İçeriğe geç

Bölüm TT-104.09 · Seviye 1 — Türk Tarihi OmurgasıSeviye 1

Kıpçaklar (Kumanlar): Mısır'dan Macaristan'a

TT-104 Uygurlar ve Diğer Bozkır Devletleri

2.664 kelime · yaklaşık 12 dakika okuma · seslendirme 8 dk

Dönem
1055–1517
Bölge
Bozkır · Doğu Avrupa · Orta Avrupa · Mısır
Kişiler
Köten · IV. Béla · Baybars · Willem van Rubruck · ez-Zehebî · IV. László · Nora Berend · Peter Golden
Yerler
Kırım · Kalka · Pest · Kahire · Venedik · Saray
Sınav
YKS · KPSS konusu

Yapay zekâ desteğiyle yazıldı; tarih, rakam ve alıntılar kaynağından doğrulandı. Alan uzmanı denetimi henüz yapılmadı. Bir hata görürsen metnin ilgili yerini işaretleyip bildir.

Öğrenme hedefleri

  • Kıpçakların on birinci yüzyılda Karadeniz'in kuzeyine yayılmasından on üçüncü yüzyıldaki Moğol fethine ve ardından gelen dağılmaya kadar başlıca aşamaları sıralayabileceksin.
  • Moğol fethinden sonra Kıpçakların bir kısmının Macaristan'a sığınmasını, bir kısmının ise Mısır'da köle asker olarak sultanlığa yükselmesini karşılaştırarak açıklayabileceksin.
  • Bir Avrupalı gezginin Kıpçak mezarlarını ve bir Memlük tarihçisinin bir Kıpçak kökenli sultanı anlatışını okuyarak, dağılmış bir halkın izlerinin nasıl izlenebileceğini değerlendirebileceksin.

Okuma metni

Kanca — boş bozkır

1253 yazında, Flandreli bir Fransisken keşiş olan Willem van Rubruck, Kırım'dan doğuya, Moğol hükümdarlarının ordugâhına doğru yola çıktı. Önünde, Karadeniz'in kuzeyinden İdil'e kadar uzanan, otuz günlük yol genişliğinde bir bozkır vardı. Rubruck'a göre bu bozkırda ne orman, ne tepe, ne de taş vardı; yalnızca en güzel otlaklar uzanıyordu. Ve bu otlaklarda, yalnızca birkaç yıl öncesine kadar, Kıpçak denen Kumanlar sürülerini otlatıyordu.

Rubruck'un geçtiği bozkır artık Moğolların elindeydi. Moğol fethi sırasında Kıpçaklardan kimileri hayatını kaybetmiş, kimileri kaçmış, geri kalanların bir bölümü de köle pazarlarına düşmüştü. Kaçanlardan bazıları Macaristan'a sığınmış; köle olarak satılanlardan bazıları ise yıllar sonra Mısır'da sultan olmuştu. Bu ders, aynı bozkırdan çıkan insanların neden bu kadar farklı yerlere dağıldığını ve gittikleri yerlerde nasıl bambaşka kaderler yaşadığını soruyor.

Bağlam — Deşt-i Kıpçak

On birinci yüzyılın ortasında, Kazakistan bozkırlarından gelen yeni bir topluluklar birliği, Karadeniz'in kuzeyine yayıldı. Bu topluluklara farklı halklar farklı adlar verdi: Müslüman kaynaklar Kıpçak, Bizans ve Batı kaynakları Kuman, Rus kronikleri Polovets dedi. Kıpçaklar, kendilerinden önceki bozkır halklarının boşalttığı otlaklara yerleşerek Tuna'dan Kazakistan'a uzanan geniş bir alana egemen oldular. Müslüman coğrafyacılar bu geniş bozkıra «Deşt-i Kıpçak», yani Kıpçak bozkırı adını verdi.

