M09-D12
Flynn etkisi
Test puanlarının kuşaklar boyunca artışını ve bunun zekânın doğası hakkında söylediklerini değerlendirir.
Temel Psikoloji Akademisi — M09, Düşünme, dil ve zekâ · 2.630 kelime · 15 örnek durum · 3 kanıt kartı · ≈ 12 dk okuma · 18 dk dinleme
Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Zekâ testi puanları yirminci yüzyıl boyunca pek çok ülkede kuşaktan kuşağa ortalamada on yılda yaklaşık üç puan yükseldi; testlerin yeniden normlanması bu artışı görünmez kılıyordu.
En büyük artışlar soyut akıl yürütme testlerinde, en küçükleri ise sözcük ve genel bilgi testlerinde görüldü.
Önerilen nedenler arasında beslenme, sağlık, okullaşma ve toplumun soyut düşünme alışkanlıklarındaki değişim var; artışın genel zekâdaki bir yükselişi mi, belirli becerilerdeki değişimleri mi yansıttığı tartışmalı.
Bazı ülkelerde son on yıllarda puanlar düşmeye başladı; Norveç'te kardeşler arasında da görülen bu düşüş, çevresel nedenlere işaret ediyor.
Bir özelliğin kalıtsal olması, çevresel değişikliklerle değiştirilemeyeceği anlamına gelmiyor; Flynn etkisi bunun en çarpıcı örneklerinden biri.
Açılış sahnesi
Konya'da bir pazar öğleden sonrası. Yetmiş beş yaşındaki emekli demiryolu memuru Hüseyin Bey, on beş yaşındaki torunu Berk'le birlikte telefondaki bir bulmaca uygulamasını deniyor. Ekranda üç sıra halinde dizilmiş şekiller var; sağ alttaki boşluğa hangi şeklin gelmesi gerektiğini bulmaları gerekiyor.
Berk soruların çoğunu birkaç saniyede çözüyor. Hüseyin Bey ise her soruda uzun uzun düşünüyor, bazen pes ediyor. Sonunda gülerek "Biz sizin yaşınızdayken bu tür şeylerle hiç uğraşmazdık" diyor. Berk şaşırıyor: dedesi demiryolunda kırk yıl çalışmış, karmaşık tren tarifelerini ezbere bilen, her türlü arızayı bulan biri.
Hüseyin Bey, Berk ve bulmaca uygulaması kurgu. Ama bu iki kuşak arasındaki fark, psikolojinin yirminci yüzyılda keşfettiği en şaşırtıcı bulgulardan birine işaret ediyor: aynı testlerde, sonraki kuşaklar bir öncekinden düzenli olarak daha yüksek puan alıyordu.
Bu derste ne olacak
Bu derste, zekâ testi puanlarının kuşaklar boyunca neden ve nasıl yükseldiğini, ve bu yükselişin zekânın doğası hakkında ne söylediğini inceleyeceğiz.
Önce bu olgunun nasıl keşfedildiğini ve ne kadar büyük olduğunu göreceğiz. Sonra hangi tür testlerde daha çok yükseldiğine ve önerilen açıklamalara geçeceğiz. Ardından son yıllarda bazı ülkelerde görülen tersine dönüşü ve bunun neden önemli olduğunu tartacağız. Son bölümde, bu bulgunun zekânın kalıtsallığı ile değişebilirliği arasındaki görünür çelişkiyi nasıl aydınlattığına bakacağız.
Bu ders, modülün zekâ bölümünü kapatıyor. Genel zekâ ve hiyerarşik modeller zekâ kuramları dersinde, zekâ bölümü ve sapma puanı ise testlerin tarihi dersinde tanımlandı. Kalıtsallık kavramı da genler, çevre ve kalıtsallık dersinde (M04-D01) ele alındı. Burada bu kavramları yeniden tanımlamadan kullanacağız.
Sıfır noktası
Zekâ testlerinin puanı, kişinin kendi yaş grubundaki insanlarla karşılaştırılmasına dayanıyor. Ortalama 100 olarak belirleniyor. Ama bu karşılaştırma grubu, testin hazırlandığı dönemde toplanmış bir örneklem. Zaman geçtikçe test yayıncıları, testleri yeni bir örneklemle yeniden ayarlamak zorunda kalıyor.
Yeni Zelandalı siyaset bilimci James Flynn, 1980'lerde bu yeniden normlama sürecinin bir şeyi gizlediğini fark etti. Bir kişi aynı anda hem eski hem yeni normlarla puanlandığında, eski normlara göre daha yüksek puan alıyordu. Bu, yeni kuşakların eski kuşaklardan daha iyi performans gösterdiği anlamına geliyordu. Yeniden normlama, her seferinde bu yükselişi görünmez hâle getiriyordu.
Yaygın yanlış"Zekâ testi puanları zamanla değişmeyen, mutlak bir ölçüdür."
