M10-D10
Duygu ve karar
Duyguların kararı bozduğu ve iyileştirdiği durumları ayırır.
Temel Psikoloji Akademisi — M10, Motivasyon ve duygu · 3.050 kelime · 16 örnek durum · 5 kanıt kartı · ≈ 14 dk okuma · 20 dk dinleme
Klinik tarafı Terapi Akademisi’nde: S01-P02-D09
Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Duygusal tepkileri zayıflamış bazı hastaların zekâsı yerinde olduğu halde karar vermede zorlanması, duygunun iyi kararın bir parçası olabileceğini düşündürdü.
Iowa kumar görevindeki bulgular, duygunun bilinçli bilgiden önce kararı yönlendirdiğinin kanıtı olarak sunuldu; ama katılımcıların bilinçli bilgisinin sanıldığından erken oluştuğu da gösterildi.
Kararın konusundan doğan duygu bilgi taşıyabilirken, kararla ilgisi olmayan bir olaydan taşınan duygu çoğu zaman yanıltıyor.
Aynı ölçüde olumsuz duygular, örneğin korku ve öfke, kararları farklı yönlere itebiliyor; bu öngörülerin bir kısmı tekrarlarda desteklendi, bir kısmı desteklenmedi.
İnsanlar yoğun bir duygusal ya da bedensel durumun içinde değilken, o durumun davranışlarını ne kadar etkileyeceğini küçümseme eğiliminde.
Açılış sahnesi
Mersin'de bir salı sabahı. Sevda, cuma günü Antalya'daki kardeşinin nişanına gitmek için iki hafta önce uçak bileti almış. Kahvaltıda telefonunda başka bir ülkedeki bir uçak kazasının görüntülerine rastlıyor; enkaz, ağlayan aileler, tekrar tekrar oynatılan son saniyeler. Öğlene kadar içi rahat etmiyor ve sonunda bileti iptal edip yolu arabayla gitmeye karar veriyor.
Aynı akşam bir mağazada satış görevlisinin kaba bir cevabına öfkeleniyor. Ertesi sabah aynı mağazanın internet sitesinden, aslında almayı düşünmediği pahalı bir montu "inadına" sipariş ediyor. Hafta sonu yorgun bir yolculuğun ardından nişana yetişiyor ve dönüşte kendine soruyor: bu hafta verdiğim kararları ben mi verdim, yoksa duygularım mı?
Sevda'yı ve iptal edilen bileti biz kurduk. Ama onun hafta içinde verdiği iki karar, duygu ile karar arasındaki ilişkiyi inceleyen araştırmaların iki ayrı sorusuna denk düşüyor.
Bu derste ne olacak
Bu derste, duyguların kararları hangi durumlarda bozduğunu, hangi durumlarda ise iyi seçimlere katkıda bulunduğunu kanıtlarla ayırmaya çalışacağız.
Duygularla nasıl başa çıkıldığı, yani duygu düzenleme stratejileri, Terapi Akademisi'nde ayrıntılı biçimde işlendi; burada o stratejileri değil, duygunun bir seçimin içine nasıl karıştığını ele alacağız. Önce duygudan yoksun kalmanın karar vermeye ne yaptığına dair nörolojik bulgulara ve onlara yöneltilen eleştirilere bakacağız. Sonra kararla hiç ilgisi olmayan bir duygunun bir karara nasıl taşınabildiğini göreceğiz. Son bölümde, duygunun hangi koşullarda yol gösterici, hangi koşullarda yanıltıcı olduğunu ayırmanın yollarını tartışacağız.
Sıfır noktası
Batı düşünce geleneğinin uzun bir kolu, akıl ile duyguyu karşıt güçler olarak gördü: iyi karar, duyguların susturulduğu ve aklın tek başına hüküm verdiği karardı. Gündelik dilde de bu ayrım güçlü: "Duygusal davranma", "Soğukkanlı düşün" gibi öğütler, duygunun kararı bulandırdığını varsayıyor.
