İçeriğe geç

Bölüm TT-101.05 · Seviye 1 — Türk Tarihi OmurgasıSeviye 1

İskitler / Sakalar kimdi?

TT-101 Türklerin Kökeni ve Bozkır Dünyası

2.818 kelime · yaklaşık 13 dakika okuma · seslendirme 9 dk

Dönem
MÖ 700–100
Bölge
Bozkır · Orta Asya · Karadeniz · İran
Kişiler
Herodotos · I. Dareios · Skunha · Kaşgarlı Mahmud · Mihail Rostovtsev · Oswald Szemerényi · Hermann Parzinger · Martina Unterländer
Yerler
Karadeniz · Aras · Nakş-ı Rüstem · Bisutun · Hotan · Esik
Sınav
YKS · KPSS konusu

Yapay zekâ desteğiyle yazıldı; tarih, rakam ve alıntılar kaynağından doğrulandı. Alan uzmanı denetimi henüz yapılmadı. Bir hata görürsen metnin ilgili yerini işaretleyip bildir.

Öğrenme hedefleri

  • Yunan kaynaklarındaki «İskit», Pers yazıtlarındaki «Saka» ve Çin kaynaklarındaki «Sai» adlarının kimleri anlattığını ve bu adların neden tek bir halkla eşitlenemeyeceğini açıklayabileceksin.
  • İskitlerin ve Sakaların hangi dili konuştuğu sorusunda dil, arkeoloji ve genetik kanıtların neyi gösterip neyi göstermediğini değerlendirebileceksin.
  • İskitlerin Türk tarihindeki yeri konusunda Orta Çağ Türk geleneğini, 1930'ların Türk tarih yazımını ve bugünkü araştırmaları karşılaştırabileceksin.

Okuma metni

Kanca — kayaya kazınmış bir başlık

İran'ın Kirmanşah kentinin yakınında, Bisutun dağının sarp yamacında, yerden çok yüksekte, Pers kralı I. Dareios'un büyük bir kabartması vardır. Kabartmada kral, önünde bağlı duran esir krallara bakar. Sıranın en sonunda, öbürlerinden sonra eklendiği anlaşılan bir figür durur: başında uzun, sivri uçlu bir başlık vardır. Yanındaki yazıt, onun adını verir: Saka halkının önderi Skunha. Dareios, onu bozkıra yaptığı bir seferde yakalamıştı. Bu sivri başlık, Pers kaynaklarında bir halkın adının parçası olur: «sivri başlıklı Sakalar». Bu ders, Yunanların İskit, Perslerin Saka dediği atlı halkların kim olduğunu ve bu soruya bugün neden kesin bir yanıt verilemediğini soruyor.

Bağlam — üç dil, üç ad

MÖ birinci binyılın ortalarında, Karadeniz'in kuzeyinden Orta Asya'nın içlerine kadar uzanan bozkırlarda, atlı okçu toplulukları yaşıyordu. Bu toplulukları tanıyan yerleşik halklar, onlara farklı adlar verdi. Yunanlar, Karadeniz'in kuzeyindeki atlılara «Skythai», yani İskit dedi. Persler, kendi kuzey ve kuzeydoğu sınırlarındaki atlılara «Saka» adını verdi. Çin kaynakları, batı bölgelerindeki bazı göçebeler için «Sai» adını kullandı. Daha önce, MÖ yedinci yüzyılda, Asur kayıtları da İşkuza adıyla bir atlı halktan söz eder.

Bu adların her biri, onu kullanan halkın bakış açısını yansıtır. Yunanlar, en çok Karadeniz kıyısındaki kolonileriyle ticaret yapan toplulukları tanıyordu. Persler ise kendi imparatorluklarına vergi veren ya da sınırlarını tehdit eden toplulukları ayırt etmek zorundaydı. Bu yüzden «İskit» ve «Saka» adları, büyük ölçüde örtüşse de tam olarak aynı insanları anlatmaz.

Gelişme — Yunan ve Pers gözleri

Herodotos, büyük eserinde Karadeniz'in kuzeyine ayrı bir kitap açtı; bu kitabın büyük bölümü İskitleri anlatır. Onların kökeni üzerine birkaç farklı anlatı aktardı, gelenekleri, törenleri, savaş yöntemleri ve ülkeleri hakkında ayrıntılı bilgi verdi. Herodotos'un anlattığı İskitler, kraliyet İskitleri, tarım yapan İskitler ve göçebe İskitler gibi farklı gruplara ayrılıyordu. Yani Herodotos'un gözünde bile «İskit», tek tip bir halkı değil, birbirinden farklı yaşam biçimlerine sahip toplulukların oluşturduğu bir bütünü anlatıyordu.

