İçeriğe geç

M09-D11

Zekâ testlerinin tarihi ve kötüye kullanımı

Zekâ testlerinin nasıl geliştirildiğini ve tarihte ayrımcı amaçlarla nasıl kullanıldığını açıklar.

Temel Psikoloji Akademisi — M09, Düşünme, dil ve zekâ · 2.648 kelime · 16 örnek durum · 3 kanıt kartı · ≈ 12 dk okuma · 18 dk dinleme

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

İlk zekâ testi 1905'te Paris'te, özel eğitim desteğine ihtiyacı olan çocukları belirlemek için geliştirildi; Binet zekânın sabit olmadığını düşünüyordu.

Test Amerika'ya geçtiğinde, zekânın kalıtsal ve sabit olduğu inancıyla birleşti ve kitlesel ölçekte uygulanan grup testlerine dönüştü.

Erken testler göçmenler hakkında geniş genellemeler için kullanıldı; ama sonuçlar büyük ölçüde dil, eğitim ve kültüre aşinalıkla ilişkiliydi.

Zekâ testleri öjenik politikalarda ve Amerika'da altmış binden fazla kişinin zorla kısırlaştırılmasında kullanıldı.

Modern testler başarıyı farklı gruplarda genellikle benzer biçimde öngörüyor; ama testlerin hangi amaçla kullanıldığı, teknik özellikleri kadar önemli.

Açılış sahnesi

İzmir'de bir rehberlik ve araştırma merkezinin bekleme salonu. Ayten Hanım, yedi yaşındaki kızı Duru'nun değerlendirme sonucunu bekliyor. Öğretmen, Duru'nun okumayı öğrenmekte zorlandığını söylemiş ve bir değerlendirme önermişti. Psikolog sonunda odaya çağırıyor; Duru'nun genel yeteneklerinin yaşıtlarına yakın olduğunu, ama okumayla ilgili belirli bir alanda destek alması gerektiğini anlatıyor ve okulla birlikte bir destek planı hazırlanacağını söylüyor.

Ayten Hanım rahatlıyor, ama eve dönerken içinde bir huzursuzluk kalıyor. Kızına bir "puan" verilmesinden, bu puanın bir dosyaya yazılmasından ve yıllarca onunla birlikte dolaşmasından korkuyor. Bir sayı, bir çocuğun önünü açabilir mi, yoksa kapatabilir mi?

Ayten Hanım, Duru ve merkez kurgu. Ama Ayten Hanım'ın kaygısı, zekâ testlerinin tarihinde çok somut karşılıkları olan bir kaygı. Zekâ testleri, tam da Duru gibi çocuklara yardım etmek için icat edildi; ama kısa süre içinde başka amaçlar için de kullanıldı.

Bu derste ne olacak

Bu derste zekâ testlerinin nasıl doğduğunu, nasıl dönüştüğünü ve tarihte hangi ayrımcı amaçlarla kullanıldığını göreceğiz.

Bir önceki ders, genel zekâ ile onu tartışan kuramları karşılaştırdı. Burada testlerin kendisine, onların arkasındaki insanlara ve kullanıldıkları toplumsal bağlama bakacağız. Önce ilk testin Paris'te hangi amaçla geliştirildiğini, sonra testin Amerika'ya geçişini ve kitlesel kullanıma açılmasını inceleyeceğiz. Ardından testlerin göçmenlik, öjeni ve zorla kısırlaştırma politikalarında nasıl kullanıldığına geçeceğiz. Son bölümde, bu tarihin bugünkü test kullanımı için ne öğrettiğini tartacağız.

Terapi Akademisi'nde tanımlanan damgalama kavramı, bu dersin arka planında duruyor; bir etiketin bir kişiyi nasıl tanımlayıp sınırlayabildiğini burada tarihsel örneklerle göreceğiz.

Sıfır noktası

1904'te Fransız eğitim bakanlığı, Paris'teki okullarda dersleri takip etmekte zorlanan çocukları belirlemek için bir komisyon kurdu. Alfred Binet bu komisyonda yer aldı ve Théodore Simon'la birlikte 1905'te ilk pratik zekâ testini geliştirdi.

Binet'in amacı belirliydi: özel eğitim desteğine ihtiyacı olan çocukları, öğretmenlerin öznel yargılarına bırakmadan, daha nesnel bir yöntemle belirlemek. Test, farklı yaşlardaki çocukların çoğunun yapabildiği görevlerden oluşuyordu.

Binet, testinin zekâyı sabit ve doğuştan bir nicelik olarak ölçtüğünü düşünmüyordu. 1909'da yayımladığı bir kitapta, zekânın değişmez olduğunu düşünen eğitimcilerin "acımasız karamsarlığına" karşı çıktı ve uygun eğitimle çocukların zihinsel becerilerinin geliştirilebileceğini savundu.

Mekanizma

Bir oran, bir sayı

1912'de Alman psikolog William Stern, zihinsel yaşı çocuğun gerçek yaşına bölerek tek bir oran elde etmeyi önerdi. 1916'da Lewis Terman, Binet'in testini Amerika'ya uyarlayıp Stanford-Binet testi olarak yayımlarken bu oranı yüzle çarptı.

