M08-D06
Örtük bellek ve hazırlama
Farkında olmadan hatırlamayı ölçen görevleri açıklar ve davranışsal hazırlama iddialarının tekrarlama sorununu değerlendirir.
Temel Psikoloji Akademisi — M08, Bellek · 2.360 kelime · 16 örnek durum · 3 kanıt kartı · ≈ 11 dk okuma · 16 dk dinleme
Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Örtük bellek, kişi hatırladığının farkında olmadan geçmiş deneyimlerin algıyı, tercihleri ve davranışı etkilemesi; sözcük kökü tamamlama gibi dolaylı görevlerle ölçülüyor.
Amnezik hastalar, gördükleri sözcükleri hatırlayamasalar bile, sözcük tamamlama gibi görevlerde bu sözcüklerin etkisini sağlıklı kişiler kadar gösterebiliyor.
Tanıdıklığın kaynağı unutulduğunda, bir ad ünlü, bir iddia doğru, bir kişi güvenilir sanılabiliyor.
Bir sözcüğün ya da kavramın karmaşık davranışları değiştirdiği yönündeki birçok iddia, dikkatle yürütülen tekrarlamalarda bulunamadı.
Bilinçaltı reklamın en ünlü kanıtı uydurma çıktı; laboratuvardaki bilinçaltı etkiler küçük ve kısa ömürlü.
Açılış sahnesi
Okan, Antalya'da bir reklam ajansında metin yazarı. Bir otel zinciri için slogan arıyor ve bir öğleden sonra aklına kısa, akılda kalıcı bir cümle geliyor. Cümleyi çok beğeniyor; kendi buluşu olduğundan hiç şüphesi yok. Sunumdan bir gün önce bir meslektaşı slogana bakıyor ve kaşlarını kaldırıyor: aynı cümle, iki yıl önce başka bir şehirdeki bir pastanenin vitrin afişinde yazıyordu. Okan o afişi gördüğünü hatırlamıyor bile.
Okan utanıyor ama kasıtlı olarak kopyaladığını düşünmüyor. Cümle aklına sanki yeni doğmuş gibi gelmişti. Bir zaman bir yerde görülmüş, görüldüğü unutulmuş, ama cümlenin kendisi zihinde bir yerde iş görmeye devam etmişti.
Okan ve ajans kurgu. Geçmiş bir deneyimin, hatırlandığı fark edilmeden düşünceyi ve davranışı etkileyebilmesi ise, laboratuvarda ölçülebilen ve bazı iddiaları tartışmalı olan bir bellek biçimine karşılık geliyor.
Bu derste ne olacak
Bu derste, geride kalmış bir karşılaşmanın, kişi o karşılaşmayı anımsamadığı hâlde izini nasıl sürdürdüğünü ele alacağız. Terapi Akademisi bu bellek türünü örtük bellek adıyla tanımlıyor ve klinikteki karşılıklarını anlatıyor; bu derste onu ölçmek için geliştirilen görevleri ve bu görevlerin gösterdiklerini göreceğiz.
Önce farkında olmadan hatırlamanın laboratuvarda nasıl ölçüldüğüne ve bu ölçümün en çarpıcı biçimde amnezik hastalarda ne ortaya çıkardığına bakacağız. Sonra bu etkilerin gündelik yargılara nasıl sızdığını tartacağız. Son bölümde ise kısa bir sözcüğün ya da kısa bir görüntünün insanların karmaşık davranışlarını yönlendirdiği yönündeki iddialara ve bu iddiaların tekrarlama sınavına bakacağız.
Sıfır noktası
Bellek ölçümlerinin çoğu kişiden bilinçli olarak hatırlamasını istiyor: "Listede hangi sözcükler vardı?" ya da "Bu sözcüğü daha önce gördün mü?". Bunlar açık bellek testleri. Örtük belleği ölçmek için ise kişiye bir şeyi hatırlaması söylenmiyor; ona başka bir iş veriliyor ve geçmiş deneyimin bu işi nasıl etkilediğine bakılıyor.
Örneğin kişiye önce içinde "kaplumbağa" sözcüğünün geçtiği bir liste gösteriliyor. Bir süre sonra, listeyle ilgisi olmadığı söylenen bir görevde "kap..." kökü veriliyor. Kişi bu kökü, "kapı", "kaplan" ya da "kapak" gibi birçok sözcükle tamamlayabilir. Ama daha önce "kaplumbağa"yı görmüş olanların bu sözcükle tamamlama olasılığı, görmemiş olanlardan daha yüksek.
