İçeriğe geç

Bölüm TT-106.01 · Seviye 1 — Türk Tarihi OmurgasıSeviye 1

Oğuzlar ve Selçuk Bey

TT-106 Büyük Selçuklu İmparatorluğu

2.651 kelime · yaklaşık 12 dakika okuma · seslendirme 8 dk

Dönem
950–1036
Bölge
Orta Asya · Bozkır
Tema
Göç · Din
Kişiler
Selçuk Bey · Dukak · Arslan Yabgu · Bar Hebraeus · Süryani Mihail · Claude Cahen · Andrew Peacock · Vasiliy Barthold
Yerler
Cend · Yenikent · Hazar ülkesi · Harezm · Maveraünnehir · Siriderya
Sınav
YKS · KPSS konusu

Yapay zekâ desteğiyle yazıldı; tarih, rakam ve alıntılar kaynağından doğrulandı. Alan uzmanı denetimi henüz yapılmadı. Bir hata görürsen metnin ilgili yerini işaretleyip bildir.

Öğrenme hedefleri

  • Selçuklu hanedanının atası Selçuk Bey'in Oğuz yabgusunun hizmetinden ayrılıp Cend'e yerleşmesinden, torunlarının Horasan'a girişine kadar uzanan süreci sıralayabileceksin.
  • Selçukluların kökenini anlatan hikâyelerin hangi kaynaklardan geldiğini ve bu kaynakların birbirinden nasıl ayrıldığını açıklayabileceksin.
  • Bar Hebraeus'un aktardığı kuruluş anlatısını okuyarak, bir hanedanın kendi kökenini nasıl anlattığını ve bu anlatının tarihçi için ne kadar kullanılabilir olduğunu değerlendirebileceksin.

Okuma metni

Kanca — sarayda büyüyen bir çocuk

Bir hakanın sarayında, babası ölmüş bir çocuk büyüyor. Babası, hakanın hizmetinde gücüyle ün salmış bir savaşçıydı; öyle güçlüydü ki ona «Demir Yaylı» derlerdi. Hakan çocuğu yanına almış, onu sarayında yetiştirmiş ve çok sevmiş. Bir gün çocuk, her zamanki gibi hakanın huzuruna giriyor. Kraliçe onun serbest tavrından rahatsız oluyor ve hakana bir işaret yapıyor: bu çocuk daha şimdiden bize karşı bu kadar rahat davranıyorsa, büyüdüğünde ne yapacak?

Çocuk bunu gizlice öğreniyor. Kendi boyundan adamlarını yanına alıp, atları, develeri, koyunları ve sığırlarıyla birlikte saraydan uzaklaşıyor. Bu çocuğun adı Selçuk'tur. Hikâyeyi on üçüncü yüzyılda Süryani tarihçi Bar Hebraeus, Farsça yazılmış ve bugün kayıp olan bir kitaptan aktarır. Bar Hebraeus hikâyeyi naklederken kaynağını da gizlemez: kitabın yazarı, onu çok yaşlı bir emirden, İnanç Bey'den duymuştur. Yani bir çocukluk sahnesi, en az üç ağızdan geçerek bize ulaşır. Bu ders, bu çocuğun adını taşıyan hanedanın kökenini soruyor: Selçuk Bey kimdi ve onun çocukluğunu bize kim, hangi amaçla anlattı?

Bağlam — Siriderya kıyısında Oğuzlar

Onuncu yüzyılda Oğuzlar, Aral Gölü'nün kuzeyindeki ve doğusundaki bozkırlarda, Siriderya'nın aşağı kesimlerinde yaşıyordu. En büyük önderleri, yabgu unvanını taşıyordu. Yabgunun kışlağı, Siriderya'nın Aral Gölü'ne döküldüğü yere yakın Yenikent'teydi; Müslüman coğrafyacılar bu kente «yeni kent» anlamına gelen Arapça ve Farsça adlar da verir. Oğuzların bir kısmı göçebe hayvancılıkla yaşıyor, bir kısmı da Siriderya kıyısındaki kentlerle ve Müslüman tüccarlarla ilişki içindeydi.

Selçuklu hanedanının kökeni, bu Oğuz topluluklarının içinden gelir. Hanedanın atası Selçuk'un babası Dukak, kaynaklara göre Oğuzların ya da Hazarların hükümdarının hizmetinde önemli bir savaşçıydı. Selçuk da bir süre aynı hükümdarın hizmetinde kaldı, sonra onunla anlaşmazlığa düştü. Kendisine bağlı topluluklarla birlikte Siriderya kıyısındaki Cend kentinin çevresine göç etti. Burada, onuncu yüzyılın sonunda, Müslüman oldu.

