Dikkatin süzgeç modellerini kalabalık ortamda tek sesi izleme deneyiyle açıklar.
Temel Psikoloji Akademisi — M06, Bilinç, dikkat ve uyku · 2.979 kelime · 16 örnek durum · 4 kanıt kartı · ≈ 14 dk okuma · 20 dk dinleme
Klinik tarafı Terapi Akademisi’nde: S01-P02-D02
Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Seçici dikkatin ilk bilimsel kuramları, kulaklığın iki tarafından ayrı iki konuşmanın verildiği dikotik dinleme ve gölgeleme deneylerinden doğdu.
İzlenmeyen kanaldan sesin cinsiyeti ve tonu gibi fiziksel özellikler genellikle fark edilirken içerik büyük ölçüde fark edilmez; bu, seçimin anlamdan önce yapıldığını öne süren erken seçim modelini doğurdu.
Kişinin kendi adını ya da beklenen bir sözcüğü izlenmeyen kanalda fark edebilmesi, anlamın da bir ölçüde işlendiğini gösterdi; zayıflatma modeli izlenmeyen kanalın susturulmadığını, kısıldığını, geç seçim modeli ise bütün bilginin anlam düzeyine kadar işlendiğini öne sürdü.
Algısal yük kuramı bu tartışmayı büyük ölçüde birleştirdi: zor ve yüklü bir görevde ilgisiz bilgi erken dışarıda kalır, kolay bir görevde ise artakalan kapasite onu anlamına kadar işler.
Dikkat görmede gözün baktığı yerden bağımsız olarak yönlendirilebilir; ama iyi öğrenilmiş süreçler, Stroop etkisinde olduğu gibi, dikkatimize rağmen işlemeye devam eder ve arka plandaki konuşma, alıştığımızı düşünsek bile ezber ve okuma işlerini bozabilir.
Açılış
Açılış sahnesi
1950'lerin başında, büyük bir havaalanının kontrol kulesi. Kuleyi dolduran tek bir hoparlörden, aynı anda birkaç pilotun sesi geliyor. Biri iniş izni istiyor, biri rüzgârı soruyor, biri pistten çıktığını bildiriyor. Sesler birbirinin üstüne biniyor, ama hepsi aynı hoparlörden, aynı yükseklikte, aynı tonda yayılıyor.
Kontrolörün işi, bu karmaşanın içinden doğru pilotun doğru cümlesini yakalamak ve ona cevap vermek. Bazen başarıyor. Bazen bir pilotun söylediğini başka bir pilotun söylediği sanıyor ya da önemli bir bildirimi tamamen kaçırıyor. Hatalar, havada iki uçağın birbirine fazla yaklaşması anlamına gelebiliyor.
Mühendisler ve psikologlar, bu sorunun yalnızca hoparlörlerle değil, insan zihniyle ilgili olduğunu düşünmeye başlıyor. Bir insan, aynı anda gelen birkaç konuşmanın arasından birini nasıl seçiyor? Seçmediği konuşmalara ne oluyor; tamamen mi siliniyor, yoksa bir yerde bir ölçüde işleniyor mu? Ve sistem neden bazen yanlış konuşmayı seçiyor?
Bu sorulara cevap arayan deneyler, birkaç yıl içinde dikkatin ilk bilimsel kuramlarını doğurdu.
Yol haritası
Bu derste ne olacak
Önceki dersin iki göz deneylerinde, ekrandaki iki resimden yalnızca biri deneyime giriyordu. Bu ders, o süreçlerin en çok incelenenlerinden birine, seçmeye bakıyor.
Terapi tarafında S01-P02-D02, dikkatin temel türlerini tanıtmış ve kalabalıkta kendi adını fark etmenin, izlenmeyen kanalın tamamen kapanmadığını gösterdiğini söylemişti. Burada bu fikrin nasıl bulunduğuna ve nasıl sınandığına gidiyoruz.