Karar araştırmalarının ilk on yıllarında da duygu çoğunlukla ya göz ardı edildi ya da bir gürültü kaynağı olarak görüldü. Klasik karar modellerinde insanlar, seçeneklerin olası sonuçlarını ve bu sonuçların olasılıklarını hesaplayan, duygusuz hesaplayıcılar gibi tasarlanmıştı.
1990'larda iki farklı yönden gelen bulgular bu tabloyu sarstı. Bir yandan nörologlar, duygusal tepkileri zayıflamış hastaların karar vermede ciddi biçimde zorlandığını gösterdi. Öte yandan sosyal psikologlar, farklı duyguların kararları birbirinden farklı ve öngörülebilir yönlere ittiğini buldu. Duygu, artık ne yalnızca bir gürültüydü ne de yalnızca bir rehber.
Mekanizma
Duygusuz karar
Nörolog Antonio Damasio, 1994'te yayımladığı kitabında Elliot adını verdiği bir hastayı anlattı. Elliot, beynin ön kısmındaki bir tümörün ameliyatla alınmasından sonra zekâ testlerinde, bellek testlerinde ve dil testlerinde normal sonuçlar alıyordu. Ama günlük hayatta işini sürdüremedi, kötü yatırımlar yaptı ve basit seçimlerde saatlerce bocaladı. Damasio'nun dikkatini çeken, Elliot'ın kendi başına gelenleri anlatırken neredeyse hiç duygu göstermemesiydi.
Damasio, bu tür hastalardan yola çıkarak bir hipotez geliştirdi.
Bu görüşe göre duygular, kararı bozmak yerine, sayısız olası seçeneği hızla eleyen bir ön süzgeç gibi çalışıyordu. Bu süzgeç olmadan, her seçeneği tek tek hesaplamak zorunda kalan bir zihin, en basit kararlarda bile tıkanabilirdi.
Kumar masasında
Damasio'nun ekibinden Antoine Bechara, bu hipotezi sınamak için 1994'te bir kart oyunu geliştirdi.
Sağlıklı katılımcılar, birkaç düzine kart seçimi içinde zarar ettiren destelerden uzaklaşmaya başlıyordu. Beynin ön kısmının alt-iç bölgesinde hasar olan hastalar ise kaybetmeye devam ettikleri halde riskli destelerden kart çekmeyi sürdürüyordu.
Yaygın yanlış"En iyi kararlar, duyguların tamamen devre dışı bırakıldığı kararlardır."
Duygusal tepkileri zayıflamış hastalar, zekâ testlerinde normal sonuçlar almalarına rağmen günlük kararlarda ciddi biçimde zorlanabiliyor. Duygular, bir seçeneğin geçmişte iyi mi kötü mü sonuçlandığına dair hızlı bir özet taşıyabiliyor. Sorun duygunun varlığı değil, kararla ilgisi olmayan bir duygunun karara karışması.
Kararla ilgisiz duygular
Bir kararın içindeki duygu ile karara dışarıdan sızan duygu arasındaki fark, bu alandaki en işe yarar ayrımlardan biri.
Sevda'nın uçak bileti, ilk bakışta olaya ait bir duygu gibi görünüyor; uçmaktan korkuyor. Ama bu korkuyu başlatan, kendi uçuşuyla ilgili yeni bir bilgi değil, başka bir ülkedeki bir kazanın görüntüleriydi. Montu "inadına" sipariş etmesi ise daha açık bir olay dışı duygu örneği: satış görevlisine duyduğu öfke, bir alışveriş kararına taşındı.
Hangi duygu, hangi yön?
Jennifer Lerner ve Dacher Keltner, olay dışı duyguların kararları rastgele değil, duygunun türüne göre öngörülebilir yönlere ittiğini öne sürdü. Onlara göre her duygu, dünyayı belirli bir biçimde değerlendirme eğilimini de beraberinde getiriyordu: korku belirsizlik ve kontrolsüzlük duygusuyla, öfke ise kesinlik ve kontrol duygusuyla birlikte geliyordu.
