M06-D05
Zihin gezinmesi
Zihnin görevden uzaklaşmasının ölçülme yollarını ve ruh hâliyle ilişkisine dair bulguları değerlendirir.
Temel Psikoloji Akademisi — M06, Bilinç, dikkat ve uyku · 2.854 kelime · 16 örnek durum · 4 kanıt kartı · ≈ 13 dk okuma · 19 dk dinleme
Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Zihin gezinmesi, kişinin elindeki işle ilgisi olmayan düşüncelere kaymasıdır ve kaynağı dışarıdaki bir uyaran değil, içeriden doğan düşüncedir.
Rastgele anlarda gelen yoklamalar, kişilerin kendilerinin bildirdiğinden daha fazla gezinme yakalıyor; çünkü gezinme çoğu zaman bir süre fark edilmeden sürüyor.
Odaksız okumada gözler satırları izlemeye devam ediyor, ama anlam işlenmiyor ve gözlerin hareketi metnin özelliklerine eskisi gibi uymuyor.
Varsayılan mod ağı, dış bir göreve odaklanılmadığında etkinleşiyor ve gezinmeyle ilişkili; ama aynı ağ kasıtlı hatırlama ve planlamada da çalışıyor.
Kasıtlı ve kasıtsız gezinme farklı koşullarda artıyor; ikisini birlikte saymak, görev zorluğunun etkisini gizleyebiliyor.
Gezinme ve mutsuzluk birlikte görülüyor, ama önce gelen çoğu zaman üzüntü; gezinme ise asıl olarak içeriği olumsuz olduğunda ruh hâlini düşürüyor.
Gezinmenin yaratıcılığı artırdığı iddiası, en bilinen deneyin tekrarlanamamasıyla açık bir soruya dönüştü.
Açılış sahnesi
Eczacı kalfası Selim, akşamüstü tezgâhın arkasında bir hastanın ilacını hazırlıyor. Kutudan tabletleri tek tek tepsiye alıp sayıyor: on iki, on üç, on dört. Kapı açılıyor, içeri kimse girmiyor; Selim saymaya devam ediyor. Birkaç saniye sonra eli duruyor. Tepside tablet var ama kaç tane olduğunu bilmiyor. Az önce, farkına varmadan, kira sözleşmesini yenileme tarihini düşünmeye başlamış; ev sahibine ne diyeceğini, ne kadar zam isteyeceğini kafasında bir konuşma gibi kurmuş. Elleri saymayı sürdürmüş, ama sayıyı tutan kimse kalmamış.
Selim tepsiyi boşaltıp baştan sayıyor. Bu kez kendine söz veriyor: sözleşmeyi akşam düşünecek. On tabletin ardından yine bir cümle beliriyor zihninde, bu kez fark ediyor ve sayıya dönüyor.
Bu sahne kurgusal; Selim ve eczane uydurma. Sahneden sonra anlatılan araştırmalar ve sonuçları ise yayımlanmış çalışmalardan aktarılıyor.
Bu derste ne olacak
Bu derste zihnin elindeki işten ayrılıp başka bir yere gitmesini, bir ölçüm sorunu olarak ele alacağız. İçeriden yaşanan bir şeyi dışarıdan nasıl sayabilirsin? Araştırmacıların geliştirdiği iki temel yolu, yani kişiyi rastgele anlarda durdurup sormayı ve kişinin kendisi fark ettiğinde bildirmesini karşılaştıracağız.
Sonra beynin dinlenirken neden boşalmadığına, kasıtlı ve kasıtsız gezinmenin neden ayrı tutulması gerektiğine ve gezinmenin ruh hâliyle ilişkisinin hangi yöne aktığına bakacağız. Son bölümde gezinmenin yaratıcılığa katkısı iddiasının tekrarlama sınavında nasıl sarsıldığını göreceğiz.
Sıfır noktası
Gündelik dilde "dalıp gitmek" ya da "aklı başka yerde olmak" diyoruz. Psikoloji bu deneyimi daha dar bir biçimde tanımlıyor.
Bu tanım, dikkatin dışarıdan bölünmesinden farklı bir şeyi işaret ediyor. Yanındaki birinin konuşması seni işten çektiğinde dikkat dışarıdaki bir uyarana kayıyor. Zihin gezinmesinde ise kaynak içeride: hiçbir dış uyaran yokken düşünce kendiliğinden başka bir konuya geçiyor. Selim'in sayısını kaybettiren şey kapının açılması değil, kira sözleşmesiydi.
