Görme ile işitmenin birbirini nasıl düzelttiğini ve bazen yanılttığını duyular arası etkilerle açıklar.
Temel Psikoloji Akademisi — M05, Duyum ve algı · 3.041 kelime · 16 örnek durum · 4 kanıt kartı · ≈ 14 dk okuma · 20 dk dinleme
Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Dünyayı hiçbir zaman tek bir duyuyla algılamayız; beyin, farklı duyulardan gelen bilgiyi, aynı zamanda ve aynı yerden geliyormuş gibi göründüğünde tek bir olaya bağlar.
İki duyu çeliştiğinde, algı genellikle o konuda daha güvenilir olan duyuya kayar: konumda görme işitmeyi yönlendirir, zamanlamada işitme görmeyi; bir duyunun bilgisi bulanıklaştıkça onun ağırlığı azalır.
Duyular arası çatışmalar bedele yol açabilir: arabada kitap okurken bulantı, maskelerin ardında konuşmayı izleme güçlüğü ve bir sesin ya da gürültünün tat algısını değiştirmesi bunun gündelik örnekleridir.
Bedenimizi algılayışımız bile görme, dokunma ve konum bilgisinin bir birleşimidir; kauçuk el yanılsaması bu birleşimin yeniden düzenlenebildiğini gösterir, ama anketlerle ölçülen gücünün ne kadarının öneriden geldiği tartışmalıdır.
Sinestezi, bazı insanlarda bir uyaranın tutarlı biçimde başka bir duyuya ait deneyim de uyandırdığı gerçek ve ölçülebilir bir algı özelliğidir; ses ile biçim arasındaki eşleştirmeler ise herkeste duyuların bir ölçüde birbirine bağlı olduğunu düşündürür.
Açılış
Açılış sahnesi
Ahmet, başka bir şehirde yaşayan anneannesiyle her pazar görüntülü konuşuyor. Bu pazar internet bağlantısı zayıf. Anneannesinin dudakları kımıldıyor, ama sesi bir an sonra geliyor. İlk birkaç dakika Ahmet bunu fark etmiyor bile; anneannesinin ağzı ile sesi ona birlikte geliyormuş gibi görünüyor.
Sonra bağlantı daha da yavaşlıyor. Gecikme biraz daha uzayınca birden her şey tuhaflaşıyor: anneannesi sanki sözleri ağzından çıkmadan önce konuşuyor, ya da ses başka birinden geliyor. Ahmet onu anlamakta zorlanmaya başlıyor; oysa sesin kendisi her zamanki kadar net.
Görüntüyü kapatıp yalnızca sesle konuşmaya devam ettiklerinde rahatlıyor. Ahmet, bir yüzün ve bir sesin aynı kişiye ait olduğunu bilmek için ikisinin tam aynı anda gelmesine gerek olmadığını, ama aradaki farkın belli bir sınırı aşınca beynin ikisini birbirine bağlamaktan vazgeçtiğini o gün fark ediyor.
Yol haritası
Bu derste ne olacak
Bu modül boyunca duyuları tek tek inceledik: gözü, kulağı, deriyi, burnu ve dili. Ama dünyayı hiçbir zaman tek bir duyuyla algılamıyoruz. Bir arabanın sesi ile görüntüsü, bir yemeğin tadı ile kokusu, bir dokunuşun hissi ile görünüşü, tek bir olayın parçaları olarak birleşiyor.
M05-D09'da dudakların, duyduğumuz heceyi değiştirebildiğini, M05-D11'de ise bir şarabın renginin kokusu hakkında söylediklerimizi yönlendirdiğini görmüştük. Bu ders, duyuların birbirini nasıl düzelttiğini ve nasıl yanılttığını sistemli biçimde ele alıyor.
Önce beynin farklı duyulardan gelen bilgiyi hangi koşullarda tek bir olaya bağladığına bakacağız. Sonra iki duyu çeliştiğinde hangisinin kazandığını belirleyen ilkeyi göreceğiz. Ardından bedenimizi algılayışımızın bile duyular arası bir yapı olduğunu gösteren deneylere ve bazı insanlarda duyuların birbirine karıştığı ilginç bir duruma geçeceğiz.
