İçeriğe geç

Bölüm GT-002.09 · Seviye 0 — KapıSeviye 0

Avrupa neden 1500'den sonra öne geçti?

GT-002 300.000 Yılda İnsanlık: Büyük Resim

2.637 kelime · yaklaşık 12 dakika okuma · seslendirme 8 dk

Dönem
1498–1800
Bölge
Dünya
Tema
Savaş · Deniz · Ekonomi
Kişiler
Francis Bacon · Vasco da Gama · Afonso de Albuquerque · Hadım Süleyman Paşa · Geoffrey Parker · Charles Tilly · John Brewer · Tonio Andrade · Giancarlo Casale
Yerler
Lizbon · Goa · Malakka · Diu · Amsterdam · Hint Okyanusu
Sınav
YKS konusu

Yapay zekâ desteğiyle yazıldı; tarih, rakam ve alıntılar kaynağından doğrulandı. Alan uzmanı denetimi henüz yapılmadı. Bir hata görürsen metnin ilgili yerini işaretleyip bildir.

Öğrenme hedefleri

  • 1500 civarında dünyanın güç dengesini ve Avrupa'nın bu dengedeki yerini, Osmanlı, Safevi, Babür ve Ming devletleriyle karşılaştırarak anlatabileceksin.
  • Avrupa'nın 1500–1800 arasındaki deniz ve askerî yayılmasını açıklayan başlıca etkenleri, yani askerî devrimi, devletler arası rekabeti, mali-askerî devleti ve ticaret şirketlerini örneklerle açıklayabileceksin.
  • «Avrupa 1500'den sonra her alanda öne geçti» görüşünü, Asya'daki büyük devletlerin gücüne ve yeni araştırmalara dayanarak değerlendirebileceksin.

Okuma metni

Kanca — üç buluş

1620'de İngiliz düşünür Francis Bacon, bilimin yöntemini yeniden kurmaya çalıştığı Novum Organum adlı kitabında, dünyayı değiştiren üç buluştan söz etti: matbaa, barut ve pusula. Bacon'a göre bu üç buluş, önce edebiyatın, sonra savaşın, en son da denizciliğin görünümünü ve durumunu değiştirmişti; hiçbir imparatorluk, hiçbir mezhep, hiçbir yıldız, insan işleri üzerinde bu mekanik buluşlardan daha büyük bir etki yaratmamıştı.

Bacon'ın saydığı üç buluşun ortak bir yanı vardı, ama Bacon bunu bilmiyordu: üçü de ilk olarak Çin'de ortaya çıkmıştı. Kâğıt ve baskı, barut ve manyetik pusula, Avrupa'ya yüzyıllar içinde, Avrasya'nın ticaret ve savaş yolları üzerinden ulaşmıştı. Ama 1620'de bu buluşları en yoğun biçimde okyanus aşırı yayılmanın hizmetine sokan, Avrupalı devletler ve tüccarlardı. Bu bölüm, bu yayılmanın nedenlerini soruyor: Avrupa 1500'den sonra neden öne geçti ve gerçekten her alanda mı öne geçti?

Bağlam — 1500'de dünya

1500 civarında dünyaya bakan biri, Avrupa'nın yakında dünyanın büyük kısmına egemen olacağını tahmin edemezdi. Dünyanın en kalabalık ve en zengin devleti Ming Çin'iydi. Osmanlı İmparatorluğu, Balkanlar'dan Anadolu'ya uzanıyor, birkaç yıl içinde Suriye'yi, Mısır'ı ve Hicaz'ı alacaktı. İran'da Safeviler, Hindistan'da ise birkaç on yıl sonra Babürler, büyük ve güçlü devletler kuracaktı. Bu devletlerin çoğu, Avrupalılar kadar ustalıkla, barutlu silahları, yani topları ve tüfekleri, ordularında etkili biçimde kullanıyordu.

