İçeriğe geç

Bölüm TT-104.05 · Seviye 1 — Türk Tarihi OmurgasıSeviye 1

Avarlar: İstanbul'u kuşatan bozkır halkı

TT-104 Uygurlar ve Diğer Bozkır Devletleri

2.694 kelime · yaklaşık 12 dakika okuma · seslendirme 8 dk

Dönem
558–796
Bölge
Bozkır · Balkanlar · Orta Avrupa · Karadeniz
Kişiler
Kandikh · Bayan · I. Iustinianus · Mauricius · Menandros Protektor · Theophylaktos Simokattes · Walter Pohl · Guido Alberto Gnecchi-Ruscone
Yerler
Sirmium · Singidunum · Sava · Pannonia · Konstantinopolis · Tuna
Sınav
YKS · KPSS konusu

Yapay zekâ desteğiyle yazıldı; tarih, rakam ve alıntılar kaynağından doğrulandı. Alan uzmanı denetimi henüz yapılmadı. Bir hata görürsen metnin ilgili yerini işaretleyip bildir.

Öğrenme hedefleri

  • Avarların 558'de Bizans'la ilk temasından Karpat havzasına yerleşmelerine, 626 kuşatmasına ve 790'larda Frankların saldırısına kadar uzanan tarihini sıralayabileceksin.
  • Avar kağanlığının Bizans'tan aldığı yıllık ödemelerin ve armağanların siyasi işlevini açıklayabileceksin.
  • Bizanslı tarihçilerin Avarlar hakkındaki anlatılarını okuyarak, bir düşman halkın kendi sesinin nasıl dolaylı yoldan duyulabileceğini değerlendirebileceksin.

Okuma metni

Kanca — sarayda bir elçi

558 yılında Konstantinopolis'teki imparatorluk sarayına, daha önce hiç görülmemiş bir halkın elçisi geldi. Adı Kandikh'ti. Bizanslı tarihçi Menandros'a göre Kandikh, yaşlı imparator I. Iustinianus'un karşısında hiç çekinmeden konuştu: imparatorun kapısına halkların en büyüğü ve en yiğidi gelmişti. Avarlar yenilmezdi, karşılarına çıkanı kolayca püskürtüp yok edebilirlerdi. İmparatorun onları müttefik yapması akıllıca olurdu; ama Avarlar, ancak çok değerli armağanlar, her yıl ödenecek para ve verimli bir toprak karşılığında Bizans'a dost kalırdı.

İmparator savaşmadı. Menandros'a göre yaşı ilerlemiş olan Iustinianus, bu yabancı gücü silahla değil başka yollarla uzaklaştırmayı seçti ve Avarlara altınla işlenmiş zincirler, yataklar ve ipek giysiler gönderdi. Bu armağanlar, yaklaşık iki yüz elli yıl sürecek bir ilişkinin başlangıcıydı. Altmış sekiz yıl sonra, aynı halkın ordusu Konstantinopolis'in surlarının önündeydi. Avarlar kimdi ve bir bozkır halkının yolu neden dünyanın en büyük kentlerinden birinin kapısına kadar uzandı?

Bağlam — doğudan gelen bir halk

Avarların kökeni, tarihçiler arasında uzun süredir tartışılır. Bizans kaynaklarına göre Avarlar, altıncı yüzyılın ortasında doğudan, Türklerin baskısıyla batıya kaçmış bir halktı. Türkler de onları kendilerinden kaçmış bir topluluk olarak görüyordu. Kursun önceki derslerinde gördüğümüz gibi, bazı tarihçiler Avrupa Avarlarını Moğolistan'da Göktürklerden önce egemen olan Juan-juan konfederasyonunun kalıntılarıyla ilişkilendirir; bazıları ise Orta Asya'daki başka toplulukları öne çıkarır.

Avarlar Bizans'a ilk elçilerini, Kafkasya'nın kuzeyindeki Alanların önderi aracılığıyla gönderdiler. Bizans'ın Kafkasya'daki komutanı, Avarların geldiğini imparatora bildirdi ve elçilerin başkente gönderilmesine karar verildi. Bu ilk elçilik, dersin birincil kaynağıdır.

