İçeriğe geç

M09-D04

Bilişsel yanlılıklar

Doğrulama ve çerçeveleme gibi yanlılıkları kendi kararlarında fark etmenin yollarını açıklar.

Temel Psikoloji Akademisi — M09, Düşünme, dil ve zekâ · 2.673 kelime · 16 örnek durum · 4 kanıt kartı · ≈ 12 dk okuma · 18 dk dinleme

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Bazı yanlılıklar bilgi eksikliğinden değil, insanların zaten inandıkları şeyi koruma eğiliminden kaynaklanıyor; bu yüzden bilgi tam olduğunda da işleyebiliyor.

Aynı mantıksal problem soyut değil tanıdık bir kural olarak sunulduğunda, insanlar onu çürütebilecek durumu çok daha kolay arıyor.

İnsanlar kendi görüşlerine uyan kanıtı daha ikna edici buluyor ve karşı kanıtın yönteminde daha kolay kusur buluyor.

Yanlılıkların başkalarını kendilerinden daha çok etkilediğine inanıyorlar; içe bakışta bir yanlılık hissi bulamamak, yanlılığın olmadığını göstermiyor.

Yanlılığı azaltmak için "tarafsız ol" niyeti yetmiyor; karşıtını düşünmek ya da başarısızlığı önceden hayal etmek gibi somut zihinsel işlemler daha etkili olabiliyor.

Açılış sahnesi

Kadir ile Nihal, Samsun'da on yıldır birlikte bir fırın işletiyor. Muhasebeci geçen yılın satış raporunu ikisine de gönderiyor ve şehrin öbür ucunda ikinci bir şube açıp açmama kararını onlara bırakıyor.

Kadir raporu okuyunca heyecanlanıyor: sabah satışları her ay biraz artmış, paket servis siparişleri ikiye katlanmış. Nihal aynı raporda başka şeyler görüyor: kira giderleri büyümüş, kış aylarında iki kez zarar edilmiş, paket servisin kârı düşük. Akşam yemeğinde ikisi de rakamları tek tek sayıyor ve ikisi de haklı. Konuşmanın sonunda Kadir, Nihal'in "her zaman temkinli olduğu için" rakamları karamsar okuduğunu düşünüyor. Nihal ise Kadir'in "zaten şube açmak istediği için" yalnızca iyi haberleri gördüğünden emin. İkisi de kendisinin rakamlara tarafsızca baktığını düşünüyor.

Kadir, Nihal ve fırınları kurgu. Ama aynı rapordan iki farklı sonuç çıkaran iki kişi ve her birinin yalnızca ötekindeki çarpıklığı görmesi, psikoloji laboratuvarlarında defalarca yeniden üretilmiş bir tablo.

Bu derste ne olacak

Bu derste, insanların kararlarını sistemli biçimde kaydıran yanlılıklara, özellikle de bunları kendi kararlarında nasıl fark edebileceklerine bakacağız.

Bu ders, serinin ve Terapi Akademisi'nin daha önce işlediği bir zeminin üstüne kuruluyor. Sağduyu dersinde (M02-D01) doğrulama yanlılığı tanımlandı ve sayı dizisi deneyiyle gösterildi. Terapi Akademisi'nin araştırma okuryazarlığı dersinde onay yanlılığı ve kişinin kendi yanlılığını göremeyişi, karar verme dersinde ise çerçeveleme etkisi, batık maliyet yanılgısı ve yanlılıkları tanıtan eğitimlerin sınırlı etkisi ele alındı. Burada bunları yeniden tanımlamayacağız.

Önce mantık yürütmenin içeriğe göre nasıl değiştiğini göreceğiz. Sonra insanların aynı kanıtı inançlarına göre nasıl farklı okuduğuna ve kendi yanlılıklarını neden göremediklerine geçeceğiz. Son bölümde, bilinen yanlılıkları kendi kararlarında yakalamak için önerilen ve sınanan yöntemleri tartacağız.

Sıfır noktası

Bir bilişsel yanlılık, yargı ya da kararın belirli bir yönde, tekrar tekrar ve öngörülebilir biçimde doğru yanıttan sapması. Önceki dersteki kestirmeler, bu sapmaların bir kısmının kaynağıydı. Ama yanlılıkların bir kısmı, kestirmelerden çok, insanların zaten inandıkları şeyi korumaya yönelik eğilimlerinden kaynaklanıyor.

Bu ayrım önemli: bir kestirme yanlılığı çoğu zaman bilginin eksik olmasından doğar; inancı koruma eğilimi ise bilgi tam olduğunda bile işleyebilir. Kadir ve Nihal aynı rapora, aynı rakamlara bakıyordu.

Yaygın yanlış"Yanlılık bilgi eksikliğinden kaynaklanır; daha çok bilgi verirsek ortadan kalkar."
Doğrusu

Bazı yanlılıklar bilgi eksikliğinden doğuyor; ama inancı koruma eğilimine dayanan yanlılıklar, bilgi tam olduğunda da işliyor. Aynı kanıtı gören insanlar, ona farklı ağırlıklar vererek farklı sonuçlara varabiliyor. Bu tür yanlılıklarda sorun bilginin miktarı değil, onun nasıl işlendiği.