Avrupa ise siyasi olarak parçalıydı. İspanya, Portekiz, Fransa, İngiltere, Habsburg toprakları ve İtalyan kent devletleri, birbiriyle sürekli rekabet ve savaş içindeydi. Bu parçalanmışlık, ilk bakışta bir zayıflık gibi görünüyordu. Aynı dönemde Osmanlı ordusu, 1529'da Viyana'yı kuşatacak kadar Avrupa'nın içlerine ilerlemişti; Avrupa'nın pek çok hükümdarı, Osmanlı'yı kendi dönemlerinin en güçlü askerî devleti olarak görüyordu. Ama bugün birçok araştırmacı, Avrupa'nın sonraki yüzyıllardaki yayılmasının önemli nedenlerinden birinin tam da bu olduğunu düşünüyor.

Gelişme — denizden gelen güç

Avrupa'nın yayılması, önce denizde başladı. Portekiz, on beşinci yüzyıl boyunca Lizbon'dan Afrika'nın batı kıyısı boyunca adım adım güneye inen seferler düzenlemiş, kıyıda ticaret istasyonları kurmuştu; Hindistan yolculuğu, bu uzun deniz deneyiminin sonucuydu. Vasco da Gama komutasındaki Portekiz gemilerinin Ümit Burnu'nu dolaşıp Malabar kıyısına varmasından sonra Portekizliler, Hint Okyanusu'nda bir dizi kale ve liman kurdu. Portekiz valisi Afonso de Albuquerque, 1510'da Hindistan'ın batı kıyısındaki Goa'yı, 1511'de Güneydoğu Asya'nın en önemli ticaret limanlarından Malakka'yı ele geçirdi. Portekizliler, Hint Okyanusu'nun geniş ve çok merkezli ticaretini tümüyle denetleyemedi; ama toplarla donanmış gemileri ve stratejik limanlardaki kaleleri sayesinde, bazı yolları ve malları kendi çıkarlarına göre yönlendirebildi.

Bu yayılma, Osmanlı İmparatorluğu'yla da karşılaştı. Osmanlılar, on altıncı yüzyılda Kızıldeniz'de, Basra Körfezi'nde ve Hint Okyanusu'nda Portekizlilere karşı donanmalar gönderdi. 1538'de Hadım Süleyman Paşa komutasındaki bir Osmanlı donanması, Hindistan'ın Gujarat kıyısındaki Diu'yu kuşattı. Bu kuşatma başarısız oldu; ama Osmanlılar, Kızıldeniz'i ve Basra Körfezi'nin büyük kısmını Portekizlilere kapatmayı başardı. Tarihçi Giancarlo Casale, bu döneme «Osmanlı keşif çağı» adını vererek, Hint Okyanusu'ndaki yarışın yalnızca bir Avrupa hikâyesi olmadığını gösterdi.

Osmanlı'nın bu siyaseti, Portekiz'inkinden farklıydı. Osmanlılar, uzak denizlerde kalıcı bir deniz imparatorluğu kurmaya değil, Mısır'ın ve Kızıldeniz'in ticaretini korumaya, hac yollarını güvence altına almaya ve Hint Okyanusu'ndaki Müslüman devletlerle ittifaklar kurmaya odaklandı. Yani aynı okyanusta, farklı hedefleri olan farklı güçler yarışıyordu.

On yedinci yüzyılın başında yeni bir güç ortaya çıktı: anonim ticaret şirketi. Bu, pek çok ortağın sermayesini bir araya getiren, ortakların yalnızca yatırdıkları payla sorumlu olduğu ve sürekliliği olan bir şirket biçimiydi. 1600'de İngiliz Doğu Hindistan Şirketi, 1602'de Hollanda Birleşik Doğu Hindistan Şirketi kuruldu. Bu şirketler, pek çok yatırımcının sermayesini bir araya getiriyor, devletten aldıkları ayrıcalıklarla kendi ordularını ve donanmalarını kuruyor, antlaşmalar imzalıyor ve savaşlar yapıyordu. Hollanda şirketi, on yedinci yüzyılda Endonezya'nın baharat adalarını denetim altına aldı; İngiliz şirketi ise on sekizinci yüzyılın ortasından itibaren Hindistan'ın büyük kısmını fethetmeye başladı. Bu şirketlerin başarısında, borsada hisse satarak büyük sermaye toplamaları, kârı uzun vadeli yatırımlara yönlendirebilmeleri ve devletten aldıkları tekel ayrıcalıkları belirleyici oldu. Böylece özel sermaye ile devletin askerî gücü, daha önce görülmemiş bir biçimde birleşti.

