M10-D05
Klasik duygu kuramları
Bedensel değişim ile duygu arasındaki sıra tartışmasını üç klasik kuram üzerinden açıklar.
Temel Psikoloji Akademisi — M10, Motivasyon ve duygu · 2.515 kelime · 16 örnek durum · 3 kanıt kartı · ≈ 11 dk okuma · 17 dk dinleme
Klinik tarafı Terapi Akademisi’nde: S01-P02-D08
Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
James-Lange kuramına göre duygu, bir uyarana verilen bedensel değişimlerin algılanması; bedensel değişim duygudan önce geliyor.
Cannon, aynı bedensel değişimlerin farklı duygularda görüldüğünü, iç organ değişimlerinin fazla yavaş olduğunu ve yapay olarak oluşturulan bedensel değişimlerin gerçek duygu üretmediğini savundu.
Cannon-Bard kuramına göre bedensel tepki ve duygu deneyimi, beyindeki ortak bir kaynaktan aynı anda ve birbirinden bağımsız olarak doğuyor.
İki etmen kuramına göre duygu, genel bir bedensel uyarılmanın içinde bulunulan duruma göre yorumlanmasından doğuyor; ama kuramın özgün deneyi doğrudan tekrarlanamadı.
Klasik kuramların hiçbiri bugün özgün biçimiyle kabul görmüyor; ama bedenin, beynin ve yorumun duygudaki rolüne dair sordukları sorular hâlâ araştırılıyor.
Açılış sahnesi
Düzce'de bir gece yarısı. Hatice Hanım uyurken yatağı hafifçe sarsılıyor; avizenin şıngırdadığını duyuyor. Daha ne olduğunu düşünemeden yataktan fırlamış, kapı kasasının altına geçmiş buluyor kendini. Kalbi deli gibi çarpıyor, elleri titriyor, ağzı kurumuş.
Sarsıntı birkaç saniye sürüyor ve duruyor. Hatice Hanım ancak o zaman, olduğu yerde dikilirken, korktuğunu fark ediyor. Ertesi sabah komşusuna anlatırken kendisi de şaşırıyor: "Önce kaçtım, sonra korktum. Korkuyu hissetmeden bedenim çoktan harekete geçmişti."
Hatice Hanım ve o gece kurgu. Ama onun sabah söylediği cümle, yüz yılı aşkın süre önce bir psikoloğun ileri sürdüğü ve o günden bu yana tartışılan bir iddianın neredeyse aynısı.
Bu derste ne olacak
Bu derste, duygunun nasıl ortaya çıktığına dair üç klasik kuramı, her birinin dayandığı deneylerle birlikte inceleyeceğiz.
Terapi Akademisi'nin duygu kuramları dersi, bugünkü üç büyük çerçeveyi, yani temel duygular görüşünü, değerlendirme kuramını ve yapılandırmacı kuramı tanımladı; her duyguya özgü bir bedensel örüntünün gösterilemediğini de anlattı. Bu derste, o çağdaş tartışmanın kökenlerine, yani yirminci yüzyılın başından ortasına uzanan üç kurama bakacağız. Yüz ifadelerinin evrenselliği ve bedensel geri bildirimin duyguya etkisi ise bu modülün sonraki iki dersinin konusu.
Önce duyguyu bedensel değişimlerin algılanması olarak gören kuramı göreceğiz. Sonra bu kurama yöneltilen eleştirileri ve onun yerine önerilen kuramı inceleyeceğiz. Son bölümde, bedensel uyarılma ile onun nasıl yorumlandığını birleştiren iki etmen kuramına ve onu sınayan deneylere geçeceğiz.
Sıfır noktası
Gündelik dilde olayların sırası basit görünüyor: bir şey görürüz, korkarız, sonra bedenimiz tepki verir; kalbimiz hızlanır, ellerimiz titrer. Duygu önce gelir, bedensel değişim onu izler.
Amerikalı psikolog William James, 1884'te yayımladığı bir makalede bu sıranın tersine olduğunu öne sürdü. Ona göre, bir ayıyla karşılaştığımızda korktuğumuz için kaçmıyorduk; kaçtığımız, titrediğimiz ve kalbimiz hızlandığı için korkuyorduk. Danimarkalı hekim Carl Lange de bir yıl sonra benzer bir görüşü bağımsız olarak geliştirdi.
