Ağrının yalnız bir duyum değil bir yorum olduğunu kapı kontrol kuramı üzerinden açıklar ve kimyasal duyuları tanımlar.
Temel Psikoloji Akademisi — M05, Duyum ve algı · 3.214 kelime · 16 örnek durum · 4 kanıt kartı · ≈ 15 dk okuma · 21 dk dinleme
Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Deride dokunuşa, basınca, titreşime, sıcağa ve soğuğa duyarlı farklı algılayıcılar vardır; bedenin bölgeleri, algılayıcıların sıklığına ve beyinde ayrılan alana göre çok farklı duyarlılıktadır.
Ağrı, doku hasarının doğrudan bir ölçüsü değil, nosisepsiyon sinyalinin sinir sistemi tarafından yorumlanmasıdır; aynı yara, anlamına, dikkate ve beklentiye göre çok farklı ağrılar üretebilir.
Kapı kontrol kuramı, ağrı sinyallerinin omurilikte dokunma ve beyinden inen sinyallerle ayarlanabildiğini öne sürerek ağrı araştırmalarını değiştirdi; genel fikri geniş kabul görür, ayrıntıları ise sonradan düzeltilmiştir.
Hayalet uzuv, ağrının hasarlı bir doku olmadan da beyindeki beden haritası üzerinden üretilebildiğini gösterir; ağrısız doğan çocuklar ise ağrının bedeni koruyan bir uyarı sistemi olduğunu hatırlatır.
Koku ve tat, molekülleri tanıyan iki kimyasal duyudur; lezzet dediğimiz deneyimin büyük kısmı kokudan gelir ve dilin farklı bölgelerine farklı tatlar atayan harita bir efsanedir.
Açılış
Açılış sahnesi
Ece dört yaşında ve ailesi onun bir şeyleri yanlış yaptığını düşünmeye başlamış. Sıcak sobaya elini dayıyor ve çekmiyor; avucunda kabarcıklar oluşana kadar hiçbir şey olmamış gibi oynamaya devam ediyor. Bir gün parkta düşüyor, ayak bileği şişiyor; ama koşmayı sürdürüyor. Annesi ancak akşam, ayak bileğinin tuhaf bir açıyla durduğunu görünce onu hastaneye götürüyor. Röntgen, kırık olduğunu gösteriyor.
Hekimler bir süre sonra Ece'nin nadir bir kalıtsal durumla doğduğunu anlıyor: ağrıyı hiç hissetmiyor. Dokunuşu, sıcağı, soğuğu, basıncı fark ediyor; ama bir şeyin canını acıttığını hiçbir zaman bilmiyor.
Ailesi ilk başta bunun bir lütuf olabileceğini düşünmüştü. Çocuklarının hiç acı çekmeyecek olması. Ama hekimler, bu durumla doğan çocukların, kendilerine zarar verdiklerini fark etmedikleri için yaralar, yanıklar ve fark edilmemiş kırıklar biriktirdiğini anlatıyor. Ece'nin ailesi, ağrının bir ceza değil, bir uyarı sistemi olduğunu ilk kez bu kadar açık görüyor.
Yol haritası
Bu derste ne olacak
Modülün önceki dersleri dünyayı uzaktan algılayan iki duyuya, görme ve işitmeye odaklandı. Bu ders, uyaranın bedene değmesini ya da ona girmesini bekleyen yakın duyulara geçiyor: deri duyuları, ağrı, koku ve tat.
Önce derinin dokunuşu nasıl algıladığına ve bedenin farklı bölgelerinin neden farklı duyarlılıkta olduğuna bakacağız. Sonra dersin merkezindeki soruya geçeceğiz: ağrı, dokudaki hasarın doğrudan bir ölçüsü mü, yoksa sinir sisteminin bu hasar bilgisinden kurduğu bir yorum mu? Bu soruya bir kuramın verdiği cevabı ve onun ağrı araştırmalarında açtığı yolu göreceğiz. Terapi tarafında S09-P01-D04 süregen ağrının psikolojik boyutlarını ve ağrıyla yaşamayı ele almıştı; burada ağrının algı olarak nasıl üretildiğine odaklanıyoruz. Son bölümde iki kimyasal duyuya, kokuya ve tata, ve bunların sanıldığından çok daha iç içe olduğuna bakacağız.