Sıfır noktası
Beyin, farklı duyulardan gelen iki bilgiyi aynı olaya bağlamak için bazı ipuçlarına bakar. En önemlileri zaman ve yerdir: aynı anda ve aynı yerden geliyormuş gibi görünen sinyaller büyük olasılıkla aynı kaynaktandır. Ama "aynı an" kesin bir an değil, bir penceredir.
Yaygın yanlış"Duyular birbirinden bağımsız çalışan ayrı kanallardır; her biri kendi bilgisini ayrı ayrı iletir."
Doğrusu
Ders kitaplarında duyular ayrı bölümlerde anlatılır ve beyinde her duyunun kendine ait bölgeleri gerçekten vardır. Ama bu bölgeler birbirine sıkıca bağlıdır ve pek çok bölge birden fazla duyudan bilgi alır. Bir duyunun ne algıladığı, başka bir duyunun aynı anda ne bildirdiğine göre değişebilir. Algı, ayrı kanalların toplamı değil, onların sürekli birbirine danıştığı bir süreçtir.
Mekanizma
Kim kazanır?
İki duyu aynı olay hakkında birbirine ters düşen bilgiler verdiğinde, algı genellikle o konuda daha güvenilir olan duyunun bildirdiği yöne kayar.
Çatışma bedeli
Tat da sesten etkilenir
İleri katman
Usta katmanı
Bedenini nereden biliyorsun?
Bedenimizin bize ait olduğunu, nerede durduğunu ve sınırlarının nereden geçtiğini doğrudan bildiğimizi düşünürüz. Ama bu bilgi de görme, dokunma ve eklemlerden gelen konum bilgisinin bir birleşimidir.
Duyuların birbirine karıştığı insanlar
Yaygın yanlış"Sinestezi bir hastalıktır ya da sinestezi yaşayanlar bunu hayal güçleriyle uydurur."
Doğrusu
Sinestezi bir bozukluk olarak sınıflandırılmıyor ve yaşayanların çoğu ondan rahatsızlık duymuyor; bazıları onu bellek için yararlı buluyor. Uydurma olmadığını gösteren en güçlü kanıt, sinestezi yaşayanların ilişkilendirmelerinin aylar ve yıllar boyunca şaşırtıcı ölçüde tutarlı kalması ve bazı görsel arama görevlerinde bu renklerin onlara gerçek bir avantaj sağlayabilmesi. Toplumdaki sıklığı, kullanılan tanıma göre değişmekle birlikte yüzde birkaç düzeyinde tahmin ediliyor ve aileler içinde kümelenmesi kalıtsal bir yatkınlığa işaret ediyor.
Yaygın yanlış"Elinde sıcak bir fincan tutmak, karşındaki insanı sana daha sıcakkanlı gösterir."
Doğrusu
Birkaç yıl önce yayımlanan bir çalışma, kısa süre sıcak bir içecek tutan katılımcıların bir yabancıyı soğuk bir içecek tutanlara göre daha sıcakkanlı değerlendirdiğini bildirdi ve bulgu, bedensel duyumların sosyal yargılara karıştığının bir kanıtı olarak çok anıldı. Ama daha büyük örneklemlerle yapılan doğrudan tekrarlar etkiyi bulamadı. Duyular arası etkiler gerçek; ama her çarpıcı benzetmenin, sıcaklık ile sıcakkanlılık gibi bir sözcük oyununun, laboratuvarda karşılığı olmayabiliyor. Çarpıcı ama küçük bir çalışmanın büyük bir tekrarla sınanması, burada da sonucu değiştirdi.
Kanıtın sınırı
Duyuların birbiriyle sürekli etkileştiği ve beynin farklı duyulardan gelen bilgiyi zaman, yer ve güvenilirlik ipuçlarına göre birleştirdiği, algı araştırmalarının en sağlam katkıları arasında. Vantrilok etkisi, çift çakma yanılsaması ve güvenilirliğe göre ağırlıklandırma modelinin öngörüleri pek çok kez sınandı ve büyük ölçüde doğrulandı.
