M09-D05
İki sistem kuramı ve eleştirisi
Hızlı ve yavaş düşünme ayrımının açıklayıcı gücünü ve basitleştirmelerini tartar.
Temel Psikoloji Akademisi — M09, Düşünme, dil ve zekâ · 2.428 kelime · 15 örnek durum · 3 kanıt kartı · ≈ 11 dk okuma · 16 dk dinleme
Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
İki sistem kuramı, düşünmeyi hızlı ve otomatik süreçler ile yavaş ve çabalı süreçler arasındaki bir ayrım üzerinden açıklıyor; Kahneman'ın kitabıyla geniş kitlelere yayıldı.
Kuramın savunucuları da iki sistemi beyindeki iki ayrı bölge olarak değil, düşünmeyi anlatmayı kolaylaştıran bir ayrım olarak görüyor.
Bilişsel düşünme testi gibi araçlar, ilk akla gelen yanıtı sorgulama eğiliminin kişiden kişiye değiştiğini ve bu eğilimin pek çok yanlılığı öngördüğünü gösteriyor.
İki yanıt yöntemiyle yapılan çalışmalar, doğru mantıksal yanıtların çoğu zaman yavaş düşünmeden, hızlı ilk yanıtta da verilebildiğini gösteriyor.
Tek süreç görüşüne göre sezgisel ve bilinçli yargılar aynı kurallara dayanıyor; bir yargının isabeti, onun hızından değil, kullanılan kuralın ortama uyumundan geliyor.
Açılış sahnesi
Ankara'da bir sigorta şirketinin satış ekibi, bir pazartesi sabahı kişisel gelişim eğitimine alınıyor. Eğitmen tahtaya iki kutu çiziyor. Birine "Sistem 1: duygusal, hızlı, hatalı" yazıyor, ötekine "Sistem 2: akılcı, yavaş, doğru." Sonra ekibe bir ödev veriyor: önümüzdeki hafta müşterilerle konuşurken "Sistem 1'i kapatıp Sistem 2'yle düşünecekler."
Ekipteki en deneyimli satış temsilcisi Gülay Hanım bir şey söylemiyor ama içinden itiraz ediyor. Yirmi yıldır müşterinin sesinden, oturuşundan, sorduğu ilk sorudan, poliçeyi alıp almayacağını çoğu zaman saniyeler içinde anlıyor; bu tahmini de nadiren yanılıyor. Bunu kapatması gereken bir hata olarak mı görmeli? Ayrıca beyninde, kutuların söylediği gibi iki ayrı bölüm mü var?
Gülay Hanım ve sigorta şirketi uydurma. Ama tahtaya çizilen iki kutu, son yirmi yılın en popüler psikoloji fikirlerinden birinin, sınıflarda ve iş yerlerinde nasıl anlatıldığını iyi yansıtıyor.
Bu derste ne olacak
Bu derste, zihnin iki farklı düşünme biçimiyle işlediği görüşünü, onu destekleyen bulguları ve ona yöneltilen eleştirileri inceleyeceğiz.
Terapi Akademisi'nde karar süreçlerini anlatan derste, yargının hızlı ve yavaş iki işleyişle açıklandığı iki süreç modeli tanımlandı. Orada hızlı yolun bir kusur olmadığı ve deneyimin hangi koşullarda güvenilir sezgi ürettiği de anlatıldı. Burada bunları tekrar tanımlamayacağız. Odak, kuramın kendisi: onu sınayan deneyler, iki sistemin nasıl ayrıldığı ve bu ayrımın hangi noktalarda fazla basitleştirdiği.
Sıfır noktası
İnsan düşüncesinin iki farklı türü olduğu fikri çok eski; ama bugünkü biçimini 1990'lardan itibaren aldı. Keith Stanovich ve Richard West 2000'de, bu düşünme biçimlerine tarafsız birer ad önerdi.
Daniel Kahneman, 2011'de yayımlanan ve Türkçeye de çevrilen "Hızlı ve Yavaş Düşünme" kitabında bu adlandırmayı geniş bir okur kitlesine taşıdı. Kahneman, önceki derslerde anlatılan kestirmelerin ve yanlılıkların büyük kısmını bu çerçeveyle açıkladı: Sistem 1 hızla bir yanıt üretiyor, Sistem 2 ise çoğu zaman bu yanıtı denetlemeden onaylıyor.