Bu oran çocuklar için işe yarıyordu, ama yetişkinlerde anlamını yitiriyordu: kırk yaşındaki bir insanın "zihinsel yaşı" ne olabilirdi? David Wechsler 1939'da bu sorunu çözen bir yöntem geliştirdi.

Binet'in tanısal aracı, Terman'ın elinde başka bir şeye dönüşmeye başladı. Terman zekânın büyük ölçüde kalıtsal ve sabit olduğuna inanıyordu ve testlerin toplumu yeteneklere göre düzenlemek için kullanılabileceğini savunuyordu.

Yaygın yanlış"Zekâ testleri, zekâyı bir cetvelin boyu ölçtüğü gibi doğrudan ve kesin olarak ölçer."
Doğrusu

Zekâ testleri, belirli görevlerdeki performansı, kişiyi bir karşılaştırma grubuyla kıyaslayarak ölçüyor. Puanlar ölçüm hatası taşıyor, testin yapıldığı dil ve koşullardan etkilenebiliyor ve hangi grubun karşılaştırma için kullanıldığına bağlı. Bir test puanı, kesin bir ölçü değil, bir tahmin aralığı içinde değerlendirilmesi gereken bir bilgi.

Göçmenler ve ordu

Henry Goddard, Amerika'da Binet'in testini ilk kullananlardan biriydi. 1913'te New York'taki Ellis Adası'nda, Avrupa'dan gelen göçmenlere testler uyguladı.

Birinci Dünya Savaşı sırasında Robert Yerkes başkanlığındaki bir psikologlar ekibi, testleri kitlesel ölçekte kullanmanın yolunu buldu.

1917 ile 1919 arasında, okuma yazma bilen askerler için sözel bir test ve okuma yazma bilmeyen ya da İngilizce konuşmayan askerler için resimli bir test geliştirildi. Bu testler yaklaşık bir milyon yedi yüz elli bin askere uygulandı. Bu, tarihteki ilk büyük ölçekli zekâ testi programıydı.

Sonuçlar, Amerikalı askerlerin ortalama zihinsel yaşının şaşırtıcı biçimde düşük çıktığını gösterdi ve göçmenlerin, özellikle Güney ve Doğu Avrupa'dan gelenlerin, ortalamanın altında kaldığını öne sürdü. Ama sonradan yapılan incelemeler, puanların askerlerin Amerika'da geçirdiği yıl sayısıyla ve eğitim düzeyiyle güçlü biçimde ilişkili olduğunu ortaya koydu: test, büyük ölçüde Amerikan kültürüne ve okullaşmaya aşinalığı ölçüyordu.

Öjeni ve zorla kısırlaştırma

Bu dönemde zekâ testlerinin sonuçları, giderek güçlenen bir toplumsal hareketle buluştu.

Öjenistler, zekânın büyük ölçüde kalıtsal olduğunu ve "zihinsel yetersizliğin" toplumsal sorunların temel kaynağı olduğunu savundu. Zekâ testleri, kimin "yetersiz" sayılacağını belirlemek için kullanıldı. Amerika'da birçok eyalet, zihinsel engelli olarak sınıflandırılan kişilerin zorla kısırlaştırılmasına izin veren yasalar çıkardı.

1924'te Amerika, Güney ve Doğu Avrupa'dan gelen göçü ciddi biçimde sınırlayan bir yasa çıkardı. Zekâ testlerinin bu yasadaki rolü tarihçiler arasında tartışmalı: bazıları yasa koyucuların test sonuçlarından doğrudan etkilendiğini savunuyor, bazıları ise yasanın arkasında esas olarak başka siyasi ve toplumsal kaygıların bulunduğunu ve testlerin ikincil bir rol oynadığını öne sürüyor.

Daha az tartışmalı olan, zorla kısırlaştırmalar. 1927'de Amerika Yüksek Mahkemesi, Virginia eyaletinin Carrie Buck adlı on sekiz yaşındaki bir genç kadını rızası olmadan kısırlaştırmasını onayladı.

Yaygın yanlış"Zekâ testlerinin kötüye kullanımı yalnızca birkaç kötü niyetli kişinin işiydi."
Doğrusu

Bu kullanımlar, dönemin önde gelen psikologları, saygın bilim kurumları, yasa koyucular ve yüksek mahkemeler tarafından desteklendi. Pek çoğu, toplum için iyi bir şey yaptığına inanıyordu. Bu tarih, bilimsel araçların toplumsal önyargılarla birleştiğinde ne kadar zarar verebileceğini ve bilim insanlarının kendi döneminin varsayımlarını sorgulamasının neden önemli olduğunu gösteriyor.

Usta katmanı

Bilim insanlarının geri adımı

Bu tarihin önemli bir yanı, bazı bilim insanlarının kendi önceki görüşlerini sonradan gözden geçirmesi. Ordu testlerinin sonuçlarına dayanarak 1923'te göçmenlerin zekâsı hakkında kötümser sonuçlar yayımlayan Carl Brigham, 1930'da yayımladığı bir yazıda kendi analizinin temelsiz olduğunu kabul etti. Farklı dil ve kültür geçmişlerinden gelen insanları aynı testle karşılaştırmanın anlamsız olduğunu yazdı.