Gelişme — Karpat havzasında bir devlet

Avarlar 560'larda batıya doğru ilerlemeye devam etti. 567'de Lombardlarla ittifak kurarak Tuna'nın kuzeyindeki Gepid krallığını yıktılar. Ertesi yıl Lombardlar İtalya'ya göç edince, Avarlar bugünkü Macaristan'ı ve çevresini kapsayan Karpat havzasına yerleştiler. Bu bölgenin bir kısmı, Romalıların Pannonia adını verdiği eski bir eyaletti. Avarların kağanı Bayan, burada Slavları, Gepid kalıntılarını ve başka toplulukları kendi yönetimi altında topladı.

Bayan'ın en büyük hedeflerinden biri, Sava Irmağı kıyısındaki Bizans kenti Sirmium'du. Bu kent, Tuna boyunun en önemli kalelerinden biriydi. 570'lerin sonunda Bayan, Sirmium'u kuşatmak için Sava üzerine bir köprü kurmaya karar verdi. Menandros, bu köprünün nasıl kurulduğunu ayrıntılı biçimde anlatır.

Dönüş noktası — Sirmium'dan Konstantinopolis'e

582'de Sirmium Avarların eline geçti. Bu, Bizans'ın Tuna boyundaki savunmasının çökmesi demekti. Bizans, barış için Avarlara her yıl seksen bin altın sikke ödemeyi kabul etti. Ama bu barış da kısa sürdü.

590'larda Bizans imparatoru Mauricius, Avarlara ve onlara bağlı Slavlara karşı Tuna boyunda uzun seferler düzenledi. Ama 602'de ordu ayaklandı ve Mauricius tahtını kaybetti. Bizans, ardından gelen yıllarda hem İran'la büyük bir savaşa hem de iç karışıklıklara sürüklendi. Bu, Avarlara yeni bir fırsat verdi.

626 yazında Avar kağanı, Slav ve Bulgar müttefikleriyle birlikte Konstantinopolis'in kara surlarının önüne geldi. Aynı sırada bir Pers ordusu, Boğaz'ın Asya yakasında bekliyordu. İki ordu birleşebilseydi kent büyük bir tehlikeye girecekti. Ama Bizans donanması Boğaz'ı denetliyordu; Persleri karşı kıyıya taşıması beklenen Slav kayıkları batırıldı. Yaklaşık on gün sonra Avar kağanı kuşatmayı kaldırıp çekildi.

Cevap — İstanbul'a kadar nasıl ulaştılar?

Avarların Konstantinopolis'e kadar ulaşabilmesi birkaç etkenin birleşmesiyle açıklanabilir. Birincisi, Karpat havzasında güçlü bir merkez kurdular; bu merkez, Tuna boyundaki Bizans kalelerine yakındı. İkincisi, Slavlar, Gepidler ve Bulgarlar gibi pek çok topluluğu kendi yönetimleri altında toplayarak büyük bir insan gücüne ulaştılar. Üçüncüsü, Bizans'ın İran'la yaptığı uzun savaşlar, Balkanlardaki Bizans ordularını zayıflattı. Dördüncüsü, Bizans'tan aldıkları yıllık ödemeler ve armağanlar, kağanın çevresindeki önderleri bağlı tutmasını sağlayan bir zenginlik kaynağıydı.

Ama Avarlar kenti alamadılar. Konstantinopolis'in kara surları çok güçlüydü; ve daha önemlisi, kent denizden beslenebiliyordu. Bozkırdan gelen bir ordunun, deniz gücü olmadan bu kenti düşürmesi neredeyse imkânsızdı.

Yaygın yanlış«Avarların Bizans'tan aldığı altın, yalnızca yağma ve haraçtı; Avarlar devlet kuramayan bir talan topluluğuydu.»
Doğrusu

Ödemelerin nasıl belirlendiğine bakmak bu yargıyı çürütür. Bizans'ın Avarlara yaptığı ödemeler, antlaşmalarla belirlenmiş, yıllık ve düzenli ödemelerdi; Iustinianus'un ilk armağanlarından Mauricius'un seksen bin altınına kadar, iki taraf da bu ödemeleri pazarlıkla belirledi. Avar kağanı bu zenginliği, kendisine bağlı farklı toplulukların önderlerine dağıtarak çok halklı bir devleti iki yüzyıldan fazla bir arada tuttu. Fil ve altın yatak olayı da bu ödemelerin yalnızca ekonomik değil, siyasi bir saygınlık meselesi olduğunu gösterir. Avarlar yağma da yaptı; ama onların gücü, Bizans'la kurdukları sürekli ve pazarlığa dayalı ilişkiye dayanıyordu.