Pers kaynakları ise farklı bir tablo çizer. I. Dareios'un yazıtları, imparatorluğa bağlı ülkeleri sayarken, en az üç farklı Saka grubundan söz eder: «hauma içen Sakalar», «sivri başlıklı Sakalar» ve «denizin ötesindeki Sakalar». Bunlardan ilk ikisinin Orta Asya'da, sonuncusunun ise büyük olasılıkla Karadeniz'in kuzeyinde, yani Yunanların İskit dediği topraklarda yaşadığı düşünülür. Dareios, MÖ 513 dolaylarında Tuna'yı geçerek Karadeniz'in kuzeyindeki İskitlere karşı bir sefer düzenledi. Herodotos'a göre İskitler doğrudan savaşa girmek yerine geri çekildi, kuyuları kapattı, otlakları kullanılmaz hâle getirdi ve Pers ordusu sonunda geri dönmek zorunda kaldı.

Dönüş noktası — İskitler hangi dili konuşuyordu?

İskitlerin ve Sakaların kendi yazılı metinleri, Orta Çağ'a kadar neredeyse yoktur. Bu yüzden konuştukları dil, dolaylı kanıtlardan anlaşılmaya çalışılır. Yunan kaynaklarında ve Karadeniz kıyısındaki Yunan kentlerinin yazıtlarında geçen İskit kişi adları, tanrı adları ve bazı sözcükler incelendiğinde, bunların büyük bölümünün İrani dillerle açıklanabildiği görülür. Çok daha sonra, MS birinci binyılda, bugünkü Çin'in batısındaki Hotan bölgesinde Saka dilinde yazılmış metinler bulundu; bu dil de İrani bir dildir. Kafkasya'da bugün konuşulan Osetçe ise, İskitlerle akraba sayılan Alanların dilinden geldiği düşünülen bir İrani dildir.

Bu kanıtlar, İskit ve Saka adı verilen toplulukların önemli bir bölümünün, belki de egemen kesiminin, İrani bir dil konuştuğunu güçlü biçimde gösterir. Ama bozkırın geniş alanında, aynı ad altında anılan bütün toplulukların aynı dili konuştuğunu kanıtlamaz. Bozkır konfederasyonları çoğu zaman farklı dilleri konuşan toplulukları bir araya getiriyordu. Eski kemiklerden okunan genomlar da, batıdaki ve doğudaki İskit dönemi toplulukların farklı kökenlere sahip olduğunu ve doğuda Doğu Asya kökenli toplulukların payının giderek arttığını gösterdi.

Cevap — bir halk mı, bir dünya mı?

İskitler ve Sakalar, tek bir halk değil, MÖ birinci binyılda bozkırın büyük bölümüne yayılmış, benzer bir yaşam biçimini, silahları, at koşumlarını ve sanat zevkini paylaşan, ama farklı kökenlere ve belki farklı dillere sahip toplulukların oluşturduğu geniş bir dünyaydı. Yerleşik komşuları, bu dünyayı kendi bakış açılarından, kendi verdikleri adlarla anlattı. Dil kanıtları, bu toplulukların önemli bir bölümünün İrani bir dil konuştuğunu gösteriyor. Ama bu dünya, kendisinden sonra bozkırda ortaya çıkacak Hunların, Göktürklerin ve öbür halkların yaşam biçimine, sanatına ve devlet geleneğine güçlü bir miras bıraktı. Türk tarihi açısından İskitlerin yeri, bu yüzden bir soy meselesinden çok, bir miras ve süreklilik meselesidir.

Yaygın yanlış«İskitler kesinlikle Türk'tü» ya da «İskitlerin Türklerle hiçbir ilgisi yoktur.» Her iki kesin yargı da kanıtların söylediğinden fazlasını söyler.
Doğrusu

Dil kanıtları, İskit ve Saka adlarıyla anılan toplulukların önemli bir bölümünün İrani bir dil konuştuğunu gösteriyor; bu yüzden İskitleri bütünüyle Türk saymak, eldeki kanıtlarla desteklenemez. Ama bozkır topluluklarının yaşam biçimi, sanatı, gömü gelenekleri ve devlet anlayışı, sonraki Türk topluluklarına güçlü bir miras bıraktı ve bozkırda dil ve köken bakımından karışık topluluklar yaşadı. Bir halkın geçmişi, yalnızca dilin soy ağacından değil, devraldığı mirastan da oluşur.

