İçeriğe geç

M10-D04

İçsel motivasyon ve öz belirleme

Özerklik, yeterlik ve ilişkililik ihtiyaçlarını ve ödülün içsel motivasyonu ne zaman zayıflattığını açıklar.

Temel Psikoloji Akademisi — M10, Motivasyon ve duygu · 2.535 kelime · 16 örnek durum · 3 kanıt kartı · ≈ 12 dk okuma · 17 dk dinleme

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

İçsel motivasyon, bir etkinliğe kimse izlemediğinde ve hiçbir ödül yokken ayrılan zamanla ölçülebiliyor.

Zaten severek yapılan bir etkinlik için beklenen somut bir ödül verildiğinde, ödül kaldırıldıktan sonra o etkinliğe ilgi azalabiliyor; sözlü takdir ise genellikle bu etkiyi yaratmıyor.

Ödülün içsel motivasyon üzerindeki etkisi, etkinliğin başlangıçta ilginç olup olmamasına, ödülün beklenip beklenmemesine ve nasıl sunulduğuna bağlı.

Öz belirleme kuramına göre insanların özerklik, yeterlik ve ilişkililik olmak üzere üç temel psikolojik ihtiyacı var; bu ihtiyaçların doyumu farklı kültürlerde iyi oluşla benzer biçimde ilişkili.

Başlangıçta dışarıdan gelen davranışlar, zamanla kişinin kendi değerleriyle bütünleşerek içselleştirilebiliyor.

Açılış sahnesi

Mersin'de bir yaz tatili. Dokuz yaşındaki Kerem, kitap okumayı seviyor; her akşam yatmadan önce bir saat macera romanı okuyor. Anneannesi bu alışkanlığı daha da güçlendirmek istiyor ve bir öneride bulunuyor: Kerem'in bitirdiği her kitap için ona harçlık verecek.

Kerem çok seviniyor. Yaz boyunca kitapları hızla bitiriyor, ince kitapları seçmeye başlıyor, her kitabı bitirince anneannesine koşuyor. Ama eylülde okullar açılıp ödül sistemi bittiğinde bir şey değişmiş: Kerem artık akşamları kitap açmıyor. Annesi sorduğunda omuz silkiyor: "Artık para vermiyorsunuz ki."

Kerem ve anneannesi kurgu. Ama bu sahne, motivasyon psikolojisinin en tartışmalı ve en çok araştırılan sorularından birini taşıyor: bir şeyi zaten severek yapan birine ödül vermek, o sevgiyi güçlendirir mi, yoksa zayıflatır mı?

Bu derste ne olacak

Bu derste, insanların bazı etkinlikleri kendileri için yapmasının ardındaki psikolojiyi ve dışarıdan verilen ödüllerin bu isteği ne zaman zayıflattığını inceleyeceğiz.

İçsel ve dışsal motivasyon, Terapi Akademisi'nde tanımlandı; aynı yerde ödülün denetleyici mi bilgilendirici mi sunulduğunun ve beklenip beklenmediğinin önemi anlatıldı, kişiye seçenek sunmanın ve gerekçe açıklamanın davranışı nasıl desteklediği gösterildi. Burada bu kavramları yeniden tanımlamayacağız; onların dayandığı deneylere ve kurama derinlemesine bakacağız.

Önce ödülün içsel motivasyonu zayıflattığını gösteren klasik deneyleri ve bu bulgu etrafında kopan tartışmayı göreceğiz. Sonra öz belirleme kuramının üç temel psikolojik ihtiyacını ele alacağız. Son bölümde, dışarıdan başlayan bir davranışın nasıl zamanla kişinin kendi davranışına dönüşebildiğini tartacağız.

Sıfır noktası

Motivasyon kuramları dersinde gördüğümüz gibi, dürtü azaltma kuramı canlıların neden ödülsüz etkinliklere yöneldiğini açıklamakta zorlanıyordu. 1950'de Harry Harlow, maymunların kafeslerine mekanik bulmacalar koydu: bir menteşeyi açmak için önce bir pimi çekmek, sonra bir kancayı kaldırmak gerekiyordu. Maymunlar, hiçbir yiyecek ödülü almadan, bu bulmacaları tekrar tekrar ve giderek daha hızlı çözdü. Harlow, bunun için yiyecek ya da su gibi bedensel bir ihtiyaçla açıklanamayan, görevin kendisinden gelen bir motivasyon önerdi.

Bu gözlem, sonraki on yıllarda insanlarda içsel motivasyonun nasıl ölçüleceği sorusuna dönüştü. Bir insanın bir etkinliği ne kadar içten istediğini nasıl anlayabiliriz? Araştırmacıların bulduğu yol basitti: kimse bakmadığında ve hiçbir ödül yokken, kişinin o etkinliğe ne kadar zaman ayırdığına bakmak.

