Öğrenme hedefleri
- Selçuklu önderlerinin 1030'larda Ceyhun'u geçip Horasan'a girmesinden 1040'taki Dandanakan Savaşı'na uzanan olayları sıralayabileceksin.
- Büyük ve ağır bir Gazneli ordusunun, sayıca daha az ama hareketli Türkmen birliklerine neden yenildiğini, kaynaklarda öne çıkan etkenlerle açıklayabileceksin.
- Savaşı yaşayan Gazneli kâtip Beyhaki'nin anlatısını okuyarak, bir yenilginin yenilen tarafın tanığı tarafından nasıl kaydedildiğini değerlendirebileceksin.
Okuma metni
Kanca — bir kale duvarından inen testiler
1040 yılının mayısında, bir cuma sabahı, Gazneli sultanı Mesud'un ordusu Merv yakınlarındaki çölde ilerliyordu. Sultanın çevresinde elli altmış yedek deve, silaha gömülmüş üç yüz gulam ve zırhlı on iki fil vardı. Öğleye doğru ordu, Dandanakan adlı küçük bir kalenin önüne ulaştı. Askerler susuzluktan bitmişti. Kalenin duvarına yığılan halk, testilerle aşağıya su sarkıtıyor, askerler kapışarak içiyordu.
Bu sahneyi, ordunun içinde bulunan bir kâtip anlatır: Ebu'l-Fazl Beyhaki. Birkaç saat sonra, onun gözleri önünde, Gazneli ordusu dağıldı. Sultan birkaç yakınıyla kaçtı. Savaş alanında bir çadır kuruldu ve Selçuklu önderlerinden Tuğrul, bir tahta oturtuldu. Bu ders, o gün Dandanakan'da ne olduğunu soruyor: güçlü bir imparatorluğun ordusu, birkaç bin Türkmen atlısına nasıl yenildi?
Bağlam — Ceyhun'u geçen Türkmenler
Selçuklular, Oğuz boylarından birinin önderleriydi. Adlarını, onuncu yüzyılın sonlarında yaşamış ve Müslüman olmuş bir Oğuz beyi olan Selçuk'tan aldılar. On birinci yüzyılın başında Selçuk'un torunları, Maveraünnehir'de Karahanlılar ile Gazneliler arasındaki çekişmelerde bir taraftan öbürüne geçen, hayvanlarıyla birlikte yeni otlaklar arayan göçebe toplulukların başındaydı.
Gazneli Mahmud, 1025'te bu Oğuz topluluklarının bir kısmının Ceyhun'u geçip Horasan'a yerleşmesine izin vermişti. Bu karar, sonraki yıllarda Gazneliler için büyük bir sorun oldu. 1035'te Selçuk'un torunları Tuğrul Bey, Çağrı Bey ve onların amcası Musa Yabgu, ağırlıklarıyla birlikte Ceyhun'u geçerek Horasan'a girdi ve Mesud'dan Nesa yöresinde toprak istedi. Mesud bu isteği reddederek üzerlerine bir ordu gönderdi; ama Gazneli ordusu Nesa yakınlarında yenildi.
Sonraki yıllarda Türkmenler, Horasan'ın kentleri arasında serbestçe dolaştı. 1038'de Tuğrul, Horasan'ın en büyük kentlerinden Nişabur'a girdi. Mesud, sorunu kesin olarak çözmek için büyük bir ordu topladı. Bu ordu ilk karşılaşmalarda başarılı da oldu. Beyhaki'nin «Selçukluların bozgunu» başlığıyla anlattığı gibi, 1039 yazında, bayramdan sonra Serahs yolunda Gazneli ordusu Selçukluları yendi. Ama Türkmenler dağılıp yeniden toplandı; Gazneli ordusu bir zaferi kalıcı bir sonuca dönüştüremedi. Ama Horasan, birkaç yıldır süren bir kuraklığın ve kıtlığın içindeydi; Beyhaki'nin tarihi, o yıllarda yaşanan kıtlığı da kaydeder.
