İçeriğe geç

Bölüm TT-102.06 · Seviye 1 — Türk Tarihi OmurgasıSeviye 1

Kavimler Göçü'nü Hunlar mı başlattı?

TT-102 Hunlar

2.715 kelime · yaklaşık 12 dakika okuma · seslendirme 8 dk

Dönem
370–420
Bölge
Karadeniz · Doğu Avrupa · Balkanlar · Batı Avrupa
Tema
Göç · Çevre
Kişiler
Ammianus Marcellinus · Ambrosius · Zosimos · Ermanarik · Uldin · Peter Heather · Walter Goffart · Edward Cook
Yerler
Don · Dinyester · Tuna · Ren · Macar Ovası · Milano
Sınav
YKS · KPSS konusu

Yapay zekâ desteğiyle yazıldı; tarih, rakam ve alıntılar kaynağından doğrulandı. Alan uzmanı denetimi henüz yapılmadı. Bir hata görürsen metnin ilgili yerini işaretleyip bildir.

Öğrenme hedefleri

  • Hunların 370'lerde Karadeniz'in kuzeyindeki halklarla karşılaşmasından 400'lerin başındaki büyük hareketlere kadar olayları kronolojik olarak açıklayabileceksin.
  • «Kavimler Göçü» kavramını ve Hunları bu göçün tek tetikleyicisi olarak gören görüşü, eleştirileriyle birlikte değerlendirebileceksin.
  • Bir kilise babasının, bir Roma tarihçisinin ve bir Bizans tarihçisinin aynı olayları nasıl farklı çerçevelerle anlattığını karşılaştırabileceksin.

Okuma metni

Kanca — bir zincirin halkaları

390'larda, Milano piskoposu Ambrosius, İncil'in bir bölümünü yorumlarken, kendi çağında olup bitenleri tek bir cümleyle özetledi: Hunlar Alanlara, Alanlar Gotlara, Gotlar Taifallara ve Sarmatlara saldırdı; Gotların sürgünleri de bizi yurdumuzdan, İlirya'dan sürgün etti. Bu cümle, sonraki yüzyıllarda Avrupa tarih yazımının en etkili imgelerinden birine dönüştü: doğudan gelen bir halkın ardı ardına öbür halkları iterek bir zincirleme göç başlattığı, sonunda bu göçün Roma İmparatorluğu'nu yıktığı bir tablo. Türkiye'de de okul kitapları, bu sürecin başlangıcını çoğu zaman tek bir yıla, 375'e bağlar. Bu ders, Hunların gerçekten bu büyük hareketin tetikleyicisi olup olmadığını ve «Kavimler Göçü» adının neyi gösterip neyi gizlediğini soruyor.

Bağlam — Karadeniz'in kuzeyinde

Dördüncü yüzyılın ortasında, Karadeniz'in kuzeyindeki bozkırlarda ve ormanlarda birçok halk yaşıyordu. Don ırmağının doğusunda atlı bir halk olan Alanlar vardı. Don ile Dinyester arasında, Roma kaynaklarının Greutungi dediği Gotlar ve onların kralı Ermanarik yaşıyordu. Dinyester'in batısında, Tuna'ya kadar uzanan topraklarda ise Tervingi denen başka bir Got topluluğu bulunuyordu.

370'lerin başında, bu dünyaya Hunlar girdi. Roma tarihçisi Ammianus Marcellinus'a göre Hunlar önce Alanların topraklarına saldırdı, Alanların bir bölümünü kendilerine kattı ve onlarla birlikte Greutungilerin ülkesine yürüdü. Ermanarik'in ölümünden sonra Greutungiler bir süre direndi, ama sonunda batıya, Dinyester'e doğru çekildi. Tervingiler de bu gelişmeler karşısında yurtlarını bırakmaya karar verdi ve 376'da Tuna kıyısına gelerek Roma'dan imparatorluk topraklarına yerleşmek için izin istedi.

Gelişme — iki dalga

Tervingilerin 376'da Tuna'yı geçmesi ve iki yıl sonra Roma ordusunu yenmesi, Roma tarihinin en çok tartışılan olaylarından biridir. Ama dikkat çekici bir nokta vardır: 376'da Tuna'yı geçenler Hunlar değil, Hunlardan kaçan Gotlardı. Hunların kendisi, bu dönemde hâlâ Karadeniz'in kuzeyindeki bozkırlardaydı.