Kıpçaklar, Göktürkler ya da Hazarlar gibi tek bir hükümdarın yönetiminde birleşmiş bir devlet kurmadılar. Farklı önderlerin yönettiği boylar, kimi zaman birlikte hareket ediyor, kimi zaman birbirleriyle çatışıyordu. Rus prenslikleri, Bizans, Gürcistan ve Macaristan, bu boyları kimi zaman düşman, kimi zaman ticaret ortağı, kimi zaman da damat ya da müttefik olarak gördü. Rus prenslerinin pek çoğu Kıpçak önderlerinin kızlarıyla evlendi; Rus kronikleri bir yandan Kıpçak akınlarını anlatırken, öbür yandan aynı Kıpçakların Rus prenslerinin iç savaşlarında müttefik olarak savaştığını da kaydeder. Bozkır ile ormanın sınırı, kesin bir düşmanlık çizgisi değil, sürekli pazarlık edilen bir geçiş bölgesiydi.

Gelişme — Moğol fırtınası

1223'te, Kafkasya'yı aşan bir Moğol birliği, Kalka Irmağı kıyısında Kıpçakların ve Rus prenslerinin birleşik ordusunu yendi. On üç yıl sonra, Batu Han'ın önderliğinde başlayan büyük Moğol seferi, Kıpçak bozkırını tamamen ele geçirdi. Kıpçakların bir kısmı Moğol ordusuna katıldı, bir kısmı batıya kaçtı.

Kaçanların en tanınmışı, Köten adlı bir Kıpçak önderiydi. Köten, 1239'da halkıyla birlikte Macaristan'a geldi ve Macar kralı IV. Béla'dan sığınma istedi; karşılığında Hristiyanlığı kabul etmeyi ve krala bağlı kalmayı vaat etti. Béla, Kıpçakların Moğollara karşı değerli bir askerî güç olacağını düşünerek onları kabul etti. Ama Kıpçakların sürüleri ve göçebe hayatı, Macar soylularıyla ve köylüleriyle gerginliklere yol açtı. 1241'de Moğollar Macaristan'a girerken, Peşte'de Köten'e karşı bir ayaklanma çıktı ve Köten öldürüldü. Kıpçaklar Macaristan'dan ayrıldı. Ama Moğolların çekilmesinden sonra, IV. Béla Kıpçakları yeniden ülkesine çağırdı ve onlara Tisza ile Tuna arasındaki ovalarda topraklar verdi.

Dönüş noktası — köle pazarından sultanlığa

Moğol fethi, başka bir göçü de başlattı: köle ticareti. Moğol seferleri sırasında tutsak düşen çok sayıda Kıpçak genci, Kırım'daki limanlardan Akdeniz'e götürülerek satıldı. Bu ticarette Venedik ve Cenova tüccarları önemli bir rol oynadı. Satılan gençlerin önemli bir kısmının gittiği yer, Mısır'dı.

Mısır'daki Eyyubi sultanı es-Salih Eyyub, 1240'larda ordusunun çekirdeğini oluşturmak için çok sayıda Kıpçak köle satın aldı. Bu askerler, Nil'deki bir adada kurulan kışlalarda yetiştirildi ve «Bahri», yani ırmak Memlükleri olarak anıldı. 1250'de bu Memlükler, Eyyubi hanedanının son sultanını devirerek iktidarı ele geçirdiler. Böylece Kıpçak kökenli köle askerlerin yönettiği bir sultanlık doğdu. Memlük sultanlığında hükümdarlık çoğu zaman babadan oğula geçmedi; sultanlar, kendileri gibi satın alınıp yetiştirilmiş Memlük emirleri arasından çıktı. Bu düzen, yeni Memlüklerin sürekli olarak dışarıdan getirilmesini gerektiriyordu; Kıpçak bozkırı bu yüzden yaklaşık bir yüzyıl boyunca Mısır için en önemli insan kaynağı olmaya devam etti.

Baybars, 1260'ta Moğolların Suriye'ye ilerleyişinin durdurulduğu Ayn Calut savaşında komutanlardan biriydi; aynı yıl sultan oldu. Böylece Moğolların yurtlarından sürdüğü bir halkın çocuğu, Moğolları Mısır'ın kapısında durduran devletin başına geçmiş oldu.

Cevap — dağılan bir halkın üç yolu

Kıpçakların Moğol fethinden sonraki kaderi üç ana yola ayrıldı. Birincisi, bozkırda kalan Kıpçaklar Moğol egemenliğine girdi; ama Altın Orda devletinde Moğol yöneticiler zamanla Kıpçakların dilini benimsedi ve devletin başkenti Saray'da Kıpçak Türkçesi yaygın bir dil oldu. İkincisi, Macaristan'a sığınan Kıpçaklar, uzun bir süreç içinde Hristiyanlığı kabul edip Macar toplumuna karıştılar. Üçüncüsü, köle olarak satılan Kıpçaklar, Mısır'da bir askerî seçkinler sınıfına dönüştü ve yaklaşık bir yüzyıl boyunca sultanlığı ellerinde tuttu.

