Öğrenme hedefleri
- Atın evcilleştirilmesine ilişkin arkeolojik ve genetik kanıtları, Botay tartışmasını ve İdil–Don bozkırına işaret eden son bulguları açıklayabileceksin.
- Savaş arabasından atlı okçuya uzanan değişimin, bozkır halklarıyla yerleşik devletler arasındaki güç dengesini nasıl dönüştürdüğünü değerlendirebileceksin.
- Bir Hitit at eğitimi metni, bir Çin kroniği ve bir Roma tarihçisi üzerinden, farklı toplumların ata ve atlılara nasıl baktığını karşılaştırabileceksin.
Okuma metni
Kanca — bir dişteki iz
Kuzey Kazakistan'da, Botay adlı bir köyün yakınındaki kazıda, arkeologlar on binlerce at kemiği buldu. Bu kemikler, yaklaşık beş bin beş yüz yıl önce burada yaşayan insanlara aitti. Bazı at dişlerinde, ağza takılan bir gemin bıraktığı düşünülen aşınmalar vardı; bazı çanak çömlek parçalarının içinde ise kısrak sütünün yağ izleri. Bu bulgular, uzun süre atın ilk kez burada evcilleştirildiğinin kanıtı sayıldı. Sonra genetikçiler bu atların DNA'sını okudu ve tablo değişti. Bu ders, atın nasıl evcilleştirildiği sorusunun neden bu kadar zor yanıtlandığını ve atın, evcilleştirildikten sonra insanlık tarihini nasıl dönüştürdüğünü soruyor.
Bağlam — yabani bir otlak hayvanı
Son buzul çağının sonunda, Avrasya'nın geniş otlaklarında yabani at sürüleri dolaşıyordu. İnsanlar binlerce yıl boyunca bu hayvanları avladı. Atı evcilleştirmek, koyun ya da keçiyi evcilleştirmekten daha zordu: at hızlı, ürkek ve güçlü bir hayvandı. Onu sürü hâlinde tutmak, üremesini denetlemek, sütünü sağmak ve sonunda sırtına binmek, uzun bir süreç gerektiriyordu.
Arkeologlar, evcilleştirmeyi kemiklerin boyutundaki ve yaş dağılımındaki değişikliklerle, ağır yük ya da binicilik izleriyle, mezarlara atlarla birlikte gömülen koşum takımlarıyla izlemeye çalıştı. En tartışmalı kanıtlardan biri, dişlerdeki aşınmaydı. Gem, atın ön dişleriyle azı dişleri arasındaki boşluğa oturur; uzun süre gem takan bir atın ilk azı dişinin ön yüzünde, belirli bir aşınma oluşabilir.
Gelişme — Botay'dan İdil–Don'a
1990'larda ve 2000'lerde Botay'daki bulgular, atın ilk kez Kuzey Kazakistan'da, MÖ dördüncü binyılın ortalarında evcilleştirildiği görüşünü güçlendirdi. 2009'da Alan Outram ve arkadaşları, Botay'daki gem aşınmalarını ve çömleklerdeki kısrak sütü kalıntılarını, atın burada hem binildiğinin hem de sağıldığının kanıtı olarak yayımladı.
Ama 2018'de, Ludovic Orlando'nun yönettiği bir genetik araştırma, Botay atlarının bugünkü evcil atların değil, yabani olduğu düşünülen Przewalski atlarının ataları olduğunu gösterdi. Bu, Botay atlarının ya evcilleştirilip sonra yeniden yabanileştiğini ya da hiç tam anlamıyla evcilleştirilmediğini düşündürdü. Ardından William Timothy Taylor ve Christina Barrón-Ortiz, Botay'daki diş aşınmalarının, gem takmayan yabani atlarda da görülebileceğini öne sürdü.
