İçeriğe geç

Bölüm TT-105.05 · Seviye 1 — Türk Tarihi OmurgasıSeviye 1

Kutadgu Bilig: bir devlet adamına öğütler

TT-105 Türkler ve İslam: Karahanlılar ve Gazneliler

2.653 kelime · yaklaşık 12 dakika okuma · seslendirme 8 dk

Dönem
1069–1070
Bölge
Orta Asya
Kişiler
Yusuf Has Hacib · Tavgaç Buğra Han · Kün Togdı · Ay Toldı · Ögdülmiş · Odgurmış · Reşid Rahmeti Arat · Robert Dankoff
Yerler
Balasagun · Kaşgar · Herat · Kahire · Fergana · Viyana
Sınav
YKS · KPSS konusu

Yapay zekâ desteğiyle yazıldı; tarih, rakam ve alıntılar kaynağından doğrulandı. Alan uzmanı denetimi henüz yapılmadı. Bir hata görürsen metnin ilgili yerini işaretleyip bildir.

Öğrenme hedefleri

  • Kutadgu Bilig'in 1069–1070'te Kaşgar'da nasıl yazıldığını, kime sunulduğunu ve hangi yollardan bugüne ulaştığını sıralayabileceksin.
  • Eserin dört kişisi üzerinden kurduğu yönetim düşüncesini, özellikle adalet, bilgi ve akıl kavramlarını, metinden örneklerle açıklayabileceksin.
  • Esere sonradan eklenen mensur önsözü okuyarak, bir eserin kendi metni ile onun hakkında sonradan söylenenler arasındaki farkı değerlendirebileceksin.

Okuma metni

Kanca — bir hükümdarın sofrasındaki üç eşya

Bir vezir adayı, hükümdarın huzuruna ilk kez çıkıyor. Hükümdar gümüş bir tahtta oturuyor. Tahtın üç ayağı var. Hükümdarın elinde büyük bir bıçak duruyor; solunda acı bir ot, sağında şeker. Hükümdarın yüzü asık. Vezir adayı şaşırıyor ve bu eşyaların ne anlama geldiğini soruyor.

Bu sahne, 1069–1070 yıllarında Kaşgar'da tamamlanan uzun bir Türkçe manzum eserden, Kutadgu Bilig'den. Eserin yazarı Yusuf, sahnedeki hükümdara Kün Togdı, yani «Gün Doğdu» adını verir ve onun ağzından, bu eşyaların her birinin adaletin bir yönünü anlattığını açıklar. Bu ders, bir Karahanlı saray görevlisinin bir hükümdara ve onun devlet adamlarına neden ve nasıl öğüt yazdığını soruyor.

Bağlam — Balasagun'dan Kaşgar'a bir yazar

Yazarı hakkında bildiklerimiz çok azdır. Reşid Rahmeti Arat'ın belirttiği gibi Yusuf, eserinin içinde kendi adını yalnızca bir kez anar. Hayatına dair bilgilerin çoğu, esere sonradan başkalarının eklediği önsözlerden gelir. Bu önsözlere göre Yusuf, Balasagun'da doğmuş, eserini orada yazmaya başlamış ve Kaşgar'da tamamlamıştı. Eserini Karahanlı hükümdarı Tavgaç Buğra Han'a sundu. Hükümdar onu takdir ederek kendisine «has hacib», yani sarayın en yakın perdecisi unvanını verdi. Yazar bu yüzden Yusuf Has Hacib adıyla tanındı.

Eser, Yusuf'un kendi deyişiyle bir «kut kazandıran bilgi» kitabıdır. Adı, eski Türkçede talih ve devlet anlamına gelen «kut» ile bilgi anlamına gelen «bilig» kelimelerinden kurulmuştur.

Yusuf'un insan anlayışı, eserin altıncı bölümünde açıkça görülür. 154. beyitte şöyle der: «Ukuş kayda bolsa uluğluk bulur / bilig kimde bolsa bedüklük alur.» Arat'ın çevirisiyle: Anlayış nerede olursa orası ululuk kazanır; bilgi kimde olursa o büyüklük bulur. Bu beyit, eserin bütün öğütlerinin dayandığı ilkeyi özetler: yönetmek, bilmeyi ve anlamayı gerektirir.

