İçeriğe geç

M08-D01

Bellek modelleri

Çok depolu bellek modelini ve ona yöneltilen eleştirileri açıklar.

Temel Psikoloji Akademisi — M08, Bellek · 2.579 kelime · 16 örnek durum · 3 kanıt kartı · ≈ 12 dk okuma · 17 dk dinleme

Klinik tarafı Terapi Akademisi’nde: S01-P02-D06

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Çok depolu bellek modeli, belleği bilginin sırayla geçtiği duyusal kayıt, kısa süreli bellek ve uzun süreli bellek olarak tanımladı.

Sperling'in deneyi, görsel bir sahnenin kaybolduktan sonra saniyenin bir bölümü kadar büyük ölçüde eksiksiz tutulduğunu ve hızla silindiğini gösterdi.

Tekrarlanmayan bilgi kısa süreli bellekte saniyeler içinde kayboluyor; bu kaybın önemli bir kısmı, önceki benzer bilgilerin karışmasından kaynaklanıyor.

KF vakası, kısa süreli belleği ağır biçimde bozulmuş birinin uzun süreli belleğe yeni bilgi kaydedebildiğini göstererek modelin tek yol varsayımını sarstı.

Model bugün olduğu gibi kabul görmüyor; ama sonraki bellek modellerinin birçoğunun temelini oluşturdu.

Açılış sahnesi

Sinan, İzmir'de bir balık lokantasında yıllardır garsonluk yapıyor ve siparişleri hiç not almadan alıyor. Altı kişilik bir masaya yaklaşıyor; biri levrek, biri çipura, ikisi kalamar, biri karides güveç, biri yalnızca salata istiyor, içeceklerle birlikte. Sinan siparişi bir kez kendi içinden sayıyor ve mutfağa doğru yürüyor.

Yolda yan masadan biri onu durdurup hesabı soruyor. Sinan hesabı hazırlayıp döndüğünde, altı kişilik masanın siparişinin bir kısmı aklından uçmuş: levreği ve salatayı hatırlıyor, kalamarların kime ait olduğunu hatırlamıyor. Utanarak masaya geri dönüp siparişi yeniden soruyor. Oysa aynı Sinan, lokantanın menüsündeki yirmi yıl önceki fiyatları bile ezbere biliyor.

Sinan ve lokanta kurgu. Ama bir bilginin saniyeler içinde kaybolurken ötekinin yıllarca kalması, bellek araştırmalarının çıkış noktası olan bir gözleme dayanıyor.

Bu derste ne olacak

Bu ders bellek modülünü, belleğin yapısına dair en etkili modellerden biriyle açıyor: belleği art arda dizilmiş birkaç depo olarak gören model. Terapi Akademisi belleğin farklı türlerini, anısal, anlamsal ve örtük belleği, klinik açıdan tanımlıyor; bu ders, bu türlere giden yolun deneysel temelini kuruyor.

Önce modelin üç deposunu ve her birini ortaya koyan deneyleri göreceğiz. Sonra modelin en önemli varsayımını, yani bilginin uzun süreli belleğe ulaşmak için önce kısa süreli bellekten geçmesi gerektiği varsayımını sarsan bir hasta vakasına ve modele yöneltilen öteki eleştirilere bakacağız.

Sıfır noktası

1968'de Richard Atkinson ve Richard Shiffrin, o güne kadar yapılmış bellek araştırmalarını bir araya getiren bir model önerdi.

Modele göre dünyadan gelen bilgi önce duyu organlarıyla ilişkili bir kayda giriyor, burada saniyenin bir bölümü kadar kalıyor. Dikkat edilen kısım kısa süreli belleğe geçiyor; burada tekrarlanmazsa saniyeler içinde kayboluyor. Tekrarlanan ve işlenen bilgi ise uzun süreli belleğe aktarılıyor.

Bu model, bir bilgisayarın girdi, bellek ve depolama birimlerine benzetilerek anlatılıyordu; bilişsel devrimin bilgi işleme yaklaşımının tipik bir ürünüydü.

Yaygın yanlış"Belleğim bir kayıt cihazı gibi her şeyi kaydeder; yalnızca bazılarını bulamıyorum."
Doğrusu

Gelen bilginin büyük bir kısmı, duyusal kayıtta ya da kısa süreli bellekte saniyeler içinde kayboluyor ve hiç kalıcı bir iz bırakmıyor. Uzun süreli belleğe ulaşan bilgi ise depolanırken ve her hatırlamada yeniden kuruluyor. Bellek seçici ve kurucu bir sistem; her şeyin eksiksiz bir kaydı değil.

