İçeriğe geç

Bölüm TT-103.05 · Seviye 1 — Türk Tarihi OmurgasıSeviye 1

Çin esareti ve Kutluk Kağan'ın isyanı

TT-103 Göktürkler

2.807 kelime · yaklaşık 13 dakika okuma · seslendirme 9 dk

Dönem
626–692
Bölge
Bozkır · Doğu Asya
Kişiler
İlteriş Kağan · Tonyukuk · İllig Kağan · Tang Taizong · Wen Yanbo · Wei Zheng · Aşina Simo · Jonathan Skaff
Yerler
Ötüken · Chang'an · Ordos · Çoğay Dağları · Kara Kum · Sarı Irmak
Sınav
YKS · KPSS konusu

Yapay zekâ desteğiyle yazıldı; tarih, rakam ve alıntılar kaynağından doğrulandı. Alan uzmanı denetimi henüz yapılmadı. Bir hata görürsen metnin ilgili yerini işaretleyip bildir.

Öğrenme hedefleri

  • 630'da Doğu Göktürklerin Tang hanedanına bağlanmasından 682'deki ayaklanmaya kadar geçen dönemi, başlıca olaylar ve kişiler üzerinden sıralayabileceksin.
  • Tang sarayının teslim olan Türk boylarını nasıl yönettiğini ve bu düzenin Türk beyleri ile halkı için ne anlama geldiğini, iki tarafın kaynaklarını karşılaştırarak açıklayabileceksin.
  • Tonyukuk yazıtının ayaklanmayı nasıl anlattığını okuyarak, bir devlet kurucusunun kendi rolünü ve yeni hanedanın meşruiyetini nasıl kurduğunu değerlendirebileceksin.

Okuma metni

Kanca — geyikli bir valilik

630 baharında, Doğu Göktürklerin kağanı İllig, Tang başkenti Chang'an'a tutsak olarak getirildi. Tang imparatoru Taizong onu cezalandırmadı. Çin kroniğine göre imparator, dört yıl önce Wei Irmağı kıyısında yüz yüze yaptıkları antlaşmayı hatırlattı ve geçmişteki kabahatlerini anmayacağını söyledi. İllig'in ailesi ona geri verildi, sarayın ahırlarına bağlı bir konakta yaşamaya başladı, yiyeceği devletten geldi.

Ama kronik, kağanın mutsuz olduğunu da yazar: İllig, ailesiyle karşılıklı oturup hüzünlü şarkılar söyleyerek ağlıyordu. İmparator onun zayıfladığını görünce, geyik ve karacanın bol olduğu bir bölgeye vali olarak atanmasını önerdi; orada avlanabilir, alıştığı hayatı biraz olsun sürdürebilirdi. İllig bu görevi istemedi. Sonunda saray muhafızlarının komutanı unvanı ve bir ev ile toprak aldı. 634'te Chang'an'da öldü; imparator, cenazesinin Türk geleneğine göre yakılmasına izin verdi.

Bir bozkır hükümdarının imparatorluk başkentindeki bu sessiz sonu, elli yıl sürecek bir dönemi açtı. Bu ders, o dönemin nasıl yaşandığını ve nasıl sona erdiğini soruyor.

Bağlam — bir kağanlığın çöküşü

Yedinci yüzyılın başında Doğu Göktürkler yeniden güçlenmişti. Sui hanedanının son yıllarındaki iç savaşta Türk kağanları, Çin'deki rakip önderleri destekleyerek büyük bir etki kazandı. 618'de kurulan Tang hanedanı da ilk yıllarında bu güce saygı göstermek zorundaydı.

626'da İllig Kağan büyük bir orduyla Chang'an'a çok yaklaştı. Yeni tahta çıkan Tang Taizong, Wei Irmağı'nın üzerindeki bir köprüde onunla görüştü ve armağanlar karşılığında bir antlaşma yapıldı. Ama İllig'in gücü içeriden çözülüyordu. Kıtlık yılları sürüleri azalttı, bağlı boylar yüksek vergilerden yakınıyordu ve kuzeydeki boylar ayaklanmaya başlamıştı. Kağanın yeğeni, doğu kanadını yöneten önder, Tang ile gizlice ilişki kurdu. 629'un sonunda Tang orduları kuzeye yürüdüğünde, bu önder kendi halkıyla Tang tarafına geçti. 630'da İllig yenildi, kaçarken yakalandı ve Chang'an'a götürüldü.

