İçeriğe geç

Bölüm TT-103.02 · Seviye 1 — Türk Tarihi OmurgasıSeviye 1

Ergenekon ve Bozkurt destanları

TT-103 Göktürkler

2.729 kelime · yaklaşık 12 dakika okuma · seslendirme 9 dk

Dönem
636–1914
Bölge
Bozkır · Orta Asya · Anadolu
Tema
Fikirler · Din
Kişiler
Reşîdüddin · Ziya Gökalp · Ebülgazi Bahadır Han · Nöküz · Kıyan · Denis Sinor · Bahaeddin Ögel · Igor de Rachewiltz
Yerler
Turfan · Altay Dağları · Ergene Kun · Ötüken · Tebriz · Hive
Sınav
YKS · KPSS konusu

Yapay zekâ desteğiyle yazıldı; tarih, rakam ve alıntılar kaynağından doğrulandı. Alan uzmanı denetimi henüz yapılmadı. Bir hata görürsen metnin ilgili yerini işaretleyip bildir.

Öğrenme hedefleri

  • Çin kroniklerindeki Türk köken efsanelerini, Moğol dönemi Ergenekon anlatısını ve yirminci yüzyıl başındaki Türkçe yeniden anlatımları birbirinden ayırt edebileceksin.
  • Bugün tek bir destan olarak bilinen Ergenekon ve Bozkurt hikâyesinin, farklı yüzyıllardan ve farklı kaynaklardan gelen motiflerin birleşmesiyle nasıl oluştuğunu açıklayabileceksin.
  • Köken efsanelerinin bir hanedanın ve bir halkın meşruiyetini kurmakta nasıl bir işlev gördüğünü, tarih ile efsane arasındaki farkı gözeterek tartışabileceksin.

Okuma metni

Kanca — bir şiirde birleşen hikâyeler

1913 baharında, Türk Duygusu adlı bir dergide Ziya Gökalp'in «Ergenekon» adlı uzun bir şiiri çıktı. Şiir, düşmanlarına yenilen Türklerden yalnızca iki kişinin, Nöküz ile Kıyan'ın sağ kaldığını, dağların arasında gizli bir vadiye sığındıklarını, orada bir ala geyiğin onları emzirdiğini anlatıyordu. Dört yüz yıl sonra bir kurt vadiden çıkan gizli bir yol bulur, bir demirci onu izler, dağdaki demir cevherini eritir ve Türkler vadiden çıkar. Şiirin bir dizesi şöyleydi: «Börteçine kurdun adı, Ergenekon yurdun adı.» Bu şiir, bugün Türkiye'de çok iyi bilinen bir hikâyenin en etkili yeniden anlatımlarından biri oldu. Ama şiirdeki motiflerin her biri, farklı bir kaynaktan, farklı bir yüzyıldan ve kimi zaman farklı bir halkın geleneğinden geliyordu. Bu bölümün sorusu şu: kurdun ve Ergenekon'un hikâyesi hangi metinlerde doğdu, hangi yollardan geçerek bugünkü biçimine kavuştu?

Bağlam — köken efsanelerinin işlevi

Hemen her hanedan ve her halk, kendi kökenini anlatan hikâyelere sahiptir. Bu hikâyeler, bir topluluğun nereden geldiğini, neden bir arada olduğunu ve neden belirli bir soyun onları yönetme hakkına sahip olduğunu açıklar. Bozkırda bu hikâyeler, özellikle hükümdar soyunun meşruiyetini kurmak için önemliydi.

Göktürk hükümdar soyu Aşina'nın kökeni hakkında, Çin kroniklerinde birden fazla hikâye kaydedilmiştir. Bu derste, onlardan birini birincil kaynak olarak okuyacağız. Bu hikâyelerin hepsinde ortak bir öge vardır: kurt. Kronikçi de bunu fark eder ve hikâyeleri birbirinden farklı olsa da, hepsinin sonunda Türklerin «kurt soyundan» geldiğini söylediğini belirtir.