Gelişme — kayıp bir kitabın izleri

Selçuk Bey hakkında bildiklerimizin büyük bölümü, Melikname adlı bir kitaptan gelir. Bu kitap, on birinci yüzyılda Selçuklu sarayında, hanedanın kökenini anlatmak için Farsça yazılmıştı. Ama bugün elimizde değil. Onu yalnızca, ondan yararlanan sonraki tarihçilerin aktarmalarıyla tanıyoruz. Bu dersin birincil kaynağı, Bar Hebraeus'un bu kitaptan yaptığı alıntıdır.

Bar Hebraeus'un Melikname'den aktardığı hikâyeye göre Selçuk, saraydan ayrıldıktan sonra «Turan'dan», yani Türklerin ülkesinden, İran'a, yani Müslüman ülkesine yöneldi. Sürüleriyle birlikte, çoban görünümünde geldiler. İran'ın İslam'la geliştiğini görünce aralarında danıştılar: yaşamak istedikleri ülkenin halkının dinine girmezlerse, kimse onlara yaklaşmayacak, küçük ve yalnız bir topluluk olarak kalacaklardı. Bunun üzerine Harezm yöresindeki bir kentin valisine haber gönderip kendilerine ibadeti öğretecek bir bilgin istediler. Vali, onlara armağanlarla birlikte yaşlı bir bilgin gönderdi. Bar Hebraeus'a göre bu bilgin onlara dini öğretti; onlar da orada yıllarca kaldılar, çok zenginleştiler ve sayıları büyük ölçüde arttı. Anlatıda dikkat çeken bir ayrıntı, kentin adıdır: Bar Hebraeus, bilgin istenen yerin Harezm ülkesindeki «Zandak» kenti olduğunu söyler; başka aktarımlarda bu yer Cend olarak geçer. Kaynaklar, aynı olayı farklı yer adlarıyla hatırlar. Anlatının ana fikri ise açıktır: Selçuklular İslam'a, bir fetih ya da baskı sonucunda değil, yeni yurtlarında kabul görmek için kendi kararlarıyla girmişlerdi.

Dönüş noktası — Selçuk'un oğulları

Bar Hebraeus'a göre Selçuk'un dört oğlu oldu: Mikail, Yabgu, Musa ve Arslan. Mikail'in iki oğlu vardı: Tuğrul Bey adıyla tanınan Muhammed ile Çağrı Bey adıyla tanınan Davud. Bu adlar dikkat çekicidir. Mikail, Musa ve Davud, Yahudi ve Hristiyan kutsal metinlerinde de geçen peygamber ve melek adlarıdır. Bazı tarihçiler, bu adları Selçuk ailesinin İslam'dan önce Hazarlar aracılığıyla Yahudilik ya da Hristiyanlıkla tanışmış olabileceğinin bir izi olarak okur. Ama bu adların hepsi İslam'da da saygı gören adlardır ve kesin bir sonuç çıkarmak zordur.

Samanilerin yıkılmasından sonra Selçuk'un torunları, Karahanlı ve Gazneli hükümdarlarının kavgasında kimi zaman birine, kimi zaman öbürüne hizmet etti. Selçuk'un oğullarından Arslan, ki kaynaklarda İsrail adıyla ve Arslan Yabgu unvanıyla da anılır, Karahanlıların bir kolunun yanında güçlü bir önder oldu. Gazneli Mahmud, 1025'te onu yakalatıp Hindistan'daki bir kaleye hapsettirdi. Arslan'a bağlı Türkmenler Horasan'a yerleşirken, Tuğrul ve Çağrı Maveraünnehir'de kaldı. Bir sonraki adım, onların Ceyhun'u geçmesi olacaktı.

Cevap — Selçuk Bey kimdi?

Selçuk Bey hakkında kesin olarak bildiklerimiz azdır. Bir Oğuz önderiydi; büyük bir hükümdarın hizmetinden ayrılıp Siriderya kıyısına, İslam dünyasının sınırına yerleşti; orada Müslüman oldu ve torunları bir imparatorluk kurdu. Bunun ötesindeki ayrıntıların çoğu, hanedanın kendi sarayında yazılmış bir kitaptan, sonraki tarihçilerin aktarmalarıyla gelir. Bu kitap, hanedanın kökenini onurlu bir hikâyeye dönüştürmek isteyen bir sarayın ürünüydü.

