İçeriğe geç

Bölüm TT-104.10 · Seviye 1 — Türk Tarihi OmurgasıSeviye 1

Macarlar ve Türk bozkır bağlantısı

TT-104 Uygurlar ve Diğer Bozkır Devletleri

2.570 kelime · yaklaşık 12 dakika okuma · seslendirme 8 dk

Dönem
830–1236
Bölge
Bozkır · Doğu Avrupa · Orta Avrupa · Karadeniz
Kişiler
Levedias · Álmos · Árpád · VII. Konstantinos · Julianus · Lajos Ligeti · András Róna-Tas · Pál Engel
Yerler
Levedia · Etelköz · Karpat havzası · İdil · Hazarya · Budapeşte
Sınav
YKS · KPSS konusu

Yapay zekâ desteğiyle yazıldı; tarih, rakam ve alıntılar kaynağından doğrulandı. Alan uzmanı denetimi henüz yapılmadı. Bir hata görürsen metnin ilgili yerini işaretleyip bildir.

Öğrenme hedefleri

  • Macarların dokuzuncu yüzyılda Karadeniz'in kuzeyindeki bozkırlardan Karpat havzasına uzanan yolculuğunu ve Hazarlarla, Peçeneklerle ilişkilerini sıralayabileceksin.
  • Bizans kaynaklarının Macarlara neden «Türk» dediğini ve Macarların dili ile bozkır kültürü arasındaki ilişkiyi açıklayabileceksin.
  • Bir Bizans imparatorunun Macarların ilk önderinin seçilişini anlatışını okuyarak, bir halkın kökeni hakkındaki farklı kanıt türlerini değerlendirebileceksin.

Okuma metni

Kanca — bir kalkanın üzerinde

Dokuzuncu yüzyılın sonlarında, Karadeniz'in kuzeyindeki bozkırlarda, yedi boydan oluşan bir halkın önderleri bir araya geldi. Hazar kağanının elçileri de oradaydı. Kağan, bu halkın üzerinde bir önder görmek istiyordu; o önder Hazarlara bağlı olacaktı. Halk, önderlerinden birinin oğlunu seçti. Ardından onu, Hazarların âdetine göre, bir kalkanın üzerine oturtup yukarı kaldırdılar. Seçilen kişinin adı Árpád'dı ve onun soyu, sonraki dört yüzyıl boyunca bu halkı yönetecekti.

Bu sahneyi anlatan, onuncu yüzyılın ortasında Konstantinopolis'te yazan Bizans imparatoru VII. Konstantinos'tur. İmparator, Árpád'ın halkına «Türkler» der. Oysa bu halk, bugün Macarlar olarak bildiğimiz halktır ve konuştuğu dil, Türk dillerinden değil, Fince ve Estonca ile akraba olan Ural dillerinden biridir. Peki Bizans neden bu halka «Türk» diyordu ve Macarları bozkırdaki Türk dilli komşularına bağlayan ipler nelerdi?

Bağlam — Hazarların komşusu

VII. Konstantinos'a göre Macarlar, başlangıçta Hazarya'ya yakın bir yerde, ilk önderlerinden birinin adıyla Levedia denen bir bölgede yaşıyorlardı. Yedi boydan oluşuyorlardı ve başlarında tek bir hükümdar yoktu; her boyun bir önderi vardı. Hazarlarla birlikte yaşıyor, onların bütün savaşlarına katılıyorlardı. İmparatora göre Macarlar Hazarlarla üç yıl birlikte yaşadı. Hazar kağanı, Macar önderi Levedias'ın cesaretine ve soyunun ününe hayran kalarak ona eş olarak soylu bir Hazar kadını verdi; ama bu evlilikten çocuk olmadı.

Macarların dili, onların doğudan, Ural dağlarının çevresinden geldiğini düşündürür. Ama Macarlar, Ural dağlarından Karadeniz'in kuzeyine uzanan yolculukları sırasında yüzyıllar boyunca bozkırın Türk dilli halklarıyla, özellikle Hazarlarla ve Bulgarlarla birlikte yaşadılar. Bu birliktelik, Macarların yaşam biçimini, ordusunu, unvanlarını ve diline giren pek çok sözcüğü derinden etkiledi. Dilbilimcilere göre bu sözcüklerin önemli bir kısmının ses özellikleri, bugünkü Çuvaşçaya benzeyen bir Türk dilini, yani önceki derslerde gördüğümüz Bulgarların konuştuğu dile yakın bir dili işaret eder.