Gelişme — bir imparatorluk ordusu çölde
Mesud'un ordusu, dönemin en güçlü ordularından biriydi. Sultanın çevresinde Türk saray gulamları, Hint birlikleri, Kürt ve Arap atlıları, Tacikler ve filler vardı. Ama bu ordu ağırdı. Fillerin, ağırlıkların ve büyük kalabalığın beslenmesi ve sulanması gerekiyordu. Türkmenler ise hafif atlılardı; savaşa girmek zorunda değildiler, istedikleri zaman çekilebiliyor, kuyuları kapatıp su kaynaklarını kullanılmaz hâle getirebiliyorlardı.
Dönüş noktası — gulamların dönüşü
Savaşın sonucunu belirleyen, Beyhaki'nin anlatısına göre, düşmanın gücünden çok Gazneli ordusunun kendi içindeki çözülmeydi. Aşağıdaki birincil kaynak, bu anı Beyhaki'nin kendi cümleleriyle verir. Beyhaki'ye göre yanındakiler sultana burada konaklamasını, çünkü o günün işinin iyi gittiğini söyledi. Ama sultan susuz askerlerini kalenin önünde dinlendirmek yerine, beş fersah ötedeki büyük su havuzuna doğru yürümeyi seçti. Yürüyüş başlayınca ordunun düzeni bozuldu. Saray gulamları develerinden inip daha zayıf askerlerin atlarını aldılar ve sonra, aslan sancaklarıyla birlikte, toplu hâlde Türkmenlerin tarafına geçtiler.
Beyhaki'ye göre ordunun her yanı birden çözüldü. Herkes kendi canının derdine düştü. Sultan Mesud bir süre direndi ve yanındakilerle savaştı; ama yanındaki ileri gelenler daha fazla durmanın anlamı olmadığını söyleyince, birkaç yakınıyla birlikte çekildi. Sultanın oğlu Mevdud, atını sürerek askerlere seslendi: «Ey yiğitlik bilmezler, birkaç atlı yanıma gelin!» Beyhaki'ye göre tek bir atlı cevap vermedi.
Beyhaki'nin kendi kaçışı da anlatısının bir parçasıdır. Bir hizmetkâr ve iki gulam, onu kuru bir arktan karşıya geçirdi ve sonra onu bırakıp gitti. Beyhaki, günlerce yaya yürüyerek ve yol boyunca atılmış zırhların ve kalkanların arasından geçerek sultanın ordugâhına ulaştı. Sultan onu görünce gülümseyerek nasıl kurtulduğunu sordu.
Cevap — Mesud neden yenildi?
Dandanakan yenilgisi, birkaç nedenin bir araya gelmesiyle açıklanabilir. Birincisi, ordunun yapısıydı: Gazneli ordusu, Hindistan'ın ovalarında savaşmak için kurulmuş ağır bir orduydu; Horasan'ın susuz çölünde, hareketli Türkmen atlılarına karşı bu ağırlık bir yüke dönüştü. İkincisi, coğrafya ve iklimdi: kuraklık ve Türkmenlerin kapattığı kuyular, orduyu susuz bıraktı. Üçüncüsü, ordunun içindeki çözülmeydi: saray gulamlarının taraf değiştirmesi, düzeni bir anda dağıttı. Dördüncüsü de Horasan'ın kendisiydi: yıllardır süren savaşlar ve vergiler, Horasan'ın kentlerini ve köylerini Gaznelilerden uzaklaştırmıştı.
Yaygın yanlış«Dandanakan, büyük bir Selçuklu ordusunun güçlü bir Gazneli ordusunu meydan muharebesinde yendiği, önceden planlanmış bir zaferdi.»
Çağdaş tanığın anlatısı farklı bir yenilgi tarif eder. Beyhaki'ye göre Selçuklu önderleri ağırlıklarını uzağa gönderip kaçmaya hazırlanmıştı; savaş günü de bir müneccimin «öğleye kadar dayanın» sözüne tutunuyorlardı. Gazneli ordusunu yenen, bir Selçuklu planından çok, susuzluk ve sultanın kendi gulamlarının taraf değiştirmesiydi. Yine de bu sonuç rastlantı değildi: Türkmenlerin yıllardır uyguladığı yıpratma savaşı, ordunun bu duruma düşmesini hazırlamıştı.
