İçeriğe geç

M10-D07

Duygu ve beden

Bedensel geri bildirimin duyguyu etkileyip etkilemediğine dair bulguları ve tekrarlama sonuçlarını değerlendirir.

Temel Psikoloji Akademisi — M10, Motivasyon ve duygu · 2.941 kelime · 16 örnek durum · 5 kanıt kartı · ≈ 13 dk okuma · 20 dk dinleme

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Yüz geri bildirimi hipotezine göre yüz hareketleri duygu deneyimini başlatabilir ya da değiştirebilir; zayıf ve güçlü biçimlerinin kanıt yükü farklı.

Kalem deneyi, katılımcıya fark ettirmeden yüzü yönlendirmenin ünlü bir yolu oldu; ama on yedi laboratuvarlı önceden kayıtlı tekrarda etki bulunamadı.

Kameranın varlığı gibi küçük koşul farkları, tekrarlamaların sonucunu etkilemiş olabilir; bu açıklama da kendi tekrarını bekliyor.

Çekişmeli bir iş birliği, bilerek ya da taklitle takınılan gülümsemenin mutluluk bildirimini küçük ölçüde artırdığını, kalem yönteminin ise açık bir etki üretmediğini buldu.

Güç pozunun hormon ve davranış etkileri tekrarlanamadı; duruşun ve kaş felcinin duyguya etkisine dair bulgular küçük, erken ya da beklentiden ayrılamamış durumda.

Açılış sahnesi

Eskişehir'de bir çağrı merkezi. Her masada, ekranın yanına yapıştırılmış küçük bir ayna duruyor; aynanın üstünde bir etiket: "Gülümse, sesine yansır." Takım lideri ilk gün Şükran'a bunun bir müşteri taktiği olmadığını, asıl işe yarayanın çalışanın kendisi olduğunu anlatmış: "Gülümseyerek konuşursan sen de daha iyi hissedersin. Bilimsel olarak kanıtlanmış."

Üçüncü haftanın sonunda Şükran, akşam servisinde yanaklarının ağrıdığını fark ediyor. Bazı günler aynaya gülümsemek gerçekten havasını değiştiriyor gibi; bazı günler ise yalnızca yorgunluğunu bir maskenin altına saklıyor. Kendine soruyor: gülümsemek mi beni iyi hissettiriyor, yoksa iyi hissettiğim günler mi daha kolay gülümsüyorum?

Şükran'ı ve çağrı merkezini biz uydurduk. Ama takım liderinin "kanıtlanmış" dediği iddia gerçek bir araştırma geleneğine dayanıyor ve bu gelenek, son on yılda psikolojinin en çok tartışılan tekrarlama hikâyelerinden birini yaşadı.

Bu derste ne olacak

Bu derste, bedenin ve yüzün hareketlerinin duygu deneyimini etkileyip etkilemediğine dair bulguları ve bu bulguların büyük ölçekli tekrarlamalarda nasıl sonuçlandığını değerlendireceğiz.

Klasik duygu kuramları dersinde James'in, duygunun bedensel değişimlerin algılanması olduğu iddiasını gördük. Bu derste o iddianın küçük ve sınanabilir bir parçasına odaklanacağız: yüzümüzü ya da duruşumuzu bilerek değiştirdiğimizde, hissettiğimiz şey de değişiyor mu? Tekrarlama krizi dersinde birkaç cümleyle anılan kalem ve duruş deneylerini burada yöntemleriyle, itirazlarıyla ve sonuçlarıyla birlikte açacağız.

Önce yüzün duyguya geri bildirim verdiği fikrini ve onu sınamak için geliştirilen ustaca deney düzenlerini göreceğiz. Sonra bu deneylerin büyük tekrarlama projelerinde ne verdiğine geçeceğiz. Son bölümde duruş, kas felci ve bedenin iç sinyalleri üzerine yapılan çalışmalarla tabloyu tamamlayacağız.