Gelişme — Hazarlardan gelen önder

VII. Konstantinos'a göre bir süre sonra Hazar kağanı, Macarların ilk önderi Levedias'ı yanına çağırdı ve onu Macarların hükümdarı yapmak istediğini, karşılığında Hazarlara bağlı kalmasını beklediğini söyledi. Levedias bu teklifi kibarca geri çevirdi; kendisinin bu göreve uygun olmadığını, ama Álmos adlı bir başka önderin ya da onun oğlu Árpád'ın hükümdar olabileceğini söyledi. Macarlar Árpád'ı seçtiler. Bu seçim, dersin birincil kaynağıdır.

Macarlara katılan bir başka topluluk da Hazarlardan geldi. VII. Konstantinos'a göre Hazarlar arasında bir iç savaş çıkmış, yenilen taraf Macarların yanına kaçmıştı. Bu topluluğa Kabarlar deniyordu.

Dönüş noktası — Karpat havzasına

Dokuzuncu yüzyılın sonunda Macarların batıdaki yurdu Etelköz'e Peçenekler saldırdı. Önceki derste gördüğümüz gibi, Peçenekler de doğuda Oğuzların ve Hazarların baskısıyla yurtlarından sürülmüştü. Macarlar, Árpád'ın önderliğinde Karpat dağlarını aşarak Tuna ile Tisza'nın suladığı Karpat havzasına yerleştiler. Macar tarih yazımı bu olaya «yurt tutma» der ve geleneksel olarak 895 yılına tarihlendirir.

Yurt tuttuktan sonra Macarlar, onuncu yüzyılın ilk yarısında Batı Avrupa'nın içlerine kadar uzanan akınlar düzenlediler. Bu akınlar, 955'te bir Alman ordusunun Macarları yenmesinden sonra sona erdi. Ardından Macar önderleri, yerleşik bir krallık kurmaya yöneldi. Árpád'ın soyundan gelen István, 1000 yılında Hristiyan bir kral olarak taç giydi. Bozkırdan gelen yedi boylu birlik, böylece Orta Avrupa'nın Hristiyan krallıklarından birine dönüştü. Bu dönüşüm, bir yüzyıldan biraz fazla sürdü. Tuna Bulgarlarının ve Hazarların da kendi yollarından benzer dinî tercihler yaptığını önceki derslerde görmüştük. Macar krallığı, bozkır kökenli bir halkın Batı Hristiyanlığını seçmesinin en kalıcı örneklerinden biri oldu. Árpád'ın soyundan gelen krallar, on dördüncü yüzyılın başına kadar Macaristan'ı yönetti; hanedanın adı bugün de Macar tarihinin ilk dönemini anlatmak için kullanılır.

Cevap — dil bir yana, yaşam bir yana

Macarların Türk bozkırıyla bağlantısı, dil ile yaşam biçimi arasında bir ayrım yapılarak anlaşılabilir. Macarların dili Ural dil ailesine aittir; bu, onların kökenine ilişkin en sağlam kanıtlardan biridir. Ama Macarların yaşam biçimi, ordusu, unvanları ve siyasi gelenekleri, yüzyıllar boyunca birlikte yaşadıkları Türk dilli bozkır halklarından derinden etkilenmişti. Bizans'ın onlara «Türk» demesi de bu yüzdendir: Bizans için «Türk», belirli bir dili konuşan halkın adı değil, atlı, göçebe ve bozkırdan gelen bir savaşçı halkın adıydı.

Yaygın yanlış«Macarlar bir Türk halkıdır ve Macarca bir Türk dilidir.»
Doğrusu

Macarca, Ural dil ailesine ait bir dildir; temel sözcükleri, dil bilgisi yapısı ve ses düzeni Fince ve Estonca ile akrabadır. Bizans kaynaklarının Macarlara «Türk» demesi, onların dili hakkında değil, bozkır kökenli yaşam biçimleri hakkında bir tanımdı. Öte yandan Macarların Türk halklarıyla bağı da gerçektir: Macarcada Türk dillerinden gelen yüzlerce eski sözcük vardır, Kabarlar gibi Türk dilli topluluklar Macar birliğine katılmıştı ve Macarların ilk hükümdarı Hazar âdetine göre seçilmişti. Macarlar, Ural dilli bir halkın bozkırda Türk dilli halklarla birlikte yaşayarak biçimlenen bir topluluğudur.

