İçeriğe geç

Bölüm TT-102.07 · Seviye 1 — Türk Tarihi OmurgasıSeviye 1

Attila: "Tanrının kamçısı" mi, bir devlet adamı mı?

TT-102 Hunlar

2.685 kelime · yaklaşık 12 dakika okuma · seslendirme 8 dk

Dönem
434–1850
Bölge
Doğu Avrupa · Balkanlar · Batı Avrupa · Akdeniz
Kişiler
Attila · Jordanes · Prosper · Hydatius · Papa Leo · Markianos · Edward Gibbon · Kézai Simon
Yerler
Pannonya · Galya · Aquileia · Mincio · Milano · Macar Ovası
Sınav
YKS · KPSS konusu

Yapay zekâ desteğiyle yazıldı; tarih, rakam ve alıntılar kaynağından doğrulandı. Alan uzmanı denetimi henüz yapılmadı. Bir hata görürsen metnin ilgili yerini işaretleyip bildir.

Öğrenme hedefleri

  • Attila'nın 434–453 arasındaki hükümdarlığının temel olaylarını ve Roma dünyasıyla ilişkisini kronolojik olarak açıklayabileceksin.
  • Attila hakkındaki çağdaş ve sonraki kaynakların onu nasıl farklı biçimlerde anlattığını, korku, övgü ve din dilinin bu anlatıları nasıl biçimlendirdiğini değerlendirebileceksin.
  • Attila'nın «Tanrının kamçısı» imgesinin nasıl doğduğunu ve Avrupa'da, Macaristan'da ve Türkiye'de nasıl farklı biçimlerde hatırlandığını tartışabileceksin.

Okuma metni

Kanca — bir freskte iki yüz

Vatikan sarayının odalarından birinin duvarında, 1514'te tamamlanan büyük bir fresk vardır. Freskte, bir yanda beyaz bir ata binmiş, sakin bir din adamı ve yanındaki heyet; öbür yanda dörtnala gelen, korkuyla geri çekilen atlılar görülür. Konusu, 452'de Papa Leo'nun Hun hükümdarı Attila ile karşılaşmasıdır. Üç yüzyılı aşkın bir süre sonra, 1846'da, İtalyan besteci Giuseppe Verdi, Attila adlı bir opera besteledi; operada Attila hem korkunç bir istilacı, hem de onurlu ve yiğit bir savaşçı olarak sahneye çıkar. Attila, Avrupa'nın hafızasında yüzyıllar boyunca hem bir yıkım simgesi, hem de büyüleyici bir figür olarak yaşadı; ressamlar, şairler ve besteciler onu her çağda yeniden biçimlendirdi. Bu ders, gerçek Attila'nın kim olduğunu ve onun hakkındaki farklı imgelerin nasıl doğduğunu soruyor.

Bağlam — bir hükümdarlığın hikâyesi

Attila, 434 dolaylarında, amcası Rua'nın ölümünden sonra ağabeyi Bleda ile birlikte Hunların başına geçti. İki kardeş, bir süre Hun topraklarını birlikte yönetti; 445 dolaylarında Bleda öldü ve Attila tek hükümdar oldu. Bu dönemde Hun gücü, Tuna'nın kuzeyindeki Pannonya'dan, yani bugünkü Macar Ovası'ndan, Karadeniz kıyılarındaki bozkırlara dek yayılmıştı ve Gotlar, Gepidler, Alanlar gibi pek çok halk Hunlara bağlıydı.

Attila'nın hükümdarlığı, büyük ölçüde Roma ile ilişkiler etrafında şekillendi. 440'larda Doğu Roma'nın Balkan topraklarına büyük seferler düzenledi ve Doğu Roma'yı her yıl büyük miktarda altın ödemeye zorladı. 451'de Batı'ya yönelerek Galya'ya girdi; ama Katalaun ovalarında, Romalı komutan Aetius ile Vizigotların ortak ordusu karşısında ilerleyemedi ve geri çekildi. 452'de İtalya'ya yöneldi, kuzey İtalya'daki Aquileia'yı uzun bir kuşatmadan sonra aldı, ardından Milano gibi büyük kentlere girdi, ama sonra geri döndü. 453'te, yeni bir evliliğinin ertesi sabahı öldü.

