M09-D01
Kavram ve kategori
Kategorilerin tanımlarla değil en iyi örneklerle kurulduğunu gösteren bulguları açıklar.
Temel Psikoloji Akademisi — M09, Düşünme, dil ve zekâ · 2.565 kelime · 16 örnek durum · 3 kanıt kartı · ≈ 12 dk okuma · 17 dk dinleme
Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Klasik görüşe göre her kategori gerekli ve yeterli özelliklerle tanımlanıyor; ama gündelik kategorilerin çoğu için böyle bir tanım bulmak zor.
Bir kategorinin bazı üyeleri ötekilerden daha tipik; tipik üyeler daha hızlı tanınıyor, daha önce akla geliyor ve daha erken öğreniliyor.
Kategori üyeleri çoğu zaman ortak bir tanımla değil, örtüşen benzerliklerle bağlanıyor; bu yüzden kategori sınırları bulanık.
Kategori hiyerarşilerinde orta bir düzey, örneğin "sandalye", en kolay işlenen ve en erken öğrenilen düzey.
Kategoriler bir prototiple, tek tek örneklerin izleriyle ya da duruma göre ikisiyle de temsil edilebiliyor; amaçlar da anlık kategoriler kurabiliyor.
Açılış sahnesi
Trabzon'da bir ilkokulda, dördüncü sınıf öğretmeni Zeynep Hanım tahtaya iki sütun çiziyor: "meyve" ve "sebze". Öğrencilerden pazardan aldıkları şeyleri söylemelerini istiyor. Elma, armut, ıspanak, pırasa hızla yerine yerleşiyor. Sonra bir öğrenci "domates" diyor ve sınıf ikiye bölünüyor.
Bir grup domatesin sebze olduğunu söylüyor: salataya giriyor, manavda sebzelerin yanında duruyor, kimse onu tatlı diye yemiyor. Öteki grubun başında, ablası biyoloji okuyan bir kız var. Ablası ona, bitkibilimde meyvenin çiçekten gelişen ve tohum taşıyan kısım olduğunu anlatmış; bu tanıma göre domates bir meyve. Sonra biri "Peki salatalık?" diye soruyor. Ardından biri "Ya fındık?" Zeynep Hanım, kuralı nereye koyarsa koysun, sınırda kalan bir örneğin hep çıktığını görüyor.
Zeynep Hanım ve sınıfı kurgu. Ama bu küçük tartışma, psikologların yarım yüzyıldır incelediği bir soruyu taşıyor: insanlar bir şeyin hangi gruba ait olduğuna, bir tanımın maddelerini tek tek kontrol ederek mi karar veriyor, yoksa başka bir yolla mı?
Bu derste ne olacak
Bu dersle düşünme, dil ve zekâ modülüne başlıyoruz. İlk konu, düşünmenin en temel yapı taşlarından biri: dünyayı gruplara ayırma biçimimiz.
Önce kategorilerin uzun süre nasıl düşünüldüğüne, yani her kategorinin net bir tanımla belirlendiği görüşüne bakacağız. Sonra bu görüşü sarsan bulgulara geçeceğiz: bir kategorinin bazı üyelerinin ötekilerden "daha iyi örnek" sayılması, kategori sınırlarının bulanık olması ve kategorilerin belirli bir soyutlama düzeyinde daha kolay işlenmesi. Son bölümde, bu bulguları açıklamak için önerilen kuramları ve onların sınırlarını tartacağız.
Sıfır noktası
Bir kavram, zihnimizdeki bir grubun temsili; bir kategori ise o gruba giren şeylerin kendisi. "Kuş" kavramı, karşılaştığımız bir canlının kuşlar kategorisine girip girmediğine karar vermemizi sağlıyor. Bu karar, düşünmenin çoğu zaman fark edilmeyen ama sürekli işleyen bir parçası. Bir şeyi bir kategoriye yerleştirdiğimiz anda, onun hakkında görmediğimiz pek çok şeyi de tahmin edebiliyoruz: kuşsa yumurtlar, kanadı vardır, muhtemelen uçar.
Batı felsefesinde uzun süre egemen olan görüş, her kategorinin bir tanımla belirlendiği yönündeydi.
Bu görüş, bazı kategoriler için iyi işliyor. Bir sayının çift olması için ikiye kalansız bölünmesi yeterli ve gerekli. Bir üçgen, üç kenarı olan kapalı bir şekil. Ama gündelik kategorilerin büyük kısmı için bu tür bir tanım bulmak şaşırtıcı biçimde zor.
