İçeriğe geç

Bölüm TT-104.04 · Seviye 1 — Türk Tarihi OmurgasıSeviye 1

Kırgızlar ve Uygur devletinin sonu

TT-104 Uygurlar ve Diğer Bozkır Devletleri

2.570 kelime · yaklaşık 12 dakika okuma · seslendirme 8 dk

Dönem
758–847
Bölge
Sibirya · Bozkır · Doğu Asya
Kişiler
Aje · Taihe Prensesi · Ögä Kağan · Li Deyu · Tang Wuzong · Li Ling · Michael Drompp · Christopher Beckwith
Yerler
Yenisey · Ötüken · Ordu-Balık · Chang'an · Tuva · Hakasya
Sınav
YKS · KPSS konusu

Yapay zekâ desteğiyle yazıldı; tarih, rakam ve alıntılar kaynağından doğrulandı. Alan uzmanı denetimi henüz yapılmadı. Bir hata görürsen metnin ilgili yerini işaretleyip bildir.

Öğrenme hedefleri

  • Kırgızların Yenisey bölgesindeki konumunu, Uygurlarla yaklaşık yirmi yıl süren çatışmalarını ve 840'taki saldırıyı kronolojik olarak sıralayabileceksin.
  • Kırgızların Uygur devletini yıktıktan sonra neden Ötüken'e yerleşmediğini ve bunun bozkırda nasıl bir güç boşluğu yarattığını açıklayabileceksin.
  • Kırgız hanının Uygurlara meydan okumasını aktaran kronik parçasını okuyarak, bir yıkılışın kazananın sözleriyle nasıl anlatıldığını değerlendirebileceksin.

Okuma metni

Kanca — «Senin talihin bitti»

Dokuzuncu yüzyılın ilk yarısında, kuzeyde, Yenisey Irmağı'nın yukarı vadilerinde yaşayan Kırgızların hükümdarı, Uygur kağanına bir haber gönderdi. Tang hanedanının yeni resmî tarihi bu haberi şöyle aktarır: «Senin talihin bitti! Altın çadırını alacağım; çadırının önünde atlarımı koşturacak, bayrağımı dikeceğim. Bana karşı durabileceksen hemen gel; duramayacaksan çabuk çekil.»

Bu, yaklaşık yirmi yıl süren bir çatışmanın ortasında söylenmiş bir meydan okumaydı. Birkaç yıl sonra Kırgız hükümdarı sözünü tuttu: Uygur kağanının altın çadırı yakıldı ve bozkırın en güçlü devleti dağıldı. Ama ardından beklenmedik bir şey oldu: Kırgızlar, Uygurların bıraktığı Ötüken'e yerleşmedi. Bu ders, Kırgızların kim olduğunu, Uygurları neden yıktıklarını ve neden onların yerine geçmediklerini soruyor.

Bağlam — Yenisey'in halkı

Kırgızlar, bugünkü Rusya Federasyonu'na bağlı Hakasya ve Tuva bölgelerini de içine alan Yenisey Irmağı'nın yukarı havzasında yaşıyordu. Bu bölge, Moğol bozkırının kuzeybatısında, ormanlarla ve dağlarla çevrili verimli vadilerden oluşuyordu. Kırgızlar, Göktürk ve Uygur dönemlerinde bu iki devletin kuzeyindeki güçlü komşularından biriydi. Göktürk yazıtları da Kırgızları anar: Bilge Kağan ve Kül Tigin, Kögmen dağlarını aşarak Kırgızların üzerine sefer yaptıklarını anlatır. Yani Kırgızlar, Ötüken'deki her bozkır devletinin kuzeyden gelebilecek tehlikeyi hesaba kattığı bir komşuydu.

Kırgızların bıraktığı en önemli yerli kaynaklar, Yenisey vadisinde dikilen taşlardır. Bu taşlar, Göktürk harflerinin bir biçimiyle yazılmış kısa mezar yazıtlarıdır; ölen kişinin adını, unvanını ve geride bıraktığı yakınlarını anarlar. 1893'te Göktürk yazısını çözen Thomsen'in bildirisi, adını Orhun ile birlikte Yenisey'den de almıştı.