Duygunun türüne göre farklı yönler, ekonomik kararlarda da görüldü. Lerner, Deborah Small ve George Loewenstein'ın 2004'te yayımladığı bir deneyde, katılımcılara önce üzüntü ya da tiksinme uyandıran kısa görüntüler izletildi; ardından küçük bir eşyayı alıp satmaları istendi.
Duygunun kısa yolu
Paul Slovic ve meslektaşları, insanların riskleri ve faydaları çoğu zaman ayrı ayrı hesaplamak yerine, bir şeye karşı duydukları genel iyi ya da kötü hisse bakarak değerlendirdiğini öne sürdü.
Bu kestirmenin bir izi, gerçek dünyada risk ve fayda genellikle birlikte yükselirken, insanların değerlendirmelerinde ters yönde ilişkili görünmesi. Bir teknolojiyi seven biri onun hem faydalı hem de az riskli olduğunu düşünmeye yatkınken, sevmeyen biri onu hem az faydalı hem de çok riskli görme eğiliminde.
Usta katmanı
Korkunun bedeli
Duygunun kararı yanıltabildiği en çarpıcı örneklerden biri, 11 Eylül 2001 saldırılarının ardından yaşandı. Psikolog Gerd Gigerenzer, saldırılardan sonraki aylarda Amerika'da pek çok kişinin uçmaktan kaçınıp uzun yolları arabayla gitmeye başladığını ve bu dönemde karayollarındaki ölümlerin beklenenin üstüne çıktığını gösterdi.
Gigerenzer bu tür riskleri, kısa sürede çok sayıda insanı öldüren, az görülen ama dehşet uyandıran olaylar olarak tanımlıyordu. Böyle olayların uyandırdığı korku, aynı ya da daha büyük riski taşıyan ama günlük hayata dağılmış tehlikelere karşı duyulan korkudan çok daha güçlü olabiliyor.
Kendini başka bir anda düşünmek
Duyguların kararları etkilemesinin bir başka yolu, insanların o anki duygusal durumlarının, gelecekteki ya da başka birinin duygusal durumu hakkındaki tahminlerini biçimlendirmesi.
Leaf Van Boven ve George Loewenstein'ın 2003'te yayımladığı bir çalışmada, spor salonunda egzersizden yeni çıkmış ve susamış katılımcılar, yiyecek ve içeceksiz kaybolmuş yürüyüşçülerin susuzluktan ne kadar rahatsız olacağını, egzersizden önce sorulan katılımcılara göre daha yüksek tahmin etti. İnsanlar başkalarının duygularını, kendi o anki bedensel durumlarının penceresinden görüyordu.
Duygu ne zaman yol gösterir?
Bu bulgular, duygunun iyi ya da kötü olduğuna dair basit bir sonuç vermiyor. Olaya ait duygular çoğu zaman gerçek bir bilgi taşıyor; tehlikeli bir sokakta hissedilen tedirginlik ya da birine güvenmeme hissi, sözcüklere dökülemeyen ipuçlarını özetliyor olabilir. Olay dışı duygular ise kararla ilgisi olmayan bir kaynaktan geldiği için yanıltıcı olma eğiliminde.
Pratikte işe yarayan bir soru, duygunun nereden geldiğini sormak: bu his, şu anki kararla ilgili bir bilgiden mi, yoksa günün başka bir anından mı kaynaklanıyor? Duygunun kaynağına dikkat çekildiğinde, bazı çalışmalarda olay dışı duygunun karara etkisinin azaldığı bildirildi.
Yaygın yanlış"İçgüdülerine güven; hissettiğin şey her zaman doğruyu söyler."
Bir duygu, geçmiş deneyimlerden süzülmüş değerli bir bilgi taşıyabilir; ama aynı zamanda kararla hiç ilgisi olmayan bir olaydan, bir habere ya da o anki açlıktan da kaynaklanabilir. Deneyimin az olduğu, geri bildirimin geç ya da hiç gelmediği alanlarda içgüdüler, gerçek bir bilgiden çok yanılgıları taşıyabiliyor.