Bugünle bağ — bir çadırdaki kuruluş
Türkiye'de tarih kitaplarında Dandanakan Savaşı'nın tarihi olan 1040, çoğu zaman Büyük Selçuklu Devleti'nin kuruluş yılı olarak öğretilir. Bu bilgi, Beyhaki'nin aktardığı bir sahneye dayanır: savaş alanında kurulan bir çadır, konan bir taht ve ileri gelenlerin Tuğrul'u Horasan emiri olarak selamlaması. Bir devletin «kuruluş» anını tek bir güne bağlamak, öğrenmeyi kolaylaştırır. Ama Beyhaki'nin anlatısı, bu anın arkasında on beş yıllık bir göçün, birkaç yenilginin ve zaferin, bir kuraklığın ve bir ordunun çözülmesinin bulunduğunu da hatırlatır. Kuruluş yılı bir sonuçtur, bir başlangıç değil.
Birincil kaynak
Beyhaki'nin Tarih-i Beyhaki'sinden, Dandanakan'daki çözülmeyi anlatan bölüm:
امیر گفت: این چه حدیث بود؟ لشکری بزرگ را هفت و هشت چاه آب چون دهد؟ یکبارگی بسر حوض رویم … چون امیر براند از آنجا نظام بگسست، که غلامان سرایی از اشتر بزیر آمدند و اسبان ستدن گرفتند از تازیکان، از هر کس که ضعیفتر بودند … و بیک دفعت سیصد و هفتاد غلام با علامتهای شیر بگشتند و بترکمانان پیوستند … و آواز دادند که یار یار، و حمله کردند بنیرو، و کس کس را نه ایستاد و نظام بگسست از همه جوانب، و مردم ما همه روی بهزیمت نهادند.
Türkçesi: Emir, «Bu ne söz? Büyük bir orduya yedi sekiz kuyu nasıl su verir? Bir kerede havuzun başına gidelim» dedi… Emir oradan yürüyünce düzen bozuldu. Saray gulamları develerden inip Taciklerden, kim daha zayıfsa onun atlarını almaya başladılar… Bir anda aslan sancaklı üç yüz yetmiş gulam dönüp Türkmenlere katıldı… «Yâr, yâr!» diye seslendiler ve güçle saldırdılar. Kimse kimse için durmadı; düzen her yandan bozuldu ve bizim adamlarımızın hepsi kaçmaya yüz tuttu.
Kaynak: Beyhaki, Tarih-i Beyhaki, dokuzuncu cilt, «Dandanakan bozgunu» bölümü; Farsça metin Gencur; İngilizce çevirisi C. E. Bosworth ve M. Ashtiany, The History of Beyhaqi (2011). Türkçesi, Farsçasından bizim; «…» atlanan yerleri gösterir.
- Beyhaki, düzenin bozulmasını hangi karara bağlıyor? Sultanın kararını nasıl değerlendirdiği, onun sultana bakışı hakkında ne söylüyor?
- Beyhaki «bizim adamlarımız» diyor. Yenilen tarafın içinden yazan bir tanığın anlatısını okurken nelere dikkat etmek gerekir?
- Saray gulamlarının taraf değiştirmesi, önceki derslerde gördüğümüz kişisel bağlılık düzeni hakkında ne düşündürüyor?
Tarihçiler Tartışıyor
- Clifford Edmund Bosworth (1963) — Gazneliler üzerine kitabında, Dandanakan'ı Gazneli devletinin askerî ve mali yapısının sınırlarının bir sonucu olarak açıkladı; ağır ordunun, kuraklığın ve vergilerle yorulan Horasan'ın Türkmenler karşısında nasıl çözüldüğünü gösterdi.
- Claude Cahen (1949) — Selçukluların kökenlerini anlatan kayıp Melikname'nin sonraki kaynaklardaki izlerini inceledi; Selçuklu kuruluş hikâyesinin sonradan nasıl biçimlendiğini sorguladı.
