkili sistem modeli etkili oldu; ama eleştirilerle de karşılaştı. Bazı araştırmacılar, beyin görüntüleme çalışmalarının çoğunun laboratuvardaki basit görevlere ve küçük örneklemlere dayandığını, bu görevlerdeki beyin etkinliğinin gerçek hayattaki risk almaya ne ölçüde yansıdığının belirsiz olduğunu hatırlattı.
Ergenlik dönemindeki risk almanın toplumsal yönü de en az beyin kadar önemli. Ergenlerin karşılaştığı riskler, yaşadıkları yerin koşullarına, okul ve aile ortamına, yoksulluğa, alkol ve silaha erişime ve yasalara göre büyük ölçüde değişiyor. Örneğin genç sürücüler için yapılan kademeli ehliyet uygulamaları, yeni sürücülerin gece ve yanlarında genç yolcularla araç kullanmasını sınırlayarak trafik kazalarını azaltmayı amaçlıyor; bu uygulama, beynin değil ortamın değiştirilmesine dayanıyor.
Ergenlikteki risk almanın her zaman olumsuz olmadığını vurgulayan araştırmacılar da var. Yeni şeyler denemek, bilinmeyene açılmak, aileden bağımsızlaşmak ve yeni ilişkiler kurmak da belirli bir risk almayı gerektiriyor.
Hukuk ve ergen beyni
Ergen beyni araştırmaları, hukuki tartışmalara da taşındı. 2005'te Amerika Yüksek Mahkemesi, on sekiz yaşından önce işlenen suçlar için idam cezasını anayasaya aykırı bulduğu bir kararında, ergenlerin olgunluk ve dürtü denetimi açısından yetişkinlerden farklı olduğuna dair bilimsel bulgulara da atıf yapılan görüşleri değerlendirdi. Bu tür kararlar, ergen beyni araştırmalarının toplumsal önemini gösteriyor; ama aynı zamanda bilimsel bulguların, ortalamalara dayandığı halde tek tek bireyler hakkında kesin yargılara dönüştürülmesi riskini de taşıyor.
Kanıtın sınırı
Beynin ergenlik boyunca önemli yapısal değişimler geçirdiği, gri maddenin bölgelere göre farklı zamanlarda azaldığı ve beyaz maddenin yirmili yaşlara kadar arttığı, boylamsal görüntüleme çalışmalarıyla iyi belgelenmiş. Duyum arayışının ergenliğin sonuna doğru zirveye ulaştığı, öz denetimin ise yirmili yaşlara kadar artmaya devam ettiği de farklı ülkelerde benzer biçimde gözlendi.
Ama beyin görüntüleme bulgularını gerçek hayattaki risk almaya bağlamak, hâlâ önemli bir boşluk içeriyor. Çalışmaların çoğu laboratuvardaki basit görevlere ve küçük örneklemlere dayanıyor; ikili sistem modelini destekleyen davranışsal bulguların önemli bir kısmı kesitsel. Ayrıca ergenlerin risk alma davranışı, yoksulluk, aile ortamı, okul, yasalar ve risklere erişim gibi toplumsal koşullardan güçlü biçimde etkileniyor; beyin, bu tablonun yalnızca bir parçası. "Beyin yirmi beşte olgunlaşır" gibi basitleştirmeler ise araştırmaların söylediğinin ötesine geçiyor.
Kendin dene
Aklında kalsın
Ergenlerin risk alması büyük ölçüde bilgi eksikliğinden değil; tehlikeyi bilmek ile anlık bir kararda o bilgiyi kullanmak arasındaki farktan kaynaklanıyor gibi görünüyor.
Beyin ergenlikte önemli değişimler geçiriyor: gri madde bölgelere göre farklı zamanlarda azalıyor, beyaz madde ve bölgeler arasındaki bağlantılar yirmili yaşlara kadar güçleniyor.
İkili sistem modeline göre heyecana ve ödüle duyarlılık erken güçlenirken öz denetim daha yavaş gelişiyor; uluslararası bir çalışma bu yaş örüntüsünü farklı ülkelerde büyük ölçüde destekledi.
Ergenler sakin koşullarda yetişkinlere benzer kararlar verebiliyor; farklar duygusal, anlık ve akranların bulunduğu durumlarda belirginleşiyor.
Beynin yirmi beş yaşında "tamamlandığı" fikri bir basitleştirme; ergenlerin risk alması beyin kadar toplumsal bağlamla da biçimleniyor ve her zaman olumsuz değil.
Sonraki derse köprü
Bu derste, öz denetimin ve bazı beyin bağlantılarının yirmili yaşlara kadar gelişmeye devam ettiğini gördük. Bu yaşlar, pek çok toplumda artık ne ergenlik ne de tam anlamıyla yetişkinlik olarak görülen, uzayan bir ara dönem haline geldi.
Yirmili yaşlarındaki pek çok genç neden kendini hâlâ tam bir yetişkin gibi hissetmiyor? Eğitimin uzaması, evliliğin ve iş hayatının ertelenmesi, bu dönemi yeni bir yaşam evresine mi dönüştürdü? Ve bu evre, dünyanın her yerinde aynı biçimde mi yaşanıyor? Bu soruları ele alan kavramı sonraki adımda tartışıyoruz: beliren yetişkinlik.
Anlamadığın bir yer mi var?
Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.