İçeriğe geç

Bölüm TT-104.01 · Seviye 1 — Türk Tarihi OmurgasıSeviye 1

Uygurlar neden yerleşik hayata geçti?

TT-104 Uygurlar ve Diğer Bozkır Devletleri

2.538 kelime · yaklaşık 12 dakika okuma · seslendirme 8 dk

Dönem
744–850
Bölge
Bozkır · Doğu Asya · Orta Asya
Tema
Ekonomi · Göç
Kişiler
Moyunçur · Bögü Kağan · Tang Daizong · Li Deyu · Colin Mackerras · Étienne de la Vaissière · Michael Drompp · Peter Golden
Yerler
Ordu-Balık · Selenge · Chang'an · Turfan · Beşbalık · Kuça
Sınav
YKS · KPSS konusu

Yapay zekâ desteğiyle yazıldı; tarih, rakam ve alıntılar kaynağından doğrulandı. Alan uzmanı denetimi henüz yapılmadı. Bir hata görürsen metnin ilgili yerini işaretleyip bildir.

Öğrenme hedefleri

  • Uygurların 744'teki bozkır imparatorluğundan 840 sonrasındaki vaha devletlerine uzanan yolculuğunu başlıca aşamalarıyla sıralayabileceksin.
  • Uygurların yerleşik hayata geçişinde ticaretin, Soğdlu tüccarların ve 839–840 felaketinin payını karşılaştırarak açıklayabileceksin.
  • At–ipek ticaretini anlatan bir Tang kaydını okuyarak, aynı ticaretin iki taraf için ne anlama geldiğini değerlendirebileceksin.

Okuma metni

Kanca — on bin at

773 yılının sonunda, Tang başkenti Chang'an'a bir Uygur elçisi geldi. Yanında on bin at vardı ve bu atların hepsini ipekle değiş tokuş etmek istiyordu. Tang Daizong zor bir durumdaydı. Atların bedeli, halktan toplanan vergilerle ödenecekti; halk ise yıllar süren bir iç savaştan yeni çıkmıştı. Çin kroniğine göre imparator, görevlilerine hesap yaptırdı ve on bin atın yalnızca altı binini satın almaya razı oldu.

Bu sahne, bozkırın en güçlü devletinin nasıl zenginleştiğini gösterir: savaşla değil, ticaretle. Ama aynı ticaret, Uygurları bozkırdaki atalarından farklı bir yola da soktu. Bir yüzyıl sonra Uygurların torunları, Orta Asya'nın vaha kentlerinde, sulanan tarlaların ve tapınakların arasında yaşıyordu. Bu ders, bozkırın atlılarının yolunun neden tarlaya, sulama kanalına ve yazıcı masasına çıktığını soruyor; ve bu yolun ne kadarının seçilmiş, ne kadarının dayatılmış olduğunu tartışıyor.

Bağlam — bozkırın yeni efendileri

Uygurlar, 744'te Göktürk devletini yıkarak Moğol bozkırına egemen oldular ve kağanlarının ordugâhını Orhun vadisine kurdular. Toplumlarının temeli, atalarınınki gibi göçebe hayvancılıktı: at, koyun, sığır ve deve sürüleriyle mevsimden mevsime otlaktan otlağa geçiyorlardı.

Ama Uygurlar, Göktürklerden farklı bir adım attılar: kent kurdular. Uygur kağanı Moyunçur'un yazıtına göre, 750'lerde Selenge Irmağı kıyısında Soğdlu ve Çinli ustalara bir kent yaptırdı. Uygurların başkenti Ordu-Balık da Orhun vadisinde, surlarla çevrili büyük bir kent olarak gelişti. «Balık», Eski Türkçede kent demekti. Göktürklerin danışmanı Tonyukuk, bir zamanlar kent kurmanın bozkır devletini zayıflatacağını söylemişti; Uygurlar ise kenti, bozkırın ortasında bir yönetim, ticaret ve depolama merkezi olarak kullandılar.