Tarihçi Peter Heather, Hunların etkisini iki aşamada gördü. Birinci aşamada, 370'lerde Hunlar Karadeniz'in kuzeyinde Alanları ve Gotları yerinden etti; bu, 376'daki büyük Got göçüne yol açtı. İkinci aşamada, 400'lerin başında, Hunların kendisi batıya, bugünkü Macaristan'daki Macar Ovası'na yerleşti. Hemen ardından, 405–408 arasında, İtalya'ya Radagaisus'un önderliğinde büyük bir Got topluluğu girdi, 406'nın son günlerinde de Vandallar, Alanlar ve Süebler Ren'i geçerek Galya'ya girdi. Heather'a göre bu ikinci dalga da, Hunların Orta Avrupa'ya yerleşmesinin yarattığı baskının bir sonucuydu.

Dönüş noktası — tek bir neden mi?

Domino modeli ve iki dalga modeli, Hunları Kavimler Göçü'nün merkezine koyar. Ama pek çok tarihçi bu tabloya itiraz etti. Berlin doğumlu tarihçi Walter Goffart, «göç» kavramının kendisini sorguladı. Ona göre Roma kaynakları ve sonraki tarih yazımı, aslında daha küçük ve dağınık grupların hareketini, bütün halkların topluca yer değiştirdiği büyük bir göç gibi göstermişti. Guy Halsall ise, yabancı toplulukların imparatorluğa girmesinde Roma'nın kendi iç siyasetinin, iç savaşlarının ve askere duyduğu ihtiyacın belirleyici olduğunu savundu.

Ammianus'un kendi anlatısı da tabloyu karmaşıklaştırır. Ona göre, Ermanarik'ten sonra Greutungilerin başına geçen kral, Alanlara karşı direnirken, ücretle kendi tarafına kattığı başka Hunlara dayanmıştı. Yani Hunlar tek ve bütün bir kitle değildi; bazıları Gotlarla birlikte, bazıları Gotlara karşı savaşıyordu. Bu, «Hunlar geldi ve Gotlar kaçtı» şeklindeki basit bir anlatının, gerçekte çok daha karışık bir ittifaklar ve çatışmalar ağını gizlediğini gösterir.

Cevap — bir tetikleyici, ama tek neden değil

Hunlar, Kavimler Göçü olarak anılan sürecin önemli bir tetikleyicisiydi. 370'lerde Karadeniz'in kuzeyindeki Alanları ve Gotları yerinden etmeleri, 376'daki büyük Got göçüne yol açtı; 400'lerin başında Orta Avrupa'ya yerleşmeleri de yeni hareketleri hızlandırmış olabilir. Ama Hunlar bu sürecin tek nedeni değildi. Roma İmparatorluğu'nun kendi iç sorunları, yabancı askerlere duyduğu ihtiyaç, sınır bölgelerindeki uzun süreli etkileşimler ve belki de iklim koşulları, bu dönüşümde en az Hunlar kadar etkiliydi. «Kavimler Göçü» adı da, gerçekte daha dağınık, daha uzun ve daha karmaşık bir süreci, bütün halkların bir anda yer değiştirdiği dramatik bir olay gibi gösterme eğilimindedir.

Yaygın yanlış«Hunlar 375'te Avrupa'ya girdi ve bütün Germen halklarını önlerine katarak Roma'yı yıktı.»
Doğrusu

Bu tablo birkaç bakımdan yanıltıcıdır. 376'da Roma sınırını geçenler Hunlar değil, Hunlardan kaçan Gotlardı; Hunların kendisi ancak 400'lerin başında Orta Avrupa'ya yerleşti. Hunlar tek bir kitle olarak hareket etmedi; kimi Gotlarla birlikte, kimi Gotlara karşı savaştı. Germen toplulukları da yalnızca Hunlardan kaçan edilgen halklar değildi; pek çoğu Roma'nın içindeki siyasi çekişmelere ve Roma ordusunun asker ihtiyacına göre hareket etti. Batı Roma'nın 476'daki sonu ise, Hunların gelişinden yaklaşık yüz yıl sonra, pek çok farklı nedenin birleşmesiyle gerçekleşti.

