İçeriğe geç

Bölüm TT-103.03 · Seviye 1 — Türk Tarihi OmurgasıSeviye 1

İstemi Yabgu ve Sasani-Bizans diplomasisi

TT-103 Göktürkler

2.667 kelime · yaklaşık 12 dakika okuma · seslendirme 8 dk

Dönem
552–630
Bölge
Orta Asya · İran · Karadeniz · Balkanlar
Kişiler
İstemi · Zemarkhos · Menandros Protektor · II. Iustinus · I. Hüsrev · Xuanzang · Édouard Chavannes · Étienne de la Vaissière
Yerler
Tanrı Dağları · Soğd · Suyab · Konstantinopolis · Ktesiphon · Kafkasya
Sınav
YKS · KPSS konusu

Yapay zekâ desteğiyle yazıldı; tarih, rakam ve alıntılar kaynağından doğrulandı. Alan uzmanı denetimi henüz yapılmadı. Bir hata görürsen metnin ilgili yerini işaretleyip bildir.

Öğrenme hedefleri

  • Göktürk Kağanlığı'nın batı kanadının İstemi Yabgu yönetiminde Orta Asya'ya nasıl yayıldığını ve Eftalitlerin yıkılışındaki rolünü açıklayabileceksin.
  • İpek ticaretinin, Türklerin Sasani İran'ı ve Bizans ile ilişkilerini nasıl biçimlendirdiğini, 560'lar ve 570'lardaki elçilikler üzerinden değerlendirebileceksin.
  • Bir Bizans elçisinin ve bir Çinli hacının Türk kağanlarının sarayları hakkındaki tanıklıklarını karşılaştırarak, bozkır sarayının yabancı gözlemcilere nasıl göründüğünü tartışabileceksin.

Okuma metni

Kanca — Altın Dağ'daki altın koltuk

569 yılında, Bizans imparatoru II. Iustinus'un elçisi Zemarkhos, aylarca süren bir yolculuğun ardından, Orta Asya'da Türklerin batıdaki hükümdarının ordugâhına ulaştı. Bizanslı tarihçi Menandros'un aktardığına göre, hükümdar Türkçede «Altın Dağ» anlamına gelen bir dağın vadisinde, bir çadırın içinde, gerektiğinde tek bir atın çekebildiği iki tekerlekli altın bir koltukta oturuyordu. Ertesi günlerde elçiyi, renkli ipek dokumalarla süslenmiş çadırlarda, altınla kaplı ahşap sütunların arasında, altın kaplar ve gümüş eşyalarla dolu arabaların önünde ağırladı. Zemarkhos'un tanıklığı, bir bozkır hükümdarının sarayına giden bir Bizans elçisinin bize ulaşan en ayrıntılı anlatılarından biridir. Bu ders, Göktürklerin batı kanadının nasıl olup da Bizans ile İran arasındaki büyük rekabetin içinde bir güç hâline geldiğini ve bu diplomasinin merkezinde neden ipeğin bulunduğunu soruyor.

Bağlam — batının yabgusu

552'de doğan kağanlık, ilk on yılında doğu ve batı olmak üzere iki ayrı yönetim merkezine ayrıldı. Doğu kanadı, Moğolistan'da Ötüken çevresinde, Bumin'in oğullarının yönetimindeydi. Kurucunun kardeşi İstemi ise Tanrı Dağları'ndan başlayarak batıya, Soğd'un vahalarına ve Hazar'ın kuzeyindeki bozkırlara uzanan topraklarda söz sahibiydi. İstemi, «yabgu» unvanını taşıyordu ve büyük kağanın ardından gelen en güçlü hükümdardı.

Batı kanadının genişlemesi, onu iki büyük imparatorlukla doğrudan temas içine soktu: güneyde Sasani İran'ı, batıda ise Bizans. 557–560 dolaylarında İstemi, Sasani kralı I. Hüsrev ile birlikte Eftalitlere karşı harekete geçti; Eftalit devleti yıkıldı; Amuderya iki müttefik arasında bir sınır çizgisine dönüştü. Böylece Türkler, Orta Asya'nın zengin ticaret kentlerine ve Soğd'a egemen oldu.