Dönüş noktası — savaşın devrimi

Avrupa'nın yayılmasını açıklayan en etkili kuramlardan biri, «askerî devrim» kuramıdır. İngiliz tarihçi Geoffrey Parker, 1988'de, on altıncı ve on yedinci yüzyıllarda Avrupa'da savaşın köklü biçimde değiştiğini savundu. Topçu ateşine dayanıklı yeni kale mimarisi, tüfekli piyade birlikleri, büyük ve sürekli ordular ve toplarla donanmış savaş gemileri, Avrupa devletlerine dünyanın başka yerlerinde eşi az görülen bir askerî güç kazandırmıştı. Parker'a göre bu değişim, Avrupa'nın sürekli iç savaşlarının bir sonucuydu: birbiriyle yarışan devletler, yenilmemek için sürekli yenilik yapmak zorundaydı.

Amerikalı sosyolog Charles Tilly ise bu rekabetin devletin kendisini nasıl dönüştürdüğüne baktı. Ona göre savaşlar, devletleri daha fazla vergi toplamaya, daha büyük bürokrasiler kurmaya ve borçlanmaya zorladı; bu süreç, modern Avrupa devletlerini yarattı. İngiliz tarihçi John Brewer, Britanya'nın 1688 ile 1783 arasında nasıl verimli bir vergi sistemi, bir merkez bankası ve bir borçlanma düzeni kurarak büyük savaşları finanse edebilen bir «mali-askerî devlete» dönüştüğünü gösterdi.

Yaygın yanlış«Avrupa 1500'den itibaren her alanda dünyanın geri kalanından üstündü» diye sık düşünülür.
Doğrusu

On altıncı ve on yedinci yüzyıllarda Osmanlı, Safevi, Babür ve Ming devletleri, kara savaşlarında ve toprak yönetiminde Avrupa'nın gerisinde değildi. Avrupa'nın üstünlüğü, önce denizde ve belirli ticaret yollarında görüldü; karada ve genel olarak belirgin hâle gelmesi, çoğu bölgede on sekizinci ve on dokuzuncu yüzyılları buldu.

Cevap — rekabet, deniz ve para

Öyleyse Avrupa neden 1500'den sonra öne geçti? Birinci etken, siyasi parçalanmışlığın doğurduğu sürekli rekabetti: birbirleriyle savaşan devletler, askerî teknolojiyi, örgütlenmeyi ve finansmanı sürekli geliştirmek zorundaydı. İkinci etken, denizdi: Atlantik kıyısındaki devletler, okyanus aşırı ticaretten ve sömürgelerden büyük kaynaklar elde etti ve bunları deniz gücüne dönüştürdü. Üçüncü etken, anonim şirketler ve borçlanma kurumları gibi, büyük sermayeyi uzun vadeli ve riskli girişimlere yönlendirebilen yeni kurumlardı. Üçü tek tek değil, bir döngü içinde işledi: rekabet, deniz gücüne yatırımı zorunlu kıldı; deniz gücü, ticaretten gelir getirdi; ticaret geliri, yeni kurumlar aracılığıyla yeniden savaşa ve yayılmaya aktarıldı.

Ama bu öne geçiş, yavaş, eşitsiz ve bölgeden bölgeye farklıydı; bir yerde yüzyıllar süren bir süreç, başka bir yerde birkaç on yılda tamamlandı. 1500'de ya da 1600'de Avrupa, dünyanın büyük imparatorlukları arasında yalnızca biriydi. Avrupa'nın gerçek anlamda, yani hem denizde hem karada, hem ticarette hem üretimde küresel bir üstünlük kurması, ancak 1750'den sonraki yüzyılda, makineleşmiş üretimin getirdiği güçle mümkün oldu.