Ama Kahneman, kitabında iki sistemin beyinde iki ayrı bölge ya da iki ayrı varlık olmadığını, düşünmeyi anlatmayı kolaylaştıran birer karakter olarak kullanıldığını açıkça belirtti. Kuramın popüler anlatımlarında bu not çoğu zaman kayboluyor.
Yaygın yanlış"Sistem 1 ve Sistem 2 beyinde iki ayrı bölgedir."
Kuramın savunucuları da dahil olmak üzere çoğu araştırmacı, iki sistemi beynin iki ayrı bölgesi olarak görmüyor. Kahneman onları, anlatımı kolaylaştıran kurgusal karakterler olarak tanımladı. Beyin görüntüleme çalışmaları otomatik ve çabalı süreçlerde farklı etkinlik örüntüleri bulsa da, bu süreçler geniş ve birbiriyle sürekli etkileşen ağlara dayanıyor.
Mekanizma
Kuramın gücü: hızlı yanıtın yakalanması
İki sistem kuramını destekleyen en bilinen gösterimlerden biri, Shane Frederick'in 2005'te yayımladığı üç soruluk kısa bir test.
Testin en bilinen sorusu şu: bir sopa ile bir top birlikte 1 lira 10 kuruş; sopa toptan 1 lira pahalı. Top kaç kuruş? Akla hemen 10 kuruş geliyor. Ama top 10 kuruş olsaydı, sopa 1 lira 10 kuruş, ikisi birlikte 1 lira 20 kuruş ederdi. Doğru yanıt 5 kuruş.
Bu tür sorular, kuramın merkezindeki fikri canlı biçimde gösteriyor: zihin önce hızlı bir yanıt üretiyor ve bu yanıt yanlışsa, onu fark edip düzeltmek ek bir çaba gerektiriyor.
İki sistem nasıl ayrılır
Kuramın erken biçimlerinde, iki sisteme uzun özellik listeleri eşlendi: biri hızlı, sezgisel, duygusal, bilinç dışı, ilkel; öteki yavaş, analitik, mantıksal, bilinçli, insana özgü. Eleştirmenler kısa sürede bu listelerin birlikte gitmediğini gösterdi. Hızlı olup bilinçli olan, yavaş olup duygusal olan süreçler vardı.
Jonathan Evans ve Stanovich 2013'te bu eleştirilere yanıt verirken kuramı daralttı. İki tür süreç arasındaki tek tanımlayıcı farkın, çalışma belleğinin kullanılıp kullanılmaması olduğunu savundular. Öteki özellikler, örneğin hız ya da bilinç, çoğu zaman bu farka eşlik ediyordu ama tanımlayıcı değildi. Bu yeni biçimde "sistem" yerine "tür" sözcüğü tercih edildi.
Eleştiri: mantık da hızlı olabilir
Kuramın en çok sınanan varsayımlarından biri, doğru mantıksal yanıtların ancak yavaş düşünmeyle bulunabileceği. Wim De Neys ve çalışma arkadaşı Bence Bago 2017'de bu varsayımı doğrudan sınadı.
Bago ve De Neys, sopa ve top gibi problemlerde katılımcılara bu düzeni uyguladı. Varsayılan-müdahaleci modele göre doğru son yanıtların büyük kısmı, ilk yanıtta yanlış olup ikinci aşamada düzeltilmiş olmalıydı.
De Neys'in başka çalışmaları, sopa ve top sorusunda yanlış yanıt veren kişilerin bile, çatışma içermeyen benzer bir kontrol sorusuna göre yanıtlarından daha az emin olduklarını bildirdi. Bu, yanlış yanıt verenlerin bile bir şeylerin uyuşmadığını bir düzeyde sezdiğine işaret ediyordu.
Yaygın yanlış"Doğru mantıksal yanıta ancak yavaş ve dikkatli düşünerek ulaşılabilir."
İki yanıt yöntemiyle yapılan çalışmalar, klasik akıl yürütme problemlerinde doğru yanıtların büyük kısmının ilk ve hızlı yanıtta zaten verildiğini gösteriyor. Mantık ve olasılık ilkeleri, deneyimle birlikte hızlı ve otomatik işlenebilir hâle gelebiliyor. Hız ile hata, her zaman birlikte gitmiyor.
Usta katmanı
Tek bir sistem yeter mi
Bazı araştırmacılar daha ileri gitti. Arie Kruglanski ve Gerd Gigerenzer 2011'de, sezgisel ve bilinçli yargıların aynı türden kurallara dayandığını savundu.