Bugünle bağ — 375 ile 1453 arasında

Türkiye'de okul kitapları, Orta Çağ'ı çoğu zaman iki tarihle sınırlar: 375'te Kavimler Göçü'nün başlaması ve 1453'te İstanbul'un fethi. Bu çerçeve, Avrupa tarih yazımında daha yaygın olan 476 tarihinden, Batı Roma'nın son imparatorunun tahttan indirilmesinden farklıdır. 375 tarihini başlangıç olarak seçmek, Orta Çağ'ı Hunların, yani bozkırdan gelen bir halkın hareketiyle başlatır; 1453'ü bitiş olarak seçmek ise onu Osmanlıların İstanbul'u almasıyla bitirir. Böylece Türk tarihi, Orta Çağ'ın hem başlangıcında hem de sonunda merkezî bir yere yerleşir. Bu tarihler, tarihin kendisinde yazılı değildir; tarihçilerin ve eğitimcilerin olayları anlamlandırmak için seçtiği sınırlardır. Hangi tarihin seçildiği, hangi hikâyenin anlatıldığını da belirler.

Birincil kaynak

Antakya doğumlu Roma tarihçisi Ammianus Marcellinus'un, eserini kapatan kitaptan, Hunların Alanlar ve Greutungilerle karşılaşmasını anlatan parça:

Igitur Huni pervasis Halanorum regionibus quos Greuthungis confines Tanaitas consuetudo nominavit, … reliquos sibi concordandi fide pacta iunxerunt, eisque adiuti confidentius Ermenrichi late patentes et uberes pagos repentino impetu perruperunt, bellicosissimi regis et per multa variaque fortiter facta vicinis nationibus formidati. … Cuius post obitum rex Vithimiris creatus restitit aliquantisper Halanis, Hunis aliis fretus, quos mercede sociaverat partibus suis.

Türkçesi: Böylece Hunlar, Greutungilerin komşusu olan ve âdet gereği Don Alanları denen Alanların topraklarına girdikten sonra… geri kalanları bir antlaşmayla kendilerine bağladılar ve onların yardımıyla daha da cesaretlenerek, son derece savaşçı ve pek çok cesur işiyle komşu halklarca korkulan bir kral olan Ermanarik'in geniş ve verimli köylerine ani bir saldırıyla girdiler… Onun ölümünden sonra kral seçilen Vithimiris, ücretle kendi tarafına kattığı başka Hunlara dayanarak bir süre Alanlara karşı direndi.

Kaynak: Ammianus'un tarihinin son kitabı, 31.3.1 ve 31.3.3; Latince metin LacusCurtius'taki Rolfe baskısından. Türkçesi, Latincesinden bizim.

  1. Ammianus'a göre Hunlar Greutungilere saldırmadan önce Alanlarla ne yaptı? Bu ayrıntı, Hunların bir «halk» olarak mı, yoksa farklı toplulukları kendine katan bir güç olarak mı hareket ettiğini düşündürür?
  2. Vithimiris'in «başka Hunlara» dayanması, Hunların tek ve bütün bir kitle olduğu düşüncesini nasıl sorgular?
  3. Ammianus bu olayları yaklaşık yirmi yıl sonra, Roma'da yazdı. Karadeniz'in kuzeyinde olup bitenler hakkındaki bilgisi hangi kaynaklardan gelmiş olabilir ve bu bilginin sınırları neydi?

Tarihçiler Tartışıyor

  • Peter Heather (1995) — «The Huns and the End of the Roman Empire in Western Europe» adlı makalesinde, Hunların Roma İmparatorluğu'na etkisini iki aşamada açıkladı; 376'daki Got göçünün ve 405–408 arasındaki büyük hareketlerin, Hunların önce Karadeniz'in kuzeyinde, sonra Orta Avrupa'da yarattığı baskının sonucu olduğunu savundu.
  • Walter Goffart (2006) — Barbarian Tides adlı kitabında, «Kavimler Göçü» kavramının, bütün halkların topluca yer değiştirdiği yanıltıcı bir tablo çizdiğini, gerçekte daha küçük grupların, çoğu zaman Roma'nın kendi siyasi düzeni içinde hareket ettiğini öne sürdü.
  • Guy Halsall (2007) — Barbarian Migrations and the Roman West adlı kitabında, yabancı toplulukların imparatorluğa girmesinde dış baskıdan çok, Roma'nın iç siyasi bunalımlarının ve iç savaşlarının belirleyici olduğunu savundu.
  • Edward Cook (2013) — Orta Asya'daki ağaç halkası verilerini inceleyerek, dördüncü yüzyılın ortasında bozkırda uzun süren ağır bir kuraklık yaşandığını ve bu kuraklığın Hunların batıya hareketini tetiklemiş olabileceğini öne sürdü.