Yaygın yanlış"Bir şeyi hatırlamıyorsam, o şey beni hiç etkilememiştir."
Örtük bellek çalışmaları, kişinin hatırlamadığı ya da fark etmediği deneyimlerin bile sonraki algıyı ve tercihleri etkileyebildiğini gösteriyor. Bilinçli hatırlama, belleğin tek biçimi değil. Ama bu etkilerin büyüklüğü ve kapsamı, popüler anlatımlarda sık sık abartılıyor.
Mekanizma
Hatırlamadan hatırlamak
Örtük belleğin varlığını en çarpıcı biçimde gösteren çalışmalar, yeni anı oluşturamayan amnezik hastalarla yapıldı.
Elizabeth Warrington ve Lawrence Weiskrantz 1970'te amnezik hastalara sözcük listeleri gösterdi. Hastalar sonradan listede hangi sözcüklerin olduğunu hatırlamakta ya da gösterilen sözcükleri tanımakta çok zorlandı. Ama sözcüklerin yalnızca ilk birkaç harfi verildiğinde, listede gördükleri sözcüklerle tamamlama oranları sağlıklı kişilerinkine yakındı.
Bu bulgu, beyin hasarı dersindeki (M04-D06) ünlü hastanın, aynadan bakarak çizim yapmak gibi yeni bir el becerisini günden güne geliştirebildiğine dair sonraki gözlemlerle aynı yöne işaret ediyordu: bilinçli hatırlamanın kaybolduğu yerde, başka bir bellek biçimi çalışmayı sürdürüyordu.
Benzer ayrışmalar sağlıklı kişilerde de gösterildi. Endel Tulving ve arkadaşları 1982'de, sağlıklı katılımcıların bir hafta sonra listede gördükleri sözcükleri tanımakta zorlandıklarını, ama sözcük parçası tamamlamada bu sözcüklerin etkisinin büyük ölçüde sürdüğünü gösterdi. İki tür ölçüm, zamanla farklı hızlarda değişiyordu.
Tanıdıklığın tuzağı
Örtük bellek her zaman yararlı değil. Bir şeyin tanıdık gelmesi, nereden tanıdık geldiği hatırlanmadığında, yanlış yorumlanabiliyor.
Larry Jacoby ve arkadaşları 1989'da katılımcılara ünlü olmayan kişilerin adlarından oluşan bir liste okuttu. Ertesi gün katılımcılara bu adlarla, hiç görmedikleri başka ünlü olmayan adlarla ve bazı gerçekten ünlü adlarla karışık bir liste verildi ve her adın ünlü birine ait olup olmadığı soruldu. Bir gün önce okudukları ünlü olmayan adlar, hiç görmedikleri adlara göre daha sık ünlü olarak işaretlendi. Ad tanıdık geliyordu; ama bu tanıdıklığın bir gün önceki listeden geldiği unutulmuştu.
Yaygın yanlış"Bir şey bana tanıdık geliyorsa, onu daha önce güvenilir bir kaynaktan duymuşumdur."
Tanıdıklık duygusu, bilginin nereden geldiğini söylemiyor. Bir ad, bir iddia ya da bir cümle, güvenilmez bir kaynaktan ya da tamamen ilgisiz bir bağlamda duyulmuş olsa bile tanıdık gelebiliyor. Kaynağı hatırlanmayan tanıdıklık, kolayca güvenilirlik ya da önem duygusuna dönüşebiliyor.
Usta katmanı
Bir sözcükle yönlendirilen davranış
1990'larda ve 2000'lerde, örtük belleğin laboratuvarda gösterilen etkilerinden çok daha geniş iddialar ortaya çıktı. Bu iddialara göre, bir kişiye farkında olmadan gösterilen sözcükler ya da görüntüler, onun karmaşık davranışlarını, yürüme hızını, sınavdaki başarısını ya da yardımseverliğini değiştirebiliyordu.
Bu iddiaların en çok bilineni, yaşlılıkla ilgili sözcüklerin insanları daha yavaş yürüttüğü bulgusuydu. Bu bulgunun tekrarlanamayışı, M02-D11'de tekrarlama krizinin simgelerinden biri olarak ele alındı.
Benzer bir iddia, zekâyla ilgili kavramların sınav başarısını artırdığıydı: bir profesörün nasıl biri olduğunu düşünen katılımcıların genel kültür sorularında daha başarılı olduğu bildirilmişti. David Shanks ve arkadaşları 2013'te, bu iddiayı dokuz deneyle ve toplam 475 katılımcıyla sınadı.
