M09-D06
Yaratıcılık
Yaratıcılığın ıraksak düşünme, bilgi ve kuluçka ile ilişkisini ölçüm sorunlarıyla birlikte değerlendirir.
Temel Psikoloji Akademisi — M09, Düşünme, dil ve zekâ · 2.557 kelime · 16 örnek durum · 4 kanıt kartı · ≈ 12 dk okuma · 17 dk dinleme
Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Psikologlar yaratıcılığı hem özgün hem etkili olmak olarak tanımlıyor; yalnızca yeni olan ya da yalnızca değerli olan şey yaratıcı sayılmıyor.
Iraksak düşünme testleri yaratıcılığın bir yönünü ölçüyor; ama puanlama yöntemine çok duyarlılar ve gerçek hayattaki yaratıcı başarıyı sınırlı ölçüde öngörüyorlar.
Zekâ ile yaratıcılık arasında zayıf ama tutarlı bir olumlu ilişki var; bu ilişki, belirli bir zekâ eşiğinin üstünde kaybolmuyor.
Önemli yaratıcı katkılar çoğunlukla bir alanda yıllar süren bir bilgi birikiminden sonra ortaya çıkıyor.
Bir problemden uzaklaşmak, özellikle açık uçlu görevlerde ve problemle yeterince uğraşıldıktan sonra çözümü kolaylaştırabiliyor; ama bu her mola için geçerli değil.
Açılış sahnesi
Ceren, Denizli'de bir tekstil firmasında desen tasarımcısı. Firma, yeni kurulan tasarım ekibine kimin liderlik edeceğine karar vermek için bütün tasarımcılara kısa bir test uyguluyor. Testin ilk sorusu basit: üç dakika içinde bir tuğlanın kullanılabileceği olabildiğince çok yol yazın.
Ceren dokuz kullanım yazıyor; bazıları oldukça sıradışı: tuğla tozundan boya yapmak, tuğlayı bir saksının içine koyup toprağın nemini dengelemek. Aynı odadaki bir meslektaşı otuz bir kullanım yazıyor; çoğu birbirine benziyor: kapı tutmak, kitap tutmak, perde tutmak, kâğıt tutmak. Testin puanlama anahtarı sayıya ağırlık veriyor ve meslektaşı ekibin başına geçiyor.
Ceren'in son üç yılda tasarladığı desenler, firmanın en çok satan ürünleri arasında. Meslektaşının desenleri ise çoğu zaman yeniden çizilmek üzere geri dönüyor. Ceren, firma ve tuğla sorusu kurgu. Ama bu sahnenin taşıdığı soru gerçek ve yetmiş yılı aşkın süredir tartışılıyor: yaratıcılık nedir ve onu ölçmeye çalıştığımızda gerçekte neyi ölçüyoruz?
Bu derste ne olacak
Bu derste, yaratıcılığın psikolojide nasıl tanımlandığına, nasıl ölçülmeye çalışıldığına ve hangi koşullarla ilişkili olduğuna bakacağız.
Önce yaratıcılığın standart tanımını ve onu ölçmek için geliştirilen testleri göreceğiz. Sonra yaratıcılığın zekâyla, bilgiyle ve uzun süreli çalışmayla ilişkisine geçeceğiz. Son bölümde, işe ara vermenin gerçekten işe yarayıp yaramadığını kanıtın bugünkü durumuyla tartacağız.
Seride bu konunun bazı parçaları daha önce ele alındı. Sağ beyin-sol beyin dersinde (M04-D07), yaratıcılığın beynin bir yarısına ait olduğu efsanesi incelendi. Zihin gezinmesi dersinde (M06-D05), kuluçka dönemi tanımlandı ve zihin gezinmesinin yaratıcılığı artırdığını gösteren deneyin tekrarlamalarda zayıf düştüğü anlatıldı. Problem çözme dersinde (M09-D02) ise içgörü problemleri ve işlevsel takılma ele alındı. Bu derste o kavramlar yeniden açılmıyor; üzerlerine kuruluyor.
Sıfır noktası
Gündelik dilde yaratıcılık çoğu zaman yeni bir şey ortaya koymak olarak anlaşılıyor. Ama psikologlar, yalnızca yeni olmanın yetmediği konusunda büyük ölçüde anlaşıyor.