Gelişme — yirmi yıllık savaş

Kırgızlar ile Uygurlar arasındaki ilişki uzun süre gergin oldu. Yeni Tang tarihine göre 750'lerin sonunda Uygurlar Kırgızları yendi ve bu yenilgiden sonra Kırgızlar Tang ile doğrudan ilişki kuramaz oldu. Uygurlar, Kırgız hükümdarına kendi devletlerinin bir unvanını verdiler; bu, Kırgızların Uygurlara bağlı sayıldığını gösteriyordu.

Ama dokuzuncu yüzyılın başında Uygur gücü zayıfladıkça, Kırgız hükümdarı kendini kağan ilan etti. Kronik, bu hükümdarın Tang kaynaklarında Aje diye geçen bir unvan ya da aile adı taşıdığını yazar. Aje, annesini Türgiş, eşini de Karluk soyundan seçmişti; bu, batıdaki öbür Türk topluluklarıyla ittifak kurduğunu gösteriyordu. Uygurlar onu yenmek için ordu gönderdiler, ama başaramadılar. Kroniğe göre iki taraf yirmi yıl boyunca birbiriyle savaştı.

Bu çatışmanın sonunda gelen 840 saldırısı, dersin birincil kaynağıdır. 839'da Uygur devleti bir iç çatışma, bir kıtlık ve bir kar felaketiyle sarsılmıştı. Kırgız hükümdarı bu fırsatı kullandı. Bir Uygur komutanı, kendi kağanına karşı Kırgızlarla birleşti ve onlara yol gösterdi. Kırgız ordusu Uygur başkenti Ordu-Balık'a ulaştı; Uygur kağanı öldürüldü, altın çadır yakıldı. Yirmi yıl süren bir savaşı bitiren, böylece cephedeki bir zaferden çok, Uygur sarayının içinden açılan bir kapı oldu.

Dönüş noktası — prenses, elçi ve soy

Kırgızlar Uygur başkentinde, Uygur kağanıyla evli olan Tang prensesi Taihe'yi ele geçirdiler. Kırgız hükümdarı, prensesin Tang imparatorunun ailesinden olduğunu bildiği için onu Tang'a geri göndermek istedi. Ama prensesi götüren elçiler yolda, kaçan Uygurların yeni önderi Ögä Kağan tarafından durduruldu; elçiler öldürüldü ve prenses Uygurların eline geçti.

Cevap — yıkan ama yerine geçmeyen

Kırgızlar Uygur devletini yıktılar, ama onun yerine bozkırın yeni büyük imparatorluğunu kurmadılar. Kroniğe göre Kırgız hükümdarı Uygur başkentinin hazinelerini topladıktan sonra kendi ordugâhını güneye, eski Uygur başkentinden atla on beş günlük uzaklıktaki bir dağın eteklerine taşıdı. Yani Kırgızların merkezi, Ötüken'de değil, kendi yurtlarına daha yakın bir yerde kaldı.

Bunun birkaç nedeni olabilir. Kırgızların ekonomisi, Yenisey vadilerinde birlikte yürüyen tarım ve hayvancılık ile madenciliğe dayanıyordu; kışlık köyler, tarlalar ve demir ocakları kolayca taşınamazdı; Ötüken'in bozkır otlakları onlar için bu kadar çekici değildi. Kırgızların bozkırın öbür boylarını bir arada tutacak bir ittifak ağı da yoktu. Ve kaçan Uygurlar, güneyde ve güneybatıda yeni merkezler kurarak Kırgızların bütün bozkırı denetlemesini zorlaştırdı. Kronik bu durumu tek bir cümleyle özetler: Kırgızlar sonunda Uygurları ele geçiremediler.

Yaygın yanlış«Kırgızlar Uygurları yıktıktan sonra bozkırda yeni bir büyük imparatorluk kurdu ve Ötüken'in efendisi oldu.»
Doğrusu

Kaynaklar bunu doğrulamaz. Yeni Tang tarihi, Kırgız hükümdarının ordugâhını Ötüken'e değil, kendi yurduna daha yakın bir yere taşıdığını yazar. Aynı kaynak, Kırgızların Uygurların kalıntılarını tamamen ortadan kaldıramadığını da söyler. 840'tan sonra Moğol bozkırında yaklaşık bir yüzyıl boyunca Göktürkler ve Uygurlar ölçüsünde güçlü bir devlet ortaya çıkmadı; bu boşluk, onuncu yüzyılda doğudan gelen Kıtayların yükselişiyle doldu. Kırgızlar, bir bozkır imparatorluğunu yıkmakta başarılı oldular; ama onun yerine geçmeyi seçmediler ya da başaramadılar.