Yaygın yanlış«Memlük sultanları köle kökenli oldukları için Mısır toplumunun en alt katmanından geliyordu ve iktidarları zayıftı.»
Doğrusu

Memlük sisteminde kölelik, toplumsal bir alt katman değil, askerî seçkinliğe giden bir yoldu. Ez-Zehebî'nin kaydında görüldüğü gibi, Baybars bir emir tarafından satın alınmış, sultanın memlükleri arasına girmiş, yetiştirilmiş, emir olmuş ve sonunda sultan olmuştu. Memlükler genç yaşta satın alınıyor, askerî ve dinî eğitim görüyor, azat ediliyor ve devletin en yüksek görevlerine yükselebiliyordu. Memlük sultanlığı, Moğolları ve Haçlıları durduran, Kahire'yi İslam dünyasının en önemli merkezlerinden biri yapan güçlü bir devletti.

Bugünle bağ — Kahire'den İstanbul'a

1517'de Osmanlı padişahı I. Selim, Mısır'daki Memlük sultanlığına son verdi. O dönemde Memlüklerin çoğu artık Kıpçak değil, Kafkasya'dan gelen Çerkesti; ama devletin kökeni, iki yüzyıldan fazla önce Kahire'ye satılan Kıpçak gençlerine uzanıyordu. Osmanlıların Mısır'ı alması, Kahire'deki pek çok kurumun ve değerli eşyanın İstanbul'a taşınmasına yol açtı. Bugün İstanbul'daki Topkapı Sarayı'nda korunan kutsal emanetlerin bir bölümü, bu fetihten sonra Kahire'den getirilmiştir. Topkapı'yı ziyaret eden biri, farkında olmasa da, Kıpçak bozkırından Kahire'ye, oradan da İstanbul'a uzanan uzun bir hikâyenin son durağında durmaktadır.

Birincil kaynak

Willem van Rubruck'un raporundan, Kumanların mezarları:

Comani faciunt magnum tumulum super defunctum et erigunt ei statuam versa facie ad orientem, tenentem ciphum in manu sua ante umbilicum. Fabricant et divitibus pyramides, id est domunculas acutas: et alicubi vidi magnas turres de tegulis coctis, alicubi lapideas domos, quamvis lapides non inveniantur ibi. Vidi quendam noviter defunctum, cui suspenderant pelles sexdecim equorum, ad quodlibet latus mundi quatuor inter perticas altas: et apposuerunt ei cosmos ut biberet, et carnes ut comederet: et tamen dicebant de illo quod fuerat baptizatus.

Türkçesi: Kumanlar ölünün üzerine büyük bir höyük yapar ve ona, yüzü doğuya dönük, elinde göbek hizasında bir kap tutan bir heykel dikerler. Zenginler için de piramitler, yani sivri tepeli küçük evler yaparlar; bazı yerlerde pişmiş kiremitten büyük kuleler, bazı yerlerde ise, oralarda hiç taş bulunmadığı hâlde, taştan evler gördüm. Yeni ölmüş birinin mezarında, yüksek sırıklar arasına dünyanın dört yönüne doğru dörder tane olmak üzere on altı atın derisinin asıldığını gördüm; içmesi için kımız, yemesi için et bırakmışlardı. Bununla birlikte, onun vaftiz edilmiş olduğunu söylüyorlardı.

Kaynak: Willem van Rubruck, Itinerarium; Latince metin C. Raymond Beazley (ed.), The Texts and Versions of John de Plano Carpini and William de Rubruquis (London: Hakluyt Society, 1903), Internet Archive; tarayıcının bozduğu harfler düzeltilerek verildi. Türkçesi, Latincesinden bizim.

  1. Rubruck'un anlattığı heykeller, Kumanların ölülere ve atalara karşı tutumu hakkında ne düşündürüyor?
  2. Ölünün yanına kımız ve et bırakılması ile onun «vaftiz edilmiş» olduğunun söylenmesi, Kumanların inançları hakkında ne söylüyor?
  3. Rubruck bu mezarları bir yabancı olarak gördü. Gördüklerini doğru anlamış olduğundan nasıl emin olabiliriz?