Gelişme — iki portre

Attila hakkında elimizdeki en ayrıntılı bilgiler, 449'da Doğu Roma'nın bir elçilik heyetiyle Attila'nın sarayına giden tarihçi Priskos'tan gelir. Priskos'un eseri parçalar hâlinde korunmuştur; bu parçaların bir bölümünü, altıncı yüzyılda Got tarihçisi Jordanes kendi eserine aktardı. Jordanes'in Attila portresi, dersin birincil kaynağıdır. Bu portre, korku ile saygıyı bir arada taşır: Attila hem «bütün toprakların korkusu» olarak anılır, hem de «öğütte çok güçlü, yalvaranlara karşı merhametli, bir kez korumasına aldıklarına karşı cömert» bir hükümdar olarak.

Ama Attila'nın imgesini asıl belirleyen, onunla doğrudan karşılaşanlar değil, ondan sonra gelen kuşaklar oldu. Batı Avrupa'nın Hristiyan dünyasında, Attila'nın seferleri giderek dinsel bir anlam kazandı. Attila'nın, günahlarından dolayı Hristiyanları cezalandırmak için Tanrı tarafından gönderilmiş bir bela olduğu düşüncesi yayıldı. Bu düşünce, «Tanrının kamçısı» ifadesiyle simgeleşti.

Ama önemli bir ayrıntı vardır: Attila'nın çağdaşı kaynaklarda, ne Priskos'ta, ne de öbür beşinci yüzyıl yazarlarında, Attila'nın kendisini «Tanrının kamçısı» olarak tanıttığı bir sahne yoktur. Bu ifade, Attila'nın Galya ve İtalya kentlerine yaklaşmasını ve bu kentleri koruyan din adamlarını anlatan, olaylardan yüzyıllar sonra yazılmış aziz hayatlarında ve efsanelerde yaygınlaştı.

Dönüş noktası — 452'de ne oldu?

Attila'nın imgesinin nasıl kurulduğunu en iyi gösteren olaylardan biri, 452'de İtalya'dan geri çekilmesidir. Bu olay, iki farklı çağdaş kaynakta iki çok farklı biçimde anlatılır. Aynı olaya iki tanığın iki ayrı açıklama getirmesi, tarihçinin karşılaştığı en öğretici durumlardan biridir: hangisinin doğru olduğunu sormadan önce, her birinin neden böyle anlattığını sormak gerekir. Bir yazarın nerede yaşadığı, kime yakın olduğu ve olayları hangi inanç çerçevesi içinde gördüğü, onun anlatısını biçimlendirir.

Cevap — iki imge, bir hükümdar

Attila, ne yalnızca bir yıkım simgesi, ne de yalnızca bilge bir devlet adamıydı. Çağdaş kaynaklar, onu Roma ile sürekli pazarlık eden, elçilik heyetlerini ağırlayan, bağlı halkları bir arada tutmaya çalışan ve Roma'dan büyük miktarda altın koparan bir hükümdar olarak gösterir. Aynı zamanda seferleri, Balkanlar'da ve İtalya'da büyük yıkımlara yol açtı. «Tanrının kamçısı» imgesi ise, Attila'nın kendi döneminden değil, onu Hristiyan dünyasının günahlarına karşı Tanrı'nın gönderdiği bir ceza olarak yorumlayan sonraki kuşakların dinsel anlatılarından doğdu. Attila'yı anlamak, bu farklı katmanları birbirinden ayırt etmeyi gerektirir.

Yaygın yanlış«Attila, kendisini "Tanrının kamçısı" olarak tanıtırdı.»
Doğrusu

Attila'nın çağdaşı olan hiçbir kaynakta, onun kendisini böyle tanıttığına dair bir kayıt yoktur. Bu ifade, Attila'nın ölümünden çok sonra, Galya ve İtalya kentlerini koruyan din adamlarının mucizelerini anlatan aziz hayatlarında ve efsanelerde yaygınlaştı. «Tanrının kamçısı» imgesi, Attila'nın kendi düşüncesini değil, onu Hristiyanların günahlarına karşı Tanrı'nın gönderdiği bir ceza olarak gören sonraki Hristiyan yazarların yorumunu yansıtır.

