İçeriğe geç

Bölüm GT-003.05 · Seviye 0 — KapıSeviye 0

Aynı savaşı iki taraf nasıl farklı anlatır? Bakış açısı

GT-003 Tarihçi Gibi Düşünmek

2.664 kelime · yaklaşık 12 dakika okuma · seslendirme 8 dk

Dönem
MÖ 1274–1984
Bölge
Dünya
Tema
Tarih yöntemi · Savaş
Kişiler
II. Ramses · II. Muvatalli · III. Hattuşili · James Henry Breasted · Maurice Halbwachs · Hayden White · Pierre Nora · Trevor Bryce
Yerler
Kadeş · Asi Nehri · Hattuşa · Karnak · Ebu Simbel · İstanbul
Sınav
YKS konusu

Yapay zekâ desteğiyle yazıldı; tarih, rakam ve alıntılar kaynağından doğrulandı. Alan uzmanı denetimi henüz yapılmadı. Bir hata görürsen metnin ilgili yerini işaretleyip bildir.

Öğrenme hedefleri

  • Bir savaşın taraflarının aynı olayı neden farklı anlattığını, Kadeş Savaşı'nın Mısır ve Hitit kaynakları üzerinden açıklayabileceksin.
  • Bakış açısını belirleyen etkenleri, yani yazarın tarafını, amacını, okurunu ve anlatının biçimini tanıyabileceksin.
  • Farklı tarafların anlatılarını karşılaştırarak bir olayın daha dengeli bir yorumunu kurmanın yollarını değerlendirebileceksin.

Okuma metni

Kanca — tek başına bir kral

MÖ 1274 civarında, bugünkü Suriye'de Asi Nehri kıyısındaki Kadeş kentinin önünde, dönemin iki büyük gücünün orduları karşılaştı: Mısır firavunu II. Ramses ile Hitit kralı II. Muvatalli. Mısır'a dönen Ramses, bu savaşı büyük bir zafer olarak anlattı. Tapınakların duvarlarına kazıttığı yazıtlara ve kabartmalara göre, Hitit arabaları Mısır ordusunu gafil avlamış, askerleri kaçmış, firavun düşman ordusunun ortasında yapayalnız kalmıştı. Ama Ramses, tanrısı Amon'a yakarmış ve tek başına düşmana saldırmış, onları nehre dökmüştü.

Bu anlatı, Mısır'ın en büyük tapınaklarında, Karnak'ta, Luksor'da, Ebu Simbel'de ve başka yerlerde, defalarca tekrarlandı. Ama Hitit tarafının kaynakları, farklı bir tablo çiziyor: savaştan sonra Kadeş, Hitit denetiminde kaldı; Mısır ordusu güneye çekildi ve Hititler Suriye'deki etkilerini genişletti. Aynı savaş, iki tarafın gözünden bambaşka görünüyordu. Bu bölüm, bu farkın arkasındaki soruyu soruyor: aynı savaşı iki taraf nasıl ve neden farklı anlatır?

Bağlam — iki imparatorluk, bir sınır

MÖ on dördüncü ve on üçüncü yüzyıllarda Yakın Doğu'da birkaç büyük güç yarışıyordu. Mısır, güneyde; Hitit İmparatorluğu, başkenti bugünkü Çorum yakınlarındaki Hattuşa olan, Anadolu merkezli bir güçtü. İki imparatorluk arasındaki sınır, Suriye'nin kentlerinden geçiyordu ve bu kentlerin denetimi için sürekli bir rekabet vardı. Kadeş, bu sınırın en önemli kalelerinden biriydi.

Ramses, saltanatının beşinci yılında büyük bir orduyla kuzeye yürüdü. Mısır kaynaklarına göre, yakalanan iki casus Hitit ordusunun uzakta olduğunu söylemişti; ama bu bir tuzaktı. Hitit ordusu Kadeş'in arkasında saklanıyordu ve Mısır ordusu dağınık ilerlerken saldırdı. Bu noktaya kadar iki tarafın anlatıları birbirine yakın olabilir; ayrıştıkları yer, savaşın sonucudur.

