İçeriğe geç

M11-D08

Ahlak gelişimi

Ahlaki akıl yürütme kuramlarını ve kültürel, cinsiyet temelli eleştirilerini değerlendirir.

Temel Psikoloji Akademisi — M11, Yaşam boyu gelişim · 2.849 kelime · 16 örnek durum · 3 kanıt kartı · ≈ 13 dk okuma · 19 dk dinleme

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Piaget, küçük çocukların bir eylemi niyetten çok sonucuna göre değerlendirdiğini ve kuralları değiştirilemez gördüğünü; daha büyük çocukların ise niyete ve karşılıklı anlaşmaya dayalı bir ahlaka geçtiğini öne sürdü.

Kohlberg, ahlaki ikilemlere verilen gerekçeleri inceleyerek gelenek öncesi, gelenekçi ve gelenek ötesi olmak üzere üç düzey tanımladı; boylamsal veriler evrelerin sırasını destekledi, ama en üst evrelere az kişi ulaştı.

Gilligan'ın özen etiği eleştirisi ahlak araştırmalarını genişletti; ama büyük derlemeler cinsiyetler arasında belirgin bir ahlaki akıl yürütme farkı bulmadı.

Kültürler arası çalışmalar, ilk evrelerin sırasını büyük ölçüde destekledi; ama gelenek ötesi düzeyin bazı kültürel değerleri tanımayabileceğini gösterdi. Çocuklar ahlaki kuralları geleneksel kurallardan erken yaşta ayırt edebiliyor.

Sezgici yaklaşımlar, ahlaki yargıların çoğu zaman akıl yürütmeden önce geldiğini öne sürüyor; bebeklerde ahlaki değerlendirme iddiası ise büyük bir tekrarda doğrulanamadı.

Açılış sahnesi

Antalya'da bir ortaokulun sekizinci sınıfı. Rehberlik öğretmeni Nihal Hanım tahtaya bir hikâye yazıyor: Hasan Bey'in eşi ağır hasta ve onu kurtarabilecek tek ilaç, kasabadaki bir eczacının elinde. Eczacı ilacı maliyetinin on katına satıyor. Hasan Bey bütün borç bulabildiği parayı topluyor, ama yarısını ancak denkleştirebiliyor. Eczacı indirim yapmayı da, borcu sonra almayı da reddediyor. O gece Hasan Bey eczanenin camını kırıp ilacı alıyor. "Hasan Bey doğru mu yaptı?" diye soruyor Nihal Hanım.

Sınıf ikiye bölünüyor. Bir öğrenci "Hırsızlık her zaman yanlıştır, yakalanırsa hapse girer" diyor. Bir başkası "Ama karısı ölecek, ben de çalardım" diye karşılık veriyor. Arka sıralardan biri ise başka bir şey söylüyor: "Bir insanın hayatı, eczacının parasından daha önemli. Yasa bunu gözetmiyorsa, yasada bir sorun var."

Nihal Hanım'ın sınıfı da, Hasan Bey'in hikâyesi de uydurma; ama bu hikâye, yarım yüzyılı aşkın süredir ahlak gelişimi araştırmalarında kullanılan ünlü bir ikilemin Türkçeye uyarlanmış bir biçimi. Ve öğretmenin aslında dinlediği şey, öğrencilerin verdiği cevaplar değil, o cevapların gerekçeleri.

Bu derste ne olacak

Bu derste, küçük yaştan yetişkinliğe uzanan süreçte insanların doğruyu ve yanlışı nasıl düşündüğünü açıklayan ahlaki akıl yürütme kuramlarını ve bu kuramlara yöneltilen kültürel ve cinsiyet temelli eleştirileri değerlendireceğiz.

Önce Piaget'nin çocukların ahlaki yargıları üzerine gözlemlerine ve Kohlberg'in bu gözlemleri genişleten evre kuramına bakacağız. Sonra bu kurama yöneltilen iki büyük eleştiriyi, yani cinsiyete ve kültüre dayalı eleştirileri, kanıtlarıyla birlikte tartacağız. Son bölümde, ahlakı akıl yürütmeden çok sezgilere dayandıran yaklaşımlara ve bebeklerin ahlaki yargılar yapıp yapmadığı tartışmasına geçeceğiz.