Bugünle bağ — bir tezin izi

1930'ların başında Türkiye'de, «Türk Tarih Tezi» adıyla bilinen bir görüş resmî tarih yazımının merkezine yerleşti. 1930'da yayımlanan Türk Tarihinin Ana Hatları ve 1932'de Ankara'da toplanan Birinci Türk Tarih Kongresi, Orta Asya'dan çıkan Türklerin dünyanın pek çok uygarlığının kurucusu olduğunu ileri sürdü; İskitler, Sakalar ve başka pek çok eski halk bu çerçevede Türk sayıldı. Bu tez, Avrupa'daki Türkleri küçümseyen tarih anlatılarına bir tepki olarak doğmuştu. Sonraki on yıllarda Türk tarihçileri, kaynaklara ve dil kanıtlarına dayanan daha temkinli bir yaklaşıma yöneldi. Bugün de ders kitaplarında, gündelik tartışmalarda ve sosyal medyada İskitlerin kim olduğu sorusu yeniden gündeme geliyor; bu sorunun yanıtının, kimlik duygusundan değil, kanıtlardan gelmesi gerekiyor.

Birincil kaynak

I. Dareios'un Nakş-ı Rüstem'deki mezarının cephesine kazıttığı yazıttan, imparatorluğa bağlı ülkeleri sayan bölüm:

θātiy Dārayavauš xšāyaθiya: vašnā Auramazdāhā imā dahyāva tyā adam agarbāyam apataram hacā Pārsā; adamšām patiyaxšayaiy; manā bājim abaraha; tyašām hacāma aθahya ava akunava; dātam tya manā avadiš adāraya: Māda, Ūvja, Parθava, Haraiva, Bāxtriš, Suguda, Uvārazmiš, Zraka, Harauvatiš, Θataguš, Gadāra, Hiduš, Sakā haumavargā, Sakā tigraxaudā, Bābiruš, Aθurā, Arabāya, Mudrāya, Armina, Katpatuka, Sparda, Yauna, Sakā tyaiy paradraya, Skudra, Yaunā takabarā, Putāyā, Kūšiyā, Maciyā, Karkā.

Türkçesi: Kral Dareios der ki: Ahuramazda'nın lütfuyla, Pers ülkesinin dışında ele geçirdiğim ülkeler bunlardır; onları ben yönettim; bana vergi getirdiler; onlara benim tarafımdan ne söylendiyse onu yaptılar; benim yasam onları bir arada tuttu: Med, Elam, Partya, Arya, Baktriya, Soğd, Harezm, Drangiana, Arahozya, Sattagidya, Gandara, Hint, hauma içen Sakalar, sivri başlıklı Sakalar, Babil, Asur, Arabistan, Mısır, Ermenistan, Kapadokya, Sardes, İyonya, denizin ötesindeki Sakalar, Trakya, şapkalı İyonyalılar, Libyalılar, Kuşlular, Makalılar, Karyalılar.

Kaynak: I. Dareios, Nakş-ı Rüstem yazıtı (DNa), 3. bölüm; Eski Farsça metin Roland G. Kent, Old Persian: Grammar, Texts, Lexicon (New Haven: American Oriental Society, 1953) baskısından. Türkçesi, metnin İngilizce çevirileriyle karşılaştırılarak bizim.

  1. Yazıtta Sakalar neden üç ayrı grup olarak sayılıyor? Bu ayrım, Perslerin bozkır halklarını nasıl gördüğü hakkında ne söylüyor?
  2. Gruplar neyle ayırt ediliyor: bir içecek, bir başlık, bir coğrafi konum. Bu ölçütler, bir halkı tanımlamak için neden yetersiz olabilir?
  3. Bu yazıt, Dareios'un kendi gücünü anlatmak için yazdırıldı. Bu amaç, yazıttaki bilgileri kullanırken hangi soruları sormamızı gerektirir?

