İçeriğe geç

Bölüm TT-102.01 · Seviye 1 — Türk Tarihi OmurgasıSeviye 1

Asya Hunları nasıl bir imparatorluk kurdu?

TT-102 Hunlar

2.717 kelime · yaklaşık 12 dakika okuma · seslendirme 8 dk

Dönem
MÖ 215–91
Bölge
Bozkır · Orta Asya · Doğu Asya
Kişiler
Mete Han · Wendi · Ban Gu · Pyotr Kozlov · Sergey Rudenko · Yü Ying-shih · Thomas Barfield · Nicola Di Cosmo
Yerler
Moğolistan · Ordos · Tarım Havzası · Karaşar · Noin-Ula · Uzun Duvar
Sınav
YKS · KPSS konusu

Yapay zekâ desteğiyle yazıldı; tarih, rakam ve alıntılar kaynağından doğrulandı. Alan uzmanı denetimi henüz yapılmadı. Bir hata görürsen metnin ilgili yerini işaretleyip bildir.

Öğrenme hedefleri

  • Asya Hunlarının MÖ üçüncü yüzyılın sonunda bozkırda nasıl büyük bir siyasi birlik kurduğunu ve bu birliğin hangi topraklara ve halklara uzandığını açıklayabileceksin.
  • Hun imparatorluğunun merkez, kanatlar, bağlı boylar ve vergi veren vaha devletlerinden oluşan katmanlı yapısını, Çin kaynakları ve arkeolojik bulgularla değerlendirebileceksin.
  • Hun imparatorluğunun doğası üzerine, Çin'den gelen kaynaklara dayanan açıklamalarla bozkırın kendi iç dinamiklerini öne çıkaran açıklamaları karşılaştırabileceksin.

Okuma metni

Kanca — «göğün diktiği büyük hükümdar»

MÖ 176 yılında, Han imparatoru Wendi'nin sarayına bozkırdan bir mektup geldi. Mektubu getiren elçi, yanında bir deve, iki binek atı ve dört koşum atı da armağan olarak getirmişti. Mektup şu sözlerle başlıyordu: «Göğün diktiği Hunların büyük hükümdarı, imparatora saygıyla sağlık diler.» Gönderen, Hunların hükümdarı Mete Han'dı. Mektupta, Hun ordusunun batıda Yuezhileri yendiğini, Loulan'dan Wusun'a kadar yirmi altı ülkeyi kendine bağladığını ve «yay geren bütün halkları tek bir aile hâline getirdiğini» bildiriyordu. Bu mektup, bir bozkır hükümdarının, dünyanın en kalabalık imparatorluklarından biriyle kendini eşit gören bir dille konuştuğu bilinen en eski belgelerden biridir. Bu ders, Mete Han'ın ve ardıllarının nasıl bir imparatorluk kurduğunu ve bu imparatorluğun neden Çin'in eşit bir rakibi hâline gelebildiğini soruyor.

Bağlam — bozkırın iki yüzlü sınırı

MÖ üçüncü yüzyılın sonunda Çin büyük bir dönüşüm geçiriyordu. Qin devleti, yüzyıllardır birbiriyle savaşan Çin devletlerini MÖ 221'de tek bir imparatorlukta birleştirdi. Qin'in komutanı Meng Tian, MÖ 215 dolaylarında kuzeye bir sefer düzenleyerek Sarı Irmak'ın büyük kıvrımı içindeki Ordos otlaklarını bozkır topluluklarından aldı ve kuzey sınırlarını surlarla pekiştirdi. Bozkırın güney kenarındaki topluluklar, ilk kez birleşik ve güçlü bir Çin devletiyle karşı karşıya kaldı.

Bu baskı, bozkırda da bir birleşme sürecini hızlandırmış olabilir. Hunlar, o dönemde bozkırın pek çok topluluğundan biriydi; doğularında Donghular, batılarında Yuezhiler gibi güçlü komşuları vardı. MÖ 209'da Mete Han babasının yerine Hun tahtına geçti. Sima Qian'ın anlattığına göre, birkaç yıl içinde önce doğudaki Donghuları, ardından batıdaki Yuezhileri yenerek Ordos'u geri aldı ve bozkırın büyük bölümünü tek bir yönetim altında topladı. Aynı yıllarda Çin'de Qin hanedanı çöktü, yerine Han hanedanı kuruldu.