Gelişme — ipek ve tüccarlar

Uygurların zenginliğinin en büyük kaynağı, Tang ile yürüttükleri ticaretti. 755'te Tang'da büyük bir isyan başladığında, Uygurlar Tang'a askerî yardım gönderdi ve isyanın bastırılmasında önemli bir rol oynadı. Bu yardımın karşılığında Uygurlar, Tang'dan yüksek fiyatlarla ipek almaya başladılar.

Bu ipeğin büyük bölümü Uygurların kendi kullanımına kalmadı. Uygur sarayında Soğdlu tüccarlar etkili bir rol oynuyordu. Semerkant ve Buhara çevresinden gelen Soğdlular, yüzyıllardır İpek Yolu'nun en önemli tüccarlarıydı. Uygurların Tang'dan aldığı ipeği batıya, Orta Asya'nın pazarlarına taşıyan da büyük ölçüde onlardı.

Ticaret, Uygur toplumunu değiştirdi. Kağan ve çevresi giderek daha fazla zenginleşti; kentlerde depolar, saraylar ve tapınaklar yükseldi. Bu yıllarda yeni bir din de Uygurlar arasına girdi: Bögü Kağan, 760'larda Tang topraklarındaki bir seferden dönerken yanında Mani dininin din adamlarını getirdi ve bu din kağanın desteğini kazandı. Soğdlu tüccarların pek çoğu da bu dinin mensubuydu. Göçebe bir aristokrasinin yanında, kentli ve okur-yazar bir sınıf oluşmaya başladı.

Dönüş noktası — 839–840

Ama Uygurların asıl büyük dönüşümü, bir felaketin ardından geldi. 839'da Uygur devleti içinde bir iç çatışma başladı; bir bakan, kağana karşı ayaklandı ve kağan hayatını kaybetti. Aynı yıl bozkırda bir kıtlık başladı, ardından bir salgın ve büyük bir kar felaketi geldi; sürülerin büyük bölümü öldü.

840'ta Kırgızların saldırısıyla Uygur bozkır devleti sona erdi. Ama Uygurlar ortadan kalkmadı. Güneybatıya göç eden gruplar, Tarım havzasının ve Gansu koridorunun vaha kentlerinde yeni devletler kurdular.

Cevap — iki aşamalı bir dönüşüm

Uygurların yerleşik hayata geçişi, iki aşamada gerçekleşti. Birinci aşamada, 744–840 arasındaki bozkır imparatorluğu döneminde, Tang ile yürütülen ticaret ve Soğdlu tüccarların etkisiyle Uygurlar kentler kurdular, yeni bir dini benimsediler ve kentli bir yönetici sınıf oluşturdular. Ama halkın büyük bölümü hâlâ göçebe hayvancılıkla geçiniyordu. İkinci aşamada, 840'tan sonra, bozkır devletinin çöküşüyle güneybatıya göç eden Uygurlar, Turfan, Beşbalık ve Kuça gibi vaha kentlerinde, zaten yüzyıllardır tarım yapan ve kentlerde yaşayan halkların arasına yerleşti. Burada Uygur yöneticiler önce bu halkların efendisi oldular, sonra yavaş yavaş onlarla karıştılar ve kendileri de çiftçi, tüccar ve kentli oldular.

Yaygın yanlış«Uygurlar yeni bir dini kabul edip savaşçılığı bıraktıkları için yumuşadılar ve devletleri yıkıldı.»
Doğrusu

Bu yargı, Uygurların Maniheizmi kabulünü devletin çöküşüne bağlar. Ama kaynaklar başka bir tablo çizer. Maniheizmin kabulünden sonra Uygurlar seksen yıla yakın bir süre daha bozkırın en güçlü devleti olarak kaldı; Uygur orduları bu dönemde Beşbalık ve Kuça çevresinde Tibet ve Karluk ordularıyla savaştı. Devletin 840'taki çöküşünü ise Çin kroniği bir iç çatışmaya, bir kıtlığa, bir salgına, bir kar felaketine ve Kırgız saldırısına bağlar. Bir dinin bir halkı «yumuşattığı» düşüncesi, Göktürk danışmanı Tonyukuk'un tapınaklara karşı öğüdünü hatırlatır; ama tarihçi, bu tür genel yargıları kaynakların sunduğu somut nedenlerle sınamalıdır.