- Osman Turan (1965) — Selçuklular üzerine kapsamlı eserinde Dandanakan'ı Türk tarihinin büyük dönüm noktalarından biri olarak gördü ve Büyük Selçuklu Devleti'nin kuruluşunu bu zaferle başlattı.
- Andrew Peacock (2010) — Erken Selçuklu tarihine yeni bir yorum getiren kitabında, Selçukluları baştan tutarlı bir devlet kurma planı izleyen bir hanedan olarak değil, göçebe Türkmen toplulukları üzerinde sınırlı denetimi olan bir önderler grubu olarak ele aldı.
Bu tartışma, Dandanakan'ın iki farklı okumasını ortaya koyuyor. Turan'ın okumasında savaş, hem bir devletin kuruluş anıdır ve Türk tarihinin yönünü değiştiren bir zaferdir. Bosworth ise savaşı, büyük ölçüde Beyhaki'ye dayanarak, yenilen tarafın gözünden, bir imparatorluğun iç sorunlarının sonucu olarak açıklar. Cahen ve Peacock, Selçuklu kuruluş anlatısının kendisini sorgular: sonraki kuşakların bir hanedan destanı olarak kurduğu hikâye ile çağdaş kaynakların gösterdiği daha dağınık süreç arasındaki farkı vurgularlar. Bu okumalar birbirini dışlamaz; her biri aynı savaşa farklı bir mesafeden bakar; ama hangisinin öne çıkarıldığı, Dandanakan'ın Türkiye'de ve dünyada nasıl anlatıldığını belirler.
Derine İn
Dandanakan hakkındaki bilgilerimizin büyük kısmı, tek bir tanıktan, Beyhaki'den gelir. Beyhaki, Gazneli sarayının yazışma dairesinde, ünlü kâtip Bu Nasr Müşkan'ın yanında yetişmiş bir kâtipti. Hocası Bu Nasr, Dandanakan'dan kısa süre önce öldü; Beyhaki onun ölümünü, eserinde derin bir üzüntüyle anlatır. Beyhaki'nin büyük tarih eseri otuz cildi aşıyordu; ama bugün yalnızca, Mesud'un saltanatını anlatan bölümleri, beşinci cildin bir kısmından onuncu cilde kadar olan parçaları elimizdedir.
Beyhaki'nin anlatısını değerli kılan, onun yenilgiyi gizlememesidir. Sultanın yanlış kararını, gulamların ihanetini, prensin cevapsız kalan çağrısını ve kendi kaçışını açıkça yazar. Eserin bir yerinde kendi yöntemini de anlatır: bu haberleri bu kadar ayrıntılı yazmasının nedeni, o günlerde güvenilen bir görevli olması ve bu olayları gözüyle görmesidir.
Beyhaki'nin kendi hayatı da sarayın inişli çıkışlı dünyasını gösterir. Hocası Bu Nasr ölünce yerine geçen yeni amirle geçinemeyeceğini düşünüp sultana bir dilekçe yazarak kâtiplikten çekilmek istedi. Mesud bu isteği kabul etmedi: Bu Nasr öldüyse biz yerimizdeyiz, dedi, seni gerçekten tanıyoruz. Beyhaki bu cevapla güç bulduğunu yazar. Ama sultanın ölümünden sonra işler değişti; Beyhaki, bir dönem hapse düştüğünü, hatalar yaptığını, düşüp kalktığını ve yıllarca iyi ve kötü günler gördüğünü anlatır. Onun tarihi, bu yüzden, sarayın içinden ama sarayın gözdesi olmaktan çıkmış bir adamın yaşlılığında yazdığı bir eserdir.