Burada bir ayrıntıyı atlamamak gerekiyor: casusların hikâyesini de, pusunun hikâyesini de bize anlatan Mısır kaynaklarıdır. Hitit tarafının savaşın akışına dair bu ölçüde ayrıntılı bir anlatısı elimizde yok. Dolayısıyla savaş sahnesini kurarken bile tek bir tarafın gözünden bakıyoruz. Bu, Mısır anlatısının her ayrıntısının yanlış olduğu anlamına gelmez; ama o ayrıntıların hangi amaçla seçildiğini sormadan onları olduğu gibi kabul edemeyeceğimiz anlamına gelir. Bir casus hikâyesi, örneğin, yenilgiye yakın bir durumu açıklamanın ve suçu düşmanın hilesine yüklemenin kullanışlı bir yoludur.

Gelişme — bir zafer anlatısının yapısı

Ramses'in anlatısı, bir tarih kaydından çok, bir zafer destanıdır. Mısır'da firavun, tanrıların seçtiği ve dünyanın düzenini koruyan bir figürdü; onun bir savaştan yenik ya da berabere dönmesi, bu düzenin sarsılması anlamına gelirdi. Bu yüzden Ramses'in yazıtları, olayın ayrıntılarını değil, firavunun kahramanlığını ve tanrıların ona verdiği desteği öne çıkarır. Askerlerinin kaçtığını itiraf etmesi bile, bu çerçeveye hizmet eder: ordusu onu terk etmişti, ama o tek başına kazanmıştı.

Hitit tarafının kaynakları, bu kadar ayrıntılı bir savaş anlatısı bırakmadı; ama sonraki metinler, sonucun Hititler için olumlu olduğunu düşündürüyor. Muvatalli'nin kardeşi ve ardılı III. Hattuşili, sonradan yazdırdığı bir metinde, ağabeyinin Mısır kralına karşı sefere çıktığını ve Mısır'ın yenildiğini anlatır. Daha da önemlisi, savaştan sonra Kadeş ve çevresi Hitit etki alanında kaldı; Mısır'ın bu bölgedeki etkisi geriledi. Bugün tarihçilerin çoğu, savaşın ya berabere bittiğini ya da stratejik olarak Hititlerin lehine sonuçlandığını düşünüyor.

Bu yargıya nasıl varıldığına dikkat et. Tarihçiler, Ramses'in yazıtlarını çürüten başka bir savaş anlatısı bulmadılar; onun yerine, iki anlatıyı yan yana koyup ikisinin de iddia edemeyeceği bir şeye, yani savaştan sonraki yıllarda sınırın nereden geçtiğine baktılar. Bu yönteme karşılaştırmalı okuma diyebiliriz: aynı olayı anlatan birden fazla kaynağı birbirine karşı sınamak ve her birinin nerede sustuğunu, nerede abarttığını, başkalarıyla nerede örtüştüğünü görmek. Karşılaştırmalı okuma, iki tarafın ortasında bir yere varmak demek değildir; bazen bir taraf büyük ölçüde haklı çıkar. Ama bu sonuca ancak karşılaştırmadan sonra varılabilir.

Dönüş noktası — barışın iki nüshası

Kadeş'ten yaklaşık on beş yıl sonra, MÖ 1259 civarında, Ramses ile Hitit kralı III. Hattuşili bir barış antlaşması imzaladı. Bu antlaşma, dünyada iki tarafın metni de günümüze ulaşmış en eski barış antlaşmalarından biridir. Mısır nüshası, hiyerogliflerle Karnak ve Ramesseum tapınaklarının duvarlarına kazındı; Hitit nüshası ise dönemin diplomasi dili olan Akadca ile kil tabletlere yazıldı ve Hattuşa'da, bugünkü Boğazköy'de bulundu.

İki nüshanın karşılaştırılması, bakış açısının küçük ama anlamlı izlerini gösteriyor. Her iki taraf da, antlaşmayı karşı tarafın istediğini ima eden ifadeler kullandı. Mısır nüshası, Hitit kralının barış için Mısır'a başvurduğunu öne çıkarır; Hitit nüshası ise iki kralı eşit iki «kardeş» olarak sunar. Aynı metin, iki farklı sarayda, iki farklı okur kitlesi için, küçük ama önemli farklarla kaydedildi.