Tarihçiler Tartışıyor

  • Mihail Rostovtsev (1922) — Iranians and Greeks in South Russia adlı kitabında, Karadeniz'in kuzeyindeki İskitleri, İrani bir egemen kesimle Yunan kolonilerinin etkileşimi içinde ele aldı ve İskit sanatını İran ile Yunan dünyaları arasındaki bir kavşak olarak yorumladı.
  • Oswald Szemerényi (1980) — Dil bilimi yöntemleriyle İskit, Skudra, Soğd ve Saka adlarını inceledi; «İskit» adının «okçu» anlamına gelen İrani bir kökten, «Saka» adının ise dolaşmak ya da gezmek anlamına gelen bir kökten türemiş olabileceğini öne sürdü.
  • Hermann Parzinger (2004) — İskitler üzerine kitabında, «İskit» kavramını tek bir halk olarak değil, bozkırın büyük bölümünü kapsayan, silahlar, koşum takımları ve hayvan üslubundan oluşan ortak bir kültür ufku olarak tanımladı.
  • Martina Unterländer ve arkadaşları (2017) — İskit dönemi bozkır topluluklarının genomlarını inceleyerek, batı ve doğu toplulukların farklı kökenlerden geldiğini, doğudakilerde Doğu Asya kökenli payın daha yüksek olduğunu ve bozkırda yoğun bir karışımın yaşandığını gösterdiler.

Bu tartışma, İskit sorusuna farklı disiplinlerden nasıl yaklaşıldığını gösteriyor. Rostovtsev ve Szemerényi, dil ve yazılı kaynaklardan yola çıkarak İskitlerin İrani bağlantılarını vurgular. Parzinger, arkeolojiye dayanarak İskitleri bir halk yerine bir kültür ufku olarak görür. Unterländer ve arkadaşları ise genetik verilerle, bu kültür ufkunun içinde farklı kökenlerden gelen toplulukların yaşadığını gösterir. Bu yaklaşımlar birbirini dışlamaz; birlikte, bozkırda dil, kültür ve köken çizgilerinin her zaman örtüşmediği bir dünyayı anlatır.

Derine İn

Sakaların hikâyesi, bozkırla sınırlı kalmadı. MÖ ikinci yüzyılda, Orta Asya'daki bazı Saka toplulukları, doğudan gelen başka göçebe toplulukların baskısıyla güneye göç etti. Bu topluluklar, bugünkü Afganistan'dan Hindistan'ın kuzeybatısına kadar uzanan bölgelerde krallıklar kurdu. Hint kaynaklarında «Şaka» adıyla anılan bu yöneticiler, birkaç yüzyıl boyunca Hindistan'ın batısında güçlü bir hanedan olarak kaldı. Bugün Hindistan'ın resmî ulusal takviminde kullanılan Şaka takvimi, MS 78 yılından başlar ve geleneksel olarak bu hanedanla ilişkilendirilir.

Kazakistan'daki Esik kurganında, 1969–1970 yıllarında arkeolog Kemal Akişev'in yönettiği kazıda, binlerce altın parçayla süslenmiş giysiler içinde gömülmüş, genç olduğu düşünülen bir kişi bulundu; bu kişinin erkek mi kadın mı olduğu bile, kemiklerin kötü korunması yüzünden tartışılmıştır. «Altın Elbiseli Adam» adıyla tanınan bu buluntu, bugün Kazakistan'ın ulusal simgelerinden biri hâline geldi. Mezardan çıkan gümüş bir kâsenin üzerinde, kısa bir yazıt da vardı. Bu yazıtın hangi dilde ve hangi alfabeyle yazıldığı hâlâ tartışmalıdır; bazı araştırmacılar onu İrani bir dille, bazıları ise eski Türk yazısıyla ilişkilendirmeye çalıştı, ama genel kabul gören bir okuma yoktur.

Herodotos, İskitlerin kökeni üzerine kendi anlattıkları bir efsaneyi de aktarır. Bu efsaneye göre, İskit ülkesine gökten altından dört eşya düşmüştü: bir saban ile boyunduruk, bir balta ve bir kâse. Bu eşyalara yalnızca en küçük kardeş yaklaşabildi ve krallık onun soyuna geçti. Bu efsane, tarım, savaş ve törenle ilişkili eşyaları krallığın simgeleri olarak sunar ve İskit toplumunun yalnızca göçebelerden oluşmadığını hatırlatır.