2021'de, aynı ekip yüzlerce eski at kalıntısının genomunu inceleyerek, bugünkü evcil atların, MÖ üçüncü binyılın sonlarında İdil ve Don ırmakları arasındaki bozkırda yaşayan bir soydan geldiğini gösterdi. Bu soy, MÖ 2000 dolaylarından itibaren hızla Avrasya'ya yayıldı ve öbür at soylarının neredeyse tamamının yerini aldı. Genetikçiler, bu soyda, sırt yapısıyla ve uysallıkla ilişkilendirilen bazı genlerin seçilmiş olduğunu da buldular.
Dönüş noktası — savaş arabasından atlı okçuya
Evcil atın yayılmasıyla aynı dönemde, Ural Dağları'nın güney eteklerindeki Sintaşta yerleşimlerinde, dünyanın bilinen en eski parmaklı tekerlekli savaş arabalarından bazıları, mezarlarda atlarıyla birlikte bulundu. Hafif, hızlı ve iki atın çektiği bu araçlar, birkaç yüzyıl içinde Mısır'dan Çin'e kadar büyük devletlerin ordularının temel unsuru oldu.
Ama asıl dönüşüm, atın sırtına doğrudan binen ve at üzerinden yay kullanan savaşçının ortaya çıkışıyla geldi. MÖ birinci binyılın başlarından itibaren, bozkırda atlı okçuluk yaygınlaştı. Atlı okçu, savaş arabasına göre çok daha ucuz, hızlı ve hareketliydi; arabanın geçemediği engebeli arazide de ilerleyebiliyordu. Bir bozkır topluluğunda, hemen her yetişkin erkek bir atlı okçuydu. Bu, bozkır halklarına, nüfusları yerleşik komşularından çok daha az olmasına rağmen, büyük bir askerî güç sağladı.
Cevap — atın değiştirdiği dünya
At, evcilleştirildikten sonra insanlık tarihini birkaç farklı biçimde dönüştürdü. İlk olarak, mesafeleri küçülttü: insanlar, mallar, haberler ve fikirler, daha önce hiç olmadığı kadar hızlı hareket etmeye başladı. İkinci olarak, bozkırın geniş otlaklarında büyük sürüleri yönetmeyi mümkün kılarak göçebe hayvancılığı güçlendirdi. Üçüncü olarak, savaş arabası ve ardından atlı okçu, savaşın ve devletler arasındaki güç dengesinin doğasını değiştirdi. Bozkır halkları, yerleşik dünyanın büyük devletlerine karşı, atları sayesinde yüzyıllar boyunca etkili bir güç olarak kaldı. Yine de at, kendi başına bir kader değildi. Aynı atlara sahip bozkır toplulukları, çoğu zaman birbirleriyle çekişen küçük gruplar olarak yaşadı; atın sağladığı gücü büyük bir siyasi birliğe dönüştüren şey, önderlik, ittifaklar ve yerleşik komşularla kurulan ilişkilerdi. At, bir imkân sundu; o imkânı tarihe dönüştüren, insanların kararlarıydı.
Yaygın yanlış«At, bozkırda bir kez evcilleştirildi ve oradan dünyaya yayıldı; bunu Botay kanıtlıyor.»
Botay, uzun süre atın ilk evcilleştirildiği yer olarak görüldü, ama son genetik araştırmalar, Botay atlarının bugünkü evcil atların atası olmadığını gösterdi. Bugünkü evcil atların atası, İdil–Don bozkırında, Botay'dan yaklaşık bin yıl sonra ortaya çıkan bir soydur. Atın evcilleştirilmesinin birden çok yerde, farklı aşamalarda denenmiş olması ve bazı denemelerin sonradan kaybolması mümkündür. Bu konu, yeni kanıtlar geldikçe değişen, açık bir araştırma alanıdır.