Bu tartışma, Kavimler Göçü'nün nedenleri üzerine farklı vurguları ortaya koyuyor. Heather, Hunları sürecin merkezine koyar ve onların etkisini iki aşamada görür. Goffart, «göç» kavramının kendisini sorgulayarak tabloyu küçük ölçekli ve dağınık hareketlere indirger. Halsall, Roma'nın iç dinamiklerini öne çıkarır. Cook ise Hunların hareketinin kendisinin de bir iklim olayına bağlı olabileceğini öne sürerek zinciri bir halka daha geriye taşır. Bu görüşler birbirini tamamen dışlamaz; bir dış baskının ancak içeride uygun koşullar bulduğunda büyük sonuçlar doğurabileceğini hatırlatır.

Derine İn

Hunların 370'lerde Karadeniz'in kuzeyine neden geldiği, hâlâ açık bir sorudur. Bazı tarihçiler, bozkırda yaşanan bir iklim değişikliğinin, kuraklığın ya da sert kışların, Hunları yeni otlaklar aramaya zorladığını öne sürer. Bazıları ise Hunların, Karadeniz'in kuzeyindeki zengin Got topluluklarının ve onların Roma ile ticaret bağlantılarının çekiciliğine kapıldığını düşünür. Bu iki açıklama birbirini dışlamaz: bir itme ve bir çekme etkeni aynı anda işlemiş olabilir.

400'lerin başında Hunlar, Tuna'nın kuzeyinde, bugünkü Macaristan ve Romanya topraklarında yerleşik bir güç hâline geldi. Bu dönemin Hun önderlerinden biri olan Uldin, kimi zaman Doğu Roma'ya karşı savaştı, kimi zaman Batı Roma'nın yanında yer aldı; 406'da İtalya'ya giren Radagaisus'un Gotlarına karşı Roma'yla birlikte savaştığı kaydedilir. Bu, Hunların Roma için yalnızca bir düşman değil, aynı zamanda bir müttefik ve paralı asker kaynağı olduğunu gösterir.

Batı Roma'nın büyük komutanı Aetius, gençliğinde bir süre rehin olarak Hunların yanında yaşadı ve onlarla yakın ilişkiler kurdu. Sonraki yıllarda Aetius, Galya'daki Germen topluluklarına karşı Hun birliklerini kullandı. Hunlar, beşinci yüzyılın ilk yarısında Batı Roma'nın askerî gücünün önemli bir parçası oldu; bu da, Hunların Roma'nın çöküşündeki rolünün yalnızca dışarıdan bir saldırı olarak görülemeyeceğini düşündürür.

«Kavimler Göçü» adının da bir geçmişi var. On dokuzuncu yüzyılda Alman tarihçiler, Germen halklarının bu dönemde Avrupa'nın her yerine yayılmasını, kendi ulusal tarihlerinin kahramanca bir başlangıcı olarak gördü ve bu döneme «Völkerwanderung» adını verdi. Fransız ve İtalyan tarihçiler ise aynı dönemi, çoğu zaman «barbar istilaları» olarak adlandırdı. Bir dönemin adı, onu adlandıranların bakış açısını yansıtır: biri göçü ve yeni bir başlangıcı, öbürü istilayı ve bir uygarlığın yıkılışını vurgular.

Son yıllarda iklim bilimciler de bu soruya katıldı. Ağaç halkaları, buzul çekirdekleri ve göl çökeltileri, dördüncü ve beşinci yüzyıllarda Avrasya'nın farklı bölgelerinde önemli iklim dalgalanmaları yaşandığını gösteriyor. Ama bir iklim olayının belirli bir halkın belirli bir yıldaki hareketine yol açtığını kanıtlamak çok zordur. Bu yüzden iklim açıklamaları, yazılı kaynaklar ve arkeolojik buluntularla birlikte, dikkatle değerlendirilmelidir.