Bugünle bağ — aynı ad, farklı halklar

Türkiye'de «Avar» adı, bugün başka bir topluluğu çağrıştırır: on dokuzuncu yüzyılda Kafkasya'dan Osmanlı topraklarına göç eden topluluklar arasında, Dağıstan'dan gelen ve kendilerine Avar denen insanlar da vardı. Dağıstan Avarları, Kafkas dillerinden birini konuşur ve altıncı yüzyılda Avrupa'ya göç eden bozkır Avarlarıyla bilinen doğrudan bir bağları yoktur. Aynı adın birbirinden çok farklı iki topluluk için kullanılması, tarihte sık görülen bir durumdur. Bu, bir halkın adından yola çıkarak onun kökenini çıkarmanın ne kadar yanıltıcı olabileceğini hatırlatır: adlar göç edebilir, ödünç alınabilir ve yeniden kullanılabilir; insanlar ise her zaman adlarıyla birlikte hareket etmez.

Birincil kaynak

Menandros Protektor'un Tarih'inden, Avarların ilk elçisi Kandikh'in 558'de imparator I. Iustinianus'a söyledikleri:

καὶ οὖν Κανδὶχ ὄνομά τις ᾑρέθη πρεσβευσόμενος ὑπὲρ Ἀβάρων πρῶτος, ὃς ἐς τὰ βασίλεια ἐσφοιτήσας ἔλεξε τῷ αὐτοκράτορι ὡς πάρεισι τὸ μέγιστόν τε καὶ ἀλκιμώτατον τῶν ἐθνῶν, καὶ ὡς τὸ φῦλον οἱ Ἄβαροι ἀκαταμάχητοί τέ εἰσι καὶ τὸ ἀντιστατοῦν οἷοί τε ῥᾳδίως ἀπώσασθαί τε καὶ διαφθείρειν, καὶ ὡς προσῆκόν ἐστι τῷ βασιλεῖ ἐς ὁμαιχμίαν σφᾶς ἑταιρίσασθαι ἀλεξητῆράς τε ἔχειν ἀγαθούς, καὶ ὡς οὐκ ἄλλως εὐνούστατοι ἔσονται τῇ Ῥωμαϊκῇ πολιτείᾳ ἢ δώροις ἐς τὰ μάλιστα τιμιωτάτοις καὶ χρήμασιν ἐτησίοις καὶ γῆς εὐφορωτάτης οἰκήσει.

Türkçesi: Avarların ilk elçisi olarak Kandikh adında biri seçildi. Saraya girince imparatora şunları söyledi: halkların en büyüğü ve en yiğidi gelmişti; Avar soyu yenilmezdi ve karşılarına çıkanı kolayca püskürtüp yok edebilirdi; imparatorun onları müttefik edinmesi ve kendine iyi koruyucular bulması yerinde olurdu; ama Avarlar Roma devletine, ancak en değerli armağanlar, her yıl ödenecek para ve en verimli topraklarda yerleşme karşılığında en iyi dostları olurdu.

Kaynak: Menandros Protektor, Tarih, Avarların ilk elçiliğine ilişkin parça; Yunanca metin Ludwig Dindorf (ed.), Historici Graeci minores, II. cilt (Leipzig: Teubner, 1871), s. 4, Internet Archive; tarayıcının bozduğu harfler düzeltilerek verildi. Türkçesi, Yunancasından bizim.

  1. Kandikh'in konuşması, Avarların Bizans'tan ne istediğini nasıl sıralıyor? Bu istekler, bir bozkır halkının bir imparatorlukla ilişkisinde neyi öncelikli gördüğünü gösteriyor?
  2. Kandikh, Avarların «yenilmez» olduğunu söylüyor. Bu sözleri bir tehdit olarak mı, bir pazarlığın açılış hamlesi olarak mı okursun? Gerekçeni metinden göster.
  3. Bu konuşmayı bize aktaran bir Bizanslı tarihçi. Kandikh'in sözleri metne nasıl bir süzgeçten geçerek ulaşmış olabilir?