Bugünle bağ — Atilla adını taşıyanlar

Türkiye'de «Atilla» adı, çoğu zaman tek «t» ve çift «l» ile yazılarak, yirminci yüzyılda yaygınlaşan erkek adlarından biri oldu. Şairler, sanatçılar, sporcular ve pek çok sıradan insan bu adı taşıyor. Macaristan'da ise «Attila» adı, on dokuzuncu yüzyıldan bu yana en yaygın erkek adlarından biridir. Aynı ad, Batı Avrupa'nın pek çok ülkesinde ise uzun süre bir yıkım ve korku simgesi olarak anıldı. Bir tarihsel kişinin adının bir ülkede sevilerek çocuklara verilmesi, başka bir ülkede ise bir hakaret ya da korku simgesi olarak kullanılması, tarih imgelerinin ne kadar farklı hafızalarda yaşayabildiğini gösteriyor.

Birincil kaynak

Jordanes'in altıncı yüzyılda yazdığı Got tarihinden, büyük ölçüde Priskos'a dayanan Attila portresi:

Vir in concussione gentium natus in mundo, terrarum omnium metus, qui, nescio qua sorte, terrebat cuncta formidabili de se opinione vulgata. Erat namque superbus incessu, huc atque illuc circumferens oculos, ut elati potentia ipso quoque motu corporis appareret; bellorum quidem amator, sed ipse manu temperans, consilio validissimus, supplicantium exorabilis, propitius autem in fide semel susceptis.

Türkçesi: Dünyada halkları sarsmak için doğmuş, bütün toprakların korkusu olan bir adamdı; nasıl bir talihle olduğunu bilmiyorum, hakkında yayılan korkunç ünle her şeyi dehşete düşürüyordu. Yürüyüşü mağrurdu, gözlerini oraya buraya gezdirirdi; öyle ki gücünün yüksekliği bedeninin hareketinde bile görünürdü. Savaşı severdi, ama kendi eliyle ölçülüydü; öğütte çok güçlüydü, yalvaranlara karşı merhametliydi, bir kez korumasına aldıklarına karşı ise cömertti.

Kaynak: Jordanes, Getica, 35. bölüm, 182. paragraf; Latince metin The Latin Library'deki baskıdan. Türkçesi, Latincesinden bizim.

  1. Jordanes'in portresinde korkuyu ve saygıyı anlatan ifadeleri ayır. Bu iki tutum aynı metinde nasıl bir arada var olabiliyor?
  2. «Nasıl bir talihle olduğunu bilmiyorum» ifadesi, Jordanes'in Attila'nın gücünü nasıl açıkladığı hakkında ne düşündürüyor?
  3. Jordanes, Attila'dan yaklaşık yüz yıl sonra, Got kökenli bir yazar olarak yazıyordu ve bilgilerini Priskos'tan alıyordu. Bu durum, portrenin hangi bölümlerinin Priskos'un gözleminden, hangilerinin Jordanes'in yorumundan gelebileceği sorusunu nasıl gündeme getiriyor?

Tarihçiler Tartışıyor

  • Edward Gibbon (1781) — Roma İmparatorluğu'nun Gerileme ve Çöküş Tarihi adlı eserinin üçüncü cildinde, Attila'yı Priskos'un anlatısına dayanarak canlı bir biçimde anlattı; onu bir yandan korkunç bir yıkıcı, öbür yandan kurnaz ve yetenekli bir hükümdar olarak sundu ve Attila'nın modern Avrupa'daki imgesini derinden etkiledi.
  • Otto Maenchen-Helfen (1973) — Attila'nın siyasetini, Roma ile ilişkiler ve Hun ekonomisi bağlamında inceledi; onun seferlerinin önemli bir bölümünün, Roma'dan altın ve ticaret ayrıcalıkları elde etmeye yönelik olduğunu gösterdi.
  • Hyun Jin Kim (2013) — Attila'yı, bozkırın köklü devlet geleneklerini sürdüren, bağlı halkları hiyerarşik bir düzen içinde yöneten ve Roma'ya karşı tutarlı bir dış politika izleyen bir devlet adamı olarak yorumladı.
  • Michael Maas (2015) — Derlediği Attila Çağı adlı eserde, Attila'yı tek başına bir kahraman ya da kötü adam olarak değil, Roma, İran ve bozkır dünyalarının iç içe geçtiği geniş bir çağın parçası olarak ele alan çalışmaları bir araya getirdi.