Önce iki kulağa iki ayrı konuşma dinleten ilk deneylere bakacağız. Sonra bu deneylerden doğan ve birbirine meydan okuyan üç kuramı, bir süzgecin nereye yerleştirileceği tartışması üzerinden göreceğiz. Ardından bu tartışmayı büyük ölçüde çözen bir fikre, seçimin yükle değiştiği fikrine geçeceğiz. Son bölümde, dikkatin görmede de bir seçici olarak nasıl çalıştığına ve günlük hayatta seçmenin neden bazen başarısız olduğuna bakacağız.
Sıfır noktası
Yaygın yanlış"Seçici dikkat, istediğimiz zaman açıp kapatabildiğimiz bir düğme gibidir; bir şeye odaklandığımızda geri kalan her şey tamamen kaybolur."
Doğrusu
Gölgeleme deneyleri, odaklanmanın gerçekten çok güçlü olabildiğini gösterdi; ama izlenmeyen kanalın tamamen kaybolmadığını da. Konuşmacının cinsiyetinin değişmesi, bir sesin aniden tiz bir tona dönüşmesi ya da kişinin kendi adı gibi bazı bilgiler, izlenmeyen kanaldan da fark edilebiliyor. Seçim ne tamamen açık ne tamamen kapalı bir düğme; bilginin türüne, işin zorluğuna ve kişiye göre değişen bir ayar.
Mekanizma
Öbür kulakta ne kalıyor?
İlk gölgeleme deneyleri, izlenmeyen kulaktan neyin fark edildiğini sistemli olarak araştırdı.
Anlam süzgeçten sızar
Erken seçim modeli kısa süre içinde zorlandı. Kişinin kendi adını izlenmeyen kulakta fark edebilmesi, anlamın da bir ölçüde işlendiğini düşündürüyordu: bir sesin "adın" olup olmadığını anlamak için, sesin ne söylediğini bilmek gerekir.
Böylece tartışma, süzgecin nerede durduğu sorusuna dönüştü: anlamdan önce mi, sonra mı? Her iki tarafın da elinde onu destekleyen deneyler vardı.
İleri katman
Usta katmanı
Süzgeç nerede? Yüke bağlı
Yaygın yanlış"Arka planda konuşma ya da sözlü müzik çalarken ders çalışmak, dikkatimizi etkilemez; alışırız."
Doğrusu
Yazılı bir listeyi sırasıyla hatırlamak gibi işlerde, arka plandaki anlaşılır konuşma, onu dinlemeye çalışmasak bile performansı tutarlı biçimde bozuyor. Bu etki konuşmanın yüksekliğinden çok, değişen ve konuşmaya benzeyen yapısından kaynaklanıyor ve insanlar ona alıştıklarını düşündüklerinde bile büyük ölçüde sürüyor. Sözsüz, düzenli ve tekdüze sesler çok daha az etki yapıyor. Herkes için aynı derecede geçerli olmasa da, sözlü arka plan sesinin özellikle ezber ve okuma gerektiren işlerde bedeli olduğu, sağlam bir bulgu.
Görmede seçmek
Seçici dikkat yalnızca işitmede değil, görmede de çalışıyor. Gözümüzü bir yere çevirmeden bile dikkatimizi oraya yöneltebiliyoruz.
Yaygın yanlış"Bir şeye dikkat etmek için ona bakmak gerekir; baktığımız şeye de mutlaka dikkat ederiz."
Doğrusu
Göz ucuyla izleme deneyleri, dikkatin gözün baktığı yerden başka bir yere yönelebildiğini gösterdi. Tersi de doğru: gözümüzün tam önünde duran bir şey, dikkatimiz başka yerdeyse görülmeyebiliyor. Bakmak ile dikkat etmek, sıkı biçimde bağlantılı ama ayrı iki süreç.
Kanıtın sınırı
Dikotik dinleme ve gölgeleme deneyleri, dikkatin sınırlı bir seçim süreci olduğunu ve izlenmeyen bilginin büyük ölçüde, ama tamamen değil, dışarıda kaldığını sağlam biçimde gösterdi. Algısal yük kuramı, erken ve geç seçim tartışmasını tek bir çerçevede toplayan güçlü bir öneri sundu; Stroop etkisi ve görsel arama bulguları da defalarca tekrarlandı.