Gelişme — teslim olan boylar nereye yerleşecek?

İllig'in yenilgisinden sonra çok sayıda Türk boyu Tang'a sığındı. Tang sarayında, bu insanların nereye yerleştirileceği konusunda bir tartışma başladı.

Tang kaynaklarına göre, 630'da bozkır boylarının önderleri Taizong'a «Göklerin Kağanı» unvanını sundu. Taizong, böylece hem Çin'in imparatoru hem de bozkır halklarının kağanı olarak görülmek istedi.

Bu düzen, Türk boylarına bir ölçüde özerklik tanıyordu; ama bedeli de vardı. 639'da bir grup Türk, Taizong'a karşı bir saldırı girişiminde bulundu. Bu olaydan sonra Tang, Türkleri sınırın içinden çıkarmaya karar verdi ve İllig'in sadık bir akrabası olan Aşina Simo'yu kağan unvanıyla Sarı Irmak'ın kuzeyine gönderdi. Simo'nun yönetimi uzun sürmedi; birkaç yıl sonra kendisi de Tang'a döndü ve Tang ordusunda hizmet etti. Türk askerleri, Tang'ın Kore'den Orta Asya'ya kadar uzanan seferlerinde savaştı.

Dönüş noktası — 679'dan 682'ye

Elli yıla yaklaşan bağımlılık döneminde, Türk boyları Tang'ın seferlerinde asker olarak kullanıldı. 679'da Ordos'un kuzeyindeki Türk boyları ayaklandı, bir kağan seçti ve kronik, yirmi dört valiliğin ayaklanmaya katıldığını yazar. Tang bu ayaklanmayı büyük bir orduyla bastırdı. 680'de ikinci bir ayaklanma başladı; önderi yenilip teslim oldu ve Chang'an'da idam edildi. Ama iki yenilgi, Türk boylarının bağımsızlık arzusunu söndürmedi.

Cevap — kağansız halktan kağanlı halka

682'de başlayan ayaklanma, kısa sürede Göktürk devletinin yeniden kurulmasıyla sonuçlandı. Kutluk, Türk geleneğine göre İlteriş Kağan unvanını aldı. Ayaklanmacılar önce Çoğay Dağları'nın kuzeyinde, Kara Kum denen bölgede toplandı; ardından Tang sınırına akınlar düzenlediler ve kuzeydeki rakip boyları kendilerine bağladılar. Sonunda Göktürklerin kutsal saydığı Ötüken bölgesine yerleştiler. İlteriş Kağan 690'ların başında öldüğünde, yeni devlet sağlam bir zemine oturmuştu.

Ayaklanmanın başarısını açıklayan birkaç etken vardı. Tang'ın dikkati bu yıllarda başka sınırlara, özellikle Tibet'e yönelmişti. Tang ordusunda hizmet etmiş Türk savaşçıları, Tang'ın askerî yöntemlerini yakından tanıyordu. Ve ayaklanmanın önderleri, yalnızca askerî bir başarı değil, aynı zamanda bir meşruiyet anlatısı da kurdular.

Yeni hanedan, kendisini eski Göktürk hanedanının mirasçısı olarak sundu ve Tang dönemini bir köleleşme dönemi olarak anlattı. Bu anlatı, Tonyukuk'un ve Bilge Kağan'ın yazıtlarında en açık biçimini aldı.

Yaygın yanlış«Elli yıl boyunca Türkler Çin'de köle olarak yaşadı.»
Doğrusu

Bu cümle, sekizinci yüzyıl yazıtlarının dilinden geliyor: yazıtlar, beylerin oğullarının kul, kızlarının cariye olduğunu söyler. Ama bu sözler, yeni hanedanın kendi ayaklanmasını haklı göstermek için kullandığı siyasi bir dildir. Tang kaynakları başka bir tablo çizer: Türk boylarının çoğu kendi önderlerinin yönetiminde, kendi otlaklarında yaşamaya devam etti; yüzü aşkın Türk önderi Tang sarayında yüksek görevler aldı; Aşina Simo kağan unvanıyla bir süre Sarı Irmak'ın kuzeyini yönetti. Bu, dönemin baskısız olduğu anlamına gelmez: Türk savaşçıları Tang'ın uzak seferlerinde savaştı ve 679'dan sonraki ayaklanmalar, bu düzenden duyulan derin hoşnutsuzluğu gösterir. Ama «köle» sözcüğü, bir dönemin karmaşık gerçekliğini tek bir siyasi yargıya indirger.