Bu tartışma, Attila'nın imgesinin zaman içinde nasıl değiştiğini gösteriyor. Gibbon, Attila'yı hem korkunç hem büyüleyici bir figür olarak sunarak modern imgenin temelini attı. Maenchen-Helfen ve Kim, Attila'nın seferlerinin arkasındaki siyasi ve ekonomik hesapları ortaya koyarak onu bir devlet adamı olarak değerlendirir. Maas ise tartışmayı Attila'nın kişiliğinden alıp, onun yaşadığı geniş çağa taşır. Bu yaklaşımlar, tarihsel bir figürün değerlendirilmesinin, onu çevreleyen dünyayı anlamaktan geçtiğini hatırlatır.

Derine İn

Attila'nın sarayı, Priskos'un anlatısına göre, farklı halkların ve dillerin buluştuğu bir yerdi. Sarayda Hunca, Gotça ve Latince konuşuluyordu; Attila'nın danışmanları arasında Roma'dan gelen kâtipler, Got soyluları ve Hun beyleri vardı. Sarayın bu karışık dokusu, birden çok dilin ve geleneğin aynı çatı altında yaşadığı bu düzen, Attila'nın imparatorluğunun bir Hun boyunun egemenliğinden çok, farklı halkları bir araya getiren geniş bir konfederasyon olduğunu gösterir.

Attila'nın Roma ile ilişkisinde altın önemli bir yer tutuyordu. Doğu Roma, 440'larda yapılan antlaşmalarla Hunlara her yıl büyük miktarda altın ödemeyi kabul etti. Bu altın, Attila'nın bağlı halkların önderlerine dağıttığı armağanların ve dolayısıyla onun gücünün temel kaynaklarından biriydi. Attila öldükten sonra bu düzen hızla çözüldü: Jordanes'e göre oğulları bağlı halkları aralarında paylaşmak isteyince, bu halkların önderleri kendilerinin köleler gibi bölüşüldüğünü düşünerek ayaklandı. Bu, kursun önceki derslerinde Asya Hunlarının Han sarayından aldığı ipek ve armağanlarla karşılaştırılabilir bir ilişkidir.

Attila'nın imgesi, Orta Çağ boyunca farklı geleneklerde farklı biçimlerde yaşadı. Batı Avrupa'nın Latin kaynaklarında ve aziz hayatlarında, Attila genellikle Tanrı'nın gönderdiği bir ceza olarak anlatıldı; Troyes, Orléans ve Paris gibi kentlerin azizlerin dualarıyla Attila'dan kurtulduğu hikâyeler yayıldı. Germen destanlarında ise Attila, İskandinav geleneğinde Atli, Alman geleneğinde Etzel adıyla, farklı kişiliklere bürünerek yer aldı. Nibelungenlied'de Etzel, cömert ve sabırlı bir kral olarak anlatılır.

Macaristan'da Attila'nın imgesi daha da farklı bir biçim aldı. On üçüncü yüzyılın sonunda Macar kralının hizmetinde çalışan rahip Kézai Simon, yazdığı Macar tarihinde, Macarları Hunların torunları, Attila'yı da Macarların büyük atası olarak sundu. Bu anlatı, sonraki yüzyıllarda Macar kimliğinin önemli bir parçası oldu ve Attila'nın Macaristan'da ulusal bir ata olarak görülmesine yol açtı.

Ulusalcılığın Avrupa'yı sardığı çağda, Attila'nın imgesi yeniden şekillendi. Macar romantikleri onu bir kahraman olarak yüceltti; Batı Avrupa'nın bazı bölgelerinde ise Attila adı, bir yabancı tehdidin, «barbar» istilasının simgesi olarak kullanılmaya devam etti. Yirminci yüzyılda, savaş propagandasında bile «Hun» sözcüğü bir hakaret olarak kullanıldı. Aynı yüzyılda Macaristan'da ise Attila, okul kitaplarında, şiirlerde ve sokak adlarında bir ulusal kahraman olarak anılmaya devam etti; tek bir tarihsel figür, Avrupa'nın iki ayrı köşesinde birbirine taban tabana zıt iki anlam taşıyordu.