Bugünle bağ — alma ve árpa

Türkiye'den Macaristan'a giden biri, Macarca bir pazarda bazı sözcükleri tanıdık bulabilir. Macarcada elmaya «alma», arpaya «árpa», buğdaya «búza», öküze «ökör», keçiye «kecske» denir. Dilbilimcilere göre bu sözcükler, Macarcaya yurt tutmadan önce, bozkırdaki Türk dilli komşulardan geçmiştir. Bu sözcüklerin çoğu tarım ve hayvancılıkla ilgilidir; yani Macarlar, Türk dilli komşularından yalnızca sözcükleri değil, bu sözcüklerin anlattığı tarım ve hayvancılık bilgisini de almışlardı. Bugün Macaristan, Türk dili konuşan ülkelerin kurduğu Türk Devletleri Teşkilatı'nda gözlemci üyedir. Bir pazardaki elmanın adı, bin yılı aşkın bir bozkır komşuluğunun izini taşır.

Birincil kaynak

VII. Konstantinos'un De administrando imperio'sundan, Árpád'ın Macarların önderi seçilmesi:

ἐν τούτῳ οὖν τῷ λόγῳ ἀρεσθεὶς ὁ χαγάνος ἐκεῖνος δέδωκεν ἀνθρώπους αὐτοῦ μετ᾽ αὐτοῦ καὶ εἰς τοὺς Τούρκους ἀπέστειλεν, οἳ καὶ συλλαλήσαντες περὶ τούτου μετὰ τῶν Τούρκων, μᾶλλον οἱ Τοῦρκοι τὸν Ἀρπαδὴν γενέσθαι προέκριναν ἄρχοντα ἤπερ Σαλμούτζην τὸν αὐτοῦ πατέρα, ὡς ἀξιολογώτερον ὄντα καὶ περισπούδαστον ὄντα φρονήσει καὶ βουλῇ καὶ ἀνδρίᾳ καὶ ἱκανὸν πρὸς τὴν τοιαύτην ἀρχήν· ὃν καὶ ἄρχοντα κατὰ τὸ τῶν Χαζάρων ἔθος καὶ ζάκανον πεποιήκασι, σηκώσαντες αὐτὸν εἰς σκουτάριον.

Türkçesi: Bu sözlerden hoşnut kalan Hazar kağanı, adamlarını onunla birlikte Türklere gönderdi. Bunlar Türklerle bu konuyu konuştular; Türkler, Árpád'ın babası Álmos yerine Árpád'ın kendisinin önder olmasını yeğlediler, çünkü o daha saygın, aklı, sağduyusu ve cesaretiyle daha çok aranan biriydi ve böyle bir görev için yetenekliydi. Onu Hazarların âdetine ve yasasına göre, bir kalkanın üzerinde yükselterek önder yaptılar.

Kaynak: VII. Konstantinos, De administrando imperio, 38. bölüm; Yunanca metin Immanuel Bekker (ed.), Constantinus Porphyrogenitus: De thematibus et De administrando imperio (Bonn, 1840), s. 170, Internet Archive; tarayıcının bozduğu harfler düzeltilerek verildi. Türkçesi, Yunancasından bizim.

  1. Árpád'ın seçilmesinde Hazar kağanının ve Macarların kendilerinin payı neydi? Metin, bu iki tarafın rolünü nasıl dengeliyor?
  2. Seçimin «Hazarların âdetine göre» yapılması, Macarların Hazarlarla ilişkisi hakkında ne söylüyor?
  3. Bir Bizans imparatoru bu olayları nereden öğrenmiş olabilir? Bilgisinin kaynağı, anlatısının güvenilirliğini nasıl etkiler?