Bugünle bağ — «kul» sözcüğünün yolculuğu

Yazıtlarda Tang dönemini anlatan anahtar sözcüklerden biri «kul»dur. Göktürkçede bu sözcük, bağımlı, özgürlüğünü yitirmiş kişiyi anlatıyordu ve yazıtlarda bir halkın siyasi bağımsızlığını kaybetmesinin simgesi olarak kullanılıyordu. Aynı sözcük Türkçede yüzyıllar boyunca anlamını değiştirerek yaşadı. Osmanlı Devleti'nde «kapıkulu», padişaha doğrudan bağlı asker ve görevlileri, yani devletin seçkinlerinin bir bölümünü anlatıyordu. Bugün Türkiye'de «Allah'ın kulu» ya da «kul hakkı» gibi ifadelerde, sözcük bir insanın Tanrı karşısındaki konumunu ya da öbür insanlara karşı sorumluluğunu anlatır. Aynı sözcüğün bir dönemde utanç, başka bir dönemde ayrıcalık, bugün ise ahlaki bir bağ anlatması, tarihsel metinleri okurken sözcüklerin anlamının da tarihi olduğunu hatırlatır.

Birincil kaynak

Tonyukuk'un anıtı için dikilen iki taştan birincisinin batı yüzündeki ilk yedi satır. Konuşan Tonyukuk; anlattığı, Tang dönemi ve 682 ayaklanmasının başlangıcı:

Bilge Tonyukuk ben kendim Çin ilinde yetiştim. Türk halkı Çin'e bağlı idi. Türk halkı kağan bulamayınca Çin'den ayrıldı, kağanlandı; ama kağanını bırakıp yine Çin'e bağlandı. Tanrı şöyle demiş olmalı: «Sana kağan verdim; kağanını bırakıp bağlandın.» Bağlandığın için Tanrı seni öldürmüş olmalı. Türk halkı öldü, tükendi, yok oldu. […] Uzakta, dışarıda kalanlar toplanıp yedi yüz kişi oldu. İki bölüğü atlı, bir bölüğü yaya idi. Yedi yüz kişiyi yöneten büyük şad idi. «Katıl» dedi; ona katılan bendim, Bilge Tonyukuk. Onu kağan mı yapayım dedim, düşündüm: zayıf boğa ile semiz boğa uzakta tepişse, hangisinin semiz, hangisinin zayıf olduğu bilinmez, diye düşündüm. Ondan sonra Tanrı bana bilgi verdiği için onu ben kendim kağan yaptım. Bilge Tonyukuk ile birlikte İlteriş Kağan olunca güneyde Çin'i, doğuda Kıtay'ı, kuzeyde Oğuz'u çokça yendi. Onun bilge danışmanı, onun komutanı ben kendim idim. Çoğay'ın kuzeyinde, Kara Kum'da oturuyorduk.

Kaynak: Tonyukuk yazıtı, birinci taş, batı yüzü, satır 1–7 (yaklaşık 720'ler). Türkiye Türkçesine aktarım, Vikikaynak'taki metin ve çeviri esas alınarak sadeleştirilmiştir; «[…]» atlanan bir cümleyi gösterir. «Çin ilinde yetiştim» diye aktardığımız ifadenin «Çin ilinde doğdum» ya da «Çin ilinde eğitildim» diye de okunduğunu, boğa benzetmesinin anlamının da tartışmalı olduğunu not edelim.

  1. Tonyukuk, Türk halkının yenilgisini neye bağlıyor? Bu açıklama, Kül Tigin yazıtındaki «Çin'in tatlı sözü» açıklamasından nasıl ayrılıyor?
  2. Metinde İlteriş'i kağan yapan kim olarak gösteriliyor? Bir danışmanın kendini bu kadar merkeze koyması, yazıtın kimin için dikildiği hakkında ne düşündürüyor?
  3. Tonyukuk yedi yüz kişiden, Çin kroniği beş bini aşkın kişiden söz ediyor. Bu farkı nasıl açıklarsın?