Yaygın yanlış«Selçuklular, bozkırdan doğrudan bir imparatorluk kurma amacıyla yola çıkmış, baştan beri devlet kurucusu olan bir ailedir.»
Doğrusu

Kaynaklar daha yavaş ve daha belirsiz bir süreç anlatır. Selçuk'un ailesi önce bir bozkır hükümdarının, sonra Samanilerin, sonra da Karahanlılar ve Gazneliler arasındaki çekişmelerin içinde, kendi otlaklarını ve güvenliklerini arayan bir önder ailesiydi. Melikname'nin anlattığı onurlu çıkış hikâyesi, bu süreci geriye dönük olarak bir kuruluş efsanesine çevirdi. İmparatorluk, Selçuk'un ölümünden onlarca yıl sonra, torunlarının Horasan'da kazandığı zaferlerle ortaya çıktı. Bu yüzden «Selçuk Bey kimdi?» sorusunun dürüst cevabı, bir biyografiden çok bir kaynak haritasıdır: neyi kimden, kaç ağızdan geçerek öğrendiğimizin haritası.

Bugünle bağ — İzmir'deki Selçuk

İzmir'in Efes antik kentine komşu ilçesi bugün Selçuk adını taşır. Bu ad, yirminci yüzyılın başında, eski adı Ayasuluk olan kasabaya, Selçuklu hanedanının anısına verildi. Ayasuluk'taki büyük cami, aslında Selçuklulardan sonra bölgeyi yöneten Aydınoğulları beyliği döneminde yapılmıştı. Bir hanedanın atasının adı, onun torunlarının hiç yönetmediği bir kasabaya verildi. Bu, Selçuk adının Türkiye'de yalnızca bir hanedanın değil, Anadolu'daki Türk geçmişinin bütününün simgesi hâline geldiğini gösterir.

Birincil kaynak

Bar Hebraeus'un Kronografi'sinden, Melikname'ye dayanan bölüm:

Now I, the feeble one, have seen that the writer thereof saith in a certain Persian book, which is called 'Mulk-namah': I have heard from a great Amir, and an old man, very far advanced in days, Inaig Bag, who saith: When the Khakan of the Khazars burst forth, he had with him in his service a certain warrior whose name was Tukak, who, because of his strength, was called Temuryalig, that is to say 'Iron Bow'. There was a son born to this man and he was called by the name of Saljuk… Then the Amir Saljuk, having been secretly informed of this, went out and took with him fellow tribesmen secretly, and they marched away with horses, and camels, and sheep, and oxen in large numbers.

Türkçesi: Ben, zayıf kul, Melikname denen Farsça bir kitapta yazarının şöyle dediğini gördüm: Günleri çok ilerlemiş, yaşlı ve büyük bir emir olan İnanç Bey'den işittim; o şöyle dedi: Hazarların hakanı ortaya çıktığında, hizmetinde Dukak adlı bir savaşçı vardı; gücü yüzünden ona «Temür Yalıg», yani «Demir Yaylı» derlerdi. Bu adamın bir oğlu doğdu ve adını Selçuk koydular… Emir Selçuk bunu gizlice öğrenince, kendi boyundan adamları gizlice yanına alıp çıktı ve çok sayıda at, deve, koyun ve sığırla yola koyuldular.

Kaynak: Bar Hebraeus, Kronografi; E. A. W. Budge (çev.), The Chronography of Gregory Abû'l Faraj… commonly known as Bar Hebraeus (London: Oxford University Press, 1932), Süryanice baskı s. [217]–[218]. Türkçesi, Budge'ın İngilizcesinden bizim; «…» atlanan yeri gösterir.

  1. Hikâye, İnanç Bey'den Bar Hebraeus'a kadar hangi halkalardan geçiyor? Her halka anlatıyı nasıl değiştirmiş olabilir?
  2. Anlatı, Selçuk'un saraydan ayrılışını nasıl gerekçelendiriyor? Bu gerekçe, Selçuklu hanedanının kendi kökenini nasıl görmek istediği hakkında ne söylüyor?
  3. Metin Dukak'ı Hazar hakanının, başka kaynaklar Oğuz yabgusunun hizmetinde gösterir. Bu ayrılık hangi soruları doğurur?