Bugünle bağ — Erzurum'da cirit
Atlı okçuluk ve atlı mızrak oyunları, bozkır kültürünün yüzyıllar boyunca Anadolu'ya taşınan izlerinden biridir. Türkiye'de, özellikle Erzurum, Bayburt ve çevresinde, iki atlı takımın birbirine küt uçlu tahta çubuklar fırlattığı cirit oyunu, düğünlerde ve bayramlarda hâlâ oynanıyor. Oyun, atlıların at üstünde dönme, kaçma, yaklaşma ve çubuktan sakınma becerisine dayanır. Bir zamanlar bozkırın atlı savaşçılarının eğitiminin parçası olan bu beceriler, bugün bir spor ve bir şenlik olarak yaşıyor. Aynı Anadolu toprağında, Hattuşa'nın tabletlerinde bir at eğiticisinin sözleri, bin yıllardır bu topraklarda atın değerini hatırlatıyor.
Birincil kaynak
Sima Qian'ın Tarihçi'nin Kayıtları'nın Fergana (Dayuan) bölümünden; bölüm büyük ölçüde Han elçisi Zhang Qian'ın batıya yaptığı yolculuktan getirdiği bilgilere dayanır. Han sarayının uzak batıdaki atlara duyduğu ilgiyi anlatan parçalar:
大宛在匈奴西南,在漢正西,去漢可萬里。其俗土著,耕田,田稻麥。有蒲陶酒。多善馬,馬汗血,其先天馬子也。……初,天子發書易,云「神馬當從西北來」。得烏孫馬好,名曰「天馬」。及得大宛汗血馬,益壯,更名烏孫馬曰「西極」,名大宛馬曰「天馬」云。……俗嗜酒,馬嗜苜蓿。漢使取其實來,於是天子始種苜蓿、蒲陶肥饒地。
Türkçesi: Dayuan, Hunların güneybatısında, Han'ın tam batısında, Han'dan aşağı yukarı on bin li uzaklıktadır. Halkı yerleşiktir, tarla sürer, pirinç ve buğday eker. Üzüm şarabı vardır. Pek çok iyi atı vardır; atları kan terler ve bunların ataları gök atlarının yavrularıdır… Önceleri, Hükümdar Değişimler Kitabı'na başvurmuş ve kitap «Kutsal atlar kuzeybatıdan gelecek» demişti. Wusun'un iyi atlarını elde edince onlara «gök atları» adını verdi. Dayuan'ın kan terleyen atlarını elde edince, bunların daha güçlü olduğunu gördü; Wusun atlarının adını «Batının Ucu» olarak değiştirdi, Dayuan atlarına «gök atları» dedi… Halk şaraba düşkündür, atlar da yoncaya düşkündür. Han elçileri bunların tohumunu getirdi ve Hükümdar, verimli topraklarda yonca ve üzüm ektirmeye başladı.
Kaynak: Shiji, 123. kitap («Dayuan liezhuan»), Sima Qian; metin Çince Vikikaynak'tan. Türkçesi, Çincesinden bizim.
- Han hükümdarının Fergana atlarına bu kadar önem vermesinin askerî ve siyasi nedenleri neler olabilir? Bozkır halklarıyla rekabeti düşünerek açıkla.
- Atların «kan terlediği» ve «gök atlarının yavrusu» olduğu ifadeleri, bir tarihçi için nasıl değerlendirilmeli? Bunlar gözlem mi, efsane mi, yoksa ikisinin karışımı mı?
- Yoncanın atlarla birlikte Çin'e getirilmesi, atın bir ülkeden ötekine taşınmasının yalnızca bir hayvanın taşınması olmadığını nasıl gösteriyor?
Tarihçiler Tartışıyor
- David W. Anthony (2007) — The Horse, the Wheel, and Language adlı kitabında, atın evcilleştirilmesini, tekerlekli araçları ve Hint-Avrupa dillerinin yayılmasını birbirine bağladı; binicilik izlerine dayanarak atın, MÖ dördüncü binyılda bozkırda binilmeye başlandığını savundu.
- Alan Outram ve arkadaşları (2009) — Botay'daki gem aşınmalarını, kemik ölçümlerini ve çömleklerdeki kısrak sütü kalıntılarını birlikte değerlendirerek, atın Botay'da MÖ dördüncü binyılda hem binildiğini hem de sağıldığını öne sürdüler.