Gelişme — katmanlı bir imparatorluk

Mete Han'ın kurduğu yapı, merkezî bir devletten çok, katmanlı bir siyasi birlikti. Merkezde, hükümdarın kendi boyu ve ona doğrudan bağlı birlikler vardı. Doğuda ve batıda, hükümdar soyundan prenslerin yönettiği sol ve sağ kanatlar uzanıyordu. Bunların çevresinde, kendi önderleri ve otlaklarıyla imparatorluğa bağlanmış pek çok boy bulunuyordu. En dışta ise, Hunlara vergi veren ama kendi yöneticilerini koruyan vaha kentleri ve komşu halklar yer alıyordu.

Hun imparatorluğunun en geniş olduğu dönemde, doğuda Mançurya'nın batı kenarından batıda Tarım Havzası'na, kuzeyde Baykal Gölü'ne kadar uzanan geniş bir alanı denetlediği düşünülür. Bu alanda, farklı dilleri konuşan ve farklı yaşam biçimlerine sahip pek çok topluluk yaşıyordu. Bu yüzden Hun imparatorluğunun sınırlarını bir haritada keskin çizgilerle göstermek yanıltıcıdır; imparatorluğun gücü, merkezden uzaklaştıkça bağlılık ve vergi ilişkilerine dönüşerek incelen bir ağ gibi yayılıyordu.

Dönüş noktası — vahalardan gelen zenginlik

Hun imparatorluğunun gücü, yalnızca bozkırın atlı birliklerine değil, aynı zamanda bu birliklerin denetlediği zenginlik kaynaklarına da dayanıyordu. Bu kaynakların en önemlilerinden ikisi, Çin'den gelen ipek ve tahıl ile Tarım Havzası'ndaki vaha kentlerinden alınan vergilerdi. Bu iki kaynak, imparatorluğun hem gücünü hem de kırılganlığını belirledi: MÖ 133'ten sonra Han imparatoru Wudi barış düzenini bozup bozkıra büyük seferler düzenleyince, Hunlar önce güneydeki otlaklarının bir bölümünü, ardından Gansu koridorunu kaybetti; Han'ın batıya açılan bu yolu ele geçirmesi, Batı Bölgeleri üzerindeki uzun bir rekabetin de başlangıcı oldu.

Tarım Havzası'nın çevresinde, çölün kenarındaki vahalarda, tarım yapan ve ticaretle uğraşan pek çok küçük kent devleti vardı. Mete Han'ın mektubunda andığı Loulan da bunlardan biriydi. Hunlar, bu kentleri doğrudan yönetmek yerine, onları vergiye bağlayarak ve kendi temsilcileri aracılığıyla denetleyerek zenginliklerinden yararlandı.

Cevap — bozkırın ilk büyük imparatorluğu

Asya Hunları, MÖ üçüncü yüzyılın sonundan itibaren, merkezde güçlü bir hükümdar soyunun egemenliğine, çevrede ise kendi önderlerini koruyan boyların ve vergi veren vaha devletlerinin bağlılığına dayanan katmanlı bir imparatorluk kurdu. Bu imparatorluk, bozkırın atlı gücünü, Çin'den gelen ipek ve tahılı, Tarım Havzası'nın vaha zenginliğini bir araya getirdi. Han sarayı, bir süre Hun hükümdarını kendisiyle eşit bir yönetici olarak tanımak zorunda kaldı. Hun imparatorluğu, bozkırda kurulan ilk büyük imparatorluk olarak, sonraki pek çok bozkır devletinin örnek aldığı bir yönetim modeli bıraktı.

Yaygın yanlış«Hun imparatorluğu, bütün halkı aynı soydan gelen tek tip bir devletti.»
Doğrusu

Çin kaynakları ve arkeolojik bulgular, Hun imparatorluğunun farklı kökenlerden gelen, farklı dilleri konuşan ve farklı yaşam biçimlerine sahip pek çok topluluğu bir araya getirdiğini gösteriyor. Mete Han'ın mektubundaki «yay geren bütün halkları tek bir aile hâline getirdik» sözü de, bu birliğin bir soy birliği değil, siyasi bir birlik olduğunu anlatır. İmparatorluk, bağlı halklara çoğu zaman kendi önderlerini ve iç düzenlerini korumalarına izin veriyordu.