Gelişme — ipek ve iki imparatorluk

Soğd'un egemenliği, Türklere yalnızca toprak değil, aynı zamanda büyük bir ticaret ağı da kazandırdı. Soğdlu tüccarlar, Çin'den gelen ipeği batıya taşıyan ticaretin en önemli aracılarıydı. Bozkır ekonomisi dersinde ayrıntısıyla okuduğumuz üzere, Soğdlular İstemi'den, ipeklerini İran'da satabilmek için Sasani kralına bir elçi göndermesini istedi; ama Sasani kralı ipeği satın alıp elçilerin gözü önünde yaktırdı ve Türk ipeğinin İran'a girmesine izin vermedi.

Sasani İran'ı, ipeğin batıya taşınmasında önemli bir aracı konumundaydı ve bu konumu korumak istiyordu. İranlı tüccarlar, Çin ipeğini Bizans'a büyük kârla satıyordu. Türklerin ipeği doğrudan satması, bu düzeni tehdit ediyordu. Bu yüzden Türkler, İran'ı dolaşarak doğrudan Bizans ile ilişki kurmaya karar verdi. 568'de Soğdlu Maniakh'ın başkanlığındaki bir Türk elçilik heyeti, Kafkasya üzerinden Konstantinopolis'e ulaştı ve imparator II. Iustinus ile görüştü.

Bizans, Türklerin önerisini olumlu karşıladı. Bir yıl sonra, 569'da, Bizans'ın Doğu'daki kentlerinin yöneticisi Zemarkhos, bir elçilik heyetiyle Türklere gönderildi. Zemarkhos, Soğd'a ulaştığında, Türk topraklarına giriş sırasında yapılan bir törenle karşılandı.

Dönüş noktası — Altın Dağ'da

Arınma töreninden sonra Zemarkhos, Türklerin hükümdarının ordugâhına götürüldü. Bu ordugâh, Menandros'un «Ektag», yani Türkçede «Altın Dağ» anlamına gelen bir ad verdiği bir dağdaydı. Dersin birincil kaynağı, Zemarkhos'un burada gördüklerinin anlatısıdır.

Menandros'un eserinde Türk hükümdarı «Sizabulos» ya da «Dizabulos» adıyla anılır. Tarihçilerin çoğu bu hükümdarı, Çin kaynaklarında başka bir adla anılan İstemi ile özdeşleştirir; ama bu özdeşleştirme tartışmalıdır.

Ziyaretin sonunda Türk hükümdarı, Zemarkhos'u yanına alarak İran'a karşı bir sefere çıktı ve Bizans ile Türkler arasında İran'a karşı bir ittifak kuruldu. Bu ittifak, 572'de başlayan uzun Bizans–İran savaşının arka planında yer aldı.

Cevap — iki imparatorluk arasında

İstemi Yabgu'nun yönetimindeki Göktürklerin batı kanadı, Eftalitleri yıkarak Orta Asya'nın ticaret kentlerine egemen oldu ve Soğdlu tüccarların ipek ticaretini korumaya çalıştı. İran'ın Türk ipeğini reddetmesi, Türkleri doğrudan Bizans ile ilişki kurmaya yöneltti. Maniakh'ın Boğaziçi'ne uzanan yolculuğu ve Zemarkhos'un Altın Dağ'a uzanan dönüş ziyareti, Avrasya'nın iki ucunu birbirine bağlayan bir diplomasi ağının parçasıydı. Bu ağın merkezinde ipek, ticaret ve İran'a karşı ortak bir çıkar vardı. Böylece bir bozkır devleti, dönemin iki büyük imparatorluğu arasındaki rekabetin belirleyici aktörlerinden biri hâline geldi.

Yaygın yanlış«Göktürkler yalnızca savaşçı bir bozkır topluluğuydu; Bizans ve İran ile ilişkileri savaştan ibaretti.»
Doğrusu

Kaynaklar bunun tersini gösterir. Göktürklerin batı kanadı, Soğdlu tüccarlarla yakın bir ortaklık içinde, ipek ticaretini korumak için Ktesiphon'a ve Konstantinopolis'e elçiler gönderdi, Bizans elçilerini ayrıntılı törenlerle karşıladı ve Bizans ile İran'a karşı bir ittifak kurdu. Türk hükümdarlarının sarayında farklı dilleri bilen kâtipler ve tercümanlar çalışıyordu. Savaş bu ilişkilerin bir parçasıydı, ama ticaret ve diplomasi en az onun kadar önemliydi.

