Zihnin bir bilgi işleme sistemi olarak modellenmesinin hangi deneylerle ve hangi sorularla başladığını açıklar.
Temel Psikoloji Akademisi — M01, Psikolojinin doğuşu ve büyük yaklaşımlar · 2.785 kelime · 16 örnek durum · 5 kanıt kartı · ≈ 13 dk okuma · 19 dk dinleme
Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Bilişsel devrim zihni girdiyle çıktı arasında bilgiyi aşama aşama işleyen bir düzenek gibi ele aldı ve bu düzeneğin işleyişini içebakışa dönmeden, davranışın ölçülebilir izlerinden çıkardı.
Savaş yıllarının dikkat ve hata sorunları, bilgi kuramı ve bilgisayarın ortaya çıkışı bu dönüşümü hazırladı; psikoloji, dilbilim ve bilgisayar bilimi aynı soruda buluştu.
Kısa süreli bellek kapasitesinin sınırlı olduğu sağlam; ama ünlü "yedi" rakamı abartılı ve kapasite, bilginin nasıl gruplandığına sıkı sıkıya bağlı.
Bellek taraması ve zihinsel döndürme deneyleri, görünmeyen zihinsel süreçlerin tepki süresi gibi nesnel ölçülerde iz bıraktığını gösterdi.
Bilgisayar benzetmesi çok verimli bir araç oldu ama bir kimlik ifadesi değil; paralel ağ modelleri ve bedenin düşünmedeki rolünü vurgulayan yaklaşımlar onun sınırlarını gösterdi.
Açılış
Açılış sahnesi
Bir laboratuvarda katılımcının önündeki ekranda iki çizim beliriyor. İkisi de küplerden yapılmış, kollu ve kıvrık birer şekil. Soru basit: bu iki şekil aynı nesne mi, yoksa biri ötekinin ayna görüntüsü mü?
Katılımcı bir süre bakıyor ve tuşa basıyor. Bilgisayar, cevabın ne kadar sürdüğünü saniyenin binde biri inceliğinde kaydediyor.
Yüzlerce denemenin sonunda ilginç bir örüntü beliriyor. İki şekil arasındaki açı büyüdükçe cevap da düzenli olarak gecikiyor; sanki katılımcı şekillerden birini zihninde gerçekten döndürüyor ve dönüş ne kadar büyükse o kadar uzun sürüyor. Grafikte noktalar neredeyse düz bir çizgi oluşturuyor.
Katılımcıya ne yaptığı sorulduğunda "kafamda çevirdim" diyor. Ama bu cevaba gerek yok. Zihnin içinde olan biten, içebakışa başvurulmadan, yalnızca bir tuşa basma süresinden okunuyor.
Davranışçıların yarım yüzyıl boyunca bilimin dışında tuttuğu zihin, burada kendi diliyle, milisaniyelerle konuşuyordu.
Yol haritası
Bu derste ne olacak
Önceki ders (M01-D07) hümanistik psikolojinin, kişinin deneyimini psikolojiye laboratuvarın dışından geri getirme çabasını anlattı. Bu derste aynı yıllarda laboratuvarın tam içinden gelen başka bir dönüşümü izleyeceğiz.
Önce bu dönüşümü mümkün kılan dış etkenlere bakacağız: savaş yıllarının mühendislik sorunları, bilgi kuramı ve bilgisayar.
Sonra zihnin bir bilgi işleme sistemi olarak nasıl modellendiğini ve bu modelin hangi deneylerle sınandığını göreceğiz.
Ardından "devrim" sözcüğünün ne kadar yerinde olduğunu ve bilgisayar benzetmesinin nerede tıkandığını tartacağız.
Açılıştaki döndürme deneyi ve dersin araştırmaları gerçek çalışmalara dayanıyor; kontrol kulesinden alışveriş listesine kadar gündelik örneklerin kişileri ise yazara ait kurgular.