Bugünle bağ — on altı yıldızın ilki

Türkiye Cumhurbaşkanlığı forsunun ortasında, bir güneşin çevresinde on altı yıldız bulunur. 1985'te resmî olarak kabul edilen bu fors, yıldızların her birinin tarihteki büyük Türk devletlerinden birini temsil ettiği şeklinde açıklanır; bu listenin ilk sırasında «Büyük Hun İmparatorluğu» yer alır. Türkiye'de okul kitapları da Asya Hunlarını, çoğu zaman ilk Türk devleti olarak anlatır. Hunların hangi dili konuştuğu ve sonraki Türklerle nasıl bir bağı olduğu, kursun önceki derslerinde gördüğümüz gibi, tarihçiler arasında hâlâ tartışmalıdır. Forsun yıldızları, kesin bir soy ağacından çok, Türkiye'nin kendi tarihini bozkırın büyük imparatorluklarıyla birlikte anlatma biçimini yansıtır.

Birincil kaynak

Mete Han'ın MÖ 176'da Han imparatoru Wendi'ye gönderdiği ve Han sarayının büyük tarihçisinin Hunlar bölümüne aynen aldığı mektuptan:

天所立匈奴大單于敬問皇帝無恙。……以天之福,吏卒良,馬彊力,以夷滅月氏……定樓蘭、烏孫、呼揭及其旁二十六國,皆以爲匈奴。諸引弓之民,并爲一家。北州已定,願寢兵休士卒養馬,除前事,復故約,以安邊民,以應始古,使少者得成其長,老者安其處,世世平樂。

Türkçesi: Göğün diktiği Hunların büyük hükümdarı, imparatora saygıyla sağlık diler… Göğün lütfuyla, subaylarımız ve askerlerimiz iyi, atlarımız güçlü olduğundan Yuezhileri ortadan kaldırdık… Loulan'ı, Wusun'u, Hujie'yi ve onların çevresindeki yirmi altı ülkeyi düzene soktuk; hepsi Hun oldu. Yay geren bütün halklar tek bir aile hâline geldi. Kuzey ülkeleri artık düzene girdi. Silahları bırakmak, askerleri dinlendirmek ve atları beslemek, geçmişte olanları silmek ve eski antlaşmayı yenilemek istiyoruz; böylece sınır halkı huzur bulsun, eski zamanların düzenine uyulsun, gençler büyüyebilsin, yaşlılar yerlerinde huzur içinde yaşasın ve kuşaklar boyunca barış ve mutluluk sürsün.

Kaynak: Mete Han'ın MÖ 176 tarihli mektubu, Shiji'nin «Xiongnu liezhuan» bölümünde (Sima Qian); Çince aslı Vikikaynak'tan okundu. Türkçesi, Çincesinden bizim.

  1. Mete Han kendini nasıl tanımlıyor? «Göğün diktiği» ifadesi, kursun önceki derslerinde gördüğümüz Tengri inancı ve kut kavramıyla nasıl ilişkilendirilebilir?
  2. «Hepsi Hun oldu» ve «yay geren bütün halklar tek bir aile hâline geldi» ifadeleri, Hun imparatorluğunun bir soy birliği mi, yoksa bir siyasi birlik mi olduğu sorusu hakkında ne düşündürüyor?
  3. Mektup, bir zafer bildirisiyle bir barış önerisini bir araya getiriyor. Mete Han neden bu ikisini aynı mektupta birleştirmiş olabilir?

Tarihçiler Tartışıyor

  • Yü Ying-shih (1967) — Trade and Expansion in Han China adlı kitabında, Han ile Hunlar arasındaki ilişkiyi ticaret, haraç ve hediye sistemi üzerinden inceledi; Han'ın bozkırla ilişkisini, Çin merkezli bir «haraç sistemi» içinde nasıl kurmaya çalıştığını gösterdi.
  • Thomas Barfield (1981) — Hun devletini bir «imparatorluk konfederasyonu» olarak tanımladı; bu devletin, Çin'den haraç ve ticaret yoluyla elde edilen zenginliği bağlı boylara dağıtarak ayakta durduğunu ve Çin'in birleşik ve güçlü olduğu dönemlerde yükseldiğini savundu.
  • Nicola Di Cosmo (2011) — Hun devletinin doğuşunu, Çin'in baskısından çok, bozkırın iç dinamikleriyle, özellikle uzun süren bir askerî ve siyasi bunalımın ardından ortaya çıkan, askerîleşmiş bir yönetici kesimin güç toplamasıyla açıkladı.
  • Ursula Brosseder ve Bryan Miller (2011) — Moğolistan, Rusya ve Çin'deki Hun dönemi kazılarını bir araya getiren derlemelerinde, Hun imparatorluğunun bölgesel farklılıklar gösteren, yerleşim yerleri, seçkin mezarları ve geniş ticaret ağları olan karmaşık bir yapı olduğunu ortaya koydular.

