Öğrenme hedefleri
- Piri Reis haritasının ne zaman, kim tarafından ve hangi kaynaklardan yararlanılarak yapıldığını açıklayabileceksin.
- Haritanın Kolomb'un kayıp haritasıyla bağını ve bu bağın neden önemli olduğunu anlatabileceksin.
- Haritanın çevresinde gelişen «Antarktika» ve «ileri uygarlık» iddialarını kanıtlara dayanarak değerlendirebileceksin.
Okuma metni
Kanca — bir sarayın rafında unutulmuş bir kıta
9 Kasım 1929'da İstanbul'daki Topkapı Sarayı'nda, sarayın müzeye dönüştürülmesi için yapılan sayım çalışması sırasında hayvan derisi üzerine çizilmiş, kenarları renkli, bir kısmı kopmuş bir harita parçası bulundu. Haritanın sol yanında garip bir kıyı çizgisi vardı: bugün Güney Amerika dediğimiz toprakların doğu kıyısı ve Karayip adaları. Kenardaki bir notta haritayı yapanın adı yazıyordu: Kemal Reis'in yeğeni Piri.
Harita, Kristof Kolomb'un Amerika'ya ulaşmasından yalnızca yirmi bir yıl sonra, 1513'te çizilmişti. Haritayı tanıyan ve bilim dünyasına duyuran, o sırada İstanbul'da bulunan Alman Doğubilimci Paul Kahle oldu. Kısa sürede bir sansasyona dönüştü: Amerika'yı gösteren en eski haritalardan biriydi, üstelik bir Osmanlı denizcisinin elinden çıkmıştı. Sonraki yıllarda harita, gerçek bir tarih belgesi olarak incelendiği kadar, gizemli iddiaların da konusu oldu. Bu harita gerçekte ne gösteriyor ve bir Osmanlı denizcisi Amerika'yı nasıl çizebildi?
Bağlam — bir korsan ailesinden bir haritacı
Piri Reis, 15. yüzyılın sonlarında, büyük olasılıkla Gelibolu'da doğdu. Gençliğini amcası Kemal Reis'in yanında, Akdeniz'de korsanlık ve Osmanlı donanması adına deniz seferleriyle geçirdi. Kemal Reis, Osmanlı'nın deniz gücünün kurucularından biri sayılır ve Batı Akdeniz'den Kuzey Afrika kıyılarına kadar geniş bir alanda sefer yaptı. Piri, bu seferlerde limanları, kıyıları, akıntıları ve rüzgârları yakından tanıdı. Aynı yıllarda Akdeniz, farklı dinlerden ve dillerden denizcilerin, tüccarların, esirlerin ve dönmelerin sürekli karşılaştığı bir dünyaydı; bir denizci, İtalyanca, İspanyolca ya da Rumca konuşan birinden bir kıyının sırrını öğrenebilirdi. Piri'nin bilgisi de bu çok dilli deniz kültürünün ürünüydü.
Kemal Reis 1511'de öldükten sonra Piri, Gelibolu'ya çekildi ve topladığı bilgileri bir araya getirmeye başladı. 1513'te dünya haritasını, 1521'de ise Akdeniz'in kıyılarını, limanlarını ve adalarını ayrıntılı anlatan Kitab-ı Bahriye'yi, yani «Denizcilik Kitabı»nı hazırladı. Piri Reis sonraki yıllarda Osmanlı donanmasında yükseldi, Kızıldeniz ve Hint Okyanusu'nda Portekizlilere karşı seferlere çıktı. Uzun ve hareketli bir hayatın sonunda, 1550'lerin başında Mısır'da idam edildi; hayatının bu son dönemi, Osmanlı'nın Hint Okyanusu'ndaki rekabetinin bir parçasıdır. Harita, Yavuz Sultan Selim'e sunuldu; bu sunumun 1517'de, padişahın Mısır seferi sırasında gerçekleştiği yaygın biçimde kabul edilir.