Tarihçiler Tartışıyor

  • Lajos Ligeti (1986) — Macarcanın yurt tutmadan önceki ve sonraki Türk dilleriyle ilişkilerini incelediği kitabında, Macarcadaki Türkçe kökenli alıntı sözcükleri sistemli biçimde inceledi; bu sözcüklerin büyük bölümünün Bulgar ve Hazar dillerine yakın bir Türk dilinden geldiğini ileri sürdü.
  • Peter Golden (1992) — bozkırın siyasi örgütlenme biçimlerini karşılaştırdığı genel çalışmasında, Macarları Hazar kağanlığının çevresindeki bozkır dünyasının bir parçası olarak değerlendirdi; Macarların siyasi örgütlenmesinin Hazar modelinden etkilendiğini vurguladı.
  • András Róna-Tas (1999) — Erken ortaçağda Macarları ve Avrupa'yı incelediği kitabında, Macarların oluşumunu dil, arkeoloji ve yazılı kaynakları birlikte kullanarak ele aldı; Macar kimliğinin Ural kökenli bir dil ile Türk dilli bozkır halklarıyla yoğun temasın birleşmesinden doğduğunu gösterdi.
  • Pál Engel (2001) — Ortaçağ Macar krallığının tarihini yazdığı kitabında, yurt tutmadan Hristiyan krallığın kuruluşuna uzanan dönüşümü inceledi; Macar devletinin bozkır kökenli bir boylar birliğinden yerleşik bir krallığa nasıl dönüştüğünü anlattı.

Dört yazarın her biri bu soruya başka bir kapıdan girer. Ligeti, dilin kendisine, alıntı sözcüklere bakar. Golden, siyasi örgütlenmeye odaklanır. Róna-Tas, dil, arkeoloji ve yazılı kaynakları birleştirir. Engel ise yurt tutmadan sonraki dönüşümü izler. Dört yazar da VII. Konstantinos'un metnini okur, ama onu farklı kanıtlarla, kimi sözcüklerle, kimi mezar buluntularıyla, kimi de sonraki Latin kronikleriyle sınar. Birlikte okunduklarında, «Macarlar kimdir?» sorusunun cevabının hangi kanıta baktığımıza göre değiştiği görülür.

Derine İn

Macarlar, Karpat havzasına yerleştikten sonra da doğudaki akrabalarını unutmadılar. On üçüncü yüzyılın başında, Macar Dominiken keşişleri, eski Macar yurdunda hâlâ yaşadığına inandıkları «Büyük Macaristan»ı aramak için doğuya yolculuklar düzenlediler. Bu keşişlerden Julianus, 1235–1236'da İdil boyuna ulaştı ve orada Macarca konuşan bir toplulukla karşılaştığını bildirdi. Julianus'un raporu, Macarların bir bölümünün yüzyıllar boyunca doğuda kaldığına ilişkin VII. Konstantinos'un kaydıyla uyumludur. Ama bu topluluk, kısa bir süre sonra Moğol fethi sırasında ortadan kayboldu.

Macar arkeolojisi de bozkır bağlantısına ışık tutar. Yurt tutma dönemine ait Macar mezarlarında bulunan at koşumları, kemer süsleri, silahlar ve okluklar, bozkırın göçebe atlı kültürünün izlerini taşır. Bazı mezarlarda ölünün atının başı ve ayakları da gömülmüştür; bu gelenek bozkırın başka halklarında da görülür. Bu buluntular, Macarların yurt tutma sırasında bozkır kökenli bir atlı halk olarak yaşadığını gösterir.

Bu buluntuların bir bölümünde, kemer süslerinde ve kılıç kınlarında görülen bitki ve hayvan motifleri, bozkırın öbür halklarının sanatıyla da benzerlik taşır. Arkeologlar bu benzerlikleri, Macarların bozkırda yüzyıllar boyunca öbür halklarla aynı zanaat geleneklerini paylaşmasına bağlar.

Macarların erken dönem unvanları da Türk dillerinden gelir. Bizans ve Arap kaynakları, Macarların başında «kende» ve «gyula» denen iki önder bulunduğunu anlatır. Bu ikili yönetim, önceki derste Hazarlarda gördüğümüz ikili hükümdarlığa benzer; bu yüzden pek çok tarihçi, Macarların bu yönetim biçimini Hazarlardan aldığını düşünür.

