M10-D08
Mutluluk araştırmaları
Öznel iyi oluşun ölçülmesini, gelir ve ilişkilerle bağını ve uyum etkisini açıklar.
Temel Psikoloji Akademisi — M10, Motivasyon ve duygu · 2.955 kelime · 16 örnek durum · 4 kanıt kartı · ≈ 13 dk okuma · 20 dk dinleme
Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Araştırmalarda mutluluk, öznel iyi oluş olarak ele alınıyor; bunun içinde hayata dair genel bir yargı olan yaşam doyumu ile gün içindeki duygu deneyimi ayrı ayrı ölçülüyor.
Yaşam doyumu ölçümleri kusursuz değil, ama o günkü hava gibi küçük etkenlerle kolayca savrulmayacak kadar kararlı.
Gelir ile mutluluk arasında bir ilişki var; ilişki, gelirin alt kısmında daha belirgin. En mutsuz kesimde belli bir gelirden sonra eğri düzleşirken, çoğu kişide yüksek gelir düzeylerinde de artış sürüyor.
İnsanlar hayatın tek bir yönünü düşündüklerinde, o yönün mutluluklarına etkisini olduğundan büyük tahmin etme eğiliminde.
İnsanlar birçok olaya zamanla uyum sağlıyor; ama bazı olaylarda uyum tam değil ve kişiler arasındaki farklar büyük.
Açılış sahnesi
Ordu'da bir apartman. Emekli öğretmen Nevzat Bey, iki yıl önce yılbaşı çekilişinde büyük ikramiyeyi kazanan alt kat komşusunu o gece hiç unutmuyor. Bütün apartman kapıya dökülmüştü; herkes onun için yeni bir hayatın başladığını söylüyordu: deniz kenarında bir ev, araba, belki de bir dünya turu.
İki yıl sonra komşu gerçekten yeni bir evde oturuyor, kapısının önünde yeni bir araba duruyor. Ama bir akşam çay içerken Nevzat Bey'e anlattıkları, beklenen hikâyeye pek benzemiyor. Akrabalardan gelen istekler, bozulan bir iki dostluk, eski mahallenin özlemi. "İlk aylar uçuyordum," diyor, "şimdi eskisinden ne daha mutluyum ne daha mutsuz. Sadece başka şeylere üzülüyorum."
Nevzat Bey'in komşusu da, kazandığı ikramiye de hayal ürünü. Ama onun söylediği, mutluluk üzerine yapılmış en ünlü çalışmalardan birinin sonucunu andırıyor; o çalışma da yıllar içinde çoğu zaman olduğundan daha çarpıcı biçimde anlatıldı.
Bu derste ne olacak
Bu derste, insanların ne kadar mutlu olduğunun nasıl ölçüldüğünü, mutluluğun gelirle ve ilişkilerle bağını ve insanların iyi ya da kötü olaylara zamanla uyum sağlayıp sağlamadığını kanıtlarla birlikte inceleyeceğiz.
Önce "mutluluk" sözcüğünün araştırmalarda neye karşılık geldiğini ve onu ölçmenin yollarını göreceğiz. Sonra mutluluğun parayla ilişkisine dair yarım yüzyıllık tartışmayı izleyeceğiz. Son bölümde, hayatı değiştiren olayların ardından insanların eski hallerine dönüp dönmediğini ve bu konuda ilk bulguların neden düzeltilmek zorunda kalındığını tartışacağız.
Sıfır noktası
"Mutlu musun?" sorusu basit görünür; ama cevabı veren kişi aslında birkaç farklı şeyden birini düşünüyor olabilir. Bu sabahki keyfini mi, son birkaç haftanın genel havasını mı, yoksa hayatının bütününe dışarıdan baktığında ondan memnun olup olmadığını mı?
Psikologlar bu karışıklığı gidermek için mutluluk yerine daha teknik bir çerçeve kullanıyor ve onu birkaç parçaya ayırıyor.
