M11-D02
Doğum öncesi gelişim
Doğum öncesi dönemin evrelerini ve teratojenlerin etkisinin zamanlamaya bağlılığını açıklar.
Temel Psikoloji Akademisi — M11, Yaşam boyu gelişim · 2.696 kelime · 16 örnek durum · 3 kanıt kartı · ≈ 12 dk okuma · 18 dk dinleme
Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Doğum öncesi gelişim üç evrede ilerliyor: tutunmanın gerçekleştiği çimlenme dönemi, temel organların oluştuğu embriyonik dönem ve yapıların büyüyüp olgunlaştığı fetal dönem.
Teratojenlerin etkisi zamanlamaya çok bağlı; her yapının zarara en açık olduğu bir kritik dönemi var ve talidomit, bu dönemlerin ne kadar dar olabileceğini acı biçimde gösterdi.
Zamanlamanın yanında doz, genetik yatkınlık ve birlikte gelen etkenler de bir teratojenin etkisini belirliyor.
Gebelikte alkolün güvenli bir miktarı belirlenmedi ve alkole bağlı gelişim bozuklukları sanıldığından daha yaygın.
Bebekler gebeliğin son döneminde duydukları seslere alışabiliyor ve doğumdan sonra bazılarını tanıyabiliyor; ama bu, zekâ artırma iddialarını desteklemiyor.
Açılış sahnesi
Trabzon'da bir eczane. Nurcan, elinde bir gebelik testiyle tezgâhın önünde bekliyor; test iki çizgi gösteriyor. Yüzünde sevinç ile kaygı yan yana: geçen hafta, gebe olduğunu bilmeden, soğuk algınlığı için birkaç gün ilaç içmiş, bir akşam da arkadaşının nişanında bir kadeh şarap içmişti. "Bebeğe bir şey olur mu?" diye soruyor.
Eczacı önce sakin olmasını söylüyor. Gebelikte pek çok ilacın zararsız olduğunu, bazılarının ise belirli dönemlerde dikkat gerektirdiğini anlatıyor ve içtiği ilacın adını not edip doktoruyla konuşmasını öneriyor. Sonra ekliyor: "Sorulması gereken yalnızca ne aldığınız değil. Ne zaman, ne kadar aldığınız da önemli."
Nurcan'ın sorusu da, eczacının cevabı da bu ders için yazıldı; tıbbi bir kararın yerini tutmuyor. Ama eczacının son cümlesi, doğum öncesi gelişim araştırmalarının en önemli derslerinden birini özetliyor.
Bu derste ne olacak
Bu derste, tek bir hücreden doğuma uzanan dönemin evrelerini, bu evrelerde dışarıdan gelen zararlı etkenlerin sonuçlarının neden zamanlamaya bu kadar bağlı olduğunu ve doğmamış bebeğin ne ölçüde öğrenebildiğini göreceğiz.
Önce gebeliğin üç evresini ve her birinde neler olduğunu ana hatlarıyla göreceğiz. Sonra gelişimi bozabilen etkenlere, yani teratojenlere ve onların etkisini belirleyen ilkelere geçeceğiz. Son bölümde, rahim içindeki bebeğin duyduğu sesleri doğumdan sonra tanıyıp tanımadığını soran çalışmalara bakacağız.
Sıfır noktası
Doğum öncesi dönem, insan hayatının en hızlı değişim dönemi. Yaklaşık otuz sekiz haftada, gözle görülemeyecek kadar küçük tek bir hücre, ortalama üç kilogram civarında, nefes alabilen, emebilen ve seslere tepki veren bir bebeğe dönüşüyor. Gebelik süresi genellikle son adet tarihinden hesaplandığı için kırk hafta olarak anılıyor; döllenmeden itibaren ise yaklaşık otuz sekiz hafta sürüyor. Bu derste haftaları döllenmeden itibaren sayacağız.
Gelişim biyologları bu süreci üç evreye ayırıyor.
Bu dönemde gelişmekte olan hücre kümesi henüz annenin kan dolaşımıyla doğrudan bağlantı kurmamış durumda. Bu yüzden bu evrede dışarıdan gelen bir zarar çoğu zaman ya hiç etkili olmuyor ya da gebeliğin kendiliğinden sona ermesine yol açıyor; belirli organlara özgü kusurlar ise genellikle bu dönemden sonra ortaya çıkıyor.
Mekanizma
Bir ilacın dersi
1950'lerin sonunda Almanya'da piyasaya çıkan bir yatıştırıcı ilaç, kısa sürede pek çok ülkede uyku ve gebelik bulantısı için kullanılmaya başladı. İlaç yetişkinlerde son derece güvenli görünüyordu. 1961'de Alman çocuk doktoru Widukind Lenz ve Avustralyalı kadın doğum uzmanı William McBride, birbirinden bağımsız olarak, gebeliğin erken döneminde bu ilacı kullanan annelerin bebeklerinde ağır kol ve bacak kusurları görüldüğünü bildirdi. İlacın adı talidomitti.