Yaygın yanlış"Bir davranışı ödüllendirmek, onu her zaman güçlendirir."
Doğrusu

Öğrenme modülünde gördüğümüz pekiştirme ilkeleri, ödüllerin davranışı artırabildiğini gösteriyor. Ama bu, ödülün o davranışa yönelik içsel isteği de artırdığı anlamına gelmiyor. Bir etkinliği zaten severek yapan birine beklenen somut bir ödül verildiğinde, ödül kaldırıldıktan sonra o etkinliğe ilgi azalabiliyor.

Mekanizma

Ödülün gizli bedeli

Edward Deci 1971'de, üniversite öğrencilerine Soma adı verilen üç boyutlu bir bulmaca verdi. Öğrenciler üç oturumda bulmacalar üzerinde çalıştı. İkinci oturumda bir gruba çözdükleri her bulmaca için para ödendi; öteki gruba ödenmedi. Her oturumun ortasında, deneyci birkaç dakikalığına odadan çıkıyor ve öğrencilerin bu sürede bulmacayla mı yoksa odadaki dergilerle mi vakit geçirdiği gizlice kaydediliyordu.

Üçüncü oturumda para artık ödenmiyordu. Para alan öğrenciler, bu oturumdaki serbest sürede bulmacaya, para almayan öğrencilerden daha az zaman ayırdı.

Mark Lepper, David Greene ve Richard Nisbett 1973'te benzer bir etkiyi okul öncesi çocuklarla gösterdi.

Meta-analizler ve tartışma

Bu bulgular, öğretmenlerin, ebeveynlerin ve yöneticilerin yaygın olarak kullandığı ödül sistemlerine meydan okuduğu için büyük tartışmalara yol açtı. Davranışçı gelenekten gelen araştırmacılar, bu etkinin abartıldığını savundu. 1994'te Judy Cameron ve David Pierce, yayımladıkları bir meta-analizde ödüllerin içsel motivasyon üzerinde genel olarak önemli bir olumsuz etkisi olmadığı sonucuna vardı.

Deci, Richard Koestner ve Richard Ryan 1999'da, daha fazla çalışmayı kapsayan ve ödül türlerini daha ayrıntılı ayıran bir meta-analizle yanıt verdi.

Yaygın yanlış"Ödüller içsel motivasyonu her zaman ve her koşulda yok eder."
Doğrusu

Bu iddia, araştırmaların gösterdiğinden çok daha geniş. Ödülün zayıflatıcı etkisi büyük ölçüde etkinliğin başlangıçta ilginç olup olmamasına, ödülün beklenip beklenmemesine, somut mu sözlü mü olmasına ve denetleyici mi bilgilendirici mi sunulmasına bağlı. İlginç olmayan görevlerde ya da beklenmedik takdirde bu etki genellikle görülmüyor.

Üç temel psikolojik ihtiyaç

Ödül deneylerinden doğan sorulara yanıt ararken Deci ve Ryan, daha geniş bir kuram geliştirdi.

Bu ihtiyaç, Terapi Akademisi'nde anlatılan özerklik kavramından farklı bir şeye işaret ediyor: başkalarından bağımsız olmak değil, yaptığı şeyi kendi isteğiyle yaptığını hissetmek. Bir insan bir başkasının önerisini kendi değerleriyle uyumlu bulup benimsediğinde de özerk hissedebiliyor.

Öz belirleme kuramına göre, ödülün içsel motivasyonu zayıflatması bu ihtiyaçlarla açıklanıyor. Beklenen bir ödül, kişiye davranışının dışarıdan kontrol edildiğini hissettirdiğinde özerklik ihtiyacını zedeliyor. Ama yetkinliği hakkında bilgi veren bir takdir, yeterlik ihtiyacını destekleyerek içsel motivasyonu güçlendirebiliyor.

Usta katmanı

Dışarıdan içeriye

Gündelik hayattaki etkinliklerin çoğu, örneğin bulaşık yıkamak, vergi beyannamesi doldurmak ya da çocuğun ödevine yardım etmek, doğası gereği ilginç değil. Öz belirleme kuramı, bu tür davranışların nasıl yine de kişinin kendi davranışına dönüşebildiğini açıklamaya çalışıyor.