1981'de Stephen Jay Gould, "İnsanın Yanlış Ölçümü" adlı kitabında, zekâ ölçümünün tarihindeki önyargıları geniş bir okur kitlesine anlattı. Kitap çok etkili oldu; ama bazı bölümleri de eleştirildi. Örneğin Gould'un on dokuzuncu yüzyılda kafatası ölçümleri yapmış bir araştırmacıyı önyargılı ölçümlerle suçladığı iddia, 2011'de kafataslarını yeniden ölçen bir ekip tarafından sorgulandı. Bu durum, önyargıyı eleştiren çalışmaların da önyargıdan muaf olmadığını hatırlatıyor.

Bugün testler

Bugün zekâ testleri hâlâ kullanılıyor: özel eğitim ihtiyacının belirlenmesinde, öğrenme güçlüklerinin değerlendirilmesinde, beyin hasarı sonrası değerlendirmede ve bazı işe alım süreçlerinde. Modern testler, erken testlerin birçok sorununu, örneğin kültüre bağlı içeriği ve karşılaştırma gruplarının temsil gücünü, gidermek için geliştirildi.

1996'da Amerikan Psikoloji Derneği'nin oluşturduğu bir görev gücü, zekâ testleri hakkında bilinenleri ve bilinmeyenleri özetleyen bir rapor yayımladı. Raporun önemli sonuçlarından biri, modern testlerin farklı gruplardaki okul başarısını benzer biçimde öngördüğüydü.

Yaygın yanlış"Zekâ testlerinin karanlık bir tarihi olduğuna göre, bugün de tamamen geçersiz ve kullanılmamaları gerekir."
Doğrusu

Erken testler ciddi biçimde kötüye kullanıldı ve önemli yöntem sorunları taşıyordu. Ama modern testler bu sorunların birçoğunu gidermek için geliştirildi ve öğrenme güçlüklerinin, gelişimsel gecikmelerin ve beyin hasarı sonrası değişimlerin değerlendirilmesinde yararlı bilgiler sağlayabiliyor. Asıl soru, testlerin var olup olmaması değil; kim tarafından, hangi amaçla ve hangi korumalarla kullanıldıkları.

Kanıtın sınırı

Zekâ testlerinin Paris'te özel eğitim ihtiyacını belirlemek için geliştirildiği, Amerika'da kitlesel ölçekte kullanıldığı ve göçmenler hakkında genellemeler ile öjenik politikalar için kullanıldığı, iyi belgelenmiş tarihsel olgular. Carrie Buck davası ve on binlerce zorla kısırlaştırma, bu kullanımların gerçek insanlar üzerindeki sonuçlarını gösteriyor.

Ama bu tarihin bazı yönleri tartışmalı. Zekâ testlerinin 1924 göç yasasındaki rolü, tarihçiler arasında farklı biçimlerde yorumlanıyor. Bazı ünlü eleştirel çalışmalar da sonradan kendi yöntemleri açısından eleştirildi.

Bugünkü testlerin teknik olarak ne kadar adil olduğu sorusu, öngörü yanlılığı açısından büyük ölçüde yanıtlandı; ama testlerin hangi toplumsal amaçlar için kullanılması gerektiği sorusu, yalnızca psikolojinin değil, etiğin ve toplumun da sorusu olmaya devam ediyor.

Kendin dene

Aklında kalsın

İlk zekâ testi 1905'te Paris'te, özel eğitim desteğine ihtiyacı olan çocukları belirlemek için geliştirildi; Binet zekânın sabit olmadığını düşünüyordu.

Test Amerika'ya geçtiğinde, zekânın kalıtsal ve sabit olduğu inancıyla birleşti ve kitlesel ölçekte uygulanan grup testlerine dönüştü.

Erken testler göçmenler hakkında geniş genellemeler için kullanıldı; ama sonuçlar büyük ölçüde dil, eğitim ve kültüre aşinalıkla ilişkiliydi.

Zekâ testleri öjenik politikalarda ve Amerika'da altmış binden fazla kişinin zorla kısırlaştırılmasında kullanıldı.

Modern testler başarıyı farklı gruplarda genellikle benzer biçimde öngörüyor; ama testlerin hangi amaçla kullanıldığı, teknik özellikleri kadar önemli.

Sonraki derse köprü

Bu derste zekâ testlerinin toplumsal tarihine baktık. Ama bu testlerin bir yüzyılı aşkın süredir uygulanması, beklenmedik bir veri hazinesi de bıraktı: aynı testlerin farklı kuşaklara uygulanmasından elde edilen puanlar.

Bu puanlar karşılaştırıldığında, ortalamaların on yıllar içinde düzenli olarak yükseldiği görüldü. Bu yükselişin nedeni ne olabilir, ve zekânın doğası hakkında bize ne söylüyor? Yeni Zelandalı bir siyaset bilimcinin adını taşıyan bu olguya geçiyoruz: Flynn etkisi.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.