Macarların Türk halklarıyla bağı, on dokuzuncu ve yirminci yüzyıllarda yeni bir anlam kazandı. Bu dönemde Macaristan'da, Macarların Türk ve Orta Asya halklarıyla akrabalığını vurgulayan «Turancılık» denen bir düşünce akımı ortaya çıktı. Bu akım, kimi zaman bilimsel araştırmalara katkıda bulundu, kimi zaman ise siyasi amaçlarla abartılı iddialara yol açtı. Bugün Macar dilbilimcilerinin büyük çoğunluğu, Macarcanın Ural dil ailesine ait olduğunu kabul eder; ama Türk dilli halklarla yüzyıllar süren temasın Macar kültürüne bıraktığı izler de araştırılmaya devam ediyor.

Macar kronikleri ise Macarların kökenini başka bir biçimde anlatır. On ikinci ve on üçüncü yüzyıllarda yazılan Latin Macar kronikleri, Macarları Hunların torunları olarak gösterir ve Árpád'ı Attila'nın soyuna bağlar. Bu anlatı, bozkır kökenli bir hanedanın kendine saygın bir geçmiş arama çabasının ürünüdür; çağdaş tarihçiler onu tarihsel bir kanıt olarak değil, ortaçağ Macar seçkinlerinin kimlik anlayışının bir belgesi olarak okur. VII. Konstantinos'un «Türk» adı ile Macar kronikçilerinin «Hun» soyu, aynı halkı iki farklı bozkır geçmişine bağlayan iki ayrı yorumdur.

Macarların hikâyesi, bu kursta gördüğümüz bozkır halklarının ortak bir özelliğini de gösterir: bozkırda kimlikler katı sınırlarla ayrılmamıştı. Farklı dilleri konuşan topluluklar, aynı birliğin içinde yaşayabiliyor, birbirlerinin dilini, unvanlarını ve âdetlerini benimseyebiliyordu. Kabarlar Macarlara katıldı, Macarlar Hazar âdetiyle önder seçti, Bizans hepsine «Türk» dedi.

Uzman Notu

Temel literatür

  • Gyula Moravcsik (ed.) ve R. J. H. Jenkins (çev.), Constantine Porphyrogenitus, De Administrando Imperio (Washington: Dumbarton Oaks, 1967).
  • Lajos Ligeti, A magyar nyelv török kapcsolatai a honfoglalás előtt és az Árpád-korban (Budapest: Akadémiai Kiadó, 1986).
  • Peter B. Golden, An Introduction to the History of the Turkic Peoples (Wiesbaden: Harrassowitz, 1992).
  • András Róna-Tas, Hungarians and Europe in the Early Middle Ages: An Introduction to Early Hungarian History (Budapest: Central European University Press, 1999).
  • Pál Engel, The Realm of St Stephen: A History of Medieval Hungary, 895–1526 (London: I. B. Tauris, 2001).
  • András Róna-Tas ve Árpád Berta, West Old Turkic: Turkic Loanwords in Hungarian (Wiesbaden: Harrassowitz, 2011).

Arşiv ve kaynak

Macarların erken tarihine ilişkin başlıca kaynaklar, VII. Konstantinos'un De administrando imperio'su, Arap coğrafyacılarının Macarlara ilişkin bölümleri, Latin kronikleri, keşiş Julianus'un yolculuk raporu ve Karpat havzasındaki yurt tutma dönemi mezarlarıdır. VII. Konstantinos'un Yunanca metni 1840 Bonn baskısıyla Internet Archive'da okunabilir; yurt tutma dönemi buluntularının önemli bir bölümü Budapeşte'deki Macar Ulusal Müzesi'nde korunuyor.

Açık sorular

  • VII. Konstantinos'un «Sabartoiasphaloi» diye andığı doğudaki Macarlar kimlerdi ve nerede yaşıyorlardı?
  • Macarcadaki Türkçe kökenli alıntı sözcükler, hangi Türk dilinden ve hangi yüzyıllarda geçti?
  • Macarların ikili yönetimi gerçekten Hazarlardan mı alınmıştı?