Sıfır noktası

Gündelik dilde beden ile duygu arasındaki ilişki tek yönlü anlatılır: üzgün olduğumuz için omuzlarımız düşer, sevindiğimiz için gülümseriz. Ama pek çok kültürde bunun tersini öneren sözler de var: "Gül ki dünya da sana gülsün", "Dik dur, kendini toparla". Bu öğütler, bedenin hareketinin duyguyu da peşinden sürükleyebileceğini varsayıyor.

Darwin, yüz ifadeleri üzerine yazdığı kitapta, bir duygunun dışarıya serbestçe yansıtılmasının onu yoğunlaştırdığını, bastırılmasının ise yumuşattığını düşündüğünü yazmıştı. James de bir duygunun dışa vuran belirtileri taklit edildiğinde duygunun kendisinin de belirebileceğini ileri sürdü. Yirminci yüzyılın ikinci yarısında bu fikir sınanabilir bir hipoteze dönüştü.

Hipotezin iki farklı gücü ayırt edilmeli. Zayıf biçimine göre yüz, zaten var olan bir duygunun yoğunluğunu biraz artırıp azaltabilir. Güçlü biçimine göre ise yüz hareketi, ortada hiçbir duygusal neden yokken bile bir duyguyu tek başına başlatabilir. Bu iki iddianın kanıt yükü çok farklı.

Yaygın yanlış"Bedenin duyguya etkisi varsa, gülümsemek mutsuz birini mutlu eder."
Doğrusu

Bulgular, yüz ve beden hareketlerinin duygu deneyimini en fazla küçük ölçüde değiştirebildiğini düşündürüyor. Küçük bir etkinin varlığı, yoğun bir üzüntünün ya da depresyonun gülümseyerek çözülebileceği anlamına gelmiyor; böyle bir öğüt, zor durumdaki birine duygusunu kendi kusuruymuş gibi hissettirebilir.

Mekanizma

Katılımcıya fark ettirmeden

Yüz geri bildirimini sınamanın en büyük güçlüğü, katılımcının ne beklendiğini sezmesi. Birine "Gülümse ve ne hissettiğini söyle" dendiğinde, kişi kendisinden daha iyi hissetmesinin beklendiğini kolayca anlar ve cevabını buna göre verebilir.

James Laird'in 1974'teki çalışmaları bu sorunu bir örtü hikâyesiyle aşmaya çalıştı. Katılımcılara yüz kaslarının elektriksel etkinliğinin ölçüleceği söylendi; yüzlerine elektrotlar yerleştirildi ve "kaşlarını bir araya çek", "ağzının köşelerini geriye çek" gibi kas kas yönergeler verildi. Katılımcılar, böylece duygu sözcüğü hiç duymadan gülümsemeye ya da kaş çatmaya yakın ifadeler takındı ve bu sırada gördükleri karikatürleri değerlendirdi.

Fritz Strack, Leonard Martin ve Sabine Stepper, 1988'de yüz geri bildirimi araştırmalarının en ünlü düzenini yayımladı. Katılımcılara, elleri kullanılamayan kişilerin ağızlarıyla nasıl yazı yazabileceğinin araştırıldığı söylendi. Bir gruptan kalemi dudaklarına değdirmeden dişleri arasında tutmaları istendi; bu, gülümsemede kullanılan kasları çalıştırıyordu. Öteki gruptan kalemi yalnızca dudaklarıyla tutmaları istendi; bu da gülümsemeyi engelliyordu. Ardından katılımcılar bir dizi karikatürün ne kadar komik olduğunu puanladı.

Kalemi dişleriyle tutanlar karikatürleri daha komik buldu. Deney, ders kitaplarına girdi; hiç kimse kendisine gülümsemesi söylenmeden gülümseyen bir yüzün, bir şeyi daha komik bulmaya yettiğinin kanıtı olarak anlatıldı.

On yedi laboratuvar

2010'ların ortasında psikoloji, tekrarlama kriziyle yüzleşirken çok laboratuvarlı ortak tekrarlar yaygınlaştı. Kalem deneyi de bunlardan birine seçildi. Eric-Jan Wagenmakers'ın yürüttüğü proje, özgün düzeni Strack'ın da görüşünü alarak önceden kayıtlı bir protokole bağladı ve dünyanın farklı yerlerindeki laboratuvarlara dağıttı.