Gelişme — dört kişi, dört kavram

Eserin yapısı bir konuşmadır. Esere sonradan eklenen mensur önsöze göre kitap dört temel üzerine kuruludur: doğruluk, devlet ya da talih, akıl ve kanaat. Yusuf bunların her birine Türkçe bir ad verir. Hükümdar Kün Togdı doğruluğu, yani adaleti; vezir Ay Toldı devleti ve talihi; vezirin oğlu Ögdülmiş aklı; önsöze göre vezirin kardeşi olan münzevi Odgurmış ise kanaati temsil eder. Eser, bu dört kişinin birbirine sorduğu sorular ve verdiği cevaplar üzerinden ilerler.

Eser, yalnızca hükümdara değil, onun çevresindeki herkese seslenir. Ögdülmiş'in ağzından vezirlik ile ordu komutanlığı, devletin iki büyük görevi olarak anlatılır. 2418. beyitte bu ayrım kısaca söylenir: «birisi kılıç tuttı biri kalem», biri kılıç tutar, biri kalem. Kitabın sonraki bölümlerinde ulu hacibin, kapıcıbaşının, elçinin, kâtibin, hazinedarın, aşçıbaşının ve içkicibaşının hangi niteliklere sahip olması gerektiği tek tek sayılır.

Dönüş noktası — Odgurmış'ın reddi

Eserin en dikkat çekici bölümü, dördüncü kişinin, Odgurmış'ın hikâyesidir. Hükümdar Kün Togdı, Odgurmış'a mektup yazıp onu saraya çağırır; Ögdülmiş de akrabasını ziyaret ederek onu hükümdarın hizmetine ikna etmeye çalışır. Odgurmış ise dünyadan el etek çekmiş, kendini ibadete vermiş bir kişidir ve bu çağrıyı reddeder. İki adam arasında, devlete hizmet etmenin mi yoksa dünyadan uzak durmanın mı daha iyi olduğu üzerine iki uzun tartışma geçer. Odgurmış dünyanın kusurlarını anlatır; Ögdülmiş ise ahiretin de dünya aracılığıyla kazanılabileceğini savunur. Hükümdar ikinci bir mektup gönderir.

Bu tartışma, eserin yalnızca bir yönetim kitabı olmadığını gösterir. Yusuf, saray hizmetini över, ama dünyanın geçiciliğini ve insanın sonunda hesap vereceğini de unutmaz. Kendi yaşlılığını anlattığı beyitler de bu düşünceyle doludur. Saray görevlisi bir şair, devlete hizmet etmenin değerini anlatırken, bu hizmetin de bir gün sona ereceğini hatırlatır.

Cevap — Yusuf bu eseri neden yazdı?

Yusuf'un eseri yazma amacı, onun hükümdara ve devlet adamlarına iyi yönetimin ilkelerini öğretmekti. Ama eserin önemi bunun da ötesindedir. Kutadgu Bilig, İslam'ı yeni benimsemiş bir Türk sarayında, Türkçe olarak, Arap ve Fars dünyasının siyaset edebiyatıyla yarışan bir eser yazma girişimidir. Eser, aruz denen Arap-Fars vezniyle yazılmıştır ve dili, Karahanlı sarayının Türkçesidir.

Yaygın yanlış«Kutadgu Bilig yazıldığı andan itibaren bütün Türk dünyasında okunan ve hiç unutulmayan bir eserdi.»
Doğrusu

Eserin elimize ulaşan hikâyesi başka türlüdür. Arat'a göre esere sonradan manzum bir önsöz ekleyen şair, artık birçok Türk'ün eseri doğrudan anlayamadığını ve açıklamaya gerek duyulduğunu gösterir. Eserin bugün yalnızca üç nüshası bilinmektedir. Bunlardan biri 1439'da Herat'ta Uygur harfleriyle kopyalandı, 1474'te İstanbul'a geldi ve bugün Viyana'dadır. Arap harfli Mısır nüshası 1896'da Kahire'de, bir kütüphanenin bodrum katına atılmış dağınık sayfa yığınları arasından toplandı. Arat'ın en önemli nüsha saydığı Fergana nüshasını ise Özbek yazar Fitrat buldu ve tanıttı. Eser, büyük ölçüde on dokuzuncu ve yirminci yüzyıl bilginlerinin çabasıyla yeniden okunur hâle geldi.