Tarihçiler Tartışıyor

  • Vasiliy Barthold (1900) — Rusça yazılıp 1928'de İngilizcesi çıkan büyük Türkistan tarihinde, Selçuk ailesinin Samaniler ile Karahanlılar arasındaki çekişmelerdeki rolünü, Gerdizi ve öbür Farsça kaynaklara dayanarak ilk kez ayrıntılı biçimde inceledi.
  • Claude Cahen (1949) — Kayıp Melikname'nin izlerini, ondan yararlanan sonraki tarihçilerin metinlerinde aradı; Selçuklu kökenine ilişkin farklı anlatıların bu ortak kaynaktan nasıl türediğini gösterdi ve kuruluş hikâyesinin bir saray anlatısı olduğunu vurguladı.
  • Osman Turan (1965) — Selçuklu tarihini Türk-İslam medeniyeti çerçevesinde anlatan eserinde Selçuk Bey'i Oğuz devlet geleneğinin bir temsilcisi olarak ele aldı ve onun Cend'deki ihtidasını Türk-İslam tarihinin başlangıç noktalarından biri olarak gördü.
  • Andrew Peacock (2010) — Hanedanın ilk kuşaklarını bozkır ve sınır toplumları içinde yeniden okuyan kitabında, Selçuk ailesinin bozkırdaki konumunu ve İslam'a geçişini, hanedanın sonradan kurduğu anlatıdan ayırarak yeniden değerlendirdi; ailenin Hazarlarla ve Oğuz yabgusuyla ilişkisinin ne kadar belirsiz olduğunu vurguladı.

Bu tartışma, Selçuklu kökeninin iki farklı yolla okunabileceğini gösteriyor. Turan'ın yaklaşımında Selçuk Bey, bir devlet geleneğinin taşıyıcısı ve bir büyük hanedanın kurucusudur. Cahen ve Peacock ise Selçuk Bey hakkında bildiklerimizin büyük ölçüde bir saray anlatısından geldiğini hatırlatır ve bu anlatının arkasındaki daha belirsiz tarihi aramaya çalışır. Barthold, ikisinin arasında, Farsça kaynakların verdiği somut bilgileri izler. Tartışmanın merkezinde, bir hanedanın kendi kökenini anlatan bir kitabın, o kökenin tarihi için ne kadar kullanılabilir olduğu sorusu durur.

Derine İn

Melikname'nin kaybolmuş olması, Selçuklu tarihinin en büyük kaynak sorunlarından biridir. Bu kitap, Selçuklu sarayında, büyük olasılıkla Alparslan döneminde, hanedanın kökenini anlatmak için yazılmıştı. Bar Hebraeus gibi on üçüncü yüzyıl tarihçileri ve başka bazı yazarlar, bu kitaptan alıntılar yaptılar. Ama her biri kitabı kendi amacına göre kullandı ve kısalttı. Cahen'in gösterdiği gibi, Selçuklu kökenine ilişkin farklı anlatılar, bu ortak kaynağın farklı aktarımlarıdır.

Bar Hebraeus, 1286'da ölen bir Süryani din adamı ve bilgindi; tarihini Süryanice, İlhanlı Moğollarının yönettiği bir dünyada yazdı. Selçuklu sarayına bağlı değildi ve onların döneminden iki yüzyıl sonra, dışarıdan bir gözle yazıyordu. Bar Hebraeus'un anlatısının ilginç bir özelliği, onun kaynaklarını açıkça tartışmasıdır. Bir yanda Patrik Mihail'in Selçukluları kutsal metinlerdeki kehanetlerle açıklayan yorumunu ve köpek hikâyesini aktarır; öbür yanda Melikname'nin daha sade anlatısını verir. Köpek hikâyesini hiçbir kitapta bulamadığını söylemesi, onun kaynaklarına eleştirel yaklaştığını gösterir. Bar Hebraeus, Hristiyan bir din adamı olmasına rağmen, Selçuklu tarihini Müslüman ve Farsça kaynaklardan da okuyabilen bir tarihçiydi.