Hunların Roma dünyasındaki etkisi, Attila'nın 450'lerdeki seferleriyle doruğa ulaştı. Ama Attila'nın 453'teki ölümünden sonra Hun gücü hızla dağıldı. Hunlara bağlı olan Germen toplulukları, 454'te Pannonya'da Nedao ırmağı kıyısında Hunlara karşı birleşerek bağımsızlıklarını kazandı. Hunların Avrupa'daki egemenliği, yaklaşık seksen yıl sürdü.

Arkeoloji de Hunların Avrupa'daki varlığını sınırlı biçimde gösterir. Macar Ovası'nda ve Karadeniz'in kuzeyinde, Hun dönemine tarihlenen mezarlar sayıca azdır; bu mezarlarda bulunan tunç kazanlar, altın süslemeli eyer parçaları, kompozit yay kalıntıları ve uzatılmış kafatasları, Hunlarla ilişkilendirilen buluntuların başında gelir. Ama bu buluntuların bir bölümü, Hunlara bağlı Germen ve Alan topluluklarının da benimsediği bir «Hun dönemi» moda ve zevkini yansıtır. Bu yüzden arkeologlar, bir mezarı «Hun mezarı» olarak adlandırmakta çoğu zaman temkinlidir.

Uzman Notu

Temel literatür

  • Peter Heather, «The Huns and the End of the Roman Empire in Western Europe», The English Historical Review 110/435 (1995).
  • Walter Goffart, Barbarian Tides: The Migration Age and the Later Roman Empire (Philadelphia: University of Pennsylvania Press, 2006).
  • Guy Halsall, Barbarian Migrations and the Roman West, 376–568 (Cambridge: Cambridge University Press, 2007).
  • Michael Kulikowski, Rome's Gothic Wars: From the Third Century to Alaric (Cambridge: Cambridge University Press, 2007).
  • Peter Heather, Empires and Barbarians: Migration, Development and the Birth of Europe (Londra: Macmillan, 2009).
  • Edward R. Cook, «Megadroughts, ENSO, and the Invasion of Late-Roman Europe by the Huns and Avars», William V. Harris (ed.), The Ancient Mediterranean Environment between Science and History (Leiden: Brill, 2013) içinde.

Arşiv ve kaynak

Kavimler Göçü döneminin kaynakları arasında Ammianus Marcellinus'un Res Gestae'si, Eunapios'un ve Priskos'un parçalar hâlinde korunan eserleri, Zosimos'un Yeni Tarih'i, Ambrosius, Hieronymus ve Augustinus gibi kilise babalarının yazıları, Jordanes'in Got tarihi, Roma yasaları ve Hun dönemine ait mezar buluntuları vardır. Ammianus'un Latince metni LacusCurtius'ta, Ambrosius'un metni Latince Vikikaynak'ta, Zosimos'un İngilizce çevirisi ise tertullian.org'da okunabilir.

Açık sorular

  • Hunlar 370'lerde Karadeniz'in kuzeyine neden ve nereden geldi?
  • 405–408 arasındaki büyük hareketler gerçekten Hunların Orta Avrupa'ya yerleşmesinin sonucu muydu?
  • «Kavimler Göçü» kavramı, bu dönemi anlamak için hâlâ kullanışlı mıdır?

Mini sınav

  1. (Hedef 1) 376'da Tuna'yı geçerek Roma topraklarına yerleşmek için izin isteyen topluluk hangisidir? A) Hunlar B) Alanlar C) Tervingiler D) Vandallar
  2. (Hedef 1) Vandalların, Alanların ve Süeblerin Ren'i geçerek Galya'ya girdiği tarih hangisidir? A) 375 B) 406'nın son günleri C) 453 D) 476
  3. (Hedef 2) Hunların Roma İmparatorluğu'na etkisini 370'lerdeki ilk karşılaşma ve 400'lerin başındaki Orta Avrupa yerleşimi olarak iki aşamada açıklayan tarihçi kimdir? A) Walter Goffart B) Guy Halsall C) Edward Cook D) Peter Heather
  4. (Hedef 2) Walter Goffart, «Kavimler Göçü» kavramını neden eleştirdi? A) Bütün halkların topluca yer değiştirdiği yanıltıcı bir tablo çizdiği için B) Hunları yeterince önemsemediği için C) Roma'yı suçladığı için D) İklimi hesaba katmadığı için
  5. (Hedef 3) Ambrosius, «Hunlar Alanlara, Alanlar Gotlara…» diye başlayan cümleyi hangi bağlamda yazdı? A) Bir askerî raporda B) Luka İncili şerhinde, çağın sonuna dair işaretleri yorumlarken C) Bir Roma imparatoruna mektupta D) Bir tarih kitabında