Bugünle bağ — Bişkek'teki bir üniversite

Kırgızların hikâyesi, Yenisey'den bugünkü Kırgızistan'a uzanan uzun ve karmaşık bir göç ve dönüşüm tarihidir; bugünkü Kırgızların Yenisey Kırgızlarıyla ilişkisi, tarihçiler arasında hâlâ tartışılan bir konudur. Bugün Türkiye ile Kırgızistan arasındaki en görünür kültürel bağlardan biri, Bişkek'te 1995'te iki ülkenin anlaşmasıyla kurulan Kırgızistan-Türkiye Manas Üniversitesi'dir. Üniversite, adını Kırgızların büyük sözlü destanı Manas'tan alır. Bir üniversitenin bir destanın adını taşıması, modern devletlerin ortak bir geçmişi anlatırken tarihin yanında sözlü geleneğe de başvurduğunu gösterir. Tarihçi için soru, bu ortak geçmişin hangi bölümünün belgelere, hangi bölümünün destana dayandığını ayırt etmektir.

Birincil kaynak

Tang hanedanının yeni resmî tarihinin Kırgızlar bölümünden, Uygurlarla savaş ve 840 saldırısı:

回鶻稍衰,阿熱即自稱可汗。……回鶻遣宰相伐之,不勝,挐鬥二十年不解。阿熱恃勝,乃肆詈曰:「爾運盡矣!我將收爾金帳,於爾帳前馳我馬,植我旗,爾能抗,亟來,即不能,當疾去。」回鶻不能討,其將句錄莫賀導阿熱破殺回鶻可汗,諸特勒皆潰。阿熱身自將,焚其牙及公主所廬金帳者,回鶻可汗常坐也。乃悉收其寶貲,並得太和公主,遂徙牙牢山之南。牢山亦曰賭滿,距回鶻舊牙度馬行十五日。

Türkçesi: Uygurlar biraz zayıflayınca, Kırgız hükümdarı Aje kendini kağan ilan etti. … Uygurlar onun üzerine bakanlarından birini ordu ile gönderdiler, ama yenemediler; iki taraf yirmi yıl boyunca savaştı ve savaş bitmedi. Aje kazandığı zaferlere güvenerek ağır sözler söyledi: «Senin talihin bitti! Altın çadırını alacağım; çadırının önünde atlarımı koşturacak, bayrağımı dikeceğim. Bana karşı durabileceksen hemen gel; duramayacaksan çabuk çekil.» Uygurlar ona karşı sefer düzenleyemediler. Uygur komutanı Julu Mohe, Aje'ye yol gösterdi; Uygur kağanı yenilip öldürüldü, Uygur prensleri dağıldı. Aje ordusunun başında bizzat gelerek Uygur ordugâhını ve prensesin kaldığı, Uygur kağanının her zaman oturduğu altın çadırı yaktı. Bütün hazineleri topladı, Taihe Prensesi'ni de ele geçirdi; sonra ordugâhını Lao dağının güneyine taşıdı. Lao dağına Dumán da denir; eski Uygur ordugâhından at ile on beş günlük yoldur.

Kaynak: Ouyang Xiu ve Song Qi, Xin Tangshu, 217. kitap, ikinci kısım, Kırgızlar bölümü; Çince metin Vikikaynak'ta. Türkçesi, Çincesinden bizim; «…» atlanan bir bölümü gösterir.

  1. Aje'nin sözleri, bozkır siyasetinde «talih» ve «altın çadır» kavramlarına nasıl bir anlam yüklüyor?
  2. Kronik, Uygur devletinin düşüşünde bir Uygur komutanının rolünü de anlatıyor. Bu ayrıntı, yıkılışın yalnızca dış bir saldırı olmadığını nasıl gösteriyor?
  3. Aje'nin ordugâhını eski Uygur merkezinden on beş günlük uzaklığa taşıması, onun bozkır siyaseti hakkındaki tercihleri hakkında ne düşündürüyor?