Sıfır noktası

Ahlak gelişimini incelemenin bir yolu, insanların ne yaptığına bakmak; bir başka yolu ise neden öyle yaptıklarını ya da yapmaları gerektiğini nasıl gerekçelendirdiklerine bakmak. Bu dersteki kuramların çoğu ikinci yolu izliyor: davranışı değil, ahlaki akıl yürütmeyi inceliyor.

Piaget, bilişsel gelişim kuramından önce, 1932'de çocukların ahlaki yargıları üzerine bir kitap yayımlamıştı. Çocuklara kısa hikâyeler anlatıyordu. Birinde bir çocuk, kapının arkasında bir tepside duran on beş bardaktan habersiz kapıyı açıp hepsini kırıyordu. Ötekinde bir başka çocuk, annesi evde yokken izinsiz olarak dolaptaki reçele uzanırken bir bardağı düşürüp kırıyordu. Hangisi daha yaramazdı?

Küçük çocukların çoğu, on beş bardağı kıran çocuğun daha yaramaz olduğunu söylüyordu; çünkü daha fazla zarar vermişti. Daha büyük çocuklar ise niyete bakıyor, izinsiz bir şey yapmaya çalışırken bardak kıran çocuğu daha suçlu buluyordu.

Piaget'ye göre çocuklar zamanla, özellikle akranlarıyla oyun ve işbirliği deneyimleri aracılığıyla, kuralların insanlar arasındaki anlaşmalardan doğduğunu ve değiştirilebileceğini, bir eylemin değerlendirilmesinde niyetin önemli olduğunu anlamaya başlıyordu.

Yaygın yanlış"Küçük çocuklar niyeti hiç anlamaz; yalnızca sonuca bakarlar."
Doğrusu

Piaget'nin hikâyelerinde küçük çocuklar çoğu zaman zararın büyüklüğüne odaklandı. Ama sonraki araştırmalar, niyet ve sonuç aynı hikâyede birbirinden açıkça ayrıldığında ya da hikâyeler daha anlaşılır biçimde anlatıldığında, okul öncesi çocukların da niyeti hesaba katabildiğini gösterdi. Bir önceki derste gördüğümüz zihin anlayışındaki gelişim, bu yeteneği destekliyor.

Mekanizma

Kohlberg'in evreleri

Amerikalı psikolog Lawrence Kohlberg, Piaget'nin çalışmalarından yola çıkarak ahlaki akıl yürütmenin ergenlik ve yetişkinlik boyunca nasıl geliştiğini incelemek istedi. 1958'de Chicago Üniversitesi'nde tamamladığı doktora çalışmasında, on, on üç ve on altı yaşlarındaki yetmiş iki erkek çocuğa, açılıştaki gibi ahlaki ikilemler sundu.

Kohlberg, verilen cevapların gerekçelerine bakarak üç düzey ve her düzeyde iki evre olmak üzere altı evre tanımladı. İlk düzeyde, gelenek öncesi düzeyde, doğru ve yanlış cezadan kaçınmak ve kişisel çıkar açısından değerlendiriliyordu: "Hasan Bey çalmamalı, çünkü hapse girer." İkinci düzeyde, gelenekçi düzeyde, başkalarının onayı, iyi biri olmak ve toplumsal düzeni korumak öne çıkıyordu: "Çalmamalı, çünkü herkes yasalara uymazsa toplum dağılır." Üçüncü düzeyde ise ahlak, toplumun kurallarının ötesinde, evrensel ilkeler ve haklar açısından düşünülüyordu.

Kohlberg'e göre bu evreler, Piaget'nin bilişsel evreleri gibi, herkesin aynı sırayla geçtiği, atlanamayan ve geri dönülemeyen basamaklardı. Ama herkes en üst evrelere ulaşmıyordu.