İskitlerin Karadeniz'in kuzeyindeki egemenliği, MÖ üçüncü ve ikinci yüzyıllarda, doğudan gelen başka bir bozkır topluluğu olan Sarmatların yükselişiyle sona erdi. İskitlerin bir bölümü, Kırım'a çekilerek orada küçük bir krallık kurdu ve birkaç yüzyıl daha varlığını sürdürdü. Ama Yunan ve Roma yazarları, İskit adını kullanmayı bırakmadı. Bin yıl sonra bile Bizans yazarları, Hunları, Avarları, hatta Türkleri ve Rusları anlatırken bu eski adı kullanmaya devam etti. Bu, bir etnonimin, onu taşıyan halk tarihten çekildikten sonra bile, bir bölgenin ve bir yaşam biçiminin adı olarak nasıl yaşayabildiğini gösterir.

Bu son nokta, bütün İskit tartışmasının özünü anlatır. Bir Bizans yazarının bir Türk topluluğunu «İskit» olarak anması, o topluluğun İskitlerin soyundan geldiği anlamına gelmez; yalnızca o yazarın, kuzeydeki bütün atlıları eski bir adla anma alışkanlığını yansıtır. Kaynaklardaki adları okurken, adın kimin tarafından, hangi amaçla ve hangi dönemde kullanıldığını sormak gerekir.

Pers kralları da bu adlarla bir dünya düzeni kurdu. Nakş-ı Rüstem'deki mezarların cephesinde, kralın tahtını taşıyan halkların figürleri sıralanır ve bazılarının altına adları yazılır. Bu figürlerden birinin altında «Bu, sivri başlıklı Sakadır» yazar. Bu figürler, imparatorluğun bütün halklarını, kralı birlikte taşıyan bir topluluk olarak gösterir; Sakalar da bu düzenin bir parçası olarak sunulur.

Uzman Notu

Temel literatür

  • Mikhail Rostovtzeff, Iranians and Greeks in South Russia (Oxford: Clarendon Press, 1922).
  • Oswald Szemerényi, Four Old Iranian Ethnic Names: Scythian – Skudra – Sogdian – Saka (Viyana: Österreichische Akademie der Wissenschaften, 1980).
  • Renate Rolle, The World of the Scythians, çev. F. G. Walls (Londra: Batsford, 1989).
  • Hermann Parzinger, Die Skythen (Münih: C. H. Beck, 2004).
  • Kemal A. Akişev, Kurgan Issyk (Moskova: Iskusstvo, 1978).
  • Martina Unterländer ve diğerleri, «Ancestry and demography and descendants of Iron Age nomads of the Eurasian Steppe», Nature Communications 8 (2017).

Arşiv ve kaynak

İskitler ve Sakalar hakkındaki kaynaklar arasında Herodotos ve öbür Yunan ve Roma yazarlarının anlatıları, Asur kayıtları, I. Dareios'un ve öbür Ahameniş krallarının yazıtları ve kabartmaları, Çin kronikleri, Hotan Sakacası metinleri, Karadeniz kıyısındaki Yunan kentlerinin yazıtları, kurgan kazıları ve antik DNA çalışmaları vardır. Herodotos'un özgün metni Yunanca Vikikaynak sayfalarında, Ahameniş yazıtlarının Eski Farsça metinleri ve İngilizce çevirileri ise çeşitli çevrimiçi derlemelerde okunabilir.

Açık sorular

  • İskit ve Saka adları, bu toplulukların kendilerine verdiği adlar mıydı, yoksa yalnızca yabancıların kullandığı adlar mı?
  • Bozkırın doğusundaki Saka toplulukları ile sonraki Türkçe konuşan topluluklar arasında doğrudan bir süreklilik var mıydı?
  • Esik kâsesindeki yazıt hangi dilde ve hangi yazıyla yazıldı?

Mini sınav

  1. (Hedef 1) Pers yazıtlarında bozkır halkları için kullanılan ad hangisidir? A) Skythai B) Sai C) Saka D) İşkuza
  2. (Hedef 1) I. Dareios'un Nakş-ı Rüstem yazıtında Saka grupları neye göre ayırt edilir? A) Dillerine göre B) Bir içeceğe, bir başlığa ve coğrafi konuma göre C) Dinlerine göre D) Krallarının adlarına göre
  3. (Hedef 2) Hotan'da bulunan Saka metinleri ve Osetçe, İskitlerin ve Sakaların dili hakkında neyi düşündürüyor? A) Türkçe konuştuklarını B) Çince konuştuklarını C) Hiçbir dil kanıtının olmadığını D) Önemli bir bölümünün İrani bir dil konuştuğunu
  4. (Hedef 2) Arkeologların «İskit üçlüsü» dediği unsurlar hangileridir? A) Silahlar, at koşum takımları ve hayvan üslubu sanatı B) Yazı, para ve takvim C) Kentler, tapınaklar ve yollar D) Saban, boyunduruk ve kâse
  5. (Hedef 3) Kaşgarlı Mahmud, Alp Er Tonga'yı kiminle aynı kişi sayar? A) I. Dareios ile B) Skunha ile C) Afrasiyab ile D) Mete Han ile

