İçeriğe geç

M04-D04

Hormonlar ve davranış

Hormonların davranışı belirlemek yerine olasılığını değiştirdiğini kortizol ve testosteron örnekleriyle açıklar.

Temel Psikoloji Akademisi — M04, Biyolojik psikoloji · 2.832 kelime · 16 örnek durum · 4 kanıt kartı · ≈ 13 dk okuma · 19 dk dinleme

Klinik tarafı Terapi Akademisi’nde: S01-P01-D06

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Hormonlar kanla taşınan ve yalnızca uygun alıcıları taşıyan hücreleri etkileyen kimyasal habercilerdir; davranışı belirlemekten çok, belirli davranışların olasılığını değiştirirler.

Testosteron ile saldırganlık arasındaki ilişki tutarlı ama zayıftır; testosteron saldırganlıktan çok statü elde etmeye yönelik davranışlarla ilişkili olabilir ve bu davranışların biçimi duruma ve kültüre bağlıdır.

Hormonlar, gelişimin kritik dönemlerinde beyni kalıcı olarak şekillendiren organize edici etkiler ve o anda davranışı geçici olarak etkileyen etkinleştirici etkiler gösterebilir.

Hormonlar ile davranış arasındaki ilişki iki yönlüdür: rekabet, ebeveynlik ve sosyal deneyimler de hormon düzeylerini değiştirir; ve hormonlar hakkındaki inançlar, hormonların kendisinden bağımsız olarak davranışı etkileyebilir.

"Aşk hormonu" diye bilinen oksitosinin insanlarda güveni artırdığına dair ünlü bulgu tekrarlanamadı; hormon araştırmalarındaki birçok çarpıcı bulgu, büyük ve ön kayıtlı çalışmalarda küçüldü ya da kayboldu.

Açılış sahnesi

İsviçre'de bir laboratuvarda, yüzü aşkın kadın gönüllü bir deneye katılıyor. Her birinin dilinin altına bir doz veriliyor: yarısında erkeklik hormonu olarak bilinen testosteron, yarısında hiçbir etkin madde yok. Ne gönüllüler ne de deneyi yürütenler kimin hangi maddeyi aldığını biliyor.

Birkaç saat sonra gönüllüler bir pazarlık oyunu oynuyor. Ellerindeki bir miktar parayı bir yabancıyla nasıl paylaşacaklarını teklif ediyorlar; teklif reddedilirse ikisi de hiçbir şey alamıyor. Yaygın inanç belliydi: testosteron insanları saldırgan, bencil ve rekabetçi yapar. Testosteron alanlar daha cimri teklifler yapmalıydı.

Sonuç tam tersi çıktı. Gerçekten testosteron alan kadınlar, ortalama olarak daha adil teklifler yaptı. Ama deneyden sonra kendilerine hangi maddeyi aldıklarını düşündükleri sorulduğunda, testosteron aldığına inanan kadınlar, gerçekte hangisini almış olurlarsa olsunlar, daha cimri teklifler yapmıştı.

Hormonun kendisi bir yöne, hormon hakkındaki inanç ise tam ters yöne itmişti.

Bu derste ne olacak

Önceki ders, sıçanlarda annelik bakımının stres hormonuna yanıt veren sistemi kalıcı biçimde değiştirebildiğini gösterdi. Bu ders hormonların kendisine ve davranışla ilişkilerine bakıyor.

Terapi tarafında S01-P01-D06 stres yanıtını, kortizolü ve hipotalamustan böbrek üstü bezlerine uzanan hormon zincirini anlattı; tek bir kortizol ölçümünün neden ruhsal durumu göstermediğini de tartıştı. Bu ders o konuları yeniden anlatmayacak. Buradaki soru daha genel: bir hormon bir davranışı kendisi mi yaratır, yoksa davranışın zeminini biraz mı eğer?