Okuma metninde gördüğümüz mektup tartışması, bir sarayın propagandasının sınırlarını gösterir. Bu tartışmayı aktaran kişinin, yıllar sonra kendi yazarlık onurunu da koruyan Beyhaki olduğunu unutmamak gerekir; ama sultanın kâtiplerin taslaklarını reddetmesi, sarayın kendi içinde de doğrulukla itibar arasında bir hesap yapıldığını gösterir. Bir yenilgiyi gizlemek, karşı tarafın haberleri daha hızlı yaydığı bir dünyada, sarayın kendi güvenilirliğini zedeleyebilirdi. Türkmenlerin zaferlerini ganimetten alınmış sancaklar ve nişanlarla, müjdecilerle duyurması, bozkırın da kendi haber ağlarının olduğunu gösterir. Beyhaki'nin tarihi, bu yüzden yalnızca bir savaşın değil, bir sarayın haberle, doğrulukla ve itibarla ilişkisinin de belgesidir.
Dandanakan'dan sonra Gazneli devleti Horasan'ı kesin olarak yitirdi. Mesud Gazne'ye döndü, ardından hazinelerini toplayıp Hindistan'a çekilmeye karar verdi. Yolda kendi askerlerinin ayaklanmasıyla tahttan indirildi ve 1041'de öldürüldü. Gazneli hanedanı Gazne'de ve Lahor'da on ikinci yüzyılın sonuna kadar yaşadı; ama artık Horasan'ın değil, bugünkü Afganistan'ın doğusunun ve kuzeybatı Hindistan'ın hanedanıydılar. Selçuklular ise kısa sürede Horasan'dan İran'a, oradan Bağdat'a uzanan bir imparatorluk kurdu.
Dandanakan'ın uzun vadeli sonucu, Türklerin İslam dünyasındaki konumunun değişmesiydi. Bu kursun başında gördüğümüz gibi, Türkler İslam dünyasına önce köle askerler olarak girmişti. Samaniler ve Gazneliler, Türk gulamları ordularının çekirdeği yapmıştı. Dandanakan'da ise bir gulam ordusu, göçebe Türkmen boylarına yenildi. Bundan sonra İslam dünyasının doğusunu, satın alınmış askerlerin değil, kendi boylarıyla gelen Türk önderlerinin kurduğu bir hanedan yönetecekti.
Uzman Notu
Temel literatür
- Beyhaki, Tarih-i Beyhaki; C. E. Bosworth ve Mohsen Ashtiany (çev.), The History of Beyhaqi, 3 cilt (Boston: Ilex Foundation / Washington: Center for Hellenic Studies, 2011).
- C. E. Bosworth, The Ghaznavids: Their Empire in Afghanistan and Eastern Iran, 994–1040 (Edinburgh: Edinburgh University Press, 1963).
- C. E. Bosworth, The Later Ghaznavids: Splendour and Decay (Edinburgh: Edinburgh University Press, 1977).
- Claude Cahen, «Le Malik-nameh et l'histoire des origines seljukides», Oriens 2 (1949).
- Osman Turan, Selçuklular Tarihi ve Türk-İslam Medeniyeti (Ankara: Türk Kültürünü Araştırma Enstitüsü, 1965).
- A. C. S. Peacock, Early Seljūq History: A New Interpretation (London: Routledge, 2010).
Arşiv ve kaynak
Dandanakan'ın başlıca kaynağı Beyhaki'nin tarihidir; Gerdizi'nin Zeynü'l-ahbar'ı ve İbnü'l-Esir'in el-Kâmil'i de savaşı kısaca anlatır. Beyhaki'nin Farsça metni Gencur'da okunabilir; Bosworth ve Ashtiany'nin İngilizce çevirisi, ayrıntılı açıklamalarla birlikte yayımlanmıştır.
Açık sorular
- Dandanakan'da iki ordunun gerçek büyüklüğü neydi?
- Saray gulamlarının taraf değiştirmesinin nedeni neydi: maaş sorunları mı, Türkmenlerle bağlar mı, yoksa savaşın gidişatı mı?
- Selçuklu önderleri 1040'tan önce bir devlet kurmayı mı amaçlıyordu, yoksa yalnızca otlak ve güvenlik mi arıyordu?
