Öğrenme hedefleri
- Bilge Kağan'ın 734'teki ölümünden 745'e kadar Göktürk tahtında yaşanan değişiklikleri ve devleti yıkan ittifakın oluşumunu kronolojik olarak sıralayabileceksin.
- Yıkılışta hükümdar ailesi içindeki çatışmanın, bağlı boyların ayaklanmasının ve Tang politikasının payını karşılaştırarak açıklayabileceksin.
- Çin kroniğinin genç kağanın annesi hakkındaki anlatımını eleştirel olarak okuyarak, bir kaynağın bir çöküşü kime yüklediğini değerlendirebileceksin.
Okuma metni
Kanca — çiçekli kulede bir ziyafet
745 yılında Tang başkenti Chang'an'da, imparator Xuanzong sarayının çiçekli kulesinde büyük bir ziyafet verdi. Ziyafetin konuğu, bir zamanlar Tang'ı titreten bir devletin son temsilcilerinden biriydi: Bilge Kağan'ın dul eşi, kendisine bağlı halkla birlikte Tang'a sığınmıştı. Çin kroniğine göre imparator bu olayı kutlamak için şiir yazdı, saray görevlileri de şiirlerle karşılık verdi. Kağan eşine bir soyluluk unvanı verildi ve yıllık bir ödenek bağlandı.
Kronik bu sahneden hemen sonra kısa bir cümle yazar: Türklerin devleti, kuzey Çin'de Wei hanedanının hüküm sürdüğü 540'larda kurulmuştu ve bu noktada sona erdi. Bilge Kağan'ın ölümünden yalnızca on bir yıl sonra, iki yüzyıla yakın bir hanedan tarihi kapanmıştı. Bu ders, bunun neden bu kadar hızlı olduğunu soruyor.
Bağlam — bir kağanın ölümü
734'te Bilge Kağan zehirlendi. Çin kroniklerine göre zehri, devletin yüksek görevlilerinden biri olan Buyruk Çor vermişti. Kağan ölmeden önce onu ve yandaşlarını cezalandırmayı başardı. Kronik, bu ölümün acı bir zamanlamayla geldiğini de kaydeder: Bilge Kağan'ın yıllardır istediği evlilik ittifakını Tang imparatoru sonunda kabul etmişti ve Göktürk elçisi düğün tarihini belirlemek için Tang'a gelmişti.
Gelişme — genç kağanlar ve güçlü amcalar
Bilge Kağan'ın yerine oğlu geçti, ama birkaç yıl sonra öldü. Ardından tahta onun genç kardeşi çıktı; Tang onu Tengri Kağan unvanıyla tanıdı. Çin kroniğine göre yeni kağan çok gençti ve devlet işlerinde annesi Po Beg söz sahibiydi. Eski Tang tarihine göre Po Beg, Tonyukuk'un kızıydı.
Kağanın iki amcası, ordunun en güçlü birliklerini yönetiyordu: biri doğuda sol şad, öbürü batıda sağ şad unvanıyla. Böylece askerî güç kağanın değil, amcalarının elindeydi.
741'de bu gerilim açık bir çatışmaya dönüştü. Kağan ve annesi, batıdaki amcayı tuzağa düşürüp ortadan kaldırdı ve onun ordusunu kendi denetimlerine aldı. Bunun üzerine kendi hayatından korkan doğudaki amca, kağanın üzerine yürüdü ve onu öldürdü. Bu olaylar, dersin birincil kaynağıdır.
Sonraki birkaç yıl içinde Göktürk tahtı defalarca el değiştirdi. Doğudaki amca, Bilge Kağan'ın bir oğlunu tahta çıkardı; ama o da kısa süre sonra Kutluk Yabgu adlı bir önder tarafından ortadan kaldırıldı. Kutluk Yabgu bir başka prensi tahta çıkardı, sonra onu da ortadan kaldırıp kendini kağan ilan etti. Bilge Kağan döneminde birlikte hareket eden hükümdar ailesi, artık kendi içinde parçalanmıştı.
Dönüş noktası — üç boyun ittifakı
742'de Göktürklere bağlı üç büyük boy birlikte ayaklandı: Beşbalık çevresindeki Basmiller, Selenge Irmağı boyundaki Uygurlar ve batıdaki Karluklar. Bu üç boy Kutluk Yabgu'yu yendi ve Basmillerin önderini kağan ilan etti. Uygur ve Karluk önderleri, bu yeni kağanın sol ve sağ kanat komutanları oldular.