Bugünle bağ — savçıdan savcıya

Eserin ilk bölümlerinden birinde, 30. beyitte Yusuf, Tanrı'ya şöyle dua eder: «Sevüg savçı birle kopurgıl meni», yani beni sevgili Peygamberle birlikte dirilt. Burada «savçı», «sav» yani haber ve söz getiren kişi, elçi anlamındadır. Türk Dil Kurumu sözlüğü «sav» kelimesinin anlamları arasında bugün de «haber, söz» anlamını verir. Aynı kökten gelen «savcı» kelimesi ise bugün, devlet adına dava açan ve mahkemede suçu kovuşturan görevliyi anlatır. Kün Togdı'nın adalet anlayışını okuduktan sonra, bu kelimenin bugün bir yargı görevlisinin adı olması anlamlı bir yankı gibi görünüyor.

Birincil kaynak

Kutadgu Bilig'e sonradan eklenen mensur önsözden, eserin farklı ülkelerde nasıl adlandırıldığını anlatan bölüm:

bu kitab kayu padişahka ya kayu iklimka tegdi erse … ol illerning hakimleri ʿalimleri kabul kılıp tegme biri bir türlüg at lakab urdılar: çinlıglar edebü'l-mülük atadılar, maçin melikining hukemaları âyinü'l-memleke tidiler, meşriklıglar zinetü'l-ümera tip aydılar, iranlıglar şahname-i türki atamışlar, baʿzıları ma pendname-i mülük timişler, turanlıglar kutadgu bilig tip aymışlar. bu kitabnı tasnif kılıglı balasagun mevludlug perhiz idisi er turur, emma bu kitabnı kaşgar ilinde tükel kılıp meşrik meliki tavgaç buğra han üskinge kigürmiş turur.

Türkçesi: Bu kitap hangi padişaha veya hangi diyara eriştiyse… o illerin hakimleri ve âlimlerince makbul görülerek, her biri ona bir türlü ad ve lakap verdi. Çinliler Edebü'l-mülûk adını koydular. Maçin melikinin hakimleri Âyinü'l-memleke dediler. Doğulular Zînetü'l-ümerâ dediler. İranlılar Şahname-i Türkî diye ad koymuşlar; bazıları da Pendname-i mülûk demişler. Turanlılar ise Kutadgu Bilig demişlerdir. Bu kitabı yazan, Balasagun şehrinden takva sahibi bir kişidir; fakat eserini Kaşgar ilinde tamamlayıp Doğu'nun meliki Tavgaç Buğra Han'ın huzuruna sunmuştur.

Kaynak: Yusuf Has Hacib, Kutadgu Bilig, mensur önsöz, satır 13–21; R. R. Arat'ın çevriyazısı ve Türkçesi, Kabalcı baskısı (2006), s. 68–70. «…» atlanan yeri gösterir.

  1. Önsöz, kitaba farklı halkların farklı adlar verdiğini söylüyor. Bu adların çoğu Arapça ve Farsçadır. Önsözü yazan kişi, bu listeyle okura ne anlatmak istiyor olabilir?
  2. İranlıların kitabı «Türk Şehnamesi» diye adlandırdığı söyleniyor. Bu benzetme, eserin hangi edebiyatla karşılaştırıldığını gösteriyor?
  3. Arat'a göre bu önsöz Yusuf'un değil, sonradan başkasının kaleminden çıktı. Bu durum, önsözdeki bilgileri kullanırken nasıl bir dikkat gerektirir?

Tarihçiler Tartışıyor

  • Hermann Vámbéry (1870) — Kutadgu Bilig'in Viyana'daki Uygur harfli nüshasından büyük parçaları yayımlayıp Almancaya çeviren ilk bilginlerden biri oldu ve eseri Avrupa'nın Türkoloji çevrelerine tanıttı.
  • Wilhelm Radloff (1891–1910) — Viyana ve Kahire nüshalarına dayanan ilk tam metin yayınını ve Almanca çevirisini hazırladı; eseri bir Türk dili ve kültürü anıtı olarak inceledi.
  • Reşid Rahmeti Arat (1947, 1959) — Üç nüshayı karşılaştırarak eserin eleştirili metnini yayımladı, ardından Türkçe çevirisini hazırladı; giriş yazısında önsözlerin sonradan eklendiğini ve yazar hakkındaki bilgilerin sınırlarını ayrıntılı olarak gösterdi.
  • Robert Dankoff (1983) — Eseri İngilizceye çevirdi ve kitabına «Türk-İslam hükümdarlara öğüt kitabı» alt başlığını vererek onu İslam dünyasının siyasetname geleneği içinde konumlandırdı.