Gelişme — Çin kroniklerinde kurt

Çin kroniklerindeki en bilinen anlatıya göre, Türklerin ataları düşmanları tarafından neredeyse tamamen yok edilir; yalnızca küçük bir çocuk sağ kalır. Bir dişi kurt onu besler; kurt, Turfan'ın kuzeyindeki dağlarda, içinde otlu bir ova bulunan, dört bir yanı dağlarla çevrili bir mağaraya sığınır ve orada on oğul doğurur. Bu oğulların soyları çoğalır, kuşaklar sonra mağaradan çıkar, Altay Dağları'nın güney eteklerine yerleşir ve Juan-juanlara bağlanır. Bu anlatı, kursun önceki bir dersinde ayrıntılı olarak ele alındı.

Ama aynı kronik, Türklerin kökeni hakkında başka bir anlatı da kaydeder. Bu ikinci anlatı, dersin birincil kaynağıdır. Burada da kurt vardır, ama başka bir rolde: kurttan doğan bir ata, rüzgârı ve yağmuru çağırabilen olağanüstü güçlere sahiptir; onun soyundan biri, halkını soğuktan kurtardığı için önder seçilir. Aşina adı ise bu önderin on oğlundan en küçüğüne verilir; bu oğul, bir ağacın altında yapılan bir zıplama yarışında en yükseğe zıplayarak önder seçilmiştir.

Bu iki anlatı, birbirinden çok farklıdır; ama ikisi de kurdu Türk hükümdar soyunun kökenine yerleştirir. Göktürklerin sancaklarının tepesinde altından bir kurt başı bulunduğu da Çin kroniklerinde kaydedilir; kağanın Ötüken'deki ordugâhında bu sancaklar, hükümdarın soyunu herkesin gözü önünde hatırlatıyordu. Bu, kurdun yalnızca bir efsane figürü değil, Göktürk hükümdarlığının görünür bir simgesi olduğunu gösterir.

Dönüş noktası — Ergenekon'un Moğol kökeni

Ergenekon adı, Çin kroniklerinde değil, yüzyıllar sonra, on dördüncü yüzyılın başında İlhanlı İran'ında yazılmış bir eserde ortaya çıkar. Bu eserde Ergenekon, Türklerin değil, Moğolların kökenini anlatan bir hikâyedir.

On yedinci yüzyılda, Hive hanı Ebülgazi Bahadır Han, Çağatay Türkçesiyle yazdığı Şecere-i Türk adlı eserinde, Reşîdüddin'den yararlanarak Ergenekon hikâyesini yeniden anlattı. Böylece Moğol köken anlatısı, Türkçe yazılmış bir tarih eserine girmiş oldu.

Cevap — bir sentez olarak destan

Bugün Türkiye'de bilinen Ergenekon ve Bozkurt destanı, tek bir eski kaynaktan gelmez; farklı kaynaklardan gelen motiflerin birleşmesiyle oluşmuştur. Kurt ata motifi, yedinci yüzyılın Çin kroniklerinde kaydedilen Göktürk köken efsanelerinden gelir. Ergenekon adı, sığınılan vadi ve demirle dağın eritilmesi, on dördüncü yüzyılda Reşîdüddin'in kaydettiği Moğol köken anlatısından gelir. «Börte Çino», yani boz kurt adı ve ala geyik motifi, on üçüncü yüzyılın Moğol kaynağından gelir. Yirminci yüzyılın başında Ziya Gökalp gibi yazarlar, bu farklı motifleri tek bir Türk destanında birleştirdi ve kurdu, Türkleri vadiden çıkaran bir rehber olarak hikâyenin merkezine yerleştirdi.

Yaygın yanlış«Ergenekon destanı, Göktürklerden kalma, tek parça ve çok eski bir Türk destanıdır.»
Doğrusu

Kaynaklar bu görüşü desteklemez. Göktürk dönemine ait Çin kronikleri, kurt ata efsanelerini kaydeder, ama Ergenekon adını ve demirle dağın eritilmesini içermez. Ergenekon adı ilk kez on dördüncü yüzyılda, Reşîdüddin'in Moğolların kökeni hakkındaki anlatısında görülür. Kurdun vadiden çıkışa rehberlik ettiği biçim ise, büyük ölçüde yirminci yüzyılın başındaki Türkçe yeniden anlatımlarda ortaya çıkar. Bugün bilinen destan, farklı yüzyıllardan ve farklı halkların geleneklerinden gelen motiflerin modern bir sentezidir.