Bugünle bağ — «kent» sözcüğünün kökeni

Türkiye'de bugün «kent», «başkent», «kentsel dönüşüm» gibi sözcükler günlük hayatın parçası. «Kent» sözcüğü, dilbilimcilere göre Soğdcadan Türkçeye geçmiştir; Semerkant ve Taşkent gibi Orta Asya kent adlarında da aynı kök yaşar. Eski Türkçede kent için kullanılan asıl sözcük ise «balık»tı: Beşbalık, Ordu-Balık. Bu sözcük bugün Türkçede kent anlamını yitirmiştir. Bir dilin kent için yabancı bir sözcüğü benimsemesi, kent hayatının Türk toplulukları arasına büyük ölçüde başka halklarla temas yoluyla girdiğini düşündürür. Uygurların hikâyesi, bu temasın en erken ve en iyi belgelenmiş örneklerinden biridir.

Birincil kaynak

Tang hanedanının eski resmî tarihinden, 773 yılı altında yazılmış kayıt:

回紇恃功,自乾元之後,屢遣使以馬和市繒帛,仍歲來市,以馬一匹易絹四十匹,動至數萬馬。其使候遣繼留於鴻臚寺者非一,蕃得帛無厭,我得馬無用,朝廷甚苦之。……是月,回紇使使赤心領馬一萬匹來求市,代宗以馬價出於租賦,不欲重困於民,命有司量入計許市六千匹。

Türkçesi: Uygurlar yaptıkları hizmete güvenerek, Qianyuan döneminden, yani 758'den sonra sık sık elçiler gönderip atlarını ipek kumaşlarla değiş tokuş ettiler. Her yıl gelip ticaret yaptılar; bir atı kırk top ipekle değiştiriyorlar, bir seferde on binlerce at getiriyorlardı. Elçileri, gönderilmeyi beklerken birbiri ardına yabancı elçileri ağırlayan dairede kalıyordu. Yabancılar ipeğe doymuyor, biz ise aldığımız atları kullanamıyorduk; saray bundan çok sıkıntı çekiyordu. … O ay Uygurlar, Chixin adlı bir elçiyle on bin at getirip ticaret yapmak istediler. İmparator Daizong, atların bedelinin halktan toplanan vergilerden çıkacağını düşünerek halkı daha fazla zorlamak istemedi ve görevlilere gelirleri hesaplatıp yalnızca altı bin at alınmasına izin verdi.

Kaynak: Liu Xu ve diğerleri, Jiu Tangshu, 195. kitap, Uygurlar bölümü; Çince metin Vikikaynak'ta. Türkçesi, Çincesinden bizim; «…» atlanan bir bölümü gösterir.

  1. Kronik, Uygurların bu ticareti neye güvenerek yaptığını söylüyor? Bu ifade, ticaretin siyasi bir ilişkiyle bağlantısı hakkında ne düşündürüyor?
  2. «Biz ise aldığımız atları kullanamıyorduk» cümlesi kimin bakış açısını yansıtıyor? Aynı ticareti bir Uygur yazar nasıl anlatırdı?
  3. İmparatorun altı bin at alma kararı, Tang'ın bu ticaretten neden tamamen vazgeçmediğini nasıl açıklıyor?

