Yakınlık, benzerlik, süreklilik ve kapanma ilkelerini görsel tasarım örneklerinde bulur.
Temel Psikoloji Akademisi — M05, Duyum ve algı · 2.667 kelime · 17 örnek durum · 3 kanıt kartı · ≈ 12 dk okuma · 18 dk dinleme
Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Görme sistemi sahneyi önce şekil ve zemin olarak ayırır; bir kenar, ona sahip olan şekle aittir ve aynı çizgi farklı biçimde sahiplendiğinde bambaşka bir nesne görülebilir.
Parçalar birkaç ilkeye göre gruplanır: yakınlık, benzerlik, iyi süreklilik, kapanma ve ortak yazgı; son yıllarda ortak bölge ve bağlantılılık gibi yeni ilkeler de eklenmiştir.
Bu ilkeler kesin yasalar değil, sık izlenen eğilimlerdir; birbirleriyle çatışabilirler ve hangisinin ağır basacağı göreli güçlerine, bakanın dikkatine ve deneyimine bağlıdır.
Yakınlık gibi bazı ilkeler nicel deneylerle ölçülmüş ve gruplamanın görece uzaklıklarla düzenli biçimde değiştiği gösterilmiştir; bebeklerde bazı ilkeler çok erken, bazıları ise aylar içinde ortaya çıkar.
Tasarımda bu ilkeler hem araç hem tuzaktır: bir tabelada, bir formda ya da bir ilaç dolabında yanlış bir gruplama önerisi, yazılı hiçbir bilgi yanlış olmadığı hâlde insanları hataya sürükleyebilir.
Açılış
Açılış sahnesi
Ayşe, yeni açılan bir metro istasyonunun yeraltı koridorunda acele ediyor. Duvarda büyük bir yön tabelası var: solda alt alta üç çıkışın adı yazılı, sağda alt alta üç ok. Ama oklar, satırların hizasına değil, satırların arasındaki boşluklara denk gelecek biçimde yerleştirilmiş. Üstelik en üstteki ok, ilk çıkışın adına değil, ikinci çıkışın adına biraz daha yakın.
Ayşe, hastanenin olduğu çıkışı arıyor. Adını tabelada buluyor, gözünü hemen yanındaki en yakın oka kaydırıyor ve o yöne yürüyor. On dakika sonra kendini yanlış meydanda buluyor. Geri döndüğünde tabelaya yeniden bakıyor ve bu kez okların aslında başka bir sıraya göre yerleştirildiğini fark ediyor. Tabelada yazan her şey doğruydu. Yanlış olan, hangi okun hangi isme ait olduğunu söyleyen şeydi; ve o şey tabelada yazılı değildi, tabelanın düzeninden okunuyordu.
Akşam bir arkadaşı, aynı tabelada başka iki yolcunun da yanlış yöne gittiğini söylüyor. Tabelayı tasarlayan kişi, okları istediği gibi yerleştirmiş; ama yolcuların gözü onları başka biçimde bir araya getirmiş.
Yol haritası
Bu derste ne olacak
M01-D04, yirminci yüzyılın başında algının parçalardan değil bütünlerden başladığını savunan bir okulun doğuşunu, iyi biçim ilkesini ve bu okulun düşünme ve öğrenme üzerine fikirlerini anlatmıştı. Önceki ders ise birlikte hareket eden ışık noktalarının tek bir beden olarak görüldüğünü göstermişti. Bu ders, o okulun bıraktığı en kalıcı mirasa, görme sisteminin sahnedeki parçaları birbirine bağlarken kullandığı ilkelere odaklanıyor.
Önce bir görüntüde nesnenin arka plandan nasıl ayrıldığına bakacağız. Sonra parçaları gruplayan ilkeleri tek tek, gündelik tasarım örnekleri üzerinden tanıyacağız. Ardından bu ilkelerin yalnızca betimlenmekle kalmayıp nasıl ölçüldüğüne, birbirleriyle çatıştıklarında ne olduğuna ve son yıllarda listeye eklenen yeni ilkelere geçeceğiz.
Sıfır noktası
Bir sahneye baktığımızda gördüğümüz şey dağınık renk ve parlaklık lekeleri değil, nesnelerdir. Ama retinaya düşen görüntüde, hangi lekenin hangi nesneye ait olduğunu söyleyen bir etiket yoktur. Görme sistemi bu etiketleri kendisi koyar.
Yaygın yanlış"Gestalt ilkeleri, her durumda aynı sonucu veren kesin algı yasalarıdır."
Doğrusu
İlkelerin adı "yasa" olarak geçse de, bunlar algının sık izlediği eğilimlerdir. Aynı sahnede iki ilke farklı gruplamalar önerebilir; hangisinin ağır basacağı, ilkelerin göreli gücüne, bakanın dikkatine ve deneyimine bağlıdır. Bu yüzden bir tasarımcı ilkeleri bir formül gibi uygulayamaz; tasarımını gerçek insanlarla sınamak zorundadır.
Mekanizma
Yakınlık
Benzerlik
Süreklilik ve kapanma
Ortak yazgı
İleri katman
Usta katmanı
Listeye eklenen yeni ilkeler
Gestalt okulunun önderleri gruplama ilkelerini yirminci yüzyılın başında tanımladı. Yüzyılın sonunda, aynı yaklaşımla çalışan araştırmacılar listeye yeni ilkeler ekledi.
İlkeler gelişir mi, kültüre göre değişir mi?
Yaygın yanlış"Gruplama ilkeleri bütün insanlarda doğuştan ve tamamen aynıdır."