Bugünle bağ — şirket ve devlet

Bugün dünyanın en büyük şirketleri, bazı devletlerden daha zengin; ama hiçbiri kendi ordusunu kurup savaş ilan edemiyor. Bu sınır, kendiliğinden oluşmadı: İngiliz Doğu Hindistan Şirketi'nin Hindistan'daki yönetimi, 1857'deki büyük ayaklanmanın ardından sona erdirildi ve ülkenin yönetimi doğrudan İngiliz devletine geçti. 1600'lerde ve 1700'lerde ise Hollanda ve İngiliz Doğu Hindistan şirketleri tam olarak bunu yaptı. Şirket ile devlet arasındaki sınırın nasıl çizileceği, o dönemin sömürgeci deneyimiyle bugün hâlâ tartışılan bir sorudur.

Avrupa'nın yükselişi, dünyanın büyük bir bölümü için sömürgecilik, köleleştirme ve ekonomik bağımlılık anlamına geldi. Bu uzun ve çok yönlü tarihi anlamak, bugünkü küresel eşitsizliklerin ve bu eşitsizliklere dair tartışmaların köklerini anlamak için gereklidir.

Birincil kaynak

İngiliz düşünür Francis Bacon, 1620'de yayımlanan Novum Organum'un birinci kitabında buluşların gücünü şöyle anlatır:

Again, we should notice the force, effect, and consequences of inventions, which are nowhere more conspicuous than in those three which were unknown to the ancients; namely, printing, gunpowder, and the compass. For these three have changed the appearance and state of the whole world: first in literature, then in warfare, and lastly in navigation; and innumerable changes have been thence derived, so that no empire, sect, or star, appears to have exercised a greater power and influence on human affairs than these mechanical discoveries.

Türkçesi: Ayrıca buluşların gücüne, etkisine ve sonuçlarına dikkat etmeliyiz; bunlar, eskilerin bilmediği şu üç buluşta olduğu kadar hiçbir yerde açıkça görülmez: matbaa, barut ve pusula. Çünkü bu üçü, bütün dünyanın görünümünü ve durumunu değiştirmiştir: önce edebiyatta, sonra savaşta, en son da denizcilikte; bunlardan sayısız değişiklik doğmuştur; öyle ki hiçbir imparatorluk, hiçbir mezhep, hiçbir yıldız, insan işleri üzerinde bu mekanik buluşlardan daha büyük bir güç ve etki göstermiş görünmez.

Kaynak: Francis Bacon, Novum Organum (Londra, 1620), I. kitap, 129. aforizma; Joseph Devey'in yayımladığı İngilizce çeviri, Novum Organum or True Suggestions for the Interpretation of Nature (New York: P. F. Collier & Son), Project Gutenberg. Türkçesi bizim.

  1. Bacon'a göre üç buluş dünyayı hangi alanlarda ve hangi sırayla değiştirdi?
  2. Bacon, bu buluşların Çin kökenli olduğunu bilmiyordu. Bu, onun dünya tarihine bakışı hakkında ne söylüyor?
  3. Bacon'ın «hiçbir imparatorluk bu buluşlardan daha etkili olmadı» iddiası, Avrupa'nın yayılmasını açıklamak için yeterli midir?

Tarihçiler Tartışıyor

  • Geoffrey Parker (1988) — The Military Revolution'da on altıncı ve on yedinci yüzyıllarda Avrupa'da kale mimarisinde, piyade taktiklerinde, ordu büyüklüğünde ve deniz topçuluğunda yaşanan değişimlerin, Avrupa'nın denizaşırı yayılmasının temel nedenlerinden biri olduğunu savundu.
  • John Brewer (1989) — The Sinews of Power'da Britanya'nın Şanlı Devrim'den sonraki yüz yılda verimli vergi toplama, merkez bankası ve kamu borçlanması kurumlarıyla büyük savaşları finanse edebilen bir mali-askerî devlete dönüştüğünü gösterdi.
  • Charles Tilly (1990) — Coercion, Capital, and European States'te Avrupa devletlerinin sürekli savaşların baskısıyla vergi, bürokrasi ve ordu kurumlarını geliştirdiğini, savaşın devleti, devletin de savaşı biçimlendirdiğini savundu.
  • Tonio Andrade (2016) — The Gunpowder Age'de Çin'in askerî teknolojide uzun süre Avrupa'yla boy ölçüştüğünü, iki bölge arasındaki büyük askerî farkın ancak on sekizinci yüzyılda, Çin'in uzun bir barış dönemine girdiği sırada açıldığını savundu.