Kruglanski ve Gigerenzer'e göre, bir yargının doğru olup olmaması, sezgisel ya da bilinçli olmasından değil, kullanılan kuralın ortama ne kadar uyduğundan kaynaklanıyordu. Bilinçli yargılar her zaman sezgisel olanlardan daha isabetli değildi. Bu görüş, önceki derste anlatılan ekolojik rasyonellik fikriyle doğrudan bağlantılı.
Kuramın savunucuları ise iki tür süreç arasındaki ayrımın, çalışma belleğinin rolü bakımından gerçek ve ölçülebilir olduğunu, ve bu ayrımın pek çok bulguyu düzenlemekte yararlı olduğunu savunmaya devam ediyor. Tartışma büyük ölçüde, "iki sistem" ifadesinin bir gerçeklik tanımı mı yoksa yararlı bir sınıflandırma mı olduğu üzerinde yoğunlaşıyor.
Yaygın yanlış"İyi karar vermek için sezgileri bastırmak ve her şeyi yavaş düşünmek gerekir."
Yavaş düşünme çaba, zaman ve dikkat istiyor; ve her zaman daha isabetli değil. Deneyimin düzenli geri bildirimle biriktiği alanlarda hızlı yargılar çoğu zaman çok iyi işliyor. Daha yararlı soru, hangi durumlarda ilk yanıta güvenilebileceği ve hangi durumlarda onu durup sınamak gerektiği.
Kanıtın sınırı
İnsanların bazı problemlerde akla hemen gelen ama yanlış bir yanıt ürettiği ve bu yanıtı sorgulama eğiliminin kişiden kişiye değiştiği, güçlü biçimde desteklenen bulgular. Çalışma belleğine yük bindirmenin bazı yargıları kaydırdığı da defalarca gösterildi.
Ama kuramın daha iddialı biçimleri, yani iki ayrı sistemin varlığı, bu sistemlerin uzun özellik listeleriyle ayrılması ve doğru yanıtların yalnızca yavaş düşünmeyle bulunabileceği varsayımı, ciddi eleştirilerle karşılaştı. İki yanıt yöntemiyle yapılan çalışmalar, hızlı yanıtların sanıldığından daha sık doğru olabileceğini gösterdi.
Tartışmanın bir kısmı ise kavramsal: aynı bulgular hem iki sistemli hem tek süreçli modellerle açıklanabiliyor. Bu yüzden bazı araştırmacılar, kuramın doğru ya da yanlış olmasından çok, ne zaman yararlı bir anlatım aracı olduğu ve ne zaman yanlış bir basitleştirmeye dönüştüğü üzerine düşünmeyi öneriyor.
Kendin dene
Aklında kalsın
İki sistem kuramı, düşünmeyi hızlı ve otomatik süreçler ile yavaş ve çabalı süreçler arasındaki bir ayrım üzerinden açıklıyor; Kahneman'ın kitabıyla geniş kitlelere yayıldı.
Kuramın savunucuları da iki sistemi beyindeki iki ayrı bölge olarak değil, düşünmeyi anlatmayı kolaylaştıran bir ayrım olarak görüyor.
Bilişsel düşünme testi gibi araçlar, ilk akla gelen yanıtı sorgulama eğiliminin kişiden kişiye değiştiğini ve bu eğilimin pek çok yanlılığı öngördüğünü gösteriyor.
İki yanıt yöntemiyle yapılan çalışmalar, doğru mantıksal yanıtların çoğu zaman yavaş düşünmeden, hızlı ilk yanıtta da verilebildiğini gösteriyor.
Tek süreç görüşüne göre sezgisel ve bilinçli yargılar aynı kurallara dayanıyor; bir yargının isabeti, onun hızından değil, kullanılan kuralın ortama uyumundan geliyor.
Sonraki derse köprü
Bu derste, hızlı ve yavaş düşünmenin bir karşıtlık mı yoksa bir süreklilik mi olduğunu tartıştık. Aynı tartışma, insanların en çok değer verdiği düşünme biçimlerinden birinde de karşımıza çıkıyor: yeni ve özgün fikirler üretmek.
Yeni fikirler bir anda mı geliyor, yoksa uzun bir bilgi birikiminin ürünü mü? Bir problemden bir süre uzaklaşmak gerçekten işe yarıyor mu? Ve özgünlüğü ölçmeye çalışan testler gerçekte neyi ölçüyor? Bu soruların izi, bir sonraki derse çıkıyor: yaratıcılık.
Anlamadığın bir yer mi var?
Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.