Bu antlaşma, bakış açısı sorusuna beklenmedik bir ışık tutuyor. Savaş anlatılarında iki taraf birbirinden bu kadar uzakken, antlaşma metinlerinde maddelerin büyük kısmı örtüşüyor: iki kral birbirine saldırmamayı, birbirine dışarıdan gelecek bir saldırıda yardım etmeyi ve birbirinin topraklarına kaçanları geri vermeyi taahhüt ediyor. Yani iki taraf, olan biteni farklı anlatmakta özgür olsa da, bundan sonra ne yapacaklarında anlaşmak zorundaydı. Tarihçi için bu, değerli bir ipucudur: iki tarafın ortak imzasını taşıyan bir belge, tek tarafın zafer yazıtından farklı türde bir kanıttır. Hiçbiri tarafsız değildir, ama biri karşı tarafın itirazına açık bir müzakerenin ürünüdür, öbürü değildir.

Bir de bu metinlerin kaderine bakalım. Mısır'ın zafer anlatısı, binlerce yıl boyunca tapınak duvarlarında görünür kaldı ve modern ziyaretçilerin gözünde Kadeş'in «resmî» hikâyesi oldu. Hitit kaynakları ise, Hattuşa'nın terk edilmesinden sonra toprak altında kaldı ve ancak yirminci yüzyılın başında Boğazköy kazılarıyla gün ışığına çıktı. Hangi bakış açısının bize daha önce ve daha yüksek sesle ulaştığı, yalnızca o günkü amaçlara değil, kaynakların sonraki yüzyıllarda nasıl korunduğuna da bağlıdır.

Yaygın yanlış«Bir savaşı kazanan taraf her zaman açıktır ve kaynaklar bunu doğrudan söyler» diye düşünülür.
Doğrusu

Kadeş örneğinde görüldüğü gibi, iki taraf da kendi zaferini ilan edebilir; savaşın gerçek sonucu, çoğu zaman sonraki olaylardan, yani toprakların kimde kaldığından ve kimin kimden neyi elde ettiğinden çıkarılır.

Cevap — karşılaştırarak okumak

Öyleyse aynı savaşı iki taraf neden farklı anlatır? Birincisi, her tarafın kendi okurları vardı: Ramses'in yazıtları Mısır halkına ve tanrılara, Hitit metinleri Hitit sarayına ve müttefiklerine yönelikti. İkincisi, her anlatının bir amacı vardı: hükümdarın meşruiyetini güçlendirmek, yenilgiyi gizlemek, müttefikleri etkilemek. Üçüncüsü, her anlatı kendi geleneğinin biçimini izledi: Mısır'da firavunun tanrısal zafer destanı, Hitit'te kralın tanrılar önünde hesap verdiği yıllık ve yazıtlar.

Tarihçinin bu farklılıklar karşısındaki görevi, bir tarafı seçip öbürünü reddetmek değil, iki anlatıyı karşılaştırmak ve onları üçüncü tür kanıtlarla, yani sonraki olaylarla, arkeolojik buluntularla ve antlaşmalarla sınamaktır. Kadeş'in gerçek sonucunu bize söyleyen, ne Ramses'in yazıtları ne de Hitit metinleri tek başına, onların karşılaştırılması ve savaştan sonraki sınırın nerede kaldığıdır.

Bugünle bağ — iki ülke, bir anma

Bakış açısının farklılığı, yalnızca uzak geçmişin savaşlarında değil, yakın tarihte de karşımıza çıkar. Çanakkale Savaşları, Türkiye'de ülkenin varlık mücadelesinin ve bir kahramanlık destanının parçası olarak anılır; Avustralya ve Yeni Zelanda'da ise 25 Nisan, ANZAC Günü olarak, bu iki ulusun kimliğinin doğduğu bir yas ve anma günü olarak kutlanır. Aynı savaş, iki farklı toplumda iki farklı ulusal hikâyenin kurucu anı hâline gelmiştir. Sosyolog Maurice Halbwachs'ın kavramıyla söylersek, her toplumun kolektif bellek dediğimiz ortak hatırlama biçimi, geçmişten bugünkü kimliğine hizmet eden parçaları seçer ve onları kendi anlam çerçevesine yerleştirir.