Bu dört yazarın ortak noktası, Avrupa'nın yayılmasını kültür ya da ırk gibi değişmez etkenlerle değil, belirli dönemlerde ortaya çıkan kurumsal ve teknolojik değişimlerle açıklamalarıdır. Parker askerî yeniliği, Brewer ve Tilly devletin savaşla dönüşümünü, Andrade ise Avrupa'nın askerî üstünlüğünün sanıldığından geç geldiğini öne çıkarıyor. Parker ve Tilly'nin açıklamaları birbirini tamamlıyor: biri savaşın araçlarını, öbürü o araçları finanse eden devleti anlatıyor. Tartışma, Avrupa'nın öne geçişinin ne zaman başladığı ve rekabetin mi yoksa başka etkenlerin mi belirleyici olduğu sorusu etrafında dönüyor.

Derine İn

Avrupa'nın 1500 sonrasındaki yayılmasını anlatırken en sık yapılan hata, sonucu başlangıca yansıtmaktır. On dokuzuncu yüzyılda Avrupa'nın dünyanın büyük kısmına egemen olduğunu bildiğimiz için, 1500'deki her Avrupa girişimini bu egemenliğin başlangıcı gibi okuma eğilimindeyiz. Bu hataya tarihçiler «erekselcilik», yani tarihi bilinen bir sona doğru kaçınılmaz biçimde ilerliyormuş gibi okuma der. Oysa 1500'lerde ve 1600'lerde Avrupalıların Asya'daki varlığı, çoğu zaman kıyıdaki birkaç kale ve ticaret kolonisiyle sınırlıydı. Babür İmparatorluğu ya da Ming Çin'i, Avrupalı tüccarları kendi koşullarına göre kabul ediyor ya da reddediyordu. Japonya ise on yedinci yüzyılın başında Avrupalıların çoğunu ülkeden çıkardı ve Avrupalılardan yalnızca Hollandalılara, Nagazaki açıklarındaki küçük bir adada sınırlı bir ticaret izni verdi.

İkinci bir güçlük, okul kitaplarında çoğu zaman tek bir anlatıya sıkıştırılan Amerika ile Asya arasındaki farktır. Avrupalıların Amerika'daki fetihleri, yerli halkların salgın hastalıklarla büyük ölçüde azalması, yerel siyasi bölünmeler ve Avrupalı silahların ve atların sağladığı üstünlükle görece hızlı oldu. Asya'da ise Avrupalılar, büyük, kalabalık ve güçlü devletlerle karşılaştı; bu devletlere karşı toprak fethi, çok daha uzun zaman aldı. Bu yüzden «Avrupa'nın yayılması», Amerika'da ve Asya'da çok farklı hızlarda ve biçimlerde gerçekleşti. Hindistan'da bile İngiliz Doğu Hindistan Şirketi'nin toprak fethi, Babür İmparatorluğu'nun on sekizinci yüzyılın başında zayıflamasından ve yerel güçlerin birbiriyle rekabetinden yararlanarak mümkün oldu; şirket, çoğu zaman bu yerel güçlerden biriyle ittifak kurarak öbürünü yeniyordu.

Üçüncü olarak, askerî devrim kuramı da, onu ilk ortaya atanların beklemediği kadar yoğun biçimde eleştirildi. Bazı tarihçiler, Avrupa'daki askerî değişimlerin bir «devrim» sayılacak kadar hızlı olmadığını, yüzyıllara yayılan bir süreç olduğunu savundu. Başkaları, Osmanlı ordusunun on altıncı yüzyılda topçu ve tüfekli piyadede, özellikle yeniçeri birliklerinin ateşli silah kullanımında, Avrupa ordularının gerisinde olmadığını, hatta birçok alanda önde olduğunu gösterdi. Tonio Andrade'nin Çin üzerine araştırmaları da, askerî farkın sanıldığından çok daha geç açıldığını düşündürüyor. Andrade, örnek olarak, 1661–1662'de Tayvan'daki Hollanda kalesinin Çinli komutan Zheng Chenggong'a teslim olmasını, bu dönemde Çin ordularının Avrupa'nın en güçlü şirketlerinden birini yenebildiğinin bir örneği olarak inceledi.