Tarihçiler Tartışıyor

  • Michael Whitby (1988) — İmparator Mauricius'u ve onun tarihçisi Theophylaktos'u incelediği kitabında, Bizans'ın Balkanlardaki Avar savaşlarını ayrıntılı biçimde yeniden kurdu; Theophylaktos'un anlatısının hangi noktalarda güvenilir, hangi noktalarda Bizans propagandasına yakın olduğunu tartıştı.
  • Florin Curta (2001) — Slavların ortaya çıkışını incelediği kitabında, Avar kağanlığı ile Slav toplulukları arasındaki ilişkiyi yeniden değerlendirdi; Slavları Avarların edilgen uyrukları olarak değil, kendi önderleri ve çıkarları olan topluluklar olarak gördü.
  • Walter Pohl (2018) — Avarların tarihini bütünüyle ele aldığı kitabında, Avar kağanlığını farklı kökenlerden gelen toplulukları bir arada tutan bir siyasi yapı olarak inceledi; «Avar» adının bir soydan çok bir siyasi aidiyeti anlattığını ileri sürdü.
  • Guido Alberto Gnecchi-Ruscone ve diğerleri (2022) — Avar dönemi mezarlarından elde edilen eski DNA'yı inceledikleri çalışmada, Avar seçkinlerinin önemli bir bölümünün kuzeydoğu Asya kökenli bir soy taşıdığını ve batıya çok hızlı bir göçle geldiğini ileri sürdüler.

Bu tartışma, Avarları farklı kanıt türleriyle ele alıyor. Whitby, Bizans metinlerini eleştirel bir gözle okur. Curta, Avarların yönettiği toplulukları öne çıkarır. Pohl, Avar kimliğini bir siyasi aidiyet olarak tanımlar. Gnecchi-Ruscone ve arkadaşları ise genetik verilerle seçkinlerin kökenine bakar. Yazılı kaynak, arkeoloji ve genetik burada aynı soruya üç ayrı kapıdan giriyor. Pohl'un siyasi kimlik vurgusu ile genetik çalışmanın soy bulguları birbirini dışlamaz: bir yönetici grubun kökeni doğudan gelebilir, ama yönettiği devlet çok farklı halklardan oluşabilir.

Derine İn

Avar kağanlığı, 626 kuşatmasının başarısızlığından sonra büyük bir bunalıma girdi. Kuşatmadan kısa bir süre sonra, kağanlığa bağlı bazı topluluklar ayaklandı. Karadeniz'in kuzeyinde Kubrat adlı bir önder, Bulgarları birleştirerek Avarlardan bağımsız bir devlet kurdu. Batıda, Samo adlı bir tüccarın önderliğinde Slavlar Avarlara karşı başarılı bir direniş gösterdi. Avar kağanlığı bu kayıplara rağmen Karpat havzasında yaklaşık bir buçuk yüzyıl daha yaşadı; ama bir daha Bizans'ı tehdit edecek güce ulaşamadı.

Avarların sonu, batıdan geldi. 790'larda Frank kralı Şarlman, Avarlara karşı büyük seferler düzenledi. Frank orduları, Avar kağanlığının merkezini ele geçirdi ve Avarların yüzyıllar boyunca biriktirdiği büyük hazineyi Frank ülkesine taşıdı. Şarlman'ın biyografisini yazan Einhard, Franklarla Avarlar arasındaki savaşı, Saksonlarla yapılan savaştan sonra Frankların en büyük savaşı olarak anar ve Frankların bu savaştan önce yoksul sayılabileceğini, ama bu savaştan sonra büyük bir zenginliğe kavuştuğunu yazar. Bu hazinenin önemli bir bölümünün, Bizans'ın iki yüzyıl boyunca Avarlara ödediği altınlardan oluştuğu düşünülür.

Avarların arkeolojik izleri, yazılı kaynakların bıraktığı boşlukları kısmen doldurur. Karpat havzasında on binlerce Avar dönemi mezarı kazıldı. Bu mezarlarda bulunan kemer süsleri, silahlar ve at koşumları, Avar toplumunun yapısı ve dış bağlantıları hakkında bilgi verir. Avarların Avrupa'ya getirdiği yeniliklerden biri olarak demir üzengi sık sık anılır; Avar dönemi mezarlarında bulunan üzengiler, Avrupa'daki en erken örnekler arasında sayılır. Ama üzenginin Avrupa'ya yalnızca Avarlar aracılığıyla yayıldığı ve büyük askerî değişikliklere yol açtığı görüşü, tarihçiler arasında tartışmalıdır.