Yaygın yanlış"Bir şeyin hangi kategoriye girdiğini bilmek için tanımını bilmek gerekir."
İnsanlar, tanımını veremedikleri pek çok kategoriyi rahatça kullanıyor. Çoğumuz "oyun" ya da "mobilya" için kusursuz bir tanım yazamayız; ama bir oyunu ya da bir mobilyayı gördüğümüzde tanıyoruz. Kategoriye karar vermek, çoğu zaman tanım maddelerini kontrol etmekten başka bir süreçle gerçekleşiyor.
Mekanizma
Her üye eşit değil
1970'lerde Eleanor Rosch, klasik görüşün bir varsayımını doğrudan sınadı: eğer kategoriler tanımla belirleniyorsa, bütün üyeler eşit üye olmalıydı. Rosch 1975'te yayımlanan çalışmasında, iki yüzü aşkın üniversite öğrencisinden kuş, meyve, mobilya, araç, alet ve silah gibi on kategorinin her biri için yüzlerce örneği, kategorinin ne kadar iyi bir örneği olduklarına göre puanlamalarını istedi.
Katılımcılar bu görevi tuhaf bulmadı ve birbirleriyle büyük ölçüde uyuşan puanlar verdi. Rosch'un Amerikalı katılımcıları için kızılgerdan çok iyi bir kuş örneğiydi; mobilya kategorisinde sandalye ve koltuk en üstteydi.
Bu sıralama yalnızca bir kanaat meselesi değildi. Tipiklik, düşünmenin hızını da etkiliyordu.
Katılımcılardan "Bu bir kuştur" gibi cümleleri olabildiğince hızlı doğrulamaları istendiğinde, tipik üyeler için yanıtlar daha hızlı geliyordu. Bir kategorinin örneklerini saymaları istendiğinde, tipik üyeler listenin başında yer alıyordu.
Ortak bir tanım olmadan aile
Rosch'un bulgularının arkasında, felsefeden gelen eski bir fikir duruyordu. Ludwig Wittgenstein, ölümünden sonra 1953'te yayımlanan bir eserinde "oyun" sözcüğünü örnek verdi: masa oyunları, kart oyunları, top oyunları, çocukların halka oyunları. Hepsinde ortak olan tek bir özellik bulmaya çalıştığımızda başarısız oluyoruz; ama aralarında örtüşen benzerlikler, bir ailenin üyeleri arasındaki benzerlikler gibi, bir ağ oluşturuyor.
Rosch ve Carolyn Mervis, bu fikri ölçülebilir hâle getirdi: bir üyenin ötekilerle paylaştığı özellik sayısı arttıkça, o üye daha tipik bulunuyordu.
Tanımların yokluğu, kategori sınırlarının da bulanık olması anlamına geliyordu.
Bulanık sınırlar yalnızca nesnelerde değil, sözcüklerin anlamında da görülüyor. Dilbilimci William Labov 1973'te katılımcılara genişlik ve yükseklik oranları farklı kap çizimleri gösterdi. Kap genişledikçe katılımcılar ona "fincan" yerine "kâse" demeye başladı; ama geçiş keskin değil kademeliydi. Üstelik kabın içinde kahve olduğunu hayal ettiklerinde "fincan", patates püresi olduğunu hayal ettiklerinde "kâse" yanıtları artıyordu.
Bir düzey ötekilerden daha temel
Rosch ve çalışma arkadaşları 1976'da bir başka soruya yöneldi: aynı nesne farklı genellik düzeylerinde adlandırılabiliyor. Bir nesne "mobilya", "sandalye" ya da "mutfak sandalyesi" olabilir. Hangisi zihin için daha temel?
Yaygın yanlış"Çocuklar önce en genel kavramları öğrenir, sonra ayrıntılara geçer."
Çocukların ilk öğrendiği adlar genellikle ne en genel ne en özel düzeyde. Bir çocuk "hayvan" ya da "memeli" demeden önce "köpek", "kedi", "kuş" diyor. Temel düzeydeki kategoriler, hem algı hem kullanım açısından en kolay ayırt edilenler olduğu için ilk öğrenilenler arasında.
Usta katmanı
Prototip mi, örnekler mi
Tipiklik bulguları, kategorilerin tanımlarla değil, merkezi bir temsile benzerlikle işlendiği fikrini güçlendirdi. Ama bu temsilin ne olduğu konusunda iki açıklama yarıştı. Prototip görüşüne göre zihin, her kategori için özelliklerin özetlendiği bir prototip tutuyor ve yeni bir nesneyi bu prototiple karşılaştırıyor.