Gelişme — yirmi haritadan bir harita
Piri Reis'in haritası bir keşif haritası değil, bir derleme haritası. Piri Amerika'ya hiç gitmedi. Haritanın kenarındaki notlarda, onu hazırlarken yararlandığı kaynakları açıkça sayar: Batlamyus'un eserine dayanan eski dünya haritaları, Arapça bir Hindistan haritası, Portekizlilerin Hint Okyanusu ve Asya haritaları ve Kolomb'un yeni keşfettiği topraklara ait bir harita. Toplamda yaklaşık yirmi kaynağı birleştirdiğini söyler.
Haritanın hayatta kalan kısmı, özgün dünya haritasının yaklaşık üçte biri: Atlantik Okyanusu, Avrupa'nın ve Afrika'nın batı kıyıları, Güney Amerika'nın doğu kıyısı ve Karayip adaları. Hayvan derisinden bir parşömen üzerine çizilmiş, yaklaşık doksan santimetreye altmış santimetre büyüklüğünde. Üzerinde kıyıları, adaları, yön çizgilerini ve kenar notlarını; ayrıca gemi resimlerini, hayvanları ve insan figürlerini görmek mümkün. Bu resimler süs değil, bilgi taşıyordu: bir bölgede hangi hayvanların yaşadığına, hangi halkların bulunduğuna dair duyulanları görsel olarak aktarıyordu. Haritanın bir kısmı gerçekçi gözlemlere, bir kısmı ise o dönemin Avrupa'sında dolaşan tuhaf anlatılara dayanıyordu.
Kenar notlarından biri, haritanın ne zaman ve nerede yapıldığını açıkça söyler: Kemal Reis'in yeğeni olarak tanınan Piri, haritayı 919 yılının Muharrem ayında Gelibolu'da yazmıştır. Bu tarih 1513 yılının mart ve nisan aylarına denk gelir. Hicri takvimin ay yılına dayandığını hatırlamak, bu tür bir tarihi doğru çevirmek için şarttır. Notlar yalnızca bir imza değil, haritacının kendi yöntemini açıklayan bir önsöz gibidir. Piri, farklı kaynakları nasıl uzlaştırdığını, hangi bölgelerde hangi kaynağa güvendiğini de anlatır. Bu, 16. yüzyıl haritacıları arasında bile her zaman görülmeyen bir şeffaflık: haritacı okura, bilgisinin nereden geldiğini açıkça söylüyor.
Dönüş noktası — Kolomb'un kayıp haritası
Haritanın asıl önemi, gösterdiği yerlerden çok, taşıdığı kaynaktan geliyor. Kolomb'un Amerika'ya yaptığı yolculuklar sırasında çizdiği ya da çizdirdiği haritalar günümüze ulaşmadı. Piri Reis haritası, bu kayıp haritaların izini taşıyan en önemli belgelerden biri olarak görülüyor. Haritadaki Karayip adalarının biçimi ve adları, Kolomb'un yolculuklarına ait bilgilerle örtüşüyor; bazı ayrıntılar, Kolomb'un Hispaniola ve çevresi hakkındaki kendine özgü, zaman zaman yanlış fikirlerini yansıtıyor.
Harita tarihçisi Gregory McIntosh, haritanın bu özelliklerini ayrıntılı biçimde inceleyerek Piri'nin elinde Kolomb'un yolculuklarına dayanan bir haritanın bulunduğu görüşünü destekledi. Bir Osmanlı denizcisinin böyle bir haritaya nasıl ulaştığı ise açık bir soru; haritanın kendi notları bu konuda bir ipucu verse de, zinciri baştan sona doğrulayan başka bir belge yok. Kemal Reis'in Batı Akdeniz'deki seferleri sırasında İspanyol gemilerinden ele geçirilen belgeler ve esirler, olası yollardan biri olarak öne sürülüyor. Haritanın notlarından birine göre, Kemal Reis'in esir aldığı ve Kolomb'la birlikte yolculuklara katıldığını söyleyen bir İspanyol denizci, bu bilgilerin kaynaklarından biriydi. Bu anlatının ayrıntıları başka belgelerle doğrulanamasa da, bilgi dolaşımının nasıl işlediğini gösteren çarpıcı bir iz.
Yaygın yanlış«Piri Reis haritası Antarktika'nın buzsuz kıyılarını gösteriyor» iddiası 1960'lardan beri yaygındır.