Bugünle bağ — bahar ve çıkış

Ergenekon hikâyesi, yirminci yüzyıl boyunca Türkiye'de okul kitaplarında, şiirlerde, resimlerde ve törenlerde yer aldı. 1930'larda yayımlanan resmî tarih kitapları bu hikâyeyi Türk tarihinin önemli bir parçası olarak anlattı; ilkokul okuma kitaplarında Ergenekon'dan çıkış, kahramanlık ve birlik temalarıyla işlendi. 1990'lardan itibaren Türkiye'de Nevruz, bazı resmî törenlerde Ergenekon'dan çıkışın simgesi olarak da kutlanmaya başladı; demir dövme gösterileri, bu törenlerin bir parçası oldu. Aynı bahar bayramı, Türkiye'de ve çevresinde yaşayan farklı topluluklar için farklı anlamlar ve farklı hikâyeler taşır. Bir hikâyenin farklı topluluklar tarafından farklı biçimlerde sahiplenilmesi, köken efsanelerinin bugün de kimlik tartışmalarının bir parçası olmaya devam ettiğini gösterir.

Birincil kaynak

636'da derlenen Zhou Hanedanı Tarihi'nin Türkler bölümünde, Türklerin kökeni hakkında aktarılan ikinci anlatı:

或云突厥之先出於索國,在匈奴之北。其部落大人曰阿謗步,兄弟十七人。其一曰伊質泥師都,狼所生也。……泥師都既別感異氣,能徵召風雨。……一孕而生四男。……其一居踐斯處折施山,即其大兒也。山上仍有阿謗步種類,竝多寒露。大兒為出火溫養之,咸得全濟。遂共奉大兒為主,號為突厥。……此說雖殊,然終狼種也。

Türkçesi: Bazıları da der ki, Türklerin ataları Hunların kuzeyindeki Suo ülkesinden çıkmıştır. Boylarının önderi Abangbu'ydu; on yedi kardeştiler. Bunlardan biri İzhi Nishidu idi ve kurttan doğmuştu… Nishidu, olağanüstü bir güçten etkilenmişti; rüzgârı ve yağmuru çağırabiliyordu… Bir doğumda dört oğlu oldu… Bunlardan biri, en büyük oğlu, Jiansi Chuzheshi dağında yaşıyordu. Dağda Abangbu'nun soyundan gelenler hâlâ vardı ve çoğu soğuktan ve kırağıdan acı çekiyordu. Büyük oğul onlar için ateş yaktı, onları ısıtıp besledi; hepsi kurtuldu. Bunun üzerine hep birlikte büyük oğlu önder edindiler ve onu Türk diye adlandırdılar… Bu anlatı farklı olsa da, sonunda yine kurt soyundan söz eder.

Kaynak: Linghu Defen'in başkanlığında derlenen Zhou shu, 50. kitap, Türklerin kökeni üzerine ikinci anlatı; aslı Vikikaynak'ın Çince bölümünden. Türkçesi, Çincesinden bizim.

  1. Bu anlatıda Türk adı hangi olayla ve kime verilmiş oluyor? Önderin seçilme gerekçesi, bozkırda bir önderden ne beklendiğini nasıl gösteriyor?
  2. Kronikçinin «Bu anlatı farklı olsa da, sonunda yine kurt soyundan söz eder» demesi, onun farklı köken hikâyelerini nasıl değerlendirdiğini gösteriyor?
  3. Bu anlatıda Ergenekon adı ya da demirle dağın eritilmesi var mı? Bu durum, bugünkü Ergenekon destanının kökeni hakkında ne düşündürüyor?

Tarihçiler Tartışıyor

  • Bahaeddin Ögel (1971) — Türk Mitolojisi adlı eserinde, Çin, Moğol, Fars ve Türk kaynaklarındaki köken efsanelerini bir araya getirerek, kurt ata ve Ergenekon motiflerini bütünlüklü bir Türk mitolojisinin parçaları olarak inceledi; bu motiflerin uzun bir süreklilik içinde yaşadığını savundu.
  • Denis Sinor (1982) — Türklerin efsanevi kökeni üzerine makalesinde, Çin kroniklerindeki farklı köken anlatılarını karşılaştırdı ve bunların farklı boyların ve farklı geleneklerin hikâyelerinin bir araya getirilmesiyle oluştuğunu, tek bir köken efsanesinden söz edilemeyeceğini öne sürdü.
  • Büşra Ersanlı (1992) — 1930'ların Türkiye'sinde resmî tarih tezinin oluşumunu incelerken, Ergenekon gibi köken efsanelerinin yeni devletin yurttaşlık kimliğini biçimlendirmek amacıyla okul kitaplarında ve resmî yayınlarda nasıl kullanıldığını gösterdi.
  • Igor de Rachewiltz (2004) — Moğolların Gizli Tarihi'nin ayrıntılı açıklamalı çevirisinde, Börte Çino ve ala geyik figürlerinin Moğol hükümdar soyunun köken anlatısının bir parçası olduğunu ve bu figürlerin sonraki yorumlarda nasıl farklı anlamlar kazandığını ortaya koydu.