James'e göre bedensel değişimler çıkarıldığında, duygudan geriye hiçbir şey kalmazdı. Korkunun hızlanan kalp, sıkışan nefes ve titreyen eller olmadan nasıl bir şey olacağını düşünmeye çalışın, diyordu; geriye yalnızca soğuk bir bilgi kalırdı.
Yaygın yanlış"Duygu her zaman önce gelir, bedensel tepki onu izler."
Gündelik dilin bu sıralaması, bazı durumlarda doğru olabilir; ama pek çok durumda bedensel tepki, kişi neler olduğunu bilinçli olarak fark etmeden önce başlıyor. Duygunun ve bedensel tepkinin hangi sırayla ortaya çıktığı, yüz yılı aşkın süredir tartışılan ve tek bir yanıtı olmayan bir soru.
Mekanizma
Cannon'ın itirazı
James'in kuramı uzun süre etkili oldu; ama 1927'de fizyolog Walter Cannon, ona güçlü bir eleştiri yöneltti. Cannon, hayvan deneylerinden ve fizyoloji bilgisinden yola çıkarak beş itiraz sıraladı.
Cannon ve öğrencisi Philip Bard, bunun yerine farklı bir açıklama önerdi.
Bu kurama göre bedensel değişim duyguya neden olmuyordu; ikisi de beyindeki ortak bir kaynaktan, birbirine paralel olarak doğuyordu. Kalbin hızlanması ile korkunun hissedilmesi, aynı sinyalin iki ayrı sonucuydu.
Yaygın yanlış"Yalan makinesi, bedensel tepkilere bakarak kişinin yalan söyleyip söylemediğini okur."
Yalan makinesi denen cihazlar, kalp hızı, solunum ve terleme gibi genel bedensel uyarılma göstergelerini ölçüyor. Ama aynı uyarılma, yalan söylemenin yanı sıra kaygıdan, öfkeden, utançtan ya da yalnızca sınanıyor olmanın geriliminden de kaynaklanabiliyor. Cannon'ın ve sonraki araştırmacıların gösterdiği gibi, bedensel uyarılma tek başına hangi duygunun ya da hangi zihinsel durumun yaşandığını söylemiyor.
İki etmen
1960'larda Stanley Schachter ve Jerome Singer, James ile Cannon'ın görüşlerini birleştiren yeni bir kuram önerdi.
Bu kurama göre bedensel uyarılma duygunun yoğunluğunu, yorum ise hangi duygunun yaşandığını belirliyordu. Hızlanan bir kalp, kişinin onu neye bağladığına göre korku, öfke ya da sevinç olarak yaşanabilirdi.
Schachter ve Singer 1962'de bu kuramı sınamak için ünlü bir deney yaptı. Erkek üniversite öğrencilerine, görme üzerine etkisi incelenen bir vitamin olduğunu söyleyerek, aslında adrenalin enjekte ettiler. Bir gruba ilacın kalp çarpıntısı ve titreme gibi yan etkileri olacağı doğru biçimde söylendi; bir gruba hiçbir şey söylenmedi; bir gruba da yanlış yan etkiler söylendi. Bir kontrol grubuna ise etkisiz bir enjeksiyon yapıldı. Ardından her katılımcı, ya neşeli ve şakacı ya da öfkeli davranan, deneycinin önceden ayarladığı bir başka "katılımcıyla" bir odada bekletildi.
Uyarılmanın yanlış atfı
İki etmen kuramının en ilginç öngörüsü, bir kaynaktan gelen uyarılmanın başka bir kaynağa bağlanabileceğiydi.
Donald Dutton ve Arthur Aron 1974'te, Kanada'da bir nehrin yaklaşık yetmiş metre üzerinde asılı, sallanan dar bir köprüyü ve aynı nehrin üzerinde alçakta duran sağlam bir köprüyü kullandı. Köprüyü geçen erkeklere, köprünün ortasında genç ve çekici bir kadın araştırmacı yaklaştı, onlardan kısa bir anketi doldurmalarını ve bir resimden yola çıkarak kısa bir hikâye yazmalarını istedi. Ardından, araştırma hakkında sonradan bilgi almak isterlerse arayabilecekleri bir telefon numarası verdi.
Usta katmanı
Üç kuramın bugüne bıraktıkları
Bu üç kuramdan hiçbiri bugün özgün biçimiyle kabul görmüyor; ama her biri, çağdaş duygu araştırmalarına önemli bir soru bıraktı.