Melikname anlatısının bir başka ilginç yanı, Dukak'ın Hazar hakanının hizmetinde gösterilmesidir. Başka aktarımlar onu Oğuz yabgusunun hizmetinde gösterir. Bu fark, kaynakların Selçuk ailesini hangi büyük bozkır gücüne bağladığına göre değişir. Hazar bağlantısı, Selçuk'un oğullarının Mikail, Musa ve Davud gibi adlar taşımasıyla birlikte, bazı tarihçileri Selçuk ailesinin Hazarların çok dinli dünyasıyla tanışmış olabileceğini düşünmeye yöneltmiştir. Ama bu, kesin bir sonuç değil, bir olasılıktır.

Selçuklu kuruluş anlatısının ana fikri, hanedanın onurlu bir çıkışla başladığıdır: Selçuk, bir hakanın sarayında büyümüş, kıskançlık yüzünden ayrılmış, kendi iradesiyle yeni bir yurt aramıştır. Bu anlatı, bir kölenin ya da sıradan bir çobanın değil, saray görmüş bir önderin hikâyesidir. Selçuklular, Gazneliler gibi bir gulam soyundan değil, kendi boylarının başında gelen bir önder ailesinden geldiklerini göstermek istiyordu. Bu fark, onların İslam dünyasında kendilerini nasıl sunduklarının da bir parçasıydı.

Bar Hebraeus'un anlatısı, Selçuk'un torunlarının Horasan'a girişini de Melikname'nin çizgisinde sürdürür. Ona göre Çağrı Bey, Türkmenlerden bir ordu toplayıp Ermenistan ve Horasan yöresinde akınlar yaptı ve dönüp ağabeyi Tuğrul Bey'e şunu söyledi: burada iki büyük yönetici var, Harezmşah Harun ve Gazneli Mesud; onları kesin olarak yenemeyiz, ama Horasan'a geçelim, oraları gözetledim ve karşımızda durabilecek kimse görmedim. Bu konuşma, bir keşif ve karar anını anlatan, büyük olasılıkla sonradan kurulmuş bir sahnedir; ama Selçuklu önderlerinin Horasan'a geçmeden önce durumu tarttıklarını gösteren başka kaynaklarla da uyumludur.

Selçuk'un ölüm tarihi ve yaşı da kaynaklarda farklı verilir. Bazı aktarımlar onun çok uzun yaşadığını ve Cend'de öldüğünü söyler. Bu ayrıntılar, kuruluş anlatılarının sık rastlanan özelliklerinden biri olan uzun ömürlü ata imgesine uyar ve dikkatle okunmalıdır.

Uzman Notu

Temel literatür

  • Bar Hebraeus, Kronografi; E. A. W. Budge (çev.), The Chronography of Gregory Abû'l Faraj… commonly known as Bar Hebraeus, 2 cilt (London: Oxford University Press, 1932).
  • W. Barthold, Turkestan Down to the Mongol Invasion (London: Luzac, 1928).
  • Claude Cahen, «Le Malik-nameh et l'histoire des origines seljukides», Oriens 2 (1949).
  • Osman Turan, Selçuklular Tarihi ve Türk-İslam Medeniyeti (Ankara: Türk Kültürünü Araştırma Enstitüsü, 1965).
  • Peter B. Golden, An Introduction to the History of the Turkic Peoples (Wiesbaden: Harrassowitz, 1992).
  • A. C. S. Peacock, Early Seljūq History: A New Interpretation (London: Routledge, 2010).

Arşiv ve kaynak

Selçuklu kökenine ilişkin başlıca kaynaklar, kayıp Melikname'nin aktarımları, Bar Hebraeus'un Kronografi'si, İbnü'l-Esir'in el-Kâmil'i, Gerdizi'nin Zeynü'l-ahbar'ı ve Beyhaki'nin tarihidir. Budge'ın Bar Hebraeus çevirisi ve Barthold'un Turkestan'ı Internet Archive'da taranmış olarak okunabilir.

Açık sorular

  • Dukak, Hazar hakanının mı, yoksa Oğuz yabgusunun mu hizmetindeydi?
  • Selçuk'un oğullarının Mikail, Musa ve Davud gibi adlar taşıması, ailenin İslam'dan önceki dinî tarihi hakkında ne söylüyor?
  • Melikname tam olarak ne zaman ve kimin için yazıldı?