Göktürk hükümdar ailesinin kalan üyeleri, Ötüken'de Ozmış Kağan'ı tahta çıkardı. Tang imparatoru Ozmış'a elçi gönderip kendisine bağlanmasını istedi; Ozmış bunu reddetti. Basmil, Uygur ve Karluk ittifakı Ozmış'a saldırdı. 744'te Basmiller Ozmış'ı öldürdü ve başını Chang'an'a gönderdi. Aynı yıl Tang generali Wang Zhongsi, Göktürklerin içine düştüğü kargaşadan yararlanarak doğu kanadındaki Göktürk boylarına saldırdı.
Ama ittifak da uzun sürmedi. Uygurlar ve Karluklar, Basmil kağanını ortadan kaldırdı ve Uygur önderi Kutluk Bilge Kül Kağan unvanıyla yeni bir devlet kurdu. 745'te son Göktürk kağanı da Uygurlar tarafından ortadan kaldırıldı; bunun ardından Bilge Kağan'ın dul eşi, halkıyla birlikte Tang'a sığındı. Kanca'daki ziyafet, bu yolculuğun sonuydu.
Cevap — içeriden çözülen bir yapı
İkinci Göktürk Devleti'nin yıkılışı, birbirine bağlı birkaç nedenle açıklanabilir. Birincisi, Bilge Kağan, Kül Tigin ve Tonyukuk'un oluşturduğu yönetim, kurumlara değil kişilere dayanıyordu; bu üç kişinin ölümünden sonra yerlerini dolduracak bir yapı yoktu. İkincisi, genç kağanlar döneminde askerî güç hükümdarın değil, amcalarının elinde toplanmıştı ve bu durum açık bir taht kavgasına yol açtı. Üçüncüsü, hükümdar ailesi kendi içinde parçalanınca, bağlı boylar bunu bağımsızlık için bir fırsat olarak gördü. Dördüncüsü, Tang bu kargaşayı yakından izledi ve uygun anda askerî müdahaleyle kendi çıkarını korudu. Bu nedenlerin hiçbiri tek başına yeterli değildi; ama birlikte, on yıl içinde bir devleti ortadan kaldırdılar.
Yaygın yanlış«Göktürk devletini, genç kağanın annesinin entrikaları yıktı.»
Bu yargı, Çin kroniklerinin anlatımından gelir. Kronikler, Po Beg'in düşük rütbeli bir görevliyle ilişkisini ve devlet işlerine karışmasını, boyların birliğinin bozulmasının nedeni olarak sunar. Ama bu, bir yıkılışı tek bir kadının ahlakına bağlayan tanıdık bir anlatı kalıbıdır; Çin tarih yazımında bir hanedanın düşüşünü saraydaki kadınların etkisine bağlamak sık rastlanan bir yoldur. Kroniğin kendisi de, aynı sayfada, ordunun amcaların elinde olduğunu, kağanın batıdaki amcayı ortadan kaldırdığını ve doğudaki amcanın misillemesini yazar. Po Beg'in naipliği gerçek bir gerilim yaratmış olabilir; ama taht kavgası, bağlı boyların ayaklanması ve Tang'ın müdahalesi, tek bir kişinin davranışından çok daha geniş nedenlerdi.
Bugünle bağ — «ebedî devlet» umudu
Orhun yazıtları, Türk halkına bir vaatte bulunur: Ötüken'de kalırlarsa sonsuza dek il tutarak yaşayacaklardır. Taşları dikenler, onları bengü taş, yani sonsuz taş diye anar. Ama bu taşlar dikildikten yalnızca on yıl sonra, onları diktiren devlet ortadan kalktı. Sonsuzluk umudu, Türk devlet geleneğinde sonraki dönemlerde de güçlü biçimde yaşadı. Osmanlı Devleti kendisini «Devlet-i Ebed-müddet», yani sonsuza dek sürecek devlet olarak anıyordu. Bugün Türkiye'de de devletin ebedîliği, resmî söylevlerde ve törenlerde sık dile getirilen bir düşüncedir. Göktürklerin hikâyesi, bu umudun bir uyarıyla birlikte okunması gerektiğini hatırlatır: taşa kazınan bir sonsuzluk vaadi, o taşı diken devletin ömrünü uzatmaz; devletleri ayakta tutan, iç dengeleri ve kurumlarıdır.