Tarihçiler Tartışıyor

  • Colin Mackerras (1972) — Uygur kağanlığının yüz yıllık tarihini Çin yıllıklarından kurduğu öncü çalışmasında, 840 olaylarını Uygur devletinin iç zayıflığının ve Kırgız baskısının birleşmesi olarak ele aldı; Tang kaynaklarının bu olayları nasıl kaydettiğini ayrıntılı biçimde izledi.
  • Peter Golden (1992) — Avrasya'nın Türkçe konuşan topluluklarını tek bir anlatıda toplayan kitabında, Kırgızların Uygurları yıkmasına rağmen Moğol bozkırında kalıcı bir merkez kurmamasına dikkat çekti ve bu durumu bozkırda bir güç boşluğunun başlangıcı olarak değerlendirdi.
  • Michael Drompp (2005) — 840 sonrasına ilişkin Tang yazışmalarını çevirip yorumladığı belge derlemesinde, Kırgızların bozkırdaki konumunu Tang belgelerine dayanarak yeniden değerlendirdi; Kırgızların Ötüken'e yerleşmediğini ve merkezlerini Yenisey bölgesinde tuttuklarını ileri sürdü.
  • Christopher Beckwith (2009) — Orta Avrasya'yı Tunç Çağı'ndan bugüne izleyen geniş anlatısında, 840'taki Uygur çöküşünü, aynı yüzyılın ortasında Tang ve Tibet'te de görülen büyük bunalımlarla birlikte ele aldı; Doğu Asya'da birkaç imparatorluğun aynı dönemde sarsılmasını dikkat çekici bir eşzamanlılık olarak gördü.

Bu tartışma, 840 olaylarının ne anlama geldiğini farklı ölçeklerde ele alıyor. Mackerras ve Golden, bozkırın kendi iç dinamiklerine odaklanır. Drompp, Kırgızların gerçekte ne yaptığını belgelere dayanarak yeniden kurar. Beckwith ise olayları Avrasya ölçeğinde, aynı dönemde sarsılan birkaç imparatorluğun parçası olarak görür. Hepsi aynı Tang kayıtlarını kullanıyor; farklılık, o kayıtları hangi ölçekte okuduklarından geliyor. Birlikte okunduklarında, 840'ın bir halkın öbürünü yenmesinden daha karmaşık bir dönüm noktası olduğu görülür.

Derine İn

Kırgızların Tang ile kurduğu ilişkinin kendine özgü bir yanı, soy iddiasıdır. Kırgızlar kendilerini Han hanedanının generali Li Ling'in soyundan sayıyordu. Li Ling, milattan önce birinci yüzyılda Hunlara karşı bir seferde yenilip teslim olmuş ve hayatının geri kalanını Hunlar arasında geçirmiş bir komutandı. Yeni Tang tarihine göre Hunlar onu sağ kanadın önderi yapmıştı ve Kırgız topraklarına yakın bir bölgeyi yönetiyordu. Tang imparatorları da Li soyadını taşıdığı için, bu iddia Kırgızlarla Tang arasında hayali bir akrabalık bağı kuruyordu. Bu iddianın gerçek bir soy bağına dayanıp dayanmadığını bilemeyiz; ama diplomatik bir araç olarak işe yaradığı açıktır.

Kronikteki bir başka ayrıntı da dikkat çekicidir: Kırgızların bir bölümünün siyah gözlü olduğu ve bu kişilerin Li Ling'in soyundan sayıldığı yazılıdır. Bu, kroniğin Kırgızlar arasında farklı kökenlerden gelen grupların bulunduğunu gördüğünü, ama bunu Tang'ın kendi tarihine bağlanan bir hikâyeyle açıkladığını gösterir. Tarihçiler, bu tür anlatıları bir halkın kökeni hakkında doğrudan kanıt olarak değil, onu anlatan sarayın bakış açısının kanıtı olarak okur.

840'tan sonra kaçan Uygurların bir bölümü, Ögä Kağan'ın önderliğinde Tang sınırına yöneldi. Taihe Prensesi'ni yanlarında tutan bu grup, Tang sınırında bir süre yağmalarla yaşadı. Tang orduları 843'te bu gruba saldırdı ve prensesi geri aldı. Ögä Kağan kaçtı ve birkaç yıl sonra öldürüldü. Taihe Prensesi, yaklaşık yirmi yıl Uygurlar arasında yaşadıktan sonra Chang'an'a döndü. Onun hikâyesi, bozkır ile Tang arasındaki evlilik ittifaklarının, siyasi bir araç olmanın ötesinde, bireylerin hayatlarını nasıl derinden etkilediğini gösterir.