Tarihçiler Tartışıyor

  • Colin Mackerras (1972) — Uygurlar üzerine Tang kayıtlarını çevirip yorumladığı kitabında, at–ipek ticaretini Uygurların Tang'a yaptığı askerî yardımın karşılığı olarak gördü; Tang'ın bu ticareti, güçlü bir müttefikin desteğini sürdürmenin bir bedeli olarak kabul ettiğini vurguladı.
  • Peter Golden (1992) — bozkır halklarının siyasi tarihini bir arada sunan genel değerlendirmesinde, Uygur Kağanlığı'nı bozkır devletleri içinde kentler kuran, yazılı kültürü geliştiren ve yerleşik halklarla sıkı ilişkiler kuran ilk büyük örnek olarak değerlendirdi.
  • Étienne de la Vaissière (2005) — Soğdlu tüccarların tarihini yazdığı kitabında, Uygur devletinin ekonomisinde ve yönetiminde Soğdluların merkezî bir rol oynadığını ileri sürdü; Uygurların Tang'dan aldığı ipeğin batıya taşınmasında Soğd ağlarının belirleyici olduğunu gösterdi.
  • Michael Drompp (2005) — Uygur imparatorluğunun çöküşünü ve Tang'ın buna verdiği tepkiyi incelediği kitabında, 839–840 olaylarını ve sonrasındaki göçleri Tang belgeleri üzerinden ayrıntılı biçimde izledi; Tang'ın Uygur kalıntılarına karşı politikasını tartıştı.

Bu tartışma, Uygurların dönüşümünü farklı açılardan ele alıyor. Mackerras ve de la Vaissière, dönüşümün ekonomik temellerine, yani ticarete ve tüccarlara odaklanır. Golden, Uygurları bozkır tarihinde yeni bir devlet modelinin öncüsü olarak görür. Drompp ise dönüşümün ikinci aşamasını başlatan çöküşü ve göçü inceler. Dört yazar da büyük ölçüde aynı Tang kroniklerini kullanır; ayrıldıkları yer, hangi sayfayı belirleyici saydıklarıdır. Birlikte okunduklarında, Uygurların yerleşik hayata geçişinin tek bir karar değil, ticaretin, dinin ve felaketin birlikte ördüğü uzun bir süreç olduğu görülür.

Derine İn

Ordu-Balık'ın kalıntıları bugün Moğolistan'da, Orhun vadisinde, Karabalgasun adıyla bilinen bir alanda bulunuyor. Kalıntılar, yüksek toprak surlarla çevrili bir iç kale, saray ve tapınak yapıları ile çevresinde geniş bir yerleşim alanını içerir. Kazılar, kentin yalnızca bir saray merkezi olmadığını, aynı zamanda zanaatkârların ve tüccarların yaşadığı bir yerleşim olduğunu gösteriyor. Kentin yakınında bulunan büyük bir yazıt, Uygur kağanlarının seferlerini ve dinî politikalarını Türkçe, Soğdca ve Çince olmak üzere üç dilde anlatır. Yazıtın Çince yüzü, Uygur kağanlarının birbiri ardına sayıldığı uzun bir hanedan tarihidir ve kağanların dinî tercihlerini de ayrıntılı biçimde aktarır; bu dinî dönüşüme bir sonraki derste döneceğiz.

Tang ile yürütülen ticaret, Uygur toplumunda yeni gerilimler de yarattı. Çin kronikleri, Chang'an'da kalan Uygurların pazarlarda kavgalara karıştığını ve Tang görevlileriyle çatıştığını yazar; yeni Tang tarihi ayrıca, Uygurlarla birlikte gelen Mani din adamlarının her yıl kentin Batı Pazarı'na gidip geldiğini ve tüccarlarla iş birliği yaptığını kaydeder. Bu kayıtlar, iki toplum arasındaki ilişkinin yalnızca diplomatik değil, gündelik hayatta da yoğun ve gergin olduğunu gösteriyor. Ama kroniklerin Uygurları çoğu zaman olumsuz bir dille anlattığını da unutmamak gerekir.

840'tan sonra Uygurlar, iki ana bölgede yeni devletler kurdular. Birincisi, Tarım havzasının kuzeydoğusunda, Turfan ve Beşbalık merkezli bir devletti; bu devlet Koço adıyla da bilinir ve on üçüncü yüzyılın başında Moğollara bağlanana kadar bağımsızlığını korudu; Moğol döneminde de bir süre varlığını sürdürdü. İkincisi, Gansu koridorunda, Ganzhou merkezli bir devletti. Bu bölgelerde Uygurlar, yüzyıllardır sulama tarımı yapan, Budist manastırlarıyla dolu ve İpek Yolu ticaretiyle zenginleşmiş kentlerin yöneticisi oldular.

