İçeriğe geç

Bölüm TT-104.02 · Seviye 1 — Türk Tarihi OmurgasıSeviye 1

Maniheizm ve Uygur kültürü

TT-104 Uygurlar ve Diğer Bozkır Devletleri

2.602 kelime · yaklaşık 12 dakika okuma · seslendirme 8 dk

Dönem
762–1000
Bölge
Bozkır · Doğu Asya · Orta Asya
Tema
Din · Sanat
Kişiler
Bögü Kağan · Ruixi · Mani · Tun Bağa Tarkan · Tang Wuzong · Samuel Lieu · Takao Moriyasu · Zsuzsanna Gulácsi
Yerler
Luoyang · Ordu-Balık · Chang'an · Turfan · Koço · Semerkant
Sınav
YKS · KPSS konusu

Yapay zekâ desteğiyle yazıldı; tarih, rakam ve alıntılar kaynağından doğrulandı. Alan uzmanı denetimi henüz yapılmadı. Bir hata görürsen metnin ilgili yerini işaretleyip bildir.

Öğrenme hedefleri

  • Uygur kağanı Bögü Kağan'ın 762–763'te Maniheizmi Uygur sarayına getirmesini ve bu dinin sonraki yüzyıllardaki yolculuğunu kronolojik olarak anlatabileceksin.
  • Maniheizmin Uygur yöneticileri için hangi siyasi, ekonomik ve kültürel anlamlar taşıdığını açıklayabileceksin.
  • Karabalgasun yazıtının din değiştirme anlatısını okuyarak, bir saray metninin bir dinî dönüşümü nasıl sunduğunu ve neyi gölgede bıraktığını değerlendirebileceksin.

Okuma metni

Kanca — kımızsız bir bozkır

Bozkır halkları için kımız, yani mayalanmış kısrak sütü, yalnızca bir içecek değildi. Gündelik beslenmenin, misafirliğin ve törenlerin bir parçasıydı. Uygur kağanlarının dokuzuncu yüzyılda Orhun vadisinde diktirdiği büyük bir yazıt, bu yüzden şaşırtıcı bir şey söyler: Uygurların benimsediği yeni din, mayalanmış süt ürünlerinden uzak durmayı ve sebzeyle beslenmeyi kendi yasası yapmıştı. Yazıta göre bu din sayesinde «kan kokan geleneklere sahip bir ülke, sebze yiyenlerin ülkesine» dönüşmüştü.

Bu din Maniheizmdi. Üçüncü yüzyılda Sasani İran'ında ortaya çıkmış, Roma'dan Çin'e kadar yayılmış, ama hiçbir yerde uzun süre devlet desteği görmemişti. Tarihçilerin çoğuna göre Uygurlar, Maniheizmi devlet tarafından desteklenen bir din hâline getiren tek büyük devlettir. Bu ders, bir bozkır devletinin neden böyle bir dini seçtiğini ve bu seçimin Uygur kültürünü nasıl değiştirdiğini soruyor.

Bağlam — ışık ve karanlık

Maniheizm, adını kurucusu Mani'den alır. Mani üçüncü yüzyılda, Sasani İmparatorluğu'nun Mezopotamya'daki topraklarında yaşadı. Öğretisi, evrenin iki ilke arasındaki bir mücadeleden oluştuğunu söylüyordu: ışık ve karanlık. Bu öğretiye göre insanın görevi, kendi içindeki ve dünyadaki ışık parçalarını karanlıktan kurtarmaya yardım etmekti.

Maniheist topluluk iki gruba ayrılıyordu. «Seçilmişler» denen din adamları sıkı kurallara uyardı: et yemez, şarap içmez, evlenmez, mal mülk edinmezdi. «Dinleyenler» denen sıradan inananlar ise daha hafif kurallara uyar, seçilmişleri besler ve onların dualarından yararlanırdı.

Maniheizm, Orta Asya'da özellikle Soğdlu tüccarlar arasında yayılmıştı. Semerkant ve çevresindeki Soğd toplulukları, bu dini ticaret yolları boyunca doğuya, Çin'e kadar taşıdı. Uygur sarayındaki Soğdlu danışmanlar da büyük olasılıkla bu dinin mensuplarıydı.