Bugünle bağ — İstanbul'a gelen ilk Türk elçileri

568'de Soğdlu Maniakh'ın başkanlığında Konstantinopolis'e ulaşan Türk elçilik heyeti, bu kentin tarihinde kaydedilmiş ilk Türk elçileri arasındadır. Elçiler imparator II. Iustinus'un huzuruna çıktı, Türk hükümdarının mektubunu sundu ve iki devlet arasında bir ittifak kurulmasını önerdi. Bu kent, yaklaşık dokuz yüz yıl sonra, 1453'te Osmanlıların başkenti oldu; bugün Türkiye'nin en büyük kenti İstanbul'dur. Menandros'un kaydettiği bu ilk elçilik, İstanbul'un Türklerle ilişkisinin fetihten çok önce, bir diplomasi ve ticaret ilişkisi olarak başladığını hatırlatıyor. Kentin Türk tarihindeki yerini anlatırken, bu erken ve barışçı temasın da hatırlanması, kentin çok katmanlı geçmişini daha iyi anlamamıza yardım eder.

Birincil kaynak

Menandros Protektor'un Tarih'inden, Zemarkhos'un 569'da Türk hükümdarının ordugâhında gördüklerini anlatan parça:

ἦν δὲ ἄρα ἔνδον σκηνῆς, καθῆστο δὲ ἐπὶ διτρόχου καθέδρας χρυσῆς, ἑλκομένης, ὁπηνίκα ἔδει, ὑφ᾽ ἵππου ἑνός. … κατεσκεύαστο δὲ αὐτῷ ἐξ ὑφασμάτων σηρικῶν τε καὶ διαπεποικιλμένων τοῖς χρώμασιν εὐτέχνως. οἴνῳ μὲν οὖν ἐχρήσαντο, οὐχ ὁμοίῳ δὲ τῷ παρ᾽ ἡμῖν ἐκθλιβομένῳ ἐκ τῆς ἀμπέλου· οὐ γὰρ δὴ ἀμπελοφόρος αὐτοῖς ἡ γῆ … τῇ ἑξῆς ἐν ἑτέρᾳ ἐγένοντο διαίτῃ, ἔνθα ξύλινοι κίονες ἦσάν τινες, ἐνδεδυμένοι χρυσῷ, χρυσήλατός τε κλίνη ὁμοίως.

Türkçesi: Hükümdar bir çadırın içindeydi; gerektiğinde tek bir atın çektiği iki tekerlekli altın bir koltukta oturuyordu… Çadır, ustalıkla renk renk işlenmiş ipek dokumalardan yapılmıştı. Şarap içtiler, ama bizde üzümden sıkılan şaraba benzemeyen bir içki; çünkü onların toprağı bağ yetiştirmez… Ertesi gün başka bir konakta bir araya geldiler; orada altınla kaplanmış ahşap sütunlar ve aynı biçimde dövme altından bir taht vardı.

Kaynak: Menandros Protektor, Tarih, Zemarkhos'un elçiliğine ilişkin parça; Yunanca metin Ludwig Dindorf (ed.), Historici Graeci minores, II. cilt (Leipzig: Teubner, 1871), s. 51–52, Internet Archive; tarayıcının bozduğu harfler düzeltilerek verildi. Türkçesi, Yunancasından bizim.

  1. Zemarkhos'un ayrıntılı olarak anlattığı eşyalar, altın koltuk, ipek dokumalar ve altın kaplı sütunlar, Türk hükümdarının zenginliği ve ticaret bağlantıları hakkında ne düşündürüyor?
  2. Menandros, Türklerin şarabının «bizdekine benzemediğini» belirtiyor. Bu tür karşılaştırmalar, bir Bizans yazarının yabancı bir sarayı nasıl anlattığı hakkında ne söylüyor?
  3. Altın koltuğun «tek bir atın çekebildiği» bir araç olması, bozkır hükümdarlığının hangi özelliğini yansıtıyor olabilir?