Kurama göre bu süreç bir süreklilik boyunca ilerliyor. En uçta, yalnızca ödül almak ya da cezadan kaçınmak için yapılan davranışlar var. Bir sonraki aşamada, kişi davranışı suçluluk duymamak ya da başkalarının onayını kazanmak için yapıyor; kural içeri alınmış ama benimsenmemiş. Daha ileride, kişi davranışın kendisi için önemli olduğunu kabul ediyor. En bütünleşmiş aşamada ise davranış, kişinin kim olduğuyla ve öteki değerleriyle tam olarak uyumlu hâle geliyor.

Yaygın yanlış"Bir şeyi içten istemiyorsak, onu hiçbir zaman gerçekten benimseyemeyiz."
Doğrusu

Öz belirleme kuramına göre, başlangıçta dışarıdan gelen pek çok davranış, kişinin değerleriyle bağ kurduğunda zamanla benimsenebiliyor. İçsel motivasyon ile içselleştirme farklı şeyler: bir etkinliği kendisi için zevkli bulmak bir şey, onu sevmesek de önemli olduğu için kendi seçimimiz olarak yapmak başka bir şey. İkisi de dışarıdan zorlamaya göre daha kalıcı davranışlarla ilişkili.

Uygulamadaki sınırlar

Öz belirleme kuramı eğitimde, işte, sağlıkta ve sporda çok sayıda uygulamaya ilham verdi. Ama kuramın bazı yönleri tartışmalı. Üç ihtiyacın gerçekten evrensel ve temel olup olmadığı, başka temel ihtiyaçların bulunup bulunmadığı ve özerklik kavramının farklı kültürlerde aynı anlamı taşıyıp taşımadığı hâlâ araştırılıyor. Ayrıca kuramı destekleyen çalışmaların önemli bir kısmı kesitsel ve öz bildirime dayanıyor.

Kanıtın sınırı

Beklenen somut ödüllerin, başlangıçta ilginç bulunan etkinliklere yönelik içsel motivasyonu zayıflatabildiği, çok sayıda deneyi kapsayan meta-analizlerle desteklenen bir bulgu. Sözlü takdirin genellikle bu etkiyi yaratmadığı da tutarlı biçimde gösterildi.

Ama bu bulguların büyük kısmı, kısa süreli laboratuvar deneylerinden geliyor. Gerçek hayattaki uzun süreli ödül programlarının, örneğin okullardaki ya da iş yerlerindeki teşvik sistemlerinin, içsel motivasyonu nasıl etkilediğine dair kanıt daha sınırlı ve daha karışık. Bulgunun büyüklüğü ve hangi koşullarda ortaya çıktığı, araştırmacılar arasında uzun süre tartışıldı.

Öz belirleme kuramının üç temel ihtiyaç iddiası, farklı kültürlerde yapılan çalışmalarla destek buldu; ama bu çalışmaların çoğu kesitsel ve öz bildirime dayanıyor. İhtiyaç doyumunun iyi oluşa neden olduğunu, yoksa yalnızca onunla birlikte mi değiştiğini ayırt etmek için daha fazla deneysel ve uzun süreli çalışmaya ihtiyaç var.

Kendin dene

Aklında kalsın

İçsel motivasyon, bir etkinliğe kimse izlemediğinde ve hiçbir ödül yokken ayrılan zamanla ölçülebiliyor.

Zaten severek yapılan bir etkinlik için beklenen somut bir ödül verildiğinde, ödül kaldırıldıktan sonra o etkinliğe ilgi azalabiliyor; sözlü takdir ise genellikle bu etkiyi yaratmıyor.

Ödülün içsel motivasyon üzerindeki etkisi, etkinliğin başlangıçta ilginç olup olmamasına, ödülün beklenip beklenmemesine ve nasıl sunulduğuna bağlı.

Öz belirleme kuramına göre insanların özerklik, yeterlik ve ilişkililik olmak üzere üç temel psikolojik ihtiyacı var; bu ihtiyaçların doyumu farklı kültürlerde iyi oluşla benzer biçimde ilişkili.

Başlangıçta dışarıdan gelen davranışlar, zamanla kişinin kendi değerleriyle bütünleşerek içselleştirilebiliyor.

Sonraki derse köprü

Bu derste motivasyonu, insanların neden belirli bir yönde çaba gösterdiğine bakarak inceledik. Ama motivasyon, çoğu zaman bir duyguyla birlikte geliyor: bir hedefe ulaşmanın sevinci, bir engelle karşılaşmanın öfkesi, bir tehlike karşısındaki korku.

Bu duygular nereden geliyor? Kalbimiz hızlandığı için mi korkuyoruz, yoksa korktuğumuz için mi kalbimiz hızlanıyor? Bedenin değişimi ile duygunun yaşanması arasındaki sıra, psikolojinin en eski tartışmalarından birinin konusu oldu: klasik duygu kuramları.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.