Mini sınav

  1. (Hedef 2) Bar Hebraeus'un aktardığı kuruluş anlatısının kaynağı olan kayıp Farsça kitabın adı nedir? A) Siyasetname B) Şehname C) Melikname D) Kutadgu Bilig
  2. (Hedef 1) Selçuk Bey, kaynaklara göre hangi kentin çevresine yerleşip Müslüman oldu? A) Cend B) Bağdat C) Gazne D) Kaşgar
  3. (Hedef 3) Melikname'ye göre Selçuk'un babası Dukak'a neden «Demir Yaylı» denirdi? A) Demirci olduğu için B) Gücü yüzünden C) Demir bir yay icat ettiği için D) Demir dağlarında yaşadığı için
  4. (Hedef 2) Bar Hebraeus, Patrik Mihail'in aktardığı köpek hikâyesi hakkında ne der? A) Doğru olduğunu kanıtlar B) Hikâyeyi Melikname'den aldığını söyler C) Selçukluların bu hikâyeyi anlattığını yazar D) Hiçbir kitapta bulamadığını söyler
  5. (Hedef 1) Bar Hebraeus'a göre Tuğrul Bey ile Çağrı Bey, Selçuk'un hangi oğlunun çocuklarıydı? A) Arslan'ın B) Musa'nın C) Mikail'in D) Yabgu'nun

Açık uçlu soru

(Hedef 3) Selçuklu hanedanının kökeni hakkında bildiklerimiz ne kadar güvenilirdir? Bar Hebraeus'un Melikname'den aktardığı hikâyeyi, Patrik Mihail'in yorumunu ve Gerdizi'nin Oğuz yabgusu hakkındaki haberini kullanarak cevapla; Turan ile Cahen'in yaklaşımlarını karşılaştır.

Cevaplar

  1. C — Melikname.
  2. A — Cend.
  3. B — Gücü yüzünden.
  4. D — Hiçbir kitapta bulamadığını söyler.
  5. C — Mikail'in.

Kapsamlı bir cevap, Selçuklu kökenine ilişkin bilgilerin büyük ölçüde hanedanın kendi sarayında yazılmış ve bugün kayıp olan Melikname'den, sonraki tarihçilerin aktarmalarıyla geldiğini açıklar. Bar Hebraeus'un aktardığı hikâyeyi, yaşlı bir emirden duyulan, bir kitapta yazılan ve iki yüz yıl sonra bir başka tarihçi tarafından aktarılan bir anlatı olarak; Patrik Mihail'in yorumunu, olayları kutsal metinlerle açıklayan bir Hristiyan bakışının örneği olarak; Gerdizi'nin haberini ise Selçuk ailesinin Samaniler döneminde Maveraünnehir siyasetine katıldığını gösteren, ama kimi kastettiği kesin olmayan bir çağdaşa yakın kayıt olarak kullanır. Turan'ın Selçuk Bey'i bir devlet geleneğinin taşıyıcısı olarak gören yaklaşımını, Cahen'in kuruluş hikâyesini bir saray anlatısı olarak çözümleyen yaklaşımıyla karşılaştırır.

Sonraki bölüme köprü

Selçuk'un torunları onun ölümünden yaklaşık otuz yıl sonra Horasan'ı aldı ve batıya, İran'ın içlerine yöneldi. Okuma sırasında karşımıza çıkacak bölüm, bu yürüyüşün en beklenmedik durağına, Abbasi halifesinin oturduğu Bağdat'a gidiyor: Mikail'in oğlu Tuğrul Bey'in 1055'te bu kente neden ve kimin çağrısıyla girdiğini, girişin halifeliği nasıl değiştirdiğini soruyor.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Görsel plan ve seslendirme notları

Animasyon ve seslendirme notları

Görsel plan

  • 0:00–1:20 Kanca: bir bozkır sarayının çadırları; bir çocuk silüeti ve uzaklaşan bir sürü kafilesi. Kişiler yüzsüz.
  • 1:20–3:00 Bağlam: Aral Gölü ve Siriderya haritası; Yenikent ve Cend işaretleri.
  • 3:00–5:00 Gelişme: kayıp bir kitabın kişisiz silüeti; ondan üç ayrı kaynağa uzanan oklar.
  • 5:00–7:00 Dönüş noktası: Selçuk'tan Tuğrul Bey ve Çağrı Bey'e uzanan bir aile ağacı; adların yanında sade simgeler.
  • 7:00–9:00 Kapanış: Siriderya'dan Ceyhun'a ve Horasan'a uzanan bir göç oku; ardından İzmir'in Selçuk ilçesine bir harita işareti.

Kişiler yüzsüz silüet; kutsal kişiler resmedilmez; savaş ve şiddet sahneleri gösterilmez.