Turfan Uygurları, bu yeni ortamda zengin bir yazılı kültür geliştirdi. Bölgede bulunan binlerce el yazması, Uygurların Budist, Manihaist ve Hristiyan metinleri kendi dillerine çevirdiğini, sözleşmeler, mektuplar ve hesap kayıtları tuttuğunu gösteriyor. Bu belgeler arasında arazi satış sözleşmeleri, borç senetleri ve vergi kayıtları da var; bunlar, Uygurların artık toprağa bağlı, yerleşik bir toplum olduğunun en açık kanıtlarıdır.

Yerleşik hayata geçiş, Uygurların yönetim biçimini de değiştirdi. Bozkırda kağanın gücü, boy önderlerinin bağlılığına ve sürülerin büyüklüğüne dayanıyordu. Vahalarda ise güç, suyun dağıtımını, toprağın vergisini ve ticaret yollarının güvenliğini denetlemekten geliyordu. Turfan'daki belgeler, Uygur yöneticilerin bu yeni görevleri yerine getirmek için yazıcılar ve vergi görevlileri kullandığını, sözleşmelerin tanıklar önünde yazıya geçirildiğini gösteriyor. Eski bozkır unvanları kullanılmaya devam etti; ama bu unvanları taşıyan kişiler artık sürü değil, tarla ve kanal yönetiyordu.

Uygurların dönüşümü, bozkır tarihinde tekrar eden bir kalıbın da erken bir örneğidir. Bozkır devletleri, yerleşik toplumlarla temas ettikçe onların kurumlarını, dinlerini ve yaşam biçimlerini benimsemeye eğilimliydi. Bu, bazen bir zayıflık, bazen de yeni bir güç kaynağı oldu. Uygurlar, bozkırda kaybettikleri imparatorluğu vahalarda yeniden kurarak, yüzyıllar boyunca Orta Asya'nın kültür hayatında önemli bir rol oynamaya devam ettiler.

Uzman Notu

Temel literatür

  • Colin Mackerras, The Uighur Empire according to the T'ang Dynastic Histories (Canberra: Australian National University Press, 1972).
  • Peter B. Golden, An Introduction to the History of the Turkic Peoples (Wiesbaden: Harrassowitz, 1992).
  • Hans-Joachim Klimkeit, Gnosis on the Silk Road: Gnostic Texts from Central Asia (San Francisco: HarperSanFrancisco, 1993).
  • Étienne de la Vaissière, Sogdian Traders: A History (Leiden: Brill, 2005).
  • Michael R. Drompp, Tang China and the Collapse of the Uighur Empire: A Documentary History (Leiden: Brill, 2005).
  • Jonathan Karam Skaff, Sui-Tang China and Its Turko-Mongol Neighbors: Culture, Power, and Connections, 580–800 (Oxford: Oxford University Press, 2012).

Arşiv ve kaynak

Bozkır dönemi için elimizde iki tür kaynak var: on ve on birinci yüzyıllarda derlenen iki Tang hanedan tarihinin Uygurlara ayrılmış bölümleri ile Orhun ve Selenge boyunda dikilmiş Uygur yazıtları. 840 sonrası dönemin kaynakları arasında Turfan bölgesinde bulunan ve bugün Berlin, Saint Petersburg, Londra, Kyoto ve Pekin'deki koleksiyonlarda korunan el yazmaları vardır. Jiu Tangshu ve Xin Tangshu'nun Çince metinleri Vikikaynak'ta okunabilir.

Açık sorular

  • At–ipek ticaretinde gerçekten kaç at ve kaç top ipek el değiştirdi?
  • Ordu-Balık'ta kimler yaşıyordu: Uygurlar mı, Soğdlular mı, Çinliler mi, yoksa hepsi mi?
  • 839 felaketi ne kadar geniş bir bölgeyi etkiledi ve iklimle ilgili başka kanıtlar var mı?