Bu tartışma, köken efsanelerini nasıl okumamız gerektiği sorusu üzerinde yoğunlaşıyor. Ögel, dağınık motifleri bir Türk mitolojisinin birbirini tamamlayan halkaları sayar. Sinor ise bu motiflerin farklı geleneklerden geldiğini ve tek bir köken efsanesinin olmadığını hatırlatır. De Rachewiltz, Ergenekon ve Börte Çino motiflerinin Moğol bağlamını gösterir. Ersanlı ise bu efsanelerin modern dönemde ulusal kimlik kurmak için nasıl kullanıldığını inceler. Bu yaklaşımlar, bir efsaneyi hem kendi döneminin bağlamında hem de sonraki kullanımlarıyla birlikte okumanın önemini vurgular.

Derine İn

Kurt motifi, bozkır halklarının köken efsanelerinde çok yaygındır. Moğolların on üçüncü yüzyılda yazılmış Gizli Tarih'i, Cengiz Han'ın soyunu, gökten gelen bir yazgıyla doğan Börte Çino'ya, yani boz kurda ve onun eşi Koa Maral'a, yani ala geyiğe bağlar. Wusunlar hakkındaki Çin kayıtlarında da, terk edilmiş bir prensi bir dişi kurdun emzirdiği anlatılır. Bu yaygınlık, kurdun bozkır halkları için güç, cesaret ve yol göstericilik simgesi olduğunu düşündürür. Göktürk kağanlarının seçkin muhafızlarına «böri», yani kurt denmesi de, bu simgenin efsanelerin ötesinde, devletin gündelik dilinde yaşadığını gösterir. Kurt, hem hükümdar soyunun atası hem de onu koruyan savaşçıların adıydı; efsane ile siyaset, aynı simgenin iki yüzüydü.

Kurt motifi yalnızca bozkıra özgü de değildir. Roma'nın kuruluş efsanesinde, ikiz kardeşler Romulus ile Remus'u bir dişi kurt emzirir. Bu benzerlik, bazı araştırmacıları Avrasya'nın farklı bölgelerinde ortak bir mitolojik mirasın izlerini aramaya yöneltti; bazıları ise benzerliklerin, insanların kurtlarla yakın bir doğa içinde yaşamasının ve kurdu güçlü bir hayvan olarak görmesinin doğal bir sonucu olduğunu savundu.

Demircilik motifi de dikkat çekicidir. Bumin'in hikâyesindeki «demirci kul» hakaretini hatırlayalım: Çin kronikleri Türkleri Altay'da demir döven bir topluluk olarak tanıtır. Reşîdüddin'in Ergenekon anlatısında da Moğollar, vadiden demir eriterek çıkar ve bu olayı her yıl demir dövme töreniyle anar. Demircilik, bozkır halklarının hem ekonomisinde hem de kutsal hikâyelerinde önemli bir yer tutuyordu; demirci, bazı bozkır geleneklerinde olağanüstü güçlere sahip bir kişi olarak görülüyordu.

Gökalp'in şiiri, ulusların kendi eski destanlarını büyük bir hevesle aradığı bir çağın ve o yıllarda yükselen Turancı düşüncenin ürünüdür. Bu dönemde pek çok ulus, kendi eski destanlarını derleyip yeniden yazdı; Finlandiya'da Elias Lönnrot'un derlediği Kalevala, bu sürecin en bilinen örneklerinden biridir. Lönnrot, köylerde derlediği halk şiirlerini 1835'te ve genişletilmiş biçimiyle 1849'da tek bir destan olarak yayımladı; ortaya çıkan eser, hiçbir köylünün tek parça olarak söylemediği, ama Fin ulusal kimliğinin simgesi hâline gelen bir bütündü. Gökalp de benzer bir biçimde, farklı kaynaklardan derlediği motiflerle bir Türk destanı kurmaya çalıştı.