Gelişme — Luoyang'dan Ordu-Balık'a

762'de Uygur kağanı Bögü Kağan, Tang'daki büyük isyanın son aşamasında Tang'a yardım etmek için güneye bir ordu götürdü. Ordusu, isyancıların elindeki Tang'ın doğu başkenti Luoyang'ın geri alınmasına katıldı. Bögü Kağan bir süre Luoyang'da kaldı ve orada Maniheist din adamlarıyla tanıştı. 763'te bozkıra, Orhun vadisindeki başkenti Ordu-Balık'a dönerken yanında dört Maniheist din adamı getirdi. Bu olay, dersin birincil kaynağında anlatılıyor.

Bögü Kağan'ın Maniheizmi neden seçtiği konusunda kaynaklar bize kesin bir cevap vermez. Ama birkaç neden üzerinde durulabilir. Maniheizm, Uygur sarayında etkili olan Soğdlu tüccarların diniydi; bu dini desteklemek, Soğdlularla ilişkiyi güçlendirirdi. Tang'da yaygın olan Budizmden farklı bir dini seçmek, Uygurların Tang'dan bağımsız bir kimlik kurmasına yardım edebilirdi. Ve Maniheizm, yazılı metinlere büyük önem veren, okur-yazar bir din adamları sınıfı olan bir dindi; bu da bir devletin yönetim ihtiyaçlarına uygundu.

Maniheizmin Uygur devletindeki yolu kolay olmadı. 779'da Bögü Kağan, Soğdlu danışmanlarının teşvikiyle Tang'a büyük bir sefer düzenlemek istedi. Bakanı Tun Bağa Tarkan buna karşı çıktı; kağanı tahttan indirip ortadan kaldırdı; kroniğe göre kağanın yandaşları ve Soğdlular da dahil yaklaşık iki bin kişi bu darbede hayatını kaybetti. Bu darbe, Maniheizmin ve Soğdluların Uygur sarayındaki etkisine karşı bir tepki olarak da yorumlanır. Ama Maniheizm Uygurlar arasında yaşamaya devam etti ve sonraki kağanlar döneminde yeniden güçlendi.

Dönüş noktası — devletin düşüşü, dinin kaderi

840'ta Uygur bozkır devletinin çöküşü, Maniheizmin Tang'daki kaderini de değiştirdi. Uygur gücünün koruması altında Tang kentlerinde açılmış olan Maniheist tapınakları, artık korumasız kalmıştı.

Bozkırdaki devletin çöküşünden sonra Maniheizm, Turfan ve Koço'daki yeni Uygur devletinde yaşamaya devam etti. Burada Maniheizm, uzun süre sarayın desteğini korudu; ama zamanla Budizm, Uygurlar arasında daha yaygın hâle geldi. On birinci yüzyıla gelindiğinde Turfan Uygurlarının büyük bölümü Budistti.

Cevap — kitapla gelen bir din

Uygurların Maniheizmi benimsemesi, siyasi, ekonomik ve kültürel nedenlerin birleşmesiyle açıklanabilir. Siyasi olarak, bu din Uygurları Tang'ın dininden ayıran ayrı bir kimlik sundu. Ekonomik olarak, Uygurların ticaret ortakları olan Soğdlu tüccarlarla bağları güçlendirdi. Kültürel olarak, okur-yazar bir din adamları sınıfı ve zengin bir kitap geleneği getirdi.

Bu kitap geleneği, Uygur kültüründe kalıcı bir iz bıraktı. Maniheistler, kutsal metinlerini güzel yazıyla, renkli resimlerle ve altın varakla süslenmiş kitaplara yazardı. Turfan'da bulunan Maniheist el yazmaları, bu kitap sanatının en güzel örnekleri arasında sayılır. Uygurlar, Maniheist metinleri kendi dillerine çevirdi; dua metinleri, ilahiler ve günah çıkarma metinleri Eski Uygurca olarak yazıldı.

