M05-D01
Psikofizik: eşik ve Weber yasası
Mutlak ve fark eşiğini tanımlar ve Weber oranının gündelik karşılıklarını bulur.
Temel Psikoloji Akademisi — M05, Duyum ve algı · 3.273 kelime · 16 örnek durum · 3 kanıt kartı · ≈ 15 dk okuma · 22 dk dinleme
Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Mutlak eşik, bir uyaranın hiç uyaran olmayan bir durumdan ayırt edilebildiği en düşük şiddettir; fark eşiği ise iki uyaranın farklı olduğunun fark edilebildiği en küçük farktır. İkisi de, uyaranın denemelerin yarısında fark edildiği nokta olarak tanımlanır.
Eşik keskin bir çizgi değil, bir olasılıktır: şiddet arttıkça fark etme olasılığı S biçimli bir psikometrik eğri boyunca yavaşça yükselir; bunun nedeni sinir sistemindeki gürültü ve denemeden denemeye değişen dikkat ve beklentidir.
Eşik, sınırlar, sabit uyaranlar ve ayarlama yöntemleriyle ölçülür; her yöntemin hız, ayrıntı ve beklenti etkilerine karşı dayanıklılık bakımından farklı güçlü ve zayıf yanları vardır.
Weber yasasına göre fark eşiği, karşılaştırılan uyaranın büyüklüğüyle orantılıdır; bu oran duyudan duyuya değişir ve orta şiddetlerde iyi çalışırken uçlarda bozulur. Ekmekteki tuzun kademeli azaltılması ile küçülen paketler aynı bilginin iki farklı kullanımıdır.
Duyum büyüklüğü uyaran şiddetiyle çoğu zaman doğrusal büyümez: Fechner yasası logaritmik bir ilişki, üs yasası ise duyudan duyuya değişen bir üs önerir; parlaklıkta duyum şiddetten yavaş, ağrıya yakın uyaranlarda hızlı büyür.
Açılış sahnesi
Elif, bir hastanenin işitme bölümünde, kapısı kalın ve kapandığında dış dünyanın sesini tamamen yutan küçük bir kabinde oturuyor. Kulaklarında büyük bir kulaklık, elinde bir düğme. Teknisyen camın arkasından talimatı veriyor: "Bir bip sesi duyduğun anda düğmeye bas. Ne kadar kısık olursa olsun."
İlk sesler kolay; net, temiz, rahatça duyuluyor. Sonra sesler kısılmaya başlıyor. Bir noktada Elif emin olamıyor. Kulağında bir şey çınladı mı, yoksa kendi kan akışının sesini mi duyuyor? Bir keresinde düğmeye basıyor ve teknisyenin ekranında o anda hiçbir ses gönderilmediği görünüyor. Bir başka seferde teknisyen bir ses gönderiyor ama Elif hiçbir şey duymuyor.
Test bittiğinde Elif teknisyene soruyor: "Peki benim duyabildiğim en kısık ses hangisiydi?" Teknisyen gülümsüyor: "Tek bir ses yok. Belli bir kısıklıkta sesleri bazen duydun, bazen duymadın. Senin eşiğin, sesleri yarı yarıya duyduğun nokta."
Elif, duyabildiği ile duyamadığı arasında keskin bir çizgi olacağını sanıyordu. Oysa çizgi yerine bir geçiş bölgesi vardı. Bu ders, o geçiş bölgesinin nasıl ölçüldüğünü ve ondan ne öğrenilebildiğini anlatıyor.
Bu derste ne olacak
M01-D02, psikolojinin laboratuvara ilk girişini anlatırken psikofiziği tanıtmış ve fark edilebilen değişimin başlangıç şiddetiyle orantılı olduğu ilişkinin birçok duyuda orta şiddetlerde iyi bir yaklaşıklık verdiğini anlatmıştı. Bu ders o ilişkiyi tarihsel bir başlangıç olarak değil, bugün hâlâ kullanılan bir ölçme aracı olarak ele alıyor.