Bedenle ilgili yanılsamalar ve sinestezi gibi alanlarda tablo daha karmaşık. Kauçuk el yanılsamasında algının payı ile öneri ve beklentinin payını ayırmak hâlâ tartışma konusu; sinestezinin nasıl ortaya çıktığı ve beyinde hangi bağlantılara dayandığı da hâlâ araştırılıyor. Tat ve sesle ilgili bazı ilgi çekici bulgular ise tek ve küçük çalışmalara dayanıyor.
Ayrıca, duyular arası etkilere dayanan her popüler iddia aynı sağlamlıkta değil. Sıcak bir fincanın kişilik yargısını değiştirdiği gibi çarpıcı bulguların bir kısmı tekrarlarda tutmadı. Gerçek ve sağlam etkiler ile çekici ama zayıf iddialar arasında ayrım yapmak, bu alanı okurken özellikle gerekli.
Ahmet'in görüntülü araması, şimşek, titreşen telefon, küçük ve büyük kutu, konferans salonu, karanlık ev, arka koltuk, maskeler, Gizem'in renkli takvimi ve parmaklarla okuyan kadın gündelik deneyimden kurulmuş sahneler; çift çakma, görme ve dokunma ağırlıklandırması, cips, uçak gürültüsü ve tabak rengi deneyleri, boyna üflenen hava, bebeklerin yüz-ses eşleştirmesi, kauçuk el ve öneri tartışması, sinestezi tutarlılığı, yirmi beş dilde şekil eşleştirmesi, kabartma yazı okumadaki beyin etkinliği ve sıcak fincan tekrarları araştırma literatüründen.
Uygulama
Kendin dene
Özet
Aklında kalsın
Dünyayı hiçbir zaman tek bir duyuyla algılamayız; beyin, farklı duyulardan gelen bilgiyi, aynı zamanda ve aynı yerden geliyormuş gibi göründüğünde tek bir olaya bağlar.
İki duyu çeliştiğinde, algı genellikle o konuda daha güvenilir olan duyuya kayar: konumda görme işitmeyi yönlendirir, zamanlamada işitme görmeyi; bir duyunun bilgisi bulanıklaştıkça onun ağırlığı azalır.
Duyular arası çatışmalar bedele yol açabilir: arabada kitap okurken bulantı, maskelerin ardında konuşmayı izleme güçlüğü ve bir sesin ya da gürültünün tat algısını değiştirmesi bunun gündelik örnekleridir.
Bedenimizi algılayışımız bile görme, dokunma ve konum bilgisinin bir birleşimidir; kauçuk el yanılsaması bu birleşimin yeniden düzenlenebildiğini gösterir, ama anketlerle ölçülen gücünün ne kadarının öneriden geldiği tartışmalıdır.
Sinestezi, bazı insanlarda bir uyaranın tutarlı biçimde başka bir duyuya ait deneyim de uyandırdığı gerçek ve ölçülebilir bir algı özelliğidir; ses ile biçim arasındaki eşleştirmeler ise herkeste duyuların bir ölçüde birbirine bağlı olduğunu düşündürür.
Sıradaki ders
Sonraki derse köprü
Bu modül boyunca ışığın, sesin, dokunuşun ve moleküllerin sinir sinyaline dönüşmesini, bu sinyallerin düzenlenip beklentiyle buluşmasını ve sonunda farklı duyulardan gelenlerin tek bir sahnede birleşmesini adım adım izledik. Ahmet'in anneannesini gördüğü ve duyduğu o an, ayrı ayrı ölçebildiğimiz pek çok sürecin tek bir deneyimde buluştuğu andı.
Ama bütün bu ölçümler bir soruyu açıkta bırakıyor. Beyindeki hangi süreçlerin bir deneyime eşlik ettiğini giderek daha ayrıntılı haritalayabiliyoruz; peki bu süreçlerin neden bir şey gibi hissettirdiğini, kırmızının neden kırmızı, acının neden acı olarak yaşandığını bu haritalar açıklıyor mu? Bilincin ölçülebilen ilintilerini bulmak ile öznel deneyimin kendisini açıklamak arasındaki mesafe, psikolojinin ve felsefenin en eski ve en inatçı sorularından birini oluşturuyor. Yeni modülün ilk dersi bu mesafeyi ölçmeye çalışıyor: bilincin zor problemi.
Anlamadığın bir yer mi var?
Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.