- William Timothy Taylor ve Christina Barrón-Ortiz (2021) — Botay atlarının dişlerindeki aşınmaların, gem kullanmayan yabani atlarda da görülebileceğini göstererek, Botay'ın erken binicilik kanıtı olarak kullanılmasına itiraz ettiler.
- Pablo Librado, Ludovic Orlando ve arkadaşları (2024) — Yüzlerce eski at genomunu inceleyerek, atın geniş ölçekli binek ve ulaşım aracı olarak yayılmasının, MÖ 2200 dolaylarında başladığını ve bundan önceki büyük bozkır göçlerinde atın belirleyici olmadığını öne sürdüler.
Bu tartışma, atın evcilleştirilmesinin ne zaman ve nerede başladığı konusunda, arkeolojik kanıtlarla genetik kanıtların farklı sonuçlara varabileceğini gösteriyor. Anthony ile Outram, binicilik izlerini erken tarihlere taşırken, Taylor ve Barrón-Ortiz, bu izlerin yorumlanmasına itiraz ediyor. Genetik araştırmalar ise atın geniş ölçekli yayılmasını daha geç bir döneme yerleştiriyor. Tartışmanın bir boyutu da yöntemle ilgili: arkeologlar kemiklerdeki izleri ve buluntu bağlamını yorumlarken, genetikçiler soy ağaçlarını ve gen sıklıklarını hesaplıyor; iki yöntemin vardığı tarihleri uzlaştırmak, bu alanın en zor işlerinden biri. Yeni kanıtlar, bu konudaki görüşleri sürekli olarak değiştirmeye devam ediyor.
Derine İn
Atın evcilleştirilmesi, yalnızca bir hayvanın denetim altına alınması değildi; bir dizi buluşu da beraberinde getirdi. Gem ve dizgin, atın yönlendirilmesini sağladı. Eyer, binicinin at sırtında daha uzun süre ve daha rahat durmasını mümkün kıldı. Ayakta durmayı ve at üzerinde dengeyi sağlayan üzengi ise çok daha geç, birinci binyılın ortalarında Doğu Asya'da yaygınlaştı ve oradan batıya yayıldı. Her yeni koşum aracı, binicinin at üzerindeki gücünü ve becerisini artırdı.
Atlı okçuluk, bir yay türünün gelişimiyle de yakından bağlantılıydı. Bozkır halklarının kullandığı kısa, çift kıvrımlı bileşik yay, ağaç, boynuz ve sinirin katman katman yapıştırılmasıyla yapılıyordu. Bu yay, kısa olmasına karşın büyük bir güç taşıyordu ve at üzerinde kolayca kullanılabiliyordu. Bir bileşik yayın yapımı, aylar, hatta yıllar sürebilen büyük bir ustalık gerektiriyordu.
At, toplumsal yapıyı da değiştirdi. Bir topluluğun zenginliği, sahip olduğu at sayısıyla ölçülmeye başlandı. Atlar, düğünlerde başlık olarak, barış anlaşmalarında hediye olarak, ticarette değişim aracı olarak kullanıldı. Bozkır seçkinleri, ölülerini sık sık atlarıyla birlikte gömdü. Bazı mezarlarda, zengin koşum takımlarıyla süslenmiş onlarca at kalıntısı bulundu. At, yalnızca bir araç değil, bir statü simgesi ve dünyayı anlamlandırmanın bir parçasıydı.
Yerleşik devletler, bozkırın atlı gücüne karşı kendi atlı birliklerini kurmaya çalıştı. Ama bu, kolay değildi. Atlar, geniş otlaklara ihtiyaç duyuyordu ve tarım toprakları, büyük at sürülerini beslemek için yeterli değildi. Bu yüzden Çin gibi yerleşik devletler, atlarının önemli bir bölümünü bozkır halklarından satın almak zorunda kaldı. Çin'in ipek karşılığında bozkırdan at aldığı ticaret, yüzyıllar boyunca iki dünya arasındaki ilişkinin temel taşlarından biri oldu.