Tarihçiler Tartışıyor

  • Denis Sinor (1990) — İç Asya'nın erken tarihi üzerine hazırladığı ortak eserdeki Göktürkler bölümünde, Tang dönemini Doğu Göktürklerin siyasi bağımsızlığını yitirdiği, ama kimliklerini ve hanedan geleneklerini koruduğu bir ara dönem olarak ele aldı; bu sürekliliğin 682'deki yeniden kuruluşu mümkün kıldığını vurguladı.
  • Peter Golden (1992) — Türk halklarının tarihine giriş kitabında, ayaklanmanın başarısını Tang'ın başka sınırlarla meşgul olmasına, Türk savaşçılarının Tang ordusunda kazandığı deneyime ve İlteriş ile Tonyukuk'un önderliğine bağladı.
  • Jonathan Skaff (2012) — altıncı ile sekizinci yüzyıllar arasındaki Çin–bozkır ilişkilerini incelediği kitabında, iki tarafın ortak bir siyasi kültürü paylaştığını savundu; Tang'a hizmet eden Türk önderlerini edilgen kurbanlar olarak değil, kendi çıkarlarını gözeten ve bağlılıklarını değiştirebilen aktörler olarak gördü.
  • Wang Zhenping (2013) — Tang Çin'inin çok kutuplu bir Asya'daki diplomasisini incelediği kitabında, «Göklerin Kağanı» unvanını Tang'ın bozkır halklarına kendi dillerinde seslenme çabası olarak yorumladı ve bu unvanın sınırlarını tartıştı.

Bu tartışma, «Çin esareti» ifadesinin ardındaki dönemi farklı açılardan ele alıyor. Sinor süreklilik üzerinde durur, Golden ayaklanmanın başarısını açıklayan koşulları sayar. Skaff, yazıtların «kul» dilinin gölgede bıraktığı seçimleri ve pazarlıkları öne çıkarır. Wang ise Tang'ın kendi meşruiyetini bozkır diline nasıl tercüme ettiğini gösterir. Dördü de aynı Çince kronikleri ve aynı taşları kullanıyor; ayrıldıkları yer, hangi sesi öne aldıkları. Birlikte okunduklarında, aynı elli yılın bir yandan bir bağımlılık, öbür yandan bir öğrenme ve pazarlık dönemi olduğu görülür.

Derine İn

Tang döneminde Türk boylarının yaşadığı bölgeler, Ordos'tan Moğolistan'ın güneyine kadar uzanan geniş bir kuşaktı. Tang, bu bölgeleri yönetmek için sınırda özel valilikler kurdu. Bu valilikler, Türk önderlerine unvan veriyor, onlardan asker ve vergi istiyordu. Zamanla Tang'ın Türk boylarından istediği asker sayısı arttı. Bilge Kağan'ın yazıtı, Türklerin bu dönemde Tang için doğuda Kore'ye, batıda Demirkapı'ya kadar savaştığını söyler. Bu sözler bir abartı içerebilir; ama Tang kaynakları da Türk süvarilerinin Kore ve Orta Asya seferlerinde kullanıldığını doğrular.

İllig'in kendisi de ölümünden sonra Tang'ın diliyle yeniden adlandırıldı: kronik, ona «doğruya dönen prens» anlamına gelen bir unvan verildiğini, ölüm adının ise «savruk, ihmalkâr» anlamı taşıdığını yazar. İllig'in teslimiyetinden sonra Tang sarayında yaşayan Türk önderlerinin hayatı, tek bir kalıba sığmaz. Bazıları Tang'ın en güvendiği komutanlar arasına girdi, imparatorun mezarının yanına gömülme onurunu bile aldı. Bazıları ise Tang'a sadakat ile kendi halklarına bağlılık arasında sıkıştı. 639'daki saldırı girişimi, sarayın en içinde bile bu gerilimin sürdüğünü gösterir.

İki tarafın da bu dönemi bir ahlak hikâyesi olarak anlattığını görmek öğreticidir. Çin kroniğine göre Taizong, İllig'in yenilgisinden bir yıl sonra danışmanlarına şöyle bir ders çıkardı: Sui hanedanı vaktiyle yurdunu yitiren bir Türk kağanını barındırmış, ona tahıl ve ipek vermiş, tahtına geri oturtmuştu; ama onun oğlu güçlenir güçlenmez Sui imparatorunu kuşatmıştı. İmparatora göre İllig'in çöküşü, bu iyiliği unutmanın gökten gelen karşılığıydı. Sekizinci yüzyılın Türk yazıtları ise aynı çöküşü Çin'in hilesine ve Türk beylerinin bilgisizliğine bağlar. Her iki anlatı da yenilgiyi karşı tarafın ya da kendi tarafının ahlaki bir kusuruyla açıklar; ikisi de kıtlığı, sürülerin azalmasını ve bağlı boyların vergi yükünü arka plana iter.