Önce hormonların ne olduğuna ve beyinle nasıl konuştuğuna bakacağız. Sonra en çok konuşulan hormon olan testosteronu ve saldırganlıkla ilişkisini inceleyeceğiz. Ardından hormonlar ile davranış arasındaki ilişkinin iki yönlü olduğunu, davranışın da hormonları değiştirdiğini göreceğiz. Son olarak "aşk hormonu" diye ünlenen oksitosinin hikâyesine ve hormon araştırmalarının kanıt durumuna bakacağız.

Testosteron ve pazarlık deneyi, oksitosin çalışmaları ve babalık araştırmaları yayımlanmış kaynaklardan; sınav, spor ve aile örnekleri, hormon ile davranış arasındaki farklı ilişki türlerini göstermek için kurgulandı.

Sıfır noktası

Kandaki haberciler

Mekanizma

Testosteron ve saldırganlık

Yaygın yanlış"Testosteron saldırganlığın nedenidir; testosteronu yüksek olan insanlar saldırgan olur."
Doğrusu

Testosteron ile saldırganlık arasındaki ilişki zayıftır ve testosteronu yüksek olan insanların büyük çoğunluğu saldırgan değildir. Hayvan çalışmaları ve insan deneyleri, testosteronun saldırganlıktan çok, statü elde etmeye ve korumaya yönelik davranışlarla ilişkili olabileceğini düşündürüyor. Statü bir toplulukta saldırganlıkla kazanılıyorsa testosteron saldırganlığı, cömertlik ya da yetkinlikle kazanılıyorsa bu davranışları kolaylaştırabilir. Açılıştaki pazarlık deneyinde adil teklifin, kabul görmek ve saygınlık kazanmak için daha iyi bir yol olması bu yorumla uyumlu.

Davranış da hormonu değiştirir

Hormonlar ile davranış arasındaki ilişki tek yönlü değil. Davranış, yaşantılar ve sosyal durumlar da hormon düzeylerini değiştiriyor.

Yaygın yanlış"Hormon düzeyi davranışı belirler; ilişki hep hormondan davranışa doğru işler."
Doğrusu

Hormon düzeyleri ile davranış arasında bir ilişki bulunduğunda, okun yönü çoğu zaman belirsizdir. Rekabet testosteronu, ebeveynlik bakımı ve yakın ilişkiler başka hormonları, bir tehdidi nasıl değerlendirdiğimiz ise stres hormonlarını değiştirebilir. M02-D05'te gördüğümüz ters nedensellik, hormon araştırmalarında özellikle sık karşılaşılan bir sorun. Bir hormon düzeyinin davranışın nedeni olduğunu söyleyebilmek için, hormonun deneysel olarak verildiği ve plaseboyla karşılaştırıldığı çalışmalar gerekir.

Usta katmanı

"Aşk hormonu"nun hikâyesi

Yaygın yanlış"Oksitosin aşk ve güven hormonudur; burun spreyi insanları daha güvenen ve daha sevgi dolu yapar."
Doğrusu

İnsanlarda oksitosin spreyinin güveni artırdığına dair ilk bulgular büyük ölçüde tekrarlanamadı. Üstelik bazı çalışmalar, oksitosinin kendi grubuna karşı yakınlığı artırırken, dış gruplara karşı kayıtsızlığı ya da savunmacılığı artırabileceğini bildirdi. Oksitosinin etkileri kişiye, duruma ve ilişkinin türüne göre değişiyor gibi görünüyor. İnternette satılan "güven spreyleri" gibi ürünlerin arkasında güvenilir bir kanıt yok.

Kanıtın sınırı

Hormonların davranışı etkilediği, özellikle hayvan çalışmalarında ve gelişimin kritik dönemlerinde, sağlam biçimde gösterilmiş. Tartışmalı olan, insanlarda olağan yetişkin hormon düzeylerindeki farkların ve değişimlerin davranıştaki farkları ne ölçüde açıkladığı.