Mini sınav

  1. (Hedef 1) Uygur bozkır devleti hangi yıl Kırgızların saldırısıyla sona erdi? A) 744 B) 762 C) 840 D) 907
  2. (Hedef 2) Kroniğe göre at–ipek ticaretinde bir at kaç top ipekle değiştiriliyordu? A) Dört B) On C) Kırk D) Yüz
  3. (Hedef 2) Uygurların Tang'dan aldığı ipeği batıya taşıyan tüccarlar kimlerdi? A) Arap tüccarlar B) Soğdlu tüccarlar C) Bizanslı tüccarlar D) Hintli tüccarlar
  4. (Hedef 3) Kronik, at–ipek ticaretini öncelikle kimin bakış açısından anlatır? A) Uygur kağanının B) Soğdlu tüccarların C) Tang sarayının D) Kırgızların
  5. (Hedef 1) 840'tan sonra Uygurların kurduğu devletlerden biri hangi bölgedeydi? A) Anadolu'da B) Turfan çevresinde C) Kırım'da D) Horasan'da

Açık uçlu soru

(Hedef 2) Uygurlar neden yerleşik hayata geçti? Cevabında Jiu Tangshu'daki birincil kaynağı ve Xin Tangshu'daki 839–840 kaydını kullan; Mackerras ile Drompp'un yaklaşımlarını karşılaştır.

Cevaplar

  1. C — 840.
  2. C — Kırk.
  3. B — Soğdlu tüccarlar.
  4. C — Tang sarayının.
  5. B — Turfan çevresinde.

Kapsamlı bir cevap, Uygurların yerleşik hayata geçişinin iki aşamada gerçekleştiğini açıklar. Birincil kaynağı, Tang ile yürütülen ticaretin Uygurlara büyük bir zenginlik sağladığının ve bu zenginliğin kentlerin, sarayların ve yeni bir yönetici sınıfın gelişmesine katkıda bulunduğunun kanıtı olarak; 839–840 kaydını ise bozkır devletinin iç çatışma, kıtlık, salgın, kar felaketi ve Kırgız saldırısıyla çöktüğünün ve Uygurların vaha kentlerine göç ettiğinin tanıklığı olarak kullanır. Mackerras'ın ticaretin siyasi temellerine odaklanan yaklaşımını, Drompp'un çöküşü ve göçü inceleyen yaklaşımıyla karşılaştırır.

Sonraki bölüme köprü

Bu derste Uygurların yerleşik hayata geçişini ticaretin ve felaketin izinden okuduk; ama bu dönüşümün bir de inanç tarafı vardı. 760'larda bir Uygur kağanı, Tang'daki bir seferden dönerken yanında birkaç din adamı getirdi ve onların öğrettiği dini devletin desteğiyle yaymaya başladı. Kaynaklara göre bu din, Uygurların yeme alışkanlıklarından yazı geleneklerine kadar pek çok şeyi etkiledi. Bir sonraki ders, Uygurların neden Maniheizmi benimsediğini ve bu dinin Uygur kültürünü nasıl biçimlendirdiğini soruyor.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Görsel plan ve seslendirme notları

Animasyon ve seslendirme notları

Görsel plan

  • 0:00–1:20 Kanca: büyük bir kent kapısından içeri giren uzun bir at sürüsü; kapının yanında ipek topları yığını.
  • 1:20–3:00 Bağlam: bozkırda göç eden sürüler; ardından Orhun vadisinde yükselen surlarla çevrili bir kent.
  • 3:00–5:00 Gelişme: haritada doğudan batıya uzanan bir ticaret yolu; yol boyunca ilerleyen deve kervanı silüetleri.
  • 5:00–7:00 Dönüş noktası: karla kaplı bir bozkır; boşalmış ağıllar; güneybatıya doğru uzanan göç okları.
  • 7:00–9:00 Kapanış: bir vahada sulanan tarlalar, bir manastır silüeti ve bir yazıcının masasındaki el yazmaları.

Kişiler yüzsüz silüet; kutsal kişiler resmedilmez; savaş ve şiddet sahneleri gösterilmez.