Bu dört bilginin çalışmaları, eserin nasıl okunduğunun da bir tarihini anlatır. Vámbéry ve Radloff, eseri önce bir dil anıtı olarak keşfettiler; onlar için Kutadgu Bilig, Türkçenin İslam dönemindeki en eski büyük metinlerinden biriydi. Arat, eserin metnini sağlam bir temele oturttu ve onu Türk kültür tarihinin merkezine yerleştirdi. Dankoff ise eseri İslam dünyasının siyaset edebiyatıyla birlikte okumayı önerdi. Tartışmanın özü, Kutadgu Bilig'in daha çok bozkırın Türk devlet geleneğinin mi, yoksa İslam dünyasının hükümdarlara öğüt geleneğinin mi bir ürünü olduğudur. Bu soruya verilecek cevap, büyük ölçüde okurun eserin hangi katmanına baktığına bağlıdır: sözcüklerine bakan eski Türkçeyi, veznine ve türüne bakan Fars ve Arap edebiyatını görür.

Derine İn

Kutadgu Bilig, İslam dünyasında yaygın olan bir edebiyat türünün, hükümdarlara öğüt kitaplarının bir örneğidir. Bu türün Farsça örnekleri, eserle aşağı yukarı aynı yıllarda yazıldı. Önceki dersimizde gördüğümüz Selçuklu veziri Nizamülmülk'ün Siyasetname'si, Kutadgu Bilig'den yaklaşık yirmi yıl sonra yazıldı. Bu eserlerin hepsi aynı soruyu soruyordu: bir hükümdar nasıl adil, güçlü ve kalıcı olabilir?

Kutadgu Bilig'i bu eserlerden ayıran, onun Türkçe yazılmış olması ve bir hikâye içinde anlatılmasıdır. Kitap düz bir öğüt listesi değil, dört kişinin birbirleriyle konuştuğu, birbirlerini ikna etmeye çalıştığı ve bazen anlaşamadığı bir anlatıdır. Ay Toldı'nın ölümü, Ögdülmiş'in vezir olması ve Odgurmış'ın saray çağrısını reddetmesi, okura farklı hayat yollarını tartma imkânı verir.

Eser, aruz denen ve Arap ve Fars şiirinde kullanılan ölçüyle yazılmıştır. Bu, Türkçe yazan bir şairin, İslam dünyasının yüksek edebiyatının ölçülerini benimsediğini gösterir. Önsözdeki «Şahname-i Türki» adı da bu bağlantıya işaret eder: eser, Fars dünyasının en ünlü manzum eserlerinden biriyle aynı düzeyde görülmek isteniyordu. Ama eserin dili ve kavramları, «kut», «törü», «bilig» ve «ukuş» gibi eski Türkçe sözcüklerle doludur. Yusuf, yeni bir dinin ve yeni bir edebiyat geleneğinin içinde yazarken, eski Türk devlet dilinin kelimelerini kullanmayı sürdürdü.

Eserin içinde Yusuf, bilgiyi ve aklı insanın en yüksek değerleri olarak över, ama yaşlılığı ve ölümü de sık sık hatırlatır. Kendi yaşlılığını anlattığı beyitlerde kırk yaşını geçince gençliğin insana «Allaha ısmarladık» dediğini, elli yaşın başını ağarttığını, altmış yaşın da onu çağırdığını söyler. Bu beyitler, eseri yalnızca bir devlet kitabı olmaktan çıkarıp bir insanın kendi hayatı üzerine düşündüğü bir metne dönüştürür.