Atın evcilleştirilmesi, atın bedenini de değiştirdi. Yüzyıllar boyunca insanlar, belirli işler için belirli özelliklere sahip atları seçerek üretti. Bozkırın küçük boylu, dayanıklı ve az yemle yetinebilen atları, uzun mesafeli yolculuklar ve sert kışlar için uygundu; ama yerleşik devletlerin istediği daha iri ve güçlü atlar, daha bol yem ve daha iyi otlak gerektiriyordu. Fergana'nın ünlü atları gibi bazı soylar, bu yüzden uzak saraylarda büyük bir değer kazandı. Atın soyunu, rengini ve hızını kayda geçiren soy kütükleri ve at bilgisine ayrılmış kitaplar, birçok toplumda saygın bir uzmanlık alanı oldu.
Atın sağladığı hız, haberleşmeyi de dönüştürdü. Büyük imparatorluklar, belirli aralıklarla kurulan istasyonlarda dinlenmiş atların beklediği posta sistemleri kurdu. Pers İmparatorluğu'nun kraliyet yolu ve çok daha sonra Moğol İmparatorluğu'nun yam adı verilen posta ağı, haberlerin günler içinde imparatorluğun bir ucundan öbür ucuna ulaşmasını sağladı. Bu ağlar, uzak bölgeleri tek bir merkezden yönetmeyi mümkün kıldı.
Atın tarihteki rolü, yirminci yüzyılın başına kadar sürdü. Motorlu taşıtların ve tankların yaygınlaşması, atı tarlalardan, yollardan ve savaş alanlarından büyük ölçüde çekti. Ama bozkırın bazı bölgelerinde, at hâlâ gündelik yaşamın, ekonominin ve kültürün merkezinde yer alıyor. Moğolistan'da yaz şenliklerinde düzenlenen uzun mesafeli at yarışları, bu eski ilişkinin bugün de canlı bir parçasıdır.
Uzman Notu
Temel literatür
- David W. Anthony, The Horse, the Wheel, and Language: How Bronze-Age Riders from the Eurasian Steppes Shaped the Modern World (Princeton: Princeton University Press, 2007).
- Alan K. Outram ve diğerleri, «The Earliest Horse Harnessing and Milking», Science 323 (2009).
- Charleen Gaunitz ve diğerleri, «Ancient genomes revisit the ancestry of domestic and Przewalski's horses», Science 360 (2018).
- William Timothy Taylor ve Christina Isabelle Barrón-Ortiz, «Rethinking the evidence for early horse domestication at Botai», Scientific Reports 11 (2021).
- Pablo Librado ve diğerleri, «Widespread horse-based mobility arose around 2200 BCE in Eurasia», Nature 631 (2024).
- Pita Kelekna, The Horse in Human History (Cambridge: Cambridge University Press, 2009).
Arşiv ve kaynak
Atın evcilleştirilmesinin kaynakları arasında arkeolojik kazılardan çıkan at kemikleri, dişler, koşum takımları ve savaş arabası mezarları; çömleklerdeki süt kalıntılarının kimyasal analizleri; eski at kalıntılarından elde edilen genetik veriler; Hitit, Mısır, Asur ve Çin metinlerindeki at ve savaş arabası kayıtları; Yunan, Roma ve Çin tarihçilerinin atlı halklar hakkındaki anlatıları vardır. Sima Qian'ın Fergana bölümü Çince Vikikaynak'ta, Ammianus Marcellinus'un Rolfe çevirisi LacusCurtius sitesinde okunabilir.
Açık sorular
- Botay'daki atlar evcilleştirilmiş miydi, yoksa insanlar yalnızca yabani atları mı avlıyordu?
- At ilk kez binek olarak mı, yoksa et ve süt için mi evcilleştirildi?
- Atın yayılması, dillerin ve toplulukların yayılmasıyla ne ölçüde bağlantılıydı?
