M08-D09
Bastırılmış anı tartışması
Bastırılmış ve geri kazanılmış anı tartışmasının iki tarafını ve kanıtın bugünkü durumunu dengeli biçimde değerlendirir.
Temel Psikoloji Akademisi — M08, Bellek · 2.746 kelime · 16 örnek durum · 3 kanıt kartı · ≈ 12 dk okuma · 18 dk dinleme
Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Bir anının uzun süre hatırlanmayıp sonra geri gelmesi gözlenebilir bir olgu; bunun bilinçdışı bir bastırmayla olduğu ise ayrı ve tartışmalı bir yorum.
Belgelenmiş istismar mağdurlarını izleyen çalışmalar, olayların yıllar sonra bildirilmeyebildiğini gösteriyor; ama bildirmemek ile hatırlamamak her zaman ayrılamıyor.
Terapi dışında beklenmedik bir anda geri gelen anılar, hiç unutulmamış anılara yakın oranda doğrulanabilirken, terapide ortaya çıkan anıların doğrulanması çok daha zor.
İstemli bastırma laboratuvarda bir ölçüde gösterildi, ama bu bulgular yıllarca süren bir travma unutmasını açıklamak için yeterli değil.
Bazı kişiler, bir olayı daha önce hatırladıklarını unutup, sonraki bir hatırlamayı ilk hatırlama gibi yaşayabiliyor.
İki taraf da gerçek bir kanıta dayanıyor; bilinçdışı bastırma mekanizmasının varlığı ise bugün hâlâ çözülmemiş bir soru.
Açılış sahnesi
Orhan kırk bir yaşında, bir pazar sabahı oğlunu yüzme kursuna götürüyor. Kapalı havuzun soyunma odasına girdiği anda klor kokusu burnuna çarpıyor ve hiç beklemediği bir görüntü beliriyor: dokuz yaşında, bir yaz kampında, akşam karanlığında soyunma odasında yalnız kaldığı ve kamptaki bir yetişkinin onu korkuttuğu bir an. Otuz yıldır bu olayı hiç düşünmediğinden emin. Bütün gün aklından çıkmıyor.
Akşam ablasını arıyor. Ablası bir süre susuyor, sonra şunu söylüyor: "Sen bunu bana o yaz anlatmıştın. Lisedeyken de bir kere konuşmuştuk." Orhan bunu hiç hatırlamıyor.
Orhan, ablası ve kamp bu ders için kurulmuş bir örnek; ama bu kısa sahnede, otuz yıldır süren bir tartışmanın bütün düğümleri var. Orhan'ın anısı otuz yıl boyunca bir yere mi kilitlenmişti? Yoksa yalnızca düşünülmemiş miydi? Ablasının hatırladığı konuşmalar neden Orhan'ın belleğinde yok? Ve en zor soru: bu görüntü gerçekten yaşanmış bir olaya mı ait?
Bu derste ne olacak
Bu derste bastırılmış ve geri kazanılmış anı tartışmasının iki tarafını sırayla dinleyeceğiz. Önce tartışmanın neden bu kadar sert geçtiğini ve tarafların neyi savunduğunu göreceğiz. Sonra her iki tarafın en güçlü kanıtlarına bakacağız: belgelenmiş istismar mağdurlarının yıllar sonraki anlatımlarını izleyen bir çalışmaya, anıların nerede ve nasıl geri geldiğine göre doğrulanma oranlarını karşılaştıran bir başkasına ve istenmeyen anıları bilinçli olarak bastırmayı laboratuvarda ölçmeye çalışan bir paradigmaya.
Terapi Akademisi'nin bellek dersi, klinik görüşmede telkin edici yöntemlerin neden kullanılmadığını anlatıyor; Modül 1'deki psikanaliz dersi de travmatik olayların çoğu zaman istenmeden geri geldiğini gösteren izlem çalışmalarına değindi. Burada bu ikisini tekrarlamayacağız. Odak, tartışmanın kendisinde ve bugün iki tarafın da kabul ettiği ortak zeminde.
Sıfır noktası
Tartışmanın merkezindeki kavram, psikanalitik kuramdan geliyor.
Bu iki terimin ayrılması, tartışmayı anlamanın ilk adımı. Bir anının uzun süre akla gelmeyip sonra hatırlanması gözlenebilir bir olgu. Bunun bir bastırma mekanizmasıyla mı, sıradan unutmayla mı, olayın o zaman başka türlü anlamlandırılmasıyla mı olduğu ise bir yorum.
1980'lerin sonu ve 1990'larda, özellikle Amerika Birleşik Devletleri'nde, terapi sürecinde çocukluk istismarını hatırladığını bildiren yetişkinlerin sayısında belirgin bir artış oldu. Bazıları ailelerine dava açtı. Kimi aileler ise bu anıların terapide kullanılan yönlendirici tekniklerle üretildiğini savundu ve 1992'de bu yönde bir dernek kuruldu. Klinisyenler ile bellek araştırmacıları arasında yıllarca süren bu sert çatışma, sonradan "bellek savaşları" diye anılır oldu.