Ayaklanmanın önderleri arasında Tonyukuk'un yeri özellikle ilginçtir. Kendi yazıtına göre Çin ilinde yetişmişti. Bu ifade, onun Tang yönetimi altındaki Türk boylarının arasında büyüdüğünü ve büyük olasılıkla Çin dilini, yazısını ve yönetim yöntemlerini tanıdığını düşündürür. Ayaklanmanın en etkili stratejisti, belki de Tang'ı en iyi tanıyan kişiydi. Bu durum, bir bağımlılık döneminin, kendisine karşı çıkacak önderleri de yetiştirebileceğini hatırlatır.

Tonyukuk yazıtı, Kül Tigin ve Bilge Kağan yazıtlarından farklı bir ses taşır. Bilge Kağan'ın yazıtlarında ayaklanmanın merkezinde İlteriş Kağan durur; Tonyukuk'un yazıtında ise kağanı seçen, ona yol gösteren ve devleti kurtaran Tonyukuk'tur. Bu fark, İkinci Doğu Göktürk Kağanlığı'nın sarayında da farklı güç odaklarının bulunduğunu ve her birinin kendi tarihini yazdığını gösterir.

682'de yeniden kurulan devlet, yaklaşık altmış yıl yaşadı. Bu dönemde Göktürkler Tang ile hem savaştı hem ticaret ve evlilik pazarlıkları yürüttü. Bilge Kağan döneminde Tang ile barış yapıldı ve sınır pazarlarında at ve ipek değiş tokuşu yeniden canlandı. Hunlar döneminden beri süren at karşılığında ipek pazarlığı, böylece yeni bir hanedanla yeniden kuruldu.

Uzman Notu

Temel literatür

  • Liu Mau-tsai, Die chinesischen Nachrichten zur Geschichte der Ost-Türken (T'u-küe), 2 cilt (Wiesbaden: Harrassowitz, 1958).
  • Talat Tekin, A Grammar of Orkhon Turkic (Bloomington: Indiana University, 1968).
  • Denis Sinor, «The establishment and dissolution of the Türk empire», Denis Sinor (ed.), The Cambridge History of Early Inner Asia (Cambridge: Cambridge University Press, 1990).
  • Peter B. Golden, An Introduction to the History of the Turkic Peoples (Wiesbaden: Harrassowitz, 1992).
  • Jonathan Karam Skaff, Sui-Tang China and Its Turko-Mongol Neighbors: Culture, Power, and Connections, 580–800 (Oxford: Oxford University Press, 2012).
  • Wang Zhenping, Tang China in Multi-Polar Asia: A History of Diplomacy and War (Honolulu: University of Hawai'i Press, 2013).

Arşiv ve kaynak

Bu dönemin başlıca kaynakları, Tang hanedanının eski ve yeni resmî tarihlerindeki Türkler bölümleri, on birinci yüzyılda derlenen büyük Çin kroniği ve Tang sarayının belge derlemeleridir. Türk tarafının sesi, sekizinci yüzyılda dikilen Tonyukuk, Kül Tigin ve Bilge Kağan yazıtlarında duyulur. Jiu Tangshu'nun Çince metni ve yazıtların Türkiye Türkçesine aktarımları Vikikaynak'ta okunabilir.

Açık sorular

  • Tang döneminde Türk boylarının ne kadarı kendi otlaklarında, ne kadarı Çin valiliklerinin sıkı denetiminde yaşadı?
  • Aşide Yuanzhen ile Tonyukuk gerçekten aynı kişi mi?
  • 679 ve 680 ayaklanmaları neden başarısız oldu da 682 ayaklanması başarılı oldu?