Sıfır noktası
Davranışçılık zihnin içine bakmayı yasaklamıştı, çünkü içebakış güvenilmezdi. Yeni yaklaşımın kurucuları içebakışa geri dönmedi. Onun yerine zihni, girdi ile çıktı arasında bilgiyi dönüştüren bir süreçler zinciri olarak düşündüler ve bu zincirin her halkasını davranıştan çıkarılan ölçümlerle sınadılar.
Yaygın yanlış"Bilişsel devrim davranışçılığı bir gecede ortadan kaldırdı."
Doğrusu
Dönüşüm on yıllara yayıldı ve tek bir olaya bağlanamaz. Davranışçı laboratuvarların içinde bile bilişsel kavramlar kullanan araştırmacılar vardı; önceki derste gördüğün ödülsüz labirentteki fareler bunun bir örneğiydi. Avrupa'da ise bellek ve algı üzerine bilişsel çalışmalar davranışçılığın hiç egemen olmadığı ortamlarda sürüp gitmişti. "Devrim" sözcüğü bir anı değil, ağırlık merkezinin yavaş yavaş kaymasını anlatıyor.
Mekanizma
Savaşın bıraktığı sorular
İkinci Dünya Savaşı psikologlara laboratuvarda karşılaşmadıkları sorular getirdi. Radar ekranlarını saatlerce izleyen operatörler, gürültülü telsizlerden emir alan pilotlar, karmaşık göstergeleri aynı anda okumak zorunda kalan mürettebat. Bu insanların hataları ödül ve cezayla açıklanamıyordu; dikkatin, belleğin ve karar vermenin kapasite sınırlarıyla ilgiliydi.
Aynı yıllarda iletişim mühendisliğinden gelen bir kuram, bilginin kendisini ölçülebilir hâle getirdi. Bir mesajın taşıdığı bilgi, alıcının belirsizliğini ne kadar azalttığıyla tanımlanabilirdi. Psikologlar bu dili hızla benimsedi: insan da bir iletişim kanalı olarak düşünülebilir, kapasitesi ölçülebilirdi.
Bilgisayarların ortaya çıkışı ise en güçlü benzetmeyi sağladı. Bir bilgisayar sembolleri saklıyor, kurallara göre dönüştürüyor ve sonuç üretiyordu. Zihin de böyle çalışıyorsa, onun "programını" anlamak mümkün olabilirdi.
Zihnin içini ölçmek
Yeni yaklaşımın gücü, görünmeyen zihinsel süreçler hakkında kesin, sınanabilir öngörüler üretebilmesinden geliyordu. İkinci derste (M01-D02) gördüğün tepki süresi ölçümü, bu kez çok daha incelikli sorular için kullanıldı.
Yaygın yanlış"İnsan aklında aynı anda yedi şey tutabilir."
Doğrusu
Bu cümle bir yasa gibi aktarılıyor, ama hem sayının kendisi hem de "şey" sözcüğü sorunlu. Tutulabilen öğe sayısı, öğelerin ne olduğuna, kişinin onları ne kadar iyi gruplayabildiğine ve tekrar etme fırsatı olup olmadığına göre değişiyor. Bir satranç ustası için tahtadaki bir açılış tek bir öğe; bir acemi için yirmi ayrı taş.
İleri katman
Usta katmanı
Benzetmenin gücü ve sınırı
Bilgisayar benzetmesi on yıllar boyunca son derece verimli oldu. Ama bir benzetme olarak kalmadı; bazı araştırmacılar için zihnin kendisinin tarifi hâline geldi. Bu adım tartışma yarattı.
Yaygın yanlış"Zihin tam olarak bir bilgisayardır; beyin donanım, zihin yazılımdır."
Doğrusu
Bu benzetme zihinsel süreçleri adımlara ayırmayı ve ölçmeyi kolaylaştırdı ve bu yüzden çok verimli oldu. Ama beyin bir bilgisayardan pek çok bakımdan farklı çalışıyor: işlem büyük ölçüde paralel, bellek kayıt değil yeniden kurma, öğrenme ise bağlantıların sürekli değişmesi. Benzetme bir araçtır; onu bir kimlik ifadesi olarak okumak, aracın sınırlarını unutmak demek.