Charles Hapgood'un 1966'da ortaya attığı bu iddia, haritanın güney kısmındaki kıyı çizgisini yanlış yorumlamaya dayanır. Haritacılar ve jeologlar, bu kıyının büyük olasılıkla Güney Amerika kıyısının bozulmuş bir çizimi olduğunu; Antarktika'nın ise milyonlarca yıldır buzla kaplı olduğunu gösterdi.
Yaygın yanlış«Harita, kayıp bir ileri uygarlıktan ya da uzaylılardan kalma bilgilere dayanıyor» diye anlatılır.
Haritanın kendi kenar notları kaynaklarını açıkça sayar ve bu kaynakların hepsi 15. ve 16. yüzyıl Avrupa, Arap ve Batlamyus geleneğine aittir. Haritanın doğruluk ve hataları, tam da bu kaynakların doğruluk ve hatalarıyla açıklanabilir.
Cevap — bir derleme, bir tanıklık
Öyleyse Piri Reis haritası gerçekte ne gösteriyor? En kısa cevap: 16. yüzyılın başında Akdeniz dünyasında dolaşan coğrafi bilginin, bir Osmanlı denizcisinin elinde birleşmiş hâlini. Harita, Avrupa'nın, Arap dünyasının ve Batlamyus geleneğinin bilgilerini tek bir yüzeyde topladı ve Kolomb'un kayıp haritasının izini taşıdı. Piri Reis'in başarısı, Amerika'yı keşfetmek değil, dağınık kaynakları dikkatle birleştirip kaynaklarını dürüstçe belirtmekti.
Bu yüzden harita iki ayrı hikâyeyi birlikte anlatıyor. Biri, Osmanlı'nın Akdeniz'de Avrupalı rakipleriyle aynı bilgi dünyasının içinde olduğunu gösteren gerçek bir tarih hikâyesi. Öteki ise 20. yüzyılda haritanın etrafında büyüyen, belgeden kopuk efsanelerin hikâyesi. İkisini birbirinden ayırmak, haritayı doğru okumanın ilk adımı. Bunu yapmanın en iyi yolu da Piri'nin kendi yöntemini izlemek: bir bilginin nereden geldiğini sormak ve farklı kaynakları karşılaştırmak. Haritanın yapıcısı, onu efsaneye dönüştürenlerden daha iyi bir tarihçiydi.
Bugünle bağ — bir ulusal sembolün iki yüzü
Piri Reis haritası bugün Türkiye'de ulusal bir sembol. Paralarda, pullarda ve okul kitaplarında yer aldı; 2013'te haritanın yapılışının beş yüzüncü yılı UNESCO tarafından da anıldı ve harita 2017'de UNESCO'nun Dünya Belleği Kayıtları'na alındı. Bu ilgi, Osmanlı'nın denizcilik ve bilim tarihine dikkat çekmesi açısından değerli; birçok öğrenci Osmanlı haritacılığıyla ilk kez bu harita sayesinde tanışıyor.
Ama aynı ilgi, haritanın çevresindeki efsaneleri de besliyor. İnternette haritayı Antarktika'nın ya da uzaylıların kanıtı olarak sunan sayısız içerik var. Haritanın gerçek hikâyesi, yani bir denizcinin yirmi farklı kaynağı karşılaştırarak dünyayı anlamaya çalışması, efsanelerden daha az heyecan verici görünebilir. Oysa bu hikâye, bir bilginin nasıl toplandığını, nasıl dolaştığını ve nasıl sınandığını gösteriyor; bugün bilgi kaynaklarını değerlendirirken ihtiyaç duyduğumuz becerinin ta kendisi.
Birincil kaynak
Haritanın kenar notlarından biri, haritacının kimliğini ve haritanın yapıldığı yeri ve zamanı bildirir. Notun günümüz yazısına aktarılmış metni:
İşbu haritayı Kemal Reis'in birâderzâdesi unvânıyla müştehir Pîrî ibni Hacı Mehmed, dokuz yüz on dokuz senesi Muharreminde Gelibolu'da tahrir eylemiştir.