Tarihçiler Tartışıyor

  • David Ayalon (1979) — Memlük askerî toplumunu incelediği çalışmalarında, Memlük sisteminin genç yaşta satın alınan ve yetiştirilen köle askerlere nasıl dayandığını ayrıntılı biçimde gösterdi; Kıpçak bozkırının bu sistem için ilk yüzyılda en önemli insan kaynağı olduğunu vurguladı.
  • Robert Irwin (1986) — Erken Memlük sultanlığını ele aldığı kitabında, Baybars dönemini ve Memlük iktidarının kuruluşunu inceledi; Memlük seçkinlerinin kendi aralarındaki rekabetini ve iktidarın nasıl el değiştirdiğini anlattı.
  • Peter Golden (1992) — bozkır tarihine ilişkin genel çalışmasında Kıpçakları tek bir devletten çok, geniş bir alana yayılmış boylar topluluğu olarak değerlendirdi ve onların Altın Orda'nın, Memlüklerin ve öbür devletlerin oluşumundaki rolünü izledi.
  • Nora Berend (2001) — Ortaçağ Macaristan'ında Hristiyan olmayan toplulukları incelediği kitabında, Kumanların Macaristan'daki konumunu ele aldı; onların Hristiyan bir krallığa uyum sağlama sürecini ve bu süreçte yaşanan gerilimleri gösterdi.

Bu tartışma, Kıpçakların farklı yollarını farklı uzmanlıklarla izliyor. Ayalon ve Irwin, Mısır'daki Memlükleri inceler. Berend, Macaristan'daki Kumanları ele alır. Golden ise bütün bu yolları ortak bir bozkır kökenine bağlar. Bu uzmanlaşma kaçınılmazdır, çünkü kaynaklar Arapça, Latince, Rusça ve Kıpçak Türkçesi gibi farklı dillerdedir; ama aynı zamanda Kıpçakların hikâyesinin parçalar hâlinde anlatılmasına yol açar. Birlikte okunduklarında, Kıpçak tarihinin tek bir ülkenin değil, aynı yüzyıl içinde Kahire'den Budapeşte'ye uzanan birçok ülkenin tarihine dağılmış olduğu görülür.

Derine İn

Kıpçakların Macaristan'daki hikâyesi, Köten'in ölümüyle bitmedi. Moğol seferinden sonra geri dönen Kumanlar, Macar krallarının önemli müttefikleri oldu. IV. Béla, oğlu ve tahtın varisi V. István'ı Köten'in kızıyla evlendirdi. Bu evlilikten doğan IV. László, annesinin halkıyla yakın ilişkileri yüzünden «Kun László», yani Kuman László diye anıldı. László, Kuman giysileri giymesi ve Kumanlarla yaşaması yüzünden kilisenin sert eleştirilerine uğradı. Kumanlar ise zamanla Hristiyanlığı benimsedi ve Macar toplumuna karıştı. Bugün Macaristan'da Kunság adıyla bilinen bölgeler, adını Kumanlardan alır.

Kıpçakların dili, on dördüncü yüzyılın başına ait bir el yazmasında korunmuştur. Bugün Venedik'teki Marciana Kütüphanesi'nde bulunan Codex Cumanicus, Latince, Farsça ve Kıpçak Türkçesi sözcüklerden oluşan bir sözlük, Kıpçak Türkçesine çevrilmiş dualar, ilahiler ve bilmeceler içerir. Bu el yazması, Karadeniz'in kuzeyinde ticaret yapan İtalyan tüccarların ve Hristiyanlığı yaymaya çalışan Alman Fransisken din adamlarının ihtiyaçları için hazırlanmıştır. Kodeksin bir bölümünde 1303 tarihi geçer. Codex Cumanicus, bir Türk dilinin Latin harfleriyle yazılmış bilinen en eski uzun örneklerinden biridir.