Yaygın yanlış"Kohlberg'in kuramı insanların nasıl davrandığını ölçer."
Doğrusu

Kohlberg'in yöntemi, insanların bir ikileme verdikleri gerekçeleri ölçüyordu, gerçek hayattaki davranışlarını değil. Ahlaki akıl yürütme ile ahlaki davranış arasında bir ilişki bulunsa da, bu ilişki sınırlı; ileri düzeyde gerekçeler sunabilen biri, gerçek bir durumda farklı davranabiliyor.

Usta katmanı

Farklı bir ses

Kohlberg'in öğrencisi ve meslektaşı olan Carol Gilligan, 1982'de yayımladığı Farklı Bir Ses adlı kitabında, kuramın yalnızca erkeklerle kurulduğunu ve kadınların ahlaki düşünmesini sistematik olarak daha alt evrelere yerleştirdiğini öne sürdü. Gilligan'a göre kadınlar ahlaki sorunları sıklıkla soyut haklar ve adalet ilkeleri yerine ilişkiler, sorumluluk ve başkalarının ihtiyaçları açısından düşünüyordu; Kohlberg'in puanlaması ise bu düşünme biçimini üçüncü evrede, yani daha az gelişmiş bir düzeyde sınıflandırıyordu.

Gilligan'ın eleştirisi büyük ilgi gördü; ama iddianın iki ayrı parçası vardı ve kanıtlar ikisi için farklı sonuçlar verdi.

Yaygın yanlış"Kadınlar ve erkekler ahlak konusunda temelden farklı düşünür."
Doğrusu

Gilligan'ın kadınların özen, erkeklerin adalet odaklı düşündüğü iddiası çok yaygınlaştı. Ama büyük derlemeler, cinsiyetler arasındaki farkların küçük olduğunu, her iki cinsiyetin de duruma göre her iki yönelimi kullandığını gösterdi. Ahlaki yönelimi, cinsiyetten çok ikilemin türü ve kişinin karşılaştığı durum belirliyor.

Kültürün sorusu

Kohlberg, evrelerinin evrensel olduğunu savunuyordu. John Snarey 1985'te, Kohlberg'in yönteminin yirmi yedi ülkede kullanıldığı çalışmaları derledi. Sonuçlar karışıktı: ilk evrelerin sırası pek çok kültürde büyük ölçüde destekleniyordu; ama gelenek ötesi akıl yürütme, kentli ve eğitim düzeyi yüksek gruplarda görülürken, köy toplulukları gibi daha geleneksel gruplarda neredeyse hiç görülmüyordu. Snarey, bunun bu toplulukların daha az gelişmiş olduğunu değil, kuramın puanlamasının bazı kültürel değerleri, örneğin topluluk uyumunu ve karşılıklı bağımlılığı tanımadığını gösterebileceğini öne sürdü.

Eliot Turiel ve meslektaşları ise farklı bir açıdan, çocukların çok erken yaşlardan itibaren iki tür kuralı birbirinden ayırdığını gösterdi.

Okul öncesi çocuklar bile, bir öğretmen izin verse de bir arkadaşa vurmanın yanlış olduğunu, ama öğretmen izin verirse sınıfta ayakkabıyla oturmanın sorun olmadığını söyleyebiliyordu. Bu bulgu, ahlaki anlayışın Kohlberg ya da Piaget'nin düşündüğünden daha erken başladığını düşündürüyordu.

Akıl mı, sezgi mi?

Kohlberg'in kuramı, ahlaki yargının bilinçli akıl yürütmeyle yapıldığını varsayıyordu. Psikolog Jonathan Haidt 2001'de bu varsayıma meydan okudu.

Haidt'e göre insanlar bir eylemi önce sezgisel olarak doğru ya da yanlış buluyor, sonra bu yargıyı destekleyecek gerekçeler arıyordu. Bunu göstermek için katılımcılara, kimseye zarar vermeyen ama yine de rahatsız edici bulunan hikâyeler anlattı.

Haidt'in yaklaşımı ahlak psikolojisinde büyük etki yarattı; ama sezgilerin ne ölçüde baskın olduğu ve ahlaki şaşkınlık bulgularının ne kadar sağlam olduğu tartışılıyor. Bazı araştırmacılar, insanların bu tür hikâyelerde aslında olası zararları sezgisel olarak hesaba kattığını ya da senaryodaki "kimse zarar görmez" bilgisine inanmadığını öne sürdü.