Yaygın yanlış«Maniheizmin kabulüyle bütün Uygurlar Maniheist oldu ve eski inançlar ortadan kalktı.»
Doğrusu

Yazıtın kendi diline dikkatle bakmak bu yargıyı zayıflatır. Karabalgasun yazıtı, din değiştirme kararını kağanın ve yüksek görevlilerin aldığını anlatır; halkın büyük bölümünün ne zaman ve ne ölçüde bu dine geçtiğini söylemez. Yeni Tang tarihi, Maniheizmin kabulünden yalnızca iki yıl sonra, 765'te, Uygur ordusunun yanında iki kam bulunduğunu ve askerlerin onların kehanetine güvendiğini kaydeder. Turfan'da bulunan belgeler de Maniheistlerin yanında Budist ve Hristiyan Uygurların yaşadığını gösterir. Maniheizm, Uygur devletinin sarayında güçlü bir din oldu; ama Uygur toplumunun tek dini olmadı.

Bugünle bağ — «tamu» ve «uçmak»

Türk Dil Kurumu'nun sözlüğünde «tamu» sözcüğü «cehennem», «uçmak» sözcüğü ise «cennet» anlamıyla yer alır. Sözlüğe göre her iki sözcük de Soğdcadan Türkçeye geçmiştir. Bu sözcükler, Uygurların Soğdlularla ve onların taşıdığı dinlerle yoğun temas içinde olduğu yüzyıllarda Türkçenin dinî söz varlığına girdi. Bugün bu iki sözcüğün yerini büyük ölçüde Arapçadan gelen «cennet» ve «cehennem» almıştır; ama eski metinlerde ve sözlüklerde yaşamaya devam ediyorlar. Bir dilin öbür dünyayı anlatmak için kullandığı sözcükler, o dilin konuşurlarının hangi dinlerle, hangi dönemlerde karşılaştığının izlerini taşır.

Birincil kaynak

Uygur kağanlarının Orhun vadisinde diktirdiği üç dilli yazıtın Çince yüzünden, Bögü Kağan'ın Maniheizmi Uygur ülkesine getirişi:

可汗乃頓軍東都,因觀風俗,……將睿息等四僧入國,闡揚二祀,洞徹三際。……故能開正教於回鶻,以茹葷屏湩酪爲法,立大功績。……於時都督、刺史、內外宰相、司馬僉曰:今悔前非,願事正教。……往者無識,謂鬼爲佛;今已誤真,不可復事。……應有刻畫魔形,悉令焚爇,祈神拜鬼,並擯斥而受明教。薰血異俗,化爲蔬飯之鄉;宰殺邦家,變爲勸善之國。

Türkçesi: Kağan ordusuyla doğu başkentte konakladı ve oranın âdetlerini gözlemledi. … Ruixi ve öbür üç din adamını alıp ülkesine getirdi; onlar iki ilkeyi anlattılar ve üç zamanı açıkladılar. … Böylece Uygurlar arasında doğru öğretiyi başlattılar; sebzeyle beslenmeyi ve mayalanmış süt ürünlerinden uzak durmayı yasa edindiler ve büyük işler başardılar. … O zaman valiler, yöneticiler, iç ve dış bakanlar ve komutanlar hep birlikte şöyle dediler: «Şimdi eski yanlışlarımızdan pişmanız; doğru öğretiye hizmet etmek istiyoruz. … Eskiden bilgisizdik, ruhlara Buda diyorduk; şimdi doğruyu anladık, onlara artık hizmet edemeyiz.» … Ruhların oyulmuş ya da çizilmiş resimleri yakılsın, ruhlara dua etme ve onlara tapma âdetleri bırakılsın ve ışığın öğretisi benimsensin, diye buyruk verildi. Kan kokan âdetleri olan bir ülke, sebze yiyenlerin ülkesine; hayvan kesilen bir yurt, iyiliğe çağıran bir ülkeye dönüştü.

Kaynak: Karabalgasun yazıtı (Dokuz Oğuz Uygur kağanının yazıtı), Çince yüz, dokuzuncu yüzyılın ilk çeyreği; Çince metin Vikikaynak'ta. Türkçesi, Çincesinden bizim; «…» atlanan yerleri gösterir. Metin taşta yer yer bozuktur.

  1. Yazıta göre din değiştirme kararını kimler aldı? Bu, yeni dinin Uygur toplumunda nasıl yayıldığı hakkında ne söylüyor?
  2. «Kan kokan âdetler» ve «hayvan kesilen bir yurt» ifadeleri, bozkırın eski yaşam biçimini nasıl tanımlıyor? Bu tanım kimin bakış açısını yansıtıyor?
  3. Yazıt, din değiştirmeden yaklaşık altmış yıl sonra dikildi. Bu zaman farkı, olayların anlatımını nasıl etkilemiş olabilir?