Yaygın yanlış"Aklım başka yerdeyse dikkatim dağılmıştır, ikisi aynı şey."
Dikkatin dağılması çoğu zaman dışarıdaki bir uyarana yönelmeyi anlatıyor: bir ses, bir bildirim, yanından geçen biri. Zihin gezinmesi ise dış uyaran olmadan, içeriden doğan düşüncelerle oluşuyor. Ayrım önemli, çünkü iki durumun çaresi farklı. Telefonu başka odaya koymak dışarıdan gelen bölünmeyi azaltıyor ama içeriden doğan düşünceyi durdurmuyor.
Mekanizma
İçeriyi saymak
Zihin gezinmesini ölçmenin zorluğu açık: deneyim yalnızca kişinin kendisine görünüyor. Araştırmacılar bu yüzden kişinin bildirimine dayanmak zorunda kalıyor, ama bildirimi nasıl topladıkları sonucu değiştiriyor.
İkinci yol, kişinin gezindiğini kendisi fark ettiği anda bir tuşa basması. Bu yöntem yalnızca fark edilen gezinmeleri sayıyor; bu yüzden iki yöntem arasındaki fark, insanların gezinmelerinin ne kadarını fark etmediğine dair bir pencere açıyor.
Jonathan Schooler, Erik Reichle ve David Halpern 2004'te yayımlanan bir çalışmada katılımcılara uzun bir metin okuttu. Katılımcılardan, kendilerini dalıp gitmiş yakaladıklarında bir tuşa basmaları istendi; bir yandan da rastgele aralıklarla yoklama soruları soruldu. Yoklamalar, kişilerin kendilerinin bildirmediği gezinmeleri de yakaladı. Okurlar, gözleri satırları izlemeye devam ederken zihinlerinin metinden ayrıldığını çoğu zaman fark etmiyordu.
Reichle ve arkadaşları 2010'da bu durumu göz hareketleriyle izledi. Odaksız okuma sırasında gözlerin sözcükler üzerinde durma süresi, sözcüğün ne kadar sık kullanıldığına artık eskisi gibi tepki vermiyordu. Dikkatli okurken nadir bir sözcükte göz biraz daha uzun kalıyor; odaksız okumada bu ince ayar zayıflıyor. Gözler hareket ediyor, ama hareketi yöneten artık metnin kendisi değil.
Yaygın yanlış"Dalıp gittiğimde hemen fark ederim."
Okuma çalışmalarında yoklamalar, kişilerin kendilerinin bildirdiğinden çok daha fazla gezinme yakaladı. Gezinme çoğu zaman bir süre fark edilmeden sürüyor ve kişi onu ancak bir soru, bir hata ya da anlamadığı bir cümle yüzünden fark ediyor. Kendini dalgın yakaladığın anlar, dalgın olduğun anların yalnızca bir kısmı.
Beyin boşta kalmıyor
Uzun süre beynin, bir görev yapılmadığında dinlenmeye geçtiği düşünüldü. Beyin görüntüleme çalışmaları bunun tam tersini gösterdi.
Marcus Raichle ve arkadaşlarının 2001'de yayımladığı bir çalışma, bazı beyin bölgelerinin kişi dış bir görevle uğraşırken etkinliğini azalttığını, görev bittiğinde ise yeniden artırdığını vurguladı. Bu bölgeler, beynin orta hattında, alın lobunun iç yüzünden kafa arkasına uzanan bir ağ oluşturuyordu.
Malia Mason ve arkadaşları 2007'de bu ağın etkinliğinin, katılımcıların bildirdiği görevden bağımsız düşüncelerle birlikte arttığını gösterdi. Bu bulgu, zihin gezinmesine bir beyin karşılığı bulunduğu düşüncesini güçlendirdi. Ama ilişki birebir değil: ağ, kasıtlı olarak geçmişi hatırlarken ya da bir planı düşünürken de çalışıyor. Bu ağın etkin olduğunu görmek, kişinin zihninin gezindiğini tek başına kanıtlamıyor.
Kasıtlı ve kasıtsız
Selim'in sayarken kira sözleşmesine kayması ile bir yolcunun tren penceresinden bakarken bilerek hayal kurması aynı şey mi? İkisi de görevden bağımsız düşünce. Ama biri istemeden oluyor, diğeri seçiliyor.