Bu tanım, yaratıcılığı ölçmenin neden zor olduğunu da gösteriyor. Bir fikrin özgünlüğü sayılabilir: kaç kişinin aynı fikri ürettiğine bakılabilir. Ama bir fikrin ne kadar etkili ya da değerli olduğu çoğu zaman bir yargı gerektiriyor ve bu yargı, alana, döneme ve değerlendirene göre değişebiliyor.
Yaygın yanlış"Yaratıcılık yalnızca sanatçılara ve dâhilere özgüdür."
Araştırmacılar, büyük ve tarihi buluşların yanında, gündelik hayattaki küçük ve kişisel yaratıcılığı da inceliyor: bir yemek tarifini eldeki malzemeye göre uyarlamak, bir çocuğu güldürecek yeni bir oyun bulmak, iş yerinde bir süreci kolaylaştırmak. Bu gündelik yaratıcılık, insanların büyük çoğunluğunda görülüyor ve sanatla sınırlı değil.
Mekanizma
Ölçmenin ilk adımı: ıraksak düşünme
Modern yaratıcılık araştırmalarının başlangıcı genellikle Joy Paul Guilford'un 1950'de Amerikan Psikoloji Derneği'nin başkanı olarak yaptığı konuşmaya dayandırılıyor. Guilford, zekâ testlerinin yalnızca tek doğru yanıtı bulma becerisini ölçtüğünü ve insan zihninin önemli bir yanını görmezden geldiğini savundu.
Guilford, ıraksak düşünmeyi birkaç boyutta ölçmeyi önerdi: üretilen fikirlerin sayısı, fikirlerin ne kadar farklı kategorilere yayıldığı, ne kadar alışılmadık olduğu ve ne kadar ayrıntılandırıldığı. Bu fikir, sonraki on yıllarda yaygın biçimde kullanılan testlere dönüştü.
Açılıştaki Ceren'in karşılaştığı sorun, bu görevlerin bilinen bir zayıflığı: puanlama fikirlerin sayısına çok ağırlık verirse, birbirine benzeyen çok sayıda fikir üreten biri, az ama gerçekten özgün fikir üreten birinden daha yüksek puan alabilir. Araştırmacılar bu yüzden sayı ile özgünlüğü ayrı puanlamaya ve en iyi birkaç fikrin özgünlüğüne bakmaya yöneldi.
Iraksak düşünmeden farklı bir yaklaşım, Sarnoff Mednick'in 1962'de geliştirdiği bir test.
Testin İngilizce özgün biçiminden bilinen bir örnekte, "cottage", "Swiss" ve "cake" sözcüklerinin ortak bağlantısı "cheese", yani peynir. Bu test, tek bir doğru yanıtı olduğu için aslında yakınsak düşünmeye de dayanıyor; bu yüzden yaratıcılığın hangi yönünü ölçtüğü tartışmalı.
Testler gerçekten neyi öngörüyor
Ellis Paul Torrance, 1950'lerin sonunda Amerika'da ilkokul öğrencilerine ıraksak düşünme testleri uyguladı ve bu öğrencileri on yıllar boyunca izledi. Mark Runco'nun ekibi 2010'da, bu öğrencilerin yaklaşık elli yıl sonraki başarılarını inceledi.
Yaratıcılık ve zekâ
Uzun süre, yaratıcılık ile zekânın belirli bir noktaya kadar birlikte yükseldiği, o noktadan sonra ise ayrıldığı düşünüldü.
Kyung Hee Kim 2005'te yaratıcılık testleri ile zekâ testleri arasındaki ilişkiyi inceleyen araştırmaları bir araya getirdi.
Bilginin ve zamanın payı
Yaratıcı fikirlerin çoğu zaman bir anda gelen bir ilhamın ürünü olduğu düşünülüyor. Ama uzun yıllar süren bilgi birikimi, bu ilhamın zeminini oluşturuyor.
John Hayes 1989'da, farklı dönemlerden yetmiş altı klasik müzik bestecisinin en çok kaydedilmiş, yani en değerli kabul edilen eserlerini ne zaman bestelediklerini inceledi.
Yaygın yanlış"Gerçekten yaratıcı fikirler hiçbir hazırlık olmadan, bir anda gelir."
Yaratıcı fikirler bazen ani bir içgörü gibi yaşanıyor; ama araştırmalar, bunun arkasında çoğu zaman yıllar süren bir bilgi birikimi ve bilinçli çalışma bulunduğunu gösteriyor. Ani olan, fikrin fark edilme anı; fikrin malzemesi ise uzun zamanda biriken bilgiden geliyor.