Ama "süzgeç" bir benzetme. Beyinde, bilginin bir noktada geçip bir noktada durduğu tek bir yer bulunmadı; seçimin, algıdan belleğe ve tepkiye uzanan birçok aşamada, farklı derecelerde yapıldığı düşünülüyor. Algısal yükün bağımsız olarak nasıl ölçüleceği ve bazı bulguların başka açıklamalarla daha iyi karşılanıp karşılanmadığı tartışılıyor.
İlk deneylerin çoğu küçük örneklemlerle ve laboratuvarın yapay koşullarında yapıldı. Kalabalık bir ortamda gerçek bir sohbeti izlemek, iki kulağa kulaklıkla verilen iki kayıttan çok daha fazla ipucu içeriyor: konuşmacının yüzü, yönü, konunun bağlamı. Laboratuvar bulgularının gündelik dikkate nasıl genellendiği bu yüzden dikkatli biçimde değerlendirilmeli.
Kontrol kulesi, sayıların ve hikâyelerin kulak değiştirdiği deneyler, ad deneyleri, telsiz çağrı işaretleri, görsel arama, ok ipucu, yan oklar, uyandıran anne sesi ve Stroop çalışmaları belgelenmiş araştırmalar; muhasebeci, tercüman, yeni sürücü, havalimanındaki yolcu, açık ofis çalışanı, sınav gözetmeni ve işitme cihazı kullanan konuk ise bulguların gündelik karşılıklarını göstermek için düşünüldü.
Uygulama
Kendin dene
Özet
Aklında kalsın
Seçici dikkatin ilk bilimsel kuramları, kulaklığın iki tarafından ayrı iki konuşmanın verildiği dikotik dinleme ve gölgeleme deneylerinden doğdu.
İzlenmeyen kanaldan sesin cinsiyeti ve tonu gibi fiziksel özellikler genellikle fark edilirken içerik büyük ölçüde fark edilmez; bu, seçimin anlamdan önce yapıldığını öne süren erken seçim modelini doğurdu.
Kişinin kendi adını ya da beklenen bir sözcüğü izlenmeyen kanalda fark edebilmesi, anlamın da bir ölçüde işlendiğini gösterdi; zayıflatma modeli izlenmeyen kanalın susturulmadığını, kısıldığını, geç seçim modeli ise bütün bilginin anlam düzeyine kadar işlendiğini öne sürdü.
Algısal yük kuramı bu tartışmayı büyük ölçüde birleştirdi: zor ve yüklü bir görevde ilgisiz bilgi erken dışarıda kalır, kolay bir görevde ise artakalan kapasite onu anlamına kadar işler.
Dikkat görmede gözün baktığı yerden bağımsız olarak yönlendirilebilir; ama iyi öğrenilmiş süreçler, Stroop etkisinde olduğu gibi, dikkatimize rağmen işlemeye devam eder ve arka plandaki konuşma, alıştığımızı düşünsek bile ezber ve okuma işlerini bozabilir.
Sıradaki ders
Sonraki derse köprü
Bu derste seçilmeyen bilginin büyük ölçüde dışarıda kaldığını, ama yine de bazen kendi adımız gibi kendini fark ettirebildiğini gördük. Bu seçimin bir bedeli var ve bu bedel, gözümüzün tam önünde duran şeyleri bile kapsayabiliyor.
Bir sınav gözetmeninin göz ucuyla salonu izleyebildiğini söyledik; ama gözümüzün açıkça baktığı bir sahnede, dikkatimiz başka bir işe kilitliyken, oradan geçen beklenmedik ve çok belirgin bir şeyi hiç görmeyebiliyoruz. Bir fotoğrafta önemli bir ayrıntı değiştiğinde, iki fotoğrafa art arda bakarken bile bunu çoğu zaman fark etmiyoruz. Bu yanılgıların, bir olaya tanık olduğumuzu düşündüğümüzde neyi gerçekten gördüğümüz için ciddi sonuçları var. Modülün bir sonraki adımı bu görmeme biçimlerine bakıyor: dikkatsizlik ve değişim körlüğü.
Anlamadığın bir yer mi var?
Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.