Mini sınav
- (Hedef 1) Son genetik araştırmalara göre bugünkü evcil atların ataları nerede ortaya çıktı? A) Kuzey Kazakistan'daki Botay'da B) Mısır'da C) İdil ve Don ırmakları arasındaki bozkırda D) Çin'de
- (Hedef 1) 2018'deki genetik araştırma Botay atları hakkında neyi gösterdi? A) Bugünkü bütün evcil atların ataları olduklarını B) Bugünkü evcil atların değil, Przewalski atlarının ataları olduklarını C) Hiç at olmadıklarını D) Çin'den getirildiklerini
- (Hedef 2) Atlı okçunun savaş arabasına göre üstünlüğü neydi? A) Daha pahalı olması B) Yalnızca düz arazide kullanılabilmesi C) Daha yavaş olması D) Daha ucuz, hızlı ve engebeli arazide de hareket edebilmesi
- (Hedef 3) Hattuşa arşivlerindeki at eğitimi metni hangi at eğiticisinin adıyla açılır? A) Kikkuli B) Zhang Qian C) Ammianus D) Sima Qian
- (Hedef 3) Ammianus Marcellinus'un Hunlar hakkındaki anlatısı için hangisi doğrudur? A) Hunları yakından tanıyan bir tanığın tarafsız gözlemidir B) Atla iç içe yaşamı anlatır, ama korku ve önyargı diliyle yazılmıştır C) Hunların tarımla geçindiğini söyler D) Hunların savaş arabası kullandığını anlatır
Açık uçlu soru
(Hedef 2) Atın evcilleştirilmesi, bozkır halklarıyla yerleşik devletler arasındaki ilişkiyi nasıl dönüştürdü? Cevabında Kikkuli metnini, Sima Qian'ın Fergana atları anlatısını ve Ammianus Marcellinus'un Hunlar betimlemesini kullan.
Cevaplar
- C — İdil ve Don ırmakları arasındaki bozkırda.
- B — Bugünkü evcil atların değil, Przewalski atlarının ataları olduklarını.
- D — Daha ucuz, hızlı ve engebeli arazide de hareket edebilmesi.
- A — Kikkuli.
- B — Atla iç içe yaşamı anlatır, ama korku ve önyargı diliyle yazılmıştır.
Kapsamlı bir cevap, atın önce savaş arabasıyla, ardından atlı okçulukla savaşın doğasını değiştirdiğini; bozkır halklarının, nüfusları az olmasına karşın atları sayesinde yerleşik devletlere karşı büyük bir askerî güç kazandığını; yerleşik devletlerin ise at yetiştirmek için yeterli otlağa sahip olmadıkları için atlarını bozkırdan ya da uzak bölgelerden sağlamak zorunda kaldığını açıklar. Kikkuli metnini, savaş arabası çağında at eğitiminin uzmanlık isteyen ve bölgeden bölgeye taşınan bir bilgi olduğunun kanıtı olarak; Sima Qian'ın anlatısını, Han Çin'inin bozkırla rekabet ederken iyi atlara ne kadar önem verdiğinin tanıklığı olarak; Ammianus'un betimlemesini ise atlı bir halkın yaşamının atla ne kadar iç içe geçtiğini, ama yerleşik bir yazarın korku ve önyargı diliyle aktaran bir metin olarak kullanır.
Sonraki bölüme köprü
Bu derste, bozkır seçkinlerinin ölülerini atları ve süslü koşum takımlarıyla birlikte toprağa verdiğini gördük. Bozkırın dört bir yanına dağılmış toprak yığınlarıyla örtülü mezarlar, kurganlar, yazısız halkların bıraktığı en zengin arşivlerden biridir. Altay Dağları'ndaki Pazırık kurganlarından birinde, buz içinde korunmuş, dünyanın bilinen en eski düğümlü halısı bulundu. Bir sonraki derste, kurganların nasıl yapıldığını, içlerinden neler çıktığını ve Pazırık halısının bozkır dünyası hakkında bize neler anlattığını inceleyeceğiz.