Usta katmanı
Uzaklaşmak işe yarıyor mu
İngiliz sosyal psikolog Graham Wallas, 1926'da yaratıcı düşünmenin dört aşamadan geçtiğini öne sürdü: hazırlık, kuluçka, aydınlanma ve doğrulama. Bu modelin en tartışmalı aşaması kuluçka, yani problemden bir süre uzaklaşmanın çözümü kolaylaştırdığı iddiası oldu. Zihin gezinmesi dersinde, bu dönemdeki zihin gezinmesinin yaratıcılığı artırdığını öne süren bir deneyin tekrarlamalarda zayıf düştüğü görüldü. Ama bu, kuluçkanın kendisinin işe yaramadığı anlamına mı geliyor?
Ut Na Sio ve Thomas Ormerod 2009'da, kuluçka etkisini inceleyen deneysel çalışmaları bir araya getirdi.
Yaygın yanlış"Bir problemden uzaklaşmak her zaman yaratıcı bir çözüm getirir."
Kuluçka etkisi, belirli koşullarda ortaya çıkan ortalama bir etki: problemle önce yeterince uğraşılmışsa, görev açık uçluysa ve ara dönem çok yorucu değilse. Her mola bir fikir getirmiyor; bazen bir problemi bırakmak yalnızca onu ertelemek oluyor.
Kanıtın sınırı
Yaratıcılığın standart tanımı, ıraksak düşünme testlerinin yaygın kullanımı, zekâ ile yaratıcılık arasındaki zayıf ama tutarlı ilişki ve kuluçkanın belirli koşullarda işe yaradığı, farklı çalışmalarla desteklenen bulgular.
Ama yaratıcılık araştırmalarının en büyük sorunu ölçüm. Iraksak düşünme testleri yaratıcılığın bir yönünü ölçüyor; ama gerçek hayattaki yaratıcı başarıyı ne kadar öngördüğü sınırlı. Puanlama yöntemleri, testlerin ne ölçtüğünü değiştirebiliyor. Laboratuvar görevleri birkaç dakika sürerken, gerçek yaratıcı eserler yıllar alabiliyor.
Ayrıca yaratıcı başarının ölçütleri, yani neyin değerli bir eser sayılacağı, büyük ölçüde toplumsal ve kültürel yargılara dayanıyor. Bu yargıların zamanla ve kültürden kültüre değişmesi, yaratıcılığı psikolojinin ölçmesi en zor kavramlarından biri yapıyor.
Kendin dene
Aklında kalsın
Psikologlar yaratıcılığı hem özgün hem etkili olmak olarak tanımlıyor; yalnızca yeni olan ya da yalnızca değerli olan şey yaratıcı sayılmıyor.
Iraksak düşünme testleri yaratıcılığın bir yönünü ölçüyor; ama puanlama yöntemine çok duyarlılar ve gerçek hayattaki yaratıcı başarıyı sınırlı ölçüde öngörüyorlar.
Zekâ ile yaratıcılık arasında zayıf ama tutarlı bir olumlu ilişki var; bu ilişki, belirli bir zekâ eşiğinin üstünde kaybolmuyor.
Önemli yaratıcı katkılar çoğunlukla bir alanda yıllar süren bir bilgi birikiminden sonra ortaya çıkıyor.
Bir problemden uzaklaşmak, özellikle açık uçlu görevlerde ve problemle yeterince uğraşıldıktan sonra çözümü kolaylaştırabiliyor; ama bu her mola için geçerli değil.
Sonraki derse köprü
Yaratıcılığı çoğu zaman sanatçılarda, bilim insanlarında ve mucitlerde arıyoruz. Ama insanların neredeyse hepsinin her gün sergilediği bir yaratıcılık var: daha önce hiç duymadıkları cümleleri kurmak ve anlamak. Küçük bir çocuk bile, kimseden duymadığı cümleler üretiyor.
Bir çocuk, birkaç yıl içinde bu üretken sistemi nasıl ediniyor? Bu yeteneğin önemli bir kısmı doğuştan mı geliyor, yoksa duyduğu dilin kullanımından mı öğreniliyor? Bu soru, modülün dil bölümünü açıyor: dil edinimi.
Anlamadığın bir yer mi var?
Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.