Bu tartışma, Hun imparatorluğunun nasıl ortaya çıktığı ve neye dayandığı sorusu üzerinde yoğunlaşıyor. Yü ve Barfield, Hun devletinin Çin ile ilişkisini merkeze koyar; Barfield'a göre Hun imparatorluğu, Çin'in zenginliği olmadan ayakta duramazdı. Di Cosmo ise bozkırın kendi iç süreçlerini vurgular ve Hun devletini yalnızca Çin'e bir tepki olarak görmeyi yetersiz bulur. Brosseder ve Miller'in derlediği arkeolojik çalışmalar, bu tartışmaya yazılı kaynakların göremediği yerel ve bölgesel bir boyut katar.

Derine İn

Hun imparatorluğu hakkındaki bilgilerimizin büyük bölümü Çin kaynaklarından gelse de, arkeoloji son yüzyılda bu tabloya önemli katkılar yaptı. 1924–1925'te Rus kaşif Pyotr Kozlov'un yönettiği bir keşif heyeti, Moğolistan'ın başkenti Ulan Batur'un kuzeyindeki Noin-Ula dağlarında, Hun seçkinlerine ait büyük mezarları kazdı. Mezarlardan Çin ipekleri, cilalı kaplar, keçe halılar ve Batı Asya'dan, belki de Baktriya'dan gelmiş dokumalar çıktı. Bu buluntular, Hun seçkinlerinin Çin'den Akdeniz dünyasına kadar uzanan bir ticaret ve armağan ağının içinde yaşadığını gösterdi.

Noin-Ula mezarlarındaki buluntular arasında, üzerinde Han dönemine ait bir yazıt bulunan cilalı bir kap da vardı; bu yazıt, kabın Han sarayının atölyelerinde, Hıristiyanlık takviminin başlangıcından kısa bir süre önce yapıldığını gösteriyordu. Bu tür buluntular, Çin kaynaklarında anlatılan Han armağanlarının gerçekten Hun seçkinlerinin mezarlarına kadar ulaştığını doğrular. Rus arkeolog Sergey Rudenko, Noin-Ula buluntularını sonradan ayrıntılı biçimde yayımladı.

Son yıllarda Moğolistan'da yapılan kazılar, Hun seçkinlerinin, uzun bir giriş yoluyla birbirine bağlanan, kare biçimli büyük mezarlar inşa ettiğini gösterdi. Bu mezarların çevresinde, daha küçük uydu mezarlar bulunur. Bu yapılar, Hun toplumunda belirgin bir hiyerarşinin bulunduğunu ve seçkinlerin, ölümden sonra da güçlerini ve zenginliklerini sergilediğini gösterir.

Hun imparatorluğunun yazı kullanıp kullanmadığı da tartışma konusudur. Sima Qian, Hunların yazısı olmadığını, sözlü anlaşmalarla birbirine bağlandığını yazar. Ama Han sarayına giden Hun elçileri, Çince yazılmış mektuplar taşıyordu; büyük olasılıkla Hun sarayında Çince yazabilen danışmanlar ve kâtipler çalışıyordu. Kursun önceki bir dersinde gördüğümüz Zhonghang Yue gibi Han kökenli danışmanlar, bu sarayda kayıt tutmayı ve yazışmayı yönetmiş olmalıdır.

Hun imparatorluğu, MÖ birinci yüzyılın ortasında iç çekişmeler ve Han'ın baskısı sonucunda ikiye bölündü. Güneydeki Hunlar Han'a bağlanırken, kuzeydeki Hunlar bağımsızlıklarını korumaya çalıştı. MS birinci yüzyılın sonunda, kuzeydeki Hunlar Han ordularının ve bozkırdaki rakiplerinin baskısıyla yenildi; MS 91'de Altay'ın batısına doğru çekildikleri kaydedilir. Bu bölünmenin nedenleri ve kuzey Hunların sonraki kaderi, bu kursun ilerleyen derslerinin konusudur.