Talidomit vakası, araştırmacıların teratojenlerin etkisini anlamak için kullandığı birkaç temel ilkeyi de görünür kıldı. Bunların en önemlisi zamanlama.
Her organın ve yapının kendi kritik dönemi var. Kollar ve bacaklar embriyonik dönemin belirli haftalarında biçimlenirken, beyin ve sinir sistemi gebelik boyunca ve doğumdan sonra da gelişmeye devam ediyor. Bu yüzden embriyonik dönemde alınan bir zarar genellikle ağır yapısal kusurlara yol açarken, fetal dönemdeki bir zarar daha çok büyüme geriliği ya da işlevsel sorunlar olarak ortaya çıkabiliyor.
Doz, genler ve birlikte gelenler
Zamanlamanın yanında üç ilke daha teratojenlerin etkisini biçimlendiriyor. Birincisi doz: genellikle daha büyük miktarlarda ve daha uzun süre maruz kalmak, zarar olasılığını ve büyüklüğünü artırıyor. İkincisi genetik yatkınlık: aynı maddeye aynı miktarda maruz kalan bebeklerden bazıları etkilenirken bazıları etkilenmeyebiliyor; hem annenin hem bebeğin genetik yapısı, maddenin vücutta nasıl işlendiğini değiştirebiliyor. Üçüncüsü birlikte gelen etkenler: yoksulluk, yetersiz beslenme, stres ve birden fazla maddenin birlikte kullanılması, tek bir etkenin etkisini artırabiliyor.
Doğum öncesi dönemde yetersiz beslenmenin uzun vadeli etkileri, epigenetik dersinde ele aldığımız İkinci Dünya Savaşı sonundaki Hollanda açlığı örneğinde görüldü. O dönem anne karnında olan bebeklerin bazı sağlık sonuçları, açlığın gebeliğin hangi döneminde yaşandığına göre farklılaşıyordu.
Alkol
Gelişmiş ülkelerde önlenebilir gelişim bozukluklarının en yaygın nedenlerinden biri, gebelikte alkol kullanımı. 1973'te Kenneth Lyons Jones ve David Smith, alkol bağımlılığı olan annelerin bazı çocuklarında ortak bir yüz özellikleri, büyüme geriliği ve sinir sistemi sorunları örüntüsü tanımladı ve buna fetal alkol sendromu adını verdi.
Sonraki yıllarda, gebelikte alkole maruz kalmanın etkilerinin bu ağır tablodan çok daha geniş bir yelpazeye yayıldığı anlaşıldı. Yüz özellikleri hiç görülmeyen çocuklarda bile dikkat, öğrenme ve davranış güçlükleri ortaya çıkabiliyordu.
Alkolün gebelikte güvenli kabul edilebilecek bir miktarı belirlenmedi. Pek çok sağlık kuruluşu, bu yüzden gebelik boyunca ve gebelik planlanırken alkolden tamamen kaçınılmasını öneriyor.
Yaygın yanlış"Gebelikte az miktarda alkol tamamen güvenlidir."
Gebelikte alkolün güvenli kabul edilebilecek bir miktarı belirlenmedi ve beynin gelişimi gebelik boyunca devam ediyor. Bu yüzden sağlık kuruluşlarının çoğu, gebelik boyunca alkolden tamamen kaçınılmasını öneriyor. Bu öneri, tek bir seferlik düşük miktardaki maruziyetin mutlaka zarar verdiği anlamına gelmiyor; ama güvenli bir eşiğin varlığını da desteklemiyor.
Yaygın yanlış"Bir ilaç anneye zarar vermiyorsa bebeğe de zarar vermez."
Talidomit, yetişkinlerde son derece güvenli görünen bir ilaçtı; ama gebeliğin dar bir döneminde alındığında bebeklerde ağır kusurlara yol açtı. Gelişmekte olan bir organizma, yetişkin bir bedenden çok farklı tepki verebiliyor. Gebelikte ilaç kullanımına dair kararlar bu yüzden bir hekimle birlikte veriliyor.
Usta katmanı
Rahimdeki kulak
Doğum öncesi dönem yalnızca zararlı etkenlere açık bir dönem değil; aynı zamanda bebeğin çevresinden bilgi almaya başladığı bir dönem. Gebeliğin son aylarında bebeğin işitme sistemi çalışmaya başlıyor ve annenin sesi, kalp atışı ve dışarıdan gelen bazı sesler rahim içine ulaşıyor.
Anthony DeCasper ile William Fifer, 1980'de yayımladıkları bir çalışmada, yeni doğan bebeklerin annelerinin sesini başka bir kadının sesine tercih ettiğini gösterdi. Bebeklerin emme hızını değiştirerek hangi sesi duyacaklarını seçebildikleri bir düzen kullandılar. Bu bulgu, bebeklerin annelerinin sesini doğumdan önce tanımaya başlamış olabileceğini düşündürdü.