Tarihçiler Tartışıyor

  • Édouard Chavannes (1903) — Batı Türkleri hakkındaki Çin belgelerini derleyip Fransızcaya çevirdiği eserinde, Çin kaynaklarındaki bilgileri Bizans kaynaklarıyla karşılaştırarak, Menandros'un Sizabulos'unu Çin kaynaklarında başka bir adla anılan İstemi ile özdeşleştirdi ve Batı Türk tarihinin temel çerçevesini kurdu.
  • Denis Sinor (1990) — Kağanlığın kuruluşunu ve dağılışını anlattığı bölümde, batı kanadının İstemi yönetiminde nasıl bağımsız bir dış politika izlediğini ve bu bağımsızlığın ilerde kağanlığın ikiye bölünmesine nasıl zemin hazırladığını vurguladı.
  • Étienne de la Vaissière (2005) — Soğdlu tüccarların tarihini incelediği kitabında, Türklerin İran ve Bizans ile ilişkilerinin büyük ölçüde Soğdlu tüccarların ticari çıkarları tarafından yönlendirildiğini, Türk–Soğd ortaklığının bu diplomasinin motoru olduğunu savundu.
  • Mihály Dobrovits (2011) — Zemarkhos'un yolculuğunun tarihsel koşullarını yeniden inceleyerek, Bizans kaynaklarındaki adların ve yerlerin Türk ve Çin kaynaklarıyla nasıl eşleştirilebileceğini tartıştı ve elçiliğin Bizans'ın bozkır dünyasına bakışını nasıl yansıttığını gösterdi.

Bu tartışma, Türklerin İran ve Bizans ile ilişkisini farklı açılardan ele alıyor. Chavannes, farklı dillerdeki kaynakları birleştirerek kişileri ve olayları özdeşleştirmeye çalışır. Sinor, batı kanadının siyasi bağımsızlığını öne çıkarır. De la Vaissière, diplomasinin arkasındaki ticari çıkarları, özellikle Soğdlu tüccarların rolünü vurgular. Dobrovits ise Bizans kaynaklarının sunduğu bilgilerin sınırlarını ve yorumlanma güçlüklerini gösterir. Dört yaklaşım birlikte, Avrasya'nın iki ucundaki kaynakları birbirine bağlamanın hem büyük imkânlar hem de büyük güçlükler taşıdığını hatırlatır.

Derine İn

Bizans ile Türkler arasındaki ittifak uzun sürmedi. 576'da Bizans, Türklere yeni bir elçilik heyeti gönderdiğinde, ilişkiler gerginleşmişti. Türkler, Bizans'ın kendi düşmanları sayılan Avarlarla ilişki kurmasına öfkeliydi; çünkü Türkler, Avarları kendilerinden kaçmış kullar olarak görüyordu. Bu dönemde İstemi'nin öldüğü ve yerine oğlunun geçtiği kaydedilir. Türkler kısa süre sonra Kırım'daki Bizans topraklarına saldırdı; ittifak, düşmanlığa dönüştü.

576'daki elçilik, iki dünyanın birbirini ne kadar farklı anladığını da gösterdi. Menandros'a göre Türklerin yeni önderi, Bizans elçisine Bizanslıların sözlerine güvenilemeyeceğini, bir yandan Türklerle dostluk antlaşması yaparken öbür yandan Türklerin düşmanlarıyla görüştüklerini söyleyerek sert bir dille sitem etti. Bir bozkır hükümdarı için kendisinden kaçan bir topluluğun karşı tarafça kabul edilmesi, kursun önceki derslerinde Hunlar ile Roma arasında da gördüğümüz gibi, bir dostluk antlaşmasının açıkça çiğnenmesi anlamına geliyordu.

Bizans'ın Türklerle ilişkisinde ipek merakının da bir rolü vardı. Altıncı yüzyılın ortasında, Bizans imparatoru I. Iustinianus döneminde, ipek böceği yumurtalarının Orta Asya'dan Bizans'a gizlice getirildiği ve Bizans'ta ipek üretiminin başladığı anlatılır. Ama Bizans'ın kendi ipek üretimi uzun süre sınırlı kaldı; Çin ipeği, bu dönemde de büyük bir değer taşımaya devam etti. Bu yüzden Türklerin İran'ı dolaşarak ipek satma önerisi, Bizans için çekiciydi.

Türk–Bizans elçilikleri, Avrasya'nın coğrafyası hakkındaki bilgilerin de yayılmasını sağladı. Zemarkhos'un dönüş yolculuğu, Hazar Denizi'nin kuzeyinden, İdil ırmağını geçerek Kafkasya'ya uzandı. Menandros'un anlatısı, bu yolculuk sırasında karşılaşılan halklar, ırmaklar ve tehlikeler hakkında ayrıntılı bilgiler içerir. Bu bilgiler, Bizans'ın bozkır dünyasını tanımasında önemli bir kaynak oldu. Menandros'un parçaları bugün yalnızca onuncu yüzyılda derlenen alıntılar sayesinde ayakta kalabildi; bu elçilik anlatıları olmasaydı, Türklerin batı kanadı hakkında bildiklerimiz çok daha az olurdu.