Mısır'daki Memlükler de Kıpçak Türkçesinin yazılı bir dil olarak gelişmesine katkıda bulundu. On dördüncü yüzyılda Kahire'de, Arapça konuşan halkın Memlük askerlerinin dilini öğrenmesi için Kıpçak Türkçesi sözlükleri ve dil bilgisi kitapları yazıldı. Bu eserler, bir bozkır dilinin, onu konuşan insanların köle olarak gittiği bir ülkede nasıl saygın bir yönetim dili hâline geldiğini gösterir.

Rubruck'tan birkaç yıl önce aynı bozkırdan geçen Plano Carpini'li Giovanni ise Moğolların Kumanların bir kısmını öldürdüğünü, bir kısmının kaçtığını, bir kısmının köleleştirildiğini ve kaçanların çoğunun sonradan geri döndüğünü yazar; yolda yerde dağınık hâlde insan kemikleri gördüğünü de not eder. Moğol fethinin bölge halkı için ne kadar yıkıcı olduğu, bu kısa notlardan bile anlaşılır. Ama aynı not, kaçanların bir kısmının geri döndüğünü söyleyerek, bozkırın tamamen boşalmadığını da hatırlatır.

Rubruck'un anlattığı taş heykeller, bugün de Ukrayna'dan Kazakistan'a uzanan bozkırlarda ve müzelerde görülebilir. Bu heykellerin çoğu, elinde bir kap tutan ve yüzü doğuya dönük oturan ya da ayakta duran figürlerdir. Arkeologlar bu heykellerin bir kısmını Kıpçaklara bağlar; bazıları ise daha eski dönemlere aittir. Rubruck'un kaydı, bu heykellerin ne için dikildiğini anlatan ender yazılı tanıklıklardan biridir.

Altın Orda'da Moğol yöneticilerin Kıpçak dilini benimsemesi, bir fethin her zaman fetheden halkın dilinin yayılmasıyla sonuçlanmadığını gösterir. Moğollar sayıca azdı; yönettikleri bozkırın çoğunluğu Kıpçaklardı. Birkaç kuşak içinde Altın Orda'nın Moğol seçkinleri Kıpçak Türkçesi konuşur oldu. Bugün Kazakça, Tatarca, Başkurtça ve Kırım Tatarcası gibi diller, dilbilimciler tarafından Kıpçak dil grubu içinde sınıflandırılır.

Uzman Notu

Temel literatür

  • Géza Kuun (ed.), Codex Cumanicus Bibliothecae ad templum divi Marci Venetiarum (Budapest: Hungarian Academy of Sciences, 1880).
  • William Woodville Rockhill (çev.), The Journey of William of Rubruck to the Eastern Parts of the World, 1253–55 (London: Hakluyt Society, 1900).
  • David Ayalon, The Mamluk Military Society (London: Variorum Reprints, 1979).
  • Robert Irwin, The Middle East in the Middle Ages: The Early Mamluk Sultanate, 1250–1382 (London: Croom Helm, 1986).
  • Peter B. Golden, An Introduction to the History of the Turkic Peoples (Wiesbaden: Harrassowitz, 1992).
  • Nora Berend, At the Gate of Christendom: Jews, Muslims and «Pagans» in Medieval Hungary, c. 1000–c. 1300 (Cambridge: Cambridge University Press, 2001).

Arşiv ve kaynak

Kıpçaklara ilişkin başlıca kaynaklar arasında Rus kronikleri, Bizans tarihçileri, Willem van Rubruck ve Plano Carpini'li Giovanni gibi Avrupalı gezginlerin raporları, Macaristan'daki Latince kaynaklar, Memlük dönemi Arap tarihçileri ve Codex Cumanicus vardır. Rubruck'un raporunun Latince metni ve İngilizce çevirisi, ez-Zehebî'nin el-İber'i ve Codex Cumanicus'un 1880 baskısı Internet Archive ve Vikikaynak'ta okunabilir.

Açık sorular

  • Kıpçaklar neden Göktürkler ya da Hazarlar gibi tek bir devlet altında birleşmedi?
  • Macaristan'a sığınan Kumanlar, Macar toplumuna ne kadar sürede ve hangi yollarla karıştı?
  • Bozkırdaki taş heykellerin hangileri Kıpçaklara, hangileri daha eski halklara aittir?