Tarihçiler Tartışıyor

  • Samuel Lieu (1985) — Roma İmparatorluğu'nda ve ortaçağ Çin'inde Maniheizmi incelediği kitabında, bu dinin Batı'dan Doğu'ya yayılışını bir bütün olarak ele aldı; Uygurların desteğinin Maniheizmin Tang Çin'indeki varlığı için belirleyici olduğunu ve Uygur gücünün çöküşüyle bu desteğin ortadan kalktığını gösterdi.
  • Hans-Joachim Klimkeit (1993) — İpek Yolu boyundaki Maniheist metinleri çevirip yorumladığı kitabında, Uygurca Maniheist ilahileri, duaları ve günah çıkarma metinlerini tanıttı; bu dinin Orta Asya'da yerel geleneklerle nasıl kaynaştığını tartıştı.
  • Takao Moriyasu (2004) — İpek Yolu'nda Uygur Maniheizminin tarihini yazdığı kitabında, Maniheizmin Uygurlar arasındaki yükselişini ve Budizm karşısındaki gerilemesini Turfan belgelerine dayanarak izledi; Maniheizmin Uygur sarayındaki konumunun zaman içinde nasıl değiştiğini gösterdi.
  • Zsuzsanna Gulácsi (2005) — Ortaçağ Maniheist kitap sanatını incelediği çalışmasında, Turfan'da bulunan resimli el yazmalarını ayrıntılı biçimde çözümledi; Maniheistlerin kitabı ve resmi öğretilerini yaymanın temel araçları olarak kullandığını gösterdi.

Bu tartışma, Uygur Maniheizmini farklı açılardan aydınlatıyor. Lieu, bu dinin geniş Avrasya yolculuğunu ve Uygurların bu yolculuktaki yerini gösterir. Klimkeit ve Moriyasu, Uygurların bu dini kendi dillerinde ve kendi toplumlarında nasıl yaşadığını inceler. Gulácsi ise bu dinin bıraktığı görsel mirası, yani kitapları ve resimleri öne çıkarır. Dördünün kaynak tabanı da farklıdır: Lieu Çince ve Latince metinlerden, Klimkeit ve Moriyasu Uygurca belgelerden, Gulácsi ise resimli sayfaların kendisinden yola çıkar. Birlikte okunduklarında, Maniheizmin Uygurlar için yalnızca bir inanç değil, bir yazı, sanat ve diplomasi dünyası olduğu görülür.

Derine İn

Karabalgasun yazıtı, Uygur Maniheizmine ilişkin en önemli kaynaklardan biridir. Taşın üç yazısından Türkçe ve Soğdca olanlar büyük ölçüde tahrip olmuştur. Bu yüzden en çok Çince yüz okunabilir. Taşın parçaları, Orhun yazıtlarıyla aynı yıllarda, 1890'ların başında Fin ve Rus heyetleri tarafından kopyalandı; Thomsen'in 1893 bildirisi de Karabalgasun kalıntılarını ve oradaki Uygur dönemi taşını anar. Çince metin, kağanları kuşak kuşak anan bir soy anlatısıdır ve Maniheizmin kabulünü bu tarihin dönüm noktalarından biri olarak sunar. Yazıt, bir saray metni olarak, din değiştirmeyi kağanın bilgeliğinin ve halkın gönüllü pişmanlığının sonucu olarak anlatır; yaşanan gerilimlerden ve 779 darbesinden ise hiç söz etmez.

Turfan'da bulunan Eski Uygurca bir metin, Bögü Kağan'ın din değiştirmesini başka bir açıdan anlatır. Bu metinde, kağanın Maniheist din adamlarıyla uzun tartışmalar yaptığı ve sonunda onların öğretisini kabul ettiği anlatılır. Metin parçalı olarak korunmuştur ve kesin tarihi bilinmez; ama din değiştirmenin kolay ve tek seferlik bir karar olmadığını, uzun bir ikna süreci gerektirdiğini düşündürür.