Sasani İran'ı da Türklerle ilişkilerini sürdürdü; Sasani başkenti Ktesiphon ile Türk ordugâhları arasında elçiler sık sık gidip geldi. Eftalitlere karşı ortak hareketten sonra, iki güç arasında bir süre iyi ilişkiler devam etti; ama ipek anlaşmazlığı ve sınır sorunları ilişkileri bozdu. Altıncı yüzyılın sonunda ve yedinci yüzyılın başında, Türkler ile Sasaniler arasında birkaç büyük çatışma yaşandı. Türkler, Bizans–İran savaşlarında zaman zaman Bizans'ın yanında yer aldı.

Göktürklerin batı kanadı, İstemi'nin ölümünden sonra giderek doğu kanadından bağımsızlaştı. Yedinci yüzyılın başında Batı Türk Kağanlığı, Tanrı Dağları ile Hindukuş arasında egemenliğini sürdürüyordu. Xuanzang'ın 630 dolaylarında karşılaştığı yabgu kağan, bu batı kağanlığının hükümdarıydı. Batı Türk Kağanlığı, yedinci yüzyılın ortasında Tang Çin'inin batıya doğru genişlemesiyle ve kendi içindeki çekişmelerle zayıfladı.

İstemi'nin adı, sekizinci yüzyılın Orhun yazıtlarında Bumin ile birlikte anılır. Bilge Kağan'ın çağında, iki yüzyıl sonra bile, İstemi'nin adı devletin başlangıcını simgeleyen iki addan biri olarak taşa kazınıyordu. Bu, İstemi'nin Türk hafızasında devletin kurucularından biri olarak yer aldığını gösterir.

Uzman Notu

Temel literatür

  • Édouard Chavannes, Documents sur les Tou-kiue (Turcs) occidentaux (St. Petersburg: Académie impériale des sciences, 1903).
  • Samuel Beal (çev.), The Life of Hiuen-Tsiang by the Shaman Hwui Li (Londra: Kegan Paul, Trench, Trübner, 1911).
  • R. C. Blockley (ed. ve çev.), The History of Menander the Guardsman (Liverpool: Francis Cairns, 1985).
  • Denis Sinor, «The Establishment and Dissolution of the Türk Empire», Denis Sinor (ed.), The Cambridge History of Early Inner Asia (Cambridge: Cambridge University Press, 1990) içinde.
  • Étienne de la Vaissière, Sogdian Traders: A History, çev. James Ward (Leiden: Brill, 2005).
  • Mihály Dobrovits, «The Altaic World through Byzantine Eyes: Some Remarks on the Historical Circumstances of Zemarchus' Journey to the Turks (AD 569–570)», Acta Orientalia Academiae Scientiarum Hungaricae 64/4 (2011).

Arşiv ve kaynak

İstemi ve Türklerin İran ve Bizans ile ilişkilerinin kaynakları arasında Menandros Protektor'un ve Theophylaktos Simokattes'in Bizans tarihleri, Çin hanedan tarihlerinin Batı Türkleri bölümleri, Xuanzang'ın yolculuk anlatısı ve biyografisi, Fars ve Arap kaynaklarındaki Türk–Sasani ilişkilerine dair kayıtlar ve Orhun yazıtları vardır. Menandros'un parçalarına 1871 tarihli Leipzig baskısının taranmış kopyasından ulaşılabilir; bu baskı, onuncu yüzyılda Bizans sarayında derlenen elçilik alıntılarına dayanır; Xuanzang'ın biyografisine ise Çince Vikikaynak'tan erişilebilir.

Açık sorular

  • Menandros'un Sizabulos'u gerçekten İstemi miydi?
  • Zemarkhos'un ziyaret ettiği «Altın Dağ» tam olarak neredeydi?
  • Türk–Bizans ittifakı, Bizans–İran savaşlarının sonucunu ne ölçüde etkiledi?