Mekanizma

İçerik mantığı değiştiriyor

Peter Wason, 1966'da bir mantık yürütme görevi tasarladı. Katılımcıların önüne dört kart konuyordu; her kartın bir yüzünde bir harf, öbür yüzünde bir sayı vardı. Görünen yüzler E, K, 4 ve 7'ydi. Katılımcılardan şu kuralın doğru olup olmadığını sınamak için hangi kartları çevirmeleri gerektiği soruluyordu: "Bir kartın bir yüzünde ünlü harf varsa, öbür yüzünde çift sayı vardır."

Doğru yanıt E ve 7. E'nin arkasında tek sayı varsa kural çöker; 7'nin arkasında ünlü harf varsa kural yine çöker. Ama katılımcıların çoğu E ile 4'ü seçti; 4'ün arkasında ne olursa olsun kural çürümüyordu. Soyut biçimiyle görevde doğru yanıt verenler katılımcıların onda birinden azdı.

Sonra araştırmacılar aynı mantıksal yapıyı tanıdık bir içerikle sundu. Richard Griggs ve James Cox 1982'de katılımcılardan kendilerini bir barda kural denetleyen bir polis olarak düşünmelerini istedi. Kural: "Biri bira içiyorsa, on dokuz yaşından büyük olmalı." Kartlarda "bira içiyor", "kola içiyor", "16 yaşında" ve "22 yaşında" yazıyordu.

Bu bulgu, akıl yürütmenin içerikten bağımsız bir mantık makinesi gibi işlemediğini gösteriyor. Kişi, bir kuralı çürütebilecek durumu, o durum somut ve tanıdık olduğunda çok daha kolay arıyor.

Aynı kanıt, iki okuma

Charles Lord, Lee Ross ve Mark Lepper 1979'da, idam cezası konusunda güçlü görüşleri olan kırk sekiz üniversite öğrencisini bir araya getirdi; bir kısmı cezayı destekliyor, öteki kısmı karşı çıkıyordu. Hepsine, idam cezasının caydırıcılığı üzerine yapılmış iki kurgusal çalışmanın özetini ve yöntemlerini okuttular. Çalışmalardan biri caydırıcılığı destekliyor, öteki desteklemiyordu.

Her iki taraf da kendi görüşünü destekleyen çalışmayı daha iyi yürütülmüş ve daha ikna edici buldu. Karşı görüşü destekleyen çalışmanın yönteminde ise kolayca kusur buldular. Üstelik her iki taraf da, iki çalışmayı okuduktan sonra kendi görüşüne daha da güçlü bağlandığını bildirdi.

Yaygın yanlış"Zeki ve eğitimli insanlar kanıtı daha tarafsız değerlendirir."
Doğrusu

Zekâ ve eğitim, bir argümanın zayıf yanlarını bulma becerisini artırıyor. Ama bu beceri, karşı görüşteki argümanlara daha cömert, kendi görüşündekilere daha az uygulandığında, taraflı değerlendirmeyi azaltmak yerine daha ustalıklı hâle getirebiliyor. Eleştiri gücü yüksek biri, sevmediği bir bulgunun kusurunu daha hızlı bulabilir; sevdiği bulgunun kusurunu aramadığı sürece bu tarafsızlık değil.

Kendi yanlılığını görememek

Terapi Akademisi'nin araştırma okuryazarlığı dersi, insanların kendi yanlılıklarını göremeyip başkalarınınkini kolayca gördüğünü belirtiyordu. Bu gözlemin arkasında, onu doğrudan ölçen çalışmalar var.

Emily Pronin, Daniel Lin ve Lee Ross 2002'de katılımcılardan, bir dizi yanlılığın kendilerini, sınıf arkadaşlarını ve ortalama bir Amerikalıyı ne ölçüde etkilediğini değerlendirmelerini istedi.

Yaygın yanlış"Bir konuda yanlı olsaydım, bunu fark ederdim."
Doğrusu

Yanlılıklar çoğu zaman bilinçli bir hissin parçası olarak yaşanmıyor; içe bakıldığında kişi yalnızca kendi gerekçelerini görüyor ve onları makul buluyor. Bu yüzden içeride bir yanlılık hissinin olmaması, yanlılığın olmadığını göstermiyor. Yanlılık çoğu zaman, sonuçlara dışarıdan bakıldığında görünür hâle geliyor.

Aynı bilgi, farklı etiket

Çerçeveleme etkisi Terapi Akademisi'nde kazanç ve kayıp diliyle sunulan seçenekler üzerinden anlatıldı. Etkinin daha sessiz bir biçimi, tek bir özelliğin olumlu ya da olumsuz bir dille tanımlanması.