Bu kavramın içinde iki ayrı bileşen sık sık birbirinden ayrılıyor. Biri anlık ya da günlük duygusal deneyim: bir gün içinde ne kadar neşe, kaygı, üzüntü ya da öfke yaşandığı. Öteki ise kişinin hayatına geri çekilip baktığında yaptığı genel değerlendirme.
Ed Diener ve meslektaşlarının 1985'te geliştirdiği Yaşam Doyumu Ölçeği, bu yargıyı beş kısa ifadeyle ölçüyor; "Hayatımın koşulları mükemmel" gibi ifadelere ne ölçüde katıldığını kişi kendisi işaretliyor. Ölçek kısa, birçok dile çevrilmiş ve yaygın olarak kullanılıyor.
Anı ölçmek
Genel yargıların yanına, araştırmacılar insanların günlük deneyimlerini de ölçmenin yollarını geliştirdi. Daniel Kahneman ve meslektaşlarının 2004'te tanıttığı bir yöntem, katılımcılardan bir önceki günü bir dizi bölüm halinde yeniden kurmalarını istiyordu.
Teksas'ta çalışan dokuz yüzü aşkın kadınla yapılan ilk uygulamada, günün en tatsız etkinlikleri arasında sabah işe gidiş yolu öne çıktı; arkadaşlarla sohbet ve yakın ilişkiler ise en hoş anlar arasında yer aldı. Bu tablo, insanların "önemli" bulduğu şeylerle gün içinde iyi hissettiren şeylerin her zaman örtüşmediğini gösteriyordu.
Yargının kırılganlığı
Yaşam doyumu soruları, cevap verilen anın koşullarından ne kadar etkileniyor? 1983'te Norbert Schwarz ile Gerald Clore'un telefonla yaptığı bir çalışmada, güneşli günlerde aranan kişiler hayatlarından rüzgârlı ve yağmurlu günlerde arananlara göre daha memnun göründü. Bu bulgu, insanların hayatlarını değerlendirirken o anki ruh hallerini bir ipucu gibi kullandıklarının kanıtı olarak çok anıldı.
Yaygın yanlış"Mutluluk ölçülemez; insanlar anketlerde o anki keyiflerine göre rastgele cevap verir."
Mutluluk ölçümleri kusursuz değil; soru sırası ya da o anki ruh hali cevapları biraz etkileyebiliyor. Ama yaşam doyumu ölçümleri aylar ve yıllar içinde oldukça tutarlı sonuçlar veriyor, kişinin yakınlarının onun hakkında verdiği değerlendirmelerle örtüşüyor ve sağlık ve ilişki gibi dış ölçütlerle anlamlı biçimde ilişkileniyor.
Mekanizma
Para mutluluk getirir mi?
1974'te iktisatçı Richard Easterlin, bir ülkenin içinde daha zengin insanların ortalamada daha mutlu olduğunu, ama ülkeler zamanla zenginleştikçe ortalama mutluluğun aynı ölçüde artmadığını öne sürdü. Bu gözlem, sonraki yarım yüzyılın en çok tartışılan sorularından birini doğurdu.
Paradoksun bir açıklaması, insanların gelirlerini mutlak değerinden çok çevrelerindekilerle karşılaştırarak değerlendirmesi. Herkes zenginleştiğinde, kişinin göreli konumu pek değişmiyor. Ama paradoksun kendisi de tartışmalı; bazı iktisatçılar daha uzun dönemli ve daha çok ülkeyi kapsayan verilerde gelir ile mutluluk arasında bir ilişki bulunduğunu savunuyor.
Eşik tartışması
2010'da Daniel Kahneman ve iktisatçı Angus Deaton, Amerika'da yüz binlerce kişiden toplanan anket verilerini analiz etti. Yaşam doyumu gelirle birlikte artmaya devam ediyordu; ama gün içindeki duygusal iyi oluş, yıllık geliri yaklaşık yetmiş beş bin doları aşan kişilerde artmayı bırakmış görünüyordu. "Belli bir gelirden sonra para mutluluğu artırmaz" fikri bu çalışmayla geniş kitlelere yayıldı.