Bu farklılık, tarafların birbirini anlamasının önünde bir engel olabileceği gibi, bir köprü de olabilir. Gelibolu Yarımadası'nda her yıl düzenlenen anma törenlerinde, farklı ülkelerden insanlar, aynı savaşı kendi bakış açılarıyla ama aynı toprakta anıyor. Bakış açılarının farkında olmak, onları silmeyi değil, birbirinin yanına koyabilmeyi sağlar.

Birincil kaynak

II. Ramses'in Kadeş Savaşı'nı anlatan ve Mısır tapınaklarının duvarlarına kazınan resmî kaydında, firavunun kendi ağzından şu sözler yer alır:

When his majesty saw them, he was enraged against them, like his father, Montu, lord of Thebes. He seized the adornments of battle, and arrayed himself in his coat of mail. He was like Baal in his hour. Then he betook himself to his horses, and led quickly on, being alone by himself. He charged into the foes of the vanquished chief of Kheta, and the numerous countries which were with him. […] I charged all countries, while I was alone, my infantry and my chariotry having forsaken me. Not one among them stood to turn about.

Türkçesi: Majesteleri onları gördüğünde, babası Teb'in efendisi Montu gibi onlara öfkelendi. Savaş donanımını kuşandı ve zırhını giydi. O, kendi saatinde Baal gibiydi. Sonra atlarına yöneldi ve hızla ilerledi; tek başınaydı. Yenik Hitit reisinin düşmanlarına ve onunla birlikte olan sayısız ülkeye saldırdı. […] Bütün ülkelere tek başıma saldırdım; piyadem ve arabalı askerlerim beni terk etmişti. İçlerinden tek biri bile dönüp durmadı.

Kaynak: II. Ramses, Kadeş Savaşı'nın resmî kaydı; James Henry Breasted'in İngilizce çevirisi, Ancient Records of Egypt, cilt III (Chicago: University of Chicago Press, 1906), §§326–327, archive.org. Metinde «Kheta», Hititler için kullanılan Mısırca addır. Türkçesi bizim.

  1. Ramses kendisini hangi tanrılara benzetiyor ve bunun amacı ne olabilir?
  2. Firavunun, askerlerinin kendisini terk ettiğini açıkça söylemesi, anlatının hangi mesajını güçlendiriyor?
  3. Bu metin, Kadeş Savaşı'nın gerçek sonucu hakkında ne söyler, ne söylemez?

Tarihçiler Tartışıyor

  • Maurice Halbwachs (1925) — Les cadres sociaux de la mémoire'da hatırlamanın bireysel değil, toplumsal çerçeveler içinde gerçekleştiğini savundu; bir toplumun geçmişi nasıl hatırladığının, o toplumun bugünkü ihtiyaçları ve değerleriyle biçimlendiğini gösterdi.
  • Hayden White (1973) — Metahistory'de tarihçilerin geçmişi anlatırken olayları trajedi, komedi, romans ya da hiciv gibi olay örgülerine yerleştirdiğini, aynı olayların farklı olay örgüleriyle çok farklı anlamlar kazanabileceğini savundu. Ona göre bir tarihçinin olay örgüsü seçimi, belgelerden doğrudan çıkmaz; anlatıcının yorumunun bir parçasıdır.
  • Pierre Nora (1984) — Derlediği Les lieux de mémoire'da anıtların, bayramların, törenlerin ve simgelerin, bir ulusun kolektif belleğini taşıyan «bellek mekânları» olduğunu inceledi; bellek ile tarih arasındaki farkı vurguladı.
  • Trevor Bryce (2005) — The Kingdom of the Hittites'te Kadeş Savaşı'nı Mısır ve Hitit kaynaklarını karşılaştırarak yeniden değerlendirdi; Mısır'ın zafer anlatısının, savaş sonrası siyasi durumla örtüşmediğini gösterdi.