Zekâ puanları her zaman bir karşılaştırma grubuna göreli. Karşılaştırma grubu eskidikçe, aynı performans farklı bir puan olarak görünebiliyor. Bu yüzden bir puanı yorumlarken testin hangi yıl normlandığını bilmek gerekiyor; aksi hâlde Flynn etkisi puanları sistemli olarak şişirebiliyor.
Mekanizma
Ne kadar büyük
Flynn 1984'te Amerikan verilerini inceledi ve 1932 ile 1978 arasında puanların yaklaşık on üç puan arttığını buldu. Ardından 1987'de çalışmasını genişletti.
Bu artışlar çok büyük. Bugünkü normlara göre 1900'lerin başındaki ortalama bir insanın puanı, zihinsel engel sınırına yakın çıkardı. Ama o kuşaktaki insanların çoğu zihinsel engelli değildi; tarlalarını, dükkânlarını, ailelerini yönetiyor, karmaşık işler yapıyorlardı. Bu çelişki, Flynn etkisinin ne anlama geldiği sorusunu keskinleştiriyor.
Hangi testlerde yükseldi
Flynn etkisinin en ilginç özelliği, her tür testte aynı büyüklükte olmaması. Pietschnig ve Voracek'in 2015'teki meta-analizine göre artış en büyük olarak akışkan akıl yürütmeyi ölçen testlerde, en küçük olarak da sözcük dağarcığı ve genel bilgi gibi birikmiş bilgiyi ölçen testlerde görüldü.
Bu tablo şaşırtıcıydı. Okullaşmanın etkisi olsaydı, en çok sözcük ve bilgi testlerinde artış beklenirdi; oysa en büyük artış, kültürden en bağımsız olduğu düşünülen soyut şekil örüntülerinde görüldü.
Neden yükseldi
Flynn etkisini açıklamak için çok sayıda neden önerildi. Bunların çoğu, aynı anda bir ölçüde rol oynamış olabilir.
Beslenme ve sağlık, ilk akla gelen açıklama. Yirminci yüzyıl boyunca beslenme iyileşti, çocukluk hastalıkları azaldı, kurşun gibi zehirli maddelere maruz kalma düştü. Bu değişiklikler beyin gelişimini olumlu etkilemiş olabilir.
Okullaşma bir başka güçlü açıklama. Okulda geçirilen yıllar uzadı ve okullar, soyut düşünme ve sınıflandırma gibi becerileri giderek daha çok vurgulamaya başladı. Aile büyüklüğünün küçülmesi ve test benzeri görevlere aşinalığın artması da önerilen nedenler arasında.
Flynn ise en çok, toplumun düşünme biçimlerindeki değişime dikkat çekti.
Flynn'e göre bir köpek ile bir tavşanın ortak noktası sorulduğunda, yirminci yüzyılın başındaki birçok insan "köpek tavşanı yakalar" gibi pratik bir ilişki kurardı. Bugünkü insanlar ise "ikisi de memeli" diye yanıt veriyor; zekâ testleri de tam olarak bu ikinci tür yanıtı ödüllendiriyor. Bu değişim, insanların daha zeki olmasından çok, düşüncelerini farklı bir yöne doğru geliştirmelerinden kaynaklanıyor olabilir.
Yaygın yanlış"Flynn etkisi, insanların gerçekten de kuşaktan kuşağa daha zeki hâle geldiğini kanıtlar."
Puanlardaki artış gerçek ve büyük; ama bunun neyi yansıttığı tartışmalı. Artış en çok soyut akıl yürütme testlerinde görülüyor ve 1900'lerin insanlarının bugünkü normlarla zihinsel engel sınırına yakın çıkacak olması, onların gerçekten zihinsel olarak engelli olmadığı düşünüldüğünde, başka bir açıklama gerektiriyor. Flynn'in kendisi, artışın genel zekâdaki bir yükselişten çok, belirli düşünme biçimlerindeki bir değişimi yansıttığını savundu.
Aynı şeyi mi ölçüyoruz
Bu sorunun teknik bir yüzü de var. Bir test, farklı kuşaklarda aynı şeyi ölçüyorsa, kuşaklar arasındaki farkın genel zekâdaki bir farkı yansıtması beklenirdi.
Usta katmanı
Tersine dönüş
1990'lardan itibaren, Norveç, Danimarka ve Finlandiya gibi bazı gelişmiş ülkelerde, puanlardaki artışın durduğu, hatta azalmaya başladığı görüldü.
Bu düşüşün nedeni hakkında farklı görüşler vardı. Bazıları, daha düşük puanlı ailelerin daha çok çocuk sahibi olmasının nüfusun genetik yapısını değiştirdiğini öne sürdü. Bernt Bratsberg ve Ole Rogeberg 2018'de bu görüşü sınamanın akıllıca bir yolunu buldu: aynı ailedeki kardeşleri karşılaştırdılar. Kardeşler aynı anne babadan geldiği için, aralarındaki fark ebeveynlerin genetik yapısındaki bir değişimle açıklanamazdı.