Sıfır noktası
Deride birkaç farklı türden algılayıcı vardır. Bazıları hafif dokunuşa, bazıları sürekli basınca, bazıları titreşime, bazıları derinin gerilmesine, bazıları sıcağa ya da soğuğa tepki verir. Bu algılayıcıların her biri, kendi türünden bir uyarana özellikle duyarlıdır ve sinir sistemine ayrı bir kanaldan bilgi gönderir.
Yaygın yanlış"Dilin farklı bölgeleri farklı tatları algılar: uç tatlıyı, kenarlar ekşiyi, arka acıyı."
Doğrusu
Bu harita yirminci yüzyılın başında yapılmış bir çalışmanın yanlış aktarılmasından doğdu ve on yıllarca ders kitaplarında dolaştı. Özgün çalışma, dilin farklı bölgelerinin farklı tatlara biraz farklı duyarlılıkta olduğunu bildirmişti; ama bu farklar küçüktü. Dilin tat alabilen her bölgesi temel tatların hepsini algılayabilir. Dilinin ucuna biraz tuz, sonra biraz şeker koyarak bunu kendin sınayabilirsin.
Mekanizma
Ağrı bir yorumdur
Ağrının iki ayrı bileşeni var. Biri, dokuda hasar ya da hasar tehlikesi olduğunda bunu algılayıp sinir sistemine bildiren bir sinyal süreci. Öbürü, bu sinyalin beyinde bir acı deneyimine dönüşmesi.
Bu ayrım ilk bakışta tuhaf gelebilir. Ama gündelik deneyim onun gerekli olduğunu gösteriyor.
Beden olmadan ağrı
Yaygın yanlış"Ağrı ne kadar şiddetliyse, dokudaki hasar o kadar büyüktür."
Doğrusu
Ağrı ile doku hasarı arasındaki ilişki gevşektir. Ağır yaralar bazen az ağrıyla, küçük yaralar bazen çok ağrıyla birlikte gelir; hiç doku hasarı olmadan da, hayalet uzuvda olduğu gibi, şiddetli ağrı yaşanabilir. Süregen ağrıda, ilk hasar iyileşmiş olsa bile sinir sistemi ağrı sinyallerine giderek daha duyarlı hâle gelebilir. Bu, ağrının hayali olduğu anlamına gelmez; ağrının, doku hasarı ile birlikte sinir sisteminin durumunun, dikkatin, beklentinin ve anlamın bir ürünü olduğu anlamına gelir.
İleri katman
Usta katmanı
Koku ve tat: iki kimyasal duyu
Burnun içindeki koku alıcıları yüzlerce farklı türe ayrılır. Her alıcı türü bir dizi molekülü farklı güçlerde tanır ve her koku, birçok alıcı türünün etkinliklerinden oluşan bir örüntü olarak kodlanır. Tat ise çok daha az kanaldan oluşur: tatlı, tuzlu, ekşi, acı ve et suyunu ya da olgun peyniri andıran umami.
Yaygın yanlış"İnsanların koku duyusu zayıftır; köpekler gibi hayvanlarla kıyaslanamaz."
Doğrusu
İnsanın koku alıcı türü sayısı köpeğinkinden azdır ve bazı kokularda köpekler çok daha duyarlıdır. Ama bazı kokularda insanlar birçok hayvan kadar ya da onlardan daha duyarlı çıktı; insanlar eğitimle bir koku izini yerde köpeklere benzer biçimde takip etmeyi bile öğrenebiliyor. İnsan koku duyusunun zayıf olduğu fikri, on dokuzuncu yüzyılda beyindeki koku bölgesinin görece küçüklüğünden çıkarılmış bir varsayıma dayanıyor ve sonraki ölçümlerle büyük ölçüde sorgulandı. Kokuyu az kullanıyor ve adlandırmakta zorlanıyor olabiliriz; ama bu, onu az algıladığımız anlamına gelmiyor.
Kanıtın sınırı
Deri duyularının ve kimyasal duyuların temel işleyişi sağlam biçimde biliniyor. Farklı algılayıcı türleri, bedenin beyindeki çarpık haritası, koku alıcılarının çeşitliliği ve lezzetin büyük ölçüde kokudan geldiği, ölçümlerle desteklenen bulgular.