Birincil kaynak
Tang hanedanının yeni resmî tarihinden, Tengri Kağan döneminin sonu ve 742 ayaklanması:
可汗幼,其母婆匐與小臣飫斯達幹亂,遂預政,諸部不協。登利從父分掌東西兵,號左右殺,士之精勁皆屬。可汗與母誘斬西殺,奪其兵,左殺懼,即攻登利可汗,殺之。……天寶初,其大部回紇、葛邏祿、拔悉蜜並起攻葉護,殺之,尊拔悉蜜之長為頡跌伊施可汗,於是回紇、葛邏祿自為左右葉護。
Türkçesi: Kağan gençti. Annesi Po Beg, düşük rütbeli bir görevliyle ilişki kurdu ve devlet işlerine karıştı; boylar arasındaki uyum bozuldu. Kağanın iki amcası, doğu ve batı ordularını ayrı ayrı yönetiyor, sol ve sağ şad diye anılıyordu; en güçlü ve seçkin askerler onların emrindeydi. Kağan annesiyle birlikte batıdaki şadı tuzağa düşürüp ortadan kaldırdı ve ordusunu ele geçirdi. Doğudaki şad korkuya kapıldı, hemen kağana saldırdı ve onu öldürdü. … Tianbao döneminin başında, büyük boylardan Uygurlar, Karluklar ve Basmiller birlikte ayaklanıp yabguya saldırdılar ve onu öldürdüler; Basmillerin önderini kağan ilan ettiler. Bunun üzerine Uygur ve Karluk önderleri kendilerini sol ve sağ yabgu ilan ettiler.
Kaynak: Ouyang Xiu ve Song Qi, Xin Tangshu, 215. kitap, ikinci kısım, Türkler bölümü; Çince metin Vikikaynak'ta. Türkçesi, Çincesinden bizim; «…» atlanan bir bölümü gösterir.
- Kronik, boylar arasındaki uyumun bozulmasını hangi olaya bağlıyor? Aynı parçada, bu açıklamayla rekabet eden hangi bilgiler var?
- Askerî gücün kağanın amcalarının elinde toplanması, taht kavgasını nasıl etkilemiş olabilir?
- Uygur ve Karluk önderlerinin yeni kağanın «sol ve sağ yabgusu» olması, Göktürk devlet geleneğinin nasıl sürdüğünü gösteriyor?
Tarihçiler Tartışıyor
- Colin Mackerras (1972) — Tang hanedan tarihlerine dayanarak Uygur Kağanlığı'nın tarihini yazdığı kitabında, Uygurların yükselişini Göktürk devletinin iç çöküşüyle birlikte ele aldı ve Uygurların bu boşluğu nasıl doldurduğunu Çin kaynaklarının gözünden izledi.
- Denis Sinor (1990) — İç Asya'nın erken tarihine ilişkin ortak eserdeki bölümünde, İkinci Göktürk Devleti'nin yıkılışında hükümdar ailesindeki çekişmenin belirleyici olduğunu vurguladı; bağlı boyların ayaklanmasını bu çekişmenin bir sonucu olarak gördü.
- Peter Golden (1992) — Türk halklarının tarihine ilişkin kitabında, 744–745'teki değişikliği bir yıkımdan çok bozkırdaki önderliğin bir boydan öbürüne geçmesi olarak değerlendirdi; Uygurların Göktürk unvanlarını ve kurumlarını sürdürdüğüne dikkat çekti.
- Jonathan Skaff (2012) — Tang ile bozkır komşuları arasındaki ilişkileri incelediği kitabında, Tang'ın bozkırdaki çekişmeleri yakından izleyip uygun anda taraf seçen esnek bir politika izlediğini gösterdi; 744'teki Tang müdahalesini bu politikanın bir örneği olarak ele aldı.
Bu tartışma, bir devletin yıkılışının ne zaman bir son, ne zaman bir dönüşüm sayılacağını soruyor. Sinor ve Mackerras, Göktürk hanedanının iç çöküşünü öne çıkarır. Golden, aynı olayın bozkır tarihinde bir süreklilik içinde okunabileceğini gösterir. Skaff ise dış gücün, iç çatışmayı nasıl kendi lehine kullandığını vurgular. Dört yazarın da başvurduğu ana kaynak aynı Tang kronikleridir; farklılık, bu kroniklerin hangi sayfasını merkeze koyduklarından doğar. Birlikte okunduklarında, 745'in bir hanedanın sonu, ama bozkır devlet geleneğinin sonu olmadığı görülür.