Örnek kuramı, prototip görüşünün açıklamakta zorlandığı bazı bulguları açıklıyor: insanların bir kategorinin ne kadar değişken olduğunu bilmesi ya da tipik olmayan ama sık karşılaştıkları bir üyeyi hızla tanıması gibi. Bugün pek çok araştırmacı, insanların duruma göre her iki tür temsili de kullandığını düşünüyor.
Prototipin de sınırı var
Prototip yaklaşımı her şeyi açıklamıyor. Sharon Armstrong, Lila Gleitman ve Henry Gleitman 1983'te, tanımı kesin olan kategorilerde bile tipiklik puanları bulunduğunu gösterdi. Katılımcılar, tek sayılar gibi tanımı açık bir kategoride bile bazı sayıları daha iyi örnek sayıyordu; örneğin 3'ü, daha büyük tek sayılara göre daha tipik buluyordu. Oysa her tek sayı aynı ölçüde tek. Bu bulgu, tipiklik puanlarının kategorinin yapısını değil, yalnızca o kategoriye dair bir eğilimi yansıtıyor olabileceğini gösterdi.
Kategoriler ayrıca anlık amaçlarla da kurulabiliyor. Lawrence Barsalou 1983'te, "yangında evden kurtarılacak şeyler" ya da "kamp için alınacaklar" gibi önceden hiçbir yerde bulunmayan kategorilerin bile tipiklik yapısı gösterdiğini buldu.
Yaygın yanlış"Kategoriler dünyada hazır durur; zihin onları yalnızca keşfeder."
Bazı kategoriler, örneğin canlı türleri, doğadaki gerçek ayrımlara dayanıyor. Ama pek çok kategori, insanların amaçları, kültürü ve deneyimiyle biçimleniyor. Aynı domates mutfakta sebze, botanikte meyve; "taşınma kutusunda olacaklar" ise yalnızca o ailenin o günkü amacı için var.
Kanıtın sınırı
Kategori üyelerinin tipiklik bakımından farklılaştığı, tipik üyelerin daha hızlı işlendiği, doğal kategorilerin sınırlarının bulanık olduğu ve temel düzey kategorilerin özel bir rolü olduğu, pek çok farklı yöntemle ve farklı dillerde tekrarlanmış bulgular.
Bu bulguları neyin açıkladığı ise daha az kesin. Prototip ve örnek kuramları arasındaki tartışma, laboratuvarda yapay kategorilerle yapılan deneylere dayanıyor ve iki kuram birçok durumda benzer tahminlerde bulunuyor. Tek sayılar gibi kategorilerde bile tipiklik bulunması, tipikliğin tek başına kategori temsilini açıklamadığını gösteriyor.
Araştırmaların büyük kısmı, Batılı üniversite öğrencileriyle ve somut nesne kategorileriyle yapıldı. Soyut kavramların, örneğin "adalet" ya da "dostluk" gibi kavramların, aynı biçimde işleyip işlemediği daha az biliniyor.
Kendin dene
Aklında kalsın
Klasik görüşe göre her kategori gerekli ve yeterli özelliklerle tanımlanıyor; ama gündelik kategorilerin çoğu için böyle bir tanım bulmak zor.
Bir kategorinin bazı üyeleri ötekilerden daha tipik; tipik üyeler daha hızlı tanınıyor, daha önce akla geliyor ve daha erken öğreniliyor.
Kategori üyeleri çoğu zaman ortak bir tanımla değil, örtüşen benzerliklerle bağlanıyor; bu yüzden kategori sınırları bulanık.
Kategori hiyerarşilerinde orta bir düzey, örneğin "sandalye", en kolay işlenen ve en erken öğrenilen düzey.
Kategoriler bir prototiple, tek tek örneklerin izleriyle ya da duruma göre ikisiyle de temsil edilebiliyor; amaçlar da anlık kategoriler kurabiliyor.
Sonraki derse köprü
Kategoriler düşünmeyi hızlandırıyor: bir şeyi tanıdığımız anda onun ne işe yaradığını da biliyoruz. Ama bu hız bir bedelle gelebiliyor. Bir nesneyi alışılmış kullanımına sıkıca bağladığımızda, aynı nesnenin başka bir işe yarayabileceğini görmek zorlaşıyor.
Bir sonraki derste, insanların yeni bir güçlükle karşılaştığında hangi stratejilere başvurduğunu ve bu alışkanlıkların çözümü nasıl hem kolaylaştırıp hem engelleyebildiğini inceleyeceğiz: problem çözme.
Anlamadığın bir yer mi var?
Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.