M10-D09
Ego tükenmesi: tekrarlanamayan bir bulgu
Öz denetimin tükenen bir kaynak olduğu iddiasının yükselişini ve büyük ölçekli tekrarlarda düşüşünü inceler.
Temel Psikoloji Akademisi — M10, Motivasyon ve duygu · 2.801 kelime · 16 örnek durum · 5 kanıt kartı · ≈ 13 dk okuma · 19 dk dinleme
Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Ego tükenmesi kuramına göre öz denetim sınırlı bir kaynaktan besleniyor ve bir görevde kullanıldıktan sonra ikinci görevde azalıyor.
Kuram, turp ve kurabiye deneyiyle başladı ve ardışık görev düzeniyle yapılan yüzlerce çalışmaya yayıldı; şeker açıklaması ise ciddi eleştirilerle karşılaştı.
Yayın yanlılığı için yapılan düzeltmeler, yayımlanmış literatürün birleşik etkisini sıfıra yakın değerlere indirdi.
Yirmi üç laboratuvarlık önceden kayıtlı bir tekrar ve savunucuların kendisinin tasarladığı otuz altı laboratuvarlık bir başka tekrar, anlamlı bir tükenme etkisi bulamadı.
Kendini tutmanın yorucu olduğu deneyimi gerçek; desteklenmeyen, onun sınırlı bir yakıtın tükenmesi olarak açıklanması.
Açılış sahnesi
Bursa'da bir muhasebe bürosu. Hakan üç haftadır diyette ve bugün ofiste biri doğum günü için bir tepsi baklava getirmiş. Sabah kahvesinde, öğle arasında, ikindi çayında tepsi önünden geçip gidiyor; her seferinde başını çevirip ekranına dönüyor. Akşam eve geldiğinde ise mutfak dolabında bulduğu bir kutu lokumu, televizyonun karşısında farkında olmadan bitiriyor.
Gece yatmadan önce telefonunda bir makaleye rastlıyor: "İrade bir kas gibidir; gün boyunca kullandıkça yorulur, akşama tükenir." Hakan rahatlıyor. Demek ki suç onda değil; gün boyunca baklavaya direnirken iradesini harcamıştı, akşam ondan geriye bir şey kalmamıştı.
Hakan'ın diyeti de ofisteki baklava tepsisi de bu ders için kuruldu. Ama okuduğu cümle, sosyal psikolojide yirmi yıl boyunca çok geniş bir yer tutmuş bir fikrin popüler bir özeti. O fikrin yirmi yılda yaşadığı yükseliş ve çöküş, bir araştırma alanının kendi yanılgısını nasıl fark ettiğini adım adım gösteriyor.
Bu derste ne olacak
Bu derste, öz denetimin kullandıkça azalan sınırlı bir kaynak olduğu iddiasının nasıl doğduğunu, nasıl yayıldığını ve büyük ölçekli tekrarlarda neden ayakta kalamadığını inceleyeceğiz.
Tekrarlama krizi dersinde bu bulgu, krizin örneklerinden biri olarak kısaca anıldı. Burada aynı hikâyeyi yöntemleri, sayıları ve tarafların itirazlarıyla birlikte baştan sona izleyeceğiz. Önce kuramı ve onu kuran deneyleri göreceğiz. Sonra kuramın yüzlerce çalışmaya nasıl yayıldığına ve bu çalışmaların birleşik sonucunun nasıl yeniden hesaplandığına bakacağız. Son bölümde büyük tekrarları ve bulgunun yerini almaya aday açıklamaları tartışacağız.
Sıfır noktası
Gündelik hayatta kendimizi tutmanın yorucu olduğunu hepimiz biliriz. Öfkelendiğimiz birine sakin cevap vermek, canımızın çektiği bir şeyden uzak durmak ya da sıkıcı bir işe odaklanmak çaba ister. Bu çabanın bir bedeli olduğu duygusu, sezgisel olarak çok güçlü.
1990'ların sonunda Roy Baumeister ve meslektaşları, bu sezgiye sınanabilir bir biçim verdi. Onlara göre öz denetim, sınırlı bir enerji kaynağından besleniyordu. Bir görevde kendini tutmak bu kaynağı harcıyor, ardından gelen ikinci bir görevde kendini tutmayı zorlaştırıyordu.
Mekanizma
Turp ve kurabiye
Kuramın en ünlü deneyi, Baumeister, Ellen Bratslavsky, Mark Muraven ve Dianne Tice'ın 1998'de yayımladığı makalede yer alıyordu. Aç gelmeleri istenen üniversite öğrencileri, taze pişmiş çikolatalı kurabiye kokusu yayılan bir odaya alındı. Masada bir tabak kurabiye ve bir kâse turp vardı.