Derine İn
Göktürk yazıtları, devletin yıkılışı hakkında doğrudan bir şey söylemez; çünkü yıkılıştan önce dikilmişlerdir. Ama yazıtlarda sürekli dile getirilen bir kaygı, sonraki olayları önceden görmüş gibidir. Bilge Kağan, Türk beylerini ve halkını, birbirlerine düşerlerse ve kağanlarına sadakatsizlik ederlerse devleti yeniden kaybedeceklerine karşı defalarca uyarır. Bu uyarı, Birinci Göktürk Devleti'nin çöküşünün hafızasına dayanıyordu; ama ikinci devletin sonunu da tarif eder. Orhun Vadisi'ndeki taşlar, yıkılıştan sonra da yerinde kaldı. Yeni efendiler, Uygurlar, bu taşları yıkmadı; aynı vadinin yakınında kendi başkentlerini kurdular. Bir devletin taşları, onu yenen devletin ülkesinde yüzyıllarca ayakta durdu.
Uygur Kağanlığı'nın kurucuları da kendi yazıtlarını diktirdi. Bu yazıtlarda, Göktürklerin yazısı ve devlet dili kullanıldı. Uygur kağanları, Göktürk kağanlarının unvanlarını, devlet örgütlenmesini ve Ötüken'in kutsallığına dair inancı büyük ölçüde sürdürdü. Bu açıdan bakıldığında, 744–745'teki değişiklik bir halkın ortadan kalkması değil, bozkırdaki önderliğin bir hanedandan öbürüne geçmesiydi. Göktürk boylarının bir bölümü Uygur yönetimine girdi, bir bölümü Tang'a sığındı, bir bölümü ise batıya göç etti.
Tang'ın bu süreçteki rolü de dikkat çekicidir. Tang, Göktürklerle barış içindeyken bile, onların bağlı boylarıyla ilişkilerini sürdürdü. Eski Tang tarihine göre 740'ta imparator, genç Tengri Kağan'ı resmen tanıyan bir belgeyle bir general göndermişti; bir yıl sonra o kağan artık hayatta değildi. Ozmış Kağan'dan bağlılık istemesi ve Wang Zhongsi'nin saldırısı, Tang'ın kargaşayı fırsat olarak gördüğünü gösterir. Ama Tang'ın kendisi de kısa süre sonra büyük bir iç savaşa sürüklendi. 755'te başlayan bir isyan Tang'ı derinden sarstı ve Tang, bu isyanı bastırmak için Uygurların askerî yardımına başvurmak zorunda kaldı. Böylece Göktürklerin yerine geçen Uygurlar, Tang karşısında Göktürklerden bile daha güçlü bir konuma yükseldi.
Göktürk hükümdar ailesinin Tang'a sığınan üyeleri, Ordos çevresinde ve Tang başkentinde yaşamaya devam etti. Bir kısmı Tang ordusunda görev aldı. Çin kronikleri, sonraki yıllarda da «Türk» adıyla anılan elçilerin Tang sarayına geldiğini yazar; ama yeni Tang tarihine göre bunlar artık eski kağanlığa bağlı boyların temsilcileriydi ve toprakların hepsi Uygurlara geçmişti.
Kronik bilgileri, Göktürklerin son yıllarında Tang'a sığınan pek çok başka önderin de unvanlar ve ödeneklerle karşılandığını gösterir. Bir zamanlar Tang'ın en tehlikeli rakibi olan hanedanın üyeleri, artık imparatorluk sarayının konukları ya da subaylarıydı. Bu son, birinci Göktürk devletinin 630'daki sonunu hatırlatır; ama 630'dan sonra elli yıl içinde bir ayaklanma devleti yeniden kurmuştu, 745'ten sonra ise bozkırın yeni efendisi Uygurlar oldu ve Göktürk hanedanı bir daha tahta dönmedi.
Göktürk adı bozkırda bir devlet adı olarak ortadan kalktı; ama «Türk» adı ortadan kalkmadı. Sonraki yüzyıllarda bu ad, Orta Asya'dan Anadolu'ya kadar uzanan geniş bir alanda, farklı devletlerin ve toplulukların kendilerini tanımlamak için kullandığı bir ad olarak yaşadı.
Uzman Notu
Temel literatür
- Liu Mau-tsai, Die chinesischen Nachrichten zur Geschichte der Ost-Türken (T'u-küe), 2 cilt (Wiesbaden: Harrassowitz, 1958).
- Talat Tekin, A Grammar of Orkhon Turkic (Bloomington: Indiana University, 1968).
- Colin Mackerras, The Uighur Empire according to the T'ang Dynastic Histories (Canberra: Australian National University Press, 1972).
- Denis Sinor, «The establishment and dissolution of the Türk empire», Denis Sinor (ed.), The Cambridge History of Early Inner Asia (Cambridge: Cambridge University Press, 1990).
- Peter B. Golden, An Introduction to the History of the Turkic Peoples (Wiesbaden: Harrassowitz, 1992).