Cumhuriyet'in ilk on yılının tarih kitaplarında Ergenekon, Türklerin Orta Asya'dan dünyaya yayılmasının simgesel başlangıcı olarak yer aldı. Okul kitaplarında Ergenekon'dan çıkış, birliğin, dayanışmanın ve zorluklara karşı direnmenin örneği olarak anlatıldı. Bu anlatının etkisi, sonraki on yıllarda edebiyatta, resimde, heykelde ve törenlerde de görüldü.

Ergenekon ve Bozkurt hikâyelerini incelemek, tarih ile efsane arasındaki farkı anlamanın iyi bir yoludur. Efsaneler, bir halkın gerçekten nasıl doğduğunu anlatmaz; ama o halkın kendini nasıl gördüğünü, hangi değerleri önemsediğini ve kendi geçmişini nasıl anlamlandırdığını gösterir. Bir tarihçi için efsane, olayların kaydı olarak değil, bir kimliğin ve bir dünya görüşünün kanıtı olarak değerlidir.

Uzman Notu

Temel literatür

  • Bahaeddin Ögel, Türk Mitolojisi, I. cilt (İstanbul: Millî Eğitim Basımevi, 1971).
  • Denis Sinor, «The Legendary Origin of the Türks», Egle Victoria Žygas ve Peter Voorheis (ed.), Folklorica: Festschrift for Felix J. Oinas (Bloomington: Indiana University, 1982) içinde.
  • Büşra Ersanlı, İktidar ve Tarih: Türkiye'de «Resmî Tarih» Tezinin Oluşumu (1929–1937) (İstanbul: AFA, 1992).
  • W. M. Thackston (çev.), Rashiduddin Fazlullah's Jami'u't-tawarikh: Compendium of Chronicles, 3 cilt (Cambridge, Mass.: Harvard University, Department of Near Eastern Languages and Civilizations, 1998–1999).
  • Igor de Rachewiltz (çev. ve açıklamalar), The Secret History of the Mongols: A Mongolian Epic Chronicle of the Thirteenth Century, 2 cilt (Leiden: Brill, 2004).
  • Ziya Gökalp, Kızılelma (İstanbul, 1914).

Arşiv ve kaynak

Ergenekon ve Bozkurt hikâyelerinin kaynakları arasında Göktürk dönemine ait Çin hanedan tarihleri, Moğolların Gizli Tarihi, Reşîdüddin'in Câmiü't-Tevârîh'i, Ebülgazi Bahadır Han'ın Şecere-i Türk'ü, yirminci yüzyıl başının Türkçe şiirleri ve 1930'ların tarih kitapları vardır. Zhou shu'nun Çince metni ve Gökalp'in şiiri Vikikaynak'ta okunabilir.

Açık sorular

  • Göktürk dönemindeki kurt ata efsaneleri, Göktürklerin kendi sözlü geleneklerinde nasıl anlatılıyordu?
  • Ergenekon hikâyesi Moğol geleneğine nereden ve nasıl girdi?
  • Kurt motifinin Avrasya'nın farklı halklarında görülmesi, ortak bir mirası mı, yoksa benzer koşulların benzer hikâyeler doğurmasını mı gösterir?

Mini sınav

  1. (Hedef 1) Ergenekon adı ve demirle dağın eritilmesi motifi bilinen en eski hangi kaynakta görülür? A) Zhou Hanedanı Tarihi B) Orhun yazıtları C) Reşîdüddin'in Câmiü't-Tevârîh'i D) Ziya Gökalp'in şiiri
  2. (Hedef 1) Reşîdüddin'in anlatısında Ergenekon kimlerin köken hikâyesidir? A) Moğolların B) Hunların C) Göktürklerin D) Uygurların
  3. (Hedef 2) «Börteçine kurdun adı, Ergenekon yurdun adı» dizesi hangi metne aittir? A) Moğolların Gizli Tarihi B) Ziya Gökalp'in «Ergenekon» şiiri C) Ebülgazi'nin Şecere-i Türk'ü D) Zhou Hanedanı Tarihi
  4. (Hedef 2) Zhou Hanedanı Tarihi'ndeki ikinci köken anlatısında Türk adı kime verilir? A) Kurttan doğan İzhi Nishidu'ya B) Halkını soğuktan kurtaran büyük oğula C) Abangbu'ya D) Bir demirciye
  5. (Hedef 3) Farklı kaynaklardaki köken anlatılarının farklı geleneklerden geldiğini ve tek bir köken efsanesinden söz edilemeyeceğini öne süren tarihçi kimdir? A) Bahaeddin Ögel B) Büşra Ersanlı C) Igor de Rachewiltz D) Denis Sinor