Bu tartışmanın kaynaklarından biri, Tang başdanışmanı Li Deyu'nun Kırgız hükümdarına imparator adına yazdığı mektuplardır. Li Deyu'nun yazıları arasında korunan bu mektuplar, Tang'ın Kırgızlarla Uygur kalıntılarına karşı bir işbirliği aradığını gösterir; yeni Tang tarihi de Kırgız hükümdarının, sonbaharda atlar besili olduğunda Uygur kalıntılarına saldırmak istediğini ve imparatordan asker istediğini kaydeder. Ama aynı kronik, bu planların sonunda gerçekleşmediğini ve Kırgızların Uygurları hiçbir zaman tamamen ele geçiremediğini de ekler. Tang'ın beklentisi ile Kırgızların gerçek tercihleri arasındaki bu fark, Kırgızların bozkırdaki rolü üzerine bugün süren tartışmanın da çıkış noktasıdır.

Kırgızların Moğol bozkırındaki egemenliği uzun sürmedi. Onuncu yüzyılın başında, doğudan gelen Kıtaylar Moğol bozkırına yayıldı ve Kırgızlar yeniden Yenisey bölgesine çekildi. Bundan sonraki yüzyıllarda Kırgızlar, Yenisey'de ve çevresinde yaşamaya devam etti; on üçüncü yüzyılda Moğol imparatorluğuna bağlandılar.

Uygur bozkır devletinin yıkılışı, bozkırın siyasi haritasını kalıcı olarak değiştirdi. Göktürklerden Uygurlara uzanan yaklaşık üç yüz yıllık dönemde Moğol bozkırının merkezi, Türkçe konuşan hanedanların elindeydi. 840'tan sonra bu merkez boşaldı; sonraki yüzyıllarda bozkıra egemen olan büyük güçler, önce Kıtaylar, sonra Moğollar oldu. Türkçe konuşan toplulukların ağırlık merkezi ise giderek batıya, Orta Asya'ya ve oradan Anadolu'ya kaydı.

Uzman Notu

Temel literatür

  • Vilhelm Thomsen, Inscriptions de l'Orkhon déchiffrées (Helsingfors, 1896).
  • Colin Mackerras, The Uighur Empire according to the T'ang Dynastic Histories (Canberra: Australian National University Press, 1972).
  • Peter B. Golden, An Introduction to the History of the Turkic Peoples (Wiesbaden: Harrassowitz, 1992).
  • Michael R. Drompp, Tang China and the Collapse of the Uighur Empire: A Documentary History (Leiden: Brill, 2005).
  • Christopher I. Beckwith, Empires of the Silk Road: A History of Central Eurasia from the Bronze Age to the Present (Princeton: Princeton University Press, 2009).
  • Peter B. Golden, Central Asia in World History (Oxford: Oxford University Press, 2011).

Arşiv ve kaynak

Kırgızların dokuzuncu yüzyıldaki tarihine ilişkin başlıca kaynaklar, Tang hanedanının yeni resmî tarihindeki Kırgızlar bölümü, Tang başdanışmanı Li Deyu'nun Kırgızlarla ilgili yazışmaları ve Yenisey bölgesindeki yazıtlardır. Yenisey yazıtlarının büyük bölümü bugün Rusya Federasyonu'ndaki müzelerde, özellikle Hakasya ve Tuva'da korunuyor. Xin Tangshu'nun Çince metni Vikikaynak'ta okunabilir.

Açık sorular

  • Kırgızlar Uygurları yıktıktan sonra Ötüken'e neden yerleşmedi: tercih mi, zorunluluk mu?
  • Yenisey yazıtlarının hangileri Kırgızların 840 dönemine aittir?
  • 840'ta Uygur kağanına karşı Kırgızlara yol gösteren Uygur komutanının amacı neydi?