James-Lange kuramı, bedenin duygu deneyiminde merkezi bir rol oynayabileceği fikrini getirdi. Bu fikir, bedensel geri bildirimin duyguları etkileyip etkilemediğini sınayan araştırmalarda yaşamaya devam ediyor. Cannon-Bard kuramı, beynin duyguda merkezi bir rol oynadığını vurguladı ve sonraki nörobilim araştırmalarına yol açtı. İki etmen kuramı ise duygunun yorumlanmasının ve bağlamın önemini öne çıkardı; bu fikir, Terapi Akademisi'ndeki değerlendirme ve yapılandırmacı kuramlarda farklı biçimlerde sürüyor.
Yaygın yanlış"Klasik duygu kuramları çürütüldüğü için artık önemsizdir."
Bu kuramların hiçbiri bugün özgün biçimiyle kabul görmüyor; ama her biri, duygunun bedensel, beyinsel ve yorumsal yönlerine dair sorular sordu ve bu sorular hâlâ araştırılıyor. Bilimde bir kuramın yanlış çıkması, onun sorduğu sorunun önemsiz olduğu anlamına gelmiyor; çoğu zaman o sorunun daha iyi biçimde sorulmasını sağlıyor.
Etik ve tekrarlama
Schachter ve Singer'ın deneyi, katılımcılara habersiz biçimde adrenalin enjekte edilmesini ve onların yanlış bilgilendirilmesini içeriyordu. Bugünkü araştırma etiği kurallarına göre bu tür bir deney onaylanmazdı. Bu da, deneyin doğrudan tekrarlanmasını ve bulgunun sağlamlığının sınanmasını zorlaştırıyor.
Kanıtın sınırı
Bedensel uyarılmanın duygu deneyimiyle ilişkili olduğu ve aynı bedensel uyarılmanın farklı duygularda görülebildiği, uzun süredir bilinen bulgular. Bedensel uyarılmanın yorumlanmasının duygu deneyimini etkileyebildiği de çeşitli çalışmalarla destekleniyor.
Ama klasik kuramları sınayan deneylerin çoğu, bugünkü ölçütlere göre küçük örneklemlerle, sınırlı kontrollerle ve bazen etik açıdan sorunlu yöntemlerle yapıldı. İki etmen kuramının özgün deneyi doğrudan tekrarlanamadı ve sonraki tekrarlama girişimleri beklenen sonuçları vermedi. Uyarılmanın yanlış atfına dair bulgular da karışık.
Klasik kuramların hiçbiri, duygunun nasıl ortaya çıktığını tek başına açıklamıyor. Bugünkü kuramlar, bedenin, beynin ve yorumun duyguda birlikte rol oynadığı daha karmaşık modeller öneriyor; ama bu modellerin de hangi bulguları ne kadar iyi açıkladığı tartışılıyor.
Kendin dene
Aklında kalsın
James-Lange kuramına göre duygu, bir uyarana verilen bedensel değişimlerin algılanması; bedensel değişim duygudan önce geliyor.
Cannon, aynı bedensel değişimlerin farklı duygularda görüldüğünü, iç organ değişimlerinin fazla yavaş olduğunu ve yapay olarak oluşturulan bedensel değişimlerin gerçek duygu üretmediğini savundu.
Cannon-Bard kuramına göre bedensel tepki ve duygu deneyimi, beyindeki ortak bir kaynaktan aynı anda ve birbirinden bağımsız olarak doğuyor.
İki etmen kuramına göre duygu, genel bir bedensel uyarılmanın içinde bulunulan duruma göre yorumlanmasından doğuyor; ama kuramın özgün deneyi doğrudan tekrarlanamadı.
Klasik kuramların hiçbiri bugün özgün biçimiyle kabul görmüyor; ama bedenin, beynin ve yorumun duygudaki rolüne dair sordukları sorular hâlâ araştırılıyor.
Sonraki derse köprü
Klasik kuramlar, duyguyu büyük ölçüde bedenin içinde, kalpte, damarlarda ve beyinde aradı. Ama duyguların dışarıdan en kolay görülen yüzü, yüzlerimizde beliren ifadeler.
Bir gülümseme, bir kaş çatma ya da bir korku ifadesi, dünyanın her yerinde aynı duyguyu mu anlatıyor? Yoksa yüz ifadelerinin anlamı da öğrenilen ve kültürden kültüre değişen bir dil mi? Bu sorunun yarım yüzyılı aşan yanıtları, sonraki adımımızda: evrensel yüz ifadeleri tartışması.
Anlamadığın bir yer mi var?
Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.