Gözlenebilir davranışa sınırlanmanın hangi bilgiyi mümkün kıldığını ve neyi dışarıda bıraktığını açıklar.
Temel Psikoloji Akademisi — M01, Psikolojinin doğuşu ve büyük yaklaşımlar · 2.833 kelime · 16 örnek durum · 5 kanıt kartı · ≈ 13 dk okuma · 19 dk dinleme
Klinik tarafı Terapi Akademisi’nde: S05-P01-D02
Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Davranışçılık, hayvan zihni hakkındaki gevşek çıkarımlara ve içebakışın uzlaşmaz raporlarına tepki olarak doğdu ve psikolojinin konusunu gözlenebilir davranışla sınırladı.
Kurucu manifesto psikolojinin amacını davranışı öngörmek ve denetlemek olarak tanımladı; okulun en ünlü deneyi ise tek bir bebeğe dayanıyor ve bugün hem kanıt hem etik bakımından tartışılıyor.
Yöntemsel davranışçılık zihne bakmamayı, radikal davranışçılık ise düşünce ve duyguyu da davranış gibi incelemeyi seçti; ikisi de zihnin yokluğunu iddia etmiyordu.
Okulun araçları bugün de yaşıyor: ödül düzenlemeleri, adım adım öğretme ve koşulları değiştirerek davranışı değiştirme fikri birçok alanda güçlü kanıtla kullanılıyor.
İçgüdüsel kayma öğrenmenin biyolojik sınırlarını, dil eleştirisi ise insan üretkenliğinin pekiştirme birikimiyle açıklanamayacağını gösterdi ve okulun genel kuram olma iddiasını çökertti.
Açılış
Açılış sahnesi
Berlin, yirminci yüzyılın ilk yılları. Bir avluda kalabalık toplanmış. Ortada bir at duruyor ve sahibi ona sorular soruyor: "Üç artı iki kaç eder?" At toynağını yere beş kez vuruyor ve duruyor. Kalabalık alkışlıyor. At kesirleri de "çözüyor", takvimi de "biliyor", hatta kalabalıktaki kişilerin adlarındaki harfleri sayabiliyor.
Bir bilim kurulu atı inceliyor ve hile bulamıyor. Sahibi samimi; ata kimse işaret vermiyor gibi görünüyor.
Sonra genç bir psikolog basit bir değişiklik yapıyor. Soruyu soran kişinin cevabı bilmediği denemeler düzenliyor. At bir anda "matematiği unutuyor". Atın kendisini görmesini engelleyen bir perde konduğunda da aynı şey oluyor.
At hesap yapmıyordu. Doğru sayıya yaklaşıldığında soran kişinin farkında olmadan yaptığı minicik bir baş hareketini, bir nefes alışı, bir gerginlik çözülmesini okuyordu. Atın zekâsı gerçekti ama sanıldığı yerde değildi.
Bu hikâye, bir davranışın arkasına zihin yerleştirmenin ne kadar kolay olduğunu gösteriyor. Psikolojinin bir okulu, bu kolaylığa karşı tepki olarak bütün bir programı kurdu.
Yol haritası
Bu derste ne olacak
Önceki ders (M01-D05) psikanalizin görünen davranışın arkasında gizli bir anlam arayan tutumunu anlattı. Bu ders tam ters yönden gelen bir okulu ele alıyor.
Önce okulun neye tepki olarak doğduğunu göreceğiz: hayvan zihni hakkındaki gevşek çıkarımlara ve içebakışın kısır tartışmalarına.
Sonra kurucu manifestoyu ve onun en ünlü, en tartışmalı deneyini inceleyeceğiz.
Ardından okulun iki biçimini birbirinden ayıracağız ve yarım yüzyıl boyunca psikolojiye neler kazandırdığına bakacağız.
Son bölüm okulun sınırlarını ele alıyor: hayvanların kendi doğalarının eğitime direnmesi ve dil sorusunun okulun merkezine yönelttiği meydan okuma.
Koşullanmanın kendisi, yani öğrenmenin mekanizmaları, öğrenme modülünün (M07) konusu. Terapi Akademisi'ndeki davranışçı yaklaşımlar dersi (S05-P01-D02) ise bu geleneğin bugünkü klinik araçlarını anlatıyor. Bu ders ikisini de tekrar etmeyecek; okulun kendisine bakacak.