2021'de Matthew Killingsworth ise telefonla gün içinde rastgele anlarda toplanan çok büyük bir veri setinde, duygusal iyi oluşun yüksek gelir düzeylerinde de artmaya devam ettiğini bildirdi. İki çalışma aynı soruya birbirine zıt cevaplar veriyor gibi görünüyordu.
Neye odaklandığımız
David Schkade ve Kahneman, 1998'de Amerika'nın orta batısındaki ve Güney Kaliforniya'daki üniversite öğrencilerini karşılaştırdı. Her iki bölgeden öğrenciler, Kaliforniya'da yaşayanların daha mutlu olduğunu tahmin etti; ama iki grubun bildirdiği yaşam doyumu arasında anlamlı bir fark yoktu. Tahmin yaparken akla ilk gelen, iklim gibi göze batan bir farktı; günlük hayatın geri kalanı ise iki yerde de büyük ölçüde benzerdi.
Kahneman bu yanılsamayı kısa bir cümleyle özetlemişti: hayatta hiçbir şey, onu düşündüğünüz anda düşündüğünüz kadar önemli değildir. Gelirle ilgili tahminler de bu yanılsamadan payını alıyor olabilir.
İlişkiler
Mutluluk araştırmalarının en tutarlı bulgularından biri, sosyal ilişkilerle ilgili. Ed Diener ve Martin Seligman'ın 2002'de iki yüzü aşkın üniversite öğrencisiyle yaptığı bir çalışmada, en mutlu yüzde onluk dilimde yer alan öğrencilerin hepsinin güçlü sosyal ilişkileri vardı. Araştırmacılar, iyi ilişkilerin yüksek mutluluk için gerekli ama tek başına yeterli olmadığı sonucuna vardı.
Sonraki pek çok çalışma, ilişkilerin niceliğinden çok niteliğinin, yani insanların kendilerini desteklenmiş ve anlaşılmış hissetmelerinin önemli olduğunu gösterdi. Ama ilişki bulgularının büyük kısmı da korelasyona dayanıyor: mutlu insanların ilişki kurmayı kolaylaştırması ile ilişkilerin insanları mutlu etmesi, aynı veride iç içe geçmiş durumda.
Usta katmanı
Piyango ve kaza
Bu dersin açılışında andığımız çalışma, Philip Brickman, Dan Coates ve Ronnie Janoff-Bulman'ın 1978'de yayımladığı makaleydi. Araştırmacılar, büyük ikramiye kazanmış kişileri, ciddi kazalar sonucu felç kalmış kişileri ve kontrol grubunu karşılaştırdı.
Hazcı uyum fikri, bir dönem çok güçlü bir biçimde savunuldu: her insanın büyük ölçüde mizacı ve kalıtımıyla belirlenen bir mutluluk düzeyi vardı ve hayat olayları onu yalnızca geçici olarak sarsıyordu.
Yaygın yanlış"Piyango kazananlar da felç kalanlar da bir yıl sonra eskisi kadar mutlu oluyor."
Ünlü 1978 çalışmasında felç kalan kişilerin bildirdiği mutluluk, kontrol grubundan belirgin biçimde düşüktü. Her grupta yalnızca birkaç düzine kişi vardı ve herkes yalnızca bir kez görüşüldü; bu yüzden çalışma, kimin ne kadar sürede eski haline döndüğünü göstermiyordu. Sonraki uzun süreli çalışmalar da bazı olaylara uyumun tam olmadığını buldu.
Uyumun sınırı
Belirlenmiş düzey kuramını sınamanın en güçlü yolu, aynı kişileri bir olaydan önce ve sonra yıllarca izlemekti. Richard Lucas ve meslektaşları, Almanya'da binlerce haneyi her yıl yeniden görüşerek izleyen bir panel çalışmasının verilerini kullandı.