Irwin Levin ve Gary Gaeth 1988'de tüketicilere aynı kıymayı "yüzde yetmiş beş yağsız" ya da "yüzde yirmi beş yağlı" diye tanıttı. "Yağsız" etiketiyle tanıtılan kıymayı tüketiciler daha lezzetli, daha az yağlı ve daha kaliteli değerlendirdi. Etki, tüketiciler eti gerçekten tattıktan sonra azaldı ama kaybolmadı.

Usta katmanı

Kendi kararında yakalamak

Terapi Akademisi'nin karar dersi, yanlılıkları yalnızca tanıtan eğitimlerin karar kalitesine etkisinin sınırlı olduğunu ve işe yarayan şeyin kararı bağlayan yapılar kurmak olduğunu anlatıyordu. Bu bölümde, kişinin tek başına kendi düşünme sürecine uygulayabileceği ve sınanmış birkaç yönteme bakacağız.

Lord, Lepper ve Elizabeth Preston 1984'te, taraflı özümsemeyi azaltmak için iki talimatı karşılaştırdı. Bir gruba "olabildiğince adil ve tarafsız ol" denildi. Öbür gruba ise bir çalışmayı değerlendirirken, aynı çalışma tam tersi bir sonuç bulsaydı onu nasıl değerlendireceklerini düşünmeleri söylendi.

Bu bulgunun dersi şu: yanlılığı azaltmak için niyet yetmiyor; somut bir zihinsel işlem gerekiyor. "Tarafsız ol" demek, kişiye neyi farklı yapacağını söylemiyor. "Bu sonuç ters çıksaydı ne derdin?" sorusu ise bir eylem tarif ediyor.

Benzer bir yöntem, bir kararı uygulamaya koymadan önce, o kararın başarısız olduğu bir geleceği hayal etmek.

Bu yöntemlerin hiçbiri yanlılıkları ortadan kaldırmıyor. Ama hepsi aynı mantığa dayanıyor: kişinin içeriden göremediği bir eğilimi, karşı görüşü somut olarak kurmasını gerektiren bir işlemle dışarı çıkarmak.

Kanıtın sınırı

Seçim görevindeki içerik etkisi, kanıtın taraflı değerlendirilmesi ve yanlılık kör noktası, farklı örneklemlerde tekrarlanmış sağlam bulgular. Nitelik çerçevelemesinin değerlendirmeleri kaydırdığı da defalarca gösterildi.

Daha zayıf olan kısım, bu yanlılıkların gerçek kararlardaki etkisinin büyüklüğü. Laboratuvar görevlerinin çoğu kısa, düşük riskli ve geri bildirimsiz; gerçek hayatta kararlar çoğu zaman tartışılıyor, düzeltiliyor ve sonuçlarından öğreniliyor. Tutum kutuplaşması gibi bazı çarpıcı bulguların, daha büyük ve daha sıkı çalışmalarda zayıfladığı görüldü.

Yanlılıkları azaltma yöntemleri konusunda da kanıt sınırlı. Karşıtını düşünme gibi stratejiler laboratuvarda etkili bulundu; ama kişilerin bu stratejileri, hatırlatılmadığı zamanlarda ve kendi önemli kararlarında kullanıp kullanmadığı daha az araştırıldı. Ölüm öncesi analizi gibi yöntemlerin etkisi ise büyük ölçüde uygulamadan gelen gözlemlere ve sınırlı sayıda çalışmaya dayanıyor.

Kendin dene

Aklında kalsın

Bazı yanlılıklar bilgi eksikliğinden değil, insanların zaten inandıkları şeyi koruma eğiliminden kaynaklanıyor; bu yüzden bilgi tam olduğunda da işleyebiliyor.

Aynı mantıksal problem soyut değil tanıdık bir kural olarak sunulduğunda, insanlar onu çürütebilecek durumu çok daha kolay arıyor.

İnsanlar kendi görüşlerine uyan kanıtı daha ikna edici buluyor ve karşı kanıtın yönteminde daha kolay kusur buluyor.

Yanlılıkların başkalarını kendilerinden daha çok etkilediğine inanıyorlar; içe bakışta bir yanlılık hissi bulamamak, yanlılığın olmadığını göstermiyor.

Yanlılığı azaltmak için "tarafsız ol" niyeti yetmiyor; karşıtını düşünmek ya da başarısızlığı önceden hayal etmek gibi somut zihinsel işlemler daha etkili olabiliyor.

Sonraki derse köprü

Bu derste ve bir önceki derste anlatılan yanlılıkların çoğu, zihnin hızlı ve otomatik işleyen bir yanı ile yavaş ve dikkatli işleyen bir yanı olduğu fikriyle açıklanıyor. Bu fikir son yıllarda hem akademide hem gündelik dilde çok popüler oldu.

Ama zihni iki ayrı sisteme bölmek ne kadar doğru? Bu ayrım hangi bulguları açıklıyor, hangilerini fazla basitleştiriyor? Bu soruların izini, bir sonraki derste sürüyoruz: iki sistem kuramı ve eleştirisi.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.