Kaynak: Piri Reis dünya haritası (1513), kenar notu; Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi. Transkripsiyon, haritanın yaygın olarak yayımlanan Türkçe okumasından; günümüz Türkçesiyle: «Bu haritayı, Kemal Reis'in yeğeni olarak tanınan Hacı Mehmed oğlu Piri, 919 yılının Muharrem ayında Gelibolu'da yazmıştır.»
Transkripsiyonlar arasında küçük farklar olabilir; bu yüzden haritanın kendisini görmek ve farklı okumaları karşılaştırmak gerekir. Not kısa ama çok şey söylüyor: haritacı kendini ünlü bir amcanın yeğeni olarak tanıtıyor, tarihi hicri takvimle veriyor ve bir yer adı belirtiyor.
- Piri Reis kendini neden kendi adıyla değil, «Kemal Reis'in yeğeni» olarak tanıtıyor?
- Hicri 919 yılının Muharrem ayını Miladi takvime çevirmek için neye ihtiyaç duyarsın?
- Bir haritanın kenar notları, tarihçiye haritanın içeriği kadar değerli bilgi verebilir mi?
Tarihçiler Tartışıyor
- Paul Kahle (1930'lar) — Haritayı ilk tanımlayan ve bilim dünyasına duyuran Alman Doğubilimci. Onun çalışmaları, haritanın Türkiye'de ve Avrupa'da kısa sürede tanınmasını sağladı ve sonraki bütün araştırmaların başlangıç noktası oldu. Haritanın Kolomb'un kayıp haritasına dayandığını ilk kez ileri sürdü ve Amerika'nın erken kartografyası için önemini vurguladı.
- Charles Hapgood (1966) — Maps of the Ancient Sea Kings'te haritanın güney kıyısının buzsuz Antarktika'yı gösterdiğini ve bu bilginin kayıp bir ileri uygarlıktan geldiğini savundu. İddia akademik çevrelerce reddedildi, ama popüler kültürde çok yayıldı.
- Svat Soucek (1996) — Osmanlı haritacılığını ve Piri Reis'in eserlerini, Akdeniz portolan geleneği içinde inceledi. Piri'yi Akdeniz'in çok dilli denizcilik kültürünün bir parçası olarak ve Kitab-ı Bahriye'yi dönemin en ayrıntılı denizcilik eserlerinden biri olarak konumlandırdı.
- Gregory McIntosh (2000) — The Piri Reis Map of 1513'te haritanın her bölümünü kaynaklarıyla karşılaştırdı; Kolomb'a dayanan kısımları ayrıntılı olarak gösterdi ve Antarktika iddiasını sistematik biçimde çürüttü.
Bu yorumlar, aynı haritaya bakan dört farklı bakışı gösteriyor: keşif heyecanı, efsane üretimi, kültürel bağlam ve titiz kaynak karşılaştırması. Akademik tartışmanın asıl sorusu, Piri'nin kaynaklarına nasıl ulaştığı ve onları nasıl birleştirdiği. Hapgood'un iddiası ise bir akademik tartışma olmaktan çok, akademinin dışında yaşayan bir popüler anlatı olarak incelenmeyi hak ediyor; onun yaygınlığı, haritanın ünlenmesinde bilimsel çalışmalar kadar etkili oldu.
Derine İn
Piri Reis haritası, bir haritanın «doğruluğunu» neyle ölçtüğümüz sorusunu açıyor. Modern bir harita gibi okunduğunda harita pek çok hata taşıyor: Karayip adalarının biçimleri bozuk, Güney Amerika kıyısı yer yer yanlış yönlere kıvrılıyor, ölçekler tutarsız. Ama 16. yüzyıl başının bilgi koşullarında okunduğunda, harita olağanüstü bir başarı: birbirinden farklı projeksiyonlarla çizilmiş, farklı dillerde yazılmış kaynakları birleştirmek başlı başına zor bir işti. Bir tarihçi haritayı bugünün standartlarıyla değil, kendi çağının olanaklarıyla değerlendirmeli. Aynı yıllarda Avrupa'da çizilen dünya haritaları da benzer hatalar taşıyordu; yeni keşfedilen toprakların biçimi, her yeni yolculukla birlikte değişiyordu.