Doğrusu
Bazı gruplama eğilimleri çok erken ve çok geniş bir kesimde görülüyor; ama hepsi doğuştan hazır değil ve hepsi aynı güçte de değil. Bebekler bazı ilkeleri aylar içinde edinir, uzmanlar kendi alanlarının görüntülerinde acemilerden farklı gruplar görür. Kültürler arası karşılaştırmalar da, bir sahnenin bütününe ya da tek tek nesnelerine ne kadar dikkat edildiğinin topluluktan topluluğa değişebildiğini düşündürüyor; bu tartışmaya kültür modülünde, M15'te döneceğiz.
Yaygın yanlış"Gestalt ilkeleri yalnızca görme için geçerlidir."
Doğrusu
İlkeler en çok görsel örneklerle anlatılır, ama işitmede de benzer eğilimler var. Bir konserde yüksek ve alçak notalar hızla ardı ardına çalındığında, kulak onları tek bir ezgi olarak değil, biri yüksek biri alçak iki ayrı ezgi olarak duymaya başlar; perdesi birbirine yakın sesler, tıpkı birbirine yakın noktalar gibi bir arada gruplanır. Kalabalık bir odada bir arkadaşının sesini öbür seslerden ayırabilmen de, işitme sisteminin sesleri kaynaklarına göre gruplamasına dayanıyor. Bu konuya M05-D09'da döneceğiz.
Kanıtın sınırı
Gruplama ilkelerinin kendisi, algı psikolojisinin en eski ve en geniş kabul gören gözlemleri arasında. Yakınlık, benzerlik, süreklilik, kapanma ve ortak yazgının algıyı biçimlendirdiği, hem etkileyici örneklerle hem de son on yıllarda nicel deneylerle gösterildi; bu ilkeler bugün arayüz tasarımından harita yapımına kadar pek çok alanda uygulanıyor.
Tartışma, ilkelerin nereden geldiği ve nasıl birleştiğiyle ilgili. Gestalt okulu bu ilkeleri beynin doğuştan getirdiği düzenleme eğilimleri olarak görüyordu; bugün ise pek çok araştırmacı, onları görme sisteminin çevredeki istatistiksel düzenlilikleri öğrenmesinin bir sonucu olarak yorumluyor: gerçek dünyada birbirine yakın, benzer ya da birlikte hareket eden parçalar gerçekten de çoğu zaman aynı nesneye ait. İki yorum birbirini dışlamıyor ve hangi ilkenin ne kadar doğuştan, ne kadar öğrenilmiş olduğu ilkeden ilkeye değişiyor olabilir.
İlkelerin birbirleriyle çatıştığında hangisinin ağır basacağını önceden kesin olarak söyleyen genel bir kuram henüz yok. Yakınlık gibi bazı ilkeler nicel olarak iyi betimlenmiş; ama ilkelerin bir arada nasıl tartıldığı büyük ölçüde açık bir soru.
Ayşe'nin metro tabelası, duraktaki kuyruk, yarım kalan çizim, başvuru formu, sunum grafiği, ilaç dolabı, kablolar, ana ekran, yönetim şeması ve kalabalık slayt tasarımın gündelik hayattaki yüzünü göstermek için kurgulandı; nokta ızgarası deneyleri, bebek çalışmaları, dikkat deneyleri ve takımyıldız gruplamalarındaki kültürel farklar ise araştırma ve belgelere dayanıyor.
Uygulama
Kendin dene
Özet
Aklında kalsın
Görme sistemi sahneyi önce şekil ve zemin olarak ayırır; bir kenar, ona sahip olan şekle aittir ve aynı çizgi farklı biçimde sahiplendiğinde bambaşka bir nesne görülebilir.
Parçalar birkaç ilkeye göre gruplanır: yakınlık, benzerlik, iyi süreklilik, kapanma ve ortak yazgı; son yıllarda ortak bölge ve bağlantılılık gibi yeni ilkeler de eklenmiştir.
Bu ilkeler kesin yasalar değil, sık izlenen eğilimlerdir; birbirleriyle çatışabilirler ve hangisinin ağır basacağı göreli güçlerine, bakanın dikkatine ve deneyimine bağlıdır.
Yakınlık gibi bazı ilkeler nicel deneylerle ölçülmüş ve gruplamanın görece uzaklıklarla düzenli biçimde değiştiği gösterilmiştir; bebeklerde bazı ilkeler çok erken, bazıları ise aylar içinde ortaya çıkar.
Tasarımda bu ilkeler hem araç hem tuzaktır: bir tabelada, bir formda ya da bir ilaç dolabında yanlış bir gruplama önerisi, yazılı hiçbir bilgi yanlış olmadığı hâlde insanları hataya sürükleyebilir.
Sıradaki ders
Sonraki derse köprü
Bu derste, retinaya düşen dağınık parçalardan görme sisteminin nesneleri nasıl bir araya getirdiğini gördük. Ama bir nesne bir kez bulunduktan sonra da işin bitmesi gerekmiyor. Odada sana doğru yürüyen bir arkadaşının retinadaki görüntüsü her adımda büyüyor; yine de onun boyunun uzadığını düşünmüyorsun.
Masadaki bir tabağın retinadaki görüntüsü, ona yukarıdan bakarken bir daire, yandan bakarken yassı bir elips; yine de tabağın biçiminin değiştiğini görmüyorsun. Beyaz bir kâğıt, güneş ışığında ve loş bir lambanın altında retinaya çok farklı ışıklar gönderiyor; yine de iki durumda da beyaz görünüyor. Görüntü sürekli değişirken nesnenin aynı kalması, görme sisteminin bağlamı hesaba katan bir başka başarısı. Sonraki ders bu başarıyı açıyor: algısal değişmezlik.
Anlamadığın bir yer mi var?
Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.