Halbwachs ve Nora kolektif belleğin toplumsal çerçevelerini, White anlatının biçiminin anlamı nasıl belirlediğini, Bryce ise iki tarafın kaynaklarını karşılaştırmanın yöntemini öne çıkarıyor. Kadeş örneğinde bu yaklaşımlar birbirini tamamlıyor: Ramses'in yazıtları, White'ın diliyle bir romans, yani kahramanın sınavdan zaferle çıktığı bir olay örgüsüdür; Halbwachs ve Nora'nın diliyle, tapınak duvarları firavunun kurmak istediği belleğin taşıyıcılarıdır; Bryce ise bu anlatıyı Hitit kaynaklarıyla yan yana koyarak sınar. Tartışma, bakış açısının tarihin bir kusuru mu, yoksa onun kaçınılmaz ve incelenmesi gereken bir boyutu mu olduğu sorusunu, ikincisinin lehine cevaplıyor.

Derine İn

Bakış açısını incelemenin ilk adımı, yazarın kim olduğunu ve kime yazdığını sormaktır. Ramses'in yazıtları, bir hükümdarın kendi halkına ve tanrılara sunduğu bir hesaptı; amacı, olayları nesnel biçimde kaydetmek değil, firavunun tanrısal görevini yerine getirdiğini göstermekti. Aynı olayı anlatan bir Hitit saray kâtibinin amacı ise, kendi kralının gücünü ve tanrıların ona verdiği desteği vurgulamaktı. Bu amaçları bilen okur, iki metnin her cümlesinde kimin konuştuğunu duymaya başlar.

İkinci adım, anlatının biçimine bakmaktır. Mısır'da savaş anlatıları, belirli kalıpları izleyen bir türdü: firavun, düzeni tehdit eden kaotik güçleri yenen bir kahramandı. Bu kalıp, her savaşın benzer biçimde anlatılmasına yol açıyordu. Tarihçi, bir anlatının hangi kısmının olayın kendisinden, hangi kısmının türün geleneklerinden geldiğini ayırt etmeye çalışır.

Üçüncü adım, sessizlikleri okumaktır. Ramses'in yazıtları, savaşın sonrasında ne olduğunu, yani Mısır ordusunun Kadeş'i alamadan geri çekildiğini anlatmaz. Bu sessizlik, anlatılan kadar önemlidir. Bir tarafın neyi anlatmadığı, çoğu zaman neyi gizlemek istediğini gösterir. Tarihçi, belgelerin söylediklerinin yanında söylemediklerini de sorgular.

Son olarak, bakış açısı yalnızca geçmişin yazarlarına değil, bugünün tarihçilerine de aittir. Ulusal tarih yazımları, çoğu zaman kendi ülkelerinin bakış açısını öne çıkarır. Bir Mısırlı ve bir Türk tarihçi, Kadeş'i farklı vurgularla anlatabilir; biri Ramses'in cesaretini, öbürü Hititlerin stratejik başarısını öne çıkarabilir. Tarihçinin kendi bakış açısının farkında olması ve onu okura açıkça göstermesi, dürüst bir tarih yazımının koşuludur.

Bu adımları bir çalışma tablosuna dönüştürmek mümkün. Kadeş için iki sütunlu bir tablo düşün. Birinci satıra yazarı yaz: bir yanda firavunun sarayı ve tapınak rahipleri, öbür yanda Hitit kralının kâtipleri. İkinci satıra okuru: tapınağa gelen Mısırlılar ve tanrılar; Hitit sarayı, vasal krallar ve yine tanrılar. Üçüncü satıra amacı: firavunun kozmik düzeni koruduğunu kanıtlamak; Hitit kralının meşruiyetini ve Suriye'deki hâkimiyetini pekiştirmek. Dördüncü satıra biçimi: taşa kazınmış destan ve kabartma; kil tablete yazılmış kraliyet metni ve diplomatik yazışma. Beşinci satıra da sessizliği: Mısır tarafı geri çekilmeyi anlatmaz; Hitit tarafı, elimizdeki metinlerde, savaşın ayrıntılı akışını anlatmaz.