Mekanizma

Saniyenin kesri kadar

Modelin ilk deposu, duyulardan gelen bilginin çok kısa bir süre için ham hâlde tutulduğu yer.

George Sperling 1960'ta bu kaydın görsel biçimini ortaya koyan bir deney yaptı. Katılımcılara, üç satırda dörder harften oluşan on iki harflik bir tablo saniyenin yirmide biri kadar gösterildi. Gördükleri bütün harfleri söylemeleri istendiğinde, katılımcılar ortalama dört ya da beş harf söyleyebildi.

Ama katılımcılar daha fazlasını gördüklerini söylüyordu; yalnızca söylemeye çalışırken öteki harfler aklından siliniyordu. Sperling bunu sınamak için deneyi değiştirdi: tablo kaybolduktan hemen sonra yüksek, orta ya da alçak bir ses çalıyor, katılımcıdan yalnızca o sese karşılık gelen satırı söylemesini istiyordu. Katılımcı hangi satırın sorulacağını bilmediği hâlde, sorulan satırın harflerinin çoğunu söyleyebildi. Bu, katılımcının tablonun büyük bir kısmına kısa bir süre için erişebildiğini gösteriyordu.

Benzer bir kayıt işitme için de var.

Birkaç saniye, birkaç öğe

Dikkat edilen bilgi, modele göre kısa süreli belleğe geçiyor.

1958 ve 1959'da John Brown ve Lloyd ile Margaret Peterson, kısa süreli belleğin ne kadar dayandığını ölçmek için benzer bir yöntem geliştirdi. Peterson'ların deneyinde katılımcılara üç ünsüzden oluşan anlamsız bir harf dizisi söylendi; sonra katılımcılar, harfleri içlerinden tekrar etmesinler diye, belirli bir sayıdan geriye doğru üçer üçer saydı. Üç saniye sonra katılımcıların çoğu diziyi doğru hatırladı; on sekiz saniye sonra ise yalnızca küçük bir kısmı.

Peterson'lar bu hızlı unutmayı, kısa süreli bellekteki izin zamanla kendiliğinden silinmesi olarak yorumladı. Geoffrey Keppel ve Benton Underwood 1962'de bu yorumu sorguladı. Katılımcıların ilk bir iki denemesinde, on sekiz saniye sonra bile neredeyse hiç unutma olmadığını, unutmanın ancak sonraki denemelerde arttığını gösterdiler.

Keppel ve Underwood'a göre katılımcıları unutturan şey zamanın geçmesi değil, önceki denemelerde öğrenilen benzer harf dizilerinin yenilerine karışmasıydı.

Yolun tek mi olduğu

Çok depolu modelin en güçlü kanıtlarından biri, kısa ve uzun süreli belleğin beyinde ayrı sistemler olduğunu gösteren hasta vakalarıydı. M04-D06'da anılan ve yeni anı oluşturma yeteneğini kaybeden hasta, kısa süreli belleği sağlam olduğu hâlde uzun süreli belleğe yeni bilgi aktaramıyordu.

Ama 1970'te Tim Shallice ve Elizabeth Warrington bunun tersi bir tablo bildirdi. Bir motosiklet kazasında beyin hasarı geçiren KF adlı bir hastanın sayı uzamı yalnızca iki rakamdı; yani kısa süreli belleği ağır biçimde bozulmuştu. Buna rağmen KF yeni bilgileri uzun süreli belleğe kaydedebiliyor, olayları hatırlayabiliyordu.

Model bilginin uzun süreli belleğe ulaşması için önce kısa süreli bellekten geçmesi gerektiğini söylüyordu. KF'nin vakası, bu yolun tek ve zorunlu olmadığını düşündürdü. Kısa süreli belleğin içinde, sözel malzeme ile öteki malzemeyi ayrı ayrı taşıyan parçalar olabileceği fikri buradan doğdu.

Yaygın yanlış"Kısa süreli bellek, bir saat ya da bir gün önceki olayları hatırlamaktır."
Doğrusu

Gündelik dilde "kısa süreli bellek" çoğu zaman yakın zamanda olanları hatırlamak anlamında kullanılıyor. Psikolojide ise kısa süreli bellek, saniyeler ile yarım dakika arası tutulan ve tekrarlanmadığında kaybolan bilgiyi anlatıyor. Dün akşam ne yediğini hatırlamak, uzun süreli belleğin işi.

Usta katmanı

Modelin eleştirileri

Çok depolu model, bellek araştırmalarını düzenleyen ve birçok bulguyu bir araya getiren güçlü bir çerçeve sundu. Ama yayımlanmasından birkaç yıl sonra önemli eleştirilerle karşılaştı.