İkinci bir mesele, haritanın yolculuğu. Harita 1513'te yapıldı, bir padişaha sunuldu ve dört yüz yıldan uzun süre saray kütüphanesinde, kimse onun önemini fark etmeden durdu. 1929'da yeniden bulunması, genç Türkiye Cumhuriyeti'nin tarih araştırmalarına büyük önem verdiği bir döneme denk geldi. Harita kısa sürede Türk bilim ve denizcilik tarihinin bir sembolüne dönüştü; üzerine yazılar yazıldı, kopyalar çoğaltıldı. Bir belgenin keşfedildiği an, onun hangi anlamla yükleneceğini de belirleyebiliyor. Harita üzerine yapılan ilk Türkçe çalışmalar, onu çoğu zaman ulusal bir başarının kanıtı olarak sundu; sonraki araştırmalar ise onu Akdeniz'in ortak bilgi dünyasının bir ürünü olarak yeniden konumlandırdı. İki bakış birbirini dışlamıyor, ama farklı soruları öne çıkarıyor.
Antarktika iddiası, «sahte tarih»in nasıl işlediğini gösteren bir vaka olarak incelenmeye değer. Hapgood, haritadaki kıyı çizgisini Antarktika'nın buz altındaki kıyısıyla eşleştirmeye çalıştı. Bu eşleştirme için haritanın ölçeğini ve yönlerini seçici biçimde değiştirmesi gerekti; uymayan kısımları görmezden geldi. Ayrıca iddia, Antarktika'nın insanlık tarihi boyunca buzsuz olduğu varsayımına dayanıyordu; bu varsayım jeolojik kanıtlarla çelişiyor. Sahte tarihin tipik özelliği burada görülüyor: önce çarpıcı bir sonuç seçilir, sonra kanıt o sonuca uyacak biçimde yorumlanır. Tarihçinin yöntemi ise tersidir: önce kanıt toplanır, sonuç ancak kanıtın izin verdiği ölçüde ileri sürülür.
Son olarak, harita Osmanlı'nın bilgi dünyasına dair önemli bir tanıklık. 16. yüzyıl başında Osmanlı denizcileri, İspanyol ve Portekiz keşiflerinden haberdardı ve bu bilgileri kendi amaçları için kullanıyordu. Piri Reis'in Kolomb'un haritasına sahip olması, Akdeniz'deki bilgi dolaşımının, savaşların ve dini sınırların ötesinde nasıl işlediğini gösteriyor. Aynı dönemde Osmanlı'nın Hint Okyanusu'nda Portekiz'le rekabete girdiği düşünülürse, harita yalnızca bir bilim eseri değil, stratejik bir bilgi belgesiydi.
Haritanın hayatta kalmayan üçte ikisi de ayrı bir soru. Kayıp kısım büyük olasılıkla Hint Okyanusu'nu ve Asya'yı gösteriyordu; yani Osmanlı'nın o yıllarda en çok ilgilendiği bölgeleri. Bugün elimizdeki parça, tesadüfen korunmuş bir bölüm olarak, haritanın bütününü değil, yalnızca Atlantik tarafını temsil ediyor. Haritayı «Amerika haritası» diye anmak, bu yüzden kısmen hayatta kalan parçanın bir yanılsaması: Piri'nin kendi gözünde harita bütün dünyayı anlatıyordu.
Uzman Notu
Temel literatür
- Gregory C. McIntosh, The Piri Reis Map of 1513 (Athens: University of Georgia Press, 2000).
- Svat Soucek, Piri Reis and Turkish Mapmaking after Columbus: The Khalili Portolan Atlas (Londra: Nour Foundation, 1996).
- Svat Soucek, «Islamic Charting in the Mediterranean», J. B. Harley ve David Woodward (ed.), The History of Cartography, c. 2, kitap 1 (Chicago: University of Chicago Press, 1992).
- Piri Reis, Kitab-ı Bahriye, ed. Ertuğrul Zekai Ökte, 4 cilt (İstanbul: Kültür ve Turizm Bakanlığı, 1988).