Eserin son bölümleri, okura sarayın dışındaki dünyayı da gösterir. Ögdülmiş, Odgurmış'a halkın farklı kesimleriyle nasıl ilişki kurulacağını tek tek anlatır: Hz. Ali'nin soyundan gelenler, âlimler, tabipler, efsuncular, rüya tabircileri, müneccimler ve şairler; ardından çiftçiler, satıcılar, hayvan yetiştirenler, zanaatkârlar ve yoksullar. Bunları evlenmeye, çocuk yetiştirmeye ve hizmetçilere davranmaya dair bölümler izler. Bu liste, on birinci yüzyıl Kaşgar'ının toplumunu bir saray görevlisinin gözünden gösteren eşsiz bir belgedir: efsuncuların ve rüya tabircilerinin âlimlerle ve tabiplerle aynı sırada anılması, o dünyada bilginin nasıl sınıflandırıldığını da anlatır.

Kutadgu Bilig'in sonraki yüzyıllardaki yolculuğu da ilgi çekicidir. Herat'ta 1439'da Uygur harfleriyle kopyalanan nüsha, bu yazının Timurlu sarayında hâlâ kullanıldığını gösterir. Arat'ın aktardığına göre bu nüsha 1474'te İstanbul'a geldi ve sonra el değiştirdi; üzerindeki bir kayıt, nüshanın bir dellalın tanıklığıyla satın alındığını gösterir. Bugün Viyana'daki Avusturya Ulusal Kütüphanesi'ndedir. Öbür iki nüshanın da kendine özgü izleri vardır. Arat'ın aktardığına göre Fergana nüshasında eserin dörtlükleri altın suyuyla yazılmıştır ve bu nüshada manzum önsöz yer almaz; sayfaları dağılmış, sonradan bir araya getirilip dikilmiştir. Üç nüshanın birbirinden farklı yerlerde, farklı yazılarla ve farklı eksiklerle ortaya çıkması, bugün okuduğumuz metnin bilginlerin karşılaştırmalı emeğiyle kurulduğunu hatırlatır.

Uzman Notu

Temel literatür

  • Yusuf Has Hacib, Kutadgu Bilig I: Metin, R. R. Arat (yay.) (İstanbul: Türk Dil Kurumu, 1947).
  • Yusuf Has Hacib, Kutadgu Bilig II: Çeviri, R. R. Arat (çev.) (Ankara: Türk Tarih Kurumu, 1959).
  • Yusuf Has Hacib, Kutadgu Bilig, R. R. Arat (çevriyazı ve çev.) (İstanbul: Kabalcı Yayınevi, 2006).
  • Robert Dankoff (çev.), Wisdom of Royal Glory (Kutadgu Bilig): A Turko-Islamic Mirror for Princes (Chicago: University of Chicago Press, 1983).
  • W. Radloff, Das Kudatku Bilik des Jusuf Chass-Hadschib aus Bälasagun (St. Petersburg, 1891–1910).
  • H. Vámbéry, Uigurische Sprachmonumente und das Kudatku Bilik (Innsbruck, 1870).

Arşiv ve kaynak

Eserin bugün elde olan üç el yazması Viyana (Herat nüshası, Uygur harfli), Kahire (Mısır nüshası, Arap harfli) ve Taşkent'te (Fergana nüshası, Arap harfli) korunmaktadır. Arat'ın metin yayını bu üç nüshayı karşılaştırır. Arat'ın çevriyazısı ve Türkçe çevirisi, Kabalcı baskısında birlikte okunabilir; Türkçe çevirinin beyit numaralı bir dizini de çevrimiçi yayımlanmıştır.

Açık sorular

  • Esere sonradan eklenen mensur ve manzum önsözleri kim, hangi dönemde ve hangi amaçla yazdı?
  • Kutadgu Bilig, Fars ve Arap siyaset edebiyatının hangi eserlerinden doğrudan etkilendi?
  • Karahanlı sarayında eser gerçekten okundu mu, yoksa yalnızca bir armağan olarak mı saklandı?