Bir gruptan kurabiyelere dokunmadan yalnızca turp yemeleri istendi. Bir başka grup kurabiye yiyebiliyordu; üçüncü bir grup ise hiç yiyecek görmedi. Ardından herkese, çözülemeyecek biçimde tasarlanmış geometrik bulmacalar verildi ve ne kadar süre uğraştıkları ölçüldü.
Bu deney düzeni, sonraki yıllarda alanın standart aracı haline geldi.
Araştırmacılar ilk görev olarak duygularını bastırmayı, bir düşünceyi aklından uzaklaştırmayı, belirli bir harfi atlayarak metin taramayı ya da renk adlarının farklı renklerle yazıldığı kelimelerde rengi söylemeyi kullandı. İkinci görev ise bulmacada direnme süresinden, el sıkma aletini tutmaya, içki tüketmeye ya da dikkat testlerine kadar uzanıyordu.
Kas ve şeker
Kuram hızla yayıldı ve kendi içinde gelişti. Güç modeline göre öz denetim kası dinlenmeyle toparlanıyor, düzenli egzersizle güçlenebiliyor ve motivasyon yüksek olduğunda kısa süreliğine ek bir çaba ortaya çıkarabiliyordu.
2007'de Matthew Gailliot ve meslektaşları, bu kaynağın kandaki şeker olabileceğini öne sürdü. Tükenme görevinden sonra şekerli limonata içen katılımcıların, yapay tatlandırıcılı limonata içenlere göre ikinci görevde daha iyi performans gösterdiğini bildirdiler. İrade, artık neredeyse içilebilir bir şeydi.
Bu açıklama da eleştirilerle karşılaştı. Psikolog Robert Kurzban, beynin kısa süreli zihinsel çabada harcadığı şeker miktarının, bir bardak limonatanın ya da birkaç dakikalık öz denetim görevinin anlamlı biçimde değiştirebileceği kadar büyük olmadığını hesapladı. Sonraki bazı çalışmalarda şekerli içeceği yutmadan yalnızca ağızda çalkalamanın bile benzer bir etki yarattığı bildirildi; bu da etkinin, eğer varsa, yakıttan çok ödül ve motivasyon sinyalleriyle ilgili olabileceğini düşündürdü.
Yaygın yanlış"Hâkimler acıktıkça daha sert karar veriyor; bu, iradenin tükendiğinin gerçek hayattan kanıtı."
İsrail'deki şartlı tahliye kararları üzerine yapılan ünlü çalışma, bir oturumun sonuna doğru lehte kararların azaldığını buldu. Ama sonraki eleştiriler, davaların sırasının rastgele olmadığını ve dosyaların türünün oturum içinde değiştiğini gösterdi. Bu örüntü tükenme dışındaki etkenlerle de açıklanabiliyor; ego tükenmesinin kanıtı olarak sunulması tartışmalı.
Yüzlerce çalışmanın toplamı
2010'a gelindiğinde ego tükenmesi üzerine yüzlerce deney yayımlanmıştı. Martin Hagger ve meslektaşları bu çalışmaları bir meta-analizde birleştirdi ve orta büyüklükte, oldukça sağlam görünen bir etki buldu. Bulgu, ders kitaplarına ve popüler kitaplara girdi; Baumeister'ın bir gazeteciyle birlikte yazdığı irade kitabı geniş bir okur kitlesine ulaştı.
Ama birkaç yıl içinde başka araştırmacılar aynı literatüre farklı bir gözle baktı. Evan Carter ve Michael McCullough, yayımlanmış küçük çalışmaların büyük etkiler bulma eğiliminde olduğunu, büyük çalışmaların ise daha küçük etkiler bildirdiğini fark etti. Bu örüntü, sıfıra yakın ya da olumsuz sonuç veren çalışmaların yayımlanmadan dosyalarda kaldığına işaret ediyordu.
Usta katmanı
Yirmi üç laboratuvar
2016'da yayımlanan, Hagger'ın önderliğindeki önceden kayıtlı çok laboratuvarlı tekrar, bu soruya cevap aramak için tasarlandı. İlk görevde katılımcılar karmaşık kurallarla harf tarayarak kendilerini tutmak zorunda kaldı; ikinci görevde dikkatlerini çelen uyaranlara rağmen doğru tuşa basmaları istendi.
Baumeister ve Kathleen Vohs bu itirazı ciddiye aldı ve kendileri yeni bir çok laboratuvarlı proje başlattı. Bu kez tek bir protokolü birebir yinelemek yerine, kuramın savunucularının en uygun bulduğu görev düzenini önceden belirlediler.
Yaygın yanlış"Yüzlerce çalışma bir etkiyi destekliyorsa, o etki kesin olarak vardır."