Mini sınav

  1. (Hedef 1) Göktürk Kağanlığı'nın batı kanadını yöneten İstemi hangi unvanı taşıyordu? A) Kağan B) Yabgu C) Chanyu D) Tarkan
  2. (Hedef 1) İstemi, Eftalitlere karşı hangi hükümdarla birlikte hareket etti? A) II. Iustinus B) I. Iustinianus C) I. Hüsrev D) Herakleios
  3. (Hedef 2) Türk elçilik heyeti Konstantinopolis'e hangi yıl ulaştı? A) 552 B) 568 C) 569 D) 576
  4. (Hedef 2) Menandros'a göre Zemarkhos Soğd'a vardığında hangi törenle karşılandı? A) Ateşten geçirilerek yapılan bir arınma töreniyle B) Bir askerî geçit töreniyle C) Bir dinî ayinle bir tapınakta D) Bir at yarışıyla
  5. (Hedef 3) Xuanzang'ın biyografisine göre 630 dolaylarında Suyab'daki Türk kağanının çadırı nasıl süslenmişti? A) Gümüş sütunlarla B) Göz kamaştıran altın çiçeklerle C) Mozaiklerle D) Halılarla değil, deri örtülerle

Açık uçlu soru

(Hedef 2) İpek, Türklerin İran ve Bizans ile ilişkilerini nasıl biçimlendirdi? Cevabında Menandros'un Zemarkhos anlatısını ve arınma törenini, Xuanzang'ın tanıklığını kullan; Chavannes ile de la Vaissière'in yaklaşımlarını karşılaştır.

Cevaplar

  1. B — Yabgu.
  2. C — I. Hüsrev.
  3. B — 568.
  4. A — Ateşten geçirilerek yapılan bir arınma töreniyle.
  5. B — Göz kamaştıran altın çiçeklerle.

Kapsamlı bir cevap, İstemi yönetimindeki batı kanadının Eftalitleri yıkarak Soğd'a egemen olduğunu ve Soğdlu tüccarların ipek ticaretini korumaya çalıştığını, İran'ın Türk ipeğini reddetmesinin Türkleri doğrudan Bizans'la ilişki kurmaya yönelttiğini açıklar. Menandros'un Zemarkhos anlatısını, Türk hükümdarının sarayının ipek dokumalar ve altın eşyalarla süslü olduğunun, yani ipek ticaretinin zenginliğinin bozkır sarayına yansıdığının kanıtı olarak; arınma törenini, Türklerin yabancıları kabul ederken kendi geleneklerine göre davrandığının örneği olarak; Xuanzang'ın tanıklığını ise altmış yıl sonra da aynı zenginliğin ve çok dilli diplomasinin sürdüğünün göstergesi olarak kullanır. Chavannes'ın adları ve kişileri farklı dillerdeki kayıtlar arasında eşleştirme çabasını, de la Vaissière'in diplomasiyi Soğd tüccarlarının kesesinden okuyan bakışıyla yan yana tartar.

Sonraki bölüme köprü

İstemi'nin batıda yürüttüğü bağımsız dış politika, Göktürk Kağanlığı'nın iki kanadı arasındaki ilişkiyi giderek gevşetti. Altıncı yüzyılın son çeyreğinde kağanlık tahtı birkaç hanedan üyesi arasında tartışma konusu oldu; doğu ve batı kanatlarının önderleri birbirine meydan okudu. Çin'de Sui hanedanının yükselişi ve onun Türk önderleri arasındaki rekabeti körükleyen politikası da bu süreci hızlandırdı. Bir sonraki derste, Göktürk Kağanlığı'nın neden doğu ve batı olarak ikiye bölündüğünü, taht kavgalarının, iki kanadın farklı çıkarlarının ve Çin siyasetinin bu bölünmedeki payını inceleyeceğiz.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Görsel plan ve seslendirme notları

Animasyon ve seslendirme notları

Görsel plan

  • 0:00–1:10 Kanca: dağların arasında bir vadide kurulmuş renkli ipek çadırlar; çadırın içinde boş, iki tekerlekli altın bir koltuk.
  • 1:10–2:50 Bağlam: Avrasya haritasında Göktürk Kağanlığı'nın doğu ve batı kanatları iki farklı renkle; batı kanadının Orta Asya'ya doğru genişlemesi.
  • 2:50–4:40 Gelişme: bir kervanın sırtında taşınan ipek topları; ardından Kafkasya üzerinden Konstantinopolis'e doğru ilerleyen bir elçilik heyetinin silüetleri.
  • 4:40–6:50 Dönüş noktası: buhur dallarından yükselen duman, bir çan ve bir davul; ardından alevin yanından geçen bir yolcu silüeti.
  • 6:50–9:00 Kapanış: altın çiçeklerle süslü büyük bir çadırın uzaktan görüntüsü; ardından İstanbul'un tarihi yarımadasının silüeti.

Kişiler yüzsüz silüet; kutsal kişiler resmedilmez; savaş ve şiddet sahneleri gösterilmez.