Duyum ve algı modülünün bu ilk dersinde önce iki temel soruyu ayıracağız: bir şeyi fark etmek için ne kadar uyaran gerekir ve iki şeyin farklı olduğunu fark etmek için ne kadar fark gerekir? Sonra bu soruların cevaplarının laboratuvarda nasıl ölçüldüğüne bakacağız. Ardından bu ölçümlerden çıkan yasalara ve onların gündelik hayattaki izlerine geçeceğiz. Son bölümde, Elif'in kabinde yaşadığı belirsizliğin, eşiği ölçmeyi neden beklenenden daha zor kıldığını tartışacağız.
Sıfır noktası
İki tanımda da "yarısında" ifadesi dikkat çekici. Bu ifade, eşiğin kişide sabit bir çizgi değil, bir olasılık olduğunu kabul ediyor.
Yaygın yanlış"Eşik, altında hiçbir şeyin algılanmadığı, üstünde her şeyin algılandığı keskin bir çizgidir."
Aynı kişi, aynı uyaranı farklı denemelerde bazen fark eder, bazen etmez. Sinir sisteminde her zaman bir miktar kendiliğinden etkinlik, yani gürültü vardır; zayıf bir sinyal bu gürültünün içinde kaybolabilir. Dikkat, yorgunluk ve beklenti de her denemede biraz farklıdır. Bu yüzden şiddet arttıkça fark etme olasılığı birden sıfırdan yüze sıçramaz, yavaşça yükselir. Eşik, bu yükselişin ortasındaki bir noktaya verilmiş addır.
Mekanizma
Eşik nasıl ölçülür
Psikofiziğin kurucuları, eşiği ölçmek için bugün de kullanılan üç temel yöntem geliştirdi.
Birincisi sınırlar yöntemi. Uyaran, açıkça fark edilemeyecek kadar zayıf bir düzeyden başlayarak adım adım güçlendirilir ve kişinin ilk kez "fark ettim" dediği nokta kaydedilir; sonra açıkça fark edilen bir düzeyden başlayarak adım adım zayıflatılır ve "artık fark etmiyorum" dediği nokta kaydedilir. Bu dizilerin ortalaması eşik olarak alınır. Yöntem hızlıdır; ama kişi dizinin yönünü bildiği için, "artık bir şey duyacağım" beklentisi ya da aynı cevabı vermeyi sürdürme alışkanlığı sonuçları kaydırabilir. Yukarı ve aşağı dizilerin ortalamasını almak bu iki eğilimi kısmen dengeler.
İkincisi sabit uyaranlar yöntemi. Araştırmacı eşiğin çevresine düşeceğini tahmin ettiği beş ile dokuz arasında şiddet düzeyi seçer. Bu düzeylerin her biri, kişinin sırasını tahmin edemeyeceği biçimde rastgele karıştırılarak onlarca kez sunulur. Her düzey için kişinin "fark ettim" deme oranı hesaplanır. Yöntem yavaştır, ama beklenti etkilerini büyük ölçüde ortadan kaldırır ve en ayrıntılı veriyi üretir.
Üçüncüsü ayarlama yöntemi. Kişi uyaranın şiddetini bir düğmeyle kendisi değiştirir; örneğin bir ışığı tam fark edilebildiği noktaya kadar kısar ya da bir sesi bir başka sesle aynı yükseklikte duyulana kadar ayarlar. Yöntem hızlıdır ve kişiye doğal gelir; ama kişinin ayarlama alışkanlıkları sonuca karışabilir.
Weber oranı
Fark eşiği üzerine yapılan ilk sistemli ölçümler, şaşırtıcı bir düzenlilik ortaya koydu: fark edilebilir en küçük fark, karşılaştırılan uyaranın büyüklüğüyle birlikte büyüyor ve ikisinin oranı belirli bir duyu ve belirli bir koşul için yaklaşık sabit kalıyor.