Yaygın yanlış"Yıllarca hiç akla gelmemiş bir anı, bastırılmış olmalı."
Uzun süre düşünülmemiş bir anı, bir savunma mekanizmasının işareti olmak zorunda değil. Bellek dersleri boyunca gördüğümüz sıradan süreçler, yani ipucu eksikliği, olayın o yaşta başka türlü anlamlandırılması ve yalnızca üzerinde durulmaması, aynı örüntüyü üretebiliyor. Hatırlanmamış olmak bir olgu; bastırılmış olmak ise o olguya getirilen bir açıklama.
Mekanizma
Birinci taraf: anılar gerçekten kaybolabiliyor
Bastırma fikrine yakın duran araştırmacıların en çok başvurduğu çalışma, Linda Meyer Williams'ın 1994'te yayımladığı ileriye dönük bir izlem çalışması. Williams, 1970'lerde çocukken cinsel istismar nedeniyle bir hastanede kayıt altına alınmış kızlara, yaklaşık on yedi yıl sonra ulaştı. Görüştüğü yüz yirmi dokuz kadının yüzde otuz sekizi, görüşmede kayıtlardaki olayı bildirmedi. Olay sırasında daha küçük olanlarda ve faili bir tanıdık olanlarda bildirmeme daha sıktı.
Bu çalışmanın gücü, olayın kişinin anlatımından bağımsız bir kayda dayanması. Geriye dönük çalışmalarda olay yalnızca kişinin anlattığı hâliyle biliniyor; burada ise önce kayıt vardı, sonra anlatım.
Klinik tarafta, bu görüşe yakın duranlar psikiyatrik sınıflandırmadaki bir tanıya da işaret ediyor.
İkinci taraf: anılar üretilebiliyor
Öteki tarafta duran bellek araştırmacılarının temel kaygısı, terapide ortaya çıkan anıların bir kısmının yaşanmamış olaylara ait olabilmesi. Modülün önceki dersinde, yanlış anıların laboratuvarda nasıl üretilebildiğini gördük. Bu araştırmacılara göre, uzun süren, yönlendirici ve istismar arayan bir terapi süreci, laboratuvardakinden çok daha güçlü bir telkin ortamı yaratabiliyor.
Bu tartışmada en çok şey söyleyen çalışmalardan biri, iki tarafın kaygısını aynı tabloda gösterdi. Elke Geraerts, Jonathan Schooler ve çalışma arkadaşları 2007'de, çocukluk istismarını hatırladığını bildiren yetişkinleri üç gruba ayırdı: olayı hiç unutmadığını söyleyenler, uzun süre unuttuktan sonra terapi dışında ve beklemedikleri bir anda hatırlayanlar ve anıyı terapi sürecinde hatırlayanlar. Ardından bu anıların bağımsız kaynaklarla, örneğin başka bir tanıkla ya da failin itirafıyla doğrulanıp doğrulanamadığına baktılar.
Bu tablo iki tarafa da bir şey veriyor. Kendiliğinden geri gelen anıların hiç unutulmamış anılar kadar sık doğrulanması, uzun süre hatırlanmayan gerçek olayların var olduğunu destekliyor. Terapide ortaya çıkan anıların hiçbirinin doğrulanamaması ise telkin kaygısını güçlendiriyor.
Yaygın yanlış"Terapide sonradan hatırlanan anılar ya hep doğrudur ya da hep uydurmadır."
Kanıt iki uca da izin vermiyor. Bazı uzun süre hatırlanmamış anılar bağımsız kaynaklarla doğrulanabiliyor; bazı anılar ise telkin edici süreçlerle üretilebiliyor. Bir anının hangi türden olduğu, yalnızca kişinin ondan ne kadar emin olduğuna ya da anının ne kadar canlı olduğuna bakarak anlaşılamıyor. Her anıyı kendi koşullarıyla değerlendirmek gerekiyor.
Usta katmanı
Laboratuvarda bastırmak
Bastırma kavramının en büyük sorunlarından biri, uzun süre laboratuvarda sınanamaması oldu. 2001'de Michael Anderson ve Collin Green, istemli unutmayı ölçmeyi amaçlayan bir yöntem önerdi.
Anderson ve Green, düşünmemeye çalışılan sözcüklerin sonradan, hiç görülmeyen kontrol sözcüklerine göre daha az hatırlandığını buldu. Bu, bilinçli bir çabayla bir anıya erişimin zayıflatılabileceğini gösteriyordu. Ama dikkat: bu bilinçli bir bastırma, psikanalitik kuramın öne sürdüğü bilinçdışı bir savunma değil.
Unutulduğu unutulan anılar
Açılıştaki sahnenin en tuhaf ayrıntısı, ablasının hatırladığı konuşmalardı. Schooler ve çalışma arkadaşları, kendiliğinden geri gelen bazı vakaları incelerken bu örüntüyle sık karşılaştı.
Bu olgu, açılıştaki gibi bir durumu iki yönden aydınlatıyor. Orhan olayı otuz yıl boyunca tamamen kaybetmemişti; ama önceki hatırlamalarına ait anılar belleğinde yoktu. Bu nedenle ani hatırlama ona ilk kez hatırlıyormuş gibi geldi. Geraerts ve çalışma arkadaşları sonraki çalışmalarda, kendiliğinden hatırlayan kişilerin önceki hatırlamaları küçümseme eğiliminde olduğunu laboratuvarda da gösterdi.