Mini sınav

  1. (Hedef 1) Kırgızlar hangi ırmağın yukarı havzasında yaşıyordu? A) Orhun B) Selenge C) Yenisey D) Sarı Irmak
  2. (Hedef 1) Kroniğe göre Kırgızlar ile Uygurlar kaç yıl birbiriyle savaştı? A) İki B) Yirmi C) Elli D) Yüz
  3. (Hedef 2) Kırgız hükümdarı Uygur başkentini aldıktan sonra ordugâhını nereye taşıdı? A) Ötüken'e B) Chang'an'a C) Eski Uygur başkentinden on beş günlük uzaklıktaki bir dağın eteklerine D) Turfan'a
  4. (Hedef 3) Aje'nin Uygur kağanına gönderdiği haberde «altın çadır» neyi simgeler? A) Ticareti B) Hükümdarlığı ve devletin merkezini C) Dini D) Sürüleri
  5. (Hedef 2) Kırgızlar kendilerini kimin soyundan sayıyordu? A) Bumin Kağan'ın B) Han generali Li Ling'in C) Cengiz Han'ın D) Mete Han'ın

Açık uçlu soru

(Hedef 2) Kırgızlar Uygur devletini yıktıktan sonra neden onun yerine geçmedi? Birincil kaynağı ve Kırgızların toplumunu anlatan kaydı kullanarak cevapla; Golden ile Drompp'un yaklaşımlarını karşılaştır.

Cevaplar

  1. C — Yenisey.
  2. B — Yirmi.
  3. C — Eski Uygur başkentinden on beş günlük uzaklıktaki bir dağın eteklerine.
  4. B — Hükümdarlığı ve devletin merkezini.
  5. B — Han generali Li Ling'in.

Kapsamlı bir cevap, Kırgızların Uygur devletini yıkmakla birlikte Ötüken'e yerleşmediğini ve bunun bozkırda bir güç boşluğu yarattığını açıklar. Birincil kaynağı, Kırgız hükümdarının Uygur başkentini aldıktan sonra kendi ordugâhını eski Uygur merkezinden uzağa taşıdığının kanıtı olarak; Kırgızların toplumunu anlatan kaydı ise onların tarım, hayvancılık ve madenciliğe dayanan, Yenisey vadilerine bağlı bir ekonomisi olduğunun ve bu yüzden Ötüken'in otlaklarının onlar için daha az çekici olabileceğinin tanıklığı olarak kullanır. Golden'ın güç boşluğu vurgusunu, Drompp'un Kırgızların merkezlerini Yenisey'de tuttuğunu belgelere dayanarak gösteren yaklaşımıyla karşılaştırır.

Sonraki bölüme köprü

Bu derste bozkırın doğusunda, Moğolistan ve Yenisey'de yaşanan bir yıkılışı izledik. Ama bozkır, Moğolistan'dan Macaristan ovasına kadar uzanıyordu ve Göktürklerden de önce bu uzun kuşağın batı ucunda başka bir bozkır halkı güçlü bir devlet kurmuştu. Bu halk, Göktürklerden kaçarak batıya göç etmiş, Tuna boylarına yerleşmiş ve 626'da Bizans'ın başkentini kuşatacak kadar güçlenmişti. Bir sonraki ders, Avarların kim olduğunu ve bir bozkır halkının neden İstanbul surlarına kadar ulaştığını soruyor.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Görsel plan ve seslendirme notları

Animasyon ve seslendirme notları

Görsel plan

  • 0:00–1:20 Kanca: karlı bir vadide bir atlı ulak silüeti; uzakta altınla süslenmiş büyük bir çadır.
  • 1:20–3:00 Bağlam: Yenisey vadisinde tarlalar, sürüler ve bir demir ocağı; bir taşın üzerine kazınmış kısa bir yazıt.
  • 3:00–5:00 Gelişme: haritada kuzeyden güneye ve güneyden kuzeye uzanan iki ok; aralarında yirmi yıllık bir zaman çizgisi.
  • 5:00–7:00 Dönüş noktası: uzun bir yolda ilerleyen bir elçi kervanı; yolun sonunda büyük bir kentin kapısı.
  • 7:00–9:00 Kapanış: boş kalmış bir bozkır; uzakta doğudan gelen yeni atlı silüetler.

Kişiler yüzsüz silüet; kutsal kişiler resmedilmez; savaş ve şiddet sahneleri gösterilmez.