Tablo dolduğunda, iki kaynağın neden farklı konuştuğu büyük ölçüde açıklanmış olur; ama hâlâ bir soru kalır: gerçekte ne oldu? İşte bu noktada tabloya bir üçüncü sütun eklenir: iki tarafın da kontrol edemediği kanıtlar. Savaştan sonra Amurru gibi sınır krallıklarının hangi tarafa bağlandığı, Mısır'ın sonraki seferlerinin nereye kadar uzanabildiği ve on beş yıl sonra imzalanan antlaşmanın maddeleri, bu sütuna girer. Tarihçinin yargısı, en çok bu üçüncü sütuna yaslanır.

Bu yöntemin bir sınırı da var. Üçüncü sütundaki kanıtlar da çoğu zaman bir tarafın arşivinden gelir; tamamen tarafsız bir kanıt nadiren bulunur. Bu yüzden tarihçi, kesinlik yerine olasılık diliyle konuşur: «büyük ihtimalle», «kanıtların çoğu şunu gösteriyor» gibi ifadeler, bir zayıflık değil, dürüstlüğün işaretidir. Kadeş hakkında bugün söyleyebileceğimiz en güvenilir cümle, Mısır'ın zafer iddiasının savaş sonrası durumla örtüşmediği ve savaşın ardından iki gücün de ötekini yok edemeyeceğini kabul edip barışa yöneldiğidir.

Uzman Notu

Temel literatür

  • James Henry Breasted, Ancient Records of Egypt, cilt III (Chicago: University of Chicago Press, 1906).
  • Maurice Halbwachs, Les cadres sociaux de la mémoire (Paris: Alcan, 1925).
  • Hayden White, Metahistory: The Historical Imagination in Nineteenth-Century Europe (Baltimore: Johns Hopkins University Press, 1973).
  • Pierre Nora (ed.), Les lieux de mémoire, c. 1 (Paris: Gallimard, 1984).
  • Trevor Bryce, The Kingdom of the Hittites, yeni baskı (Oxford: Oxford University Press, 2005).
  • Mark Healy, Qadesh 1300 BC: Clash of the Warrior Kings (Oxford: Osprey, 1993).

Arşiv ve kaynak

Breasted'in beş ciltlik Mısır yazıtları çevirisinin tarama kopyaları archive.org üzerinden serbestçe okunabiliyor. Kadeş Antlaşması'nın Hitit nüshası İstanbul Arkeoloji Müzeleri'nde; Hattuşa kazılarından çıkan binlerce kil tablet ise Ankara'daki Anadolu Medeniyetleri Müzesi'nde ve İstanbul'da korunuyor.

Açık sorular

  • Kadeş Savaşı'nın gerçek askerî sonucu neydi: Hitit zaferi mi, beraberlik mi?
  • İki tarafın anlatıları arasındaki farklar, hangi ölçüde bilinçli propaganda, hangi ölçüde farklı geleneklerin ürünüdür?
  • Ulusal tarih yazımları, ortak bir geçmişi farklı bakış açılarıyla anlatırken birbirleriyle nasıl diyalog kurabilir?