Mini sınav

  1. (Hedef 1) Rus kronikleri Kıpçaklara hangi adı verirdi? A) Peçenek B) Polovets C) Uz D) Hazar
  2. (Hedef 2) Moğollardan kaçarak 1239'da Macaristan'a sığınan Kıpçak önderi kimdir? A) Baybars B) Köten C) Batu D) László
  3. (Hedef 2) Mısır'da Kıpçak kökenli köle askerlerin kurduğu devletin adı nedir? A) Eyyubi sultanlığı B) Fatımi halifeliği C) Memlük sultanlığı D) Altın Orda
  4. (Hedef 3) Rubruck'a göre Kumanlar ölülerinin mezarlarının üzerine ne dikerdi? A) Bir haç B) Elinde bir kap tutan bir heykel C) Bir dikili taş yazıt D) Bir çadır
  5. (Hedef 3) Ez-Zehebî'ye göre Baybars sultanlığa nasıl yükseldi? A) Bir Kıpçak önderinin oğlu olarak tahta çıktı B) Satın alınan bir memlük olarak yetişip emir oldu ve sonra sultan oldu C) Moğollar tarafından atandı D) Bizans imparatoru tarafından desteklendi

Açık uçlu soru

(Hedef 2) Moğol fethinden sonra yolları ayrılan Kıpçaklardan kimi bir Hristiyan krallığın koruması altına girdi, kimi Kahire'de tahta çıktı. Bu iki farklı kaderi Rubruck'un ve ez-Zehebî'nin anlatımlarını kullanarak açıkla; Ayalon ile Berend'in yaklaşımlarını karşılaştır.

Cevaplar

  1. B — Polovets.
  2. B — Köten.
  3. C — Memlük sultanlığı.
  4. B — Elinde bir kap tutan bir heykel.
  5. B — Satın alınan bir memlük olarak yetişip emir oldu ve sonra sultan oldu.

Kapsamlı bir cevap, Moğol fethinin Kıpçakları farklı yönlere dağıttığını ve her grubun gittiği yerin koşullarına göre farklı bir kader yaşadığını açıklar. Rubruck'un anlatımını, Kıpçak bozkırının Moğol fethinden sonra nasıl boşaldığının ve Kıpçakların mezar geleneklerinin kaydı olarak; ez-Zehebî'nin anlatımını ise köle olarak satılan bir Kıpçak gencinin Memlük sisteminde nasıl sultanlığa yükselebildiğinin kanıtı olarak kullanır. Ayalon'un Memlük askerî sistemini inceleyen yaklaşımını, Berend'in Kumanların Macaristan'da Hristiyan bir krallığa uyumunu ele alan yaklaşımıyla karşılaştırır.

Sonraki bölüme köprü

Köten'in Kıpçakları Macaristan'a sığındığında, onları kabul eden krallığın kendisi de bozkırdan gelmiş bir halkın kurduğu bir devletti. Macarlar, dokuzuncu yüzyılın sonunda Peçeneklerin baskısıyla Karpat havzasına yerleşmişti; kralları, Bizans kaynaklarında «Türk» diye anılıyordu. Macarlar Ural dillerinden birini konuşuyordu, ama bozkırdaki Türk komşularından pek çok sözcük ve gelenek almıştı. Bir sonraki ders, Macarların bozkırla, özellikle Türk halklarıyla bağlantısının ne olduğunu ve bu bağlantının nasıl yorumlandığını soruyor.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Görsel plan ve seslendirme notları

Animasyon ve seslendirme notları

Görsel plan

  • 0:00–1:20 Kanca: uçsuz bucaksız bir bozkırda tek başına ilerleyen bir keşiş silüeti; uzakta boş otlaklar.
  • 1:20–3:00 Bağlam: haritada Tuna'dan Kazakistan'a uzanan bir bozkır kuşağı; kuşağın üzerinde farklı dillerde yazılmış üç ad.
  • 3:00–5:00 Gelişme: bir ırmak kıyısından batıya, Karpat dağlarına doğru ilerleyen bir göç kafilesi.
  • 5:00–7:00 Dönüş noktası: Kırım'daki bir limandan Akdeniz'e açılan bir gemi; ardından Nil'deki bir adada bir kışla silüeti.
  • 7:00–9:00 Kapanış: bozkırda duran, elinde bir kap tutan bir taş heykel; ardından bir müze salonunda aynı heykel.

Kişiler yüzsüz silüet; kutsal kişiler resmedilmez; savaş ve şiddet sahneleri gösterilmez.