Son olarak, bu tartışmanın göz ardı edilmemesi gereken bir değer yargısı boyutu var. «Avrupa neden öne geçti?» sorusu, sessizce bir koşu pisti ve bir bitiş çizgisi hayal eder. Oysa Avrupa'nın yayılması, dünyanın büyük bir bölümü için fetih, sömürgecilik, köleleştirme ve kültürel yıkım anlamına geldi. Tarihçi, bu yayılmanın nedenlerini açıklarken, onu bir başarı hikâyesi olarak değil, bedelleriyle birlikte ele almak zorundadır. Açıklamak, haklı çıkarmak değildir; bir sürecin nasıl gerçekleştiğini anlamak, onun doğurduğu acıları görmezden gelmeyi gerektirmez. Tersine, nedenleri doğru anlamak, bu acıların nasıl ve neden ortaya çıktığını da daha açık biçimde gösterir.

Uzman Notu

Temel literatür

  • Geoffrey Parker, The Military Revolution: Military Innovation and the Rise of the West, 1500–1800 (Cambridge: Cambridge University Press, 1988).
  • John Brewer, The Sinews of Power: War, Money and the English State, 1688–1783 (Londra: Unwin Hyman, 1989).
  • Charles Tilly, Coercion, Capital, and European States, AD 990–1990 (Oxford: Blackwell, 1990).
  • Femme S. Gaastra, The Dutch East India Company: Expansion and Decline (Zutphen: Walburg Pers, 2003).
  • Giancarlo Casale, The Ottoman Age of Exploration (Oxford: Oxford University Press, 2010).
  • Tonio Andrade, The Gunpowder Age: China, Military Innovation, and the Rise of the West in World History (Princeton: Princeton University Press, 2016).

Arşiv ve kaynak

Bacon'ın Novum Organum'u Project Gutenberg'de bulunur. Hollanda Doğu Hindistan Şirketi'nin arşivleri Lahey'deki Ulusal Arşiv'de, İngiliz Doğu Hindistan Şirketi'nin kayıtları Londra'daki British Library'de korunuyor. Osmanlı'nın Hint Okyanusu siyasetine dair belgeler, Cumhurbaşkanlığı Devlet Arşivleri'nin mühimme defterlerinde incelenebilir.

Açık sorular

  • Avrupa'nın askerî üstünlüğü ne zaman başladı: on altıncı yüzyılda mı, on sekizinci yüzyılda mı?
  • Avrupa'nın siyasi parçalanmışlığı gerçekten bir avantaj mıydı, yoksa bu görüş sonradan kurulmuş bir açıklama mı?
  • Osmanlı İmparatorluğu'nun Hint Okyanusu'ndaki rolü, Avrupa merkezli anlatılarda neden uzun süre görmezden gelindi?

Mini sınav

  1. (Hedef 1) 1500 civarında dünyanın en kalabalık ve en zengin devleti hangisiydi? A) Portekiz B) Ming Çin'i C) İngiltere D) Hollanda
  2. (Hedef 1) «Barut imparatorlukları» kavramı hangi devletleri kapsar? A) Portekiz, İspanya ve Hollanda B) Roma ve Pers C) Osmanlı, Safevi ve Babür D) Moğollar ve Hunlar
  3. (Hedef 2) Geoffrey Parker'ın «askerî devrim» kuramı neyi savunur? A) Avrupa'da yeni kale mimarisi, tüfekli piyade ve deniz topçuluğundaki değişimlerin yayılmanın temel nedenlerinden biri olduğunu B) Avrupa'nın hiç savaşmadığını C) Barutun Avrupa'da icat edildiğini D) Askerî gücün hiçbir önemi olmadığını
  4. (Hedef 2) Hollanda ve İngiliz Doğu Hindistan şirketlerini sıradan ticaret şirketlerinden ayıran özellik neydi? A) Yalnızca baharat satmaları B) Hiç sermayeleri olmaması C) Yalnızca Avrupa'da faaliyet göstermeleri D) Devletten aldıkları ayrıcalıklarla kendi ordularını kurup savaş yapabilmeleri
  5. (Hedef 3) Tonio Andrade'nin araştırması Avrupa'nın askerî üstünlüğü hakkında ne gösterdi? A) Üstünlüğün 1500'de başladığını B) Çin ile Avrupa arasındaki büyük askerî farkın ancak on sekizinci yüzyılda açıldığını C) Çin'in hiç barut kullanmadığını D) Avrupa'nın hiçbir zaman öne geçmediğini