Attila hakkındaki en güvenilir kaynaklar, onun hayatının yalnızca küçük bir bölümünü aydınlatır. Priskos'un tanıklığı, 449'daki tek bir elçilik yolculuğuna aittir. Attila'nın kendi düşünceleri, amaçları ve kişiliği hakkında doğrudan bir bilgimiz yoktur; elimizdeki her şey, onu dışarıdan, çoğu zaman bir düşman ya da bir yabancı olarak gören yazarların gözünden gelir.

Uzman Notu

Temel literatür

  • Edward Gibbon, The History of the Decline and Fall of the Roman Empire, III. cilt (Londra: Strahan & Cadell, 1781).
  • Otto J. Maenchen-Helfen, The World of the Huns: Studies in Their History and Culture (Berkeley: University of California Press, 1973).
  • A. T. Hatto (çev.), The Nibelungenlied (Harmondsworth: Penguin, 1965).
  • László Veszprémy ve Frank Schaer (ed. ve çev.), Simonis de Kéza Gesta Hungarorum (Budapeşte: Central European University Press, 1999).
  • Hyun Jin Kim, The Huns, Rome and the Birth of Europe (Cambridge: Cambridge University Press, 2013).
  • Michael Maas (ed.), The Cambridge Companion to the Age of Attila (Cambridge: Cambridge University Press, 2015).

Arşiv ve kaynak

Attila'yı tanımak için başvurulacak metinler arasında, bugüne yalnızca alıntılarla ulaşan Priskos'un eseri, Jordanes'in Got tarihi, Prosper ve Hydatius gibi beşinci yüzyıl kronikçileri, Galya ve İtalya azizlerinin hayatları, Germen destanları, Macar kronikleri ve Hun dönemine ait arkeolojik buluntular vardır. Jordanes'in Latince metni The Latin Library'de, Prosper ve Hydatius'un kronikleri Mommsen'in Chronica minora baskısında, Internet Archive'da okunabilir.

Açık sorular

  • Attila 452'de İtalya'dan neden geri çekildi: Papa Leo'nun elçiliği, açlık ve salgın, yoksa Doğu Roma'nın askerî baskısı yüzünden mi?
  • «Tanrının kamçısı» ifadesi ilk kez hangi metinde ve hangi bağlamda kullanıldı?
  • Attila'nın imparatorluğu, onun ölümünden sonra neden bu kadar hızlı dağıldı?

Mini sınav

  1. (Hedef 1) Attila ağabeyi Bleda ile birlikte Hunların başına hangi yıllarda geçti? A) 375 dolaylarında B) 406 dolaylarında C) 434 dolaylarında D) 451 dolaylarında
  2. (Hedef 1) Attila'nın 451'de Galya'da ilerleyemeyip geri çekildiği savaş nerede gerçekleşti? A) Katalaun ovalarında B) Mincio ırmağı kıyısında C) Aquileia önünde D) Nedao ırmağı kıyısında
  3. (Hedef 2) Prosper'e göre Attila'nın 452'de İtalya'dan geri çekilmesinin nedeni neydi? A) Doğu Roma ordusunun saldırısı B) Papa Leo'nun başkanlığındaki elçilik heyeti C) Bir salgın hastalık D) Gotların isyanı
  4. (Hedef 2) Hydatius, Hunların 452'de İtalya'dan çekilmesini nasıl açıklar? A) Papa Leo'nun mucizesiyle B) Attila'nın ölümüyle C) Açlık, salgın ve Doğu Roma'nın gönderdiği birliklerin baskısıyla D) Hunların zenginliğe doymasıyla
  5. (Hedef 3) Attila'nın kendisini «Tanrının kamçısı» olarak tanıttığı sahne hangi tür kaynaklarda ortaya çıkar? A) Priskos'un elçilik anlatısında B) Attila'nın kendi mektuplarında C) Olaylardan yüzyıllar sonra yazılmış aziz hayatlarında ve efsanelerde D) Jordanes'in Attila portresinde

Açık uçlu soru

(Hedef 3) Attila bir «Tanrının kamçısı» mı, yoksa bir devlet adamı mıydı? Cevabında Jordanes'in portresini, Prosper'in ve Hydatius'un 452 anlatılarını karşılaştır; Gibbon ile Kim'in yaklaşımlarını değerlendir.