Kalıtsallık ve değişebilirlik
Flynn etkisi, zekâ araştırmalarında önemli bir paradoksu da gündeme getirdi. Genler, çevre ve kalıtsallık dersinde gördüğümüz gibi, ikiz ve evlat edinme çalışmaları zekâdaki bireysel farkların önemli bir kısmının kalıtsal olduğunu gösteriyor. Ama Flynn etkisi, çevresel değişikliklerin yalnızca birkaç kuşak içinde ortalama puanları çok büyük ölçüde değiştirebildiğini gösteriyor. Bu ikisi nasıl birlikte doğru olabilir?
William Dickens ve Flynn 2001'de bu paradoksa bir çözüm önerdi.
Dickens ve Flynn'e göre genetik avantajı olan bir çocuk, kendisini zihinsel olarak daha uyarıcı ortamlara yönelterek bu avantajını büyütüyor. Bu süreç, bireyler arasındaki farkların büyük ölçüde kalıtsal görünmesine yol açıyor. Ama toplumdaki herkesin ortamı aynı anda değiştiğinde, örneğin okullaşma arttığında, bu değişim kendi kendini besleyen bir döngü yaratarak bütün nüfusun ortalamasını yükseltebiliyor.
Yaygın yanlış"Bir özellik kalıtsalsa, çevresel değişikliklerle değiştirilemez."
Kalıtsallık, bir topluluktaki bireyler arasındaki farkların ne kadarının genetik farklarla ilişkili olduğunu gösteriyor; bir özelliğin ne kadar değişebileceğini göstermiyor. Boy uzunluğu büyük ölçüde kalıtsal; ama beslenmenin iyileşmesiyle birçok ülkede ortalama boy yirminci yüzyılda belirgin biçimde arttı. Flynn etkisi, zekâ için de benzer bir durumun söz konusu olduğunu gösteriyor.
Kanıtın sınırı
Zekâ testi puanlarının yirminci yüzyıl boyunca pek çok ülkede kuşaktan kuşağa büyük ölçüde yükseldiği, en büyük artışların akışkan akıl yürütme testlerinde görüldüğü ve bu artışın son on yıllarda yavaşladığı, çok sayıda veri setiyle desteklenen bulgular. Norveç'teki tersine dönüşün çevresel nedenlerden kaynaklandığı da güçlü biçimde destekleniyor.
Ama Flynn etkisinin tam olarak neden kaynaklandığı hâlâ açık bir soru. Beslenme, sağlık, okullaşma, test aşinalığı ve düşünme biçimlerindeki değişim gibi önerilen nedenlerin her birinin ne kadar katkıda bulunduğu kesin olarak bilinmiyor; muhtemelen ülkeden ülkeye ve dönemden döneme değişiyor.
Artışın gerçekten genel zekâdaki bir yükselişi mi, yoksa belirli becerilerdeki ve test alışkanlıklarındaki değişimleri mi yansıttığı da tartışmalı. Son yıllardaki düşüşlerin nedenleri ise henüz büyük ölçüde bilinmiyor.
Kendin dene
Aklında kalsın
Zekâ testi puanları yirminci yüzyıl boyunca pek çok ülkede kuşaktan kuşağa ortalamada on yılda yaklaşık üç puan yükseldi; testlerin yeniden normlanması bu artışı görünmez kılıyordu.
En büyük artışlar soyut akıl yürütme testlerinde, en küçükleri ise sözcük ve genel bilgi testlerinde görüldü.
Önerilen nedenler arasında beslenme, sağlık, okullaşma ve toplumun soyut düşünme alışkanlıklarındaki değişim var; artışın genel zekâdaki bir yükselişi mi, belirli becerilerdeki değişimleri mi yansıttığı tartışmalı.
Bazı ülkelerde son on yıllarda puanlar düşmeye başladı; Norveç'te kardeşler arasında da görülen bu düşüş, çevresel nedenlere işaret ediyor.
Bir özelliğin kalıtsal olması, çevresel değişikliklerle değiştirilemeyeceği anlamına gelmiyor; Flynn etkisi bunun en çarpıcı örneklerinden biri.
Sonraki derse köprü
Flynn, puanlardaki artışı açıklarken, toplumun insanlardan beklediği şeylerin değiştiğini ve insanların da bu beklentilere göre belirli becerilerini geliştirmeye yöneldiğini vurguladı. Bu açıklamanın içinde zekâdan farklı bir soru saklı: insanları belirli bir yönde çaba göstermeye, bir hedefe yönelmeye ve davranışlarını sürdürmeye iten şey ne?
Bu soru, düşünme ve zekâ modülünden ayrılıp, insanı harekete geçiren güçlerin ve duyguların incelendiği yeni bir modüle geçişi başlatıyor. Açlık gibi bedensel ihtiyaçlardan kendini gerçekleştirme isteğine kadar uzanan açıklamaların kanıtla sınandığı yer: motivasyon kuramları.
Anlamadığın bir yer mi var?
Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.