Mini sınav
- (Hedef 1) Dandanakan Savaşı hangi yıl yapıldı? A) 1025 B) 1035 C) 1038 D) 1040
- (Hedef 1) Tuğrul, Dandanakan'dan önce hangi büyük Horasan kentine girmişti? A) Nişabur'a B) Bağdat'a C) Gazne'ye D) Buhara'ya
- (Hedef 2) Beyhaki'ye göre Gazneli ordusunun dağılmasında belirleyici olan olay nedir? A) Fillerin kaçması B) Sultanın ölmesi C) Saray gulamlarının taraf değiştirmesi D) Kalenin yıkılması
- (Hedef 3) Beyhaki, Selçuklu kampından gelen raporlara göre Selçuklu önderlerinin savaştan önceki durumunu nasıl anlatır? A) Zaferden emin olduklarını B) Ağırlıklarını uzağa gönderip kaçmaya hazırlandıklarını C) Gaznelilerle barış yaptıklarını D) Bağdat'a gitmeye karar verdiklerini
- (Hedef 2) Dandanakan'da Gazneli ordusunun en büyük güçlüklerinden biri neydi? A) Soğuk B) Su eksikliği C) Deniz fırtınası D) Salgın hastalık
Açık uçlu soru
(Hedef 3) Dandanakan Savaşı'nı yenilen tarafın tanığı Beyhaki'nin anlatısından nasıl öğreniyoruz ve bu tanıklığa nerede güvenebilir, nerede kuşkuyla yaklaşmalıyız? Gazneli ordusunun çözülmesini, Selçuklu kampından gelen raporları ve Türkistan hanlarına yazılan mektup tartışmasını kullanarak cevapla; Turan ile Peacock'un yaklaşımlarını karşılaştır.
Cevaplar
- D — 1040.
- A — Nişabur'a.
- C — Saray gulamlarının taraf değiştirmesi.
- B — Ağırlıklarını uzağa gönderip kaçmaya hazırlandıklarını.
- B — Su eksikliği.
Kapsamlı bir cevap, Beyhaki'nin savaşı ordunun içinden, yenilen tarafın bir kâtibi olarak gördüğünü ve yenilgiyi, sultanın yanlış kararını ve kendi kaçışını gizlemeden yazdığını açıklar. Gazneli ordusunun çözülmesini anlatan bölümü, bir çağdaş tanığın doğrudan gözlemi olarak; Selçuklu kampından gelen raporları, düşman tarafı hakkında casuslardan gelen ve yenilgiyi açıklamak isteyen bir sarayda okunan bilgiler olarak; mektup tartışmasını ise bir sarayın doğrulukla ve itibarla ilişkisinin tanığı olarak kullanır. Turan'ın Dandanakan'ı bir devletin kuruluş anı ve Türk tarihinin dönüm noktası olarak gören yaklaşımını, Peacock'un Selçukluları sınırlı denetimi olan bir önderler grubu olarak ele alan yaklaşımıyla karşılaştırır.
Serinin sonu
«Türkler ve İslam: Karahanlılar ve Gazneliler» kursunun son durağına geldik. Kurs, Talas'tan sonra Türklerin İslam'ı neden seçtiğini sorarak açıldı. Abbasi ordusundaki Türk askerleri, Samanilerin Maveraünnehir'deki gulam düzenini ve Buhara'ya savaşsız giren Karahanlıları izledi. Ardından Türkçenin İslam dünyasında yükselişini gösteren iki büyük eseri, Kutadgu Bilig'i ve Divanu Lugati't-Türk'ü okuduk. Gazne'ye dönüp Mahmud'un Hindistan'a yürüyüşlerini, ona destanını sunan Firdevsi'yi ve sarayında Hindistan'ı inceleyen Biruni'yi gördük. Son derste de Türkmen boylarının bir gulam ordusunu nasıl yendiğini izledik. Kursun başında köle askerler olarak İslam dünyasına giren Türkler, sonunda kendi boylarıyla gelen önderlerin kurduğu bir imparatorluğa ulaştı. Okuma sırasındaki bir sonraki bölüm, Dandanakan'da tahta oturan Tuğrul'un ailesinin kökenine dönüyor: hanedana adını veren Selçuk Bey'in kim olduğunu ve onun hikâyesini anlatan kayıp Melikname'nin bize ne kadar güvenilir bir geçmiş bıraktığını soruyor.