- Charles H. Hapgood, Maps of the Ancient Sea Kings: Evidence of Advanced Civilization in the Ice Age (Philadelphia: Chilton, 1966).
Arşiv ve kaynak
Haritanın özgün parçası Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi'nde korunur. Piri Reis'in 1528 tarihli ikinci dünya haritasının bir parçası da aynı kütüphanededir. Kitab-ı Bahriye'nin farklı yazma nüshaları İstanbul ve Avrupa kütüphanelerinde bulunur.
Açık sorular
- Piri Reis, Kolomb'a dayanan haritaya hangi yolla ulaştı ve bu harita hangi yolculuğa aitti?
- Haritanın kayıp üçte ikisinde Hint Okyanusu ve Asya nasıl gösteriliyordu?
- 1929'daki keşfin ve haritanın ulusal bir sembole dönüşmesinin, harita üzerine yapılan araştırmaları nasıl yönlendirdiği incelenebilir mi?
Mini sınav
- (Hedef 1) Piri Reis haritası hangi yıl yapıldı? A) 1492 B) 1513 C) 1521 D) 1929
- (Hedef 1) Piri Reis haritası hangi tür bir haritadır? A) Keşif sırasında gözlemle çizilmiş harita B) Birçok kaynağın birleştirildiği derleme harita C) Uydu haritası D) Kara haritası
- (Hedef 2) Haritayı bugün özellikle önemli kılan kaynak hangisidir? A) Kayıp Kolomb haritasının izini taşıması B) Batlamyus'un kayıp eseri C) Bir Çin haritası D) Uzaylılardan gelen bilgi
- (Hedef 2) Harita ne zaman ve nerede yeniden bulundu? A) 1453'te Ayasofya'da B) 1929'da Topkapı Sarayı'nda C) 1517'de Kahire'de D) 1966'da Amerika'da
- (Hedef 3) Haritanın Antarktika'yı gösterdiği iddiası için hangisi doğrudur? A) Haritacıların ve jeologların çoğu tarafından kabul edilir. B) Seçici yorumlara dayanır ve jeolojik kanıtlarla çelişir. C) Piri Reis'in kendi notunda yazar. D) UNESCO tarafından onaylanmıştır.
Açık uçlu soru
(Hedef 3) Bir arkadaşın internette gördüğü bir videoya dayanarak «Piri Reis haritası uzaylıların varlığını kanıtlıyor» diyor. Ona ne cevap verirdin? Haritanın gerçekte hangi kaynaklara dayandığını ve bu iddianın akıl yürütmesindeki hatayı göster.
Cevaplar
- B — Kenar notuna göre harita 919 yılının Muharrem ayında, yani 1513 baharında Gelibolu'da yapıldı.
- B — Piri Reis yaklaşık yirmi farklı kaynağı birleştirdi; Amerika'ya kendisi gitmedi.
- A — Kolomb'un kendi haritaları kayıp olduğu için, Piri Reis haritası onların izini taşıyan en önemli belgelerden biri sayılır.
- B — Harita 1929'da Topkapı Sarayı müzeye dönüştürülürken yapılan sayım çalışmasında bulundu.
- B — Hapgood'un iddiası haritanın ölçeğini ve yönünü seçici biçimde değiştirmeye dayanır; Antarktika milyonlarca yıldır buzla kaplıdır.
Değerlendirmede aranacak üç öğe var: haritanın kendi kenar notlarının kaynaklarını açıkça saydığını belirtmek; bu kaynakların 15. ve 16. yüzyılın bilinen Avrupa, Arap ve Batlamyus geleneğine ait olduğunu söylemek; ve iddianın sonuca göre kanıt seçen bir akıl yürütme olduğunu göstermek. Yalnızca «saçma» deyip kanıt sunmayan cevap ikna edici değildir.
Sonraki bölüme köprü
Haritanın efsanelerle nasıl sarıldığını tartışmak isteyen okur, harita tarihinin gerçek ile efsaneyi ayırdığı TM-223.04'e; Piri Reis'in denizcilik kitabını ve Osmanlı'nın Akdeniz bilgisini merak eden okur ise TM-214.07'ye geçebilir.