Strack'ın itirazı, tekrarlama tartışmalarında sık karşılaşılan bir soruyu gündeme getiriyordu: başarısız bir tekrar, özgün bulgunun yanlış olduğunu mu gösteriyor, yoksa iki deney arasında fark edilmemiş önemli bir koşul farkı mı var?

Many Smiles: rakiplerin ortak deneyi

Tartışmanın bir sonraki adımı, hipotezin savunucuları ile ona kuşkuyla bakan araştırmacıların birlikte bir deney tasarlaması oldu. Nicholas Coles'un önderliğindeki Many Smiles projesi, sonuçlar görülmeden önce hangi sonucun hangi yorumu destekleyeceğini taraflarla birlikte kararlaştırdı.

Proje, üç farklı yüz yönlendirmesini aynı anda sınadı. Birincisi kalem yöntemiydi. İkincisinde katılımcılar gülümseyen yüz fotoğraflarını taklit etti. Üçüncüsünde ise katılımcılardan ağızlarının köşelerini yukarı ve geriye doğru çekmeleri istendi. Hepsinde, ardından ne kadar mutlu hissettikleri soruldu.

Coles'un bundan önce yüzlerce yüz geri bildirimi bulgusunu tek bir hesapta birleştirdiği meta-analiz de benzer bir tablo çizmişti: etki sıfırdan farklı, ama küçük ve çalışmalar arasında oldukça değişken. Tekrarlama krizi dersinde gördüğümüz gibi, yalnızca olumlu sonuçların yayımlanma eğilimi nedeniyle yayımlanmış çalışmalardan hesaplanan etkiler gerçek etkiden büyük görünebileceği için, bu ortalama da bir üst sınır olarak okunmalı.

Yaygın yanlış"Kalem deneyi tekrarlanamadığına göre yüzün duyguya hiçbir etkisi yok."
Doğrusu

Tek bir yöntemin tekrarlanamaması, kuramın bütününün çöktüğü anlamına gelmiyor. Daha sonraki büyük bir çalışma, kalem yöntemi açık bir etki üretmezken taklit ve bilerek yapılan yüz hareketleriyle küçük bir etki buldu. Doğru okuma "etki yok" değil; "etki küçük, yönteme bağlı ve beklentiden tam olarak ayrılamıyor".

Usta katmanı

Duruş ve güç

Yüz geri bildirimi tartışmasının bedenin geri kalanına yayılmış bir kolu da var. 2010'da Dana Carney, Amy Cuddy ve Andy Yap, kırk iki katılımcıyla yaptıkları bir deneyde, iki dakika boyunca geniş, yayılan duruşlarda bekleyen katılımcıların kendilerini daha güçlü hissettiğini, daha fazla risk aldığını ve tükürük örneklerinde testosteron düzeylerinin yükselip kortizolün düştüğünü bildirdi.

Bulgu, bir konferans konuşması aracılığıyla çok geniş bir kitleye ulaştı; iş görüşmesi ve sınav öncesi tavsiyelerine dönüştü.

Kaş çatamamak

Yüz geri bildirimi fikrinin beklenmedik bir uygulaması, kaş arasındaki kırışıklıkları gidermek için kullanılan botulinum toksininden geldi. Bu ilaç, enjekte edildiği kasları geçici olarak felç ediyor ve kaşların çatılmasını zorlaştırıyor. Bazı araştırmacılar, kaş çatmanın olumsuz duyguları besleyen bir geri bildirim kaynağı olduğunu ve onu engellemenin depresyon belirtilerini hafifletebileceğini düşündü.

Yaygın yanlış"Güç pozu stres hormonlarını düşürür; sınavdan ya da görüşmeden önce iki dakika yeter."
Doğrusu

Hormon etkisi, özgün deneyden beş kat büyük bir örneklemle yapılan tekrarda bulunamadı ve özgün çalışmanın ilk yazarı da bu etkiye artık inanmadığını açıkladı. Geriye kalan, kişinin kendini biraz daha güçlü hissettiğini bildirmesi; bunun da sınav ya da görüşme başarısına yansıdığı gösterilmedi.