Ego tükenmesi literatürü, yüzlerce yayımlanmış çalışmanın da yanıltıcı bir tablo çizebileceğini gösterdi. Küçük örneklemler, esnek analiz kararları ve etkisiz sonuçların yayımlanmaması bir araya geldiğinde, var olmayan ya da çok küçük bir etki bile güçlü görünebiliyor. Önceden kayıtlı ve büyük ölçekli tekrarlar, bu tür bir literatürü sınamanın en güvenilir yollarından biri.
İnanç mı, kaynak mı?
Büyük tekrarlardan önce bile bazı bulgular, tükenmenin bir kaynaktan çok kişinin beklentisiyle ilgili olabileceğini düşündürmüştü. Veronika Job, Carol Dweck ve Gregory Walton 2010'da, insanların iradenin sınırlı olduğuna ne ölçüde inandığını ölçtü.
Michael Inzlicht ve Brandon Schmeichel ise 2012'de farklı bir açıklama önerdi. Onlara göre bir görevden sonra performansın düşmesi, bir yakıtın bitmesinden değil, kişinin dikkatinin ve motivasyonunun kaymasından kaynaklanıyordu. Zorlu bir işi yaptıktan sonra insanlar, kendilerine ödül gibi gelen şeylere yöneliyor ve sıkıcı görevlere daha az istekli hale geliyordu. Bu açıklama, yorgunluk hissini gerçek kabul ediyor, ama onu bir depo boşalması olarak değil, önceliklerin yeniden ayarlanması olarak yorumluyor.
Yaygın yanlış"Ego tükenmesi tekrarlanamadığına göre, kendini tutmak hiç yorucu değil."
Büyük tekrarların sınadığı iddia, bir öz denetim görevinin hemen ardından gelen ikinci görevde performansın sınırlı bir kaynağın azalmasıyla düştüğüydü. Bu iddianın desteklenmemesi, insanların zihinsel çaba sırasında yorgunluk hissetmediği ya da uzun süreli stresin davranışı etkilemediği anlamına gelmiyor. Çöken, deneyimin kendisi değil, onun belirli bir açıklaması.
Kanıtın sınırı
Öz denetim gerektiren bir görevin ardından ikinci görevde performansın düştüğü fikri, iki büyük ve önceden kayıtlı çok laboratuvarlı tekrarda desteklenmedi. Bu tekrarlardan biri kuramın savunucuları tarafından tasarlandı. Bugün en güvenilir sonuç, eğer böyle bir etki varsa, çok küçük olduğu ve sınanan laboratuvar koşullarında sıfırdan zor ayırt edildiği.
Ama bu tekrarlar, tek bir laboratuvar düzenini ve kısa süreli etkileri sınıyor. Saatler süren gerçek hayattaki zihinsel yorgunluk, uykusuzluk ya da uzun süreli stresin öz denetime etkisi farklı sorular. Tükenme etkisinin bir kısmının beklentiden ya da motivasyon kaymasından kaynaklandığına dair öneriler de henüz büyük ölçekli kanıtlarla sağlam biçimde desteklenmiş değil.
Hikâyenin asıl dersi, yöntemle ilgili: yüzlerce çalışmalık bir literatür, yayın yanlılığı ve esnek analiz kararları altında gerçekte olmayan ya da çok küçük bir etkiyi güçlü gösterebiliyor.
Kendin dene
Aklında kalsın
Ego tükenmesi kuramına göre öz denetim sınırlı bir kaynaktan besleniyor ve bir görevde kullanıldıktan sonra ikinci görevde azalıyor.
Kuram, turp ve kurabiye deneyiyle başladı ve ardışık görev düzeniyle yapılan yüzlerce çalışmaya yayıldı; şeker açıklaması ise ciddi eleştirilerle karşılaştı.
Yayın yanlılığı için yapılan düzeltmeler, yayımlanmış literatürün birleşik etkisini sıfıra yakın değerlere indirdi.
Yirmi üç laboratuvarlık önceden kayıtlı bir tekrar ve savunucuların kendisinin tasarladığı otuz altı laboratuvarlık bir başka tekrar, anlamlı bir tükenme etkisi bulamadı.
Kendini tutmanın yorucu olduğu deneyimi gerçek; desteklenmeyen, onun sınırlı bir yakıtın tükenmesi olarak açıklanması.
Sonraki derse köprü
Bu derste, kendini tutmanın bir yakıt gibi tükenip tükenmediğini sorduk. Ama günlük hayatta en çok zorlandığımız anlar, duyguların seçimlerimizi yönlendirdiği anlar; öfkeyle verilen bir cevap, korkuyla ertelenen bir karar, heyecanla yapılan bir harcama.
Duygular karar vermeyi her zaman bozar mı? Yoksa bazı durumlarda iyi bir kararın vazgeçilmez bir parçası mı? Duygusu olmayan bir insan daha mı akılcı olur, yoksa basit seçimlerde bile mi bocalar? Bu soruların izini sonraki derste sürüyoruz: duygu ve karar.
Anlamadığın bir yer mi var?
Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.