Avarların dili hakkında çok az şey bilinir. Bizans kaynaklarında geçen birkaç unvan ve ad dışında, Avarca hiçbir metin günümüze ulaşmamıştır. «Kağan» ve «tudun» gibi unvanlar, Avarların Türk ve Moğol dilleriyle akraba bir dil konuşmuş olabileceğini düşündürür; ama bu konuda kesin bir şey söylemek mümkün değildir. Karpat havzasında bulunan ve Avar dönemine tarihlenen birkaç kısa yazıt, henüz kesin olarak okunamamıştır.

Avar dönemi mezarları, toplumun iç yapısına da ışık tutar. Kazılar, bazı mezarlarda zengin kemer takımları, altın süsler ve atlarıyla birlikte gömülmüş kişileri, bazılarında ise çok sade gömüleri ortaya çıkardı. Bu fark, Avar toplumunda belirgin bir seçkinler katmanı bulunduğunu düşündürür. Zamanla Avar dönemi mezarlarında bozkırdan gelen geleneklerle Bizans ve yerel Avrupa geleneklerinin karıştığı görülür; bu da kağanlığın iki yüz yılı aşkın ömrü boyunca nasıl dönüştüğünü gösterir.

Avarların hikâyesi, bozkır halklarının Avrupa tarihindeki rolünü anlamak için önemlidir. Hunlardan sonra Avarlar, ardından Bulgarlar, Macarlar, Peçenekler, Kumanlar ve Moğollar, bozkırdan Avrupa'ya geldiler. Her birinin gelişi, Avrupa'da kimin kime vergi ödediğini ve hangi sınırın nerede çizildiğini yeniden belirledi. Avarlar, bu zincirin Bizans'la en uzun ve en yoğun ilişki kuran halkalarından biriydi.

Uzman Notu

Temel literatür

  • Ludwig Dindorf (ed.), Historici Graeci minores, II. cilt (Leipzig: Teubner, 1871).
  • R. C. Blockley, The History of Menander the Guardsman (Liverpool: Francis Cairns, 1985).
  • Michael Whitby, The Emperor Maurice and His Historian: Theophylact Simocatta on Persian and Balkan Warfare (Oxford: Clarendon Press, 1988).
  • Florin Curta, The Making of the Slavs: History and Archaeology of the Lower Danube Region, c. 500–700 (Cambridge: Cambridge University Press, 2001).
  • Walter Pohl, The Avars: A Steppe Empire in Central Europe, 567–822 (Ithaca: Cornell University Press, 2018).
  • Guido Alberto Gnecchi-Ruscone ve diğerleri, «Ancient genomes reveal origin and rapid trans-Eurasian migration of 7th century Avar elites», Cell 185 (2022).

Arşiv ve kaynak

Avarların tarihine ilişkin başlıca yazılı kaynaklar, Menandros Protektor'un ve Theophylaktos Simokattes'in tarihleri, Chronicon Paschale adlı Bizans kroniği, 626 kuşatmasını anlatan vaazlar ve Frank kaynaklarıdır. Menandros'un ve Theophylaktos'un Yunanca metinleri, on dokuzuncu yüzyılın Teubner baskılarıyla Internet Archive'da okunabilir. Avar dönemi mezar buluntularının önemli bir bölümü Macaristan'daki müzelerde korunuyor.

Açık sorular

  • Yeni genetik bulgular, Bizans kaynaklarındaki «doğudan kaçan halk» anlatısını ne ölçüde doğruluyor?
  • Avarlar hangi dili konuşuyordu?
  • Bizans'ın Avarlara ödediği altınların ne kadarı Avar kağanının çevresinde kaldı, ne kadarı bağlı topluluklara dağıtıldı?