Mini sınav

  1. (Hedef 1) II. Ramses, Kadeş Savaşı'nı yazıtlarında nasıl anlattı? A) Bir yenilgi olarak B) Hiç anlatmadı C) Tek başına düşmanı yendiği büyük bir zafer olarak D) Bir barış görüşmesi olarak
  2. (Hedef 1) Kadeş Savaşı'ndan sonra Kadeş kenti kimin denetiminde kaldı? A) Hititlerin B) Mısırlıların C) Asurluların D) Hiç kimsenin
  3. (Hedef 2) Ramses'in yazıtlarının temel amacı neydi? A) Olayları tarafsız biçimde kaydetmek B) Firavunun tanrısal görevini yerine getirdiğini ve kahramanlığını göstermek C) Hititleri övmek D) Askerlerini ödüllendirmek
  4. (Hedef 2) Kadeş Antlaşması'nın Hitit nüshası nerede bulundu ve bugün nerede? A) Karnak'ta bulundu, Kahire'de B) Babil'de bulundu, Londra'da C) Truva'da bulundu, Berlin'de D) Hattuşa'da bulundu, İstanbul Arkeoloji Müzeleri'nde
  5. (Hedef 3) Aynı savaşı anlatan iki tarafın kaynakları arasındaki farkı değerlendirmenin en iyi yolu nedir? A) Kazanan tarafın anlatısını seçmek B) Her iki anlatıyı karşılaştırmak ve sonraki olaylar, arkeolojik buluntular ve antlaşmalar gibi üçüncü tür kanıtlarla sınamak C) Her iki anlatıyı da tamamen reddetmek D) Yalnızca daha uzun olan anlatıya güvenmek

Açık uçlu soru

(Hedef 3) Kadeş Savaşı'nın Mısır ve Hitit anlatılarını karşılaştır. Her iki tarafın bakış açısını belirleyen etkenleri, yani yazarı, okuru, amacı ve anlatının biçimini açıkla. Savaşın sonucu hakkında hangi kanıtlara dayanarak daha dengeli bir yorum kurabileceğini gerekçeleriyle göster.

Cevaplar

  1. C — Ramses, savaşı tek başına düşmanı yendiği büyük bir zafer olarak anlattı.
  2. A — Savaştan sonra Kadeş Hitit denetiminde kaldı.
  3. B — Yazıtların amacı, firavunun tanrısal görevini yerine getirdiğini ve kahramanlığını göstermekti.
  4. D — Hitit nüshası Hattuşa'da bulundu ve bugün İstanbul Arkeoloji Müzeleri'nde korunuyor.
  5. B — İki anlatı karşılaştırılmalı ve üçüncü tür kanıtlarla sınanmalıdır.

Güçlü bir cevap, Ramses'in yazıtlarının firavunun meşruiyetine hizmet eden bir zafer destanı olduğunu, Hitit kaynaklarının ise kendi kralının başarısını vurguladığını belirtir. Savaş sonrası sınırın konumunu ve barış antlaşmasının iki nüshasını karşılaştırarak, savaşın berabere ya da stratejik olarak Hititlerin lehine sonuçlandığı yorumunu gerekçelendirir.

Sonraki bölüme köprü

Ramses'in yazıtlarında bütün savaş tek bir kişinin, firavunun cesaretine bağlanıyordu; askerler, generaller ve iki imparatorluğun güç dengesi neredeyse görünmüyordu. Bu, tarih yazımının çok eski bir sorusunu gündeme getiriyor. Bir sonraki bölümün sorusu tam da bu: tarihi büyük adamlar mı yapar, yoksa büyük güçler mi?

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Görsel plan ve seslendirme notları

Animasyon ve seslendirme notları

Görsel plan

  • 0:00–1:10 Kanca: bir Mısır tapınağının duvarında savaş arabasındaki firavun kabartması; çevresinde düşman askerleri ve nehir. «MÖ 1274 civarı» kartı.
  • 1:10–3:00 Bağlam: Yakın Doğu haritası; Mısır güneyde, Hitit İmparatorluğu Anadolu'da, aralarında Suriye'deki sınır kentleri ve Kadeş.
  • 3:00–5:30 Gelişme: iki sütun: solda Mısır tapınak yazıtları, sağda Hitit kil tabletleri; ortada aynı olayın iki farklı sonucu.
  • 5:30–7:40 Dönüş noktası: barış antlaşmasının iki nüshası yan yana: Karnak duvarındaki hiyeroglifler ve Hattuşa'dan çıkan kil tablet.
  • 7:40–9:40 Kapanış: Gelibolu'da iki farklı anma töreni; aynı toprakta farklı bayraklar ve farklı hikâyeler.

Kişiler yüzsüz silüet; kabartma ve tablet görselleri müzelerin açık erişim fotoğraflarından.