Devrimin mirası
Bilişsel yaklaşım bugün psikolojinin büyük bölümünün ortak dili. Bellek, dikkat, dil, karar verme, problem çözme, hatta duygu ve sosyal ilişkiler bilgi işleme kavramlarıyla inceleniyor.
Kanıtın sınırı
Bilişsel devrimin bir "devrim" olup olmadığı tarihçiler arasında tartışmalı. Bazıları psikolojinin gerçekten yön değiştirdiğini, bazıları ise zaten var olan bilişsel ilgilerin yeni bir dil ve yeni araçlarla görünür hâle geldiğini savunuyor. Bu derste anlatılan sıra, yani savaş, bilgi kuramı, bilgisayar ve laboratuvar, öğretim için sadeleştirilmiş bir çizgi.
Tepki süresi deneyleri zihinsel süreçlerin varlığını ve bazı özelliklerini güçlü biçimde gösteriyor. Ama aynı tepki süresi örüntüsü çoğu zaman birden fazla modelle açıklanabiliyor; doğrusal bir artış bir taramayı da, sınırlı kaynakla eş zamanlı işlemeyi de yansıtıyor olabilir. Davranıştan iç süreci çıkarmak her zaman bir model seçimi gerektiriyor ve bu seçim verinin kendisinden kesin olarak okunamıyor.
Bilgi işleme modellerinin büyük kısmı, kısa süreli ve yapay laboratuvar görevlerinde geliştirildi. Bu modellerin gündelik hayattaki karmaşık, duygusal ve sosyal düşünmeyi ne kadar açıkladığı açık bir soru. Bilişsel yaklaşımın duyguyu ve bedeni uzun süre ikinci plana ittiği eleştirisi de bugün büyük ölçüde kabul görüyor.
Kısa süreli bellek kapasitesinin kesin değeri ve bu kapasitenin neyle ölçülmesi gerektiği hâlâ tartışılıyor. Bu derste verilen rakamlar kesin değerler değil, araştırmaların yaklaştığı aralıklar olarak okunmalı.
Uygulama
Kendin dene
Özet
Aklında kalsın
Bilişsel devrim zihni girdiyle çıktı arasında bilgiyi aşama aşama işleyen bir düzenek gibi ele aldı ve bu düzeneğin işleyişini içebakışa dönmeden, davranışın ölçülebilir izlerinden çıkardı.
Savaş yıllarının dikkat ve hata sorunları, bilgi kuramı ve bilgisayarın ortaya çıkışı bu dönüşümü hazırladı; psikoloji, dilbilim ve bilgisayar bilimi aynı soruda buluştu.
Kısa süreli bellek kapasitesinin sınırlı olduğu sağlam; ama ünlü "yedi" rakamı abartılı ve kapasite, bilginin nasıl gruplandığına sıkı sıkıya bağlı.
Bellek taraması ve zihinsel döndürme deneyleri, görünmeyen zihinsel süreçlerin tepki süresi gibi nesnel ölçülerde iz bıraktığını gösterdi.
Bilgisayar benzetmesi çok verimli bir araç oldu ama bir kimlik ifadesi değil; paralel ağ modelleri ve bedenin düşünmedeki rolünü vurgulayan yaklaşımlar onun sınırlarını gösterdi.
Sıradaki ders
Sonraki derse köprü
Bilişsel devrim zihni bir bilgi işleme sistemi olarak kurarken üç şeyi büyük ölçüde parantez içine aldı: zihnin içinde çalıştığı beyni ve bedeni, insanı bugünkü hâline getiren uzun evrim tarihini ve düşünmenin içinde biçimlendiği kültürü.
Modülün son derslerinden biri bu üç parantezi açıyor. Bugün psikolojide tek bir okul egemen değil; aynı davranış biyolojik, psikolojik, toplumsal ve kültürel düzeylerde birlikte açıklanmaya çalışılıyor ve bu düzeylerin birbirini dışlamadığı kabul ediliyor. Sonraki ders bu çağdaş çerçeveleri tanıtıyor: bugünün yaklaşımları: biyopsikososyal, evrimsel, kültürel.
Anlamadığın bir yer mi var?
Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.