Mini sınav

  1. (Hedef 1) Avarların ilk elçisi Kandikh hangi Bizans imparatoruyla görüştü? A) Mauricius B) I. Iustinianus C) Herakleios D) II. Theodosius
  2. (Hedef 1) Avarlar 568'den sonra hangi bölgeye yerleşti? A) Anadolu'ya B) Karpat havzasına C) Kırım'a D) İtalya'ya
  3. (Hedef 2) Theophylaktos'a göre Avar kağanı imparatordan gelen altın yatağa nasıl karşılık verdi? A) Onu kabul edip teşekkür etti B) Onu değersiz bulup geri gönderdi C) Onu bir tapınağa bağışladı D) Onu Slavlara verdi
  4. (Hedef 3) Menandros'a göre Bayan, Sava köprüsü için hangi yeminleri etti? A) Yalnızca Avar yeminini B) Yalnızca İncil üzerine yemini C) Önce Avar geleneğine göre, sonra İncil üzerine D) Hiç yemin etmedi
  5. (Hedef 1) 626'da Konstantinopolis'i kuşatan Avarların Perslerle birleşmesini ne engelledi? A) Kara surları B) Bizans donanması C) Bir deprem D) Bir salgın

Açık uçlu soru

(Hedef 2) Bizans'ın Avarlara yaptığı ödemeleri ve gönderdiği armağanları Bizans sarayı nasıl görüyordu, Avar kağanı nasıl görüyordu? Kandikh'in konuşmasını, Bayan'ın yeminlerini ve fil ile altın yatak olayını kullanarak cevapla; Whitby ile Pohl'un yaklaşımlarını karşılaştır.

Cevaplar

  1. B — I. Iustinianus.
  2. B — Karpat havzasına.
  3. B — Onu değersiz bulup geri gönderdi.
  4. C — Önce Avar geleneğine göre, sonra İncil üzerine.
  5. B — Bizans donanması.

Kapsamlı bir cevap, Bizans'ın ödemelerinin ve armağanlarının iki taraf için farklı anlamlar taşıdığını açıklar. Kandikh'in konuşmasını, Avarların ilk andan itibaren armağan, yıllık ödeme ve toprak istediğinin ve bunları dostluğun koşulu olarak sunduğunun kanıtı olarak; Bayan'ın yeminlerini, antlaşmaların iki tarafın kutsal saydığı güçlerle güvence altına alındığının ve Bizans kaynaklarının bu yeminleri nasıl kuşkuyla anlattığının örneği olarak; fil ile altın yatak olayını ise armağanların bir güç ve saygınlık yarışının parçası olduğunun tanıklığı olarak kullanır. Whitby'nin Bizans kaynaklarını eleştirel okuyan yaklaşımını, Pohl'un Avar kağanlığını bir siyasi yapı olarak inceleyen yaklaşımıyla karşılaştırır.

Sonraki bölüme köprü

626'da Avarlar Konstantinopolis'in önündeyken, İmparator Herakleios Kafkasya'daydı ve orada yeni bir bozkır gücüyle ittifak kuruyordu. Kafkasya'nın kuzeyinde, Batı Göktürklerin mirası üzerinde yükselen bu güç, sonraki yüzyıllarda Bizans'ın en önemli müttefiklerinden biri oldu. Hazarlar, Karadeniz'in kuzeyinden Hazar Denizi'ne uzanan geniş bir alanda bir kağanlık kurdular ve yöneticileri, ne Hristiyanlığı ne İslam'ı, Yahudiliği benimsedi. Sıradaki ders, bu sıra dışı tercihin arkasındaki hesabı arıyor.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Görsel plan ve seslendirme notları

Animasyon ve seslendirme notları

Görsel plan

  • 0:00–1:20 Kanca: bir saray salonunda tahta oturan yaşlı bir silüet ve karşısında ayakta duran bir elçi silüeti; salona taşınan altın zincirler ve ipek kumaşlar.
  • 1:20–3:00 Bağlam: haritada doğudan batıya, bozkırdan Kafkasya'nın kuzeyine uzanan bir ok.
  • 3:00–5:00 Gelişme: bir ırmak üzerinde kurulan bir köprü; kıyıda kılıcını kaldırmış bir silüet ve elinde bir kitap tutan bir başka silüet.
  • 5:00–7:00 Dönüş noktası: surların önünde bekleyen bir fil silüeti; ardından geri dönen bir altın yatak.
  • 7:00–9:00 Kapanış: büyük bir kentin surları ve önündeki denizde bekleyen gemiler; ardından Karpat havzasında açık bir mezar alanının üstten görünümü.

Kişiler yüzsüz silüet; kutsal kişiler resmedilmez; savaş ve şiddet sahneleri gösterilmez.