Yaygın yanlış"Gebelikte bebeğe müzik dinletmek onu daha zeki yapar."
Bebekler gebeliğin son döneminde duydukları seslere alışabiliyor ve doğumdan sonra bazılarını tanıyabiliyor. Ama rahim içinde müzik dinlemenin çocuğun sonraki zekâsını ya da okul başarısını artırdığını gösteren güvenilir çalışmalar yok. Doğum öncesi öğrenme bulguları, sesin tanınmasıyla ilgili; zekâ kazandırma iddiaları bu bulguların çok ötesine geçiyor.
Annenin stresi
Gebelikte annenin yaşadığı yoğun stresin bebeğin gelişimini etkileyip etkilemediği, son yıllarda çok araştırılan bir konu. Gebelikte yoğun stres yaşayan annelerin çocuklarında bazı duygusal ve davranışsal güçlüklerin daha sık görüldüğünü bildiren çalışmalar var.
Bu alandaki araştırmalar büyük ölçüde gözlemsel ve önemli bir karıştırıcı etkenle karşılaşıyor: gebelikte stres yaşayan anneler, çoğu zaman doğumdan sonra da stresli koşullarda yaşamaya devam ediyor ve çocuklarıyla bazı genetik özellikleri paylaşıyor. Gebelik dönemindeki stresin etkisini, doğumdan sonraki ortamın ve ortak genlerin etkisinden ayırmak için kardeş karşılaştırmaları ve tüp bebek yöntemiyle döllenmiş, genetik olarak anneyle akraba olmayan bebeklerin karşılaştırıldığı çalışmalar gibi yaratıcı desenler kullanılıyor; bu desenlerin sonuçları her zaman aynı yönü göstermiyor.
Kanıtın sınırı
Bazı teratojenlerin, örneğin talidomit, alkol ve kızamıkçık gibi enfeksiyonların, gebeliğin belirli dönemlerinde ciddi gelişim bozukluklarına yol açtığı güçlü biçimde belgelenmiş. Teratojenlerin etkisinin zamanlamaya, doza ve genetik yatkınlığa bağlı olduğu da iyi bilinen ilkeler.
Ama pek çok başka maddenin ve koşulun gebelikteki etkisi, gözlemsel çalışmalara dayanıyor ve karıştırıcı etkenleri ayırmak güç. Gebe kadınlarda deney yapmak etik olarak mümkün olmadığı için, bu alandaki bilgi büyük ölçüde doğal olarak ortaya çıkan maruziyetlerden, hayvan çalışmalarından ve yaratıcı karşılaştırma desenlerinden geliyor. Annenin stresinin etkisine dair bulgular özellikle karışık.
Doğum öncesi öğrenme bulguları, bebeklerin rahim içinde ses örüntülerine alışabildiğini gösteriyor; ama bu öğrenmenin sonraki gelişime etkisine dair güçlü iddiaları desteklemiyor.
Kendin dene
Aklında kalsın
Doğum öncesi gelişim üç evrede ilerliyor: tutunmanın gerçekleştiği çimlenme dönemi, temel organların oluştuğu embriyonik dönem ve yapıların büyüyüp olgunlaştığı fetal dönem.
Teratojenlerin etkisi zamanlamaya çok bağlı; her yapının zarara en açık olduğu bir kritik dönemi var ve talidomit, bu dönemlerin ne kadar dar olabileceğini acı biçimde gösterdi.
Zamanlamanın yanında doz, genetik yatkınlık ve birlikte gelen etkenler de bir teratojenin etkisini belirliyor.
Gebelikte alkolün güvenli bir miktarı belirlenmedi ve alkole bağlı gelişim bozuklukları sanıldığından daha yaygın.
Bebekler gebeliğin son döneminde duydukları seslere alışabiliyor ve doğumdan sonra bazılarını tanıyabiliyor; ama bu, zekâ artırma iddialarını desteklemiyor.
Sonraki derse köprü
Bu derste, doğmamış bir bebeğin rahimde duyduğu bir hikâyeyi doğduktan sonra tanıyabildiğini gördük. Bunu bilmemizin tek yolu, bebeğin emme hızındaki küçük bir değişiklikti; çünkü bebek ne gördüğünü ya da duyduğunu bize söyleyemiyor.
Konuşamayan, işaret edemeyen bir bebeğin neyi algıladığını, neyi neyden ayırt ettiğini nasıl öğrenebiliriz? Bir bebeğin bir resme ne kadar uzun baktığı, ya da aynı şeyi görmekten sıkılıp başka yere bakması, bize zihnine dair ne söyleyebilir? Bu yöntemlerin gücünü ve sınırlarını sonraki derste ele alıyoruz: bebeğin algısı.
Anlamadığın bir yer mi var?
Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.