Birinci eleştiri, KF vakasının da gösterdiği gibi, kısa süreli belleğin tek bir depo olarak tanımlanmasıydı. Kısa süreli bellek, sözel bilgiyi, görsel bilgiyi ve dikkati yöneten farklı parçalardan oluşuyor olabilirdi.

İkinci eleştiri, bilginin uzun süreli belleğe aktarılmasında tekrarlamanın rolüne yönelikti. Model, tekrarlamanın bilgiyi uzun süreli belleğe taşıdığını söylüyordu. Ama birçok çalışma, yalnızca tekrar etmenin bunu zayıf biçimde yaptığını, bilginin anlamı üzerinde düşünmenin ise çok daha etkili olduğunu gösterdi.

Üçüncü eleştiri, modelin uzun süreli belleği tek bir depo olarak görmesiydi. Oysa anısal bellek, anlamsal bellek ve beceriler gibi örtük bellek biçimleri, beyinde farklı sistemlere dayanıyor ve farklı biçimlerde bozulabiliyordu.

Yaygın yanlış"Çok depolu model yanlış çıktığına göre artık bir değeri yok."
Doğrusu

Model bugün olduğu gibi kabul görmüyor; ama bellek araştırmalarının düzenlenmesinde, duyusal kayıt ile kısa ve uzun süreli bellek arasındaki ayrımların ortaya konmasında belirleyici oldu. Sonraki modellerin birçoğu, onu tamamen reddetmekten çok, parçalarını ayrıntılandırarak ve düzelterek geliştirildi. Bilimde yanlışlanan bir model, çoğu zaman bir sonrakinin yolunu açıyor.

Kanıtın sınırı

Duyusal kayıtların varlığı ve çok kısa sürmesi, kısa süreli belleğin sınırlı kapasitesi ve tekrarlanmayan bilginin hızla kaybolması, birçok laboratuvarda tekrarlanan sağlam bulgular. Kısa ve uzun süreli belleğin beyinde birbirinden ayrı sistemlere dayandığı da hasta vakalarıyla destekleniyor.

Çok depolu modelin bütün yapısı ise bugün olduğu gibi kabul görmüyor. Kısa süreli belleğin tek bir depo olduğu, bilginin uzun süreli belleğe yalnızca bu depodan geçerek ulaştığı ve tekrarlamanın kalıcılığı belirleyen başlıca süreç olduğu varsayımları, sonraki çalışmalarla büyük ölçüde değişti.

Hasta vakalarına dayanan bulgular, sınırlı sayıda kişiden geliyor ve beyin hasarının birden çok sistemi etkileyebilmesi nedeniyle dikkatle yorumlanmalı. Laboratuvar görevlerinin çoğu anlamsız harf dizileri ya da rakamlar kullanıyor; gündelik hayattaki anlamlı bilginin bellekte nasıl tutulduğu, bu görevlerden her zaman doğrudan çıkarılamıyor.

Kendin dene

Aklında kalsın

Çok depolu bellek modeli, belleği bilginin sırayla geçtiği duyusal kayıt, kısa süreli bellek ve uzun süreli bellek olarak tanımladı.

Sperling'in deneyi, görsel bir sahnenin kaybolduktan sonra saniyenin bir bölümü kadar büyük ölçüde eksiksiz tutulduğunu ve hızla silindiğini gösterdi.

Tekrarlanmayan bilgi kısa süreli bellekte saniyeler içinde kayboluyor; bu kaybın önemli bir kısmı, önceki benzer bilgilerin karışmasından kaynaklanıyor.

KF vakası, kısa süreli belleği ağır biçimde bozulmuş birinin uzun süreli belleğe yeni bilgi kaydedebildiğini göstererek modelin tek yol varsayımını sarstı.

Model bugün olduğu gibi kabul görmüyor; ama sonraki bellek modellerinin birçoğunun temelini oluşturdu.

Sonraki derse köprü

KF'nin vakası, kısa süreli belleğin tek bir kutu olmayabileceğini düşündürdü. Bir sayıyı akılda tutamayan biri nasıl oluyor da yeni olayları hatırlayabiliyordu? Belki de kısa süreli bellek, farklı türde bilgileri tutan ve üzerinde işlem yapan birkaç parçadan oluşuyordu.

Bu düşünce, 1970'lerin ortasında kısa süreli belleği bir depo olarak değil, bilginin üzerinde çalışıldığı bir tezgâh olarak gören yeni bir modele yol açtı. Bu modelin parçaları neler, ve aynı anda kaç şeyi akılda tutabiliyoruz? Bu soruların cevabı, modülün ikinci dersinde: çalışma belleği ve bellek uzamı.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.