Açık uçlu soru

(Hedef 3) «Avrupa 1500'den sonra öne geçti» cümlesini, Osmanlı'nın Hint Okyanusu'ndaki rolünü, barut imparatorluklarını ve Andrade'nin bulgularını hesaba katarak değerlendir. Avrupa'nın öne geçişinin hangi alanlarda, hangi bölgelerde ve ne zaman gerçekleştiğini gerekçeleriyle açıkla.

Cevaplar

  1. B — Ming Çin'i, 1500 civarında dünyanın en kalabalık ve en zengin devletiydi.
  2. C — Barut imparatorlukları kavramı Osmanlı, Safevi ve Babür imparatorluklarını kapsar.
  3. A — Parker, askerî değişimlerin Avrupa'nın yayılmasının temel nedenlerinden biri olduğunu savundu.
  4. D — Bu şirketler, devletten aldıkları ayrıcalıklarla kendi ordularını kurup savaş yapabiliyordu.
  5. B — Andrade, büyük askerî farkın ancak on sekizinci yüzyılda açıldığını savundu.

Güçlü bir cevap, Avrupa'nın öne geçişinin önce denizde ve belirli ticaret yollarında başladığını, karada ve genel olarak ise çok daha geç, on sekizinci ve on dokuzuncu yüzyıllarda belirginleştiğini belirtir. Osmanlı'nın Hint Okyanusu'ndaki direnişini ve barut imparatorluklarının gücünü örnek vererek, «1500'den sonra her alanda» ifadesinin fazla genel olduğunu gösterir.

Sonraki bölüme köprü

Avrupa'nın denizlerdeki ve ticaretteki gücü, on sekizinci yüzyılın sonuna kadar dünyanın büyük imparatorluklarını alt edecek kadar büyük değildi. Asıl kırılma, üretimin kendisinde yaşandı: makineler, fabrikalar ve kömür, birkaç ülkenin üretim gücünü eşi görülmemiş biçimde artırdı. Sıradaki bölüm bu kırılmanın sonuçlarına bakıyor: Sanayi Devrimi insanlığı nasıl ikiye böldü?

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Görsel plan ve seslendirme notları

Animasyon ve seslendirme notları

Görsel plan

  • 0:00–1:10 Kanca: Bacon'ın çalışma masası silüeti; üç simge sırayla belirir: bir baskı makinesi, bir top, bir pusula; her birinin altında küçük bir Çin haritası.
  • 1:10–3:00 Bağlam: 1500 civarında dünya haritası; Ming, Osmanlı, Safevi ve Babür devletleri büyük renkli alanlar; Avrupa küçük ve parçalı devletlere bölünmüş.
  • 3:00–5:30 Gelişme: Hint Okyanusu'nda Portekiz kaleleri noktalarla; Goa ve Malakka; Osmanlı donanmasının Kızıldeniz'den Diu'ya rotası; Amsterdam'da şirket hisselerinin alınıp satılması.
  • 5:30–7:40 Dönüş noktası: yıldız biçimli bir kale planı; tüfekli piyade düzeni; Avrupa haritasında birbiriyle savaşan devletler arasında oklar.
  • 7:40–9:40 Kapanış: Avrupa'nın denizdeki ve karadaki gücünün zaman içindeki değişimini gösteren iki ayrı eğri; karadaki eğri on sekizinci yüzyılda yükselir.

Kişiler yüzsüz silüet; fetih ve sömürge sahneleri canlandırılmaz; hareketler yalnızca oklar ve renkli alanlarla gösterilir.