Weber oranı duyudan duyuya büyük farklılık gösterir ve tam değeri, ölçüm koşullarına ve kaynağa göre değişir. Ağırlık için yaklaşık yüzde iki gibi bir değer sık anılır: bir kiloluk bir yükte yaklaşık yirmi gramlık bir artış fark edilebilirken, on kiloluk bir yükte aynı fark edilebilirlik için yaklaşık iki yüz gram gerekir. Seslerin perdesinde oran çok daha küçük, binde birkaç düzeyindedir: eğitimli bir kulak, belirli bir notanın frekansında yalnızca bir iki titreşimlik farkı ayırt edebilir. Tat ve koku gibi kimyasal duyularda ise oranlar çok daha büyüktür.
Ölçek nasıl büyür
Fark eşiğinin büyüklükle orantılı olması, psikofiziğin kurucularından birini daha büyük bir iddiaya götürdü. Fark edilebilir en küçük farkı duyumun eşit birimleri olarak sayarsak, duyumun büyüklüğü uyaranın şiddetinin logaritmasıyla artmalıydı.
Bu yasa, Weber oranını varsayım olarak alıp üzerine bir ölçek kuruyordu. Yaklaşık bir asır sonra başka bir araştırmacı farklı bir yol izledi: insanlara doğrudan, bir uyaranın ne kadar güçlü geldiğini bir sayıyla söylemelerini istedi.
Yaygın yanlış"Duyduğumuz şiddet, uyaranın fiziksel şiddetiyle doğru orantılıdır; iki kat güçlü ses, iki kat yüksek duyulur."
İlişki duyudan duyuya değişiyor ve çoğu zaman doğrusal değil. Ses enerjisini iki katına çıkarmak, bir sesi iki kat yüksek duyurmaktan çok uzaktır; iki kat yüksek duyulan bir ses için enerjinin çok daha fazla artması gerekir. Bir ışığı ya da sesi ölçen bir alet ile onu algılayan bir insan, aynı değişime çok farklı büyüklükler biçer.
Usta katmanı
Eşiğin altında ne olur?
Eşiğin bir olasılık olduğunu kabul etmek, ilginç bir soruya kapı açar: denemelerin yarısından azında fark edilen, yani eşiğin altında kalan bir uyaran, kişiyi yine de etkileyebilir mi?
Yaygın yanlış"Eşik altı mesajlarla insanların davranışları gizlice yönetilebilir."
Laboratuvarda bir uyaranın eşiğin altında kalması, onun hiç işlenmediği anlamına gelmez; çok kısa gösterilen bir sözcük, hemen ardından gelen benzer bir sözcüğün tanınmasını milisaniyeler düzeyinde hızlandırabilir. Ama bu küçük ve kısa ömürlü etkiler, bir insanı istemediği bir ürünü almaya ya da inanmadığı bir şeye inanmaya yöneltmez. Eşik altı mesajlar içeren kaset ve uygulamaların özgüveni ya da belleği artırdığını sınayan kontrollü çalışmalar, mesajı içeren ve içermeyen kayıtlar arasında bir fark bulamadı; değişim yaşayanlar, hangi kaydı dinlediklerine değil, hangi kaydı dinlediklerini sandıklarına göre değişim bildirdi.
Eşik sabit mi?
Kanıtın sınırı
Psikofiziğin temel bulguları, psikolojinin en sağlam ve en uzun ömürlü bulguları arasında. Psikometrik eğrinin biçimi, Weber oranının orta şiddetlerdeki yaklaşık sabitliği ve duyum büyüklüğünün uyaran şiddetiyle doğrusal olmayan ilişkisi, farklı duyularda ve farklı ülkelerde, Weber'in ağırlık deneylerinden bu yana defalarca bulundu. Bu bulgular bugün işitme testlerinden göz muayenesine, ses sıkıştırmadan gıda üretimine kadar pek çok uygulamaya temel oluşturuyor.