Bebekler iyiyi seçer mi?

Ahlakın sezgisel temelleri sorusu, en çarpıcı biçimde bebek çalışmalarına taşındı. Kiley Hamlin, Karen Wynn ve Paul Bloom 2007'de, altı ve on aylık bebeklere bir tepeye tırmanmaya çalışan bir karakteri, ona yardım eden bir karakteri ve onu aşağı iten bir karakteri gösterdi. Ardından bebeklere iki karakter sunulduğunda, bebeklerin büyük çoğunluğu yardım edene uzandı.

Kanıtın sınırı

Ahlaki akıl yürütmenin yaşla birlikte daha karmaşık hale geldiği ve Kohlberg'in tanımladığı ilk evrelerin pek çok kültürde benzer bir sırayla görüldüğü, boylamsal ve kültürler arası çalışmalarla destekleniyor. Çocukların ahlaki kuralları geleneksel kurallardan erken yaşlarda ayırt edebildiği de tutarlı biçimde gösterildi.

Ama Kohlberg'in en üst evreleri nadir görülüyor ve bu evrelerin evrensel bir olgunluğu mu, yoksa belirli bir kültürel ve felsefi geleneği mi yansıttığı tartışmalı. Cinsiyetler arasında belirgin bir ahlaki fark olduğu iddiası büyük derlemelerle desteklenmedi. Ahlaki akıl yürütme ile gerçek davranış arasındaki ilişki sınırlı. Ahlakın sezgisel temellerine dair iddialar etkili ama ölçüm tartışmalarıyla karşı karşıya; bebeklerde ahlaki değerlendirme bulguları ise büyük bir tekrarda doğrulanamadı.

Kendin dene

Aklında kalsın

Piaget, küçük çocukların bir eylemi niyetten çok sonucuna göre değerlendirdiğini ve kuralları değiştirilemez gördüğünü; daha büyük çocukların ise niyete ve karşılıklı anlaşmaya dayalı bir ahlaka geçtiğini öne sürdü.

Kohlberg, ahlaki ikilemlere verilen gerekçeleri inceleyerek gelenek öncesi, gelenekçi ve gelenek ötesi olmak üzere üç düzey tanımladı; boylamsal veriler evrelerin sırasını destekledi, ama en üst evrelere az kişi ulaştı.

Gilligan'ın özen etiği eleştirisi ahlak araştırmalarını genişletti; ama büyük derlemeler cinsiyetler arasında belirgin bir ahlaki akıl yürütme farkı bulmadı.

Kültürler arası çalışmalar, ilk evrelerin sırasını büyük ölçüde destekledi; ama gelenek ötesi düzeyin bazı kültürel değerleri tanımayabileceğini gösterdi. Çocuklar ahlaki kuralları geleneksel kurallardan erken yaşta ayırt edebiliyor.

Sezgici yaklaşımlar, ahlaki yargıların çoğu zaman akıl yürütmeden önce geldiğini öne sürüyor; bebeklerde ahlaki değerlendirme iddiası ise büyük bir tekrarda doğrulanamadı.

Sonraki derse köprü

Bu derste ahlaki akıl yürütmenin ergenlik boyunca nasıl daha soyut ve ilkesel hale gelebildiğini gördük. Ama ergenlik, aynı zamanda riskli kararların, ani heyecanların ve gruba uymanın en yoğun yaşandığı dönem olarak da bilinir.

Bir genç, sınıfta bir ikilemi büyük bir olgunlukla tartışabilirken, arkadaşlarıyla birlikteyken neden çok daha riskli bir karar verebilir? Bu çelişkinin ne kadarı gelişmekte olan beyinle, ne kadarı gencin içinde yaşadığı toplumsal koşullarla ilgili? Ergenlikteki beyin gelişimine ve risk alma davranışına dair bulgular, bir sonraki adımımızın konusu: ergen beyni.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.