Mini sınav

  1. (Hedef 1) Kutadgu Bilig hangi Karahanlı hükümdarına sunuldu? A) Satuk Buğra Han B) Tavgaç Buğra Han C) Kadir Han Yusuf D) Harun Buğra Han
  2. (Hedef 2) Eserde adaleti, yani doğruluğu temsil eden kişi kimdir? A) Ay Toldı B) Ögdülmiş C) Kün Togdı D) Odgurmış
  3. (Hedef 2) Kün Togdı'ya göre tahtının üç ayaklı olması neyi anlatır? A) Zenginliğini B) Bir yana eğilmeyen doğruluğu C) Üç oğlunu D) Üç ülkeyi yönettiğini
  4. (Hedef 1) Yusuf'a göre eseri kaç ayda tamamladı? A) On sekiz B) Altı C) On iki D) Otuz altı
  5. (Hedef 3) Arat'a göre mensur önsözdeki yazar bilgisi neden dikkatle kullanılmalıdır? A) Önsöz Çince yazılmıştır B) Önsöz Yusuf'un değil, sonradan başkasının kaleminden çıkmıştır C) Önsöz yalnızca Viyana nüshasında vardır D) Önsöz yazarın ölümünden önce yazılmıştır

Açık uçlu soru

(Hedef 2) Kutadgu Bilig'in yönetim anlayışı, Türk ve İslam geleneklerinden neler alıyor? Kün Togdı'nın üç ayaklı tahtını, 154. beyitteki bilgi ve akıl övgüsünü ve mensur önsözdeki «Şahname-i Türki» adını kullanarak cevapla; Arat ile Dankoff'un yaklaşımlarını karşılaştır.

Cevaplar

  1. B — Tavgaç Buğra Han.
  2. C — Kün Togdı.
  3. B — Bir yana eğilmeyen doğruluğu.
  4. A — On sekiz.
  5. B — Önsöz Yusuf'un değil, sonradan başkasının kaleminden çıkmıştır.

Kapsamlı bir cevap, Kutadgu Bilig'in eski Türkçe devlet kavramlarını, «kut», «törü», «bilig» ve «ukuş» gibi sözcükleri taşıdığını, ama aruz vezniyle ve İslam dünyasının hükümdarlara öğüt geleneği içinde yazıldığını açıklar. Kün Togdı'nın üç ayaklı tahtını, tarafsız ve eğilmeyen bir adalet idealinin simgesi olarak; 154. beyiti, yönetmenin bilgiye ve anlayışa dayandığı ilkesinin özeti olarak; «Şahname-i Türki» adını ise eserin Fars edebiyatının büyük eserleriyle karşılaştırıldığının kanıtı olarak kullanır ve önsözün sonradan yazıldığını hesaba katar. Arat'ın eseri Türk kültür tarihinin merkezine yerleştiren yaklaşımını, Dankoff'un onu İslam dünyasının siyasetname geleneği içinde okuyan yaklaşımıyla karşılaştırır.

Sonraki bölüme köprü

Yusuf eserini Kaşgar'da bir Türk hükümdarına, Türkçe sundu. Birkaç yıl sonra, yine Karahanlı ülkesinden bir başka bilgin, bu kez Bağdat'ta, Araplar için yazdı: amacı, Türkçeyi Arapça konuşanlara öğretmekti. Bir sonraki ders, Kaşgarlı Mahmud'u ve onun Türk boylarını, dillerini ve ülkelerini bir sözlükte nasıl topladığını soruyor.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Görsel plan ve seslendirme notları

Animasyon ve seslendirme notları

Görsel plan

  • 0:00–1:20 Kanca: gümüş, üç ayaklı bir tahtın yakın çekimi; yanında bir bıçak, bir ot demeti ve bir kâse şeker. Kişisiz.
  • 1:20–3:00 Bağlam: Balasagun'dan Kaşgar'a uzanan harita; açılan bir kitabın sayfalarında Uygur ve Arap harfleri.
  • 3:00–5:00 Gelişme: dört silüet, her birinin yanında bir simge: güneş, ay, bir kitap, bir çile odası.
  • 5:00–7:00 Dönüş noktası: saray kapısından dağdaki inziva yerine uzanan yolda gidip gelen bir silüet ve iki mektup.
  • 7:00–9:00 Kapanış: Herat, İstanbul, Kahire ve Fergana'yı birleştiren bir harita; üç el yazmasının kişisiz görüntüsü.

Kişiler yüzsüz silüet; kutsal kişiler resmedilmez; savaş ve şiddet sahneleri gösterilmez.