Bu yasaların ne kadar genel olduğu ise açık bir soru. Weber oranı çok zayıf ve çok güçlü uyaranlarda tutmuyor. Fechner yasası ile üs yasası arasındaki tartışma, kısmen hangi ölçme yönteminin duyumun "gerçek" biçimini yansıttığı sorusuna dayanıyor ve bu soru tam olarak çözülmüş değil. Sayı vererek yapılan tahminlerin, insanların sayı kullanma alışkanlıklarından ne kadar etkilendiği de tartışılıyor.
En önemli sınır ise eşiğin kendisiyle ilgili. Klasik eşik ölçümleri, kişinin duyarlılığını onun cevap verme eğiliminden ayıramıyor. Aynı duyarlılığa sahip iki kişiden "evet" demeye daha istekli olanın eşiği daha düşük görünebilir. Bu sorun, psikofiziği yirminci yüzyılın ortasında yeni bir çerçeveye taşıdı.
Elif'in işitme testi ve televizyon, paket, şeker, koro, parfüm, telefon, boya ve indirim örnekleri gündelik ölçekte yazılmış sahneler; eşik ölçme yöntemleri, psikometrik eğri, büyüklük tahmini çalışmaları, ekmekteki tuzun kademeli azaltılması ve eşik altı reklam iddiasının akıbeti ise belgelenmiş kaynaklara dayanıyor.
Kendin dene
Aklında kalsın
Mutlak eşik, bir uyaranın hiç uyaran olmayan bir durumdan ayırt edilebildiği en düşük şiddettir; fark eşiği ise iki uyaranın farklı olduğunun fark edilebildiği en küçük farktır. İkisi de, uyaranın denemelerin yarısında fark edildiği nokta olarak tanımlanır.
Eşik keskin bir çizgi değil, bir olasılıktır: şiddet arttıkça fark etme olasılığı S biçimli bir psikometrik eğri boyunca yavaşça yükselir; bunun nedeni sinir sistemindeki gürültü ve denemeden denemeye değişen dikkat ve beklentidir.
Eşik, sınırlar, sabit uyaranlar ve ayarlama yöntemleriyle ölçülür; her yöntemin hız, ayrıntı ve beklenti etkilerine karşı dayanıklılık bakımından farklı güçlü ve zayıf yanları vardır.
Weber yasasına göre fark eşiği, karşılaştırılan uyaranın büyüklüğüyle orantılıdır; bu oran duyudan duyuya değişir ve orta şiddetlerde iyi çalışırken uçlarda bozulur. Ekmekteki tuzun kademeli azaltılması ile küçülen paketler aynı bilginin iki farklı kullanımıdır.
Duyum büyüklüğü uyaran şiddetiyle çoğu zaman doğrusal büyümez: Fechner yasası logaritmik bir ilişki, üs yasası ise duyudan duyuya değişen bir üs önerir; parlaklıkta duyum şiddetten yavaş, ağrıya yakın uyaranlarda hızlı büyür.
Sonraki derse köprü
Elif kabinde iki tür hata yaptı: bir keresinde ses yokken düğmeye bastı, bir başka keresinde ses varken basmadı. Klasik eşik ölçümleri, bu iki hatayı birbirinden ayırmadan tek bir sayıya, eşiğe çeviriyordu. Ama iki hata aynı şeyi söylemiyor. Ses yokken düğmeye basmak, belki de Elif'in "duydum" demeye ne kadar hazır olduğunu gösteriyor; ses varken basmamak ise belki de gerçekten duyamadığını.
Bir radar operatörünün ekranda bir uçağı fark etmesi, bir radyoloğun bir görüntüde küçük bir lekeyi görmesi ya da bir güvenlik görevlisinin bir bavulda tehlikeli bir nesneyi bulması da aynı ikilemi taşıyor: bir sinyali gerçekten algılayabilme yeteneği ile "orada bir şey var" deme kararı. Sonraki ders, bu ikisini birbirinden ayırarak ölçmeyi mümkün kılan çerçeveyi açıyor: sinyal algılama kuramı.
Anlamadığın bir yer mi var?
Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.