Uygur Maniheizminin en dikkat çekici ürünlerinden biri, günah çıkarma metinleridir. Bu metinlerde dinleyenler, işledikleri günahları sıralar ve bağışlanma diler. Günahlar arasında hayvanlara zarar vermek, ışık parçalarını taşıyan bitkilere ve suya zarar vermek de sayılır. Bu metinler, sürüsünü otlatıp kesmeden yaşayamayan, bozkırın hayvancılıkla geçinen bir toplumunda Maniheist kuralların günlük hayatla nasıl bir gerilim yaratmış olabileceğini de gösterir.

Maniheizmin Uygurlar arasındaki etkisi, yazı alanında da görülür. Maniheist din adamları, metinlerini Mani yazısı denen ve Süryani yazısından türeyen özel bir alfabeyle yazıyordu. Uygurlar bu alfabeyi de, özellikle kutsal metinleri yazarken, özenle kullandı. Yanı sıra Soğd harflerinden geliştirilen bir başka alfabe de vardı ve uzun vadede kazanan o oldu; onun hikâyesi bir sonraki dersin konusu.

Maniheist kitap sanatının Turfan'daki örnekleri, yirminci yüzyılın başında Turfan bölgesine düzenlenen Alman araştırma gezileri sırasında bulundu. Bu gezilerin getirdiği el yazmaları ve duvar resmi parçaları bugün büyük ölçüde Berlin'deki koleksiyonlarda korunuyor; bir bölümü ise İkinci Dünya Savaşı sırasında kayboldu ya da zarar gördü. Bu yüzden Uygur Maniheizmine ilişkin bilgimizin bir kısmı, kaybolan parçaların eski fotoğraflarına ve yayınlarına dayanıyor. Bir dinin mirasını incelemek, bazen o mirasın kendi tarihini, yani nasıl bulunduğunu, taşındığını ve korunduğunu da incelemeyi gerektirir.

Uygurların Maniheizm deneyimi, bir bozkır devletinin dünya dinleriyle nasıl ilişki kurduğunu gösteren erken bir örnektir. Sonraki yüzyıllarda Türk toplulukları Budizm, Hristiyanlık, Yahudilik ve İslam gibi farklı dinleri benimsedi. Her seferinde yöneticilerin tercihi, ticaret ağları ve yerleşik toplumlarla ilişkiler belirleyici oldu. Uygurların Maniheizmi, bu uzun hikâyenin ilk ve en sıra dışı bölümlerinden biridir. Bu yüzden onu tek başına değil, sonraki din değiştirmelerle karşılaştırarak okumak gerekir.

Uzman Notu

Temel literatür

  • Samuel N. C. Lieu, Manichaeism in the Later Roman Empire and Medieval China (Manchester: Manchester University Press, 1985).
  • Colin Mackerras, The Uighur Empire according to the T'ang Dynastic Histories (Canberra: Australian National University Press, 1972).
  • Hans-Joachim Klimkeit, Gnosis on the Silk Road: Gnostic Texts from Central Asia (San Francisco: HarperSanFrancisco, 1993).
  • Takao Moriyasu, Die Geschichte des uigurischen Manichäismus an der Seidenstraße (Wiesbaden: Harrassowitz, 2004).
  • Zsuzsanna Gulácsi, Mediaeval Manichaean Book Art (Leiden: Brill, 2005).
  • Étienne de la Vaissière, Sogdian Traders: A History (Leiden: Brill, 2005).

Arşiv ve kaynak

Uygur Maniheizmini üç tür kaynaktan tanıyoruz: Karabalgasun taşı, iki Tang hanedan tarihinin Uygur kayıtları ve Turfan'dan çıkan el yazmaları. Turfan el yazmalarının büyük bölümü bugün Berlin'deki koleksiyonlarda korunuyor. Karabalgasun yazıtının Çince metni ve Tang tarihlerinin ilgili bölümleri Vikikaynak'ta okunabilir.

Açık sorular

  • Bögü Kağan'ın Maniheizmi seçmesinde siyasi hesap mı, kişisel inanç mı daha belirleyiciydi?
  • Maniheizm, Uygur halkının ne kadarına, hangi hızla yayıldı?
  • Turfan'da Maniheizmin yerini Budizmin alması nasıl ve hangi nedenlerle gerçekleşti?