Hun tahtının nasıl el değiştireceği de bu yapının önemli bir parçasıydı. Sima Qian'a göre Hunlar bilge olana «tuqi» der ve veliaht prensi her zaman «sol bilge kral» yapardı; yani hükümdarın doğu kanadını yöneten prens, aynı zamanda tahtın beklenen varisiydi. Ama kursun önceki bir dersinde gördüğümüz gibi, hükümdarlığın bütün hanedanın ortak hakkı sayılması, taht değişimlerini sık sık çekişmeli kılıyordu; Hun imparatorluğunun MÖ birinci yüzyıldaki bölünmesi de böyle bir taht kavgasıyla başladı.

Hun imparatorluğunun bozkır tarihindeki en kalıcı mirası, bir yönetim modeliydi. Merkezde göğün buyruğuyla meşrulaştırılan bir hükümdar soyu, sol ve sağ kanatlar, onlu sistem, bağlı boylar ve vergi veren yerleşik halklar: bu yapı, sonraki yüzyıllarda Göktürklerde, Uygurlarda ve Moğollarda, her seferinde yerel koşullara uyarlanarak yeniden kuruldu.

Uzman Notu

Temel literatür

  • Yü Ying-shih, Trade and Expansion in Han China: A Study in the Structure of Sino-Barbarian Economic Relations (Berkeley: University of California Press, 1967).
  • Thomas J. Barfield, «The Hsiung-nu Imperial Confederacy: Organization and Foreign Policy», The Journal of Asian Studies 41/1 (1981).
  • Sergey I. Rudenko, Kul'tura khunnov i noinulinskie kurgany (Moskova ve Leningrad: Izdatel'stvo Akademii Nauk SSSR, 1962).
  • Ursula Brosseder ve Bryan K. Miller (ed.), Xiongnu Archaeology: Multidisciplinary Perspectives of the First Steppe Empire in Inner Asia (Bonn: Vor- und Frühgeschichtliche Archäologie, Rheinische Friedrich-Wilhelms-Universität, 2011).
  • Nicola Di Cosmo, «Ethnogenesis, Coevolution and Political Morphology of the Earliest Steppe Empire: The Xiongnu Question Revisited», Brosseder ve Miller (ed.), Xiongnu Archaeology (2011) içinde.
  • Christopher P. Atwood, «Huns and Xiōngnú: New Thoughts on an Old Problem», Brian J. Boeck ve diğerleri (ed.), Dubitando: Studies in History and Culture in Honor of Donald Ostrowski (Bloomington: Slavica, 2012) içinde.

Arşiv ve kaynak

Asya Hunlarının kaynakları arasında Han döneminin iki büyük tarih eseri, Shiji ve Han shu, ile onları izleyen resmî tarihler, Han ile Hunlar arasındaki mektuplar ve antlaşma kayıtları, Moğolistan, Rusya ve Çin'deki Hun dönemi mezarları ve yerleşim yerleri, Noin-Ula gibi seçkin mezarlarından çıkan buluntular ve son yıllarda bu mezarlardaki kemiklerden elde edilen genetik veriler yer alır. İki Han tarihinin özgün metinleri Çince Vikikaynak'ta bölüm bölüm yayımlanmıştır.

Açık sorular

  • Hun imparatorluğunun doğuşunda Çin'in baskısı mı, yoksa bozkırın kendi iç süreçleri mi daha belirleyiciydi?
  • Mete Han'ın çevresindeki yönetici soyun ana dili neydi ve sarayda başka hangi diller kullanılıyordu?
  • Hun seçkinlerinin mezarlarındaki uzak bölgelerden gelen eşyalar, ticaretle mi, armağanla mı, yoksa ganimetle mi oraya ulaştı?

Mini sınav

  1. (Hedef 1) Mete Han Hun tahtına hangi yıl çıktı? A) MÖ 221 B) MÖ 209 C) MÖ 176 D) MÖ 162
  2. (Hedef 1) Mete Han'ın MÖ 176 tarihli mektubuna göre Hunların batıda yendiği ve bir kolu sonradan Kuşan İmparatorluğu'nu kuran halk hangisidir? A) Donghular B) Wusunlar C) Yuezhiler D) Qinler
  3. (Hedef 2) Han Hanedanı Tarihi'ne göre Hunların Tarım Havzası'ndaki vaha devletlerini denetlemek için atadığı görevlinin Çince unvanı nedir? A) Chanyu B) Köle komutanı C) Sol bilge kral D) Rizhu prensi
  4. (Hedef 2) MÖ 162'de Han imparatoru Wendi, mektubunda dünyayı hangi sınır boyunca ikiye ayırdı? A) Sarı Irmak B) Tarım Havzası C) Altay Dağları D) Uzun Duvar
  5. (Hedef 3) Hun devletini, Çin'den elde edilen zenginliği bağlı boylara dağıtarak ayakta duran bir «imparatorluk konfederasyonu» olarak tanımlayan kimdir? A) Thomas Barfield B) Nicola Di Cosmo C) Yü Ying-shih D) Sergey Rudenko