Açık uçlu soru

(Hedef 2) Bugün bilinen Ergenekon ve Bozkurt destanı nasıl oluştu? Çin kroniğindeki Suo ülkesi anlatısını, İlhanlı vezirinin Ergene Kun hikâyesini ve 1913 tarihli şiiri yan yana koy; Ögel ile Sinor'un yaklaşımlarını kullan.

Cevaplar

  1. C — Reşîdüddin'in Câmiü't-Tevârîh'i.
  2. A — Moğolların.
  3. B — Ziya Gökalp'in «Ergenekon» şiiri.
  4. B — Halkını soğuktan kurtaran büyük oğula.
  5. D — Denis Sinor.

Kapsamlı bir cevap, bugün bilinen Ergenekon ve Bozkurt destanının tek bir eski kaynaktan değil, farklı yüzyıllardan ve farklı geleneklerden gelen motiflerin birleşmesiyle oluştuğunu açıklar. Zhou Hanedanı Tarihi'ni, kurt ata motifinin Göktürk dönemine ait kaynağı olarak, ama Ergenekon adını ve demir eritme motifini içermediğini vurgulayarak; Reşîdüddin'in anlatısını, Ergenekon adının ve demirle dağın eritilmesinin bilinen en eski kaynağı olarak ve bunun bir Moğol köken anlatısı olduğunu belirterek; Gökalp'in şiirini ise bu motifleri kurt rehberliğiyle birleştiren modern bir edebî sentez olarak kullanır. Ögel'in motifleri ortak bir Türk mitolojisinin parçaları olarak gören yaklaşımını, Sinor'un farklı geleneklerin karışımını vurgulayan yaklaşımıyla karşılaştırır.

Sonraki bölüme köprü

Köken efsaneleri bir hanedanın meşruiyetini kurarken, Göktürk Kağanlığı'nın gerçek tarihi bozkırın çok ötesine uzanıyordu. Bumin'in kardeşi İstemi, devletin batı kanadının başında, Soğdlu tüccarların ipek ticareti üzerinden hem Sasani İran'ı hem de Bizans ile yoğun bir diplomasi yürüttü. 568'de Konstantinopolis'e ulaşan Türk elçilerine karşılık, bir yıl sonra Bizans elçisi Zemarkhos, Tanrı Dağları'ndaki İstemi'nin ordugâhına geldi. Bir sonraki derste, İstemi'nin Sasani ve Bizans ile ilişkilerini, ipek ticaretinin bu diplomasideki yerini ve bir Bizans elçisinin bozkırda gördüklerini inceleyeceğiz.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Görsel plan ve seslendirme notları

Animasyon ve seslendirme notları

Görsel plan

  • 0:00–1:10 Kanca: eski bir derginin sayfası ve üzerinde bir şiirin başlığı; ardından sayfadan yükselen farklı renklerde ışık şeritleri.
  • 1:10–2:50 Bağlam: bozkırda bir sancak direğinin tepesinde altın bir kurt başı silüeti; ardından bir aile ağacının köklerinde belirsiz bir hayvan silüeti.
  • 2:50–4:40 Gelişme: dört bir yanı dağlarla çevrili, içinde yeşil bir ova bulunan bir vadi; bir mağara ağzından süzülen ışık.
  • 4:40–6:50 Dönüş noktası: bir dağ yamacında yan yana dizilmiş körükler ve eriyerek açılan bir kaya; ardından bir yazma eserin Farsça bir sayfası.
  • 6:50–9:00 Kapanış: farklı kaynaklardan gelen motiflerin, kurdun, geyiğin, demircinin ve vadinin tek bir resimde birleşmesi; ardından bir bahar sabahı açık bir ovada yanan ateş.

Kişiler yüzsüz silüet; kutsal kişiler resmedilmez; savaş ve şiddet sahneleri gösterilmez.