Mini sınav

  1. (Hedef 1) Bögü Kağan Maniheist din adamlarıyla hangi kentte tanıştı? A) Chang'an B) Luoyang C) Semerkant D) Turfan
  2. (Hedef 2) Maniheizmin temel öğretisi neydi? A) Tek bir tanrıya ibadet B) Ataların ruhlarına saygı C) Işık ve karanlık arasındaki mücadele D) Doğanın kutsallığı
  3. (Hedef 2) Maniheist topluluğun sıkı kurallara uyan din adamlarına ne denirdi? A) Dinleyenler B) Seçilmişler C) Kamlar D) Rahipler
  4. (Hedef 3) Karabalgasun yazıtına göre Maniheizmin yasaklarından biri hangisidir? A) At binmek B) Mayalanmış süt ürünleri C) Ticaret yapmak D) Yazı yazmak
  5. (Hedef 1) Uygur bozkır devletinin çöküşünden sonra Tang, Maniheistlere karşı ne yaptı? A) Onlara yeni tapınaklar verdi B) Kitaplarını ve resimlerini yaktırdı C) Onları sınır muhafızı yaptı D) Onları Uygurlara geri gönderdi

Açık uçlu soru

(Hedef 2) Uygurlar neden Maniheizmi benimsedi ve bu din Uygur kültürünü nasıl etkiledi? Karabalgasun yazıtını ve Tang tarihlerindeki iki kaynak parçasını kullanarak cevapla; Lieu ile Moriyasu'nun yaklaşımlarını karşılaştır.

Cevaplar

  1. B — Luoyang.
  2. C — Işık ve karanlık arasındaki mücadele.
  3. B — Seçilmişler.
  4. B — Mayalanmış süt ürünleri.
  5. B — Kitaplarını ve resimlerini yaktırdı.

Kapsamlı bir cevap, Maniheizmin Uygurlar tarafından siyasi, ekonomik ve kültürel nedenlerle benimsendiğini açıklar. Karabalgasun yazıtını, saray çevresinin din değiştirmeyi bir ahlaki dönüşüm olarak sunduğunun kanıtı olarak; Maniheist din adamlarının kağanla birlikte yönettiğini anlatan Tang kaydını, bu dinin Uygur devletindeki siyasi ve diplomatik rolünün tanıklığı olarak; Maniheist kitaplarının yakılmasını anlatan kaydı ise bu dinin Tang'daki varlığının Uygur gücüne bağlı olduğunun kanıtı olarak kullanır. Lieu'nun bu dinin Avrasya ölçeğindeki yolculuğunu öne çıkaran yaklaşımını, Moriyasu'nun Uygur toplumu içindeki yükselişini ve gerilemesini izleyen yaklaşımıyla karşılaştırır.

Sonraki bölüme köprü

Maniheist din adamları Uygurlara bir din kadar bir kitap kültürü de getirdi: güzel yazı, süslü el yazmaları ve dualarını kendi dillerinde yazma alışkanlığı. Uygurlar bu dönemde birden fazla alfabe kullandılar ve bunlardan biri yüzyıllar boyunca Orta Asya'nın en etkili yazılarından biri oldu. Turfan'da yalnızca el yazmaları değil, tahta kalıplarla basılmış metinler de bulundu. Bir sonraki ders, Uygur alfabesinin nereden geldiğini, nereye yayıldığını ve Uygurların basım teknikleriyle ilişkisini soruyor.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Görsel plan ve seslendirme notları

Animasyon ve seslendirme notları

Görsel plan

  • 0:00–1:20 Kanca: bozkırda bir deri kımız tulumu; yanında sebze dolu bir sepet; ikisinin arasından geçen bir ışık çizgisi.
  • 1:20–3:00 Bağlam: haritada İran'dan Orta Asya'ya ve Çin'e uzanan bir yol; yol boyunca yanan küçük ışık noktaları.
  • 3:00–5:00 Gelişme: büyük bir kentin kapısından çıkan bir ordu silüeti ve ordunun yanında yürüyen dört yüzsüz silüet.
  • 5:00–7:00 Dönüş noktası: bir kentin sokağında toplanan kitap yığını; yığının üzerine düşen gölge.
  • 7:00–9:00 Kapanış: bir vahada, bir masada açık duran süslü bir el yazması; sayfadaki renkli süslemelerin ayrıntısı.

Kişiler yüzsüz silüet; kutsal kişiler resmedilmez; savaş ve şiddet sahneleri gösterilmez.