Mini sınav

  1. (Hedef 1) Doğu Göktürk kağanı İllig hangi yıl tutsak edilerek Chang'an'a götürüldü? A) 618 B) 626 C) 630 D) 682
  2. (Hedef 2) Wen Yanbo, teslim olan Türk boyları için ne önerdi? A) Sarı Irmak'ın güneyinde köylere dağıtılmalarını B) Boyları bir arada, sınırın hemen içinde yerleştirilmelerini C) Bozkıra geri gönderilmelerini D) Tang ordusundan çıkarılmalarını
  3. (Hedef 2) Tang'ın teslim olan boyları kendi önderleri aracılığıyla yönettiği düzenin adı nedir? A) Gevşek dizgin düzeni B) Damatlık diplomasisi C) Böl ve yönet D) İkili kağanlık
  4. (Hedef 3) Tonyukuk yazıtına göre İlteriş'i kağan yapan kimdir? A) Tang imparatoru B) Aşina Simo C) Kül Tigin D) Tonyukuk'un kendisi
  5. (Hedef 1) 682'de kurulan ve Orhun yazıtlarını diken devletin adı nedir? A) Batı Göktürk Kağanlığı B) Uygur Kağanlığı C) İkinci Doğu Göktürk Kağanlığı D) Avar Kağanlığı

Açık uçlu soru

(Hedef 3) Türk yazıtları Tang dönemini «kul ve cariye» olunan bir dönem olarak anlatır. Tonyukuk yazıtını ve Jiu Tangshu'daki iki kaynak parçasını kullanarak bu anlatının neyi doğru yansıttığını, neyi gölgede bıraktığını tartış; Sinor ile Skaff'ın yaklaşımlarını karşılaştır.

Cevaplar

  1. C — 630.
  2. B — Boyları bir arada, sınırın hemen içinde yerleştirilmelerini.
  3. A — Gevşek dizgin düzeni.
  4. D — Tonyukuk'un kendisi.
  5. C — İkinci Doğu Göktürk Kağanlığı.

Kapsamlı bir cevap, yazıtların «kul ve cariye» dilinin gerçek bir bağımlılık deneyimine dayandığını, ama yeni hanedanın meşruiyetini kurmak için bu deneyimi siyasi bir anlatıya dönüştürdüğünü açıklar. Tonyukuk yazıtını, ayaklanmanın küçük bir çekirdekten doğduğunu ve kağanın seçiminde Tonyukuk'un kendine merkezî bir rol verdiğini gösteren bir tanık olarak; saraydaki tartışmayı, Tang'ın Türk boylarını hem bir kalkan hem bir tehlike olarak gördüğünü ve önderlerine yüksek görevler verdiğini gösteren bir kanıt olarak; Kutluk'un ayaklanmasını anlatan parçayı ise aynı olayın Çin sınırından nasıl görüldüğünün örneği olarak kullanır. Sinor'un süreklilik vurgusunu, Skaff'ın Türk önderlerini kendi çıkarlarını gözeten aktörler olarak gören yaklaşımıyla karşılaştırır.

Sonraki bölüme köprü

İlteriş Kağan'ın kurduğu devletin önderleri, birkaç kuşak sonra Orhun vadisinde büyük taşlar diktirdi ve bu dersin konusu olan elli yılı, ayaklanmayı ve yeniden kuruluşu o taşlara kendi sözleriyle kazıttı. Bu derste yazıtların yalnızca birkaç satırını, bir kaynak olarak kullandık. Bir sonraki derste yazıtların kendisine döneceğiz: taşlar ne zaman ve kim tarafından dikildi, metin hangi sırayla ilerliyor, konuşan kim ve dinleyen kim? Ve bir tarihçi, bir hükümdarın kendi taşına kazıttığı anlatıyı nasıl okumalı?

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Görsel plan ve seslendirme notları

Animasyon ve seslendirme notları

Görsel plan

  • 0:00–1:20 Kanca: büyük bir başkentin kapısından içeri yaya yürüyen bir silüet; ardından bir konağın içinde, ışığı loş bir odada oturan birkaç silüet.
  • 1:20–3:00 Bağlam: bir ırmak üzerindeki köprüde karşılıklı duran iki atlı silüet; ardından bozkırda azalan sürüler.
  • 3:00–5:00 Gelişme: bir saray salonunda karşılıklı duran iki grup silüet; haritada Sarı Irmak'ın kuzeyine ve güneyine doğru iki ayrı ok.
  • 5:00–7:00 Dönüş noktası: haritada sınır boyunca yanıp sönen üç nokta; üçüncüsünden bir dağa doğru ilerleyen küçük bir çizgi.
  • 7:00–9:00 Kapanış: bir taşın yüzeyine kazınan Göktürk harfleri; ardından «kul» sözcüğünün farklı dönemlerdeki yazılışları yan yana.

Kişiler yüzsüz silüet; kutsal kişiler resmedilmez; savaş ve şiddet sahneleri gösterilmez.