Cevaplar

  1. C — 434 dolaylarında.
  2. A — Katalaun ovalarında.
  3. B — Papa Leo'nun başkanlığındaki elçilik heyeti.
  4. C — Açlık, salgın ve Doğu Roma'nın gönderdiği birliklerin baskısıyla.
  5. C — Olaylardan yüzyıllar sonra yazılmış aziz hayatlarında ve efsanelerde.

Kapsamlı bir cevap, Attila'nın ne yalnızca bir yıkım simgesi, ne de yalnızca bilge bir devlet adamı olduğunu; çağdaş kaynakların onu Roma ile pazarlık eden, bağlı halkları bir arada tutmaya çalışan bir hükümdar olarak gösterdiğini, ama seferlerinin büyük yıkımlara yol açtığını açıklar. Jordanes'in portresini, korku ile saygıyı bir arada taşıyan ve Attila'yı hem «bütün toprakların korkusu» hem de «öğütte çok güçlü» bir hükümdar olarak sunan bir metin olarak; Prosper'in anlatısını, Attila'nın geri çekilişini bir papanın manevi gücüne bağlayan ve bu yüzden sonraki «mucize» anlatılarının temelini oluşturan bir metin olarak; Hydatius'un anlatısını ise aynı olayı açlık, salgın ve askerî baskıyla açıklayan ve modern tarihçilerin çoğunun daha gerçekçi bulduğu bir alternatif olarak kullanır. «Tanrının kamçısı» imgesinin Attila'nın kendi döneminden değil, sonraki dinsel anlatılardan doğduğunu vurgular. Gibbon'un korku ve hayranlığı birleştiren anlatısını, Kim'in Attila'yı bozkır devlet geleneğinin bir temsilcisi olarak gören yaklaşımıyla karşılaştırır.

Sonraki bölüme köprü

Attila'nın gücünün önemli bir kaynağı, Roma'dan koparılan altındı; ama bu altın, savaş alanlarından çok, elçilik heyetlerinin, antlaşmaların ve uzun pazarlıkların sonucuydu. Hunlar ile Roma arasında, 430'lardan itibaren, her yıl ödenecek altının miktarını, sınır pazarlarının yerini ve Hunlara sığınan kaçakların geri verilmesini düzenleyen bir dizi antlaşma yapıldı. Bir sonraki derste, Hunlar ile Roma arasındaki diplomasiyi, Margus ve Anatolius antlaşmalarını, elçilerin rolünü ve iki dünyanın birbirini anlamak için kullandığı araçları inceleyeceğiz.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Görsel plan ve seslendirme notları

Animasyon ve seslendirme notları

Görsel plan

  • 0:00–1:10 Kanca: bir saray duvarındaki büyük bir freskin uzaktan, ayrıntısız görüntüsü; ardından bir opera sahnesinin perdesinin açılışı.
  • 1:10–2:50 Bağlam: Tuna'nın kuzeyinden Karadeniz'e uzanan haritada Hun egemenliğinin genişlemesi; Galya'ya ve İtalya'ya uzanan iki ok.
  • 2:50–4:40 Gelişme: bir elçilik heyetinin bozkırda bir saraya yaklaşan silüetleri; ardından bir el yazmasının sayfasında birbirine karşıt iki sözcük: «korku» ve «merhamet».
  • 4:40–6:50 Dönüş noktası: kuzey İtalya haritasında Mincio ırmağı; ardından iki ayrı kronik sayfasının yan yana açılması ve iki farklı açıklamanın belirmesi.
  • 6:50–9:00 Kapanış: farklı ülkelerin haritası üzerinde «Attila», «Atilla» ve «Etzel» adlarının belirmesi; ardından bir okul defterinin kapağında yazılı bir çocuk adı.

Kişiler yüzsüz silüet; kutsal kişiler resmedilmez; savaş ve şiddet sahneleri gösterilmez.