- Jonathan Karam Skaff, Sui-Tang China and Its Turko-Mongol Neighbors: Culture, Power, and Connections, 580–800 (Oxford: Oxford University Press, 2012).
Arşiv ve kaynak
Bu dönemin başlıca kaynakları, Tang hanedanının eski ve yeni resmî tarihlerinin Türkler ve Uygurlar bölümleridir. Bilge Kağan yazıtının oğlu tarafından eklenen bölümü, kağanın ölümünü ve yas törenini Türk tarafından anlatır. Uygur kağanlarının sekizinci yüzyılın ortasında diktirdiği yazıtlar, yıkılışın Uygur tarafındaki anlatımını içerir. Xin Tangshu'nun Çince metni ve Bilge Kağan yazıtının aktarımı Vikikaynak'ta okunabilir.
Açık sorular
- Bilge Kağan'ı zehirleyen görevlinin amacı neydi; bu olayın ardında bir taht kavgası mı vardı?
- Po Beg'in naipliği hakkında Çin kroniklerinin dışında bir bilgimiz olabilir mi?
- Basmil, Uygur ve Karluk ittifakı nasıl kuruldu; Tang bu ittifakın kurulmasında rol oynadı mı?
Mini sınav
- (Hedef 1) Bilge Kağan hangi yıl zehirlenerek öldü? A) 716 B) 731 C) 734 D) 745
- (Hedef 1) 742'de Göktürklere karşı ayaklanan üç boy hangileridir? A) Kıtay, Tatabı, Kırgız B) Basmil, Uygur, Karluk C) Türgiş, Oğuz, Az D) Avar, Hun, Tibet
- (Hedef 2) Tengri Kağan döneminde ordunun en güçlü birlikleri kimlerin elindeydi? A) Kağanın annesinin B) Tang generallerinin C) Kağanın iki amcasının D) Uygur önderlerinin
- (Hedef 3) Çin kroniği, boylar arasındaki uyumun bozulmasını öncelikle neye bağlar? A) Kıtlığa B) Kağanın annesinin devlet işlerine karışmasına C) Tibet'in saldırılarına D) Ticaretin kesilmesine
- (Hedef 2) 744'te Uygur önderinin kurduğu devletin adı nedir? A) Uygur Kağanlığı B) Karluk Devleti C) Batı Göktürk Kağanlığı D) Kırgız Kağanlığı
Açık uçlu soru
(Hedef 2) İkinci Göktürk Devleti neden yıkıldı? Cevabında Xin Tangshu'daki birincil kaynağı, Bilge Kağan'ın ölümüne ilişkin iki kaydı ve Po Beg hakkındaki anlatımı kullan; Sinor ile Golden'ın yaklaşımlarını karşılaştır.
Cevaplar
- C — 734.
- B — Basmil, Uygur, Karluk.
- C — Kağanın iki amcasının.
- B — Kağanın annesinin devlet işlerine karışmasına.
- A — Uygur Kağanlığı.
Kapsamlı bir cevap, yıkılışın iç ve dış nedenlerin birleşmesiyle gerçekleştiğini açıklar. Birincil kaynağı, hükümdar ailesi içindeki taht kavgasının ve askerî gücün amcaların elinde toplanmasının kanıtı olarak; Bilge Kağan'ın ölümüne ilişkin iki kaydı, üç önderin ölümüyle birlikte devletin en güçlü döneminin sona erdiğinin ve Tang ile ilişkilerin sürdüğünün tanıklığı olarak kullanır. Po Beg hakkındaki anlatımı, kroniğin yıkılışı tek bir kişiye yükleme eğiliminin bir örneği olarak eleştirel biçimde değerlendirir. Sinor'un iç çekişme vurgusunu, Golden'ın önderliğin bir boydan öbürüne geçtiğini gören yaklaşımıyla karşılaştırır.
Sonraki bölüme köprü
745'te Göktürk hanedanı ortadan kalktı; ama geride bıraktıkları ortadan kalkmadı. Uygurlar Göktürklerin yazısını, unvanlarını ve Ötüken'e duyulan saygıyı devraldı; «Türk» adı ise yüzyıllar boyunca yeni topluluklar tarafından taşındı. Göktürklerin mirası neydi: bir devlet modeli mi, bir yazı mı, bir ad mı, yoksa sonraki kuşakların kendi geçmişlerini kurarken başvurduğu bir hafıza mı? Bir sonraki ders, Göktürklerin devlet ve kimlik üzerine bıraktığı mirası ve bu mirasın sonraki yüzyıllarda nasıl yeniden yorumlandığını ele alıyor.