Avludaki at ve onu sınayan psikolog gerçek bir tarihten geliyor; dersin gündelik sahnelerindeki aileler, öğretmenler ve öğrenciler ise hayal ürünü.
Sıfır noktası
Okulun ilk kaynağı insan psikolojisi değil, hayvan araştırmalarıydı. On dokuzuncu yüzyılın sonunda hayvan zekâsı üzerine yazılanların çoğu sevimli ama denetimsiz anekdotlardan oluşuyordu: kapıyı açmayı "düşünerek" bulan kediler, sahibini "affetmeyen" köpekler.
İkinci kaynak, önceki derslerde gördüğümüz içebakış tartışmalarıydı. Eğitimli gözlemcilerin birbirine ters raporları arasında hakemlik yapılamıyorsa, belki de yanlış olan raporları psikolojinin verisi saymaktı.
Mekanizma
Manifesto
1913'te Amerikalı genç bir psikolog, bir konferansta ve ardından yayımlanan bir makalede psikolojinin yönünü değiştirmeyi önerdi.
Önerinin cazibesi açıktı. İçebakış raporları uzlaşmaz çıkıyordu; davranış ise herkesin aynı biçimde gözleyebileceği, sayabileceği ve kaydedebileceği bir şeydi. Hayvanla insan arasında da bir süreklilik kuruyordu: fare, güvercin ve insan aynı yasalarla incelenebilirdi.
En ünlü deney
Manifestonun yazarı birkaç yıl sonra, bir asistanıyla birlikte, korkunun öğrenilebileceğini göstermek için bir bebekle deney yaptı.
Yaygın yanlış"Davranışçılığın kurucusu, kendisine bir düzine sağlıklı bebek verilirse her birini istediği mesleğe yetiştirebileceğini kanıtladı."
Doğrusu
Bu ünlü cümle gerçekten yazıldı, ama bir kanıt değil bir meydan okumaydı. Yazarı aynı paragrafta açıkça "olguların ötesine geçtiğini" de söyledi. Ders kitaplarında ve sohbetlerde çoğu zaman bu çekince atılarak aktarılıyor ve bir iddia, bir bulgu gibi dolaşıyor.
Kurucunun akademik kariyeri kısa sürdü. Bir skandal yüzünden üniversiteden ayrıldı ve reklamcılığa geçti; orada da duygusal çağrışımların satın alma davranışını nasıl etkilediği üzerine çalıştı.
İki davranışçılık
Okul zamanla iki ayrı tutuma ayrıldı ve bu ayrım "davranışçılar zihni inkâr etti" türünden özetlerin neden yanlış olduğunu gösteriyor.
Yaygın yanlış"Davranışçılar zihnin ve duyguların var olmadığını söyledi."
Doğrusu
Bazı erken metinler gerçekten bu izlenimi veriyordu. Ama okulun en etkili temsilcisi duyguları ve düşünceleri açıkça kabul etti; yalnızca onları davranışın nedeni olarak değil, açıklanması gereken davranışlar olarak gördü. Ayrım küçük görünüyor ama önemli: "kızdığı için bağırdı" demek yerine, hem kızgınlığın hem de bağırmanın hangi koşullarda ortaya çıktığını sormak.
Okulun kazandırdıkları
Davranışçılık yarım yüzyıl boyunca Amerikan psikolojisine egemen oldu ve kalıcı araçlar bıraktı. Bunların en önemlisi, davranışı değiştirmek için koşulları değiştirme fikriydi.
İleri katman
Usta katmanı
Doğanın direnişi
Okulun güçlü varsayımlarından biri, öğrenme yasalarının bütün türlerde ve bütün davranışlarda aynı biçimde işlediğiydi. Bu varsayımı sarsan gözlemler, okulun yöntemlerini en iyi bilen kişilerden geldi.
Dil sorusu
Okulun en büyük meydan okuması dil oldu. Yirminci yüzyılın ortasında okulun önde gelen psikoloğu, dili de pekiştirme yoluyla öğrenilen bir davranış olarak açıklayan kapsamlı bir kitap yayımladı. Genç bir dilbilimcinin bu kitap hakkında yazdığı uzun ve sert eleştiri, psikoloji tarihinde bir dönüm noktası sayılır.