Paul Seli, Evan Risko ve Daniel Smilek 2016'da yayımlanan bir çalışmada katılımcılara kolay ve zor iki sürümüyle bir dikkat görevi verdi ve yoklamalarda gezinmenin kasıtlı mı kasıtsız mı olduğunu da sordu. Toplam gezinme oranı iki koşulda pek farklı görünmüyordu. Ama ayrım yapıldığında tablo değişti: kolay görevde kasıtlı gezinme daha sıktı, zor görevde ise kasıtsız gezinme. Kişiler işin kolay olduğunu gördüklerinde aklını bilerek başka yere gönderiyor; iş zorlaştığında ise istemeden kayıyorlardı.
Bu bulgu, iki türü tek bir ölçüde toplamanın neden yanıltıcı olabileceğini gösteriyor. Ayrım klinik araştırmalarda da işe yarıyor: dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu belirtileri daha çok kasıtsız gezinmeyle ilişkili bulundu, kasıtlı gezinmeyle değil.
Yaygın yanlış"Zihnin gezinmesi her zaman kötü bir şeydir, onu bastırmak gerekir."
Gezinmenin bedeli, kişinin o an neyi kaçırdığına bağlı. Kasıtlı gezinme çoğu zaman elindeki iş zaten az şey istediğinde ortaya çıkıyor ve bir şey kaybettirmiyor. Bir şeyi bastırmaya çalışmadan önce, hangi türüyle karşı karşıya olduğunu ve o anda neyin pahasına gerçekleştiğini sormak gerekiyor.
Usta katmanı
Mutsuzluk mu önce, gezinme mi?
Zihin gezinmesinin ruh hâliyle ilişkisi, alanın en çok alıntılanan sorularından biri. Matthew Killingsworth ve Daniel Gilbert 2010'da yayımladıkları çalışmada bir telefon uygulamasıyla 2.250 gönüllüye gün içinde rastgele anlarda ulaştılar. Her seferinde ne yaptıklarını, o işi mi düşündüklerini yoksa başka bir şeyi mi düşündüklerini ve ne kadar mutlu olduklarını sordular.
Çalışmanın başlığı, gezinen zihnin mutsuz bir zihin olduğunu söylüyordu. Ama aynı anda ölçülen iki şeyin birlikte görülmesi, hangisinin hangisine yol açtığını göstermiyor. Mutsuz olan biri belki daha çok geziniyor, belki gezinme mutsuzluğu doğuruyor, belki ikisi de üçüncü bir şeyden besleniyor.
Giulia Poerio, Peter Totterdell ve Eleanor Miles 2013'te bu sırayı çözmeye çalıştılar. Yedi gün boyunca bir telefon uygulamasıyla katılımcıların ruh hâlini hem gezinmeden önce hem sonra ölçtüler. Sonuç, başlıktaki tek yönlü okumayı karmaşıklaştırdı: üzüntü gezinmeden önce geliyordu, ama gezinmenin kendisi sonraki ruh hâlini kendiliğinden kötüleştirmiyordu. Gezinme yalnızca içeriği olumsuz olduğunda sonraki ruh hâlini düşürüyordu.
Bu iki çalışma birlikte okunduğunda, soru "gezinme mutsuz eder mi" olmaktan çıkıyor ve "hangi içerikle, hangi ruh hâlinden sonra" sorusuna dönüşüyor. Yorgun ve üzgün biri geçmişteki bir kırgınlığa döndüğünde sonraki dakikalar ağırlaşabiliyor. Aynı kişi yaklaşan bir tatili tasarlarken gezindiğinde böyle bir bedel görülmüyor.
Gelecek ve yaratıcılık
Gezinen düşünceler bir şeye yarıyor olabilir mi? Birçok çalışma, gezinen düşüncelerin önemli bir kısmının geleceğe yöneldiğini, yani yarın ne yapılacağına, bir sorunun nasıl çözüleceğine dair planlardan oluştuğunu bildiriyor. Bu, gezinmenin tamamen boşa giden bir zaman olmadığını düşündüren bir gözlem.
Daha iddialı bir öneri, gezinmenin yaratıcı çözümlere katkı sağladığı.
Benjamin Baird ve arkadaşları 2012'de katılımcılardan sıradan bir nesnenin alışılmadık kullanımlarını sıralamalarını istedi. Sonra bir grup zor bir görev yaptı, bir grup kolay bir görev, bir grup dinlendi, bir grup hiç ara vermedi. İkinci denemede, daha önce gördükleri sorularda yalnızca kolay görev grubu belirgin bir iyileşme gösterdi; bu grup aynı zamanda ara sırasında daha fazla gezinme bildirmişti. Bulgu çok ilgi gördü.