Açık uçlu soru

(Hedef 3) «İskitler Türk müydü?» sorusu neden tek kelimeyle yanıtlanamaz? Cevabında Dareios'un yazıtını, Herodotos'un köken anlatısını, Kaşgarlı Mahmud'un Alp Er Tonga anlatısını ve dil ile genetik kanıtları kullan.

Cevaplar

  1. C — Saka.
  2. B — Bir içeceğe, bir başlığa ve coğrafi konuma göre.
  3. D — Önemli bir bölümünün İrani bir dil konuştuğunu.
  4. A — Silahlar, at koşum takımları ve hayvan üslubu sanatı.
  5. C — Afrasiyab ile.

Kapsamlı bir cevap, «İskit» ve «Saka» adlarının yerleşik halkların, farklı amaçlarla ve farklı bakış açılarıyla kullandığı genel adlar olduğunu; Dareios'un yazıtının Sakaları bir içecek, bir başlık ve bir konumla birbirinden ayırdığını ve bunun bile tek bir halktan söz edilemeyeceğini gösterdiğini; Herodotos'un köken anlatısının İskitlerin Asya'dan geldiğini söylediğini, ama bunun dil hakkında bir şey söylemediğini açıklar. Dil kanıtlarının, bu toplulukların önemli bir bölümünün İrani bir dil konuştuğunu gösterdiğini, genetik araştırmaların ise bozkırda farklı kökenlerden gelen toplulukların karıştığını ortaya koyduğunu belirtir. Kaşgarlı Mahmud'un Alp Er Tonga'yı Afrasiyab ile özdeşleştirmesini, Orta Çağ Türk geleneğinin Turan'ı kendi geçmişi olarak sahiplenmesinin bir örneği, yani bir soy kanıtı değil, bir hafıza ve kimlik biçimi olarak yorumlar. Güçlü bir cevap, İskitlerin Türk tarihindeki yerinin bir soy meselesinden çok bir miras ve süreklilik meselesi olduğunu vurgular.

Sonraki bölüme köprü

Bu derste İskitlerin ve Sakaların ortak bir yaşam biçimini paylaştığını, Pers kralının onları vergi veren halklar arasında saydığını ve Çin'in iyi atlar için uzak bozkıra yöneldiğini gördük. Ama bu yaşam biçimi ekonomik olarak nasıl işliyordu? Bir göçebe ailesi neyi üretiyor, neyi takas ediyor, neyi yerleşik komşularından almak zorunda kalıyordu? Sürü büyüklüğü bir ailenin zenginliğini nasıl belirliyordu ve bu zenginlik neden bir gecede yok olabiliyordu? Bir sonraki derste, göçebe ekonominin iç işleyişini: sürü yönetimini, iş bölümünü, ticareti, haracı ve göçebe ile yerleşik ekonomiler arasındaki karşılıklı bağımlılığı inceleyeceğiz.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Görsel plan ve seslendirme notları

Animasyon ve seslendirme notları

Görsel plan

  • 0:00–1:10 Kanca: yüksek bir kaya yüzeyindeki kabartma; sıranın sonundaki sivri başlıklı silüete yakınlaşma ve yanındaki çivi yazısı.
  • 1:10–2:50 Bağlam: Avrasya haritasında Yunan, Pers ve Çin dünyalarından bozkıra doğru uzanan üç ok; her okun ucunda farklı bir ad: Skythai, Saka, Sai.
  • 2:50–4:40 Gelişme: Herodotos'un anlattığı göç yolu haritada çizilir; ardından Nakş-ı Rüstem'deki taht taşıyıcı figürlerin silüetleri.
  • 4:40–6:50 Dönüş noktası: Hotan metinlerinden bir parça, Osetçe konuşulan Kafkasya köyleri ve bir İrani dil ağacı şeması.
  • 6:50–9:00 Kapanış: altın süslemeli bir giysinin yakın görüntüsü; ardından bir kütüphane masasında açık duran eski bir sözlük ve tarih kitapları.

Kişiler yüzsüz silüet; kutsal kişiler resmedilmez; savaş ve şiddet sahneleri gösterilmez.