Eleştiri, okulun açıklayamadığı şeylerin en görünür hâle geldiği yerdi: insanlar hiç duymadıkları cümleleri kurup anlayabiliyordu ve bu üretkenlik, tek tek pekiştirilen tepkilerin bir birikimiyle açıklanamıyor gibiydi.
Yaygın yanlış"Davranışçılık bilişsel devrimle birlikte tamamen öldü."
Doğrusu
Okulun psikolojinin tamamını açıklama iddiası çöktü. Ama araçları çökmedi: davranışı ölçme titizliği, koşulları değiştirerek davranışı değiştirme fikri, ödül düzenlemeleri, adım adım öğretme ve bugün de kullanılan birçok terapi tekniği bu gelenekten geliyor. Okul bir kuram olarak geri çekildi, bir yöntem olarak her yere yayıldı.
Kanıtın sınırı
Davranışçılığın kurucu deneylerinden bazıları, ders kitaplarına girdikleri biçimin çok altında bir kanıt değeri taşıyor. Bebekle yapılan korku deneyi tek bir çocuğa dayanıyor ve sonraki aktarımlarda bulguları büyütüldü. Okulun tarihine bakarken ünlü deneylerin özgün raporlarına dönmek, bu yüzden bir ayrıntı merakı değil bir gereklilik.
Hayvan araştırmalarından insana genelleme konusu da tam kapanmış değil. Temel öğrenme süreçlerinin türler arasında ortak olduğuna dair kanıt güçlü; ama dil, kültür ve anlam gibi insana özgü süreçlerin bu temel süreçlere ne kadar indirgenebileceği hâlâ tartışılıyor. İçgüdüsel kayma ve dil eleştirisi bu indirgemenin sınırlarını gösterdi, ama sınırın tam nerede olduğunu çizmedi.
Ödül düzenlemelerinin uzun vadeli etkileri de tek yönlü değil. Ödülün davranışı artırdığı güçlü biçimde destekleniyor; bazı koşullarda kişinin kendi isteğiyle yaptığı bir işe olan ilgisini azaltıp azaltmadığı ise hâlâ tartışmalı ve sonucun koşullara göre değiştiği biliniyor. Bu tartışma, bir yöntemin işe yaraması ile her durumda doğru araç olması arasındaki farkı akılda tutmayı gerektiriyor.
Uygulama
Kendin dene
Özet
Aklında kalsın
Davranışçılık, hayvan zihni hakkındaki gevşek çıkarımlara ve içebakışın uzlaşmaz raporlarına tepki olarak doğdu ve psikolojinin konusunu gözlenebilir davranışla sınırladı.
Kurucu manifesto psikolojinin amacını davranışı öngörmek ve denetlemek olarak tanımladı; okulun en ünlü deneyi ise tek bir bebeğe dayanıyor ve bugün hem kanıt hem etik bakımından tartışılıyor.
Yöntemsel davranışçılık zihne bakmamayı, radikal davranışçılık ise düşünce ve duyguyu da davranış gibi incelemeyi seçti; ikisi de zihnin yokluğunu iddia etmiyordu.
Okulun araçları bugün de yaşıyor: ödül düzenlemeleri, adım adım öğretme ve koşulları değiştirerek davranışı değiştirme fikri birçok alanda güçlü kanıtla kullanılıyor.
İçgüdüsel kayma öğrenmenin biyolojik sınırlarını, dil eleştirisi ise insan üretkenliğinin pekiştirme birikimiyle açıklanamayacağını gösterdi ve okulun genel kuram olma iddiasını çökertti.
Sıradaki ders
Sonraki derse köprü
Yirminci yüzyılın ortasında Amerikan psikolojisi iki büyük gücün arasındaydı: bir yanda insanı bilinçdışı dürtülerin taşıdığı bir varlık olarak gören psikanaliz, öbür yanda onu çevresinin şekillendirdiği bir davranış sistemi olarak gören davranışçılık.
Bir grup psikolog ikisinde de aynı eksikliği gördü: kişinin kendi deneyimi, seçimleri, değerleri ve hayatına anlam verme çabası iki resimde de yer bulmuyordu. Kendilerini "üçüncü güç" olarak tanımladılar ve insanın büyüme kapasitesini merkeze koydular. Bu itirazın neyi haklı olarak gördüğü ve kanıt karşısında nasıl durduğu, sonraki dersin konusu: hümanistik psikoloji.
Anlamadığın bir yer mi var?
Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.