Ağrı konusunda, ağrının doku hasarının basit bir ölçüsü olmadığı ve sinir sisteminin ağrı sinyalini omurilikte ve beyinde ayarlayabildiği geniş kabul görüyor. Ama bu genel resmin ayrıntıları, özellikle süregen ağrının nasıl yerleştiği ve neden bazı insanlarda iyileşmeden sonra bile sürdüğü, hâlâ yoğun biçimde araştırılıyor. Ayna kutusu gibi çarpıcı fikirlerin kontrollü kanıtı zayıf; savaş yaraları gibi ünlü gözlemler ise tarihsel ve karıştırıcılara açık.
Koku ve tatta en büyük belirsizlikler ölçmede. Kaç koku ayırt edebildiğimiz sorusu, yöntemine göre büyük ölçüde değişen cevaplar veriyor; kokuların uyandırdığı anıların özelliği ve tat duyarlılığındaki bireysel farklar da çoğunlukla küçük ve birbirinden farklı yöntemler kullanan çalışmalara dayanıyor.
Uzun süren ya da nedeni bilinmeyen bir ağrı, ani ya da geçmeyen bir koku kaybı, kendi kendine yorumlanacak bir belirti değil; bunları bir hekimle konuşmak gerekiyor.
Ece ve ailesi, parmak ucu deneyi, biber ile nane, dirsek, kaşıntı, maçtaki futbolcu, diş hekimi, tatlı sofrası, kaza sonrası kolunu kaybeden adam, anneannenin bahçesi ve brokoli sofrası gündelik sahnelerden kurgulandı; ağrısız doğan çocuklar, savaş yaralıları, kapı kontrol kuramı, beyin sapı uyarımı, plasebo ve ayna kutusu çalışmaları, okşama lifleri, ten tene bakım, pandemi sonrası koku kaybı ve trilyon koku tartışması araştırma kayıtlarından.
Uygulama
Kendin dene
Özet
Aklında kalsın
Deride dokunuşa, basınca, titreşime, sıcağa ve soğuğa duyarlı farklı algılayıcılar vardır; bedenin bölgeleri, algılayıcıların sıklığına ve beyinde ayrılan alana göre çok farklı duyarlılıktadır.
Ağrı, doku hasarının doğrudan bir ölçüsü değil, nosisepsiyon sinyalinin sinir sistemi tarafından yorumlanmasıdır; aynı yara, anlamına, dikkate ve beklentiye göre çok farklı ağrılar üretebilir.
Kapı kontrol kuramı, ağrı sinyallerinin omurilikte dokunma ve beyinden inen sinyallerle ayarlanabildiğini öne sürerek ağrı araştırmalarını değiştirdi; genel fikri geniş kabul görür, ayrıntıları ise sonradan düzeltilmiştir.
Hayalet uzuv, ağrının hasarlı bir doku olmadan da beyindeki beden haritası üzerinden üretilebildiğini gösterir; ağrısız doğan çocuklar ise ağrının bedeni koruyan bir uyarı sistemi olduğunu hatırlatır.
Koku ve tat, molekülleri tanıyan iki kimyasal duyudur; lezzet dediğimiz deneyimin büyük kısmı kokudan gelir ve dilin farklı bölgelerine farklı tatlar atayan harita bir efsanedir.
Sıradaki ders
Sonraki derse köprü
Bu derste ağrının, aynı doku sinyalinden yola çıkarak çok farklı deneyimler üretebildiğini gördük: bir askerde dayanılabilir, bir sivilde dayanılmaz; plasebo hapı içen birinde azalan, maçın sonuna kadar fark edilmeyen. Bu farkların ortak bir kaynağı var. Kişinin ne beklediği, yaşadığını neyin içine yerleştirdiği ve geçmişten ne bildiği, algının kendisine karışıyor.
Bu karışma ağrıyla sınırlı değil. Gürültülü bir telefonda yarım duyduğumuz bir cümleyi, ne söyleneceğini bildiğimizde rahatça anlıyoruz; loş bir koridorda aynı gölge, beklediğimiz kişiye ya da bir yabancıya dönüşebiliyor. Modülün geri kalanı bu yönü ele alıyor ve ilk adımı, duyulardan gelen bilginin yukarıdan, bilgi ve beklentiden gelen bilgiyle nasıl buluştuğunu belirsiz uyaranlar üzerinden incelemek: yukarıdan aşağı işleme ve beklenti.
Anlamadığın bir yer mi var?
Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.