Yaygın yanlış"Kötü bir ruh halindeyken verilen kararlar hep daha karamsar olur."
Aynı ölçüde olumsuz duygular kararları farklı yönlere itebiliyor. Laboratuvar çalışmalarında korku risk tahminlerini karamsarlaştırırken, öfke onları iyimserleştirme eğiliminde görüldü; üzüntü ve tiksinme de alım ve satım fiyatlarını farklı yönlere itti. Bu bulguların bir kısmı tekrarlarda kısmen desteklendiği için, etkilerin büyüklüğü ve genelliği hâlâ tartışmalı.
Kanıtın sınırı
Duygusal tepkileri zayıflamış bazı hastaların karar vermede ciddi biçimde zorlandığı klinik olarak iyi belgelenmiş. Ama bu güçlüğün tam olarak bilinçsiz bedensel işaretçilerin eksikliğinden mi kaynaklandığı, Iowa kumar görevi etrafındaki tartışmanın gösterdiği gibi açık bir soru.
Kararla ilgisiz duyguların kararlara taşınabildiği pek çok laboratuvar çalışmasında görüldü; ama bu çalışmaların çoğu küçük örneklemli, kısa süreli ve yapay görevlerle yapıldı. Duygunun türüne göre farklı yönlere dair öngörüler, önceden kayıtlı bir tekrarda kısmen desteklendi, kısmen desteklenmedi. Gerçek hayattaki büyük kararlar üzerine yapılan çalışmalar ise çoğunlukla gözleme dayanıyor ve başka açıklamaları dışlamakta zorlanıyor.
Elimizdeki kanıtlar, duygunun kararı ne her zaman bozduğunu ne de her zaman iyileştirdiğini gösteriyor; sonuç, duygunun kaynağına ve kararın türüne bağlı.
Kendin dene
Aklında kalsın
Duygusal tepkileri zayıflamış bazı hastaların zekâsı yerinde olduğu halde karar vermede zorlanması, duygunun iyi kararın bir parçası olabileceğini düşündürdü.
Iowa kumar görevindeki bulgular, duygunun bilinçli bilgiden önce kararı yönlendirdiğinin kanıtı olarak sunuldu; ama katılımcıların bilinçli bilgisinin sanıldığından erken oluştuğu da gösterildi.
Kararın konusundan doğan duygu bilgi taşıyabilirken, kararla ilgisi olmayan bir olaydan taşınan duygu çoğu zaman yanıltıyor.
Aynı ölçüde olumsuz duygular, örneğin korku ve öfke, kararları farklı yönlere itebiliyor; bu öngörülerin bir kısmı tekrarlarda desteklendi, bir kısmı desteklenmedi.
İnsanlar yoğun bir duygusal ya da bedensel durumun içinde değilken, o durumun davranışlarını ne kadar etkileyeceğini küçümseme eğiliminde.
Sonraki derse köprü
Bu modülde insanları harekete geçiren güdüleri ve yaşadıkları duyguları, büyük ölçüde belirli bir andaki bir kişinin içinden inceledik. Oysa aynı kişinin duyguları, kararları ve düşünme biçimi, hayatı boyunca değişiyor; yirmi yaşındaki biri ile yetmiş yaşındaki biri aynı duruma farklı tepkiler verebiliyor.
Ama bu farkın yaştan mı, yoksa iki kişinin farklı dönemlerde büyümüş olmasından mı kaynaklandığını nasıl ayırırız? Bugün farklı yaştaki insanları karşılaştırmak ile aynı insanları yıllarca izlemek, aynı soruya neden farklı cevaplar verebilir? Yeni modüle, insanın yaşam boyu değişimini incelerken kullanılan desenlerle başlıyoruz: gelişimi araştırmanın yöntemleri.
Anlamadığın bir yer mi var?
Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.