Açık uçlu soru

(Hedef 3) Asya Hunları nasıl bir imparatorluk kurdu? Cevabında Mete Han'ın mektubunu, Wendi'nin cevabını ve Han Hanedanı Tarihi'nin Batı Bölgeleri kaydını kullan; Barfield'ın Çin merkezli açıklamasını Di Cosmo'nun bozkır merkezli açıklamasıyla tart.

Cevaplar

  1. B — MÖ 209.
  2. C — Yuezhiler.
  3. B — Köle komutanı.
  4. D — Uzun Duvar.
  5. A — Thomas Barfield.

Kapsamlı bir cevap, Hun imparatorluğunun merkezde güçlü bir hükümdar soyuna, çevrede kendi önderlerini koruyan boylara ve vergi veren vaha devletlerine dayanan katmanlı bir yapı olduğunu açıklar. Mete Han'ın mektubunu, bir bozkır hükümdarının kendini göğün diktiği bir yönetici olarak sunduğunun ve pek çok halkı siyasi bir birlik içinde topladığının kanıtı olarak; Wendi'nin cevabını, Han sarayının bir süre Hun hükümdarını eşit bir yönetici olarak tanıdığının ve dünyayı Uzun Duvar boyunca ikiye ayıran bir düzen tasarladığının tanıklığı olarak; Han Hanedanı Tarihi'ni ise Hun imparatorluğunun vaha kentlerinin ekonomisinden de beslendiğinin göstergesi olarak kullanır. Barfield'ın Hun devletini Çin'den gelen zenginliğe bağlayan görüşünü, Di Cosmo'nun bozkırın iç dinamiklerini vurgulayan görüşüyle karşılaştırır.

Sonraki bölüme köprü

Bu derste Hun imparatorluğunu bir yapı olarak, merkezinden vahalardaki vergi görevlisine kadar inceledik. Ama bu yapıyı kuran kişi, Mete Han, Çin kaynaklarında efsanelerle örülü bir figür olarak karşımıza çıkar. Babasının yanında rehin olarak bulunduğu Yuezhilerden nasıl kaçtığı, ıslıklı oklarla eğittiği muhafızlarına nasıl mutlak bir bağlılık öğrettiği ve doğudaki Donghuların istekleri karşısında nasıl davrandığı, Sima Qian'ın anlatısının en ünlü bölümleridir. Bir sonraki derste, Mete Han'ın iktidara yükselişini, bu anlatıların ne kadarının tarih, ne kadarının efsane olduğunu ve onun ordusunu nasıl örgütlediğini inceleyeceğiz.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Görsel plan ve seslendirme notları

Animasyon ve seslendirme notları

Görsel plan

  • 0:00–1:10 Kanca: bir Han sarayının kapısına yaklaşan bir elçi silüeti, yanında bir deve ve atlar; açılan bir mektup rulosu.
  • 1:10–2:50 Bağlam: Çin ve bozkır haritası; Qin'in birleşmesi, Ordos'un kıvrımı ve kuzeyde dağınık bozkır toplulukları renkli lekeler olarak.
  • 2:50–4:40 Gelişme: iç içe halkalardan oluşan bir şema: merkezde hükümdar, çevresinde sol ve sağ kanatlar, bağlı boylar ve en dışta vaha kentleri.
  • 4:40–6:50 Dönüş noktası: Tarım Havzası'nın çöl kenarındaki vahalar, sulanan tarlalar ve kervanlar; bir görevli silüetinin vergi kayıtlarını incelemesi.
  • 6:50–9:00 Kapanış: Noin-Ula'daki bir mezarın kesiti, içinde ipek ve cilalı kaplar; ardından on altı yıldızlı bir forsun yakın görüntüsü.

Kişiler yüzsüz silüet; kutsal kişiler resmedilmez; savaş ve şiddet sahneleri gösterilmez.