İçeriden gelen sinyaller

Bedensel geri bildirim yalnızca yüzden ve duruştan gelmiyor; kalpten, midenden ve nefesten gelen sinyaller de duygu deneyimine katkıda bulunabiliyor. Araştırmacılar insanların bu iç sinyalleri ne kadar doğru algıladığını ölçmek için basit bir görev kullanıyor.

Bazı çalışmalar, kalp atışlarını daha doğru sayan kişilerin duygularını daha yoğun yaşadığını bildirdi. Ama sonraki eleştiriler, görevin kalp algısından çok kişinin kalp hızına dair bilgisini ve tahmin etme eğilimini ölçüyor olabileceğini gösterdi. Bu yüzden iç sinyalleri algılama becerisi ile duygu arasındaki ilişki, hâlâ ölçüm sorunlarıyla boğuşan bir alan.

Kanıtın sınırı

Bedenin ve yüzün hareketlerinin duygu deneyimini hiç etkilemediği söylenemez; ama elimizdeki kanıtlar, etkinin küçük ve koşullara bağlı olduğunu gösteriyor. En açık sonuçlar, katılımcının ne yaptığını bildiği ve dolayısıyla beklentinin de devrede olduğu koşullarda elde ediliyor.

Kalem deneyi, güç pozu ve kaş felci çalışmaları farklı biçimlerde aynı sorunla karşılaştı: çarpıcı ilk bulgular küçük örneklemlerle elde edildi, kamuoyuna hızla yayıldı ve daha büyük, önceden kayıtlı tekrarlarda gözle görülür biçimde zayıfladı ya da hiç görülmedi. Bunlardan geriye kalan, bedenin duyguya katkısının sıfır olmadığı ama günlük hayatta bir duyguyu değiştirmeye yetecek güçte olup olmadığının belirsiz kaldığı bir tablo.

Laboratuvar çalışmaları da çoğunlukla dakikalar içinde ölçülen anlık değişimlere bakıyor. Bedensel alışkanlıkların aylar boyunca duygu durumunu nasıl etkilediği, bugünkü kanıtların büyük ölçüde dışında kalıyor.

Kendin dene

Aklında kalsın

Yüz geri bildirimi hipotezine göre yüz hareketleri duygu deneyimini başlatabilir ya da değiştirebilir; zayıf ve güçlü biçimlerinin kanıt yükü farklı.

Kalem deneyi, katılımcıya fark ettirmeden yüzü yönlendirmenin ünlü bir yolu oldu; ama on yedi laboratuvarlı önceden kayıtlı tekrarda etki bulunamadı.

Kameranın varlığı gibi küçük koşul farkları, tekrarlamaların sonucunu etkilemiş olabilir; bu açıklama da kendi tekrarını bekliyor.

Çekişmeli bir iş birliği, bilerek ya da taklitle takınılan gülümsemenin mutluluk bildirimini küçük ölçüde artırdığını, kalem yönteminin ise açık bir etki üretmediğini buldu.

Güç pozunun hormon ve davranış etkileri tekrarlanamadı; duruşun ve kaş felcinin duyguya etkisine dair bulgular küçük, erken ya da beklentiden ayrılamamış durumda.

Sonraki derse köprü

Bu derste bir dakikalık bir yüz hareketinin, bir anlık duyguyu ne kadar değiştirebildiğini tarttık. Ama insanların gerçekten merak ettiği şey çoğu zaman bu anlık dalgalanmalar değil; hayatlarının genel olarak ne kadar iyi gittiği.

İnsanların ne kadar mutlu olduğunu bir ölçekle sormak ne kadar güvenilir? Gelir arttıkça mutluluk da artar mı, ilişkiler bu tabloda nerede durur? Büyük bir kazancın ya da kaybın ardından insanlar zamanla eski hallerine mi döner? Bu soruların izini sürdüğümüz alanı sonraki derste açıyoruz: mutluluk araştırmaları.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.