Ortak zemin
Otuz yılı aşan tartışmadan sonra iki tarafın büyük ölçüde kabul ettiği birkaç nokta var. Gerçek olaylar, istismar dahil, uzun süre düşünülmeyip sonra hatırlanabiliyor. Yaşanmamış olaylara ait anılar, telkin edici koşullarda üretilebiliyor. Ve bir anının içeriğine, canlılığına ya da kişinin ondan ne kadar emin olduğuna bakarak, onun hangi türden olduğu güvenilir biçimde söylenemiyor.
Tartışmanın bitmeyen kısmı, bilinçdışı bir bastırma mekanizmasının varlığı. Henry Otgaar ve çalışma arkadaşları 2019'da, bastırılmış anılara inancı soran araştırmaları bir araya getirdi. Ankete katılanların ortalama yüzde elli sekizi bastırılmış anıların varlığına bir ölçüde inanıyordu; klinik psikologlarda bu oran daha yüksekti ve 1990'lardan bu yana düşmemiş, tersine artmıştı.
Yaygın yanlış"Bu tartışma bitti; bastırılmış anı fikrini artık kimse savunmuyor."
Anket verileri tersini gösteriyor: hem halk arasında hem klinisyenler arasında bastırılmış anılara inanç yaygın ve klinik psikologlarda zamanla azalmamış. Araştırmacılar arasında da disosiyatif amnezinin nasıl yorumlanacağı konusunda görüş ayrılığı sürüyor. Bir tartışmanın sesinin azalması, çözüldüğü anlamına gelmiyor.
Kanıtın sınırı
Belgelenmiş çocukluk istismarı yaşamış kişilerin bir kısmının bunu yıllar sonra bildirmediği, ileriye dönük çalışmalarla güçlü biçimde gösterildi. Telkin edici koşulların yaşanmamış olaylara ait anılar üretebildiği de laboratuvarda tekrar tekrar gösterilen bir bulgu.
Bu ikisi arasındaki boşluğu ise hiçbir çalışma tam olarak dolduramıyor. Bildirmemek ile hatırlamamak, ileriye dönük çalışmalarda bile her zaman ayrılamıyor. Doğrulama çalışmaları küçük örneklemlere dayanıyor ve doğrulanamamak bir anının yanlış olduğunu kanıtlamıyor. Düşün/düşünme deneyleri, nötr sözcüklerle kısa sürede yürütülüyor; gerçek travmanın yıllarca süren hatırlanma örüntüsüne doğrudan genellenemiyor.
Etik sınırlar da bir duvar örüyor. Hiçbir araştırmacı, bir travmayı unutturmayı ya da yaşanmamış bir istismarın anısını üretmeyi deneyemez. Bu yüzden tartışmanın en önemli sorusu, yani gerçek bir travmanın bilinçdışı bir süreçle silinip silinmediği, doğrudan bir deneyle sınanamayacak bir soru olarak kalıyor.
Kendin dene
Aklında kalsın
Bir anının uzun süre hatırlanmayıp sonra geri gelmesi gözlenebilir bir olgu; bunun bilinçdışı bir bastırmayla olduğu ise ayrı ve tartışmalı bir yorum.
Belgelenmiş istismar mağdurlarını izleyen çalışmalar, olayların yıllar sonra bildirilmeyebildiğini gösteriyor; ama bildirmemek ile hatırlamamak her zaman ayrılamıyor.
Terapi dışında beklenmedik bir anda geri gelen anılar, hiç unutulmamış anılara yakın oranda doğrulanabilirken, terapide ortaya çıkan anıların doğrulanması çok daha zor.
İstemli bastırma laboratuvarda bir ölçüde gösterildi, ama bu bulgular yıllarca süren bir travma unutmasını açıklamak için yeterli değil.
Bazı kişiler, bir olayı daha önce hatırladıklarını unutup, sonraki bir hatırlamayı ilk hatırlama gibi yaşayabiliyor.
İki taraf da gerçek bir kanıta dayanıyor; bilinçdışı bastırma mekanizmasının varlığı ise bugün hâlâ çözülmemiş bir soru.
Sonraki derse köprü
Bu derste, bir anının yıllarca hatırlanmamasının psikolojik açıklamaları üzerine kopan bir tartışmayı izledik. Kaybın nedeni beyindeki bir hasar olduğunda ise tablo değişiyor: bir kaza, bir ameliyat ya da bir hastalık sonrasında bazı kişiler yeni anılar oluşturamıyor, bazıları ise geçmişlerinin bir bölümünü kaybediyor.
Bellek sistemleri hakkında bildiklerimizin önemli bir kısmı, tam da bu kişilerin dikkatle incelenmesinden geliyor. Hasarın neyi götürüp neyi sağlam bıraktığı, modülün son dersinin konusu: amnezi türleri.
Anlamadığın bir yer mi var?
Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.