İnsan hormon araştırmalarının önemli bir kısmı, tükürük ya da kandan ölçülen hormon düzeylerini davranışla ilişkilendiren gözlemsel çalışmalar. Bu çalışmalar, M02-D05'te gördüğümüz korelasyonel desenlerin bütün sınırlarını taşıyor: hormon düzeyi davranışın nedeni, sonucu ya da başka bir etkenin izi olabilir. Hormonların deneysel olarak verildiği çift kör çalışmalar daha güçlü kanıt sağlıyor, ama çoğu küçük ve etkiler duruma göre değişiyor.

Ayrıca hormon ölçümlerinin kendisi de sorunlu olabiliyor. Tükürükteki hormon düzeyleri günün saatine, uykuya, yemeğe ve örnek alma yöntemine göre değişiyor; farklı laboratuvarların ölçüm yöntemleri birbirinden farklı sonuçlar verebiliyor. Oksitosin gibi bazı hormonların kandaki düzeyinin beyindeki düzeyi ne kadar yansıttığı ise hâlâ tartışmalı.

Son olarak, hormon araştırmaları cinsiyet ve toplumsal cinsiyet tartışmalarıyla iç içe. Erkek ve kadın davranışlarındaki ortalama farkları hormonlarla açıklama çabası, bazen biyolojik bulguları, toplumsal ve kültürel etkileri göz ardı eden genellemelere dönüştürüyor. M03-D08'de gördüğümüz gibi, ortalama farklar her zaman büyük ölçüde örtüşen dağılımlarla birlikte okunmalı.

Kendin dene

Aklında kalsın

Hormonlar kanla taşınan ve yalnızca uygun alıcıları taşıyan hücreleri etkileyen kimyasal habercilerdir; davranışı belirlemekten çok, belirli davranışların olasılığını değiştirirler.

Testosteron ile saldırganlık arasındaki ilişki tutarlı ama zayıftır; testosteron saldırganlıktan çok statü elde etmeye yönelik davranışlarla ilişkili olabilir ve bu davranışların biçimi duruma ve kültüre bağlıdır.

Hormonlar, gelişimin kritik dönemlerinde beyni kalıcı olarak şekillendiren organize edici etkiler ve o anda davranışı geçici olarak etkileyen etkinleştirici etkiler gösterebilir.

Hormonlar ile davranış arasındaki ilişki iki yönlüdür: rekabet, ebeveynlik ve sosyal deneyimler de hormon düzeylerini değiştirir; ve hormonlar hakkındaki inançlar, hormonların kendisinden bağımsız olarak davranışı etkileyebilir.

"Aşk hormonu" diye bilinen oksitosinin insanlarda güveni artırdığına dair ünlü bulgu tekrarlanamadı; hormon araştırmalarındaki birçok çarpıcı bulgu, büyük ve ön kayıtlı çalışmalarda küçüldü ya da kayboldu.

Sonraki derse köprü

Bu derste hormonların davranışı, beyindeki alıcılar ve devreler üzerinden etkilediğini söyledik. Ama beyinde gerçekte neler olup bittiğini nasıl görebiliriz? Bir insan bir karar verirken, bir yüz tanırken ya da korkarken, beynin hangi bölgelerinin çalıştığını ölçmek mümkün mü?

Son on yıllarda geliştirilen yöntemler, yaşayan bir insanın beyninin etkinliğini kafatasını açmadan gözlemlemeyi sağladı ve beyin görüntülerindeki renkli lekeler gazete sayfalarını doldurdu: "aşkın merkezi bulundu", "beyindeki yalan bölgesi". Bu görüntüler gerçekte neyi ölçüyor ve renkli bir lekenin bir davranışın kanıtı olup olmadığına nasıl karar verilir? Sonraki ders bu yöntemleri ve sınırlarını anlatıyor: beyin görüntüleme yöntemleri ve sınırları.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.