Yaygın yanlış"Herkesin sabit bir mutluluk düzeyi var; hayatta ne olursa olsun ona geri döner."
İyi oluş görece kararlı ve mizaçla ilişkili; ama sabit değil. Uzun süreli çalışmalar, bazı olayların ardından insanların eski düzeylerine tam olarak dönmediğini ve kişiler arasında büyük farklar olduğunu gösteriyor. Ortalamadaki geri dönüş, her bireyin geri döndüğü anlamına gelmiyor.
Kanıtın sınırı
İnsanların hayatlarından ne kadar memnun olduğunu sormanın, kusurlu ama işe yarar bir ölçüm olduğu ve bu ölçümün o günkü hava gibi küçük etkenlerle kolayca savrulmadığı iyi destekleniyor. Gelirin, özellikle gelir dağılımının alt kısmında iyi oluşla ilişkili olduğu da tutarlı bir bulgu.
Ama gelirin hangi düzeyden sonra ne kadar fark yarattığı, kullanılan ölçüme, incelenen ülkeye ve kişinin hangi kesimde yer aldığına göre değişiyor; en kapsamlı çalışmalar da çoğunlukla zengin ülkelerden geliyor. İlişkiler ve mutluluk arasındaki bağ güçlü, ama büyük ölçüde korelasyona dayanıyor. Hazcı uyuma dair en ünlü bulgu küçük örneklemli bir çalışmaya dayanıyor; uzun süreli panel verileri ise uyumun bazı olaylarda tam olmadığını gösteriyor.
Mutluluk araştırmaları, ne mutluluğun tamamen bizim elimizde olduğunu ne de tamamen mizacımız tarafından belirlendiğini gösteriyor. Tablo, ikisinin arasında bir yerde ve kişiden kişiye değişiyor.
Kendin dene
Aklında kalsın
Araştırmalarda mutluluk, öznel iyi oluş olarak ele alınıyor; bunun içinde hayata dair genel bir yargı olan yaşam doyumu ile gün içindeki duygu deneyimi ayrı ayrı ölçülüyor.
Yaşam doyumu ölçümleri kusursuz değil, ama o günkü hava gibi küçük etkenlerle kolayca savrulmayacak kadar kararlı.
Gelir ile mutluluk arasında bir ilişki var; ilişki, gelirin alt kısmında daha belirgin. En mutsuz kesimde belli bir gelirden sonra eğri düzleşirken, çoğu kişide yüksek gelir düzeylerinde de artış sürüyor.
İnsanlar hayatın tek bir yönünü düşündüklerinde, o yönün mutluluklarına etkisini olduğundan büyük tahmin etme eğiliminde.
İnsanlar birçok olaya zamanla uyum sağlıyor; ama bazı olaylarda uyum tam değil ve kişiler arasındaki farklar büyük.
Sonraki derse köprü
Bu derste, insanların zor olaylardan sonra nasıl toparlandığını ve iyi oluşun ne ölçüde kararlı olduğunu gördük. Toparlanmanın bir kısmı, insanların dürtülerini, isteklerini ve tepkilerini yönetme becerisine bağlı.
Peki bu beceri, kullandıkça azalan bir yakıt gibi mi çalışıyor? Gün boyunca kendini tutan biri, akşam olunca canının çektiği tatlıya karşı koyamıyorsa, bunun nedeni öz denetimin tükenmiş olması mı? Bu fikir yüzlerce deneyle desteklendiği düşünülen bir kurama dönüştü; ardından çok sayıda laboratuvarın katıldığı tekrarlarda sarsıldı. Bu yükseliş ve düşüşü sonraki derste izliyoruz: ego tükenmesi: tekrarlanamayan bir bulgu.
Anlamadığın bir yer mi var?
Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.