Bilinçaltı reklam efsanesi
Bilinçaltı etkilere dair en eski ve en dayanıklı iddialardan biri, reklamcılıktan geldi.
1957'de bir pazar araştırmacısı, James Vicary, kalabalık bir salonda perdeye "patlamış mısır ye" ve "kola iç" yazılarını, fark edilemeyecek kadar kısa süreyle yansıttığını ve bu sayede bu ürünlerin satışlarının belirgin biçimde arttığını açıkladı. İddia büyük bir yankı uyandırdı ve birçok ülkede bilinçaltı reklamın yasaklanması tartışmalarına yol açtı. 1962'de Vicary, bir dergiye verdiği röportajda, çalışmanın bir reklam numarası olduğunu ve verilerin anlamlı bir sonuç çıkaramayacak kadar az olduğunu itiraf etti.
Yaygın yanlış"Reklamlar bilinçaltı mesajlarla bizi istemediğimiz şeyleri satın almaya yönlendirir."
Bilinçaltı reklamın en ünlü kanıtı uydurma çıktı. Laboratuvarda bilinçaltı uyaranların bazı küçük ve kısa süreli etkileri gösterilebiliyor; ama bunların gerçek satın alma kararlarını güçlü biçimde yönlendirdiğine dair tutarlı bir kanıt yok. Reklamların asıl etkisi, büyük ölçüde açıkça görülen ve tekrarlanan mesajlardan geliyor.
Kanıtın sınırı
Bilinçli olarak hatırlanmayan deneyimlerin, sözcük tamamlama ve algısal tanıma gibi görevlerde etkisini sürdürdüğü, hem sağlıklı kişilerde hem amnezik hastalarda tekrar tekrar gösterildi. Tanıdıklığın kaynağı unutulduğunda yanlış yorumlanabildiği de sağlam biçimde destekleniyor.
Davranışsal hazırlama iddiaları ise farklı bir tablo çiziyor. Bir sözcüğün ya da kavramın, yürüme hızı ya da sınav başarısı gibi karmaşık davranışları değiştirdiği yönündeki birçok bulgu, dikkatle yürütülen tekrarlamalarda bulunamadı. Bu, örtük belleğin gerçek olmadığı anlamına gelmiyor; etkilerinin laboratuvardaki dar görevlerden gündelik davranışa ne kadar uzandığının abartıldığı anlamına geliyor.
Bilinçaltı uyaranların laboratuvarda gösterilen etkileri küçük, kısa ömürlü ve koşullara bağlı. Bu etkilerin gerçek dünyadaki karar ve davranışlar üzerindeki rolü ise kanıtla desteklenmiş değil.
Kendin dene
Aklında kalsın
Örtük bellek, kişi hatırladığının farkında olmadan geçmiş deneyimlerin algıyı, tercihleri ve davranışı etkilemesi; sözcük kökü tamamlama gibi dolaylı görevlerle ölçülüyor.
Amnezik hastalar, gördükleri sözcükleri hatırlayamasalar bile, sözcük tamamlama gibi görevlerde bu sözcüklerin etkisini sağlıklı kişiler kadar gösterebiliyor.
Tanıdıklığın kaynağı unutulduğunda, bir ad ünlü, bir iddia doğru, bir kişi güvenilir sanılabiliyor.
Bir sözcüğün ya da kavramın karmaşık davranışları değiştirdiği yönündeki birçok iddia, dikkatle yürütülen tekrarlamalarda bulunamadı.
Bilinçaltı reklamın en ünlü kanıtı uydurma çıktı; laboratuvardaki bilinçaltı etkiler küçük ve kısa ömürlü.
Sonraki derse köprü
Bu derste tanıdıklığın kaynağı unutulduğunda neler olabildiğini gördük: bir kez okunan bir ad, ertesi gün ünlü birine ait sanılabiliyordu. Ama belleğin yanılgıları bununla sınırlı değil. Bir adın kaynağını karıştırmak bir şey; hiç yaşanmamış bir olayı, ayrıntılarıyla ve güvenle hatırlamak bambaşka bir şey.
İnsanlara hiç yaşamadıkları bir çocukluk olayı nasıl hatırlatılabilir? Hiç duyulmamış bir sözcük, bir listede neden "duyulmuş" olarak hatırlanır? Bellek araştırmacılarının bu sorulara laboratuvarda verdiği cevaplar, sıradaki dersin konusu: yanlış anılar.
Anlamadığın bir yer mi var?
Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.