Açık uçlu soru

(Hedef 3) Hunlar Kavimler Göçü'nü başlattı mı? Cevabında Ambrosius'un, Ammianus'un ve Zosimos'un anlatılarını karşılaştır; Heather ile Goffart'ın görüşlerini değerlendir.

Cevaplar

  1. C — Tervingiler.
  2. B — 406'nın son günleri.
  3. D — Peter Heather.
  4. A — Bütün halkların topluca yer değiştirdiği yanıltıcı bir tablo çizdiği için.
  5. B — Luka İncili şerhinde, çağın sonuna dair işaretleri yorumlarken.

Kapsamlı bir cevap, Hunların 370'lerde Karadeniz'in kuzeyindeki Alanları ve Gotları yerinden ederek 376'daki Got göçüne yol açtığını, ama 376'da Roma sınırını geçenlerin Hunlar değil Gotlar olduğunu ve Hunların ancak 400'lerin başında Orta Avrupa'ya yerleştiğini açıklar. Ambrosius'un anlatısını, zincirleme göç imgesinin erken ama dinsel ve kıyametçi bir çerçeve içinde kurulmuş bir örneği olarak; Ammianus'un anlatısını, Hunların Alanları kendilerine kattığını ve başka Hunların Gotların yanında savaştığını göstererek tek tip bir Hun kitlesi düşüncesini sorgulayan bir kanıt olarak; Zosimos'un anlatısını ise Hunların kökeninin Roma dünyası için bile bir bilmece olduğunun ve eski kalıp yargıların sürdüğünün tanıklığı olarak kullanır. Heather'ın Hunları sürecin merkezine koyan iki dalga modelini, Goffart'ın «göç» kavramını sorgulayan yaklaşımıyla karşılaştırır.

Sonraki bölüme köprü

Hunların Avrupa'daki gücü, 440'larda tek bir önderin elinde toplandı: Attila. Batı'da yüzyıllar boyunca «Tanrının kamçısı» adıyla anılan, yıkım ve korkunun simgesi hâline gelen Attila, onu bizzat görmüş bir Bizans elçisinin anlatısında ise sade giyimli, ahşap kaplardan yiyen, sarayında farklı dilleri konuşan elçileri ağırlayan bir hükümdar olarak karşımıza çıkar. Bir sonraki derste, Attila'nın siyasetini, Doğu ve Batı Roma ile ilişkilerini, Priskos'un onun sarayına ilişkin tanıklığını ve «Tanrının kamçısı» imgesinin nasıl ve ne zaman doğduğunu inceleyeceğiz.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Görsel plan ve seslendirme notları

Animasyon ve seslendirme notları

Görsel plan

  • 0:00–1:10 Kanca: bir kilisenin loş bir odasında yazı masası; haritada doğudan batıya birbirini iten oklar zinciri.
  • 1:10–2:50 Bağlam: Karadeniz'in kuzeyinin haritası; Don, Dinyester ve Tuna ırmakları arasında Alanların, Greutungilerin ve Tervingilerin yurtları renkli bölgeler olarak.
  • 2:50–4:40 Gelişme: Tuna kıyısında bekleyen kalabalık bir topluluğun silüetleri; ardından haritada 370'ler ve 400'ler için iki ayrı ok dalgası.
  • 4:40–6:50 Dönüş noktası: bir haritada aynı renkteki atlıların iki karşıt tarafta yer aldığını gösteren bir şema; ardından eski bir kitabın sayfasında Kırım boğazı.
  • 6:50–9:00 Kapanış: bir okul kitabının zaman çizelgesinde 375 ve 1453 tarihlerinin vurgulanması; yanında 476 tarihinin silik bir işareti.

Kişiler yüzsüz silüet; kutsal kişiler resmedilmez; savaş ve şiddet sahneleri gösterilmez.