Mini sınav

  1. (Hedef 1) VII. Konstantinos'a göre Macarlar başlangıçta hangi devletin yakınında yaşıyordu? A) Bizans B) Hazarya C) Bulgaristan D) Kiev
  2. (Hedef 2) Bizans kaynakları Macarlara hangi adı veriyordu? A) Hunlar B) Türkler C) Avarlar D) Slavlar
  3. (Hedef 2) Macarca hangi dil ailesine aittir? A) Türk dilleri B) Slav dilleri C) Ural dilleri D) İran dilleri
  4. (Hedef 3) VII. Konstantinos'a göre Árpád hangi âdete göre önder yapıldı? A) Bizans âdetine göre B) Hazar âdetine göre C) Frank âdetine göre D) Peçenek âdetine göre
  5. (Hedef 3) VII. Konstantinos'a göre Kabarlar Macarlara ne öğretti? A) Hristiyanlığı B) Hazar dilini C) Yazıyı D) Tarımı

Açık uçlu soru

(Hedef 2) Macarların Türk bozkırıyla bağlantısı neydi? Árpád'ın seçilişini ve Kabarları anlatan VII. Konstantinos'un kayıtlarını ve Macarcadaki alıntı sözcükleri kullanarak cevapla; Ligeti ile Róna-Tas'ın yaklaşımlarını karşılaştır.

Cevaplar

  1. B — Hazarya.
  2. B — Türkler.
  3. C — Ural dilleri.
  4. B — Hazar âdetine göre.
  5. B — Hazar dilini.

Kapsamlı bir cevap, Macarların dilinin Ural dil ailesine ait olduğunu, ama yaşam biçimlerinin, siyasi örgütlenmelerinin ve sözcük dağarcıklarının bozkırdaki Türk dilli halklarla yüzyıllar süren birliktelikle biçimlendiğini açıklar. Árpád'ın seçilişini, Macarların Hazar kağanlığıyla yakın ilişkisinin ve Hazar siyasi geleneklerini benimsemelerinin kanıtı olarak; Kabarlarla ilgili kaydı, Türk dilli bir topluluğun Macar birliğine katıldığının ve Macarların bir bölümünün iki dil konuştuğunun tanıklığı olarak; alıntı sözcükleri ise bu temasın dildeki izleri olarak kullanır. Ligeti'nin alıntı sözcüklere odaklanan yaklaşımını, Róna-Tas'ın dil, arkeoloji ve yazılı kaynakları birleştiren yaklaşımıyla karşılaştırır.

Sonraki bölüme köprü

Macarcanın en yakın akrabaları bugün Macaristan'dan binlerce kilometre uzakta, Batı Sibirya'da, Ob Irmağı boylarında yaşayan Hantılar ve Mansilerin dilleridir. Sibirya'nın ormanları ve Altay dağları, yalnızca Ural dilli halklara değil, pek çok Türk dilli halka da yurt oldu. Altaylılar, Hakaslar, Tuvalılar ve daha kuzeyde Yakutlar, bozkırın büyük imparatorluklarının kuzey kenarında, kendi dillerini ve kimi zaman çok eski geleneklerini yüzyıllar boyunca korudular. Bir sonraki ders, bozkırın kuzeyindeki bu orman ve dağ halklarının kim olduğunu, büyük bozkır devletleriyle ilişkilerini ve eski Türk inanç ve geleneklerinin onlarda nasıl yaşamaya devam ettiğini soruyor.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Görsel plan ve seslendirme notları

Animasyon ve seslendirme notları

Görsel plan

  • 0:00–1:20 Kanca: bozkırda bir kalabalığın ortasında bir kalkanın üzerinde yukarı kaldırılan yüzsüz bir silüet.
  • 1:20–3:00 Bağlam: haritada Ural dağlarından Karadeniz'in kuzeyine uzanan bir yol; yol boyunca Hazar ve Bulgar ülkeleri.
  • 3:00–5:00 Gelişme: bir çadırın içinde konuşan iki grup silüet; iki farklı yazıda yazılmış iki sözcüğün yan yana belirmesi.
  • 5:00–7:00 Dönüş noktası: Karpat dağlarının geçitlerinden ovaya inen bir göç kafilesi.
  • 7:00–9:00 Kapanış: bir pazarda elma ve arpa sepetleri; sepetlerin üzerinde Türkçe ve Macarca adları.

Kişiler yüzsüz silüet; kutsal kişiler resmedilmez; savaş ve şiddet sahneleri gösterilmez.