Yaygın yanlış"Hayal kurmak yaratıcılığın kaynağıdır, bilimsel olarak kanıtlandı."
Bu iddianın dayandığı en çok alıntılanan deneyin bulgusu, daha büyük örneklemlerle yapılan tekrarlamalarda bulunamadı. Gezinmenin yaratıcılıkla bir ilişkisi olup olmadığı açık bir soru olarak kalıyor. Kuluçkanın bazı sorunlarda işe yaradığına dair kanıt var, ama bu etkinin gezinmeden mi yoksa yalnızca ara vermekten mi kaynaklandığı ayrılabilmiş değil.
Kanıtın sınırı
Gün içinde insanların zihninin sık sık elindeki işten ayrıldığı, farklı ülkelerde, farklı yöntemlerle ve hem laboratuvarda hem gündelik yaşamda tekrar tekrar bulunan bir sonuç. Okuma sırasında gezinmenin anlamayı düşürdüğü ve kişilerin gezinmelerinin önemli bir kısmını fark etmediği de sağlam biçimde desteklenen bulgular arasında.
Oranlara gelince temkin gerekiyor. Yoklamaların ne sıklıkla geldiği, sorunun nasıl sorulduğu ve "gezinme" sayılan seçeneklerin neler olduğu, bulunan oranı belirgin biçimde değiştiriyor. Bu yüzden "insanlar zamanlarının yarısında geziniyor" gibi bir cümle, belirli bir yöntemin belirli bir örneklemde verdiği sonucu genelleştiriyor.
Ruh hâliyle ilişkide yönün hangisi olduğu tam çözülmüş değil; içerik ve önceki ruh hâli belirleyici görünüyor. Yaratıcılık iddiası ise tekrarlama sınavında zayıf düştü. Bütün ölçümler sonunda kişinin kendi bildirimine dayanıyor ve meta-farkındalığın eksik olduğu bir deneyimi kişinin kendisine sormak, bu alanın içinden çıkılamayan bir yöntem sınırı.
Kendin dene
Aklında kalsın
Zihin gezinmesi, kişinin elindeki işle ilgisi olmayan düşüncelere kaymasıdır ve kaynağı dışarıdaki bir uyaran değil, içeriden doğan düşüncedir.
Rastgele anlarda gelen yoklamalar, kişilerin kendilerinin bildirdiğinden daha fazla gezinme yakalıyor; çünkü gezinme çoğu zaman bir süre fark edilmeden sürüyor.
Odaksız okumada gözler satırları izlemeye devam ediyor, ama anlam işlenmiyor ve gözlerin hareketi metnin özelliklerine eskisi gibi uymuyor.
Varsayılan mod ağı, dış bir göreve odaklanılmadığında etkinleşiyor ve gezinmeyle ilişkili; ama aynı ağ kasıtlı hatırlama ve planlamada da çalışıyor.
Kasıtlı ve kasıtsız gezinme farklı koşullarda artıyor; ikisini birlikte saymak, görev zorluğunun etkisini gizleyebiliyor.
Gezinme ve mutsuzluk birlikte görülüyor, ama önce gelen çoğu zaman üzüntü; gezinme ise asıl olarak içeriği olumsuz olduğunda ruh hâlini düşürüyor.
Gezinmenin yaratıcılığı artırdığı iddiası, en bilinen deneyin tekrarlanamamasıyla açık bir soruya dönüştü.
Sonraki derse köprü
Bu derste zihnin uyanıkken nasıl kendi yollarına saptığını, ama yine de bir ölçüde kendi bildirimine erişilebilir kaldığını gördük. Her gece ise daha büyük bir değişim yaşanıyor: bilinç azalıyor, dış dünyayla bağ zayıflıyor ve beyin tek düze bir dinlenme hâline değil, belirli bir sırayla birbirini izleyen farklı dönemlerden geçiyor.
Bu dönemler beyin dalgalarıyla nasıl ayırt ediliyor, bir gecede kaç kez tekrarlanıyor ve uykudan kısıldığında dikkat, karar verme ve öğrenme ne kadar zarar görüyor? Bir sonraki ders bu soruları, uyku laboratuvarında yapılan ölçümler üzerinden ele alıyor: uyku evreleri.
Anlamadığın bir yer mi var?
Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.